{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2021/1534 <br>KARAR NO\t\t: 2024/952<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İZMİR 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16.12.2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/218 Esas 2020/676 Karar\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 09.05.2024<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 09.05.2024<br><br>\tİzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 16.12.2020 tarih 2019/218 Esas 2020/676 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye ... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :<br>\tDAVA \t: Davacı vekili, müvekkilinin BIST ve SPK'da denetime tabi olan dava dışı ... A.Ş.'de 103.000 paya sahip olduğunu, davalıların bu şirkette yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptıklarını, dava dışı ... A.Ş. ve bağlı ortaklık ... A.Ş.'ye ait taşınmaz ve makine parkının yine dava dışı ... A.Ş.'ye satışı amacıyla 14.08.2018 tarihinde varlık alım sözleşmesi imzalandığını, 24.10.2018 tarihinde ortakların bilgilendirilmesi amacıyla 21.11.2018 tarihli olağanüstü şirket genel kurul toplantısının yapılacağının duyurulduğunu ve gündemin yayınlandığını, “Olağanüstü Genel Kurul” toplantısının 21.11.2018 tarihinde gerçekleştirildiğini, toplantı öncesinde 26.10.2018 tarihinde, ... A.Ş. tarafından KAP aracılığı ile yapılan ayrılma hakkının kullanımına ilişkin açıklamada, ayrılma hakkı bedelinin 1 TL nominal değerli beher hisse başına 0,68648.-TL olduğunun kamuya açıklandığını, olağanüstü genel kurul toplantısında da, gündemin 2/b bendi ile,“Ayrılma hakkının pay başına işlemin kamuya açıklandığı tarihten önceki otuz gün içinde borsada oluşan ağırlıklı ortalama fiyatı olan 0,0068648.-TL. Olduğu,” hususunun paydaşlara bildirildiğini, toplantıya elektronik ortamda katılan müvekkilinin, alınan karara muhalif kaldığını, muhalefet şerhini tutanağa geçirdiğini, müvekkilinin 21.11.2018 tarihli genel kurul toplantısını takiben 22.11.2018 tarihinde, portföyünde bulunan tüm ... hisselerini hisse başına 0,70.-TL bedel ile sattığını, portföyünde bulunan 103.000.-adet hissenin tamamının satışından toplam 72.100,00 TL elde edebildiğini, ancak 13.12.2018 tarihli ve 2018/57 sayılı Sermaye Piyasası Kurulu Bülteninde, \"önemli nitelikteki işlem olarak değerlendirilen tek bir hususun iki defa genel kurul onayına sunularak ayrılma hakkının kullandırıldığı ve süreç içerisinde ...’ın önemli nitelikteki işlemin gerçekleşmesi niyetine ilişkin herhangi bir vazgeçme durumunun söz konusu olmadığı dikkate alınarak, II-23.1 sayılı Önemli Nitelikteki İşlemlere İlişkin Ortak Esaslar ve Ayrılma Hakkı Tebliği’nin (Tebliğ) 10 uncu maddesine uygun şekilde hesaplanacak ayrılma hakkı kullanım fiyatının, ...’ın 28.12.2017 ve 21.11.2018 tarihli genel kurul toplantıları için 1 TL nominal değerli pay başına 1,14257 TL olduğu hususunun kamuya duyurulmasına ve ayrılma hakkı kullanım fiyatının hatalı olarak kamuya duyurulması nedeniyle zarara uğrayan ... pay sahiplerinin, söz konusu zararın tazminine ilişkin olarak genel hukuk hükümleri çerçevesinde söz konusu tarihler itibarıyla görev üstlenen yönetim kurulu üyeleri aleyhine dava açabileceği hususunda bilgilendirilmelerine karar verilmiştir.” şeklinde duyuru yapıldığını, davalılardan oluşan yönetim kurulunun, ayrılma hakkı kullanım fiyatı olarak gerek kamuya açıkladığı ve gerekse 21.11.2018 tarihli genel kurulda paydaşlara sunduğu beher pay başına 0,68648.-TL bedelin, gerçeği yansıtmadığını, gerçek bedelin SPK tarafından saptanıp duyurulduğu üzere beher pay başına 1,14257.-TL olduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerinin şirket ana sözleşmesi, TTK ve SPK Kanunu ile kendilerine yüklenen ayrılma hakkı kullanım bedelini yanlış belirlediklerini ve açıkladıklarını, bu yanlışığın TTK kapsamında ağır kusur teşkil ettiğini ve basiretli tacir tanımına uygun olmadığını, davalıların kusurları ile neden oldukları hatalı tespit ve açıklamalar nedeniyle müvekkilinin doğrudan doğruya zarara uğradığını iddia ederek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 45.581,71 TL zararın, zarar tarihinden itibaren işletilecek ticari faizi ile birlikte davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>\tCEVAP\t: Davalılar vekili, davacının ayrılma hakkı kullanım süresinin 28.11.2018 ve 11.12.2018 tarihleri arasında olduğunu, bu süre içerisinde ayrılma hakkını kullanmadığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, zararın hesaplanması mümkün olduğundan kısmi dava açılamayacağını, dava konusu şirket tarafından SPK bültenindeki tebliğ hükmünün iptali için Danıştay 13. Dairesinin 2019/591 E. sayılı dosyasında dava açıldığını,  davanın devam ettiğini, SPK'nın ayrılma fiyatını tespit ederken yanlış tarihi esas aldığını, Danıştay'daki davanın bekletici mesele yapılması gerektiğini,  21/11/2018 tarihinde yapılan KAP açıklamasıyla genel kurulda varlık devrine ilişkin gündem maddesinin oy çokluğu ile kabul edildiğini, olumsuz oy kullanan ortaklardan 2.626.869 TL nominal değerindeki pay sahibinin muhalefet şerhini toplantı tutanağın şerhettiğinin kamuoyuna duyurulduğunu, ayrılma hakkı kullanımı süresinin 28/11/2018 - 11/12/2018 tarihleri olarak belirlendiğini, bu süreçte davacı da dahil olmak üzere hiçbir ortağın ayrılma hakkını kullanmadığını, davacının SPK'nın 13/12/2018 tarihli kararı ve BİST'in 21/12/2018 tarihli kararı sonrasında hisse düşüşü nedeniyle eldeki davayı açtığını, yatırımcıların zarara uğramasına sebebiyet veren SPK ve BİST olduğunu, 28.12.2017 tarihli genel kurul kararı ile onaylanan satış sürecinden sonra yaşanan ekonomik gelişmeler ve mevzuat değişikliği nedeniyle satış fiyatının revize edildiğini, genel kuruldan alınan onaydan sonra bu unsurdaki değişiklik konusunda tekrar genel kurul onayının alınmasının da hukuken zorunlu olduğunu, 13/09/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan Cumhurbaşkanlığı'nın 85 nolu kararıyla, Türk Parasının Kıymetini Koruma Hakkında 32 Sayılı Kararın 4. maddesine eklenen (g) bendi uyarınca, Türkiye'de yerleşik kişilerin sözleşme bedellerinin döviz cinsinden belirlenemeyeceğinin düzenlendiğini, geçici madde ile mevcut sözleşmelerin Türk parası olarak taraflarca yeniden belirlenmesi zorunluluğunun getirildiğini, buna ilişkin esasların 06/10/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan tebliğ ile düzenlendiğini, bu tebliğ ile eklenen 8. maddenin 24. fıkrası uyarınca tarafların Türk Parası olarak belirlemesinde mutabakata varılmadığı durumlarda sözleşmelerdeki döviz bedellerinin 02/01/2018 tarihindeki TCMB efektif satış kuru üzerinden Türk Parasına çevrileceğinin düzenlendiğini, dolayısıyla şirket ile alıcı taraf arasında tanınan süre içinde mutabakata varılmaması durumunda 02/01/2018 tarihi itibariyle 1 USD = 5.3492 TL üzerinden Türk Parasına çevrilmesi riskinin mevcut olduğunu, şirketin bu süreçte borsa şirketi olması ve yatırımcılarına olan sorumluluğu gereği müzakereleri yürüttüğünü, ve 5,55 TL olarak anlaşmaya varıldığını, müvekkil şirketin satış fiyatı önemli tutarda değiştiği için sürece yeniden başladığını, genel kurul tarafından bu yeni işlemin reddedilme riski bulunduğundan yeniden ayrılma hakkı fiyatının belirlendiğini, serbest piyasada 02/01/2018 tarihinde 3,76 TL olan kurun 02/01/2019 tarihinde 5,3860 TL olduğunu, 2018 yılı içinde %40 oranında artış gösteren kur nedeniyle yabancı alıcı olan tarafın fiyatta indirim istediğini, daha sonra ise Eylül 2018'de yayınlanan mevzuat değişikliği uyarınca Türk Lirasına dönülme zorunluluğunun ortaya çıktığını, ekonomik mücbir sebep halinin oluştuğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının halka açık ortaklık olan ... hisselerinden 103.000 hisseye sahip olduğu, ...'ın bağlı ortaklığı ...'a ait taşınmaz ve makine parkının satımı amacıyla 14.08.2018 tarihinde varlık alım/satım sözleşmesi imzalandığı ve ...'ın bu satışı KAP’ta bildirim yaptığı, KAP bildiriminde varlık satışına ilişkin 21.11.2018 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısının yapılacağının bildirildiği, genel kurul gündeminde 27.500,00 USD + KDV üzerinden satışın tamamlanacağı, bu taşınmaz ve makine parkının kül halinde satışının önemli işlerden olması sebebiyle pay sahipleri açısından ayrılma hakkı doğurduğu ve SPK'nın Ayrılma Hakkı Kullanım Fiyatı Tebliği m. 10'a göre hissenin değerinin 30 gün içinde borsada oluşan düzeltilmiş ağırlıklı ortalama fiyatların aritmetik ortalaması olacağının belirtildiği, ancak ...’ın ayrılma hakkına ilişkin bildiriminde 1 TL'lik nominal değerli her bir hisse başına 0,68648 TL olarak bildirim yapıldığı, davacının elektronik ortam bu ayrılma hakkına ilişkin muhalefet şerhi vererek toplantı tutanağına geçirdiği, bunun üzerine davacının 22.11.2018 tarihinde ... paylarını 0,70 TL den satıp, 103.000 hisse karşılığı 72.100,00 TL gelir elde ettiği, SPK'nın 13.12.2018 tarihli haftalık bülteninde ...’ın 1 TL lik nominal değerli pay başına 1,14257 TL olduğu hususunun kamuoyuna açıklanmasına ve ... pay sahiplerinin zararının tazminine ilişkin bilgilendirmeye ilişkin karar verdiği, buna göre beher pay başına 1,14257 TL ödemesi gerektiği halde hatalı hesaplama nedeniyle davacının 0,70 TL den hisseleri borsada satarak gelir elde ettiği, böylece davacının 45.584,71 TL zarara girdiği, 21.11.2018 tarihli olağan üstü genel kurul toplantı tarihiyle, ayrılma hakkı kullanım dönemi sonu olan 11.12.2018 tarihi arasında 14 günlük periyotta olağan dışı fiyat ve miktar hareketlerinin bulunduğu, SPK hükümleri kapsamında manipülasyon hatta İnsider Trading yani “İçerden Öğrenenlerin Ticareti” fiilini kanıtlayacak tespitlerin bulunduğu, SPK'nın hesapladığı ve 13.12.2018 tarihinde haftalık bültende duyurduğu 1,14257 TL nin şirket yetkililerince ilan edilmiş olması halinde davacının 103.000 hisseyi şirkete iade edeceği ve satış fiyatıyla arasındaki 45.584,71 TL zararın oluştuğu, TTK m. 553 gereğince yönetim kurulu üyelerinin bu zarardan sorumlu olduğu; TTK m. 553 gereğince yönetim kurulu üyelerinin doğrudan sorumluluğu için öncelikle doğrudan zararın belirlenmesi gerektiği, davalı yönetim kurulu üyelerinin davacıyı yanlış yönlendirecek ve hissesini olması gereken değerin altında satmasına sebebiyet verecek nitelikte ve bilirkişi raporunda da belirlendiği üzere borsada işlem gören şirketlere ilişkin ayrılma hakkı kullanım fiyatının belirlenmesine ilişkin tebliğ hükümlerine aykırı olarak hisse başına 1.14257 TL belirlenmesi gerekirken 0,68648 TL tespit edilmesi nedeniyle ortağın/davacının hisseyi borsada/piyasada daha uygun gördüğü 0,70 TL üzerinden satıp 72.100,00 TL gelir elde ettiği, oysa geri alım/ayrılma payı değerinin karşılığı olarak 103.000 hisse karşılığı 117.684,71 TL alması gerektiği, böylece davacının 45.584,71 TL zarara uğradığı gerekçesiyle davanın kabulüne, 45.581,71 TL zararının davalı şirket yöneticilerinden dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle müteselsilen tahsiliyle davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tKarara karşı davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF NEDENLERİ : Davalılar vekili, ilk derece mahkemesince delillerinin toplanmadığını, davacı tarafın zarara uğradığına yönelik bilgi ya da belge sunamadığını, mahkemece davacının sahibi bulunduğu hisselerin durumuna ilişkin olarak herhangi bir araştırma yapılmadığını, bilirkişi raporuna itirazlarının dikkate alınmadığını, bilirkişi tarafından görev ve yetkisinin aşıldığını, yapılan tespitlerin davanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğunu, \"Manipulasyon ve İçerden Öğrenenlerin Ticareti fiilini tartışmasız olarak kanıtlayacak tespitlere ulaşılmasının mümkün olduğu\" yönündeki tespitlerin dava konusu dışında olduğunu, davacının hissesini dava açmadan önce elinden çıkardığını, genel kurula katılıp karara red oyu vermediğini, muhalefet şerhini işletmediğini, hisseye ilişkin tüm haklarından feragat ettiğini, davacının iddia ettiği zarara şirket yönetim kurulunun sebep olmadığını, davacının hisseyi elden çıkardığı dönemde hisse fiyatının düşük olmasından müvekkillerinin sorumlu olmadığını, borsa ve piyasa kurallarında şirketlerin yatırımcılarına hisse fiyatı hususunda garanti vermesinin beklenemeyeceğini, fiyatın yükselmesinden veya azalmasından dolayı şirket yönetiminin suçlanamayacağını, kısmi dava açılmasının hukuka aykırı olduğu yönündeki itirazlarının mahkemece dikkate alınmadığını, şirketin 08/12/2020 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yaparak ayrılma hakkını SPK'nın öngördüğü ayrılma fiyatından kullandırmak için ortaklarına çağrı yaptığını, genel kurul toplantısının usulüne uygun şekilde yapıldığını, ancak hiçbir ortağın ayrılma hakkını kullanmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir.<br>\tGEREKÇE\t: Dava, davacının pay sahibi olduğu dava dışı ... A.Ş.'den ayrılma hakkı bedelinin davalı yönetim kurulu üyeleri tarafından düşük olarak kamuya açıklandığı, Sermaye Piyasası Kurulu Bülteninde bu tutarın daha yüksek belirlendiği, payını düşük bedelle satan davacının zarara uğradığı iddiasıyla açılan tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>\tDairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle  sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>\tİlk derece hükme esas alınan bilirkişi raporunda, dava dışı ... A.Ş.'nin 28.11.2017 tarihinde bazı varlıklarını 34.000.000 USD+KDV bedelle satacağını kamuya duyurduğu, 08.03.2018 tarihinde satış bedelinin 30.500.000 USD+KDV şeklinde revize edildiği, bilahare 14.08.2018 tarihinde satış bedelinin bir kez daha revize ederek 27.500.000 USD+KDV olarak ilan edildiği, daha sonra yabancı para sözleşmelerin Türk parasına çevrileceği ve kurun 1 USD = 5,55 TL olarak alınacağının ilan edildiği, en son 21.11.2018 tarihinde yapılan Olağanüstü Genel Kurul Toplantısında satış ve ödeme koşulları genel kurul onayına sunulurken, hissedarlar için ortaklıktan ayrılma hakkı kullanım fiyatının da daha önce ilan edilenden daha düşük şekilde 0,68648 TL olarak ilan edildiği, SPK mevzuatına göre, ortaklıktan ayrılma hakkı kullanım fiyatı tespitinde esas alınacak dönemin, ilgili duyurunun ilk kez yapıldığı tarihten önceki 30 günlük sürede borsada gerçekleşen fiyatın ağırlıklı ortalaması şeklinde düzenlenmiş olduğu, şirket tarafından ilk kez 28.11.2017 tarihinde yapılan duyurudan sonra, ortaklıktan ayrılma hakkının kullanım dönemi olarak belirlenen 28.11.2018-11.12.2018 tarihleri arasında hissenin borsadaki işlem fiyatı daha yüksek olduğu için hiçbir ortağın ortaklıktan ayrılma hakkını hisselerini şirkete iade ederek kullanmadığı, paylarını borsada satarak elden çıkarttıkları, ancak 21.11.2018 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Toplantı tarihi ile ayrılma hakkı kullanım dönemi sonu (11.12.2018) arasındaki 14 işlem günlük periyotta gerçekleşen fiyat miktar hareketlerinin, Olağanüstü GK Toplantı tarihi öncesindeki 14 işlem günü ve ayrılma hakkı kullanım dönemi bitişini izleyen sonraki 14 işlem gününde olağan dışı fiyat ve miktar hareketleri gerçekleştiği, ortaklıktan ayrılma hakkı kullanım fiyatı olarak şirket yöneticileri tarafından ilan edilen 0,68648 TL yerine, SPK tarafından hesaplanıp 13.12.2018 tarihli Haftalık Bülten ile duyurulan 1,14257 TL'nin şirket yetkililerince ilan edilmiş olması halinde, davacının sahip olduğu 103.000 hisseyi en az bu fiyattan şirkete iade veya borsada satmasının kolayca mümkün olabileceği, bu nedenle davacının fiili satış fiyatı olan 0,70 TL ile SPK tarafından ilan edilen 1,14257 TL arasındaki farkın davacının sattığı 103.000 hisse ile çarpılması suretiyle hesaplanan 45.584,71 TL zararının oluştuğu tespit edilmiştir. <br>\tAçıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunun hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, davalılar vekili davanın kısmi dava olarak açılamayacağını istinaf sebebi ileri sürmüş ise de, dava dilekçesinde 45.581,71 TL'nin davalılardan tahsilinin talep edilmiş olmasına, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, ilk derece mahkemesince verilen kararda bir hukuka aykırılık bulunmamakla, davalılar vekilinin istinaf itirazları yerinde değildir.<br>\tBu durumda, istinaf kanun yoluna başvuranın dilekçesinde yer verdiği itirazların açıklanan gerekçe ışığında yerinde olmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, duruşma açılmasına gerek görülmeyerek Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>\tHÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalılar yönünden istinaf karar harcı olan 3.113,69 TL'den peşin alınan 778,42 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.335,27 TL harcın davalılardan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>\t3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalıların yaptığı giderlerin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>\tDosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 09.05.2024 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af69329e8339d6e9","SID":"a8cd9d4e79c35334"}}