{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2022/552 - 2024/542<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2022/552 <br>KARAR NO\t: 2024/542<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 31/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/114 Esas 2021/893 Karar<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br>DAVANIN KONUSU\t: Trafik Kazasında Yaralanma Nedeniyle Maddi Tazminat<br>KARAR TARİHİ\t: 18/04/2024<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 13/05/2024<br><br>\t\tİlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>\tTARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>\tDavacı vekili, 29.08.2018 tarihinde dava dışı sürücü idaresindeki olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetine kaybetmesi sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını, Balıkesir Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi raporuna göre davacının özür oranının %11 olarak belirlendiğini, davalı sigorta şirketine yapılan başvurudan sonuç alınamadığını, Sigorta Tahkim Komisyonuna yapılan başvuru sonucunda dosyadan el çekilmesine ve başvuru sahibinin dava açmakta muhtariyetine karar verildiğini, taleplerinde tüm denkleştirme nedenlerinin dikkate alındığını ve davalı sigortanın tam kusuruna dayanılmadığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 500,00 TL geçici iş göremezlik tazminatının temerrüt tarihinden işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında sürekli iş göremezlik tazminatı talebini 26.345,84 TL, geçici iş göremezlik tazminatı talebini 5.803,64 TL olarak ıslah etmiştir.<br>\tDavalı vekili, dava konusu taleplere ilişkin olarak davadan önce 2918 sayılı Kanun’un 97 ve 99. maddelerine uygun olarak başvuruda bulunulmadığından davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, sorumluluklarının sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, geçici iş göremezlik ve bakıcı giderine ilişkin taleplerin poliçe teminat kapsamı dışında olduğunu, araç sürücüsünün ve davacının müterafik kusurunun belirlenmesi gerektiğini ve kusur raporu alınması gerektiğini, maluliyet ile kaza arasında illiyet bağının bulunup bulunmadığı hususlarının ehil bilirkişi marifetiyle Erişkinler için Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre hesaplanması gerektiğini, olayda hatır taşıması söz konusu olup tazminattan indirim yapılmasını, haksız fiilden kaynaklı tazminat davasında dava dilekçesinin taraflarına tebliğinden itibaren yasal faizden sorumlu olduklarını belirterek davanın reddini savunmuştur.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı araç sürücüsü ...'un direksiyon hakimiyetine kaybetmesi sonucunda meydana gelen trafik kazasında araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığı, davacının emniyet kemerinin takılı olmadığına ilişkin herhangi bir bilgi ve belgenin yer almadığı, Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 27.10.2021 tarihli raporda davacının özür oranının %4 olduğu ve iyileşme süresinin 4 ay olarak belirlendiği, davacının oğlunun kullandığı sigortalı araç içinde taşınmasının hatır taşıması olarak kabul edilemeyeceği, davacının emniyet kemeri takmadığı yönünde bir delilin bulunmadığı ve yaralanmasının niteliğine göre müterafik kusurunun da bulunmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 02.12.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulü ile 5.803,64 TL geçici işgücü kaybı zararı ve 15.054,76 TL kalıcı işgücü kaybı zararı olmak üzere toplam 20.858,40 TL'nin temerrüt tarihi olan 19.03.2019 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. <br>\tİLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde, davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın hukuka aykırı olup taraflarınca Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenen maluliyet oranına göre davanın ıslah edildiğini, davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, sigorta sözleşmesinin Türk Ticaret Kanunu'nda mutlak ticari dava olarak düzenlendiğini ve alacağa avans faizi uygulanması gerekirken yasal faiz uygulanmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafça dava konusu taleplere ilişkin olarak 2918 sayılı Kanun’un 97 ve 99 maddeleri uyarınca davalı şirkete yasaya uygun olarak başvuru yapılmadığından davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, davacının araçta yolcu konumunda olduğu gerekçesiyle kusur raporu alınmamış olmasının hatalı olduğunu, mahkemece Karayolları Genel Müdürlüğü fen heyeti veya Adli Tıp Kurumu Trafik ihtisas Dairesinden kusur raporu alınması gerektiğini, davacı lehine hükmedilen geçici iş göremezlik tazminatını kabul etmediklerini, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun yalnız sürekli maluliyete ilişkin olduğunu, Genel Şartlar uyarınca geçici iş göremezlik tazminatının poliçe teminatı dışında olup SGK’nın sorumlu olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporunun hatalı tespit ve değerlendirmeler içerdiğini, tazminat hesabında TRH 2010 yaşam tablosu, aktüeryal irat formülü ve 1,8 teknik faiz kullanılması gerektiğini, olayda hatır taşıması ve müterafik kusur söz konusu olduğunu, davacının emniyet kemeri takmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini, tespit edilen faiz başlangıç tarihinin hatalı olduğunu, dava dilekçesinin  tebliğinden itibaren yasal faizden sorumlu tutulabileceğini, mahkemece eksik ve hatalı değerlendirmeler ile karar verildiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>\tDELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE<br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; <br>\tDavacı vekili, 29.08.2018 tarihinde dava dışı sürücü idaresinde olup davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı aracın tek taraflı olarak yaptığı kazada araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralandığını belirterek sürekli iş göremezlik tazminatı ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerinde bulunmuş, mahkemece Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 27.10.2021 tarihli raporda davacının özür oranının %4 olduğu ve iyileşme süresinin 4 ay olarak belirlendiği, davacının oğlunun kullandığı sigortalı araç içinde taşınmasının hatır taşıması olarak kabul edilemeyeceği, davacının emniyet kemeri takmadığı yönünde bir delilin bulunmadığı ve yaralanmasının niteliğine göre müterafik kusurunun da bulunmadığı, aktüer bilirkişi raporundaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>\t1-Davalı vekili, davacı tarafından davadan önce sigorta şirketine usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nın 97. Maddesinde; “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş, bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir. Dosya kapsamına göre, dava açılmadan önce, davacı tarafından, davalı sigorta şirketine 06.03.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ve 3547729-0 sayılı hasar dosyasının açıldığının 20.03.2019 tarihli yazı ile bildirildiği, KTK'nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin itirazı yerinde görülmemiştir. \t<br>\t2-Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tMaluliyete ilişkin alınacak raporların \"11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir. <br>\tSomut olayda, dava konusu kaza nedeniyle davacının daimi maluliyetinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 27.10.2021 tarihli raporun Yargıtay uygulamasına göre olay tarihi itibariyle uygulanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik hükümleri gereğince davacının özür oranının %4, iyileşme süresinin 4 ay olarak belirlendiği, raporun, ayrıntılı, gerekçeli ve dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu ve Yargıtay uygulamalarına uygun şekilde kaza tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre hazırlandığı anlaşılmakla mahkemece hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmediğinden tarafların bu yöne değinen istinaf gerekçeleri yerinde değildir. <br>\t\t3-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir. <br>Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir.<br> Bu itibarla 29.08.2018 tarihinde kaza tespit tutanağına göre dava dışı sürücü ... idaresindeki araç ile seyir halinde iken direksiyon hakimiyetine kaybederek aracını orta refüj beton bloklarına çarparak durması sonucunda tek taraflı trafik kazası meydana geldiği, davacının araç içinde yolcu konumunda olduğu, kazaya ilişkin Muğla Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/8823 sayılı soruşturma evrakı ile kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, kaza tespit tutanağı, ceza soruşturması ve toplanan delillere göre tek taraflı olarak meydana gelen kazada sigortalı araç sürücünün %100 oranında kusurlu olduğu, davacının sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik bulunmadığı, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen gerekçeli, denetime ve hüküm vermeye elverişli 02.12.2021 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak karar verilmiş olmasının doğru olduğu anlaşılmıştır.<br>\t4-Geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı olup 2918 sayılı KTK'nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK'nın 54. maddesinde de sayılan bu zarardan zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik, bakıcı gideri ve tüm tedavi giderleri zararı bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin bu yöne ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>\t5-Türk Borçlar Kanunu'nun \"Tazminatın belirlenmesi\" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.<br>Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Kanunu'nun 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. \"Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı\" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.<br>Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. <br>Davalı vekili yolcu konumunda olan davacının kaza esnasında emniyet kemerinin takılı olmadığı, bu durumun zararın artmasına neden olduğunu ileri sürerek belirlenen zarardan müterafik  kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüşse de, davacıda kaza nedeniyle sağ humerus şaft kırığı meydana geldiği, yaralanmanın niteliği nazara alındığında emniyet kemeri takılmamasının davacının zararın artmasına neden olduğu iddiasının ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğine yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.<br>6-Davalı vekili hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, davacı ile sigortalı araç sürücüsünün anne-oğul olmaları sebebiyle aralarındaki yakın akraba ilişkisinden dolayı, davacının araçta ücret karşılığı olmadan taşınması ailevi ve ahlaki görev olmakla, olayda hatır taşıması ilişkisi bulunmadığından tazminattan indirim yapılmamasında da isabetsizlik bulunmamaktadır.<br>7-26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen \"Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar.\" düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için sigorta şirketine müracaat zorunludur. Somut olayda davadan önce davacı tarafça sigorta şirketine 06.03.2019 tarihinde başvuruda bulunulduğu, 2918 sayılı Kanun'un 99. maddesi uyarınca ve başvuru tarihine göre faiz başlangıç tarihinin 19.03.2019 olarak belirlenmesinin doğru olduğu, öte yandan sigortalı ... plakalı aracın tescil belgesinde kullanım amacının özel araç olarak belirtildiği nazara alındığında hüküm altına alınan tazminata yasal faiz uygulanmasına karar verilmiş olmasında da isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır. <br>\t6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacı vekilinin ve davalı vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>\tHÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, \t<br>\t2-Harçlar Kanunu gereğince davacının istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 357,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 70,60 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t3-Harçlar Kanunu gereğince davalının istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 1.424,84 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 356,22 TL'nin mahsubu ile bakiye 1.068,62 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,<br>\t4-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, <br>\t5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, <br>\t6-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,\t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 18.04.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan <br>Üye <br>Üye <br>Katip <br><br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"14fe6f0e2a8a91b3","SID":"84cd46eda24d8d38"}}