{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/2286 Esas<br>KARAR NO: 2024/678 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2019/639 Esas - 2021/608 Karar<br>TARİH: 21/09/2021<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesi ile,  müvekkili tarafından ... Anonim Şirketi 'ne 29.05.2020 tarihinde elektronik posta yolu ile açılan tedarikçi sipariş formu numarası ... olan 20.000 Adet “Filmli 1,5 mm PE Köpük Torba 42*35+7\" ürünü ile ilgili 24.07.2020 tarihinde teslim edilen dava konusu ürünlerin; dava dışı ... Anonim Şirketi tarafından kullanılması sırasında fark edilen gizli ayıbı nedeniyle dava dışı ... firması tarafından ayıklama ve rework işlemleri için kesilen üç fatura bedelinin müvekkilince ödendiğini, malların ayıplı olması nedeniyle bu bedelin davalı tarafça ödenmesi gerektiğini ancak ödenmediğinden taraflarındca alacağının tahsili için başlatılan İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline ve takibin devamına, alacak tutarının %20'sin den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  Davalı vekili cevap dilekçesi ile,  ayıp isnadını kesinlikle kabul etmediklerini, söz konusu malların ne açık ne de gizli ayıbı olmaksızın davacı-alıcı firmaya satılarak teslim edildiğini, davaya konu mamulün müvekkili tarafından 20 yıldır üretilmekte ve onlarca firmaya satılmakta olduğunu, hiçbir firmanın bugüne kadar hiçbir şikayette bulunmamışken 2015 yılından bu yana aynı malı satın alan davacının kabul edilemez \"ayıp\" iddiası ile huzura gelmesinin iyi niyetle bağdaşmadığını, farzı muhal ayıp söz konusu olsa idi dahi ayıp ihbar sürelerine riayet edilmediğini, malın çekincesiz olarak kabul edildiğini, çok sonra ayıp iddiasının dile getirildiğini, ne iddia olunan ayıbın kabul edilmesine, mamulün kesinlikle ayıplı olmadığını, davacının haksız yere aleyhe icra takibine geçmekle ve gerekse huzurda iş bu davayı açmakla kötüniyetini ortaya koyduğunu beyanla haksız davanın reddine, kötüniyetli davacının asgari %20 oranında icra tazminatı ödemesine, yargılama giderlerinin de davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesi 21/09/2021 tarih 2019/639 Esas 2021/608 Karar sayılı kararında;\"...Davacı yanın TTK'nun 23/1-c maddesinin 2. cümlesine uygun olarak sekiz günlük inceleme süresi içinde numune almak suretiyle malları incelediğine dair 24/07/2018 tarihli \"Giren Malzeme Kalite Kontrol Raporunun\" dosya kapsamında bulunduğu, nitekim  bilirkişi raporunda malların gizli ayıplı olduğu tespit edildiğinden TTK'nun 23/1-c. maddesi anlamında inceleme ödevini yerine getiren davacı yanın malın gizli ayıplı olduğunun anlaşılması üzerine TBK'nun 223/2. maddesine göre hareket etmesi halinde davalıya karşı haklarını kullanabileceği, TBK'nun 223/2. maddesinin \"Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.\" şeklinde hüküm altına alındığı, anılı hükme göre davacı yanın gizli ayıbı öğrendiği tarihten itibaren hemen satıcıya bildirmediği takdirde satılanı ayıpla birlikte kabul etmiş sayılacağı, somut olayda davacının ürünleri sattığı dava dışı ... firması tarafından 07/09/2018 tarihli yazı ile ürünlerde kalite problemleri ortaya çıktığından ayıklama faaliyeti yapılması gerektiğinin bildirilmesi üzerine ayıbın davacı yanca öğrenildiği, davacı şirketin giriş kalite kontrol sorumlusu ... tarafından davalı şirkete 14/09/2018 tarihinde gönderilen e-mail ile davalı şirketin ayıptan haberdar edildiği, böylece davacı tarafça TBK'nun 223/2. maddesine uygun şekilde ayıp ihbarı yapılmış olduğundan satılanın kabul edilmiş sayılamayacağı, satılanın gizli ayıplı olması ve davalı tarafa uygun sürede ihbar edilmesi nedenleriyle davacı yanın TBK'nun 227. maddesindeki seçimlik hakları kullanabileceği ancak talebinin bu seçimlik haklara ilişkin olmadığı, genel hükümler çerçevesinde değerlendirilebileceği, ürünlerin ayıklanması için dava dışı ... firmasının çalışma yürüttüğü ve davacı aleyhine kestiği faturaların davacı yanca ödendiğinin dosya kapsamı ile sabit olduğundan, davacı yanın alacak talebinin ... firmasına ödediği toplam bedelin altında olduğu ve bu zararını davalıdan talep koşullarının bulunduğu anlaşılmakla; davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibe konu alacak belirli ve likit olduğundan takibe haksız itiraz nedeniyle alacağına geç kavuşan davacı lehine %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmesine dair açıklanan gerekçelerle aşağıdaki şekilde karar vermek gerekmiştir...\"gerekçesi ile, 1-Davanın KABULÜ İLE, İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında, takip tarihi itibari ile davacının davalıdan 69.389,89 TL alacaklı olduğunun tespiti ile bu miktara vaki itirazın iptali ile asıl alacak 69.389,89 TL'ye takip tarihinden itibaren yıllık %19,50 oranını geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmak sureti ile takibin diğer kayıt ve şartlarla aynen devamına, Alacağın % 20'si oranına tekabül eden 13.877,98 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş ve karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesi ile, ayıp iddiasının kabulünün mümkün olmaması bir yana bilirkişi (teknik) raporlarında, davacının iddia ettiği ayıp'ın \"gizli ayıp olmadığını\" bildirmiş iken hakimin gizli ayıbın var olduğunu kabul ettiğini,Bilirkişi (teknik) raporlarında, ilk teslimat gününde de, ilk anda da söz konusu ayıbın tespit edilebileceğini, ürünün ayıbı simülasyon testi ile hemen tespit edilebilecek  ayıp olduğunu, ürünlerdeki ayıbın kullanıma kadar görülmemesinin davacının hatası olduğunu,oluşan zararın %50’şer oranda paylaşılması gerektiği kanatini bildirmiş iken yerel mahkemece davacının davasını kabul edildiğini, 1,5 mm PE köpük soft torbada ayıp olup-olmadığı, ayıp var ise gizli ayıp olup-olmadığının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek yok ise neden dosya hem de 3 kez Bilirkişi incelemesine tevdi edildiğini, usul ekonomisi hilafına gereksiz masraf yapıldığını,14/12/2020 Tarihli bilirkişi (kök) raporunda; \"numunelerde torbanın dış yüzeyindeki köpük ve iç yüzeydeki film arasında ayrılmalar mevcut olduğu, her numunede olmasa da bazı  numunelerde soyulma olduğu, kullanım sırasında ortaya çıkacak ayıp görüldüğü, ürün plastik olduğu için çevresel faktörlere direncinin çok yüksek olup ayıbın sebebi bekleme süresi veya ortam koşulları olmadığı, ayıbın bekleme süresiyle artan bir ayıp olmadığı, ilk teslimat gününde de, ilk anda da söz konusu ayıbın tespit edilebileceğini, ürünün ayıbı simülasyon testi ile hemen tespit edilebilecek  ayıp olduğu, ürünlerdeki ayıbın kullanıma kadar görülmemesinin davacının hatası olduğu, oluşan zararın %50’şer oranda paylaşılması gerektiği\" kanaati bildirildiğini,22/02/2021 Tarihli Bilirkişi 1. ek raporunda kök rapordaki görüşün tekrar edildiğini, \"taraflar arasındaki ilişkinin TBK 470 vd. hükümleri kapsamında 'eser' sözleşmesi olduğu, ayıbın belirlenmesi noktasında TBK 474. hükmüne uygun hareket edilmesi gerektiği, davacının bu anlamda bir kalite kontrolü yapmış ise de bunun yeterli olmadığı, kendi kontrolünden sonra değil,  ... firmasının ayıp bildiriminin ardından davalıya bildirimde bulunduğu anlaşılmıştır.\" 16/07/2021 Tarihli bilirkişi 2. ek raporunda, \"14/12/2020 Tarihli bilirkişi (kök) raporundaki görüşün sürdürüldüğü, giren malzeme kontrol raporunun malzemedeki ayıbı fark etmeye yetmeyecek olduğunu, ayıbın sadece üretim hattında kullanılarak görülebileceği..\" ifade edildiğini, Raporlarda da yer aldığı üzere incelemeye konu mal, numune olup, malın tümü olmadığını ve dahi bilirkişice ayıp olarak nitelendirilen durum numunelerin tümünde olmadığını, bir kısmında olduğunu, numuneler, mahkeme eliyle seçilmeyip davacı tarafından sunulan olmakla malın tümüne dair bir genelleme yapılması hakkaniyete uyarlı olmadığını, ayıp iddiasını kesinlikle kabul etmemekle birlikte davacının iddia ettiği gizli ayıp iddiasının geçersiz olduğu raporlarda ifade edildiğini,davacı, kendisine düşen özeni göstermediğini Müvekkili ...A.Ş., sektörde haklı bir şöhrete sahip olduğunu, imal edip sattığı  ürünlerin azami kalitede olduğu sektörde bilindiğini, işbu davaya konu edilen  1,5 mm PE köpük soft torbanın (42*35+7 cm.)  ne açık ne de gizli ayıbı olmaksızın davacı-alıcıya firmaya satılarak teslim edildiğini, Davaya konu mamul, müvekkili tarafından 20 yıldır üretilmekte ve onlarca firmaya satıldığını hiçbir firmanın bu güne kadar hiçbir şikayette bulunmamışken, 2015 yılından bu yana aynı malı satın alan davacının kabul edilemez 'ayıp' iddiası ile huzura gelmesi iyiniyetle bağdaşmadığını, Davaya konu mamul, davacı için özel olarak üretilmiş-eser mahiyetinde olmadığını, müvekkili tarafından üretilmekte ve isteyen firmalarca 20 yıldır satın alınmakta olan mamulün, ne için-hangi amaçla davacı tarafında satın alındığı, nerede kullanılacağı müvekkil tarafından bilinmez ve bilinmesi de gerekmediğini, malın, çok daha yüksek sıcaklığa dayanaklılık dahil olmak üzere daha farklı özellikte üretilmesi isteniyor ise, basiretli bir tacirden beklenen bu konuda özel sipariş vermesi ve kendisine özel-istediği farklı şartlarla 'istisna akdi' kapsamında 'eser' üretilmesi olduğunu, 4721 s. TMK'nın 'İyiniyet' başlıklı 3. maddesi; '..durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz.' 6102 s.TTK'nun 'Tacir olmanın hükümleri' başlıklı 18. maddesi; 'Her tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerekir.' hükmünü düzenlemiş olmakla,   davacı, '...'un kendisinden istediği vasıflarda daha farklı (özellikle çok daha yüksek sıcaklığa daha dayanaklı bir mamul) satın almak istiyor ise  basiret ve özenle hareket ederek   özel sipariş vermesi-özel üretim yaptırması gerektiğini, dava dilekçesinde de, davacının özel üretim yaptırdığına dair ne bir iddia ne de ispat olduğunu, taraflar arasında olan 'satım' ilişkisi olduğunu Davacının, giren malzeme kalite kontrol raporunda 20 adet malın seçilerek muayene edildiği ve uygun görüldüğü bizzat kendi sunduğu belge ile ortada olduğunu,  Ayıp sözkonusu olsaydı bile ‘ayıp ihbar sürelerine’ riayet edilmediğini; mal‘çekincesiz’ olarak kabul edildiğini; çok sonra ayıp iddiası dile getirilmiştir, bu hususun bilirkişinin kök ve ek raporları ile sabit olduğunu, Davacı iddiaları ve bilirkişi kanısı bağlamında farzı muhal mamulde ayıp olsa idi, 2  gün içinde bildirmesi gerektiğini, süresinde yapılmış bir ayıp ihbarı olmamakla huzurdaki dava haksız ve dayanaksız olduğunu, (YARGITAY 19.HUKUK DAİRESİ-E: 2017/ 4021-K: 2019 / 1526- T: 11.03.2019), (YARGITAY 19.HUKUK DAİRESİ-E: 2015/ 2743-K: 2015 / 15552-T: 25.11.2015), (YARGITAY 19.HUKUK DAİRESİ-E: 2015/ 16380- K: 2016/9129), (YARGITAY 3. HUKUK DAİRESİ- E 2016/822 - K: 2017/11251 - T.: 23.05.2016)  Davacı dilekçesinde, 'gizli ayıbın ortaya çıkmasından hemen sonra 14/09/2018'de ayıplı mal bildirimi yapıldığı ve şirket yetkilisi ...'nun gizli ayıptan haberi olduğu ve bu hususu kabul ettiği, ... firmasına yaptığı ödemenin karşılanacağı' yönünde bir iddia bulunmadığını, kesinlikle ne iddia olunan ayıbın kabul edilmesi ne uygun malzeme gönderimi isteminin uygun görülmesi, ne de ... firmasına yapılan ödemenin karşılanması'  gibi bir durum söz konusu olmadığını,  TTK'nın 23. maddesinin atıf yaptığı TBK'nın 223. maddesinin 2. fıkrası şu şekildedir: ..Alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır. Bilirkişi raporunda ayıbın gizli ayıp olmadığı, kolaylıkla tespit edilebileceğinin ifade edildiğini davacı, 24/07/2018'de teslim edilen mallar için 14/09/2018'de ayıp ihbarında bulunduğunu ileri sürdüğünü, bir an için kabul edilirse 52 gün sonra ayıp ihbarında bulunmak satılanın iddia edilen  ayıp ile kabul edildiğine karine olduğunu, (YARGITAY 19.HUKUK DAİRESİ-Esas: 2016/ 17873- Karar: 2018 / 2633-Karar Tarihi: 10.05.2018) Davacı, gerek haksız yere aleyhe icra takibine geçmekle ve gerekse huzurda işbu davayı açmakla kötüniyetli davrandığını, bu nedenle davacı aleyhine icra tazminatına hükmedilmesi gerektiğini,   İleri sürerek istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucunda kaldırılmasına, davanın reddine, davacının %20 oranında icra inkar tazminatı ödemesine, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı alıcının ayıp nedeniyle uğradığını iddia ettiği zararın tahsili talebiyle başlatılan icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali istemine ilişkindir. Mahkemece, davanın kabulüne karar verilmiş, karar karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Davacı tarafça, davacı şirket tarafından, davalı ... işbu dava konusunu oluşturan siparişin, 29.05.2018 tarihinde e-posta yoluyla gerçekleştirildiği, siparişin e-posta yoluyla teyidinden sonra davalı tedarikçi firma tarafından 02/07/2018 tarihli sipariş formu oluşturulduğu, sipariş konusunun  20.000 adet, 1,5mm PE köpük torba (42*35+7cm) ürünü olduğu, sipariş formunda  ürünün istenen tarihinin 18.07.2018 tarihi olarak belirtildiği, sipariş konusu malların, davalı tarafça 24/07/2018 tarihli sevk irsaliyesi ile davacı şirkete teslim edildiği, malların davalı tarafından davacıya teslim edilmesinden hemen sonra davacı şirket tarafından düzenlenen 24/07/2018 tarihli Giren Malzeme Kalite Kontrol Raporu başlıklı rapora göre, teslim edilen 20.000 adet üründen 20 adedi üzerinde yapılan muayene yapıldığı, ürünün gevşek, görünümün uygun, ambalaj uygun,  kutucuklarının işaretlendiği,  satış konusu malların, davacı şirket tarafından yedek parça ambalajı olarak kullanılmak üzere dava dışı ... A.Ş.'ye (\"...\") satıldığı,  ... tarafından malların ambalajlama hattında kullanılmaya başlaması sonrasında ... tarafından ambalaj malzemesinin üretim hatasından dolayı soyularak içine yerleştirilen yedek parçalara poşet izi yapmakta ve zarar vermekte olduğunun tespit edildiği,  bu durumun davacıya müşterisi ... tarafından bildirildiği, bu bildirimin yapıldığı tarihte ayıplı olduğu sonradan anlaşılan ambalaj malzemesinin yüzde 86,3'nünü müşteri ...'ya sevkedilmiş bulunduğunu, gizli ayıplı olduğu bu şekilde anlaşılan ambalaj malzemesinin kullanılacağı bantta daha fazla gecikmelere ve zarara yol açmamak adına ... tarafından dava dışı ... Tic. A.Ş. (\"...\") adlı kalite kontrol şirketine bu ambalaj ürününün kullanıldığı bantta ayıklama ve yeniden uyarlama işlemleri yapıldığını, davacı şirketin müşterisi ...'nun ayıplı mallar dolayısıyla gerçekleştirmek durumunda kaldığı ayıklama ve rework işlemleri masrafları için bu işlemleri yaptırdığı ... firması tarafından davacı şirkete birincisi 32.205,05 TL; ikincisi 23.867,32 TL; üçüncüsü 3.791,12 TL olmak üzere üç adet fatura kesildiğini, söz konusu faturaların, uzun süredir  davacının müşterisi olan ...  ile olan ticari ilişkileri daha da zedelememek adına derhal davacı şirket tarafından ödendiğini, gizli ayıbın ortaya çıkmasından hemen sonra 14.09.2018 tarihinde  ayrıca davacı şirket tarafından tedarikçi davalı ... ayıplı mal bildirimi ve acilen uygun malzemenin gönderilmesi talebi yapıldığı, tedarikçi davalı ... yetkilisi ...  bu yazışmalarda görüleceği üzere gizli ayıplı mallardan haberdar olduğu ve bu hususu kabul ettiğinin anlaşıldığını, davacı şirket tarafından davalının teslim ettiği ayıplı malların ortaya çıkardığı zararın telafi edilebilmesi için ödenmek durumunda kalınan fatura bedellerinin, ... yetkililerinin zararı karşılamak için ödeme yapacağını fabrika ziyareti sırasında bildirmesi üzerine rücuen (gerçekte uğranılan zarar çok daha yüksek olmasına rağmen, sadece .... yapılan ödemeler üzerinden) davalı ...'e fatura kesildiğini, davalı ... tarafından kesilen fatura herhangi bir sebebe dayandırılmaksızın iade edildiğini, faturanın ... tarafından iade edilmiş olması ve bu zamana kadar süregelmekte olan iletişimin ... tarafından tamamen kesilmesi sonucunda, davacı şirket tarafından ... karşı İstanbul .... İcra Dairesi'nin ... E. nolu dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, takibe itiraz edilmesi üzerine itirazın iptali davası açıldığı belirtilerek davanın kabulüne karar verilmesi talep edilmiştir. Davalı tarafça, ayıp isnadını kesinlikle kabul etmediklerini, söz konusu malların ne açık ne de gizli ayıbı olmaksızın davacı-alıcı firmaya satılarak teslim edildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davaya konu olan Filmli 1,5 mm PE Köpük Torba 42*354*7 ürünün satın alındığı andan itibaren ayıplı olduğu, ürünün ayıbı simülasyon testi ile hemen fark edilebilecek veya kullanımda ortaya çıkacak gizli ayıp olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, davacı taraf, satış sözleşmesine konu ürünün taahhüt edilen nitelikte teslim edilmediğini iddia etmiş olup taraflar arasında numune üzerine satış olmadığı,  Davacının ürün sipariş verirken, davalı tarafça davacıya satılan ürünlere ilişkin garanti verilmediği, satışa konu ürünlerin davacı tarafından kime satılacağı ve nerede kullanılacağının davalıya bildirildiğine dair iddia olmadığı gibi bu yönde dosyaya ibraz edilmiş delilde olmadığı, Davacı tarafça davalıdan satın aldığı ürünü dava dışı müşterisi olan ...'a satıp teslim ettiğini ve bu firma tarafından  davacıdan satın aldığı ürünlerin ayıplı olduğuna ilişkin iade faturası, sevk irsaliyesi ve tesellüm belgelerinin ibraz edilmediği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda; Ürünün %100 geri dönüşümlü malzeme olduğu, numunelerde torbanın dış yüzeyindeki köpük ve iç yüzeyindeki film arasında ayrılmaların mevcut olduğu, özellikle sürtünme gücü yüksek olan kauçuk gibi ürünlerin yerleştirilmesi sırasında film ve köpük arasındaki ayrışmanın kaçınılmaz olduğu, ürünlerin olması gerektiği gibi olmadığını, ayıbın niteliğinin tespiti için torba içerisine sürtünme kuvveti yüksek bir cismin yerleştirmenin yeterli olduğunu, ayıbın göz ile muayene edilerek her üründe fark edilemeyeceği için kullanım anında ortaya çıkan gizli ayıp olduğu, ürün plastik olduğu için çevresel faktörlere direncinin yüksek olduğunu, ayıbın sebebini bekleme süresi ve çevresel koşulların oluşturmadığını, ayıbın taraflarınca nasıl tespit yapıldı ise ilk üretim gününde ve ilk teslimat gününde de aynı tespitlerin parça yerleştirme şeklinde (kullanım yeri simülasyonu) uygulanacak bir muayene sırasında kullanım yerini davacı daha iyi bildiği için davacı tarafça fark edilebileceği belirtilmiş olup  bilirkişi raporunda üründeki ayıbın kullanımda ortaya çıkacak gizli ayıp olduğu belirtilmiş ise de bilirkişi raporunda aynı zamanda basit simülasyon testi ile  tespit edilebilecek ayıp olduğu belirtildiğinden bu tespite göre ayıbın gizli ayıp olmayıp, basit bir testle tespit edilebilecek ayıp olduğu,  muayene ve bildirim süresinin sekiz gün olduğu kabul edilmelidir. Ayıbın,  TTK'nun 20/3 fıkrasında öngörülen şekilde yapılması zorunluluğunun bulunmadığı, davalı tarafça 24/07/2018 tarihli sevk irsaliyesi ile ürünlerin davacı şirkete teslim edildiği, davacı tarafça 14/09/2018'de ayıp ihbarında bulunulduğunun belirtildiği, buna göre davacının basit bir testle tespit edilebilecek türde ve sekiz günlük ihbar süresine tabi ayıbı bu süre içerisinde bildirdiğini ve ayıplı olduğu iddia edilen ürünlerin süresi içerisinde davalıya iade edildiğine ve iade faturası düzenlendiğine yönelik bir delilin de ibraz edilmediği anlaşılmıştır. Muayene ve ihbar külfetlerini yerine getirdiğini ispat edemeyen davacının,  6098 Sayılı TBK'nun 223/2. maddesi uyarınca, satılanı bu haliyle kabul etmiş sayılacağından mahkemece davanın reddine yönelik karar verilmesi gerekirken yukarıdaki gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmesi yerinde olmayıp davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmüştür. Sonuç itibariyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkeme kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi uyarınca kaldırılarak dairemizce yukarıdaki açıklamalar doğrultusunda yeniden hüküm kurulmak suretiyle;  davanın reddine, davacının  ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğu dosya kapsamı itibariyle tesbit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından  davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine, karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; A-Davalının istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 21/09/2021 tarih ve 2019/639 Esas - 2021/608 Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-b2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA ve dairemizce yeniden esas hakkında hüküm kurularak; 1-Davanın REDDİNE, 2-Davacının  ağır kusurlu ve kötüniyetli olduğu dosya kapsamı itibariyle tesbit edilemediğinden ve şartları oluşmadığından  davalının kötüniyet tazminat talebinin reddine, <br>İLK DERECE MAHKEMESİ YÖNÜNDEN: 3-Karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL karar harcının, davacı tarafından dava açılırken peşin olarak yatırılan 838,06.TL harçtan mahsubu ile bakiye 410,46.TL harcın talep halinde davacıya iadesine, 4-Davacı tarafından sarf edilen yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Davalı tarafından sarf edilen yargılama gideri bulunmadığından bu hususta bir karar verilmesine yer olmadığına, 6-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-14. maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 26. maddesine göre; Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan arabuluculuk ücretinin davada haksız çıkan taraftan karşılanması gerekmekle, 1.320,00-TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 7-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT gereğince hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 8-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, <br>İSTİNAF YÖNÜNDEN: 9-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, 10-Davalı tarafından sarf edilen 162,10.TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile 40,00.TL dosyanın istinafa gidiş dönüş gideri olmak üzere toplam 202,10.TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 11-Artan gider avansı bulunduğu takdirde ve talep halinde avansı yatıran ilgili tarafa iadesine, 12-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 25/04/2024 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy çokluğu ile karar verildi. <br>MUHALEFET ŞERHİ Davaya konu ürünlerdeki ayıbın mahiyetinin belirlenmesi, çözümü özel ve teknik bir incelemeyi gerektiren husustur. Somut olayda konusunun uzmanında bulunduğu bilirkişi heyetinden rapor ve ek raporlar alınmıştır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda, davaya konu olan ürünlerin satın alındığı andan itibaren ayıplı olduğu, ürünün ayıbının simülasyon testi  veya kullanımda ortaya çıkacak gizli ayıp olduğu tespit edilmiştir. Bu teknik belirlemeye göre, ürünlerdeki ayıbın basit bir gözlemle anlaşılacak mahiyette açık ayıp olmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece bilirkişi heyetinin teknik belirlemesine itibar edilerek gerekçesi yazılmak suretiyle istinafa konu kararın verildiği görülmüştür. Bilirkişi delili, HMK 282. Maddesi uyarınca takdiri bir delil olmakla birlikte, Mahkeme çözümü özel ve teknik incelemeyi gerektiren hususlarda bilirkişi raporundaki teknik tespitlerle bağlıdır. Mahkemece rapordaki teknik tespitlerin  dosya kapsamına uygun olmadığı veya eksik olduğu kanaati hasıl olursa bu durumda ya ek rapor alınmalı yada başka bir bilirkişi heyetinden yeniden teknik konularda rapor alınarak teknik anlamda uyuşmazlık giderilmelidir. Bu yöntem izlenmeden genel hukuk bilgisi ile gerekçe yazılarak bilirkişi raporundaki teknik tespitlerin aksine karar verilmesi söz konusu olamayacağı gibi bilirkişi incelemesi yaptırılması amacınada aykırılık teşkil eder.(YRG.11.HD.21/05/2014 T.2014/2856-9447 E.ve K.) Davacı, ürünlerin son kullanıcısı değil dava dışı başka firmanın tedarikçisidir. Bilirkişiler tarafından belirtilen simülasyon testide bir basit gözlem yöntemi değildir. Dolaysıyla dosyada mübrez bilirkişi raporlardaki özel ve teknik incelemeyle belirlenen kabulün aksine,  ürünlerin gizli ayıplı olmadığının kabulüne ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyor, muhalif kalıyorum. 25/04/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"cb57c4d91de3025e","SID":"ff0bf79a81f3e251"}}