{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2293 Esas<br>KARAR NO: 2024/749 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2020/132 Esas - 2021/481 Karar<br>TARİHİ: 08/07/2021<br>DAVA: Alacak (Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Tazminat)<br>KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Müvekkilinin davalının Kalamış Şubesi nezdindeki ... numaralı hesabın sahibi olduğunu, ilgili hesabı kontrol ettiğinde toplam 952.000,00 Euro'nun hesabında olmadığını fark etmesi üzerine bu hususu derhal davalıya müracaat ettiğini, böyle bir transferin kendisi tarafından yapılmadığını ilettiğini, hesapta yapılan incelemede ve davalı tarafından verilen bilgilerde müvekkiline ait hesapta bulunan tutarın müvekkilinin hiçbir onayı ve talimatı olmaksızın davalı tarafça ... Şubesi nezdinde ... hesap numarası ile tutulan hesaba transfer edilmiş olduğunu öğrendiğini, bu gerekçelerle ilgili paranın çekilme tarihinden itibaren  devlet bankalarının Euro  ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte müvekkiline ödenmesi hususunda davalı şirkete Beyoğlu ... Noterliği'nin 10/01/2020 tarihi ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini gönderdiğini, davalının bu ihtarnameye cevap olarak Beşiktaş ... Noterliğinin 23/01/2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile vermiş olduğu cevabında \" belirtilen miktara ait transfer işleminin ...'ın vekaletname ile yetkilendirdiği vekile ... emir ve talimatıyla gerçekleştirildiğini, ihtarnamede sözü edilen para transfer işleminin yapıldığı tarihle ... müşterinin vekili olduğundan yapılan işleme şirketlerinin sorumluluğunu gerektiren herhangi bir hukuki aykırılık bulunmadığını\" belirten cevap verdiğini, davalının ve tüm çalışanlarının para transfer talimatlarını gerçekleştirirken  hesap sahibinden gerekli teyitleri ve onayları almak, sahte imzalara istinaden işlem yapmamak, özenli ve dikkatli davranmak gibi ağırlaştırılmış sorumluluklarının bulunduğunu, aksi halde sahte imza ile yapılan işlemlerden ve para transferlerinden davalının sorumlu olduğunu,  çekildiği tarih itibariyle yüksek meblağ içeren bir paranın talimat ile istenmesi halinde dışarıdan bir uzmanın yardımına başvurulabileceği gibi mudiye telefon, faks vs ile durumu duyurmak suretiyle basiretli bir tacir gibi sahteciliği önleyici tedbirlere başvurabilme imkanı olduğunu, en basit tabir ile bu yollara başvurmaması bankanın objektif özen görevi açıkça kötüye kullandığını gösterdiğin, davalı bankanın adam çalıştıran sıfatıyla sorumluluktan kurtulabilmesi için gerekli özeni göstermiş olması halinde de zararın gerçekleşeceğini ispat etmesinin icap edeceğini, birer itimat kurumları olan bankaların aldıkları mevduatları sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olduklarını, bu konuda objektif özen borcunun gereği olarak hafif kusurlarından dahi sorumlu olduklarını beyan ederek müvekkilinin davalının Kalamış Şubesindeki ... numaralı hesabında bulunan ve onayı ve talimatı olmadan transfer edilen toplam 952.000,00 Euro'nun transfer edildiği tarihten itibaren işleyecek olan 3095 sayılı kanuni faiz ve temerrüt faizine ilişkin kanunun 4/A maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan tahsiline, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesi ile; Davacının 23/05/2007 tarihinde müvekkilinin Kalamış şubesinde yürürlükte bulunan mevzuat uyarınca ... A.Ş. ... A.Ş. Alım Satıma Aracılık Sözleşmesi ve... formunu imzalamak suretiyle müvekkili şirket nezdinde kendi adına 52130 numaralı hesabı açtığını, davacının müvekkili şirketteki hesabında işlem yapmak üzere 16/12/20014 apostil ve 15/12/2014 tanzim tarihli vekaletname ile ... vekil tayin ettiğini, davacı vekilinin 26/11/2019 tarihinde vekaletnamede belirtilen e-posta adresinden ... nezdindeki ... numaralı hesaba 952.000,00 Euro havale edilmesi için talimat verdiğini, davacı vekili ...'in 26/11/2019 günü saat 14:39'da müvekkili şirketi ses kaydı yapılan telefon numarasından arayarak belirtilen miktarın bahsedilen hesap numarasına gönderilmesine dair talimatını bir kez de sözlü olarak tekrarladığını, davacının müvekkili şirketteki hesabında işlem yapmak üzere yetkili kılınan diğer vekil ... 04/12/2019 tarihinde müvekkili şirkete beni arayın başlıklı bir e-posta göndermesi üzerine müvekkili şirketin ...'yi derhal aradığını ve müvekkili şirketten söz konusu para transferine ilişkin bilgi aldığını, bu vekilin aynı gün tekrar arayarak para transferi işlemleri yapan davacı vekili ...'e ulaşamadığını, para transferinde sorun olduğunu bildirdiğini ve hesaba ilişkin ...'e herhangi bir bilgi verilmemesi talimatını verdiğini, daha sonra davacının 10/12/2019 tarihli e-posta ile müvekkili şirkete ... vekillikten azlettiğini bildirdiğini, müvekkili şirketin de bu talep üzerine vekillik yetkisini kaldırdığını ve azil ardından hesaba bu kişi tarafından herhangi bir işlem yaptırılmadığını, davacının müvekkili şirkete 17/12/2019 tarihinde gönderdiği yazıda vekilinin para transfer etmek suretiyle emniyeti suistimal ettiğini ve paranın gönderildiği hesap sahibi şirketi tanımadığını belirterek paranın transfer edildiği banka ile iletişime geçilmesini ve geçici olarak dondurma talebinde bulunulmasını istediğini,  talep üzerine müvekkili tarafından paranın transfer edildiği bankaya durumu bildirdiklerini, banka tarafından hesap sahibi ile iletişime geçtiklerini ancak lehdarın havalenin gönderen ve lehdar arasında sözleşme sayıldığı ve bu nedenle havale edilen parayı iade etmeyi reddettiğini,  gönderilen bu cevabın davacıya iletildiğini, davacının bunun üzerine noter vasıtasıyla yapılan para transferi işlemine ilişkin bilgi ve onayı olmadığını ileri sürerek transfer edilen paranın iade edilmesini talep ettiğini, müvekkili şirket tarafından noter vasıtasıyla cevabında para transfer işleminin davacının vekili ...'in taraflar arasındaki sözleşme ile SPK mevzuatına uygun emir ve talimatıyla yapıldığını, bu nedenle hukuki sorumluluğunun bulunmadığını bildirdiğini, söz konusu para transferi talimatının davacının vekili tarafından verildiğini, davacının dava konusu para transferinin teyit ve onayı olmadan yapıldığını ileri sürdüğünü ancak davacı 15/12/2014 tanzim tarihli vekaletname ile vekili ... numaralı hesaptan her türlü para transferi yapma yetkisi vermek suretiyle vekilinin işlemlerinden doğan sorumluluğu kabul ettiğinden dava konusu para transferi talimatının davacının yetkili temsilcisi tarafından verilmesinin davacının teyit veya onayı mahiyetinde olduğunu, davacının temsil yetkisinin içeriği davacının müvekkili şirkete bildirdiği vekaletnamede düzenlendiğini, TBK nın 40/1 41/2 ve 42/3 maddeleri uyarınca davacının vekili tarafından verilen havale talimatının davacıyı bağladığını, dava konusu para transferi de dahil olmak üzere davacının vekil tayin ettiği ve 16/12/2014 tarihinden azlettiği 08/12/2019 tarihine kadar davacının hesabındaki para transferlerinin tamamının davacının vekili ... tarafından gerçekleştirildiğini, davacının dava konusu para transferlerinin sahte imza ile yapıldığını ileri sürdüğünü ancak taraflar arasındaki sözleşmeler ile SPK mevzuatı uyarınca dava konusu para transferi sözlü talimat ile imzasız yapıldığından sahte imza ile işlem yapılmasının mümkün olmadığını, dava konusu para transferi işlemi davacının 16/12/2014 apostil ve 15/12/2014 tanzim tarihli vekaletnameyle hesabından miktar sınırlaması olmaksızın havale yapma yetkisi verdiği ... tarafından e-posta ve telefon talimatı ile imzasız gerçekleştirildiğinden davacının dava konusu 952.000,00 Euro para havalesinin onayı ve talimatı olmaksızın sahte imza ile gerçekleştirildiği iddiası gerçeğe sözleşmeye, vekaletnameye, TBK'nın temsil hükümleri ile Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğundan hukuki mesnetten yoksun davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: İlk Derece Mahkemesi'nin 08/07/2021 tarih ve 2020/132 Esas - 2021/481 Karar  sayılı kararında; \"Davacı hesabındaki paranın onayı olmadan transfer edildiğinden bahisle transfer edilen paranın tazminini istemektedir. Davacı vekili, müvekkilinin davalının Kalamış Şubesi nezdindeki ... numaralı hesabın sahibi olduğunu, bu hesabında bulunan 952.000,00 Euro tutarın müvekkilinin hiçbir onayı ve talimatı olmaksızın davalı tarafça ... Rehab şubesi nezdinde ... hesap numarası ile tutulan hesaba transfer edildiğini, davalının transfer işleminin ... vekaletname ile yetkilendirdiği vekili ... emir ve talimatıyla gerçekleştirildiğini açıkladığını ancak davalının ve tüm çalışanlarının para transfer talimatlarını gerçekleştirirken hesap sahibinden gerekli teyitleri ve onayları almak, sahte imzalara istinaden işlem yapmamak, özenli ve dikkatli davranmak gibi ağırlaştırılmış sorumlulukları bulunduğunu iddia etmiştir. Davalı vekili, davacının müvekkil bankadaki hesabında işlem yapmak üzere 16.12.2014 apostil ve 15.12.2014 tanzim tarihli Vekaletnameyle ( ...) (Ek-4) 'i vekil tayin ettiğini, davacı vekili ... , 26.11.2019 tarihinde, vekaletnamede belirtilen e-posta adresinden, ... nezdindeki ... numaralı hesaba 952.000,00 Euro havale edilmesi için talimat verdiğini, vekil ...'in, 26.11.2019 günü saat 14:39'da müvekkil Şirketi ses kaydı yapılan telefon numarasından arayarak, 952.000,00 Euro'nun ... nezdindeki ... hesap numarasına gönderilmesine dair talimatını bir kez de sözlü olarak tekrarladığını, para transferi işleminin davacının vekili ... 'in taraflar arasındaki Sözleşme ile SPK Mevzuatına uygun emir ve talimatıyla yapıldığını savunmuştur. 15.12.2014 tarihli vekaletname uyarınca transfer işlemi ... talimatıyla yapılmıştır. Anılan vekaletnamenin çevirisi davalı tarafından dosyaya sunulmuş, davacı ile davalının çevirileri arasında kısmi farklılık bulunması nedeni ile bilirkişiden rapor alınmıştır. Buna göre transfer işleminin dayanağı olan 15. 12.2014 tarihli vekaletname içeriği;Hesap Numarası: ... Bu vekaletname ile ... benim adıma işlem yapmak üzere usulüne uygun olarak şu hususlarda yetkilendiriyorum:1.1.Benim ya da imza yetkililerinden biri tarafından verilen talimatlara ilişkin bilgi ve onay almak. 1.2.Telgraf transferleri de dahil olmak üzere ve (periyodik veya başka bir şekilde) tarafımdan veya (tarafıma) ödenecek herhangi bir paranın ödenmesi ya da işleminin yapılması ile ilgili talimatları vermek, değiştirmek ya da iptal etmek.1.3.İşlem ayrıntıları ve Hesap özetleri dahil olmak üzere herhangi bir bilgiyi doğrudan sizden almak. ...'in iletişim bilgileri: e-posta: ...@.... Ofis telefonu: +... (...) ..., mobil: +... ... İşbu belgenin 15 Aralık iki bin on dörttarihinde imzalandığı tasdik olunur. ... tarafından imzalandı (....) Şeklinde düzenlenmiştir. Davaya konu transfer talimatı 26.11.2019 tarihli e posta ile verilmiştir. Bilirkişi aracılığı ile çevirisi yapılan e posta ile; Kimden: ... (mail: ...@...) Gönderilme: Salı, Kasım 26, 2019 2:40 PM Kime: ... Konu: FW: TALİMATLAR Sayın ..., Lütfen ekte yer alan transferleri işleme alın. Saygılar .... Transfer talimatı verilmiştir. E-Posta ekind eyer alan transfer talimatı dosyaya sunulmuş olup incelenmesinde; ... nezdindeki ... numaralı hesaba 952.000,00 Euro havale edilmesi için talimat verildiği görülmüştür. E-Posta olarak gönderilen talimat evrakının altında ...  (Hesap sahibi/vekil eden) ismi ve imzası bulunmaktadır.Davacı 10.12.2019 tarihli e-posta ile ... vekillikten azlettiğini davacı bankaya bildirmiştir. Davacı 17.12.2019 tarihli e-mail ile 25.12.2019 tarihinde ... tarafından yapılan 952.200 Euro tutarındaki transfer işleminin emniyeti suistimal yoluyla ve imzasının taklit edilmek suretiyle yapıldığını, paranın transfer edildiği Mısır Bankasına başvurulmasını davalı bankadan talep etmiştir. Davacı 20.01.2020 tarihinde İstanbul Cuhmuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunmuş ve  2020/12516 numara üzerinden soruşturmaya başlatılmıştır. Transfer talimatının verildiği e-posta ve telefon görüşmesinin yapıldığı numara  vekaletnamede yazılı e-posta ve numara ile aynı olduğu görülmüştür.Somut olayda, işlem tarihinde davacının vekili olan ... vekaletnamedeki \"herhangi bir paranın ödenmesi ya da işleminin yapılması ile ilgili talimatları vermek, değiştirmek ya da iptal etmek\" yetkisi uyarınca bankaya e-posta ile havale talimatı vermiştir. Dolayısıyla azledilen vekil ... verilen vekaletname uyarınca her türlü para havalesi işlemini yapmaya yetkili olduğu ve yapılan havale işlemininde yetki sınırları içerisinde kaldığı kabul edilmiştir. Davacı taraf e-posta ile verilen talimat ekinde yer alan evraktaki imzanın davacıya ait olmadığını ileri sürmüştür. Vekaletname de temsilcinin yapacağı havale işlemleri asilin onay şartına veya başkaca bir sınırlamaya tabi tutulmamıştır. Dolayısıyla somut olay özelinde davalı banka; temsilci tarafından verilen talimatları temsil yetkisi sınırları içerisinde kalıp kalmadığını denetleme yükümlülüğü dışında talimatın verilme şekli itibariyle imzanın sıhhatini araştırma yükümlülüğü bulunmamaktadır. Bu nedenle imza incelemesi yapılmamıştır. Temsilci tarafından yetki aşılmadığından ve yetki sınırları içerisinde talimat verildiğinden davacı tarafın talep edilen log kayıtlarının celbinin sonucu değiştirmeyeceği kanaatiyle log kayıtları celp edilmemiştir.   Dava konusu olayda transfer talimatı e-posta ile vekil tarafından verilmiş, detayları ise e-posta ekindeki evrak ile gönderilmiştir. Talimatın doğruluğu telefon görüşmesi ile de teyit edilmiştir. Başka bir ifade ile vekaletname ile verilen yetkiye uygun bir irade beyanı mevcuttur. TBK md. 40/1 uyarınca yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. Davalı bankanın temsilcinin yetki sınırları içerisinde vermiş olduğu talimatı yerine getirmesinde hukuka aykırılık bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.\" gerekçesi ile, \"1- Davanın REDDİNE,4- Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 uyarınca davanın niteliği gereği 4.080,00 vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine,\" karar verilmiş ve verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; transfer talimatı dava dışı Essam tarafından öncelikle yazılı olarak yapılmış olup, transfer talimatının iletildiği e-posta içeriğindeki yazılı talimatın müvekkilinin imzası taklit edilerek oluşturulduğunu, davanın ana konusunu sahte imza ile talimat vermek oluşturmasına rağmen Yerel mahkemenin bu hususa ilişkin olarak hiçbir inceleme yapmaksızın hukuka aykırı şekilde hüküm tesis ettiğini, davacı müvekkilinin davalı nezdinde, 52130 numaralı yatırım hesabının sahibi olduğunu, bu hesaba yönelik olarak yatırım işlemlerinin yapılması için dava dışı ...'e 30.11.2014 tarihli vekaletnameyle birtakım yetkilerin devredildiğini, bu yetkilerin ilgili vekaletnamenin 1.2.maddesinde; \"Telgraf transferleri de dahil olmak üzere ve (periyodik veya başka bir şekilde) tarafımdan veya (tarafıma) ödenecek herhangi bir paranın ödenmesi ya da işleminin yapılması ile ilgili talimatları vermek, değiştirmek ya da iptal etmek.\" şeklinde belirtildiğini; Her ne kadar gerekçeli kararda vekaletnamede temsilcinin yapacağı havale işlemleri asilin onay şartına veya başkaca bir sınırlamaya tabi tutulmamıştır şeklinde kanaat belirtilmiş ise de, vekaletnamenin yukarıdaki yetkilerle sınırlı olduğunun açık olduğunu fakat temsilci olduğu iddia edilen ...  davalının iddialarının aksine; söz konusu usulsüz talimatı önce e-posta içeriğinde sahte imza ile yazılı olarak, daha sonra ise sözlü olarak işlemi tesis ettiğini, anılan e-mailin görüntüsünün istinaf dilekçesinde mevcut olduğunu, davalı İş Yatırım ve davacı müvekkili arasında akdedilen ... A.Ş. Alım Satıma Aracılık Sözleşmesi'nin 7.1. maddesinin ilk cümlesinde; \"Herhangi bir alım satım emrinin Yatırımcı tarafından yazılı olarak verilmesi temel bir kuraldır.\" denildiğini ve taraflar arasındaki ilişkinin esasen yazılı talimata dayalı olduğunun da böylece hüküm altına alındığını, her ne kadar ilgili sözleşmenin devamı maddelerinde sözleşme tarafı olan müvekkilinin sözlü talimat verebileceği kararlaştırılmışsa da müvekkilinin temsilciye vermiş olduğu yetkiler arasında sözlü talimat verme yetkisinin bulunmadığını, temsilcinin vekalet sınırlarını aşmak suretiyle vermiş olduğu talimatın, davalı tarafından özen yükümlülüğüne aykırı şekilde gerçekleştirilmesinin bankacılık ve yatırım mevzuatına aykırılık teşkil ettiğini; Türk Borçlar Kanunu'nun 46.maddesinde; \"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar. Yetkisiz temsilcinin kendisiyle işlem yaptığı diğer taraf, temsil olunandan, uygun bir süre içinde bu hukuki işlemi onayıp onamayacağını bildirmesini isteyebilir. Bu süre içinde işlemin onanmaması durumunda, diğer taraf bu işlemle bağlı olmaktan kurtulur.\" hükmünün yer aldığını, yetkisini aşar şekilde havale talimatı veren yetkisiz temsilcinin işbu talimatını yerine getiren ve itimat kurumu olan davalının hafif kusurundan dahi sorumlu olması gerektiğini, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2017/11-129 K. 2019/961 T. 26.9.2019 tarihli kararında bankaların özen yükümlülüğüne ilişkin karar verdiğini;İstinafa konu gerekçeli karardan da anlaşılacağı üzere, eski vekil ...'in hukuka aykırı talimatını 25.11.2019 tarihinde e posta yoluyla davalı bankaya ilettiğini ve ilgili e-posta içeriğinde \"Lütfen ekteki transferleri yapın\" şeklinde bir ifade bulunduğunu ancak ekte yer alan talimat aslı incelendiğinde transfer talimat formunda müvekkili davacının adının ve imzasının bulunduğunun görüleceğini, işbu imza ve talimat müvekkili davacı tarafından verilmediği gibi, dava dışı temsilcinin müvekkilinin bilgisi ve rızası dışında yapmak istediği talimatı müvekkilinin imzasını taklit ederek bankaya ilettiğini;  Dava dışı ... vermiş olduğu yazılı talimatın ardından, 26.11.2019 tarihinde davalı tarafı arayarak sözlü şekilde havale talimatını yinelediğini, davalının cevap dilekçesinde ek olarak sunmuş olduğu telefon görüşmelerine bakıldığında, görüşmeyi yapan banka çalışanının eski çalışan ...’ın aynı gün vermiş olduğu diğer talimatlara ilişkin hiçbir soru sormadığı hatta aynı gün yapılan diğer talimatların \"her zamanki şekilde, aynı şekilde\" kelimeleriyle teyit edildiği ancak olağan dışında yapılması talep edilen ... transferini teyit amaçlı olarak \"Banka da değişik, Mısır Ulusal Bankası?\" \"Hesap adı ...?\" şeklinde sorular yönelttiğinin görüldüğünü, bu soruların sorulması ve bu transferin davalı çalışanı tarafından teyit edilmek istenmesinin müvekkilinin hesabından olağan akışa aykırı bir transferin yapıldığının ve davalı çalışanının da bu durumun farkında olduğunun bir göstergesi olduğunu, hatta telefon görüşmesi sonucunda davalı çalışanının yetkisiz temsilci ...'dan ilgili transferlere ilişkin yazılı talimatın da mail aracılığıyla gönderilmesini talep etiğini, bu noktada ... A.Ş. Alım Satıma Aracılık Sözleşmesi'nin 7.1. maddesinin devamında yer alan;\"Telefonla iletilen herhangi bir talimat için, Yatırımcı ayrıca müşteri numarasını, hesap numarasını, adını ve soyadını da belirtecektir. ..., telefon veya faks yoluyla kimin emir verdiğinden şüphelenmesi durumunda Yatırımcıdan ek bilgi vermesini isteyebilir ve Yatırımcıdan onay alabilir.\" \"Telefonla iletilen herhangi bir talimat için, Yatırımcı ayrıca müşteri numarasını, hesap numarasını, adını ve soyadını da belirtecektir. ...İş Yatırım, telefon veya faks yoluyla kimin emir verdiğinden şüphelenmesi durumunda Yatırımcıdan ek bilgi vermesini isteyebilir ve Yatırımcıdan onay alabilir.\" şeklindeki yatırımcı tarafından verilecek talimatın şeklini açıklayan hükmün büyük önem arzettiğini;  Davalı çalışanının verilen talimat karşısında şüphelendiğini, davalı çalışanının hesaba ilişkin olarak olağan dışı bir durum olduğunu anladığını, transferden şüphelenerek bazı sorular sorduğunu ancak basit bir imza karşılaştırmasıyla veya müvekkilinin haberdar edilmesi ile durum çözülebilecekken ağırlaştırılmış dikkat ve özen yükümlülüğüne aykırı şekilde hareket ederek işlemi gerçekleştirdiğini, Yerel mahkeme tarafından ilgili telefon kayıtları ve dosyaya sunulan diğer delillerin eksik inceleme sonucu dikkate alınmadığını, ilgili sözleşmenin 14/1.maddesindeki; \"..., Yatırımcı'nın ...  hesaplarından ... Bankası'ndaki çeşitli hesaplara transfer yapma veya Yatırımcının onayını alarak diğer bankalara Elektronik Transfer yapma yetkisine sahiptir.\" hükmünden de görüleceği üzere davalı şirket her ne kadar telefonla talimat alabilecekse de yatırımcıdan telefonla talimat alma durumunda sözleşme gereği sorumlulukları ağırlaştırılmış olup, her ihtimalde farklı transfer yapılması durumunda yatırımcıdan onay alma zorunluluğu bulunduğunu, sözleşme maddelerinin temsilcinin yaptığı işlemler bakımından geçerliliğini koruduğunu; Yerel mahkeme kararında belirtildiği şekilde, vekaletname metninde onay mekanizmasına ilişkin ibare olmamasının taraflar arasındaki hukuki ilişkinin temelini oluşturan sözleşme maddelerinin yok sayılması gerektiği anlamına gelmediğini, nitekim TBK'nın Vekalet İlişkileri başlıklı 502.1 maddesi; ''Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir.'' şeklinde olup, söz konusu hükmün vekilin vekil tayin edildiği konu özelinde vekalet verenin işini görmeyi üstlendiği ve bu hükmün doğal sonucu olarak vekalet veren müvekkilinin tabi olduğu sözleşme hükümlerine vekilin de tabi olduğu iddialarını kanıtlar nitelikte olduğunu, Mahkemece transferin geçerli olup olmadığının kontrolü amacıyla imza incelemesi yaptırılması gerekirken bu hususa ilişkin olarak dosyayı bilirkişiye göndermemesinin dahi dosya üzerinde eksik inceleme yapıldığının en açık göstergesi olduğunu, HMK'nın 266.maddesinin;\"Mahkeme, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde, taraflardan birinin talebi üzerine yahut kendiliğinden, bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verir.\" şeklinde olduğunu, Yargıtay içtihatlarında da çözümü teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılmaksızın kurulan hükmün bozulması gerektiğinin ifade edildiğini; Yargıtay kararlarından görüleceği üzere çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişi atanmaksızın verilen kararlar eksik inceleme kapsamında değerlendirilmiş olup eksik inceleme ile verilen kararların tamamının üst derece mahkemeleri tarafından bozulduğunu, somut olayda izah edildiği üzere dava dışı ...'ın vekil olarak değil sanki asilmiş gibi asilin imzasını taklit ederek transfer talimatı verdiğini, bu talimatın geçerli olup olmadığının tespiti sorumluluğu bankada olup sorumluluğun belirlenebilmesi için öncelikle imza araştırması yapılarak bir sonuca varılması gerekirken eksik inceleme ile kurulan hükmün bozulması gerektiğini, davalı tarafından yapılan transferin müvekkili ile davalı arasındaki teamüllere aykırı şekilde gerçekleştirilmiş olup bu durumun Mahkeme tarafından dikkate alınmadığını, TTK'nın 2.maddesinin; \"irade açıklamalarının yorumlanmasında teamüller dikkate alınır. Ticari örf ve adetler, hukuk kuralı olarak, bir hukukun kaynağıdır. Yani örf ve âdet şeklinde nitelendirilen kural, hükme esas olur. Ticari bir örf ve adetin var sayılabilmesi için a) bu kural uzun zamandan beri uygulana gelmiş olmalı (tekrarlanma şartı) b) uygulanması gerekliliği taraflarca kabul edilmelidir (hukukiliğin kabulü şartı). Teamüle, tarafların iradelerinin yorumlanması için başvurulabilir. (Tekinalp, Ünal. Bankacılık Hukukunun Esasları. Vedat Kitapçılık. İstanbul: 2009. Ss. 380-381.) şeklinde olduğunu, Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatlarından da görüleceği üzere bankacılık işlemlerinde tarafların kabulünde olan, uzun süredir uygulanan ve artık teamül haline gelen uygulamaların mahkemenin kuracağı hükümde en önemli değerlendirme kriterlerinden olduğunu, (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2020/891 E. 2020/5295 K. 23.11.2020 T.) (Yargıtay 11.Hukuk Dairesi 2018/5018 E. 2020/2289 K. 3.3.2020 T.) Somut olayda, müvekkili ile davalı arasındaki ilişkide bugüne kadar yapılmış olan transferlerde transfer öncesi her zaman müvekkilinin onayı alınmışsa da davaya konu transfer yapıldığı esnada müvekkiline sözlü veya yazılı hiçbir şekilde bilgi verilmediğini, müvekkili davacının Türkiye'deki yatırımlarının bir kısmının değerlendirmek üzere 2005 yılından beri davalı yatırım şirketi ile çalıştığını, uzun süredir aynı şirketle çalışmaya dayalı olarak taraflar arasında belli başlı çalışma usullerinin belirlendiğini, bu çalışma usullerinden en önemlisinin ...’ın yatırımla ilgili yaptığı işlemlerin gerçekleştirilmesinden önce müvekkilinden telefonla sözlü olarak teyit alınması olduğunu, dava konusu transfer işlemine kadar yapılan her işlem öncesinde işlemlerde bir hata olmaması adına davalının müvekkilini arayıp yapılan işlemler bakımından onay aldığını;Dava konusu işlem miktarından çok daha az miktarlar için de, davalı tarafından bu sözlü onayın alınması konusunda ihmalkar davranılmadığını, ancak somut olayda, transfer miktarının fazlalığına, işlemin yatırımla hiçbir ilgisi olmamasına, paranın gönderileceği yerin şüpheli olmasına rağmen adı ve soyadı altında sahte imza bulunan müvekkilinin aranmadığını, kendisinden taraflar arasındaki teamüllere göre o güne kadar alınan onayın dava konusu transfer söz konusu olduğunda banka tarafından alınmadığını, bankalar ve yatırım şirketlerinin itimat kurumları olduğunu, yatırımcı dahi olmayan ve küçük meblağlarla işlem yapan hesap sahiplerine bile yapılan işlemlerin kendilerine ait olup olmadığına ilişkin onay ve/veya teyit alan bir kurumun, söz konusu 952.000,00 Euro'nun bir anda bugüne kadar işlem yapılmamış bir bankaya transferi ve hatta bu işlemden sonra bakiyenin sıfırlanmasına yönelik olarak davacı müvekkiline hiçbir şekilde bilgi vermemesinin, davalının kusurunun ihmal derecesinde değil ağır kusur derecesinde olduğunu gösterdiğini;Tüm bunların tespiti için banka ile müvekkili arasında gerçekleşen işlemlerin teamülen nasıl yapıldığının belirlenmesi ve davalı tarafın iş görme usulünün açıkça ortaya konulması bakımından taraflarınca Mahkemeden öncelikle müvekkilinin davalıya ait Kalamış Şubesi nezdindeki ... numaralı hesaba ait ekstre ve tüm kayıtların talep edildiğini, sonrasında ise defaaten log kayıtlarının da ilgili taleplerine dahil olarak celbi gerektiğinin belirtildiğini, davalı tarafın beyanlarında ilgili log kayıtlarının elinde bulunmadığını ifade ederek yalnızca nakit akışına ilişkin ekstreleri Mahkemeye sunduğunu, ilgili ekstrelerin dava konusu uyuşmazlığı aydınlatmaya yeter bulunmadığını, taraflarınca yapılan incelemede davalının elinde bulunmadığını iddia ettiği log kayıtlarının, yine davalı olarak taraf olduğu haksız fiilden kaynaklanan tazminat konulu İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/647 Esas (eski esas 2016/464) sayılı dava dosyasında mahkemenin talebi sonucu 03.03.2021 tarihinde dosyasına sunulduğunun tespit edildiğini, ilgili husus Mahkemece de incelendiğinde görüleceği üzere davalının bünyesinde yapılan işlemlere ilişkin log kayıtlarını elinde bulundurduğunu, işbu dava konusu olaya ilişkin log kayıtlarının, davalı tarafından kötü niyetli olarak ve yapılan usulsüz işlemin ortaya çıkmaması adına kasti olarak saklandığını ve mahkemeye sunulmadığını, bu durumda davalının, log kayıtlarını bünyesinde bulundurmadığını ifade ederek gerçeğe aykırı beyanda bulundurmasının mahkemeyi yanıltmaya çalıştığının ispatı olduğunu;Söz konusu log kayıtlarının müvekkili ile davalı arasındaki iş yapma teamülünü gözler önüne sereceğini, işbu uyuşmazlığın aydınlatılması için yalnızca nakit akışına ait transfer bilgilerinin yer almış olduğu ekstrenin yeterli olmadığını, söz konusu log kayıtları incelendiğinde davalının ilgili mevzuat ve Yargıtay kararları gereği sorumlu olduğu özen yükümlülüğüne aykırı hareket ettiğinin, müvekkiline gerekli bildirimleri yapmadığının ve kontrol sağlamadığının görüleceğini, dosyada mevcut ilgili müzekkere cevabındaki nakit transfer akışı incelendiğinde sürekli olarak tekrarlanan işlemlerin varlığının açıkça görüldüğünü, 2005 yılından itibaren müvekkilinin TL hesabına gelen kar payları mütemadiyen döviz kuruna çevrilmekte olup ve Euro hesabına aktarılmakta olup akabinde aktarılan bedellerin müvekkilinin ... Bankası'ndaki hesabına aktarıldığını, müvekkilinin Euro hesabı dökümleri incelendiğinde ilgili hesaptan 27.11.2019 tarihine kadar ... Bankası dışında hiçbir banka veya şahsa havale işlemi yapmadığının, yalnızca yatırım amaçlı birtakım işlemler yaptığının açık olduğunu;Huzurdaki dava bankacılık işlemlerine ilişkin olup ayrı bir uzmanlık alanını ilgilendirdiğini, tarafların üzerinde uyuşmazlık yaşadığı, fakat hukukun dışında kalan, özel veya teknik bilgiyi yani uzmanlık bilgisini gerektiren meseleler söz konusu olduğunda mahkemenin bilirkişi incelemesi yoluna başvurması gerektiğini, somut olayla ilgili uyuşmazlık bankacılık işlemlerinde uzman bilirkişi heyetinden alınacak rapor ile kolaylıkla aydınlatılabilecekken Mahkemenin bu yola başvurulmayarak eksik inceleme yapıldığını, gerekçeli kararda belirtildiği üzere söz konusu uyuşmazlığın basitçe TBK'nın temel hükümlerine göre değerlendirilecek bir konu olmadığını, oldukça tafsilatlı olan Bankacılık Mevzuatı ve uzmanlık gerektiren Bankacılık işlemleri göz ardı edilerek eksik inceleme sonucu hatalı bir karara imza atıldığını, uzman değil yalnızca bir hukukçu gözüyle bakıldığında dahi davalının ve tüm çalışanlarının para transfer talimatlarını gerçekleştirirken hesap sahibinden gerekli teyitleri ve onayları almak, sahte imzalara istinaden işlem yapmamak, özenli ve dikkatli davranmak gibi ağırlaştırılmış sorumlulukları bulunduğu tespitlerinin kolaylıkla yapılabileceğini, ilgili kontrollerin yapılmaması halinde sahte imza ile yapılan işlemlerden ve para transferlerinden davalının sorumlu olduğunun tartışmasız olduğunu, Yargıtay kararlarında bankalara duyulan güven ve bankaların objektif özen kriterlerini gözetmeleri gerektiğinin istikrarlı şekilde ifade edildiğini, (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/11-2426 K. 2015/1540 T. 10.6.2015) (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E.1994/11-178 K.1994/398 T. 15.6.1994);Dava konusunun sahte imza ile talimat verilmesi olmasına rağmen mahkeme tarafından imza incelemesi yapılmamış olması, bankacılık işlemlerinde uzman bilirkişiden rapor alınması gerekirken genel hükümlere göre hüküm kurulması müvekkili ile davalı arasındaki işlem geçmişleri, ticari teamül ve geçmiş uygulamaların tespiti için log kayıtlarının davalı bankadan istenmemesi, davalının davayı en basit şekilde aydınlatacak log kayıtlarının banka kayıtlarında olmadığını ileri sürerek gerçeğe aykırı beyanda bulunması ve yukarıda açıklanan nedenlerle eksik inceleme ile kurulan hükmün kaldırılması için istinafa başvurma zaruretinin hasıl olduğunu beyanla Yerel mahkemece verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesi ile; Yerel mahkemece vekalet ücreti yönünden verilen hüküm hatalı olup kaldırılması gerektiğini, AAÜT'nin 13/4. maddesinin maddi tazminat davalarına özgü olduğunu, istinafa konu davanın alacak davası olduğunu, davacının 952.000,00 Euro'nun ödenmesini talep ettiğini, 21.02.2020 tarihli Tensip Zaptında davanın alacak davası olduğunun açıkça belirtildiğini ve davanın alacak davası olarak sürdürülerek hüküm kurulduğunu, davanın konusu, davacının hesabında bulunduğunu iddia ettiği 952.000,00 Euro alacağın (harca esas TL karşılığı 6.265.397,60) müvekkili şirketten tahsili talebi olduğunu beyanla İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 08.07.2021 tarihli, 2020/132 E. ve 2021/481 K. sayılı kararının hüküm bölümünün 4. maddesinde yer alan «Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT 13/4 uyarınca davanın niteliği gereği 4.080,00 vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine» şeklindeki hükmün HMK'nın 353/(1)-b/2 maddesi uyarınca «Karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'nin üçüncü kısmına göre hesaplanan 151,278,98 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsili ile davalıya verilmesine» şeklinde düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davacının davalı şirket nezdinde bulunan hesabından sahte imzalı talimat ile üçüncü kişi hesabına havale yapıldığı ve davalının söz konusu usulsüzlükten sorumlu olduğundan bahisle havale edilen bedelin tahsili talebine ilişkindir.Davacı taraf, davalı şirket nezdinde bulunan hesabından azledilen vekili tarafından imzası taklit edilmek ve sahte talimat oluşturmak suretiyle üçüncü kişiye yüklü miktarda para havale edildiğini, davalı şirketin taraflar arasındaki sözleşmeye aykırı davranarak imzayı kontrol etmediğini ve onay almadığını, bu nedenle zarardan sorumlu olduğunu beyan ederek havale edilen bedelin işleyecek faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, davalı taraf, havale talimatının davacının vekili tarafından verildiğini, dava dışı vekilin vekaletnamesinde ödeme yetkisinin bulunduğunu, yapılan işlemin taraflar arasındaki sözleşmeye de uygun olduğunu beyan ederek davanın reddini savunmuş, Mahkemece yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş ve karara karşı taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuşlardır.Davacı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebepleri; dava dışı vekilim sahte imzalı talimat ile işlem yaptığı iddia edilmesine rağmen Mahkemece imza incelemesi yaptırılmadığı, taraflar arasındaki ... A.Ş. Alım Satıma Aracılık Sözleşmesi'ne göre havale işleminin yazılı şekilde yapılması gerektiği, dava dışı vekile sözlü işlem yapma yetkisi verilmediği, vekaletnamedeki yetkisini aşar şekilde havale talimatı veren yetkisiz temsilcinin talimatını yerine getiren ve güven kurumu olan davalının hafif kusurundan dahi sorumlu olduğu, sözleşmede telefon ile verilecek talimatların ağır şartlara bağlandığı, bu şartların vekil yönünden de geçerli olduğu, davalının taraflar arasındaki sözleşmede yer alan yükümlülüklerine aykırı davrandığı, havale işleminin taraflar arasındaki teamüllere aykırı şekilde gerçekleştirildiği, daha önceki tüm işlemlerde davacının yazılı veya sözlü onayının alındığı, bu nedenle Mahkemeden log kayıtlarının celbi ile bilirkişi incelemesi yapılmasının talep edildiği, davalı tarafça dosyaya log kayıtlarının sunulmadığı ve Mahkemece çözümü uzmanlık gerektiren konuda bankacı bilirkişiden rapor alınmadığı, bu şekilde verilen kararın hatalı olduğu ve kaldırılması gerektiğine ilişkindir.Davalı vekili tarafından ileri sürülen istinaf sebebi ise; davanın maddi tazminat değil alacak davası olduğu, bu nedenle Mahkemece dava değeri olarak gösterilen miktar üzerinden davalı lehine AAÜT'nin üçüncü kısmına göre nispi vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, kararda maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğuna ilişkindir.Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre; davacı tarafça ileri sürülen tüm istinaf sebepleri yargılama aşamasında sunulan dava ve beyan dilekçeleri ile de ileri sürülmüş, ilk derece mahkemesince gerekçeli kararda her bir iddia sebebi hakkında ne şekilde değerlendirme yapıldığı açıklanmıştır. Dosyada mübrez onaylı Türkçe tercümesi sunulan vekaletname ile dava dışı vekil ..., davalı nezdindeki hesabından davacıya ödenecek veya davacı tarafından ödemesi yapılacak bir paranın ödenmesi ile ilgili talimat verme, talimatı değiştirme ve iptal etme yetkisi verilmiştir. Taraflar arasındaki ... A.Ş. Alım Satıma Aracılık Sözleşmesi'nde havale talimatının verilmesi ile ilgili yer alan düzenlemeler dava dışı vekil yönünden de geçerlidir. Sözleşmede iş emirlerinin yazılı şekilde yapılmasının kural olduğu, sözlü olarak da yapılabileceği kabul edilmiş olup, dava konusu havale talimatı vekil tarafından kendi adına kayıtlı mail adresinden yani yazılı olarak verilmiş, sonrasında da davalı çalışanı ile vekil arasında telefonda sözlü görüşme yapılmıştır. Vekaletname içeriğinde, dava dışı vekil tarafından verilecek ödeme talimatı için, davacı asil tarafından verilecek talimata ek bir şart koyulmamıştır. Vekil müvekkili adına, onun yapacağı bir işlemi, onun katılımı olmaksızın yapabileceğinden, vekil tarafından gönderilen talimat mail ekinde davacı tarafından imzalı ve yazılı talimatın bulunması ve bu talimattaki imzanın sahte olmasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır. Davalının, vekilin verdiği talimata ek olarak davacı asil tarafından verilmiş yazılı bir talimat arama, bu talimatttaki imzanın sahte olup olmadığını inceleme ve davacıdan onay alma yükümlülüğü bulunmamaktadır. TBK'nın 40. maddesi uyarınca, yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları, doğrudan doğruya temsil olunanı bağlamaktadır. HMK'nın 266. maddesi uyarınca çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren konularda bilirkişi incelemesi yaptırılabilir. Dava konusu işlemin dayanağı vekaletname ve sözleşmenin yorumu hukuk dışında özel ve teknik bir bilgiyi gerektirmediğinden ve imza incelemesi ile log kayıtlarının celbi ile bu kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasının da dosyaya herhangi bir katkısı olmayacağından Mahkemece bilirkişi raporu alınmamış olması usul ve yasaya uygundur. Mevcut dosya kapsamı itibariyle uyuşmazlık çözülmüş, davalı tarafından gerçekleştirilen işlemde taraflar arasındaki hukuki ilişkinin yasası olan sözleşme ve davacı tarafından verilmiş vekaletname içeriğine aykırılık bulunmadığından Mahkemece davanın reddine karar verilmesi isabetli olmuştur. Davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf başvurusu haksızdır.Taraflar arasında, davalının, davacıya ait olan ve kendisinde ödünç olarak bulunan para ile onun  adına sermaye piyasası araçlarına aracılık etmek, sermaye piyasası araçlarını yetkili takas ve saklama kuruluşlarından satın almak, satmak, bunları yetkili takas ve saklama kuruluşlarıyla muhafaza etmek üzere imzalanmış komisyon, saklama ve ödünç sözleşmelerinin özelliklerini barındıran karma nitelikte bir sözleşme bulunmaktadır. Dava ise, niteliği itibariyle, taraflar arasındaki sözleşmeye aykırılıktan doğan bir tazminat davasıdır. Bu nedenle Mahkemece davanın maddi tazminat davası olarak nitelendirilmesi ve davalı lehine AAÜT'nin 13/4. maddesi gereği maktu vekalet ücretine hükmedilmesi isabetli olmuştur. Davalı vekilinin istinaf başvurusu yerinde görülmemiştir.Sonuç olarak, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere göre, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf edenler tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harçlarının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcının, davacı tarafından peşin olarak yatırılan 107.395,00 TL harçtan mahsubu ile hazineye gelir kaydına, bakiye 106.967,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,4-Karar tarihi itibariyle ve Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin olarak yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 5-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep edenler üzerinde bırakılmasına, 6-Artan gider avansı bulunduğu takdirde karar kesinleştiğinde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 361/1. maddesi gereğince kararın taraflara tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere 02/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"daf1a22b3bb61848","SID":"192631e5e21635e4"}}