{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2024/565 <br>KARAR NO: 2024/663<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/01/2024<br>NUMARASI: 2023/980 Esas - 2024/56 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>Hukuki yarar yokluğundan davanın usulden reddine ilişkin verilen kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; Bakırköy 2. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2021/148 Esas sayılı dosyasındaki müvekkilinin şikayeti nedeniyle ,davalı şirketler yetkilisi sanık ...'a ait şirketler ile şikayetçi ...'a ait davacı şirketin alacak borç durumlarının tespiti özel uzmanlık gerektirdiğinden, bu konuda uzman ticaret mahkemesinin tespit yapmasının daha sıhhatli olacağını, ceza dosyasında yağmaya ilişkin eylemlerin başladığı 31.03.2020 tarihi ile birleşen dosya yönünden 03.06.2020 tarihleri itibariyle sanık ve katılana ait şirketlerin alacak verecek durumlarının saptanarak ilgili tarihlerde katılana ait müvekkil şirketin, davalı şirketlere yekun olarak borcunun olmadığının tespitine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili;davacı şirket yetkilisi ...'ın, Bakırköy 19. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2022/315 Esas ve 2023/242 Karar sayılı dava dosyasında müvekkili ...'ı tehdit etmesinden dolayı tehdit suçundan ceza verilerek kararın kesinleştiği, davacının dava dilekçesi ile ekinde sunduğu evraklar rapor alınmasına elverişli olmayıp, ticari defterler de sunulmadığından ve ağır ceza mahkemesince aldırılan bilirkişi raporundaki kapsam itibarıyla dava ikame edilmediğinden, işbu haksız davanın öncelikle hukuki yarar yokluğundan usulden reddine, aksi halde de esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; tarafların 2020 yılı muhtelif dönemlerine ilişkin alacak ve borçlarının tespiti istenilmiş ise de bu dava, eda davası niteliğinde olmadığını, ceza dosyasında şirket ortakları arasındaki yağma suçuna yönelik yargılama yapılması nedeniyle maddi gerçeğin tespiti açısından borç ilişkisinin tespiti gerekiyorsa da bu ayrı bir dava ile tespit davası şeklinde görülebilecek nitelikte olmadığı, davacının bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmadığı gerekçesiyle hukuki yarar dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEBLERİ: Davacı vekili, yağma eyleminin gerçekleştiği tarihdeki  alacak verecek ilişkisinin maddi gerçeğin ortaya çıkartılması için dosyanın bilirkişiye tevdi edildiğini, yanlış ve eksiklerle dolu bir rapor alındığını, konusunda uzman ticaret mahkemelerinde suçun işlendiği tarihte alacak verecek ilişkisinin tespitinin yapılmasının gerekli olduğu,müvekkili açısından güncel hukuki bir yararın olmaması tespiti akıl ve mantık kurallarıyla açıklanamayacak nitelikte olduğunu, müvekkilinin hukuki yararı ceza hukuku anlamında haklılığını ortaya koyacağı, yağma eylemi esnasında davalılara bir borcun olmadığının tespit edilmesi suç vasfının netleşmesi açısından gerekli olduğunu, sanık olarak yargılananların alacağı cezayı değiştireceğini, suç tarihinde müvekkilinin borcu olmadığının tespitinin gerekli olduğunu,ağır ceza mahkemesinin ehil olmadıklarından bahisle bu tespitin yapılması için tarafımızı ticaret mahkemelerine yönlendirmesinin davanın haklılığını  ortaya koyduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Davacının talebi davacı şirket ile davalı şirketler arasında belirli tarihlerde borç alacak durumunun tesbitine ilişkindir. Davacı vekili; davacı şirket yetkisinin müşteki sıfatıyla ağır ceza mahkemesinde sürdürülen yargılama sırasında  suç tarihleri itibariyle borç bulunmadığının tesbit edilmesi gerektiği ,ağır ceza mahkemesinde yapılan yargılama sırasında bu tesbitin yapılamadığı esasen ceza mahkemesinin yeterli incelemeyi yapmaya uzman olmadığı ileri sürülmektedir. Ağır ceza mahkemesi dosyasında, davacı şirket yetkilisi ...'ın davalı şirketler yetkilisi olan ...'ın kendisinden 800.000-TL miktarında zorla senet aldığını ileri sürerek şikayetçi olması üzerine davalı şirketler yetkilisinin şikayetçiden olan alacakları karşısında senedi verdiği savunması üzerine ceza mahkemesinin bu yolda bilirkişi incelemesi yaptığı anlaşılmaktadır. Davacının isteği, senedin verildiği tarihte davacı şirketin davalı şirketler ile olan alacak-borç durumunun tesbitine ilişkindir. 6100 sayılı HMKnun 106. maddesi \"Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır. Maddi vakıalar, tek başlarına tespit davasının konusunu oluşturamaz.\" şeklinde düzenlenmiştir. Açılan tesbit davasında hukuki yararın varlığını kabul için; \"davacının bir hakkının veya hukuki durumunun  güncel bir tehlike ile tehdit edilmesi,b)bu tehdit nedeniyle davacının  hukuki durumunun tereddüt içinde olması, c) verilecek tesbit hükmünün bu tehlikeyi bertaraf edebilecek nitelikte\" olması gerekir. Dava dilekçesinde olan talebin menfi tesbite yönelik olmadığı, davacı  davalı şirketler yetkilisinin elinde olan senet nedeniyle menfi tesbit davası açma imkanı bulunduğu halde bu yola gidilmediği anlaşılmakla, ceza davasında görülen dava nedeniyle  hukuki yarar olduğu kabul edilemeyeceğinden davacı vekilinin karara yönelik istinaf nedeni yerinde bulunmamıştır. Açıklanan nedenlerle; davanın menfi tesbit istemini değil, belli tarihlerde şirketler arasında ki ticari ilişki nedeniyle alacak-borç durumunun tesibiti yapılması talebine ilişkin olduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE, Peşin harcın karar harcına mahsubuna başkaca harç alınmasına yer olmadığına, Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"06be6f73702aaccb","SID":"c87492bbc02a8dd0"}}