{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>37. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/756 <br>KARAR NO: 2024/1333<br>KARAR TARİHİ: 30/04/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 04/01/2024<br>NUMARASI: 2023/399 2024/2<br>DAVANIN KONUSU: Reddi Hakim/Hakimin Çekinmesi İncelemesi<br>Taraflar arasında görülen dava sırasında Davalı ... vekili ve Davalı ... vekili  taraflarınca reddi hâkim yoluna başvurulmuştur.  Ret  talebini inceleyen merci tarafından verilen kararın Bölge Adliye Mahkemesince incelenmesi  Davalı ... vekili ve Davalı ... vekili  taraflarınca  istenilmiş olmakla,  süresi içerisinde verilen istinaf dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra dosya içindeki tüm belgeler incelendi, gereği düşünüldü:<br>K A R A R Taraflar arasında görülen  dava sırasında; Davalı ... vekili  tarafından sunulan ret dilekçesinde özetle; mahkemece üzerinde 5 ayrı ATK raporu alınmış senedin incelenmesi için  İstanbul 19. Ağır Ceza Mahkemesi 2022/276 Esas sayılı dosyasına devamlı suretle müzekkereler yazıldığını,  08.06.2022 tarihli Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporu, müvekkil davalının talebi doğrultusunda değil davacı Asil ...'in kati rapor alınması talebi doğrtultusunda alındığını, davaya konu senet üzerindeki imzanın borçlu ...'in el ürünü olduğunun kesin olarak tespit edildiğini, mahkemenin mutat uygulamasında Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporunun kesin delil niteliği dikkate alınarak rapor doğrultusunda karar verildiğini, ancak  dosyaya sunulan ve kesin delil niteliğinde olan 08.06.2022 tarihli Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporuna ve diğer dört ayrı ATK raporuna rağmen, mahkemece mevcut uygulamasının aksine yeniden imza incelemesi yapılması için ara kararlar oluşturulmasının hukuken kabul edilemeyeceğini, yargılama konusu senet ile ilgili olarak görülen davalarda olağan üstü bir şekilde hukuka aykırılıklar katedilmesi karşısında senet alacaklısı diğer davalı tarafından mahkeme hakimlerinin HSK'ya şikayet edildiğini, mahkeme hakimlerinin kesin delile itibar etmemesi ve bununla birlikte diğer davalının HSK şikayetine konu olması mahkeme hakimlerinin tarafsız davranmadığı ve bundan sonra davranamayacağının göstergesi olduğunu, bu nedenle mahkeme hakimleri  ... -..., üye ... - ..., üye ... -...'yı  reddettiklerini, reddi hakim taleplerinin kabulüne, HSK şikayeti doğrultusunda dosyadan el çekilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili   tarafından sunulan ret dilekçesinde özetle; mahkemece sürdürülen yargılamaya konu senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olduğuna dair kanun gereği kesin nitelikte Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporu ve bununla birlikte yine senetteki imzanın borçlunun eli ürünü olduğunu ve mürekkepte yaş tespiti yapılamayacağına dair Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporu ve üç adet daha Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesi raporu olmak üzere toplamda beş adet ( ikisi genişletilmiş kurul) rapor bulunduğunu, buna rağmen mahkemece senet üzerinde inceleme yapılmasına dair ara kararlar yazıldığını, mahkemenin mutad uygulamalarında da Adli Tıp Kurumu Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu Raporu doğrultusunda karar verildiğini, eldeki yargılamada kesin delilin varlığının mahkemece göz ardı edildiğini, duruşmalarda taraflarına söz hakkı verilmediğini, yalnızca senet aslının getirilmesi ve dosyanın bilirkişiye verilmesine yönelik ara karar oluşturulup yeni duruşma günleri verildiğini, dava konusu senet hakkında sürdürülen yargılamalar bir bütün olarak incelendiğinde; Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesince ihtiyati haciz talebinin 1 ay sonrasına duruşma günü verilerek ve davacılar çağrılarak değerlendirilmesi ve dahi vadesi gelmiş bono bakımından ihtiyati haciz isteminin reddedilmesi, Bakırköy 7. İcra Hukuk Mahkemesince imzaya itiraz davasında teminatsız tedbir kararı verilmesi, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesince mirasın hükmen reddi davası ile teminatsız tedbir kararı verilmesi ve dahi İstinaf ilamına rağmen tedbirin sürdürülmesi müvekkilin alacağına kavuşmasına mani olmak adına verilmiş hukuk dışı bir dizin kararlar silsilesini oluşturduğunu, Bakırköy 8 Asliye Hukuk Mahkemesine davacı borçlu tarafından sunulan sahte evrak ile ilgili yaptıkları şikayete verilen hukuki dayanaktan yoksun takipsizlik kararının da adliyedeki devam eden hukuksuzlukların devamı olarak görüldüğünü, eldeki davanın davacı borçlular için son çıkış yolu olarak görüldüğünü, mahkemenin incelemesi tamamlanmış ve hakkında beş ayrı ATK raporu alınmış dava konusu senedi tekrar incelemeye tabi tutarak davacı tarafa çıkış yolu sağlamaya çalıştığını, mahkeme hakimlerinin ve  dava konusu senet hakkında yargılama yürüten Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi Hakimleri, Bakırköy 7. İcra Hukuk Mahkemesi Hakimi, Bakırköy 8. Asliye Hukuk Mahkemesi Hakimi, Bakırköy Cumhuriyet Savcısının Hakimler Savcılar Kuruluna şikayet edildiğini, mahkeme hakimlerinin şikayete konu olması karşısında tarafsız ve bağımsız bir yargılama sürdürülemeyen eldeki dosyada tarafsız davranması beklenemeyeceğinden mahkeme hakimleri ... -..., üye ... - ..., üye ... -...'yi ayrı ayrı reddettiklerini, reddi hakim taleplerinin kabulüne, HSK şikayeti doğrultusunda yeni yargı yeri belirlenene kadar dosyadan el çekilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Hakimin reddi HMK'nın 36. ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup,  HMK 36.maddesi hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebebin bulunması halinde  taraflardan birinin hakimi reddedebileceğini, hakimin de bizzat çekilebileceğini hükme bağlamıştır.  Yine aynı maddede, davada iki taraftan birine öğüt vermiş ya da yol göstermiş olması, davada iki taraftan birine veya üçüncü kişiye  kanunen gerekmediği helde görüşünü açıklamış olması, davada tanık veya bilirkişi olarak dinlenmiş veya hakim ya da hakem sıfatıyla hareket etmiş olması davanın dördüncü derece de dahil yan soy hısımlarına ait olması, dava esnasında iki taraftan birisi ile davası veya aralarında bir düşmanlık bulunması hallerinde hakimin reddi sebebinin varlığının kabul edileceği düzenlenmiştir. Yukarıda belirtilen red sebepleri sınırlı olmayıp, HMK 36.maddesinde belirtilmeyen ancak hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren başka sebeplerin de hakimin reddini gerektireceği açıktır. HMK 41.maddesi  red sebebi ve bu sebebe ilişkin inandırıcı delil veya emare gösterilmemiş ise red talebinin, reddi istenen hakim tarafından geri çevrileceğini düzenlemiş olup, hakimin reddini talep eden tarafın  red sebebine ilişkin mutlak bir ispat vasıtası olarak delil göstermesi zorunlu olmayıp, red sebebine ilişkin emareler de yeterlidir. Yargı yetkisi Türk Milleti adına bağımsız mahkemelerce kullanılır. (Anayasa m.9) Hakimler görevlerinde bağımsızdır. Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdani kanaatlerine göre hüküm verirler. Bu nedenle hakimler önüne gelen uyuşmazlıkları kanuni çerçevesinde çözmek zorundadırlar. Bu işlemi yaparken hakim bir olay ile ilgili kuracağı hükümle tarafların adalet duygusunu zayıflatacağını değil, güçlendireceğini düşünüp hedefleyerek çalışmalı, kanunlardan aldığı güçle hareket etmelidir. Hakim tarafların geçerli ve kanuni delillere dayanmayan soyut iddiaları karşısında başkalarına ve kendisine yabancı kalarak hukukun ne dediğini söyleme yetkisini kullanıp, yargılama işlemi ile yargı kararlarının kişisel görüş, inanç ve duyguların aracı olamayacağını, aksine hakimlerin yansız ve kanunlardan aldığı güçle adaleti sağlamaya çalıştığını davanın taraflarına inandırmalıdır. Yargılama sırasında, taraflardan birinin mahkeme hakimi hakkında şikayette bulunması veya aleyhine dava açması veya mahkeme hakiminin davanın taraflarından biri hakkında şikayette bulunması (suç duyurusunda bulunması) ...nın 36/1-d maddesindeki \"davalı olmak\" anlamında yorumlanamaz. Suç duyurusunda bulunulması hakimin tarafsızlığından şüpheyi gerektiren önemli bir sebep olarak da düşünülemez. Dosya kapsamına göre, somut olayda  HMK'nın 36. Maddesinde öngörülen hakimin reddi  ve çekilmesini  gerektirecek sebeplerinin  bulunmadığı, davalı ... vekilince  ATK'dan beş defa rapor alınmasına rağmen  mahkemece yeniden  aynı hususta rapor alınması yönünde ara karar oluşturulmasının  hukuki ve olağan olmadığı, diğer davalı tarafından hakimin idari yönden şikayet edildiği, taraflar arasında husumet oluştuğu; tarafsız davranılmadığı; diğer davalı ... vekilince de  ATK'dan beş defa rapor alınmasına rağmen  mahkemece yeniden  aynı hususta rapor alınması yönünde ara karar oluşturulmasının  hukuki ve olağan olmadığı, kesin delil niteliğinde olan rapora itibar edilmesi gerektiği,  ayrıca mahkeme hakimlerinin idari yönden şikayet edildiği, taraflar arasında husumet oluştuğu;  mahkeme hakimin tarafsız davranmadığı ve diğer red sebebi olarak ileri sürülen hususların bir kısmının işin esası yönünden isitinaf ve temyiz sebebi olup hakimin tarafsızlığından şüphe edilmesini gerektiren neden olarak değerlendirilmeyeceği, tahkikatın yürütülmesi, delil toplama ve bilirkişi raporu alma bakımından mahkeme hakimin taktir hakkı bulunduğu,  bir kısım iddialarında soyut nitelikte olduğu, yargılama sırasında  HSK'ya ve diğer birimlere şikayette bulunulmasının, HMK'nın 36/1-d maddesi uyarınca davalı- husumetli olarak yorumlanamayacağı, mercice verilen ret  kararının usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmakla bu hususa ilişkin istinaf itirazları yerinde değildir.  Yargıtay 20. Hukuk Dairesi 2013/7323 Esas, 2013/8986 Karar sayılı kararında açıklandığı üzere hakimin veya tarafın şikayet edilmesi, tarafların anayasal dilekçe hakkı kapsamında kalan haklarının kullanılması niteliğinde olup, tarafların bu haklarını kullanmaları hakim ile ilgili taraf arasında husumet olduğu anlamına gelmez. İncelenen dosya kapsamına göre, taraflardan birinin mahkeme hakimi hakkında idari şikayette bulunması HMK'nın 36/1-d maddesinde belirtilen “davalı olmak” anlamında yorumlanamayacağı, aksine bir yorum, yargılama yapan tüm hakimlerin kötü niyetli taraflarca reddedilmesini kolaylaştıracağı gibi, bu hakkı kötüye kullanmak isteyenlerin davranışını da korumak anlamına geleceği, hiçbir hukuk kuralının, kötü niyetliyi korumayacağı, aksini kabul etmek, kötü niyetli kişilerce açılacak uydurma dava ve şikayetler sonucu, davaya bakan hakimlerin sağlıklı, baskıdan uzak ve hür iradeleri ile görev yapmalarına engel olacağı gibi, tabii hakim ilkesini de zedeleyeceğinden konuyu inceleyen mercinin HMK'nın 36/1-d. maddesi hükmünü yorumlaması usul ve yasalara uygun görülmüştür.(T.C. YARGITAY 20. Hukuk Dairesi ESAS NO: 2016/7091 -KARAR NO: 2016/10107; ESAS NO: 2012/3824 -KARAR NO: 2012/6674)<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince,BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin  2024/468 D.İş, 2024/477 sayılı kararına karşı istinaf başvuru talebinin REDDİNE, Kararın yerel mahkemece taraflara tebliğine,  İstinaf giderlerinin  Davalı ...  ve Davalı ... üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda 26/04/2024  tarihinde oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1d379b7e9e2362e4","SID":"d0856513dc1f6a96"}}