{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  22. HUKUK DAİRESİ     <br><br>T.C.<br>A N K A R A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ<br>22. H U K U K   D A İ R E S İ  <br><br>ESAS NO\t: 2021/1257 \t\t                                            (ESASTAN RET )<br>KARAR NO\t: 2024/399<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: ...  (...)<br>ÜYE\t\t: DR. ...  (...)<br>KATİP\t\t: ...  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/04/2021<br>ESAS-KARAR NO\t: 2015/912 E -  2021/234 K<br><br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALI \t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 09/04/2024<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 09/05/2024<br><br>\tTaraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.\t<br>\tGEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ\t<br>İDDİANIN ÖZETİ <br>Davacı vekili; müvekkili şirketin 2003 yılından 2015 yılına kadar davalı şirkete polipropilen ve polietilen kaplama-çevirme-çemberleme bantları satışı yaptığını, davalı şirketin davacıdan aldığı bu malları 2015 yılına dek Türkiye pazarındaki müşterilerine kendi nam ve hesabına satışa sunduğunu, davalı şirketin 27/05/2015 tarihli bir yazı ile taraflar arasındaki işbirliğini tek taraflı olarak sona erdirdiğini, davalının feshe ilişkin ileri sürdüğü sebeplerin geçersiz ve haksız olması sebebiyle yapılan bildirimin haksız fesih niteliğinde olduğunu, davalı şirketin haksız fesih ile beraber davacı şirkete olan fatura borçlarını ödemediğini, aynı dönemlerde çeşitli şirketlere kendi ürettiği koli bantlarını satmaya başladığı duyumunu aldığını, 2015 senesi içinde davacının yaptığı mal satımları ile ilgili olarak davalıdan 12 adet toplam 449.747,47 Euro tutarında muaccel ve ödenmemiş alacağı bulunduğunu, faturalara konu malların davacı şirket tarafından sevk edilip davalı tarafından malların yetkili alıcısı olarak gösterilen ... Kimya San. A.Ş. yetkilisince tesellüm edildiğini gösterir 12 adet konişmento bulunduğunu, fatura tutarlarının ödenmemesi üzerine 14/08/2015 tarihli ihtar yazısının gönderildiği ve 28/08/2015 tarihine kadar kesin ödeme süresi verildiğini, ödeme yapılmadığını bilahare 31/08/2015 tarihli ihtarname gönderilmesine rağmen ödeme yapılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 449.747,47 Euro tutarındaki alacağın temerrüt tarihlerinden itibaren işletilecek en yüksek Euro mevduat faizi ve tüm ferileri ile birlikte TBK'nun 99 maddesi uyarınca fiili ödeme tarihindeki TCMB satış kuru üzerinden davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Birleşen davada davacı vekili; müvekkili firmanın uzun yıllardır davalı firmadan satın aldığı malları Türkiye pazarında kendi nam ve hesabına sattığını, taraflar arasındaki güvene dayalı ilişkinin davalı firmanın iyi niyet sınırlarını aşan davranışları nedeniyle sona erdiğini ve davalının davacıyı 2015 yılına kadar tek yetkili Türkiye temsilcisi olarak lanse ettiğini, müvekkili dışında kimseye doğrudan mal satmadığını, davacının ilk olarak, müşterisi olarak ... firması ile davalı firmanın ürünlerini doğrudan satmaya yönelik direk iletişime geçtiği bilgisine ulaştığını, davacının satış yaptığı firmalardan birinin ... olup 2015 yılına kadar davalı firmadan özellikli ürünler kullanan ... firması için ithalat yapmaya devam ettiğini, karşı tarafa duyulan güvene dayalı olarak ... firmasının tüm kadroları ile davalı firma yetkililerinin de tanıştırıldığını, süreç içerisinde davacının satış yaptığı müşteri isim ve bilgelerini sürekli sormaya başladığını, taraflar arasındaki güven ortamını zedelemeye başladığını, 21/05/2015 tarihinde davacı firmanın yeni genel müdürü ile bir görüşme gerçekleştirildiğini ve Türkiye pazarında tek yetkilinin davacı firma olması dolayısıyla ... firması ile ... olmadan asla iş yapılmayacağı ve ...'ya iş yapmak için kendileri ile iletişime geçen tüm Türk firmalarının, ...'ın tek yetkili distribütör olması dolasıyla geri çevrildiğinin bildirildiğini, 15 yılı aşkındır taraflar arasında güven dolayısıyla hiç bir problemle karşılaşılmadığını, davacı firmanın yerli üretime geçişi dolayısıyla ortak iş yapmak isteyen davalı ile bu konuda çalışmalar devam ederken davalının ... firması ile 05/06/2015 tarihinde direk temasa geçtiğinin anlaşıldığını, taraflar arasındaki ilişkinin distribütörlük sözleşmesi kapsamında yer almakta olup müvekkili firmanın sözleşmeyi haklı nedenle fesh ettiğini, davalı firmanın kusurlu davranışları sonrasında sözleşmenin haklı nedenle fesh edilmesinden dolayı davacıya denkleştirme tazminatı ödenmesi ile zararlarının giderilmesi gerektiğini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL maddi zarar, 5.000,00 TL yoksun kalınan kar, 10.000,00 TL denkleştirme tazminatı, 10.000,00TL manevi tazminat olmak üzere belirsiz alacak kapsamında toplam 30.000,00 TL'nin sözleşmenin feshi ihbarının tebliğinden itibaren avans faizi uygulanmak suretiyle davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>SAVUNMANIN ÖZETİ<br>Davalı vekili; taraflar arasındaki hukuki ilişkinin davacı firmanın davalı firmaya karşı güveni sarsan hareketleri ve iyi niyet kapsamını aşan davranışları dolayısıyla aradaki hukuki ilişkinin devamının beklenemez hale gelmesi sebebiyle haklı sebeple feshedildiğini, davacının haksız ve kötü niyetli fiilerinden dolayı davalının ciddi maddi ve manevi zararlara uğradığı ve halen de devam ettiği, bu husustaki haklarını saklı tuttuğunu, davacı tarafça iddia edilen alacak miktarının doğru olmadığını, taraflar arasındaki anlaşmaya göre davalının, davacının Türkiye piyasasındaki münhasır satış ortağı olduğunu, davacının Türkiye'deki piyasaya sadece davalı üzerinden satış yapmakta olduğunu, ve mevcut münhasırlık yükümlülüğünü davacının ihlal ettiğini ve davalının bir diğer müşterisi olan ... şirketi ile davacının irtibata geçtiğini öğrendiğini ve bu ticari ilişkinin davalının yasal haklarını ihlal ettiğini belirterek haksız davanın reddine karar verilmesi isteğinde bulunmuştur.<br>\tBirleşen davada davalı vekili; müddeabihin tespit edilebilir olduğu halde davanın belirsiz alacak davası şeklinde açılmasında hukuki yarar bulunmadığını, TKK'nun 122/4 maddesi uyarınca denkleştirme talebine ilişkin hak düşürücü sürenin dolduğunu,  davacının davalı şirketten satın almaya ve kendi namına ve hesabına satmaya devam ederken herhangi bir geçerli ve haklı neden olmadan ve öncesinde herhangi bir ihtar ve bildirimde bulunmadan 27/07/2015 tarihli fesih yazısı ile taraflar arasındaki işbirliğinin derhal geçerli olmak üzere tek taraflı olarak sona erdirdiğini, 14/08/2015 tarihli karşı yazı ile feshe cevap verildiğini, davacı taraf davalı şirketin Türkiye çapında tek yetkili distirübörü olarak faaliyet gösterdiğini, davalının müşterilerinden olan ... ve ... ile birebir görüşmelerde bulunarak iş ilişkisi kurduğunu, bu suretle taraflar arasındaki davacı lehine münhasırlık kaydının ve tek satıcılık ilişkisini ihlal ettiğini iddia ettiğini, tek satıcılığını imalatçının ürünlerin tamamını veya bir kısmını belirli bir coğrafi bölgede \"...\" olarak satmak üzere tek satıcıya gönderdiği bir distribütörlük türü olduğu oysaki davacı lehine herhangi bir münhasırlık kaydı veya taraflar arasında tek satıcılık ilişkisi mevcut olmayıp bu yöndeki tüm beyan ve iddiaların gerçek dışı olduğunu, davacının dava dilekçesinde taraflar arasındaki ticari ilişkinin davacı şirketin tek satıcılık ticari sözleşmesine aykırı davranışı sebebiyle haklı nedenle fesh edildiğini iddia ettiğini, oysa yukarıda da açıkça ifade edildiği üzere taraflar arasında olsa olsa bir distribütörlük sözleşmesi bulunmakta olup herhangi bir münhasırlık kaydı içeren bir ticari ilişki veya tek satıcılık sözleşmesinin mevcut olmadığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte münhasırlık kaydı olduğu farz edilse dahi davacının yapmış olduğu feshin haksız olduğu gibi aynı zamanda usulüne uygun bir fesih niteliği taşımadığını, davacının aslında taraflar arasında uzun yıllar süren işbirliği sonucunda davalıdan edinmiş olduğu davalıya ait teknik bilgi, deneyim ve know-how'ı kullanarak işbirliğine konu malları bizzat üretmek ve satışa sunmak amacıyla taraflar arasındaki işbirliğini haksız olarak fesh ettiğini, denkleştirme tazminatının ancak taraflar arasındaki tekel hakkı kuran sözleşmeler açısından talep edilebileceğini, yoksun kalınan karın sözleşmenin ifa edilmemesi sonucunda mahrum kalınan mal varlığında ileri de meydana gelecek çoğalma olup dava konusu olayda anılan şartların gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin borca aykırı davranışı sonucu gerçekleşmiş maddi veya manevi bir zararın veya yoksun kaldığı bir karın söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin ticari ilişki gereği üzerine düşen yükümlülükleri gereği gibi yerine getirdiğini bildirerek haksız ve yasal dayanaktan yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece benimsenen bilirkişi kurulu raporu doğrultusunda: Asıl davada; dava konusunun taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı faturalara konu alacağın tahsili isteğine ilişkin olup, davacı kayıtlarında davalıdan faturalara dayalı olarak ödemelerin mahsubu ile alacağın 449.747,47 Euro, davalı 2015 dönemi ticari defterlerinde davacı faturaları ile davalı tarafça yapılan ödeme kayıtlarının mevcut olduğu, 31/12/2015 dönem sonunda davalının davacıya 1.423.211,90 TL borç kaydının bulunduğu, davacının Euro cinsinden düzenlediği son faturanın 09/06/2015 tarihli olduğu, davalının aleyhine delil teşkil eden ticari defter kayıtları itibariyle borcun 1.423.211,90 TL olup, bu miktarın dava tarihindeki kur üzerinden Euro karşılığının 1.423.211,90/3,2111=443.216,31 Euro olmakla asıl davanın bu miktar üzerinden kısmen kabulüne, davacı tarafından davalıya keşide edilen 31/08/2015 tarihli ihtarnamenin iade edildiği, daha sonra tebliğ edilip dava tarihi öncesi itibariyle temerrüdün oluştuğu kanıtlanamadığı, alacağa dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca birer yıllık dönemler itibariyle Euro mevduata uygulanan en yüksek oranda işletilecek faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verildiği, birleşen davada ise;  taraflar arasında yazılı sözleşme olmayıp, sözlü olarak bir anlaşmanın var olduğu, davacı taraf bu anlaşmanın münhasırlık içeren distribütörlük sözleşmesi bulunduğu, davalı taraf münhasırlık içermediğini belirtmekle taraflar arasındaki sözleşmenin içeriği uyuşmazlık konularından biri olup, öncelikle bu hususun çözümü gerektiği, <br>Avusturya merkezli davalı şirketin 2003-2015 yılları arasında Türkiye'de 44 ayrı firma ile çalıştığı, bunlar arasında davacı şirket yetkilisi ile davacı şirketin bulunduğu, 2004 yılından itibaren Türkiye'de farklı firmalarla ticari ilişkilerin mevcut olduğu, davalı şirketin ticari kayıtları itibariyle belirlendiği,  defterlere yansıyan fiili durum itibariyle davacının da aralarında bulunduğu başka şirketlere de davalı tarafından satım yapıldığı, davalının Türkiye satışlarının davacı ile sınırlı olmadığı, tek satıcılık sözleşmesi, münhasırlık hususu içeren bir distribütörlük sözleşmesinin bulunmadığı, birleşen davada istek kalemleri; maddi zarar olarak çekilen kredilerden kaynaklı finansal zararlar, yoksun kalınan kar olarak sözleşme devam etseydi elde edilecek kar, denkleştirme tazminatı ve manevi zarara ilişkin bulunduğu, davacı taraflar arasındaki sözleşmeyi 27/07/2015 tarihli fesih yazısı ile sona erdirdiği, davacı maddi zarar olarak çekilen kredilerden kaynaklı finansal zarar, yoksun kalınan kar, denkleştirme tazminatı ve ayrıca manevi tazminat talebinde bulunulmuş olup, sözleşmenin haklı sebeple feshedildiği iddiasına dayanılarak talepte bulunulduğu, taraflar arasındaki sözlü sözleşmenin haklı olarak feshedilip feshedilmediği hususunun belirlenmesi gerektiği, davacı, davalının ... A.Ş. ile direkt iletişime geçmiş olması nedeniyle sözleşmeyi haklı olarak feshettiğini iddia etmiş olup, ... A.Ş.'ne direkt satış yapıldığı iddia edilen tarih ile davacının haklı fesih iddiasıyla akdi feshettiği tarih arasında davalının davacıyı devre dışı bıraktığı, doğrudan ... A.Ş.'ne satış yaptığına ilişkin dosya kapsamından bir tespitin yapılamadığı, davacının fesih tarihine kadar ... A.Ş.'ne düzenli olarak ve yıllar itibariyle birbirine yakın tutarlarda satış yapmaya devam ettiği anlaşılmakla ... A.Ş.'ne direkt satış yaptığı iddiasına dayalı akdi feshetmenin haklı sebep olarak olarak kabul edilemeyeceği, münhasırlık içeren sözleşmenin olduğu kanıtlanamadığı, haklı sebeple fesih koşullarının oluşmadığı, davacı tarafın istek kalemlerinden biri olan denkleştirme tazminatı 6102 sayılı TTK'nun 122. maddesinde tanımlanmış olup, 3. fıkrası uyarınca denkleştirme isteminde bulunulabilmesi için sözleşmenin haklı sebeple feshedilmesi gerektiği,  bu hususun oluşmadığı gibi ayrıca 4. fıkrası uyarınca denkleştirme istem hakkının sözleşme ilişkisinin sona ermesinden itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerekmekte olmakla bu sürenin hak düşürücü süre olduğu, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin 27/07/2015 tarihli davacının fesih yazısı ile sona ermiş olup, birleşen dava tarihinin 28/11/2016 tarihi olduğu, sürenin feshin karşı tarafa ulaştığı tarihten başlayacağının kabul edilecek olması halinde dahi karşı tarafça 14/08/2015 tarihli yazı ile feshe cevap verilmiş olup bu tarih esas alınsa dahi dava tarihi itibariyle 1 yıllık sürenin dolduğu ve geçtiği anlaşılmakla, davacının denkleştirici tazminata yönelik talebinin hak düşürücü süre nedeniyle reddine, istek kalemlerinden bir diğeri olan çekilen kredilerden kaynaklı finansal zararlara yönelik talepte ise, dosya kapsamında çekilen kredilere, kredilerin ne için çekildiğine ilişkin kanıt bulunmadığı, sözleşmenin haklı sebeple fesih hususunun da oluşmadığı anlaşılmakla reddine, davacının diğer maddi zarar kalemi yoksun kalınan kar talebine ilişkin olup, mahkemece yapılan inceleme, bilirkişi raporları içeriği ve tüm dosya kapsamına göre; sözleşmenin haklı olarak fesih koşullarının oluşmadığı anlaşılmış olup, bu kapsamda müspet zarar olarak talep edilen kar kaybı talebinin yerinde olmadığı,  manevi tazminat isteğine ilişkin talepte ise, sözleşmenin münhasırlık kaydını içerdiği hususunun kanıtlanamadığı ve haklı sebeple fesih koşullarının oluşmadığı, davalının eylemleri sonucu zarara uğranıldığının kanıtlanamadığı anlaşılmakla yasal koşulları oluşmayan manevi tazminat talebinin de reddine karar vermiş, hükme karşı taraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>\tI-)Katılma yoluyla istinaf isteminde bulunan asıl davada davacı – birleşen davada davalı vekili;  asıl dava bakımından, eksik hükmedilen ve redolunan 6.531,16 Euro'luk tutar yönünden kararın kaldırılarak, talep edilen tam tutar olan 449.747,47- Euro üzerinden davanın kabulü ile 449.747,47- Euro tutarındaki asıl alacağın temerrüt tarihinden itibaren işletilecek en yüksek Euro mevduat faizi ve tüm fer'ileri ile birlikte Türk Borçlar Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca fiili ödeme tarihindeki TCMB satış kuru üzerinden ödenmesine karar verilmesini istemiştir.<br>II-)Asıl davada davalı – birleşen davada davacı vekili asıl davada :\t43.216,31 Euro'nun dava tarihindeki TL karşılığının 24/12/2015 dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesi gerekirken 443.216,31 Euro'nun 24/12/2015 dava tarihinden itibaren devlet bankalarınca birer yıllık dönemler itibarı ile Euro mevduata uygulanan en yüksek oranda işletilecek faizi ile birlikte ödenmesine karar verilmesinin hatalı olduğunu, birleşen davada ise :Taraflar arasında ... olarak distrübütörlük sözleşmesi bulunduğunu,  sözleşmede yer alan ithalatını yaptığı malları Türkiye pazarındaki müşterilerine satışını yaptığını, 2003-2015 yılları arasındaki Türkiye satışlarının davalı-birleşen dosya davacısı müvekkilinin hizmet verdiğini, mahkemece eksik inceleme ve araştırma sonucu karar verildiğini, bildirerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak denkleştirme tazminatı kar mahrumiyeti ve tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR:<br>Uyuşmazlık; taraflar arasındaki borç alacak ilişkisinin tayini ile distribütörlük sözleşmesinin ihlal edilip edilmediği, sözleşmenin haklı nedenle feshedilip edilmediği  denkleştirme tazminatı, yoksun kalınan kar, maddi ve manevi zararın tayini hususuna ilişkindir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>Asıl dava; taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı faturalara konu alacağın tahsili, birleşen dava ise; taraflar arasındaki sözleşmenin haklı olarak fesh edildiği iddiası ile sözleşmenin münhasırlık kaydı içeren satıcılık sözleşmesi olduğundan bahisle denkleştirme tazminatı, yoksun kalınan kar, maddi ve manevi zararın tahsili isteğine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.<br>Mahkemece yapılan inceleme, tarafların ticari defter kayıtları içeriği, alınan bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; asıl davada; dava konusunun taraflar arasındaki sözleşmeye dayalı faturalara konu alacağın tahsili isteğine ilişkin olup, davacı kayıtlarında davalıdan faturalara dayalı olarak ödemelerin mahsubu ile alacağın 449.747,47 Euro olduğunun tespitinde oluşa ve dosya içeriğine göre bir isabetsizlik görülmemiştir.<br>Birleşen davadaki; maddi zarar olarak çekilen kredilerden kaynaklı finansal zararlar, yoksun kalınan kar olarak sözleşme devam etseydi elde edilecek kar, denkleştirme tazminatı ve manevi zarara ilişin talepler yönünden ise taraflar arasındaki sözleşmenin 27/07/2015 tarihli fesih yazısı ile sona erdiği haklı sebeple fesih koşullarının oluştuğunun usulüne uygun delillerle kanıtlanamadığı, dava tarihi itibariyle bir yıllık hak düşürücü sürenin geçtiği, diğer zarar kalemlerinin de ispat edilemediği dosya kapsamı ile sabittir.<br>Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Taraf vekillerinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1.maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-a)Asıl davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 118,00TL harcın mahsubu ile bakiye 309,00TL harcın istinaf eden  davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t\tb)Asıl davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 97.107,58TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 24.276,90TL harcın mahsubu ile bakiye 72.830,68TL harcın istinaf eden  davalıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t\tc)Birleşen davada Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60TL istinaf karar ve ilam harcından, peşin alınan 59,30TL harcın mahsubu ile bakiye 368,30TL harcın istinaf eden  davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf eden tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>5-HMK'nin 333.maddesi gereğince gider avansından kalanının karar kesinleştiğinde yatırana  iadesine,<br>6-Kararın tebliğinin Dairemizce yapılmasına,\t <br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 361/1. maddesi gereğince kararın tebliği tarihinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde kararı veren Bölge Adliye Mahkemesi ya da buraya gönderilmek üzere temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesi veya İlk Derece Mahkemesine verilecek dilekçe ile Yargıtay temyiz yasa yolu açık olmak üzere, 09/04/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. \t\t    <br>\t\t\t\t<br>Başkan...<br>   e-imzalıdır<br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br>Üye...<br>   e-imzalıdır<br>Katip...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br>  NOT: BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR.<br> \"5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur.\" <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d4efbc8f3d624080","SID":"69f34070d2112a38"}}