{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ERZURUM<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: 2024/601 <br>KARAR NO\t: 2024/835<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/01/2024 (Karar)<br>NUMARASI\t: 2022/613 Esas,  2024/23 Karar<br>DAVA\t: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden<br>\t  Kaynaklanan (İtirazın İptali)<br>Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup, söz konusu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK 353. madde uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.\t<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil bankanın ... şubesi ile dava dışı borçlu ... Hafriyat İnşaat Nakl. Turzm. San. Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan Kredi Genel sözleşmesine istinaden adı geçen şirkete nakdi ve gayri nakdi ticar krediler açıldığını ve kullandırıldığını, davalı borçluların ise 01/05/2011 tarihli ve 1.000.000.000,00 TL sözleşmesini müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, borcun tamamından ve işleyecek temerrüt faizi ve ferilerinden müştereken müteselsilen sorumlu olduklarını, borcun ödenmemesi üzerine borçlu şirketin kullanmış olduğu bütün kredilerin hesapları 29/02/2016 tarihinde kat edilerek müvekkil banka alacağının muaccel hale geldiğini, kat tarihi itibariyle tespit edilen 1.024.822,63 TL borç bakiyesinin ödenmesi Beşiktaş ... Noterliği'nin 17/03/2016 tarih ve...yevmiye nolu ihtarnamesi ile dava dışı asıl borçlu, davalı kefiller ve ipotek borçlusuna ihtar edildiğini, davalı borçlulara kat ihtarnamelerinin tebliğine rağmen müvekkil banka alacağının ödenmemesi üzerine muaccel hale geldiğini, Erzurum .... İcra Dairesinin 2016/... esas sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlattıklarını, davalı borçluların yetkiye ve borca itiraz ettiklerini, bunun üzerine icra takibinin durduğunu, yapılan itirazın haksız olduğunu, bu nedenle; Erzurum .... İcra Dairesinin 2016/... esas sayılı dosyasına yapılan itirazın iptaline, alacağın % 20 sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemesine mahkum edilmesine karar verilmesini mahkememizden talep ve etmiştir. <br>CEVAP:<br>Davalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkillerinin en başta akdedilen Genel Kredi Sözleşmesine sadece imzalarını attıklarını, iradeleri 30.000,00-TL - 35.000,00-TL tutarında çıkması düşünülen krediye kefil olmak olduğunu, ancak kredi çıkmadığını ve kefilliklerinin son bulduğunu, sonraki ayda ise 35.000,00-TL civarında bir kredi çıktığını, bu kredinin de ödenerek kapatıldığını, dolayısıyla müvekkilinin hiç bir şekilde davacı bankaya borcu olmadığını, davanın reddi ile takibin iptalini, alacağın % 20'sinden aşağı olmamak üzere kötüniyet tazminatı ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: <br>Mahkemece yapılan yargılama sonunda;\"Tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yapılan yargılama neticesinde; davacının dava dışı ... Harfiyat İnşaat Nakliyat Turizm Sanayi Ticaret Limited şirketi ile genel kredi sözleşmelerini imzaladıklarını, davalıların bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıklarını, borcun ödenmemesi üzerine hesabın kat edilerek ihtarname keşide edildiğini ve icra takibi başlatıldığını, borçluların takibe yönelik itirazda bulunduklarını, takibin bu nedenle durdurulduğunu, davalı borçluların itirazlarında haksız olduklarını belirterek itiraz iptaline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır. <br>Davalılar icra takibine yönelik itirazlarında yetki itirazında bulunmuşlardır. Davacı banka ile dava dışı şirket arasında 01/05/2011 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalanmış olup; sözleşmede yetkili icra müdürlüğü ve mahkemelerin Erzurum olduğu kararlaştırılmıştır. Sözleşmenin imzalandığı tarihte yürürlükte olan 1086 sayılı hukuk usulü muhakemeleri kanununa göre sözleşmeden doğan davalar sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabilir. Yetki sözleşmesi yapılması davanın genel veya özel yetkili mahkemede açılmasına engel değildir. Başka bir ifade ile tarafların sözleşmede yetkili mahkemeyi kararlaştırmış olmaları genel yetkili olan ve özel yetkili bulunan mahkemelerin yetkilerini kaldırmaz. Dolayısıyla davacının seçimine göre hem genel yetkili hemde özel yetkili mahkemede takip yapılıp dava açılabileceği gibi yetki sözleşmesi ile yetkili kılınan yer icra dairesinde takip yapılıp dava da açılabilir. Bu nedenle tarafların genel kredi sözleşmesinde yetkili mahkemeyi kararlaştırdıkları hususu da dikkate alındığında davalıların icra müdürlüğünün yetkisine yönelik yaptıkları itirazın yerinde olmadığı sonucuna varılmaktadır. <br>Davacı banka ile dava dışı şirket arasında 01/05/2011 tarihinde genel kredi sözleşmesi imzalandığı ve davalıların da bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları anlaşılmaktadır. Sözleşmenin imzalandığı tarihte 818 sayılı Borçlar Kanununun yürürlükte olması nedeniyle bu yasa hükümlerine tabi olduğu, bu nedenle davalıların kefaletlerinin de yine bu yasa hükümlerine göre geçerli olduğu sonucuna varılmaktadır. Genel kredi sözleşmesi kapsamında tahsis edilen kredilerin ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından hesabın 21/08/2015 tarihinde kat edildiği, davalılara keşide edilen ihtarnamelerin 24/03/2016 tarihinde tebliğ edildiği ve bir günlük sürenin geçmesi sonrasında 26/03/2016 tarihinde temerrütün gerçekleştiği, davacı banka tarafından da 26/03/2016 tarihinde icra takibi başlatıldığı anlaşılmaktadır. <br>Davacı banka tarafından genel kredi sözleşmesi kapsamında tahsis edilen krediler nedeniyle icra takibi başlatılmış olup; takipte ..., ... ve ... numaralı krediler yönünden de alacak talebinde bulunmuştur. Mahkememizce 2016/...esas sayılı dosya üzerinden yapılan yargılamada bu krediler nedeniyle karşılıksız çek ve tazmin dekontlarının ibraz edilememesi nedeniyle alacağın varlığı hesaplanamamış olup; bu krediler yönünden takibin iptaline karar verilmiştir. Mahkememiz kararının taraflarca istinaf edilmesi üzerine Erzurum BAM 3. Hukuk Dairesi tarafından davacı vekilinin istinaf taleplerinin kısmen kabulüne karar verilerek ... hesabına uygulanan faiz oranının yanlış hesaplandığı ve icra inkar tazminatına hükmedilmemesi nedeniyle mahkememiz kararının kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine karar verildiği görülmektedir. Bu krediler yönünden her ne kadar mahkememizce takiplerin iptaline karar verilmiş ise de; mahkememiz kararının istinaf incelemesi sonucunda bu kredilere yönelik herhangi bir değerlendirme yapılmadığı, bu haliyle davacının bu kredilerden kaynaklı alacağının bulunmadığı sonucuna varılmış olup; ayrıca davacı alacaklı tarafından bu kredilerden kaynaklı karşılıksız çek ve tazmin dekontlarının ibraz edilmemesi nedeniyle alacağının bulunmadığı kanaatine varılarak bu talepler yönünden davanın reddine karar vermek gerekmiştir. <br>Takibe konu edilen genel kredi sözleşmesinde müşterinin temerrütü durumunda borcunu ve bu borcuna bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına %50'sinin ilavesi suretiyle bulunacak oran üzerinden temerrüt faizi uygulanacağı kararlaştırılmıştır. Davacı bankanın takip konusu krediler yönünden temerrüt tarihinde kendi müşterilerine uyguladığı faiz oranının %26 olduğu anlaşılmakla sözleşme doğrultusunda gecikme faizinin de bu oranın %50'sinin fazlası olacağı belirtildiğinden uygulanması gereken temerrüt faizi oranının %39 olması gerektiği anlaşılmaktadır. Dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda hesap kat tarihinden temerrüt tarihine kadar genel kredi sözleşmesin de kararlaştırılan akdi faiz oranı uygulanmış olup; temerrüt tarihinden takip tarihine kadar %39 oranında temerrüt faizi uygulanmak suretiyle alacağın tutarı hesaplanmıştır. Ancak dosyaya ibraz edilen bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalar sonucunda bulunan alacak tutarları icra takip talebinde talep edilen tutarlardan fazla miktarda olup; taleple bağlılık ilkesi gereğince takip talebindeki tutarlar dikkate alınmıştır. <br>Açıklanan tüm bu hususlar doğrultusunda ..., ... ve ... numaralı krediler yönünden mahkememizce takibin iptaline karar verildiği, istinaf incelemesinde bu krediler yönünden değerlendirme yapılmadığı, davacının da bu kredilerden kaynaklı alacak tutarını gösterir belge ve dökümanları sunmadığı anlaşılmakla bu alacak talepleri yönünden davacının talebinin reddine,  ... numaralı kredi, .... numaralı kredi, ....numaralı kredi,  .. numaralı kredi, ... numaralı kredi, .... numaralı kredi, ... numaralı kredi, ... numaralı kredi, ...numaralı kredi, ... numaralı kredi, .... numaralı kredi, ... numaralı kredi,  .... numaralı kredi yönünden taleple bağlılık ilkesi doğrultusunda davalıların itirazlarının iptali ile tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla takibin devamına, ihtarname masrafını gösterir herhangi bir belge sunulmadığından bu alacak yönünden talebin reddine, takipte asıl alacak miktarlarına %39 oranında temerrüt faizi uygulanmasına karar vermek gerekmiştir. <br>Davalıların icra takibine itirazı sonucunda takibin durdurulmasına karar verildiği, asıl alacak miktarının likit ve hesaplanabilir nitelikte olduğu, alacağın sözleşmeden kaynaklandığı, davalıların borçlarının olmadığını belirtmelerine rağmen borcun ödendiğine veya sona erdiğine dair herhangi bir delil veya belge sunmadıkları, davalıların icra takibine itirazlarında haksız ve kötü niyetli oldukları anlaşılmakla, hükmolunan asıl alacak miktarı üzerinden hesaplanan %20 oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine\" gerekçesiyle davanın kısmen kabul kısmen reddine karar vermiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkillerinin dava dışı ... Hafriyat Nak. İnş. Tur. San. Tic. Ltd. Şti.'nin davacı bankadan kullandığı krediye kefil olduğunu, krediyi kullanan şirketin ekonomik sıkıntıya girince müvekkillerinin sözleşme aşamasında imzalatılan 35.000,00-TL'nin çıkartılarak yerine 1.000.000,00-TL yazılan sözleşmenin ilave edildiğini, sözleşmedeki yazı kısımlarının müvekkillerine ait olmadığını, banka yetkililerinin görevi kötüye kullanarak bankacılık mevzuatına uygun olmayacak şekilde müvekkillerini borçlu gösterdiğini, kredi kullanma tarihinde müvekkillerinin 1.000.000,00-TL kredi limiti bulunmadığını, kefillik aşamasında 01/05/2011 tarihinde şirket ortağı olan ...'ın kredi limiti olmadığından 20/05/2011 tarihinde ortaklıktan çıkarılarak yerine ...'ın ortak edildiğini ve bu hususun müvekkillerinden gizlendiğini, her halükarda limit arttırımı veya başka bir sebeple sözleşme değişikliği yapılmasının yasal dayanağının bulunmadığını, istinaf öncesi grafoloji bilirkişi raporunda adres kısmında belirtilen kısımlarda dahil olmak üzere 1.000.000,00-TL kefalet bedelinin hem rakamı hem de rakam karşılığı olan yazıların her iki müvekkilleri tarafından doldurulmadığının resmen tespit edildiğini, kredi sözleşmesinin 01/05/2011 tarihinde imzalandığını, ...'ın 06/06/2011 tarihinde şirket yetkilisi olduğunu, ...'ın yetkisiz şekilde kredi sözleşmesini imzalamış olması nedeni ile sözleşmenin mutlak butlanla geçersiz olduğunu, bu bilginin bankanın bilgisi olmadan yapılamayacağını, kefalet sözleşmesinin de mutlak butlanla geçersiz olduğunu, müvekkillerinin ilk önce 35.000,00-TL için kefil olma amacının kredi çıkmaması sonrası kefalet sözleşmesinin de oluşmadığının kendilerine söylenmesi neticesinde bankanın bu evrakları imha etmesi gerekirken imha etmediğini, müvekkillerinin malvarlığının o dönemde fazla olması, önceden sadece imzalarının alınmış ve kefalet miktarlarının olmaması nedeni ile diğer borçlular ..., ... ve ...'ın banka ile işbirliği içerisinde bu yola gittiğini, gerçekte var olmayan geçersiz bir borcun olduğunu, kefalet sözleşmesinin şekil şartlarını taşımadığını, gerek Erzurum BAM 3. Hukuk Dairesi'nin ilamında gerekse de yerel mahkeme kararında GKS'nin yetkisiz kişi tarafından akdedilmesi konularının tartışılmadan karar verildiğini, yargılamanın hiç bir aşamasında değinilmeyen yetkisiz kişi tarafından sözleşmenin akdedilmesi ve içeriğinin müvekkillerinin iradesine aykırı doldurulduğu hususlarının 818 Sayılı yasanın 20 ve 28. Maddesi kapsamında geçersiz olduğunu, GKS'nin 01/05/2011 tarihinde yani 1 Mayıs İşçi Bayramında hemde pazar günü imzalandığını, davacı banka ile hileli tasarrufta bulunan kişilerin müvekkillerinin arkasından özellikle bankanın kapalı olduğu ve sözleşmenin imzalanmasının mümkün olmayacağı tarihte yapılmış olduğunun görüldüğünü, TMK 'nın 2. maddesinde açıkça emredici hükme aykırılık oluşturan bu durumun dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiğini, belirterek kararın kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır. <br>Dosya kapsamı itibariyle, davacı banka ile dava dışı asıl borçlu ... Hafriyat İnşaat Nakl. Turzm. San. Tic. Ltd. Şti arasında 01/05/2011 tarihli, 1.000.000,00 limitli kredi sözleşmesi imzalandığı, davalıların sözleşmeyi müşterek borçlu müteselsil kefil olarak imzaladıkları, kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun ödenmemesi üzerine, borçlulara Beşiktaş.... Noterliği'nin 17/03/2016 tarih ve...sayılı hesap kat ihtarının gönderildiği, buna rağmen borcun ödenmemesi üzerine Erzurum .... İcra Müdürlüğünün 2016/... Esas sayılı icra takip dosyası ile, 883.231,16 TL asıl alacak, 182.288,88 TL işlemiş temerrüt faizi, 9.114,44 TL BSMV, 4.887,00 TL masraf olmak üzere toplam 1.079.521,48 TL alacağın tahsilinin talep edildiği, davalı borçlular tarafından takibe itiraz edilmesi üzerine eldeki itirazın iptali davasının açıldığı, ilk derece mahkemesince yapılan yargılama neticesinde davanın kısmen kabulüne dair verilen 01/11/2019 tarihli karara karşı taraf vekillerinin istinaf yasa yoluna başvurması üzerine, Dairemizin, 21/11/2022 tarih, 2020/...Esas 2022/... Karar sayılı ilamı ile; \"818 sayılı Borçlar Kanunun 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu sözleşmede sorumlu olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır.<br>6098 sayılı TBK.nın 583/1.maddesine göre, kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azami miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin sorumlu olduğu azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifade ile yükümlülük altına girdiğini, kefalet sözleşmesinde kendi el yazısı ile belirtmesi şarttır. <br>Somut olayda, dava konusu 01/05/2011 tarihli  kredi sözleşmesi imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanunu uyarınca kefalet limitinin gösterilmesi yeterli olup, ayrıca kefillerin kendi el yazısı ile belirtmesi şartı bulunmamaktadır. Her ne kadar davalılar iradelerinin 30.000,00TL tutarlı ihtiyaç kredisine kefil olmak olduğu yönünde olduğunu, bankanın kötü niyetli olarak kredi limitini 1.000.000,00 TL olarak sonradan doldurduğunu beyan etmiş iseler de, dosya kapsamı itibariyle davalıların iddialarının ispatlanamamış olduğu, bu nedenle kefaletin geçerli olduğu anlaşılmıştır. <br>Davacı vekilinin istinaf itirazları yönünden yapılan inceleme de;<br>Davacı banka ile asıl borçlu arasında imzalanan sözleşmenin 19. maddesinde, temerrüt durumunda temerrüt faiz oranın bankaca kredilere uygulanan en yüksek faiz oranına bu oranın %50'sinin ilavesi suretiyle bulunacak oranda uygulanacağı düzenlenmiştir. Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 13/01/2015 tarih 2014/... esas 2015/137 karar sayılı emsal içtihadı ve diğer emsal içtihatları gereğince davacı bankanın alacağına uygulanacak temerrüt faiz oranının davacı bankaca fiilen uygulanan faiz dikkate alınmak suretiyle hesaplanması gerektiği, bilirkişi raporunda ... hesabına fiilen uygulanan yıllık %17,57 faiz oranı da en yüksek akdi faiz oranı olduğundan temerrüt faizinin yıllık %17,57 akdi faiz oranına %50 'sinin ilavesiyle bulunan %26,33 oranı olacağı, davacı bankanın TCMB bildirdiği yıllık %26 akdi faiz oranına %50'sinin ilavesiyle %39 temerrüt faizi talebinin Yargıtay içtihatlarına aykırı olduğu belirtilerek hesaplama yapıldığı anlaşılmıştır. İspat yükünün davacı banka üzerinde olduğu gözetilerek, banka alacağı yönünden temerrüt tarihi itibariyle bankanın kendi müşterilerine fiilen uyguladığı, aynı nitelikteki kredilere uygulanan faiz oranı denetime uygun şekilde belirlenip bu oran üzerinden sözleşme hükümlerine göre temerrüt faiz oranı ve miktarı belirlenerek oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken, yetersiz bilirkişi raporuna dayalı olarak hüküm kurulması doğru görülmemiştir. <br>İİK’nın 67. maddesi uyarınca, itirazın iptali davasında borçlunun itirazında haksızlığının belirlenmesi ve alacağın likit olması halinde, istem varsa borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Bu kapsamda takip ve dava konusu alacağın likit olduğu açıktır. Davacı yararına İİK'nın 67/2. maddesi uyarınca icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle bu talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.\" gerekçesi ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, dosya yeni esasa kaydedilerek yapılan yargılamada Dairemizin kaldırma kararı uyarınca yeni bilirkişi raporu alındığı ve yukarıda yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.<br>İstinaf talebinde bulunan davalılar vekilinin ileri sürdüğü sebepler kapsamında yapılan inceleme sonucunda, mahkemece, yargılamanın HMK’da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olduğu, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmadığı, dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, ilk derece mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, 01/05/2011 tarihli kredi sözleşmesinin davalı kefiller ile birlikte ... ve ... tarafından imzalandığı, sözleşme tarihi itibariyle ...'ın şirketi münferiden temsile yetkili olduğu, davalıların sair savunmalarının dosya kapsamı itibariyle ispatlanamadığı anlaşıldığından, davalılar vekilinin istinaf talebinin esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-İlk derece mahkemesinin hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan  davalılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,\t<br>2-İstinaf başvurusu aşamasında alınması gereken 73.138,51-TL karar harcından peşin alınan 18.284,60-TL harcın mahsubu ile bakiye 54.853,91-TL harcın davalılardan alınarak hazineye irat kaydına,<br>3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan tarafça bu aşamada yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın taraflara tebliği ile harç tahsil müzekkeresi işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,<br>8-Kararın kesinleştirme ve gider avansı  ikmali/iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK’nın 361. ve İİK’nın 364. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere ... tarihinde oy birliği ile karar verildi. </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"33bccd2e04a9c0df","SID":"7c97b000902f1955"}}