{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>4. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2022/3862 <br>KARAR NO: 2024/1714<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/11/2022<br>NUMARASI: 2021/922 Esas -  2022/1075 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353.maddesi gereğince dosya incelendi, <br>GEREĞİ  DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Haksız haciz ve muhafaza yapılması sebebiyle, davacı şirketin mahcuz malları 5 yıldan fazla süredir  kullanamaması ve mahcuz malların yediemin deposunda 5 yıldan fazla süre kalarak değer kaybettiğini, istihkak davanın kabulü sonunda değer tespitiyle teslim almak istenmesine rağmen  mahcuzların Sulh Hukuk Mahkemesi ve icra dairesi tarafından bulanamadığını, muhafazaya alınan haciz tutanaklarında 185.020,00 TL olarak 2016 yılı değeri biçilen menkul malların güncel değerlerinin tespit edilerek, muhafaza tarihinden itibaren bu değere ticari avans faizi eklenerek ödenmesine karar verilmesi ile davacının müşterileri önünde iki defa saatlerce süren haksız hacze uğraması sebebiyle sebebiyle ticari itibar kaybından kaynaklanan 200.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte tahsilini talep  etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Açılan davanın haksız ve dayanaksız olmakla birlikte davacı tarafın talep ettiği zarar miktarının da fahiş olduğunu, malların iddia edilen değerde olmadığını, her ne kadar muhafaza altına alınan mallara dair icra müdürlüğü tarafından malların değeri takdir edilmiş ise de malların haczedilip muhafaza altına alındığı tarihteki değerinin kesinlikle haciz tutanağında icra memurunun takdir ettiği fiyat ve değerde olmadığını, davacı şirket yetkililerinin o tarihte malların faturasını ibraz etmemiş, icra memuru beyan üzerine fiyat takdiri yapmadığını, davacı şirket yetkililerinin malların değerini haciz tarihinde piyasa değerinin çok üzerinde beyan ettiğinin de ortada olduğunu, keza davacının manevi tazminat taleplerinin de yasal hiçbir dayanağı olmadığını, müvekkili davalı şirket adına yürütülen icra işlemlerinde kasıtlı ve kötü niyetli olunduğu yönündeki iddia, İstanbul 14.İcra Hukuk Hakimliği 2016/484 Esas, 2018/194 Karar sayılı dava  dosyasında verilen karar ile reddedilmiş, tazminata hükmedilmemiş, davacı yanca bu iddiayı kanıtlayan hiçbir delil ortaya konulmadığını, açıklanan ve delilleri ile ortaya konulan  sebeplerle açılan maddi manevi tazminat davasının reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; \"... Somut olayda ise maddi zarar bulunmayıp davalı tarafın da ürünleri teslime hazır olduğu anlaşılmıştır. Her ne kadar davacı haksız işlemden dolayı tazminat talep etmişse de taraflar arasında borç ilişkisi olduğuna ilişkin bazı emareler olduğu, bu doğrultuda icra takibi yapmasının hayatın olağan akışına uygun olduğu, ufak emarelerin dahi işlemi haksız olmaktan çıkartacağı, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve ağır kusurlu olmadığı gibi haciz sebebiyle maddi zararının oluşmadığı değerlendirilmiştir...1-Maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı REDDİNE, ...\" karar verilmiştir.  Verilen karara karşı davacı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.  Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Bilirkişi raporlarına itirazlarının karşılanmadığını, 2016 yılında 185.000,00 TL değer biçilen mahcuzların 2021-2022 yılında güncel değerlerinin 166.000,00 TL olamayacağını, taraflar arası ticari iş emaresi olmadığını, müvekkil şirket yetkililerinin eski ortağı oldukları şirketin (teknoloji mühendislik ltd şti) borçlu olduğu, davalının alacaklı olduğu icra dosyasından borçluyla hiç ilgili olmayan müvekkili şirketin mersis adresinde haciz yapıldığını, dava konusu mahcuzların yediemin deposundan usule aykırı alınarak davalı (alacaklı) şirketin deposunda muhafazaya alındığı iddiarının raporda tespit edildiğini, davalı taraf mahcuzların kendisinde olduğunu sulh hukuk mahkemesine ve icra dosyasına bildirdiği ve davalınıntaraflarına muhtıra çıkardığının doğru olmadığından manevi ve maddi tazminat taleplerinin kabulü gerektiğinden kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız haciz sebebiyle maddi ve manevi tazminat talebine ilişkindir.  Haksız takip ve haciz, haksız fiil niteliğindedir. Uyuşmazlığa, olay tarihinde yürürlükte bulunan 6098 Sayılı TBK'nun 50. maddesi uygulanmalıdır. Belirtilen hükümler gereğince; Haksız fiilden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli  olup  zararın  kanıtlanması  davacı  tarafa,  hükmedilecek  tazminatın  miktarının belirlenmesi ise hakime aittir (Yargıtay 4 HD'nin 2021/17980 E. - 2022/9874 K. Sayılı ilamı). Haciz isteminin dayanağının  bir hak veya alacak olması ve haciz tarihinde mevcut bulunması gerekir. Aksi halde, haksız bir haciz ve buna bağlı olarak da sorumluluk söz konusudur. Eylem ile zararlı sonuç arasında uygun nedensellik bağının bulunması gerek ve yeterlidir. Haciz isteyen alacaklı haksız çıktığı takdirde, borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan kusursuz olarak sorumludur. Ancak bu durumda dahi uğranılan maddi zararın ispatı zorunludur (Yargıtay 4 HD'nin 2016/14413 E. - 2019/483 K. Sayılı ilamı). Haksız icra takibi veya hacze dayalı manevi tazminat istemi 818 sayılı BK.'nun 49. maddesinden (6098  sayılı TBK'nun 58. maddesi) kaynaklanan bir sorumluluk olup, kusura dayanan bir sorumluluk türüdür. Bu sebeple de takip (haciz) yaptıran kişinin takipte veya haciz işleminde kötü niyetli ve kusurlu olduğu olgusu gerçekleşmedikçe ve ağır bir zarar da doğmadıkça manevi tazminatla sorumlu tutulamaz. Somut olayda davacının istihkak iddiasıyla İstanbul 14.İcra Hukuk Hakimliği 2016/484 Esas ve 2018/194 Karar sayılı dava dosyası ile karara bağlandığı, davacının istihkak davasının kabul edilmiş olup  haczin haksız olduğu anlaşılmaktadır. Bu sebeple davacının haksız haciz sebebiyle uğradığı zararı talep etme hakkı bulunmakta olup ilk derece mahkemesince alınan ek bilirkişi raporunda İlgili haczedilen malların yaklaşık güncel fiyatlarına ilişkin toplam bedelin 166.131,8 TL olduğu, davacının 10.08.2016 tarihinde 185.020 TL değeri olan mahcuzların haksız ve mesnetsiz olarak muhafazaya alınması sebebiyle davacıya ait olduğu mahkeme ilamıyla kesinleşen (10.08.2016 tarihinde 185.020 TL miktarlı) mahcuz elektrik malzemesinden kaynaklı alacağın güncel değerinin tespitiyle muhafaza tarihinden itibaren (10.08.2016 tarihi) güncel değer üzerinden ticari avans faizi ile birlikte  ödenmesinin talep edildiği, mahçuzların davalı da olup, talep edilmesi halinde iade edileceğinin bilirkişi raporuyla tespit edildiği, davalının takipte veya haciz işleminde kötü niyetli olduğuna dair somut delillerin bulunmamasına göre davacı vekilinin istinaf isteminin reddi gerekir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, İlk Derece Mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1- Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 08/11/2022 tarih, 2021/922 Esas - 2022/1075 Karar sayılı kararına yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın  353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 6.675,00 TL'den mahsubuyla fazla alınan 6.247,40 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,3- Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına, 5- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine, 6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30a8513e2c796a0e","SID":"74823c9d329f0c59"}}