{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/562 <br>KARAR NO: 2024/673<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/02/2024 (Ara Karar)<br>NUMARASI: 2016/995 Esas<br>TALEP: İhtiyati Tedbire İtiraz<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 06/05/2024<br>İhtiyati tedbire itirazın reddine ilişkin ara kararın ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü. <br>TALEP: İhtiyati tedbir talep eden davacı vekili; müvekkilinin hissedarı olduğu davalı şirketin,  ticari bir  faaliyeti olmadığı,çoğunluk tarafından müvekkilinin ortaklık haklarının zayi edildiği belirtilerek  şirketin feshi ve tasfiyesi, aksi halde ortaklık payının ödenerek ortaklıktan çıkarılması talep edildiğini, ancak dava devam ederken dahi şirket yöneticilerinin usulsüz işlemleri bir türlü durdurulamadığını, müvekkili Amerika’da iken 12.12.2023 tarihinde olağanüstü toplantı yaparak şirket malvarlığının neredeyse yarısından fazlasını oluşturan taşınmazların satışı için karar alındığını, müvekkiline çağrı gelmediğini şirket malvarlığını göstermelik bedellerle ve  yine yok pahasına elden çıkarmalarının  an meselesi olduğunu, iş bu satışlar yapıldığı takdirde geri dönüşü mümkün olmayacağını,davanın açıldığı tarihteki mevcut malvarlığının korunması gerektiğini zararların bir an önce önlenmesi için satış kararı alınan ve alınmayan taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir koyulmasını talep etmiştir.<br>İHTİYATİ TEDBİR ARA KARARI: Mahkemece; davalı şirketin aldığı kira gelirleri olduğunu, çok sayıda taşınmazı bulunduğu, davanın niteliği gereği kabul olasılığında şirketin tasfiyesine de gidilse mevzuat gereği güncel pay değeri karşılığında davacının şirketten çıkmasına izin verilse de; şirketin mevcut mal varlığının kararın infazına kadar korunması  gerekeceğini, davacı vekilinininn 12/12/2023 tarihli Olağanüstü Genel Kurulunda şirket mallarının satışı konusunda yönetim kuruluna yetki verilmesine dair kararı da sunmak sureti ile ihtiyati tedbir yolu ile şirket mallarının satılmasına engel olunması yönünden karar talep ettiği, daha önce yargılama esnasında davalı şirketin az kira getiren taşınmazların satışı için mahkemeden izin istediğini, ancak 05/06/2023 tarihli kararı ile mahkemenin böyle bir izin vermeye yetkisi olmadığı sebebi ile reddedildiği de nazara alınarak; yargılamanın devam ettiği, taşınmaz değerlerinin de arttığı, az kira getiren taşınmazların değerlendirilmesi için yasal imkanlar mevcut olduğu, sırf bu amaçla taşınmaz satışının ve üstelik davacı ortak karşıyken yerinde olmayacağı nazara alınarak; öte yandan davalı şirketin Olağanüstü Genel Kurul toplantısında yönetim kuruluna şirket taşınmazlarının satışı yönünden yetki verildiğini, her ne kadar Olağanüstü Genel Kurul Kararının iptali için açılan bir dava yoksada, ancak eldeki davanın açıklanan niteliği gereği mahkemece şirketin ekonomik değerlerinin korunması yönünden tedbir verilebileceği gerekli olduğu nazara alınarak, davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin teminat karşılığında kabulüne, 200.000-TL teminat karşılığında şirketin gayrimenkullerinin satışının ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına karar verilmiştir.<br>İTİRAZ: İtiraz eden davalı vekili, tedbir ara kararının, bir önceki ara kararın gerekçesine aykırılık oluşturduğunu,teminat bedelinde ölçüsüzlük bulunduğunu, bahse konu taşınmazların satılmamasından kaynaklı olarak şirket tarafından uğranılan/uğranılacak zarar bu teminattan daha yüksek olduğunu,taşınmazların kira gelirleri yönünden kira tespit davası/tahliye davaları açılabileceği belirtildiğini ancak öncelikle belirtilen dava şartlarının tümünde 5 yılı veya 10 yılı doldurma gibi zaman şartları bulunduğunu,taşınmazlardan kira geliri elde edilmediğini,çok eski taşınmazların içerisinde tadilat gerektiğini ve enflasyonist ortamda basit bir tadilatın dahi yıllık kira gelirine denk geldiğini,satış bedellerinin denetim altında olan şirket hesaplarına ekleneceğini, daha çok gelir getirecek yerlerde kullanılarak şirkete daha çok kar ettirebileceğini, davacı tarafından, şuana kadar yapılan tüm işlemlere olduğu gibi bu talep üzerine düşünmeksizin yalnızca muhalefet amacı ile itiraz edildiğini ve şirketi kilitlemek adına tedbir kararı talep ettiğini, bahse konu taşınmazlar satılarak bu para ile yalnızca döviz dahi alınsa daha çok kar elde edileceğini, mahkemece usulsüz karara karşı, hem görev ve konu dışına çıkılarak hem de ilk karar ile çelişki oturacak şekilde hakkaniyete aykırı bir tedbir kararı verildiğini ileri sürerek,tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>ARA KARAR: Mahkemece, şirketin faaliyetlerinin kira geliri elde etmek şeklinde gerçekleştiği, itiraz edenin şirketçe sadece masraf çıkaran ve eskimiş yapıların satılmak istendiğini; davacının ise bu yolla şirketin içinin boşaltılacağını, taşınmazların satılması ve paranın harcanması halinde tasfiyeye girecek bir malın kalmayacağı, müvekkilinin de bundan dolayı zarar edeceğini bildirdiği; davanın niteliği ve yasal düzenlenme çerçevesinde davacının talebi haklı bulunursa şirketin tasfiyesine veya davacının çıkma akçesi karşılığında şirketten ayrılmasına karar verilebileceğini, her iki halde de taşınmazların satışı halinde tasfiye payı ya da çıkma akçesinin değişebileceğini, bunun davacı tarafından istenmediğini, şayet tedbire itiraz edenin bildirdiği gibi sadece masraf çıkaracak eski taşınmazların satılıp parasının tasfiyeye girme durumunda bu davacının da lehine olacakken davacının buna itiraz etmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenle davacının buna rağmen itirazının haklı olabileceği kanaatine varılmakla ihtiyati tedbire itirazın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: İtiraz eden davalı vekili; Gayrimenkul satış yetkisi şirketin yönetim kurulunun ve keza şirketin devredilemez yetkilerinden olduğunu,genel kurul kararı olmadan da satış yapılabilir iken \"toplu satış\" tartışması olmasın diye mahkemeye yaptıkları müracaat ve mahkemenin de önce genel kurul kararını işaret etmesi üzerine yaşanılan süreçte bu kez aynı mahkemenin satış işlemlerine tedbir koymasının müvekkili şirketin yönetimsel yetkisinin yasaya aykırı şekilde engellenmesi anlamına geldiğini,mahkemece,taşınmazların kira gelirleri yönünden kira tespit davası/tahliye davaları açılabileceği gerekçesi ile,200.000-TL teminat karşılığında tedbir kararı verildiğini, taşınmazlarınçok eski olmalarından kaynaklı olarak taşınmazların içerisinde tadilat gerektiğini ve tadilatın çok masraflı olduğunu, müvekkili şirket adına kayıtlı birçok taşınmaz bulunduğunu, müvekkili adına kayıtlı olan ve Dershane olarak kullanılan ya da bir otel olarak kullanılan taşınmazlardan elde edilen gelirler yanında oldukça cüzi kaldığını ancak bahse konu taşınmazların satılması halinde zaten satış bedelleri denetim altında olan şirket hesaplarına ekleneceğini, daha çok gelir getirecek yerlerde kullanılarak şirkete daha çok kar ettirebileceğini, davacı tarafından yalnızca muhalefet amacı ile itiraz edildiğini, taşınmazlar satılarak bedeli ile döviz dahi alınsa ya da yeni yatırımlar yapılsa daha çok kar elde edileceğini, davacı tarafça yine bahse konu karara karşı genel kurul kararının iptali davası açarak,tedbir talep etmesi gerektiği halde fesih davasıdan tedbir talep ettiğini, mahkemece usulsüz bu karara karşı, hem görev ve konu dışına çıkılarak hem de ilk karar ile çelişki oturacak şekilde hakkaniyete aykırı bir tedbir kararı verildiğini ileri sürerek, 18/12/2023 tarihli tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Talep; anonim şirketin haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin davada davalıya ait taşınmazların devrinin engellenmesine yönelik ihtiyati tedbir kararına itiraza ilişkindir. 6100 sayılı HMK'nın 389. maddesi \"Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.\" Aynı yasanın 390/3 maddesi \"tedbir talep eden taraf dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkça belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır.\" şeklinde düzenlenmiştir.\tGeçici hukuki koruma yargılamasında yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Yaklaşık ispat durumunda ise; hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte; zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki genelde geçici hukuki korumalara karar verilirken haksız olma ihtimali de dikkate alınarak teminat alınması öngörülmüştür. Somut olayda; davacı tarafından davalı şirketin gayrı faal olduğu, ortaklıktan gelen haklarının kullandırılmadığı, şirket taşınmazlarından birinin dava sırasında 2017 yılında satıldığı satış bedelinin halen tahsil edilmediği, olağanüstü genel kurulda şirketin taşınmazlarının neredeyse yarısının satışına karar alındığı iler sürülerek, şirket taşınmazlarının satışının engellenmesi talep edilmiştir. Fesih davası neticesinde mahkemece alternatif çözümlere de karar verilebilecektir. Davanın yasal dayanağını oluşturan TTK'nın 531 ve devam maddelerinde öngörülen tasfiye işlemlerinin, pay sahiplerinin haklarının korunması amacıyla yapılacak işlemlerin gerçekleştirilebilmesi, şirketin envanterinde kayıtlı mal varlıklarının dava sürecinde muhafazasını, davalı şirketin aktifini oluşturan, envanterine kayıtlı mal varlıklarının 3. şahıslara devrinin önlenmesini zorunlu kılmaktadır. Bu sağlanmadığı takdirde davanın sonunda fesih ve tasfiyeye konu olacak şirket mal varlığının kalmama olasılığı bulunmaktadır. Dolayısıyla mevcut durumun korunması gerekliliği, HMK'nın 389. maddesindeki düzenlemeye de uygundur. Bu nedenle davalı vekilinin ihtiyati tedbir kararının koşullarının olmadığına yönelik istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır. Mahkemece; davanın niteliği ile mevcut delil durumu dikkate alınarak, mahkemece karşı tarafın zarara uğrama ihtimali gözetilerek yeterli miktarda teminat alındığı anlaşılmakla davalı vekilinin teminatın yetersiz olduğuna yönelik istinaf nedeni  yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; şirketin aktif ticari faaliyeti olmadığı, tadilat yapılmasının masraflı olduğu gerekçesiyle satış kararı alınması davacının haklarının ihlaline sebeb olacağından,yapılacak satışların engellenmesine yönelik ara kararda isabetsizlik görülmemiştir. Toplu halde yapılmak istenen satış talebinde ekonomik sebeblerin gerekçe olamayacağı, münferit olarak zaruret hali  doğması durumunda denetim kayyımı nezaretinde mahkemece durumun yeniden değerlendirilebileceği gözetildiğinde ihtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan  reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: İhtiyati tedbire itiraz eden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-f maddesi uyarınca kesin olmak üzere, oy birliği ile karar verildi. 06/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6c7671f82b29f303","SID":"7211f4e39280e0f4"}}