{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                  T.C.<br>              SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/293 <br>KARAR NO\t: 2024/768<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...\t(...)<br>ÜYE\t\t: ...  \t(...)<br>ÜYE\t\t:...\t(...)<br>KATİP\t\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:\tGEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:\t02/11/2022<br>NUMARASI\t:\t2022/173 Esas -  2022/811 Karar<br><br>DAVACI \t: TÜRKİYE CUMHURİYETİ ZİRAAT BANKASI ANONİM ŞİRKETİ - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ...-  ...           <br><br>DAVALI \t: ... (T.C. NO: ...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t: 01/03/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 06/05/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 06/05/2024<br>\tİstinaf incelemesi için Dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı Bankanın Darıca/KOCAELİ Şubesi ile dava dışı üçüncü kişi ... arasında 09.08.2019 tarihinde Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığını, imzalanan sözleşmelere istinaden ...'ye kredi kullandırıldığını, davalı ...'ün Genel Kredi sözleşmesini müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatı ile imzaladığını, borçlu firmanın kredi koşullarına uymaması, borcun zamanında ödenmemesi sebebi ile borçlu firma ve kefillerine Ankara 3. Noterliği aracılığıyla 13.09.2021 tarih ve ... yevmiye nolu hesap kat ihtarnamesi keşide edildiğini, ihtarnamenin borçluya ve kefile tebliğ edildiğini, ancak ihtarnamenin tebliğine rağmen borçlular tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödenmeyen kredi alacaklarının tahsil ve tasfiyesini teminen Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 2021/292 Değişik iş dosyasından 11.11.2021 tarihinde ihtiyati haciz talep edildiğini, mahkemece 12.11.2021 tarihinde ihtiyati haciz kararı verdiğini, mahkemece verilen ihtiyati haciz kararına istinaden Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2021/28499 Esas sayılı dosyası üzerinden 250.000,00-TL alacağın ödenmesi talebiyle genel haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafından Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/28499 Esas sayılı dosyasından kendilerine tebliğe gönderilen ödeme emrine karşı; borca, faize ve diğer fer'ilerine, kefalete ve icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğini, davalı tarafından icra takibine itiraz edilmesi üzerine, Gebze Arabuluculuk Bürosunun 2022/16180 numaralı dosyasından Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk yoluna başvurulduğunu, Gebze Arabuluculuk Bürosunun 2022/16180 sayılı dosyasından 22/02/2022 tarihinde arabuluculuk ilk oturumu gerçekleştirildiğini ve davalı ile anlaşılamadığı için anlaşamama tutanağı tanzim edildiğini, davalı ...'ün icra dosyasına konu alacağın kaynağını oluşturan Genel Kredi Sözleşmelerini müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını, Genel Kredi Sözleşmesi’nin “Kefalet” başlıklı 9. maddesinin; “Bu sözleşmede imzası bulunan kefil/ kefiller, Bankaya; Müşterinin bu kredi sözleşmesinden dolayı gerek yalnız olarak, gerekse diğer kefillerle birlikte borçlandığı/borçlanacağı tutarları aşağıda imza bölümünde belirtilen miktara kadar müteselsil kefil olarak ödemeyi kabul ve taahhüt eder. Kefil/kefillerin sorumluluğu ana para ve süreye bağlı olmaksızın akdi faizler ile Türk Borçlar Kanunu'nun kefilin sorumluluğuna ilişkin hükmünde yer alan hususlara ilaveten bu sözleşmede esasları belirtilen temerrüt faizi, komisyon, kur artışı, arbitraj masrafı, KKDF, BSMV gibi vergi, resim, harçlar ve diğer yasal yükümlülükler ile her türlü masraf ve yargılama giderleri ile ücretleri de kapsar.\" hükmünü havi olduğunu, madde hükmünden de anlaşılacağı üzere kefilin sözleşmeden kaynaklanan doğmuş ve doğacak borçlardan sorumluluğu bulunduğunu, davalı ...'ün Genel Kredi Sözleşmesi limiti dâhilinde kullandırılan kredilerden dolayı müteselsil kefil olarak kefalet limiti ile sorumlu olduğunu, Genel Kredi sözleşmelerinin kefilinin, sürekli borç ilişkisi doğuran çerçeve sözleşme niteliğindeki bu sözleşmeler nedeniyle, ileride kullandırılacak bütün kredilere kefalet limit dâhilinde kefil olmuş sayılacağını, kredi sözleşmesine dayanarak kullandırılmış bir kredinin ödenmesinin kefilin sorumluluğunu ortadan kaldırmadığını, bu nedenle; davalı/borçlunun borcun tamamından, ayrıca kendi temerrütünden kaynaklanan faiz ve sair fer’ileri ile birlikte tespit edilecek toplam tutardan, kefalet limiti ile ve ayrıca kendi temerrütlerinden kaynaklanan faiz ve sair fer’ileri ile birlikte tespit edilecek toplam tutardan sorumlu olduğunu, bu bakımdan davalı/borçlunun itirazının haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibini geciktirme amacını taşıdığını, bu nedenle itirazın iptali gerektiğini, hukuk Muhakemeleri Kanununun 10. maddesinin \"Sözleşmeden doğan davalar, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir.\" hükmünü havi olduğunu, dava konusu alacağın dayanağının kredi sözleşmeleri incelendiğinde görüleceği üzere, borçluların müvekkili bankanın Darıca/KOCAELİ Şubesi kredi sözleşmeleri akdettiğini, somut uyuşmazlık bakımından kanun hükmü gereği Gebze Mahkemelerinin açıkça yetkili olduğunu, ayrıca, borçlular ile akdedilen kredi sözleşmelerinde ''Bu sözleşmeden doğacak her türlü anlaşmazlıkların çözümünde Gebze Mahkeme ve İcra Müdürlükleri yetkili olacaktır” hükmü ile yetki sözleşmesi yapıldığını ve Gebze Mahkeme ve İcra Müdürlüklerinin yetkili kılındığını, alıntı yapılan sözleşme yapılmış olan yetki sözleşmesine dayanılarak ve zorunlu dava arkadaşlığı gözetilerek yetkili Gebze İcra Müdürlüğünde icra takibi başlatıldığını, taraflarınca sunulan Genel Kredi Sözleşmesinde yer alan faiz oranına ilişkin hükümler ile müvekkili Banka’nın faize ilişkin cari mevzuat hükümleri uygulanarak alacağa temerrüt faizi tahakkuk ettirildiğini, izah edildiği üzere borçlunun, itirazlarında haksız ve kötü niyetli olduğunu, icra takibini uzatmak maksadıyla icra takibine, ödeme emrine, faize, faiz oranına, fer'ilerine ve takibe konu borcun tamamına itiraz edildiğini, söz konusu takipte alacağın mevcut olduğunu, faiz ve faiz oranının mevzuat ve yasaya uygun olduğunu, kefaletlerin geçerli ve halen sürmekte olduğunu; kredi kullandırım belgeleri, Bankaları defter ve kayıtları ile sabit olduğunu, bu nedenle; davalının itirazının iptali ile 250.000,00-TL alacak üzerinden takip talebinde yazılı şartlarla devamına ve borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere; borçlu aleyhine icra inkâr tazminatına hükmedilmesi talebinde bulunduklarını, açıklanan nedenlerle, davanın kabulü ile davalının icra takibine, ödeme emrine, faize, faiz oranına, fer'ilerine ve takibe konu borcun tamamına yönelik itirazlarının iptaline, takip tarihi itibarıyla kefalet limiti olan 250.000,00-TL alacakları üzerinden takip talebinde yazılı şartlarla Gebze İcra Müdürlüğü’nün 2021/28499 Esas sayılı dosyası üzerinden TAKİBİN devamına, haksız ve kötü niyetli olarak olarak itiraz eden davalı aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2021/28499 Esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline ve  takibin devamına, hüküm altına alınan asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %20,48 oranında temerrüt faizi işletilmesine, Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan, takip konusu edilen ve hüküm altına alınan alacağın %20'si olan 50.000,00.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya ile ilgili yeterli araştırma ve incelemenin yapılmadığını, banka yapılandırma sözleşmelerinin delil olarak istenmesini talep ettiklerini, borcu ödeme imkân ve kabiliyetinin olmadığının ortada olmasına karşılık ve asıl borçlunun mal varlığı olmasına karşılık malının satılması ve borcunun bu şekilde tahsil edilmesi gerekirken yapılmadığını, hile ile kefil edildiğini, banka görevlisinin de yalan söylediğini ve beyanlarının incelenmesinde görüleceğini, davalıya tebliğ edilen yeniden yapılandırılan Genel Kredi<br>Sözleşmesinin, davalının imzalı onayı alınmadan kredi sözleşmesinin kefili olarak kefalet sorumluluğunun devam ettirildiğini, T.C. Ziraat Bankası A.Ş. tarafından yapılan hatalı işlem nedeniyle davalının sorumluluğunun bulunmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 02/11/2022 tarih, 2022/173 Esas -  2022/811 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava itirazın iptaline ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nun 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacı ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 09.08.2019 tarihi 500.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmeye müteselsil kefil olarak, 19.08.2019 tarihinde 250.000,00 TL’ye kadar kefil olarak imza attığı, anılan sözleşme kapsamında kullandırılan kredilerin ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek davalı hakkında takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine eldeki davanın açıldığı, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalı tarafın istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>6098 sayılı TBK’nın 583. maddesinde; “kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır.<br>6098 sayılı TBK'nın  eşin rızası başlıklı 584. maddesinde; “eşlerden biri mahkemece verilmiş bir ayrılık kararı olmadıkça veya yasal olarak ayrı yaşama hakkı doğmadıkça ancak diğerinin yazılı rızasıyla kefil olabilir; bu rızanın sözleşmenin kurulmasından önce ya da en geç kurulması anında verilmiş olması şarttır.<br>Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumlu olacağı miktarın artmasına veya adi kefaletin müteselsil kefalete dönüşmesine ya da kefil yararına olan güvencelerin önemli ölçüde azalmasına sebep olmayan değişiklikler için eşin rızası gerekmez.<br>Ticaret siciline kayıtlı ticari işletmenin sahibi veya ticaret şirketinin ortak ya da yöneticisi tarafından işletme veya şirketle ilgili olarak verilecek kefaletler, mesleki faaliyetleri ile ilgili olarak esnaf ve sanatkârlar siciline kayıtlı esnaf veya sanatkârlar tarafından verilecek kefaletler, 27/12/2006 tarihli ve 5570 sayılı Kamu Sermayeli Bankalar Tarafından Yürütülen Faiz Destekli Kredi Kullandırılmasına Dair Kanun kapsamında kullanılacak kredilerde verilecek kefaletler ile tarım kredi, tarım satış ve esnaf ve sanatkârlar kredi ve kefalet kooperatifleri ile kamu kurum ve kuruluşlarınca kooperatif ortaklarına kullandırılacak kredilerde verilecek kefaletler için eşin rızası aranmaz” hükümleri düzenlenmiştir.<br>Kefalet sözleşmesi  alacaklı ile kefil arasında kurulan ve alacaklıya kişisel güvence sağlayan bağımsız nitelikte bir borç ilişkisidir. Kefalet sözleşmesi kişisel bir teminat sözleşmesidir. Diğer sözleşmeler gibi kefil ile alacaklının karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesi ile meydana gelir. Bu sözleşme ile kefil, asıl borçlunun borcunu alacaklıya karşı ifa edememesi tehlikesini kişisel olarak üstlenmektedir. 6098 saylı Türk Borçlar Kanunundaki düzenleme uyarınca kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulması için hangi hallerde eşin rızasının gerektiği ayrıntılı bir şekilde hükme bağlanmıştır. Emredici olan bu düzenlemeden, eşlerin feragat etmesi mümkün değildir. Eşin yazılı rızasının verilmesi adi yazılı şekle tâbidir. Yani rıza beyanının eş tarafından imzalanması gerekli ve yeterlidir. Ancak rıza somut ve belirli bir kefalet sözleşmesinin kurulmasından önce veya en geç sözleşmenin kurulması anında verilmelidir. Dolayısıyla gelecekte yapılacak kefalet sözleşmelerini de kapsayacak şekilde genel bir rıza verilemeyeceği gibi sözleşmenin yapılmasından sonra (geçersiz sözleşmeye geçerlik kazandırmak için de) rıza verilemez.<br>Türk Borçlar Kanunu 584-(1) maddesine göre; rıza sonradan verilecek icazet ile tamamlanmadığından, eşin izni tamamlayıcı unsur değil geçerlilik unsurudur. Yani kefalet sözleşmesinin geçerli olarak kurulabilmesi için eşin rızası mutlaka gereklidir. Aksi halde kefalet sözleşmesi geçersiz olacaktır. Zira; rıza, eşin kefil olma ehliyetini sınırlar ve rızanın yokluğunun yaptırımı kesin hükümsüzlüktür. Bu geçersizlik hakim tarafından resen dikkate alınır (Gümüş, M.A. Borçlar Hukuku, Özel Hükümler, İstanbul 2014, s.348). (Yargıtay HGK. 24/05/2017 tarihli  2017/12-1135 Esas - 2017/1012  sayılı kararı).<br>Hakim, Türk Hukukunu re’sen uygular (HMK. 33. madde). Mahkeme emredici düzenlemelerinin gereğini yerine getirmek zorundadır (Yargıtay HGK. 13/03/2013 tarihli  2013/802 Esas - 2013/347 sayılı Kararı).<br>Somut olay yukarıdaki açıklamalar ile birlikte değerlendirilecek olursa; Davacı ile dava dışı asıl borçlu ... arasında 09.08.2019 tarihi 500.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmesi imzalandığı, davalının anılan sözleşmeye müteselsil kefil olarak, 19.08.2019 tarihinde 250.000,00 TL’ye kadar kefil olarak imza attığı, kefalet sözleşmesindeki kefaletin türünün müteselsil kefalet olduğu, kefil olunan miktarın 250.000,00 TL olduğunun yazıldığı, kefalet tarihinin 19.08.2019 tarihi olduğu, kefil olunan sözleşmenin açıkça 09.08.2019 tarihli kredi olduğunun müşteri bilgilendirme formundan anlaşıldığı görülmüştür. Yine kefil olunan miktarın, kefaletin türünün müteselsil olduğunun ve kefalet tarihinin el yazısı ile yazıldığı, bu şekilde 6098 sayılı yasanın 583.maddesindeki şekil şartlarının mevcut olayda bulunduğu görülmüştür.<br>Yine davacının kefalet sözleşmesi tanzim tarihinde evli olmadığı nazara alındığında mevcut olayda 6098 sayılı yasanın 584.maddesinin uygulama yeri olmadığı anlaşılmıştır.<br>Hükme esas alınan 19.07.2022 tarihli, taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporuna göre; davacının asıl borçluya 09.08.2019 tarihli genel kredi sözleşmesinin 13.maddesi kapsamında asıl borçluya 27.08.2020 tarihinde 10.000,00 TL nakit kredi (rotatif) kredi kullandırıldığı, bu borcun ödenmediğinin anlaşıldığı, yine davacının kefil olarak imzasının olduğu 09.08.2019 tarihli kredi sözleşmesinin 14.maddesi kapsamında 09.06.2021 tarihinde taksitli yapılandırma kredisi kullandırıldığı, anılan kredi anapara borcunun 419.921,54 TL olduğu, anılan kredi borcunun da ödenmediği, bunun üzerine kredi hesabının kat edildiği ve hesap kat ihtarının davalıya 14.09.2021 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. Davalı tarafından yapılandırma kredisinde davalı kefilin imzası bulunmadığından sorumlu tutulamayacağı yönüyle istinaf edilmiş ise de; yapılandırma kredisi için ayrı bir sözleşme imzalanmadığı, davalının kefil olarak imzasının bulunduğu 09.08.2019 tarihli kredi sözleşmesinin 14.maddesi kapsamında kredi kullandırıldığı anlaşıldığından davalının anılan kredi borcundan kefalet limitleri dahilinde kefil olarak sorumluluğunun devam ettiği (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2022/4586 esas 2024/799 karar sayılı ilamı) anlaşıldığından davalının bu yöndeki itirazları yerinde değildir.<br>Hükme esas alınan 19.07.2022 tarihli, taraf ve yargı denetimine elverişli bilirkişi raporunda tespit edildiği üzere; sözleşme kapsamında toplam kredi borcunun 469.404,00 TL olduğu, davalının kefalet sözleşmesi gereği sorumlu olduğu bedelin 250.000,00 TL olduğu, talep edilen faiz oranının %20,48 olduğu, anılan faiz oranının sözleşmeye uygun olduğu da nazara alındığında mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi yerindedir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına göre, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davalının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 17.077,50-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 4.269,7-TL'nin mahsubu ile kalan 12.807,8-TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/05/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br>¸e-imzalıdır<br><br> <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br><br> <br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br><br> <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır<br><br> <br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"be2ac7e6a4520fa5","SID":"2da35dea481ebd39"}}