{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/163 Esas<br>KARAR NO: 2024/523<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/09/2020<br>NUMARASI: 2018/1373 Esas, 2020/538 Karar<br>DAVA: İTİRAZIN İPTALİ (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen)<br>KARAR TARİHİ: 02.05.2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi, <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket nezdinde sigortalı ... Ticaret AŞ'ye ait emteanın, davalının maliki olduğu binada sigortalısına, aralarındaki sözleşme gereği depo hizmeti veren ... Lojistik'e ait depoda iken 12/02/2015 tarihinde binanın çatısının çökmesi sebebiyle zarara uğradığını, ekspertiz incelemesine göre müvekkilinin, sigortalısına farklı tarihlerde toplam 65.690,12 TL ödediğini, müvekkili şirketin, sigortalısının haklarına halef olduğu gibi temlik sebebiyle de dava ve talep hakkına sahip olduğunu, meydana gelen hasardan davalı yapı malikinin gerek tam kusurlu gerekse de kusursuz sorumluluk esaslarına göre sorumlu olduğunu, alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibin davalının itirazı üzerine durduğunu belirterek icra takibine karşı yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sigortalısı ile müvekkili şirkete ait herhangi bir deponun kullanılmasına ilişkin hiçbir sözleşmenin bulunmadığını, ayrıca sigortalı ile ... Lojistik arasında kira yahut depoculuk sözleşmesinin dava dosyasına sunulmadığını, iddia edildiği üzere zararın, müvekkiline ait depoda meydana geldiğinin kabulü halinde ... Ticaret AŞ ile müvekkili şirket aralarında hiçbir ticari, akdi, hukuki yada fiili ilişki bulunmadığını, sigortalı şirketin emtialarının, depoda bulunduğuna ilişkin bir bilgilerinin de olmadığını, talebin, sigortalı ... Ticaret AŞ ile hiçbir ticari, akdi, hukuki yada fiili ilişki bulunanlara yada onların sigorta şirketine yöneltilmesi gerektiğini, diğer taraftan müvekkilinin, çökme olan yeri işyeri paket sigortası ile ... Sigorta AŞ nezdinde sigortalattığını, kabul anlamına gelmemek üzere işbu poliçe hükümleri kapsamında alacak taleplerinin ve davanın sadece ... Sigorta AŞ'ye yöneltilmesi gerektiğini, bu nedenlerle de davanın husumet nedeniyle reddi gerektiğini, zarara ilişkin müvekkiline bir ihbar yapılmadığı gibi icra takibinin de yasal 2 yıllık zamanaşımı süresi içerisinde başlatılmadığını, müvekkilinin, yapının yapımında ve bakımında bir kusur ve sorumluluğunun olmadığını, hasarın, mücbir sebepten ötürü meydana geldiğini, müvekkili şirketin sigortacısı ... Sigorta AŞ tarafından aldırılan ekspertiz raporunda, İTÜ'den alınan rapor doğrultusunda, kusursuz olduğundan bahisle müvekkiline rücu edilemeyeceğinin belirtildiğini, olayın yaşandığı 12/02/2015 tarihinin, en yoğun kar yağışı ve fırtınanın yaşandığı tarih olduğunu, ayrıca dava konusu depolama alanının olduğu bölgenin de, yoğun kar yağışı alan bir bölge olduğunu, dolayısıyla doğal afet sayılabilecek bir fırtına ve kar yağışı sonrasında çatıda oluşan hasardan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, mücbir sebebin varlığının illiyet bağını ortadan kaldırdığını, kabul anlamına gelmemek üzere yapıda kusur varsa bile bu kusurun, sigorta şirketi tarafından bilinerek ürünlerin sigortalandığını, ayrıca yapıda kusur varsa, sigortalının bu hususu bildirmemesi beyan yükümlülüğüne aykırılık teşkil edeceğinden davacı sigortacı ya hiç yada kısmi bir tazminat ödemesi yapmış olsaydı müvekkilinden talepte bulunulamayacağını, yapılan ödemenin, muhtemelen hatır ödemesi olduğunu, takip konusu alacakların sigorta ilişkisi kapsamında ödendiğini gösteren herhangi bir dekontun dava dosyasında bulunmadığını, takip öncesi ve takip sonrası için talep edilen ticari faize de itiraz ettiklerini, davacının, müşterek sigortaya dayalı poliçedeki sorumluluk oranına göre talep edilen hasar miktarının fahiş olduğunu, müvekkili şirket ile dava dışı ... Ltd. Şti. arasında imzalanan kira sözleşmesi uyarınca, mecurda, kiracıya ait malzemelere gelecek her türlü zarar ve ziyandan kiracının mesul olacağı, kiralayana veya 3. kişilere verilecek her türlü zararlardan da kiracının mesul olacağının kararlaştırıldığını, ayrıca ... ile ... arasında bir alt kira sözleşmesi bulunmadığı halde bu ürünlerin kiralanan taşınmazda bulunmasının hukuka aykırı olduğunu, davacının, depoda bulunan ürünlerin ... şirketine mi yoksa bayilere mi ait olduğunu araştırmadan ödeme yapılması ve taraflarınca rücu edilmesinin de hukuki dayanağının olmadığını, hasar gören malların, usulüne uygun olarak depoya yerleştirilmemesi sebebiyle müvekkilinin, meydana gelen zarardan sorumluluğunun olmadığını, ayrıca müvekkili şirket aleyhine açılan İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/256 Esas sayılı davada müvekkilinin bulunmadığının tespit edildiğini, kusurun 3. şahıslara verilmiş olması sebebiyle TBK'nun 69. maddesi uyarınca illiyet bağının kesildiğini belirterek davanın usulden, aksi halde esastan reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydıyla kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: İlk derece mahkemesince; TBK'nun 69. maddesi uyarınca, bina veya yapının bir zarara uğraması durumunda malikinin sorumlu tutulabilmesi için zarar ile yapımdaki bozukluk veya özen eksikliği arasında nedensellik bağının bulunması ve nedensellik bağının ise, mücbir sebep, zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusuru sonucu kesilmemesi gerektiği, İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2018/1373 Esas sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında, yaşanan olayın afet niteliğinde olduğu, dolayısışya mücbir sebep olarak nitelendirilen yoğun kar yağışı nedeniyle oluşan zararın, davalının kusursuz sorumluluğuna dair nedensellik bağını kestiği ve oluşan zarardan davalının bina maliki olarak sorumlu tutulamayacağı gerekçelerine istinaden davanın ve şartları oluşmadığından bahisle kötüniyet tazminat talebinin reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf dilekçesinde; somut olayda, yapım ve bakım eksikliği sebebiyle davalı şirkete ait binanın çatısının çöktüğünü ve illiyet bağı kesilmediğinden davalının zararı gidermekle yükümlü olduğunu, malikin, kar yağışı sonrasında çatıda oluşan hasarı, alacağı önlemlerle engelleyebileceği dikkate alındığında olayın, mücbir sebep olarak nitelendirilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, sadece hava durumuna bakıldığında dahi, mücbir sebep oluşturacak hava şartlarının bulunmadığını, ekspertiz raporuna göre, yapı eserinde yağmur sularının sorunsuz şekilde akmasını sağlayacak tertibatın bulunmaması sebebiyle biriken sular neticesinde çatının, bu ağırlığı taşıyamayarak çökmesinin, bakım eksikliğini ortaya koyduğunu, İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/256 Esas sayılı dosyasında alınan İTÜ raporunda, davaya konu olayın yapısal güvenlikten kaynaklandığının kanaatine varıldığını, proje aşamasında ve uygulamada kusurlar olduğunun tespit edildiğini, ceza yargılamasında davalı firma sahibi ...'a kusur izafe edilmemesinin, davalının tazminata ilişkin kusursuz sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, davalının, kusursuz sorumlu olarak tazminatı ödemekle yükümlü olduğunu ve tazminatı ödedikten sonra kusurlu kişilere rücu edebileceğini, gerekli tüm tedbirlerin alınmış olması halinde dava konusu zararın meydana gelmeyeceğini, bilirkişi heyetine, meteoroloji uzmanı bilirkişinin eklenerek rapor alınması taleplerine rağmen itirazlarının dikkate alınmadığını, bu nedenle meydana gelen zararın, mücbir sebep olarak nitelendirilmesinin eksik incelemeye dayalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, poliçe kapsamında ödenen hasar tazminatının rücuen tahsili amacıyla başlatılan icra takibine karşı yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacının, davalı hakkında İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 65.690,12 TL asıl alacak ve 4.047,20 TL faiz olmak üzere toplam 69.737,32 TL'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlattığı, davalının takibe ve borca karşı itirazda bulunduğu, davacının ise İİK 67. maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde işbu itirazın iptali davasını açtığı anlaşılmıştır. Davacı ... ve dava dışı sigortalı ... Ticaret AŞ arasında 12/05/2014-15/05/2015 tarihleri arasında geçerli Yangın Abonman Sigorta Poliçesi akdedildiği, riziko adresinin \"... Mah., ... Plaza, Pafta ..., Parsel ... Tuzla/İstanbul\" olduğu, kar ağırlığı sebebiyle meydana gelecek zararların teminat kapsamında olduğu, sigorta şirketinin sorumluluğunun %2,5 ile sınırlı olduğu, 12/02/2015 tarihinde davalıya ait binanın çatısının çöktüğünden bahisle dava dışı sigortalısının zarara uğradığını ve yapılan eksper incelemesi ile tespit edilen hasar miktarına göre sigortalısına farklı tarihlerde toplamda 65.690,12 TL ödeme yapıldığını belirten davacının akabinde rücuen tahsil amacıyla başlattığı icra takibine itiraz üzerine işbu davayı açtığı anlaşılmıştır. Dava dışı ... Sigorta tarafından tespit talebinde bulunulması üzerine Ankara 15. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2015/26 D.İş sayılı dosyasına sunulan bilirkişi raporunda, kırılma-çökmenin meydana geldiği kısmın binanın güneydoğu cephesinde olmasının, yağan karın bu yönde daha hızlı erimesine neden olduğu, çatıda eriyen karın, yağmur iniş borusu önünü tıkaması ve eğimden dolayı eriyen kar sularının bu köşeye yığılması nedeniyle çatıda bu köşeden başlayan kırılma şeklinde çökme oluştuğu, depo alanı çatısının, çatıda biriken yağmur sularını tahliye edecek olan iniş borularının kesitlerinin yetersiz olması nedeniyle çatıda suların birikmesi ve çatının bu ağırlığı taşıyamaması nedeniyle çöktüğü kanaatine varıldığı bildirilmiştir. ... Hizmetleri tarafından düzenlenen 28/12/2016 tarihli yangın abonman poliçesi ekspertiz raporunda; 12/02/2015 tarihinde yoğun kar yağışı sonrası çatı kısmında biriken kar ağırlığı sonucunda çatı çökmesi meydana geldiği, sigortalı firmaya ait emtianın, bir kısmının çatı altında kalması sebebiyle hasara maruz kaldığı, hasara maruz kalan emtiaların, bir kısmının düşme-darbeye bağlı, bir kısmının ise açık kalan çatı nedeniyle yağan yağışlar sonucunda ıslanma nedeniyle hasarlı olduğunun tespit edildiği, depoda sigortalı firmaya ait toplamda 15332 adet ürün olduğunun ve yapılan fiili sayımlar sonucunda 4518 adet ürünün hasarlı olduğunun tespit edildiği, hadiseye ilişkin itfaiye raporu, bilirkişi raporu, meteoroloji verilerinin incelenmesi ve yerinde yapılan tespitler doğrultusunda, bölgede yaşanan yoğun kar yağışına bağlı olarak çatıda biriken karların, yağmur giderlerinde donmaya neden olduğu, yağmur iniş borularında donma sonucunda meydana gelen tıkanma nedeniyle tahliyenin yetersiz kaldığı ve çatı kısmındaki kar ve kar sularının yükünün artması nedeniyle çökme meydana geldiği kanaatine varıldığı, emtia hasar tazminatının 2.226.783,76 TL olarak hesaplandığı bildirilmiştir.Meydana gelen olay neticesinde ...'in ölmesi sebebiyle İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında taksirle ölüme neden olma suçundan şüpheli sıfatıyla ... (davalı şirket yetkilisi) ve ... (binanın yağmur suyu tahliye sistemini yapan ... şirketi müdürü) açılan kamu davasında İstanbul Anadolu 19. Asliye Ceza Mahkemesinin 2015/256 Esas 2017/551 Karar sayılı kararı ile, atılı suçun yasal unsurlarının oluşmaması sebebiyle CMK'nun 223/2-c maddesi gereği sanık ...'ın atılı suçtan beraatine; sanık ...'in ise, taksirle bir kişinin ölümüne neden olma suçundan cezalandırılmasına ve hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, kararın her iki sanık yönünden de 19/12/2017 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. Ceza yargılamasında alınan 11/07/2016 tarihli bilirkişi raporunda, çatıyı yapan ... firmasının olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, Sifonik şirketi müdürü ve uygulayıcısı sanık ...'in olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, kazazede ...'in olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, sanık ...'ın ise olayın meydana gelmesinde bir kusurunun bulunmadığı bildirilmiş olup akabinde bilirkişi heyetinden alınan 08/05/2017 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, bahse konu olayın, iş kazası önlemlerinin alınmasından ziyade çatının çökmesine sebep olan yapısal bir kusur sebebiyle meydana geldiği, ... İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti.'nin, depo binasına ait çatı ve bina etrafında biriken yağmur sularının tahliye sistemini yapan firma olduğu, ... Tic. Ltd. Şti.'nin ise, depo binasına ait uzay kafes çatı konstrüksiyonu işlerini yapan firma olduğu, çatı imalatında görev alan alanında uzman bu firmaların olayın meydana gelmesinde sorumluluklarının bulunduğu, buna göre ... Tic. Ltd. Şti. yetkilisi ...'ın olayın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, ... İç ve Dış Ticaret Ltd. Şti. Yetkilisi ...'in olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, müteveffa ...'in olayın meydana gelmesinde tali kusurlu olduğu, sanık ...'ın ise olayın meydana gelmesinde cezai anlamda bir sorumluluğunun bulunmadığı bildirilmiştir. Mahkemece aldırılan 21/08/2020 tarihli bilirkişi heyeti raporunda, bina malikinin kural olarak kusursuz sorumlu olduğu, ancak somut zarar, binanın yapılış bozukluğundan ya da bakım eksikliğinden değil, mücbir sebep olarak nitelendirilebilecek yoğun kar yağışı nedeniyle ortaya çıktığından yoğun kar yağışı sebebiyle nedensellik bağının mücbir sebeple kesilmiş olduğu, dosya içerisinde mevcut kusur durumlarını gösterir teknik tespitler kapsamında sigortacılık tekniği açısından davacının rücu hakkının bulunmadığı, ancak Mahkemece aksi kanaate varılması halinde teknik incelemeler neticesinde hesaplanacak bedel kadar (ödeme bedeli ile sınırlı olmak üzere) rücu edilebileceği, bu kapsamda ödeme tarihinden itibaren faiz talep edilebileceği bildirilmiştir. 6102 sayılı TTK'nun 1472 maddesinde halefiyet düzenlenmiştir. Maddede, sigortacının sigorta tazminatını ödediğinde, hukuken sigortalının yerine geçeceği, sigortalının gerçekleşen zarardan dolayı sorumlulara karşı dava hakkı varsa bu hakkın tazmin ettiği bedel kadar sigortacıya intikal edeceği ifade edilmiştir. Sigortalının tazminat alacağının hukuki temelinin haksız eylemden, kanundan veya sözleşmeden kaynaklanmış olması arasında hiçbir fark yoktur. TTK'nun 1472. maddesinden kaynaklanan halefiyet hakkı sigortacıya, zarar sorumlusundan, sigortalısına ödediği sigorta bedeli kadar talep hakkı ve bunun doğal sonucu olarak da zarar sorumlusuna karşı dava hakkını sağlamaktadır. Bu dava türüne doktrin ve uygulamada sigortacının rücu davası adı verilmektedir. Halefiyete dayalı olan rücu davasında, esas itibariyle sigortalının kendisine zarar verene karşı açacağı tazminat davasının, onun halefi sıfatıyla sigortacı tarafından açılmasıdır. Her tazminat davasında olduğu gibi, sigortacının açtığı rücu davasında da davalının kusurunu ve zararı ispat etmek davacı sigortacıya düşer. Halefiyete dayalı sigorta rücu davasında sigortacı halefiyet hukuki ilişkisi sebebiyle ancak selefinin sahip olduğu haklara sahip olur. Sigortacı halefiyete dayanarak rücu davasını zarar sorumlusu aleyhine yönelttiğine göre, sigortalının zarar sorumlusuna karşı açacağı tazminat davasında sigortalı neyi ispat etmesi gerekiyorsa, sigortacıda bu davada onu ispat etmekle yükümlüdür. \"...Somut olayda, dava dışı sigortalı şirket, davalının kiracısı olup davacı ise işbu davayı yapı malikinin sorumluluğu hükümlerine dayalı olarak açmıştır. Taşınmaz malikinin sorumluluğu kusura dayanmayan, yasanın emrettiği özen gösterme borcunun ihlaline dayanan bir kusursuz sorumluluk hali olup bu sorumlulukta kurtuluş kanıtına yer verilmemiştir. Taşınmaz malikinin sorumlu tutulabilmesi için taşınmazın kullanılması ile zararlı sonuç arasında nedensellik bağı bulunmalı ve bu bağ, zarar görenin veya üçüncü kişinin kusuruyla ya da  önlem alınsa dahi karşı konulamaz doğa olayı ile (mücbir sebeple) kesilmemiş bulunmalıdır. Bina veya diğer yapı malikinin sorumluluğunu, diğer kusursuz sorumluluk hallerinden ayıran en önemli fark, malike geniş ve ağır bir sorumluluk yüklenmesi olup kurtuluş kanıtı getirme imkanı tanınmamış olmasıdır. Ancak malik, sorumluluktan kurtulmak için zararın eserin yapım bozukluğu veya bakım eksikliğinden kaynaklanmadığını ya da illiyet bağını kesen durumlardan -mücbir sebep, üçüncü kişinin sorumluluğu- birinin varlığını ispatlamak zorundadır...\" (Yargıtay (Kapatılan) 17. Hukuk Dairesinin 2018/1846 Esas 2020/2701 Karar sayılı ilamı). Somut uyuşmazlıkta, davacı vekili, davalının yapı maliki olarak meydana gelen zarardan sorumlu olduğunu ileri sürmüştür. Dosya kapsamında yer alan tüm bilgi ve belgeler değerlendirildiğinde, zararın oluşmasına sebebiyet veren çatının çökmesinin, binanın yapısal kusurlarından kaynaklandığı anlaşılmaktadır. Bir başka anlatımla zarar, binanın yapımındaki bozukluklardan ileri gelmiştir. Ceza yargılamasında da maddi olay, bu gerekçelerle kabul edilerek bu doğrultuda ceza tayini yoluna gidilmiş olup verilen karar da kesinleşmiştir. Her ne kadar davalı şirket yetkilisinin olayın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığından bahisle beraatine karar verilmiş ise de, ceza mahkemesince verilen beraat kararları, kusurun varlığı ve derecesi bakımından hukuk hâkimini bağlamaz. Kaldı ki bir kusursuz sorumluluk hali olarak öngörülen yapı malikinin sorumluluğu bakımından kusurun varlığına da gerek yoktur. Binanın çatı sistemini yapanların kusurları, illiyet bağını kesen bir sebep olmayıp davalıya, bundan doğan zararlar sebebiyle talep hakkı veren bir durum olarak kabul edilebilir. Somut olayda, davalının sorumluluğuna ilişkin şartlar gerçekleşmiş olup illiyet bağını kesen bir durumun varlığı da söz konusu olmadığından Mahkemenin, mücbir sebep olarak nitelenen yoğun kar yağışının illiyet bağını kestiği gerekçesiyle davanın reddine yönelik kararı isabetli olmamıştır. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan rapor bu anlamda yerinde olmadığı gibi gerçek zarar miktarının tespiti yönünden de raporun yeterli olduğu söylenemez. O halde davacının gerçek zararınının irdelenerek ortaya konduğu bir bilirkişi heyetinden ayrıntılı, denetime elverişli ve gerekçeli rapor alınarak hüküm tesis edilmesi gerekirken eksik inceleme ve yetersiz bilirkişi raporuna itibar edilerek sonuca gidilmesi isabetli görülmemiştir. Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen karar usul ve yasaya uygun olmadığından davacının istinaf  başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE, 2-İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/1373 Esas, 2020/538 Karar ve 29/09/2020 tarihli kararının HMK 353/1a-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, 3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılmak ve  yeniden bir karar verilmek üzere mahal Mahkemesine İADESİNE, 4-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 5-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1a-6 bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02.05.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"503e775b53f553aa","SID":"45c686443bfb85d4"}}