{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/462 - 2024/732<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/462 <br>KARAR NO\t: 2024/732<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 30/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/397 E.  -  2021/421 K.<br><br>DAVACI<br>VEKİLİ<br>DAVALI\t:<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka ile İlgili Kurum Kararlarının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/12/2021 tarih ve 2020/397 Esas - 2021/421 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar ... ile ... Sanayi ve Tic. A.Ş. tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, 2019/105978 sayısı ile gerçekleştirdikleri başvuruya karşı davalı yanın itirazda bulunduğunu, verilen kararın hatalı olduğunu, başvurusunun yalnızca “...” sözcüğünden oluşmadığını, ... olarak faaliyet göstereceklerini, davalı taraf markasının tanınmış olduğunu kabul ettiğini, ancak tanınmış marka gerekçesiyle itirazlarının kabul edilmiş olmasının isabetli olmadığını, yaptıkları faaliyetin bir ... işletme faaliyeti olduğunu, markalar arasında iltibas riski bulunmadığını ileri sürerek YİDK'nın 2020/M-8996 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı şirket vekili, davacı taraf beyanlarına katılmanın mümkün olmadığını, müvekkilinin tanınmış “...” markalarının sahibi olduğunu, müvekkili markalarının birçok sınıfta koruma altında olduğunu, dava konusu markanın da müvekkili markalarının serisi olarak algılanabilir olduğunu, dava konusu markanın tesciline izin verilmesi halinde, davacı tarafça sunulacak ürün ve hizmetlerin, müvekkili firma ile ilişkili olarak bulunma ihtimali olacağını, davacının başvurusu kapsamında yer alan mal ve hizmet sınıflarının müvekkilinin ürün ve hizmetleri ile benzer olduklarını, dava konusu markanın esas unsurunun ... ibaresi olduğunu, markaların gerek işitsel, gerek görsel, gerekse de anlamsal olarak müvekkili markaları ile karıştırılabilecek düzeyde benzer olduğunu, markadaki “...” ibaresinin tali unsur olarak bulunduğunu, 41. Sınıftaki hizmetler bakımından tanımlayıcı niteliği olduğunu, başvuru sahibinin kötüniyetli bulunduğunu, müvekkilinin markalarının yüksek düzeyli tanınmış olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı ... vekili, müvekkili Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu davacının 2019/105978 sayılı \"... ...\" ibareli marka başvurusu kapsamında yer alan tüm mal ve hizmetler ile davalı yanın redde gerekçe markaları kapsamında yer alan emtia açısından taraf markaları arasında aynı, aynı tür ya benzerlik düzeyinde emtia ilişkisinin mevcut olduğu, bununla birlikte taraf markaları karşılaştırıldığında, tüketici nezdinde işaretler arasında “...” ibaresinden kaynaklı oluşacak çağrışımsal benzerliğin gerek orta seviyede gerek dikkat seviyesi daha yüksek olan tüketici zihninde öncelikli olarak bu ibarenin bir renk adı olmasından kaynaklı olarak oluşacağından bahsedilmesi mümkün olmakla aynı tüketiciler nezdinde, taraf markalarını oluşturan işaretlerin nihai algıları itibariyle birbirlerinden farklı iktisadi kaynaklara ait iki ayrı marka olduğu yönünde bir izlenimin de meydana geleceği, dolayısıyla işaretlerin bir bütün olarak nihai algıda birbirleri ile ilişkilendirilme ihtimali dahil karıştırılma ihtimaline yol açacak bir benzerlik taşımadıkları, YİDK kararının iptali koşullarının oluştuğu, YİDK kararının yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne YİDK'nın 29/10/2020 tarih 2020/M-8996 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markanın, müvekkiline ait tescilli markalarla karıştırılmaya sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, müvekkilinin dünyanın birçok ülkesinde “...” markasının tescilli sahibi olduğunu, taraf markalarında ortak ve esaslı unsurun ... markası olduğunun izahtan vareste bulunduğunu, müvekkilinin ... markaları ile karıştırılmaya sebebiyet vereceğini, davacıya ait markanın, müvekkilinin davalı Kurum nezdinde tescilli markalarının serisi niteliğinde bulunduğunu, davaya konu markada esaslı ve kök unsurun ... ibaresi olduğunu, tescili istenen dava konusu markanın müvekkiline ait, yıllardır kullanılan, tescilli, tanınmış “...” markasını kök unsur olarak içerdiğini, davacı tarafın anılan marka başvurusunun kötüniyetli olduğunu, davacının, tamamen arabuluculuk mevzuatı çerçevesinde faaliyet yürütmeyi amaçladığı ve bu kapsamla sınırlı düşünerek tescil ve koruma talep ettiği, yönündeki savunmalarının marka başvurusu kapsamı dikkate alındığında çelişkili ve yanıltıcı olduğunu, müvekkilinin ... markasının tanınmış olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br>Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, YİDK kararıyla, asli ayırt edici ve ortak kelime unsuru “...” olan dava konusu başvuru ile itiraz markaları arasında mevcut olan benzerlikle başvuru markasında yer alan mal ve hizmetlerle itiraz gerekçesi markalarda yer alan mallar ve hizmetler arasındaki benzerliğin birlikte değerlendirilmesi neticesinde 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesindeki koşulların gerçekleşmiş olduğu sonucuna varıldığını, söz görünümden yüksek sesle konuşur ilkesi ve kelime unsurlarının markadaki kullanımı ve konumlandırılışı dikkate alındığında, marka algısının kelime unsuru üzerinde şekilleneceğini, bütün markalarda “...” ibaresinin ortak ve ortak olan bu ibarenin asli ayırt edici unsur olarak yer aldığını, iltibas ihtimalinin bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.   <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka ile ilgili Kurum kararlarının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamında bulunan bilgi ve belgeler incelendiğinde, davacının \"... ...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğu, başvurunun yayımlanmasından sonra davacı tarafça yapılan itiraz sonucunda başvurunun reddine karar verildiği, bu bağlamda dosya kapsamındaki uyuşmazlığın davacının başvurusuna konu markası ile davalının itirazına mesnet markası arasında SMK'nın 6/1. maddesi kapsamında iltibas bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>\tSomut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinde, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvurunun reddedileceği belirtilmiştir. <br>\tAçıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesinin mümkün olduğu hususu da gözönünde bulundurularak yapılan incelemede, davacının başvurusuna konu ibarenin \"... ...\" olduğu, başvuru konusu ibarede karşılaştırmada esas alınacak ibarenin \"...\" olduğu, zira ... ibaresinin ayırt ediciliğinin bulunmaması ve yan unsur olması nedeniyle iltibas karşılaştırmasında dikkate alınamayacağı, davalı markasının da \"...\" ibaresinden oluştuğu, bu itibarla taraf markalarında karşılaştırılacak ibarelerin aynı olduğu, \"...\" ibaresinin başvuru kapsamında bulunan emtia için zayıf bir ibare olarak da nitelendirilemeyeceği, bu nedenle de tarafların markalarının görsel, anlamsal ve işitsel olarak benzer olduğu ve iltibas riski taşıdığı kanaatine varılmıştır.  <br>\tAncak 6769 sayılı SMK'nın 6/1. maddesinin somut uyuşmazlığa uygulanabilmesi için karşılaştırılan markaların kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği şartının da gerçekleşmesi gerekmektedir. Dosya kapsamında bulunan bilgi ve belgelerden davalının itirazına mesnet markaları ile davacının başvurusunun kapsamında bulunan ve çıkarılan emtianın aynı/benzer olduğu, zira karşılaştırılan malların dağıtım kanalları, kullanım yöntemleri, hedeflenen halk kesimleri aynı olduğu gibi birbirlerini tamamlama veya birbiri yerine ikame edilebilme niteliklerinin de bulunduğu kanaatine varılmıştır. <br>\tSMK'nın 6/5. maddesi uyarınca, tescil edilmiş veya tescil başvurusu daha önceki tarihte yapılmış bir markanın, Türkiye’de ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarının zarar görebileceği veya ayırt edici karakterinin zedelenebileceği hallerde, aynı ya da benzer markanın tescil başvurusu, haklı bir sebebe dayanma hali saklı kalmak kaydıyla, başvurunun aynı, benzer veya farklı mal veya hizmetlerde yapılmış olmasına bakılmaksızın önceki tarihli marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir. Davalının redde mesnet olarak gösterdiği \"...\" ibareli markaları tanınmış markadır (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin, 2008/1873 Esas, 2009/5883 Karar ve 18/05/2009 Tarihli kararı da bu yöndedir). Ancak tarafların markalarının kapsamlarının aynı olması nedeniyle SMK'nın 6/5. maddesindeki koşulların değerlendirilmesine gerek bulunmamaktadır. Diğer yandan dava konusu başvurunun kötü niyetli olarak yapıldığı hususu da dosya kapsamına göre ispatlanamamıştır. <br>\tBu itibarla somut olayda 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesinin somut olaya uygulanabilme şartları bulunduğu için davanın reddine karar verilmesi gerekirken aksi kanaat ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru bulunmamıştır. <br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmelidir. Diğer bir ifade ile kanun koyucu, temyiz kanun yolunda Yargıtay tarafından verilen yerel mahkeme hükmünün düzeltilerek onanması kararını, istinaf mahkemeleri için öngörmemiş, bu halde istinaf mahkemesince yeniden esas hakkında karar verilmesini istemiştir. Mahkemece yapılan bu yanlışlığın giderilmesinin ise yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediği anlaşıldığından, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü ile aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 30/12/2021 gün ve 2020/397 Esas - 2021/421 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın REDDİNE,<br>3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin alınan 31,40-TL’nin düşümü ile kalan 373,2‬0-TL bakiye karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, <br>\t4-Davalılar kendilerini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca belirlenen 25.500,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,  <br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine, <br>\t7-Davalı şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 52,00-TL posta masrafı, 220,70-TL istinaf kanun yoluna başvuru harcından oluşan 272,70-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkete verilmesine, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine, (HMK m.333),<br>\t9-Davalı ... ve davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı  yatırılan 80,70-TL istinaf karar ve ilam harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı Kuruma ve davalı Şirkete ayrı ayrı iadesine, \t<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br>\t<br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br>Üye<br> <br><br>Katip<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e706e817b7525411","SID":"2fb92a3f655ec487"}}