{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/1988 <br>KARAR NO: 2024/563<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 20. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 02/07/2021<br>NUMARASI: 2020/509 Esas - 2021/552 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>Davanın reddine ilişkin verilen kararın, davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı şirket yetkilisi ..., şirketinin toptan ayakkabı satışı yaptığını, davalı ...'in ayakkabı imalatıyla iştigal ettiğini ve diğer davalı şirketin ise ayakkabı imalatında kullanılan malzemeler sattığını; davalıların bir kısım malların verileceğinden bahisle müvekkili şirket muhasebe çalışanlarını yanıltarak teminat adı altında yazısız ve imzasız boş çek yapraklarını daha sonra doldurup imzaladığını; bu çeklerin 31/04/2019 keşide tarihli 41.000-TL, 31/04/2019 keşide tarihli 40.000-TL ve 30/06/2019 keşide tarihli 20.000-TL bedelli çekler olduğu, davalı şirketin bu çeklere istinaden şirket aleyhine İstanbul ... İcra Dairesi'nin ... E. sayılı dosyasıyla kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlattığını; şirketinin çekler karşılığında davalılardan her hangi bir mal almadığını, çeklerdeki yazı ve imzalara itiraz ettiğini, davalılara hiç bir borcunun olmadığını ve davalıların kötüniyetli olarak takip yaptığını ileri sürerek, şirketin borçlu olmadığının tespitine, takibin ve çeklerin iptali ile kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: 1- Davalı ... Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin davacı şirkete mal sattığını, bu kapsamda 31/04/2019 keşide tarihli 41.000-TL bedelli çekin alındığını, aynı şekilde müvekkilinin diğer davalı ...'e sattığı mal karşılığında 31/04/2019 keşide tarihli 40.000-TL ve 30/06/2019 keşide tarihli 20.000-TL bedelli çekleri aldığını, bu çeklerin teminat olarak verilmediğini, davacının iddialarını ispatlaması gerektiğini ve davacının davasında kötüniyetli olduğunu belirterek, davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir. 2- Davalı ..., davaya cevap vermemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece, davacı tarafça çeklerdeki imzaya itiraz edilmesi nedeniyle davacı şirket temsilcisinin alınan ıslak imza örnekleri, kurumlardan celbedilen davacı şirket temsilcisine ait imza asılları ile dava konusu çeklerdeki  imzaların karşılaştırılması suretiyle davacı şirket temsilcisi ...'in eli ürünü olup olmadığı hususunda yapılan imza incelemesi sonucunda düzenlenen grafolog bilirkişi raporu ile dava konusu çeklerdeki imzaların davacı şirket temsilcisinin eli ürünü olduğu tespit edildiği ve davalı lehine tazminat şartlarının bulunmadığı gerekçesiyle, davanın ve davalının tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, grafolog bilirkişi incelemesinin yeterli olmadığından hükme esas alınmasının hatalı olduğunu ve Adli Tıp Kurumu ihtisas dairesinden rapor alınması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davacı aleyhine çeke dayalı olarak başlatılmış kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla takip nedeniyle İİK'nın 72. maddesine göre açılan  menfi tespit istemine ilişkindir. Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün veya bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK'nın 2013/1746 Esas, 2015/896 Karar sayılı ve 04/03/2015 tarihli ilamı). İmza inkarına dayalı menfi tespit davasında imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. Mahkemece yöntemince yapılan grafolojik inceleme ile çeklerdeki davacının yetkilisine atfedilen imzanın davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Davacı vekili, bilirkişi raporunun yetersiz olduğunu ileri sürmüş ise de mahkemece çeklerin keşide tarihinden önceki tarihleri taşıyan yeterli sayıda imza aslı toplanarak konusunda uzman grafolog bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmış, çeklerde davacı yetkilisine atfedilen imza ile yetkilinin mukayese imzaları arasında; genel görünümleri, işlerlik derecesi, alışkanlıklar, tersim biçimi, istif, eğim, doğrultu, seyir, hız ve baskı derecesi bakımından uygunluk ve benzerlikler saptandığından, söz konusu çeklerdeki imzaların mevcut mukayese imzalarına kıyasla davacı şirket yetkilisinin eli ürünü olduğu tespit edilmiştir. Mahkemece uygun  mukayese imzalarının çeklerdeki imzalarla birlikte incelendiği hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre, davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, boş ve imzasız olarak verdiği ileri sürerek menfi tesbit davası açan davacının iddialarının aksine takibe konu çeklerdeki imzaların davacı şirket yetkilisine ait olduğu belirlendiği ,bu nedenle imzasını taşıyan çeklerden sorumlu olduğuna ilişkin kararda isabetsizlik olmadığından ,istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle:  Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan toplam 59,30‬-TL'nin mahsubu ile kalan 368,3‬0-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"41812f0c53b8cbc0","SID":"d0864bdf807c3219"}}