{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2312 Esas <br>KARAR NO: 2024/708 Karar <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/171 Esas - 2021/506 Karar <br>TARİHİ: 05/07/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle, davalı borçlunun müvekkili şirketten aldıkları bir kısım ürünlerin bedelini ödemediğini, tüm sözlü talep ve uyarılara rağmen ödenmeyen alacağın tahsili için İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, usulüne uygun tebliğ edilen ödeme emrine borçlunun vekili aracılığıyla itiraz ettiğini, itiraz ile takibin durdurulması üzerine başvurulan arabuluculuk görüşmelerinde de sonuca varılamadığını belirterek, davalının takibe itirazının iptaline, takibin avans faizi ve %20 icra inkar tazminatı ile birlikte devamına, yargılama masrafları ve avukatlık ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle,  müvekkili şirketin davacı şirketle bir dönem çalıştığını ve buna ilişkin cari hesabını 22/09/2018 tarihinde kapattığını, davacı şirketin müvekkili şirkete bir takım faturalar kesmiş olmasına rağmen herhangi bir mal teslimi yapmadığını, muhasebe tarafından işlenen faturalara ilişkin mal veya hizmet teslimi yapılmadığından alacaklı şirketin uyarıldığını ve kanuna uygun şekilde iade faturaları düzenlendiğini, bu süreç sırasında davacı şirketin gerçeğe aykırı fatura düzenlediğinin tespit edildiğinden bahisle müvekkili şirkete vergi denetmenleri tarafından yazı gönderildiğini, davacı şirketin incelemeye girmiş olduğunu öğrenen müvekkili şirketin ticari itibarını düşünerek davacı şirketle tüm ilişiğini kestiğini, davacının müvekkili şirketten hiç bir alacağının bulunmadığını, bu nedenle icra takibine haklı olarak itiraz ettiklerini belirterek, davanın reddine, kötü niyetli davacının kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, dava masraf ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi 05/07/2021  tarih 2019/171 Esas - 2021/506 Karar sayılı kararında; \"Dava, ticari mal alım-satım sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. İstanbul ....İM ... E takip dosyası celbedilip incelenmiş, davacı tarafından \"5.000,00 TL cari hesap kısmi alacağı\" açıklamasıyla 12/02/2019 tarihinde başlatılan ilamsız takibe davalı borçlu şirketin süresinde itirazı üzerine takibin durdurulduğu, davanın 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmış olduğu görülmüştür.Takip dosyası, tarafların ticari ilişkisi sırasında düzenlenen fatura ve ödeme kayıtları, ticari defter kayıtları, takip ve dava konusu fatura, sevk irsaliyesi, noter ihtarları, davalının ödeme kayıtları ile iade faturaları, celbedilen banka hesap ekstreleri, davacının vergi dairesine verdiği BS formları, davalının verdiği BA formları, VDK'da  davalı şirket hakkında yürütülen vergi incelemesine dair kayıtlar, davacı şirketin ünvan ve adres değişikliğine dair TSM kayıtları celbedilip incelenmiştir.Tarafların ticari defter ve belgeleri üzerinde mali bilirkişi incelemesi yaptırılarak  rapor alınmıştır. Mali bilirkişiden alınan 29/06/2020 tarihli bilirkişi raporunda özetle; her iki tarafın ticari ilişkiye dair incelenen 2018 yılı ticari defter ve kayıtlarının muhasebe usul ve esaslarına göre tutulduğu, ancak davacının 2018 yevmiye defterinin açılış noter tasdiki varsa da kapanış tasdiki bulunmadığı, davalı şirketin 2018 yevmiye defterinin açılış tasdiki bulunduğu, kapanış tasdikine dair bila tarih ve dönemli noter tasdiki sunulduğu, taraflar arasında 2017-2018 yıllarında davacının davalıya düzenlediği 38 adet mal satış faturası bulunduğu, bu faturalardan 37 adedinin davalı ticari defterlerinde aynen kayıtlı olduğu, sadece 22.05.2018 tarihli 812150 no.lu 42.067,00 TL tutarlı 1 adet faturanın davalı defter kayıtlarında yer almadığı, davacının düzenlediği ve davalı da da aynen kayıtlı olan 37 adet faturadan bir kısmının bedelinin davalı tarafından ödenmiş olduğu, bedeli henüz ödenmemiş durumda olan faturalar hakkında ise (bazı faturaları birleştirip tek iade faturası düzenlemek, bazıları hakkında ayrı ayrı iade faturası düzenlemek suretiyle) davalı tarafından  10/09/2018 tarihinde defterlerine kaydettiği 9 adet iade faturası düzenlenerek davacıya gönderildiği, bu iade faturalarını davalı defterlerine kaydetmek suretiyle kendi defterinde açık hesap sonucunu sıfırlamış olduğu, ancak davacının ticari defterlerinde davalının iade faturalarının kayıtlı olmadığı; davacının ticari defterlerine göre  faturalara karşılık davalının 230.000,00 TL ödeme yaptığının, takip tarihi itibariyle davalıdan 1.499.124,80 TL alacaklı göründüğünün kayıtlı olduğu; davalının ticari defterlerine göre ise davacıya 756.126,00 TL ödeme yaptığının, takip tarihi itibariyle (bakiye borca ilişkin faturalarla ilgili iade faturaları düzenlemek suretiyle) açık hesaba göre davacıya borcunun veya alacağının bulunmadığının kayıtlı olduğu   bildirilmiş,  taraf defterlerindeki kayıtlar-muavin defter ve açık hesap dökümleri rapor içeriğine alındığı gibi ek olarak da eklenmiş, tarafımızdan da detaylı incelenmiştir. Tarafların mahkememizce bizzat incelenen açık hesap-muavin defter kayıtlarına göre, mutabakatsızlığın 2018 yılına ilişkin olduğu, 2018 ticari defter açılış kayıtlarının her iki tarafta da  aynı tutarla (2017'de düzenlenen 2 adet faturanın toplam borç kaydı tutarıyla) başladığı,  davalı şirketin celbedilen banka hesap dökümlerinde yer alan davacı hesabına ödemelerden bir kısmının, davalı ticari defterlerinde birden fazla kez ve mükerrer ödeme şeklinde kaydedilmiş olduğu (ancak davalının tüm ödemeleri-mükerrer ödeme kayıtları doğru kabul edilse bile davamızın konusu ödenmemiş faturanın mevcut durumunu-ödenmemiş olduğu hususunu etkilemediğinden değerlendirme konusu ve hüküm gerekçesi yapılmamıştır) davalının ödeme kayıtlarında ve celbedilen hesap ekstrelerinde ödenen faturaya atıf-açıklama bulunmadığından TBK md 100 gereği ödemelerin önceki tarihli-vadesi önce olan faturalara karşılık ödeme sayılması zorunlu olduğundan, davalının rapor içeriğinde yer alan muavin defter kayıtları dökümünde, davacıya düzenlediği 9 iade faturası öncesi son  kayda göre davacıya 940.931,80 TL borçlu olduğuna dair kayıt bulunduğu, dava konusu faturanın da bu son kaydın içinde yer alan, ticari ilişki kapsamında davacının davalıya düzenlediği son fatura olduğu, dolayısıyla  dava konusu faturanın bedelinin davalı tarafından ödenmemiş durumda olduğu, nitekim sonrasında dava konusu faturanın davalı ticari defterindeki borç kaydının, yine davalı tarafından kayıtlarına iade faturası işlenerek kapatıldığı görülmüş ve tespit edilmiştir. Takip talebinde \"kısmi cari hesap alacağı\" olarak 5.000,00 TL asıl alacak talep edildiği, yani takibin kısmi alacak istemiyle başlatılan kısmi takip olduğu görüldüğünden, taraflar arasında TTK md 89 kapsamında yazılı bir cari hesap sözleşmesinin de bulunmadığı beyan ve tespit edildiğinden, takip talebindeki cari hesap alacağının \"fatura alacağı\" olarak istenebileceği anlaşıldığından, usul ekonomisi ilkesi uyarınca dava doğrudan usulden reddedilmeyerek davacı vekiline kesin süre verilmiş, takipteki kısmi asıl alacağını hangi faturadan doğan kısmi alacak olarak talep ettiğini-hangi faturaya hasrettiğini HMK md 31 kapsamında açıklaması istenmiştir. Davacı vekilince dosyaya 13/11/2020 tarihinde sunulan beyan dilekçesi ile, takip talebindeki ve davadaki kısmi fatura alacağını \"21/08/2018 tarihli 812174 seri no.lu 78.098,30 TL bedelli\" olan irsaliyeli faturaya hasrettiği, bu irsaliyeli fatura altında teslim alan kısmına davalıya atfen attırılması gereken imzanın müvekkili şirket çalışanlarının hatası nedeniyle teslim eden kısmına attırılmış olduğu, bu imzaların aslında davalının malları teslim alan çalışanına ait olduğu açıklanmış, bu faturayla ilgili fazlaya ilişkin talep ve dava hakkını saklı tuttukları beyan edilmiştir.Davacı vekilinin HMK md 31 kapsamında verilen süre içinde yaptığı açıklama uyarınca, dava konusu takibin sadece 21/08/2018 tarihli ... no.lu 78.098,30-TL bedelli davacının davalıya mal satışına ilişkin irsaliyeli faturadaki alacakla ilgili 5.000,00 TL kısmi asıl alacak takibi olduğu tespit edilmekle, itirazın iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı dava türü olduğundan, yargılama sadece bu faturayla sınırlı olarak yapılmış, hüküm de sadece bu faturayla sınırlı olarak (hükümde bu husus vurgulanmak suretiyle) kurulmuştur. Davalı vekilince dosyaya sunulan 04/06/2021 tarihli dilekçede, dava konusu 21/08/2018 tarihli 812174 no.lu faturada satıcı firma ünvanının \"... Tic.Ltd.Şti\" olarak yer aldığı, davacı firmanın ünvanının ise \"...Tic.Ltd.Şti\" olduğu, dava konusu faturanın usule-kanunlara  uygun bir fatura olmadığı, bu nedenle davacının bu faturaya istinaden takipte ve davada talep hakkı bulunmadığı ileri sürülmüşse de, bu konuda davacı vekilince sunulan 07/06/2021 tarihli dilekçe içeriği ve mahkememizce incelenen ticaret sicil gazetesi ilanları ile davacı şirketin vergi dairesi-vergi kimlik no. kayıtları sonucunda, davacı şirketin ünvanının  26/12/2017 tarihinde değiştirilerek 17/01/2018 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi ile ilan edilmiş olduğu, ticaret sicil numarasında ve vergi kimlik numarasında herhangi bir değişiklik bulunmadığı, daha sonra (dava tarihinden sonra) 26/08/2020 tarihinde adres değişikliği bulunduğu, adres ve ünvan değişikliği gibi durumlarda mükelleflerin ellerinde mevcut bastırılmış faturalarını kullanmalarına engel yasal bir vergi mevzuatı bulunmadığı, aksine eski ünvan veya eski adres bilgisiyle bastırılmış ellerinde mevcut faturaların  (vergi kimlik no. aynı kaldığından) eski ünvan çizilip yeni ünvan elle veya kaşeyle yazılarak fatura cildi tükenene kadar kullanılabileceğine dair tebliğ vb vergi idaresi düzenlemeleri (240 seri no.lu VUK Genel Tebliği), GİB özelgeleri (örn. 26/02/2013 tarihli 38 sayılı VUK özelgesi, GİB Büyük Mükellefler VDB 10/09/2007 tarihli 17157 sayılı özelgesi) bulunduğu, hatta şirket türünün değişmesi  durumunda bile bu uygulamaya cevaz verildiği, davacı vekilince de sunulan beyan dilekçesi ile eski faturanın davalıya gönderilen nüshasına yeni ünvan kaşesinin basıldığının  beyan edildiği, davalının da bu faturayı davacının yeni ünvanı olan \"...\" kısaltmasıyla ve itirazsız ticari defterine kaydetmiş olduğu, dolayısıyla davacı şirketin fatura tarihinden önce ticaret ünvanının faaliyet alanlarıyla ilgili kısmının (şirket türü-vergi kimlik no değişmeden) değişmesinin, elinde mevcut fatura cildini kullanmasına engel teşkil etmeyeceği gibi, eski ünvandayken bastırdığı fatura cildinden düzenlediği fatura nedeniyle alacak hakkını, takip ve dava hakkını ortadan kaldırmayacağı sonucuna varılmıştır. Davalı şirketin mali bilirkişi incelemesine ibraz edilen 2018 yevmiye defterinin noter kapanış kaydıyla ilgili bilirkişiye sunulan ve \"tarihsiz-hangi mükellefe-hangi ticari deftere ve hangi vergilendirme dönemine ait olduğu belli olmayan\" ... yevmiye no.lu \"63.sayfada kapanış\" tasdik kaydının noterlikten celbinin-kontrolünün sağlanması için davalı vekiline süre ve imkan verilmişse de, yine aynı kayıt sunulmuş, herhangi bir tarih bildirilmemiş, bu haliyle tarih belli olmadan noterden bir bilgi-belge celbi mümkün olmadığından, sunulan tasdik kaydının davalının  ...yevmiye defterinin yasal sürede noter kapanış tasdikine ilişkin kayıt olduğu davalı tarafça ispatlanamadığından, bilirkişi raporundaki diğer tespitlerle birlikte, her iki tarafın 2018 yılı ticari defter ve kayıtlarının sahibi lehine delil teşkil eder mahiyette bulunmadığı sonucuna varılmıştır.  Davalı şirket vekilince sunulan belgelerden, davalı şirket hakkında sahte fatura kullanma fiili nedeniyle, dava dışı iki şirketin düzenlediği sahte faturaları kullanma fiilleri nedeniyle yargılama sırasında vergi incelemesi başlatılmış olduğu anlaşılmış, ancak vergi müfettişinin incelemeye başlama tutanağında açıkça görüldüğü üzere sahte faturayı düzenleyen şirket olarak davacıdan farklı iki ayrı şirketin faturaları yönünden inceleme yapıldığı, davalı vekilince yargılama sırasında davacı şirketin kendilerine düzenlediği faturaların sahte-naylon fatura olduğuna dair bir iddia olmadığı, aksine dava konusu fatura içeriği malın müvekkiline hiç teslim edilmemiş olduğu savunmasının ileri sürüldüğü, herhangi bir ceza yargılaması da ileri sürülmediği görülmekle, davamız açısından VDK'dan vergi inceleme bilgisi, varsa ceza davası celbine, sonucunun beklenmesine gerek bulunmadığı anlaşılmıştır. <br> Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller, alınan mali bilirkişi raporu tespitleri ile tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarının durumuna göre; dava konusu kısmi takip alacağının ilişkin olduğu davacının 21/08/2018 tarihli ... no.lu faturasının irsaliyeli fatura olduğu, yani sevk irsaliyesi ile faturanın birlikte düzenlenmesine mahsus, malın taşıma ve teslimine ilişkin irsaliyeli fatura niteliğinde düzenlendiği, her ne kadar üzerinde \"teslim alan\" kısmında bir imza bulunmasa da davalı şirketin ticari defterlerinde de aynen kayıtlı olduğu, davacı tarafından BS formu ile mal satışı olarak, davalı tarafından da BA formu ile mal alışı olarak  bağlı oldukları vergi dairelerine yasal sürelerde beyan edilmiş-bildirilmiş durumda olduğu, davalının bu fatura bedelini ödememiş olduğu, 03/09/2018 tarihinde bu faturayla ilgili ... seri-sıra no.lu iade faturası düzenleyerek davacıya gönderdiği, davalının iade faturasının üzerinde (iade olunan malın sevk ve teslimine ilişkin) sevk irsaliyesi tarih ve no.sunun da \"03.09.2018 ....\" şeklinde yazılı olduğu, bu iade faturasının davacıya tebliğ tarihini ispatlar bir delilin ve iade faturasının üstünde yazan sevk irsaliyesi ile iade edilen malların davacıya iade-teslim edildiğini ispatlar herhangi bir delilin davalı tarafça dosyaya sunulmadığı, davalının iade faturası sonrası davacı şirketçe 11/10/2018 tarihli ... yevmiye no.lu İstanbul ...Noterliği ihtarıyla \"iade faturasına itiraz edildiği, iade faturası içeriği malların müvekkiline iade-teslim edilmemiş olduğu\" itirazlarıyla birlikte iade faturalarının davalıya iade edildiği, ayrıca davacı ticari defterlerine iade faturalarının kaydedilmemiş olduğu tespit edilmiştir. Sunulan ve incelenen delil-ticari defter durumuna göre, her iki tarafın ticari defterlerinin de sahibi lehine delil teşkil edecek mahiyette bulunmadığı, dolayısıyla sadece ticari defter kayıtlarına istinaden davada karar verilemeyeceği, sunulan-toplanan diğer delillerle birlikte yargılamada tarafların ispat ve haklılık durumunun değerlendirilmesi gerektiği, davacının kısmi (şimdilik 5.000,00 TL AA)  takip konusu yaptığı 21/08/2018 tarihli ... no.lu 78.098,30-TL bedelli irsaliyeli faturasına karşı davalının 8 günlük yasal sürede itiraz etmediği, dolayısıyla faturanın içerik itibariyle kesinleştiği, bu faturayı davalı şirketin itirazsız ticari defter kayıtlarına işleyerek BA formuyla vergi dairesine bildirmiş olduğu, nitekim sonradan düzenlediği iade faturasına açıkça iade edilen mala ilişkin sevk irsaliyesi no.su da yazılıp mal iadesine ilişkin sevk irsaliyesi düzenlediği, bir tacirin hiç teslim almadığını iddia ettiği malın iadesi için sevk irsaliyesi düzenlemesinin kendi aleyhine delil mahiyetinde olduğu, bu durumda davacının dava konusu irsaliyeli fatura içeriği malları davalıya teslim ettiğini ispatlamış sayılması gerektiği, bu durumda iade faturası düzenleyen davalının malları davacıya iade ettiğini ispatlamakla yükümlü olduğu, sunulan davalının iade sevk irsaliyesinde davalıya atfen herhangi bir (davacıya veya yetki verdiği çalışanına) teslim imzasının bulunmadığı, yani davalının  malları davacıya geri iade ettiğini ispatlayamadığı,  malı teslim almayan tacirin faturayı itirazsız ticari defterine kaydedip BA formuyla mal alışı olarak bildirdikten sonra, \"vergi incelemesine girdiğinizden iade edilmiştir\" açıklamasıyla iade faturası ve iadeye ilişkin sevk irsaliyesi düzenlemiş durumdayken, davacının sattığı malları müvekkilinin en baştan beri hiç teslim almadığını ileri sürmesinin mevcut delil durumuyla bağdaşmadığı, çelişkili beyan niteliğinde olduğu, davalının düzenleyip gönderdiği iade faturasına ise davacının yasal sürede itiraz ederek ticari defterine de kaydetmediği, mevcut delil durumu itibariyle davacının dava konusu fatura içeriği malları davacıya teslim ettiğinin davacı tarafından ispatlandığı, davalının ise iade faturası ile bu malları davacıya iade ettiğini ispatlaması gerekirken ispatlayamadığı anlaşılmakla, dava konusu fatura bedelinin ödendiği veya fatura konusu malların iade edildiği  davalı tarafça ispatlanamadığından aşağıdaki şekilde davanın kabulüne, kısmi takibin aynı koşullarda (tacirler arası ticari ilişkide takip sonrası değişen oranda avans faizi istenebileceğinden) devamına,  likit fatura alacağına itiraz haksız olduğundan davacı lehine %20 icra inkar tazminatı hükmedilmesine, uyuşmazlık kısmi takibe ilişkin ve bu nedenle davamız kısmi dava niteliğinde olduğundan, HMK md 341/3  gereği istinaf yolu açık olmak üzere karar vermek gerekmiştir.\"gerekçesi ile, \"1-Davanın KABULÜ ile, Davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğü ... Esas takip dosyasına itirazının iptaline, takibin davacının 21/08/2018 tarihli ... no.lu 78.098,30-TL bedelli fatura alacağına ilişkin kısmi takip olduğunun tespitine, takibin 5.000,00-TL kısmi asıl alacak yönünden takip sonrası aynı koşullarda devamına, Alacağın %20'si oranında 1.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle,  yerel mahkeme tarafından hükme esas alınan 29.06.2020 tarihli Bilirkişi ... tarafından hazırlanan bilirkişi raporunda davacı ve davalı her iki tarafın  defter kayıtlarının birbiriyle uyumsuz olduğunun belirtildiğini; ayrıca raporunda, \"davacı tarafın usulüne uygun defter kapanış tasdikleri yoktur' diyerek belirttiğini, Bu nedenle davacı tarafın usulüne uygun olmayan defter kayıtları lehine delil kabul edilemeyeceğini; bilakis HMK 222/4 gereğince aleyhine delil olarak kullanıldığını; Ticari defterlerin, ticari davalarda “sahibi lehine” delil olarak kabul edilebilmesi için; Türk Ticaret Kanunu'na göre tutulması zorunlu defterlerin eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulduğunu, açılış ve kapanış onayları yaptırıldığını ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olmasının şart olduğunu; yani TTK'nın 64. ve Vergi Usul Kanunu’nun 176. maddesinde belirtilen defterlerin tamamının tutulduğunu ve birbirini doğrular mahiyette olması, ticari defterlerin açılış ve kapanış onaylarının yapılmış olması, ayrıca diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların, bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi gerektiğini, Karşı tarafın  TTK'nın 64. maddesi gereğince tutması zorunlu defterleri tutmadığı, kapanış tasdik onayını yaptırmadığı  bilirkişi raporunda belirlendiğini,  açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtlarının, sahibi aleyhine delil olacağını, (HMK 222/4). kapanış tasdiki olmayan ticari defterin sahibi lehine delil olmayacağının Yargıtay yerleşik kararlarında da belirtildiğini (Yargıtay 11. HD., E. 2016/11689 K. 2018/5185 T. 11.9.2018; Yargıtay 19. HD., E. 2016/3853 K. 2016/14805 T. 15.11.2016; Yargıtay 11. HD., E. 2016/11689 K. 2018/5185 T. 11.9.2018)  Davacı tarafın faturalandırdığı malların teslim edilmediğini; müvekkili firmanın, karşılıksız olarak tarafına  keşide edilmiş faturalara yönelik iade faturaları düzenlediğini çünkü mal tesliminin söz konusu olmadığını; davacı taraf gerçeğe aykırı fatura düzenlenerek olmayan bir ticari ilişkiyi varmış gibi gösterdiğini; her iki şirket arasında cari hesabın 22.09.2018 tarihinde sıfırlandığını; müvekkili şirketin davacı tarafa hiçbir borcunun bulunmadığını, bilirkişi raporunda 38 adet irsaliye faturası düzenlendiğinin, düzenlenen bu faturalardan 22.05.2018 tarih ve 812150 sayılı 42.067.00 TL tutarlı 1 adet davacı kayıtlarında mevcut olduğunun ancak davalı kayıtlarına işlenmediğinin tespit edildiğini; düzenlenen bu  irsaliyeli faturalar üzerinde mal teslimine dair herhangi bir imzanın veya ibarenin bulunmadığının tespit edildiğini, davacı tarafından keşide edilmiş ve teslim alan kısmı boş bırakılmış teslim eden kısmı kim tarafından imzalandığı bilinmeyen bu faturada imza incelemesinin de yapılmadığını; aşağıdaki mezkur Yargıtay kararında da kim tarafından imzalandığı bilinmeyen faturada, malın teslim edildiğinin ispat külfetinin davacıya ait olduğunu belirttiğini, Yargıtay'ın kararlarında da malın teslim edildiğinin ispat külfetinin satıcıya ait olduğu belirttiğini (İstanbul BAM, 12. HD., E. 2018/1001 K. 2019/609 T. 29.4.2019; Yargıtay 19. HD., E. 2012/5903 K. 2012/13063 T. 17.09.2012; Yargıtay 19. HD., E. 2013/9129 K. 2013/14290 T. 19.9.2013), Karşı tarafın teslim edilmemiş ticari mallara yinelik davalıya irsaliyeli fatura düzenlediğini; irsaliyeli faturanın, normal faturada olması gereken bilgileri kapsayan bir fatura olduğunu; aynı zamanda sevk irsaliyesinde bulunması gereken bilgileri de kapsadığını, irsaliyeli faturanın 2 nüshası, yoklama ve denetimlerde ibraz edilmek üzere malı taşıyan araçta bulundurulması gerektiğini; bu aracın nevi cinsi ve sevkiyatı hangi saat nereye yaptığı bilgilerinin bulunmadığını; sevkiyatın ispatının davacı tarafa ait olduğunu; irsaliyeli faturada yer alması gereken bilgilerin eksiksiz olması gerektiğini; aksi halde irsaliyeli fatura düzenlenmemiş sayılacağını; irsaliyeli faturanın en az 3 nüsha düzenlenmesi gerektiğini; 3 nüsha düzenlenmeyen irsaliyeli faturaların hiç düzenlenmemiş sayılacağını, irsaliyeli faturada malın nereye ve kime sevk edildiği bilgilerine yer verilmesi gerektiğini; normal faturada sevk bilgilerinin yer almadığını ancak müvekkili tarafına keşide edilmiş  bu faturada sevk bilgilerinin bulunmadığını, fatura konusu malların sevkiyatı için 60 kg ile 180 kg arası plastik bidonların nakliyesine mahir araç gerektiğini; karşı tarafın iddiasına göre bunun ortalama 157 ton kantar ağırlığı gelecek malzemelerin sevkiyatını kaç araçla ne zaman ve nasıl gerçekleştiğini beyan ve ispat yükümlülülüğünü yerine getirmediklerini; tespitine yönelik taleplerine rağmen karşı tarafın malların teslimini ispat edemediğini, 1975 yılında Cenevre’de Birleşmiş Milletler tarafından kabul edilen anlaşma ile birlikte tırların toplam kapasite ve boyut ölçülerinin standartlara alınmadığını; bu kapsamda tüm dünya genelinde plakası üzerinde ‘’TIR’’ yazan tüm araçların bu ölçüler ve kapasiteler baz alınarak üretilmesi ve taşıma yapması gerektiğini, verilen tır tiplerinin yasalar gereği toplam ağırlıklarının maksimum 25 tona kadar çıktığını; ancak ISO standartları çerçevesinde, üretilen konteynerler ile yüklenen tırların toplam ağırlıkları için 44 tona izin verildiğini; römorklarla yapılacak olan taşımalarda ise maksimum 40 ton toplam ağırlığa izin verildiğini; bunun için de Karayollarına dilekçe yazılarak özel taşıma izni alınması gerektiğini; bu şartlarda 4-7 arası tır ile malzemenin sevkiyatının yapılması gerektiğini ancak hiçbir aracın plaka bilgileri ve teslim bilgileri bulunmadığını, sevk iddiası fatura konusu mallara yönelik davacı tarafın stok ve depo kaydı da olmadığını,  davacı satış yapan  tarafın, satış konusu malların  ispat yükümlüğünün üzerinde olduğunun Yargıtayın yerleşik kararlarıyla sabit olduğunu (Yargıtay 19. HD., E. 2017/232 K. 2018/5901 T. 19.11.2018),  Faturada teslim eden kısmının imzalandığını; fatura konusu malların alıcısına geçmediğini; sehven teslim eden kısmının imzalandığı iddiasının, basiretli bir tacirin kendisinden beklenen dikkat ve özenin göstermesi gerektiği ilkesiyle de bağdaşmadığını velev ki bu durum yaşanmış olsa bile böyle bir evrak basiretli bir tacir tarafından kabul edilmesi gerektiğini; fatura konusu malın müvekkili tarafından imzalanmış olsa bile evrağın neresine imza atacağını bilebilecek durumda olduklarını; imza incelemesi yapıldığı vakit müvekkili firma yetkililerinin mal teslim almadığının ispat olunacağını; fatura konusu malın teslimini konusunda ispat yükümlülüğü satıcı davacı kısım olmasına rağmen yargılama safahatinde  fatura konusu malın müvekkili firma tarafından teslim alınmadığı ispat edildiğini ancak satıcının malı devrettiğinin ispat edilemediğini; yerel mahkeme anılan gerekçelerle usul ve esasaya aykırı karar verdiğini (Yargıtay 19. HD., E. 2016/14266 K. 2018/259 T. 31.1.2018)İleri sürerek, yukarıda arz ve izah olunan nedenler ile mahkemece resen nazarı itibar alınacak sebeplerle; yerel mahkeme kararının kaldırılarak yeniden yapılacak yargılama neticesinde davanın reddine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; ticari satış ilişkisinden doğan bakiye cari hesap alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkin olup, mahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dava konusu takip dosyası kapsamından; davacı yanın davalı aleyhine 12/02/2019 tarihinde, fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak  5.000,00-TL asıl alacağın tahsili amacıyla ve \"cari hesap alacağımızın bir kısmıdır\" açıklaması ile ilamsız takip başlattığı, takip talebi ekine bir kısım fatura suretlerinin eklendiği, davalının takibe yasal sürede itiraz ettiği, duran takibin devamı amacıyla ve bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde eldeki itirazın iptali davasının açıldığı anlaşılmıştır. \"1-Davanın KABULÜ ile,Davalının İstanbul ...İcra Müdürlüğü ... Esas takip dosyasına itirazının iptaline, takibin davacının 21/08/2018 tarihli ... no.lu 78.098,30-TL bedelli fatura alacağına ilişkin kısmi takip olduğunun tespitine, takibin 5.000,00-TL kısmi asıl alacak yönünden takip sonrası aynı koşullarda devamına,Alacağın %20'si oranında 1.000,00-TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,\" karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 29906 Sayılı Resmi Gazetede yayınlanarak 02/12/2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı kanunun 41. maddesi ile değişik HMK'nun 341/2 maddesi hükmü uyarınca miktar ve değeri 3.000,00-TL'yi geçmeyen mal varlığına ilişkin davalar kesin olup, yeniden değerleme oranındaki artış sonucu yerel mahkeme hükmünün verildiği 2021 yılı için HMK'nun 341/2. maddesindeki kesinlik sınırı 5.880,00-TL olmuştur. Dava değeri 5.000,00-TL olup mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.  Davalı vekili tarafından kabul edilen miktar istinaf konusu edildiğinden ve kabul edilen tutar 5.000,00-TL olduğundan, ilk derece mahkemesi kararı kesin niteliktedir.  Yerel mahkemece, takibin kısmi alacak için başlatıldığı, dolayısıyla itirazın iptali davasının da kısmi alacak davası niteliğinde olduğu gerekçesi ile, kararın miktar itibariyle kesin olmadığı belirtilmiş ise de; itirazın iptali davaları takibe sıkı sıkıya bağlı davalar olup,  takip tutarından başkasına veya fazlasına hükmedilemeyeceğinden, itirazın iptali davasında ıslah yolu ile takip tutarının arttırılması da(dava tam ıslah yolu ile alacak davasına çevrilmediği sürece) mümkün bulunmadığından, takibin alacağın bir kısmı için başlatılmış olması, itirazın iptali davasını kısmi alacak davasına dönüştürmeyecek, bu nedenle 6100 Sayılı HMK'nun 341/3 fıkrası hükmü somut olayda uygulanamayacaktır. Miktar olarak kesin nitelikteki karara karşı kanun yolunun açık olduğunun belirtilmesinin  sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Bu nedenle, davalı vekilinin karara  yönelik  istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 341. ve  352/1. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK' nın 341, 352/1 maddeleri  gereğince USULDEN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 90,00-TL harcın mahsubu ile bakiye 337,6‬0-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf  eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı varsa talep halinde iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/04/2024 tarihinde HMK'nın 341. 352/1. maddeleri gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4f3d55f3cf167ec3","SID":"a3ceb1d51117b8e2"}}