{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2024/144 <br>KARAR NO: 2024/1354<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/11/2023<br>NUMARASI: 2020/807 E - 2023/792 K<br>DAVANIN KONUSU: İstirdat <br>KARAR TARİHİ: 09/05/2024<br>Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın  istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı şirket arasında 04.09.2015 tarihinde Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi akdedilmiş olup, davalı şirket tarafından yapılan 16.09.2019 tarihli bildirim ile “Sözleşmenin 5.4 maddesi kapsamında enerji indirim oranının yeniden belirlendiği ve güncel ulusal tarife üzerinden 0,454602 kuruş olarak teklif verildiği” müvekkili şirkete bildirilmiş olduğunu, verilen bu teklif, müvekkili şirket tarafından kabul edilmemiş ve sözleşmenin 9.3 maddesi uyarınca değişikliğin yapıldığı fatura (02.10.2019 tarihli, ... fatura numaralı, 16.693,76 TL tutarlı) tarihinden itibaren 30 günlük yasal süresi içerisinde hüküm ifade etmek ve tüm yasal koşullara uygun olmak üzere, sözleşmenin müvekkili şirket tarafından tek taraflı olarak feshedilmiş olduğunu, işbu fesih bildiriminin davalı şirkete 08.10.2019 tarihinde yapılan ihtarname ile bildirildiğini, fesih ihtarnamesine cevaben davalı şirket vekili tarafından Üsküdar ...Noterliği'nden keşide edilen 11.10.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamede özetle; müvekkili şirket ile muhatap şirket arasında akdedilen 04.09.2015 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi, Bakırköy ... Noterliğinden keşide edilen 08.10.2019 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarname ile feshedilmişse de, iş bu feshin haksız olduğu, sözleşmenin bitim tarihinden 60 gün önce gönderilecek fesih bildirimi ile fesih yapılması gerektiği, indirim artışının lehe fesih hakkı vermeyeceğini, bu sebeple haksız fesih sebebiyle cezai şart tahakkuk ettirileceği, ihtarnamedeki fesih iradesi geri çekilmez ise, müvekkili şirketin portföyden çıkarılarak sözleşme gereğince cezai şart tahakkuk ettirileceğinin ihtaren taraflarına bildirilmiş olduğunu, davalı  şirketin  11.10.2019  tarihli ihtarnamesine cevaben taraflarınca Bakırköy ...Noterliği'nden keşide edilen 16.09.2019 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile; işbu fesih beyanının; sözleşmenin süresinin bitimi nedeniyle olağan bir fesih değil, sözleşme'nin 9.3 maddesine ilişkin değişiklik sebebiyle olağanüstü bir fesih hali olduğunu, davalı şirket tarafından keşide edilen ihtarnamede her ne kadar “indirim ” yapılması sebebiyle müvekkil şirketin fesih hakkını kullanamayacağı belirtilmişse de müvekkil şirket ile davalı şirket arasındaki ticari teamülün her sene indirim oranlarının karşılıklı mutabakat ile belirlenmesi şeklinde olduğu, davalı şirket her ne kadar, 9. maddesindeki diğer koşulların bulunmadığını iddia etse de işbu maddedeki 60 gün koşulunun burada geçersiz hüküm durumunda olduğu zira karşı tarafın bu iddiasının tek sebebinin müvekkil şirketin fesih hakkını imkansızlaştırmaya yönelik olduğunun davalı şirkete bildirilmiş olduğunu, davalı şirket ile davacı müvekkili arasında yapılan görüşmeler sonucu 31.12.2019 tarihinde mutabakat mektubu imzalanmış ve cari hesabın tasfiyesi sağlandığını ve davalı şirket 11.08.2020 tarihinde 30.790,00 TL tutarlı cezai şart temel faturası düzenleyerek müvekkili şirkete elektronik ortamda tebliğ etmiş olduğunu, söz konusu cezai şart faturasının, müvekkili şirket tarafından, yasal süresi içerisinde Bakırköy ...Noterliği'nden keşide edilen 13.08.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ekinde davalı şirkete aynen iade edilmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından ihtarname ekinde iade edilen cezai şart temel faturası hakkında davalı yanın; Kadıköy ... Noterliği” nden keşide ettiği 17.08.2020 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarname ile söz konusu iadenin hukuki mesnetten yoksun olduğunu ve yasal yollara başvuracaklarını müvekkili şirkete bildirmiş olduğunu, davalı şirket tarafından 01.01.2020 tarihinde merkezi takip sistemi ... Esas sayılı dosyasından müvekkili şirkete karşı 30.790,00 TL tutarlı ödeme emri gönderilmiş olup, müvekkili şirket, 09.09.2020 tarihinde işbu ödeme emrine karşı itiraz etmiş ise de, itiraz süresinde geciktiğinden ve dosya kesinleştiğinden herhangi bir haciz uygulamasıyla karşı karşıya kalınmaması adına, 10.09.2020 tarihinde alacaklı vekili Av. ...'in hesabına dosya kapak hesabı gereğince 36.695,95 TL tutarında ihtirazı kayıt ile ödeme yapmış olduğunu, müvekkili şirketin cezai şart bedeline istinaden davalıya herhangi bir borcu ve/veya ödeme yükümlülüğü bulunmadığı halde, salt icra dosyasına ilişkin olarak itiraz süresinin kaçırılması sebebiyle haciz baskısı altında dosyaya yapılan ödemenin müvekkili şirkete aynen iadesi için işbu davayı açma zaruretinin hasıl olduğunu, her ne kadar davalı taraf, İst. And. ...İcra Md.' nün ... merkezi takip sistemi numaralı icra dosyasından, ödeme emrini müvekkil şirket ile birlikte müvekkili şirketin yetkilisi ...” na yönlendirmişse de, söz konusu durum hatalı olup ... yönünden icra takibinde husumet itirazı bulunduğunu, ... Sanayi Ve Ticaret A.Ş ile davalı şirket arasında yapılan Sözleşmeye müvekkili ... taraf olmadığı gibi müvekkili ...' nun Sözleşmede yalnızca kefaleti bulunduğunu, davacı müvekkili şirket ile davalı şirket arasında 04.09.2015 tarihinde akdedilen elektrik enerjisi satış sözleşmesi, davacı müvekkili tarafından yasal süresi içinde hukuka uygun feshedildiğinden davalı yanın talep ettiği haksız cezai şart koşulu gerçekleşmemiş olduğunu, taraflarca imza edilmiş sözleşmenin 5.4 maddesini somut olaya uyguladığımız da şu sonuca varmanın yerinde olacağını, 16.09.2019 tarihi ile davalı yan indirim oranında değişikliğe gittiğini, değişikliğin yapıldığı fatura tarihinin ise 02.10.2019 olmakla birlikte davacı müvekkilinin sözleşmeyi tek taraflı olarak feshettiğini davalı tarafa yazılı olarak bildirdiği tarih ise 08.10.2019 olduğunu, görüleceği üzere; davacı müvekkilinin sözleşmede yer alan 30 günlük süre koşuluna riayet ettiğini, hiçbir surette kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için sözleşmenin süre koşullarına riayet edilmeksizin taraflarınca haksız feshedildiğini düşünülse dahi; taraflar arasında karşılıklı imza edilen cari hesap mutabakat mektubu imza tarihi 31.12.2019 tarihi olduğunu, daha net ifade etmek gerekirse; taraflar arasında 31.12.2019 tarihi ile hiçbir borç ve alacak ilişkisi kalmadığını, zira davalı şirket hiçbir ihtirazi kayıt koymaksızın mutabakat mektubunu imza ettiğini, davalı yanın cezai şart adı altında taraflarına  düzenlediği fatura tarihi ise 11.08.2020 olduğunu, davalı şirketin işbu mutabakat mektubu ile alacak/ borç bakiyenin 0,00 TL olduğunu kabul edip hiçbir ihtirazı kayıt düşmeden imza ettikten 8 ay sonra davacı müvekkiline cezai şart adı altında bir fatura düzenleyip göndermesinin Türk Hukukunun genel hükümlerine, TBK.' na, Ticari teamüllere, Örf ve Adet kurallarımızın tamamına aykırı olup hiçbir hukuki gerekçeye dayandırılmasının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından cebri icra tehdidi ve haciz baskısı altında, İst. And. ...icra Md.” nün ... merkezi takip sistemi esas sayılı dosyasına 10.09.2020 tarihinde yapılan 36.696,00 TL tutarındaki ödemenin tahsil tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan istirdadına karar verilmesini,  İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğü'nün ... Merkezi Takip numaralı dosyasından davacı müvekkillerin borçlu olmadıklarının tespitine, İcra dosyasına ilişkin olarak 10.09.2020 tarihinde alacaklı vekilinin hesabına ihtirazı kayıt ile haciz baskısı ve icra tehdidi altında ödenen 36,695,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan İSTİRDATINA, davalının haksız ve kötü niyetli icra takibi neticesinde takip konusu alacaklarının %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine  karar verilmesini dava ve talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ... A.Ş.; elektrik tedarik şirketi olup, davacı ...San. Ve Tic. A.Ş. ile imzalanan 04.09.2015 tarihli Elektrik Enerjisi Satış Sözleşmesi ile davacı şirkete elektrik tedarik ve satışına başlamış olduğunu, işbu sözleşme'de davacı şahıs ...' nun da şahsi kefaleti bulunmakta olup,  sözleşmenin kefaletname bölümünde bu hususun açıkça görülmekte olduğunu, davacı şirket ile ticari ilişki Sözleşme'nin davacı şirketçe haksız olarak feshedildiği 08.10.2019 tarihine dek sürdüğünü, davacı şirket tarafından Sözleşmenin haksız olarak feshi ihtarının tebliğ alınmasının akabinde müvekkili şirket adına keşide edilen Üsküdar ... Noterliği' nin 11.10.2019 tarihli ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile, feshin sözleşmeye aykırı olduğu ve alıcı lehine yapılan indirim oranı değişikliğinin alıcıya sözleşmeyi fesih hakkı vermeyeceği, fesih beyanlarını geri almadıkları takdirde sözleşme gereği cezai şart bedeli tahakkuk ettirileceğinin davacı şirkete ihtar edildiğini, davacı tarafından gönderilen Bakırköy ... Noterliği' nin 16.10.2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarı ile, indirim oranının %15'e çıkarılması aksi takdirde sözleşmenin feshedildiğinin ihtar edilmiş olduğunu, müvekkili şirket tarafından böyle bir indirim sağlanması mümkün olmadığından, davacı tarafın fesih talebi işleme konularak portföyden çıkışı yapılmış ve haksız çıkış nedeniyle sözleşme'nin 9.3) maddesine dayanarak cezai şart faturası düzenlenerek davacıya gönderilmiş olduğunu, davacı şirketin bu kere de Bakırköy ... Noterliği' nin 13.08.2020 tarih ve ... numaralı ihtarnamesi ile işbu cezai şart faturasına itiraz ederek iade ettiğini, müvekkil şirket tarafından gönderilen Kadıköy ... Noterliği' nin 17.08.2020 tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile, cezai şart bedeline itiraz etmelerinin ve faturayı iade etmelerinin kendilerini ödeme yükümlülüğünden kurtarmadığı, şayet işbu bedeli ödemezlerse yasal işlemlerin başlatılacağının ihtar edildiğini, ilgili faturanın davacı şirket tarafından ödenmemesi akabinde, Merkezi Takip Sistemi'nin ... numaralı dosyası ile davacı şirket aleyhine icra takibi başlatıldığını, davacıya her yıl indirim oranı değişikliği bildirimi yapılmakta olup, buna göre 01.01.2018 tarihinde davacı şirketin abone grubu (ticarethaneler) için belirlenen elektriğin birim satış fiyatı 0,230-TL (kuruş) iken, 26.01.2018 tarihinde müvekkili şirketçe 961 indirim ile davacıya 0,228-TL (kuruş) fiyatla elektrik tedariki sağlanacağına yönelik indirim oranı değişikliği bildirimi yapılmış olduğunu, davacı tarafça bu indirim oranı değişikliğine hiçbir itiraz ileri sürülmeksizin, indirim oranı değişikliği kabul edildiğini, taraflar arasında uygulanan indirim oranı, 26.01.2018 tarihinden itibaren bir sonraki değişiklik dönemine dek %1 olarak uygulandığını davacı şirkete 26.01.2018 tarihinden 16.09.2019 tarihine dek uygulanan indirim, elektriğin birim satış fiyatı üzerinden 961 iken, 16.09.2019 tarihinde ulusal tarifede belirlenen elektrik birim satış bedeli üzerinden %3,5'luk indirim yapılarak davacı şirkete, davacı şirketin daha lehine olan bir teklif sunulduğunu, davacı Şirket ile anlaşılan indirim oranı %1 olmasına karşın %3,5'luk Alıcı lehine indirim sunulmasına rağmen, davacı şirketçe dayanaksız ve haksız olarak 08.10.2019 tarihli ve ... yevmiye numaralı Bakırköy ... Noterliği' nin ihtarı ile Sözleşme feshedilmiş olduğunu, davacıların iddialarının gerçeği yansıtmadığını, tüm bu nedenlerle açılan davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatı ödemeye mahkum edilmesini talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinin ıslahı dilekçesinde; hesap mutabakatı üzerinde yer alan imzaya şirket yetkilisine ait ıslak imza olmaması nedeniyle itiraz ettiklerini   bildirmiştir. Mahkeme, \"İstirdat talebine konu edilen alacak taraflar arasındaki sözleşmenin 9.3. maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı tarafından düzenlenen cezai şart  faturasına dayanmaktadır.Davalı taraf  sözleşmenin 9.1 Maddesine göre sözleşme ilişkisinin sözleşmenin sona ereceği tarih olan 04.09.2019 tarihinden 60 takvim günü öncesinde davacı tarafından fesih ihbar yoluyla sona erdirilmemesi sebebiyle 04.09.2020 tarihine kadar uzadığını; davacının 08.10.2019 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin haksız bir şekilde sona erdirildiğini bu sebeple de sözleşmenin 9.3. maddesine göre faturanın düzenlendiğini belirtmektedir. Davacı yan davalı bildiriminde yer alan enerji birim fiyatının kendisi tarafından kabul edilmediğini ve sözleşmenin 9.3. maddesi kapsamında sözleşmeyi feshettiğini davalıya bildirmiştir. Bu maddeye Satıcı işbu sözleşme madde 5.4 belirtilen hallere dayanarak indirim oranı değişikliğine gitmesi durumunda değişikliğin yapıldığı fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yazılı bildirim yapmak şartı ile Alıcı sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir ”Sözleşmenin 5.4 maddesi Satıcıya Ek-l deki indirim oranlarında değişiklik yapma yetkisi vermiş; ancak bu durumda Alıcının da sözleşmenin 9.3. maddesine göre fesih hakkı düzenlenmiştir. Tüm bu maddeler değerlendirildiğinde Alıcının 9.3. Maddesine dayalı olarak sözleşmeyi feshedebilmesi için indirim oranlarındaki değişiklik alıcının aleyhine bir sonuç ortaya çıkarmalıdır. Somut olayda davacı tarafın fesih bildirimi sözleşmenin 9.3 maddesine göre haksız olduğu mahkememizce tespit edilmişse de taraflar arasındaki 22.01.2020 tarihli mutabakat mektubu incelenmekle  davalı yan 31.12.2019 tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığını hususunda mutabık olunduğu somut olayda davaya konu edilen fatura sonrası davalı tarafından inkar edilmeyen  mutabakat mektubu cezai şarta ilişkin ihtirazi kayıt içermeden davacı şirketin  borcunun bulunmadığını belirtmektedir. Bu nedenle, mutabakat mektubunun davalı aleyhine sonuç doğuracağı ve davaya konu fatura sebebiyle cezai şart alacağının  talep edilemeyeceği sonucuna varılmakla davacının istirdat talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. (Emsal İlam T.C. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi'nin 2020/1539 Esas 2023/956 Karar Sayılı İlamı)Kefalet sözleşmesinin geçerlilik şartları ilgili kanunun 582 ila 584. maddelerinde düzenlenmiştir. Söz konusu sözleşme ekindeki müteselsil kefile ilişkin  belgenin TBK 582 maddesinde düzenlenmiş olan ; kefilin  sorumlu olacağı azami miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olmayı kabul ettiği takdirde bu yükümlülüğü üstlendiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şartına uyulmadan yapıldığı bu nedenle söz konusu kefalet sözleşmesi geçersiz olduğu anlaşılmakla açılan takipte davalının haksız olduğu anlaşılmakla  davacı ... yönünden açılan menfi tespit talebinin kabulü\" gerektiği gerekçesi ile; \"1-Davanın davacı ... Ticaret A.ş yönünden  KABULÜ İLE;  İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E sayılı dosyasına borçlu olmadığının tespiti ile 36.695,00 TL bedele ödeme tarihi olan 10/09/2020  tarihinden itibaren işleyecek avans  faizi ile davalıdan istirdatı ile davacı şirkete ödenmesine,  2-Davanın davacı ... yönünden KABÜLÜ İLE İstanbul Anadolu ... İcra müdürlüğünün ... E sayılı  dosyası yönünden borçlu olmadığının tespitine \" karar vermiştir. Kararı davalı vekili istinaf etmiştir.İstinaf dilekçesinde; öncelikle dosya kapsamında, davacının sözleşmeyi hitam tarihinden önce feshinin haksız ve sözleşmeye aykırı olduğu, müvekkili şirketin takibe konu ettiği tutarda cezai şart talep edebileceği yerel mahkemece de tespit edilmiş olup bu tespitin  yerinde olmasına  karşın müvekkili şirketin cezai şart talep edebileceği, fakat hesap mutabakatı yapıldıktan sonra cezai şart faturası düzenleyemeyeceğinden bahisle davanın kabulüne karar verilmesinin  birçok yönü ile hukuka aykırı olduğunu,taraflar arasında bir cari hesap sözleşmesi dahi mevcut olmamasına karşın geçerli bir hesap mutabakatının varlığından dahi söz edilmesi mümkün değilken hesap mutabakatına bu denli anlam yüklenmesinin  hukuk dışı olduğunu,taraflar arasında herhangi bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığını, taraflar elektrik enerjisi satış sözleşmesi akdetmiş olup, bu sözleşme uyarınca her ay davacı şirkete kullandığı elektrik tutarında tüketim faturaları tanzim edildiği, hal böyle iken ortada bir cari hesap sözleşmesi bulunmadığından bahisle Türk Borçlar Kanununun cari hesaplara ilişkin hükümlerine dayanılamayacağı ,hesap mutabakatı muhasebe personeli tarafından yalnızca kaşesi basılıp şirket yetkilisinin bilgisi dışında gönderildiğini, muhasebe personelinin sözleşmesel olarak borçluyu ibra etme yahut bir alacaktan feragat etmek gibi bir yetkisi  olmadığını, ilgili hesap mutabakatının üzerinde ıslak imza dahi bulunmadığını, bu konu Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarından da bilineceği üzere hesap mutabakatının da geçersizliği sonucunu doğurduğunu,hesap mutabakatında ıslak imza bulunmadığının  isticvap ile de sabit olduğunu, mahkemece 24.12.2021 tarihli celsede davacı vekiline mutabakat mektubunun aslını sunmak üzere süre verilmiş ise de davacı vekili aslının bulunmadığını beyan  ederek aslı gibidir suretini sunmuş, dosya bu halde karara çıkarıltıldığını,aslı olmayan bir evraka aslı gibidir yapılması mümkün olmamakla, mahkemece bu suret evraka dayanarak karar verilmesinin  de hukuka aykırı olduğunu,kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere, cari hesap mutabakatına dayanıldığı takdirde dahi müvekkili şirketin alacağından feragat ettiği anlamı taşımadığını,öncelikle yerel mahkeme tarafından her ne kadar feshin geçersiz olduğu tespit edilmişse de, 22.01.2020 tarihli mutabakat metni dikkate alınarak müvekkili şirketin cezai şart alacağından vazgeçtiği yönünde hüküm tesis edildiğini, müvekkili şirketin cezai şart alacağından vazgeçtiğine yönelik tespit hiçbir şekilde kabul edilemez olup hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,cezai şarttan vazgeçilmesinin dayanağı olarak 22.01.2020 tarihli mutabakat gösterilmişse de, muhasebeye ilişkin bir belgeye ibra niteliği yüklemenin  usul ve esasa aykırı olduğunu, yerel mahkeme tarafından mutabakatın hukuki niteliği yanlış değerlendirilerek sınırları genişletilmiş ve adeta bir ibraname özelliği kazandırıldığını, ancak bu değerlendirme yürürlükteki Türk Borçlar Kanunu ve yerleşik Yargıtay içtihatlarına aykırı nitelikte,her zaman düzenlenmesi mümkün bir muhasebe evrakına ilk derece mahkemesinin kararı ile icra iflas kanunu 68. maddesinde düzenlenmiş olan itiraza kabil belge niteliği yüklenemeyeceğini,hesap mutabakatı yalnızca o tarih itibari ile yalnızca o tarihe kadar düzenlenmiş olan faturalar kapsamında tarafların birbirinden borç/alacak durumunu gösteren ve hukuki değer taşımayan yalnızca muhasebeye ilişkin bir evrak olduğunu beyanla,davanın reddine karar verilmesi için  kararın kaldırılmasını talep etmiştir. 6100 sayılı HMK'nun 355 md gereğince, istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan incelemeye göre; Dava, sözleşmenin hitam tarihinden önce feshi nedeniyle tahsil edilen  cezai şart fatura bedelinin iadesi talebine ilişkindir. Davaya konu sözleşmenin 9.1 Maddesine göre sözleşme ilişkisinin sözleşmenin sona ereceği tarih olan 04.09.2019 tarihinden 60 takvim günü öncesinde davacı tarafından fesih ihbar yoluyla sona erdirilmemesi sebebiyle 04.09.2020 tarihine kadar uzadığı, davacının 08.10.2019 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin haksız bir şekilde sona erdirildiği,e sözleşmenin 9.3. maddesine göre faturanın  cezai şart bedelini içeren dava konusu faturanın tanzim edildiği,davacı  şirket tarafından ödendiği, ancak  mutabakat metni nedeniyle iadesinin talep edildiği anlaşılmıştır. Sözleşmenin süresi geçtikten sonra feshedildiği ve cezai şart bedeli ödenmesi gerektiği mahkemece de belirlenmiştir. Davalı şirket yetkilisi ... in  mutabat beyanına karşı alınan isticvap beyanında\"\"Tarafıma gönderilen isticvap davetiyesi ekinde bulunan ve duruşma esnasında da tarafıma gösterilen 31/12/2019 tarihli mutabakat mektubundaki kaşe  davalı şirkete aittir ancak binlerce mutabakat mektubu düzenlendiği için mutabakat mektubundaki imzaların tarafımca  atmam mümkün değildir bu hususta muhasebede herhangi bir personel emir ve talimatlarımız doğrultusunda mutabakat mektubunu düzenler dosyaya sunulan ve tarafıma gösterilen mutabakat mektubunda ki uyuşmazlığı hatırlayamadım ancak temsilcisi olduğum davalı şirket  birçok mutabakat mektubu onaylar ancak söz konusu mutabakat mektubu yıl sonunda karşılıklı olarak borç alacak ilişkisinin gün itibariyle belirli olması ve bağlı bulunan vergi dairesine her iki şirket yönünden de aynı olarak ve karışıklığa neden olmayacak şekilde düzenlenmiş bir belgedir, o tarihten sonra ise yeni bir borç ilişkisinin doğmayacağı yahut yeni bir borç mevcudiyetinin bulunmayacağı anlamına gelmemektedir\" beyanında bulunmuştur. Davacı tarafça mutabakat metninin aslı sunulmamış,ayrıca  mutabakat metninde  davalı yetkilisinin imzasının da bulunmadığı anlaşılmıştır. Taraflar arasındaki  sözleşmenin 9.1 maddesine göre sözleşmenin tarihi  ilişkisinin sözleşmenin tarihi  04.09.2019  olmakla,bu tarihten 60 takvim günü öncesinde davacı tarafından fesih ihbar yoluyla sona erdirilmemesi halinde 1 yıl uzayacağı anlaşılmakla,davacının ise sözleşmeyi bu süreden sonra 08.10.2019 tarihli ihtarname ile sonlandırdığını bildirdiği,bu bağlamda yine sözleşmenin  9.3. maddesine göre cezai şart faturasının  tahsil edildiği görülmüştür. Bilirkişi heyeti tarafından alınan kök ve ek raporda özetle;  \"Dava konusu uyuşmazlıkta davacı yanın istirdat konusu yaptığı alacak taraflar arasındaki sözleşmenin 9.3. maddesinin ikinci fıkrasına göre davalı tarafından düzenlenen yukarıda anılan faturaya dayanmaktadır. Davalı yan cevap layihasında sözleşmenin 9.1 Maddesine göre sözleşme ilişkisinin sözleşmenin sona ereceği tarih olan 04.09.2019 tarihinden 60 takvim günü öncesinde davacı tarafından fesih ihbar yoluyla sona erdirilmemesi sebebiyle 04.09.2020 tarihine kadar uzadığını; davacının 08.10.2019 tarihli ihtarnamesi ile sözleşmenin haksız bir şekilde sona erdirildiğini bu sebeple de sözleşmenin 9.3. maddesine göre faturanın düzenlendiğini belirtmektedir. Davacı yan 08.09.2019 tarihli ihtarnamede 16.09.2019 tarihli davalı bildiriminde yer alan enerji birim fiyatının kendisi tarafından kabul edilmediğini ve sözleşmenin 9.3. maddesi kapsamında sözleşmeyi feshettiğini davalıya bildirmiştir. Bu maddeye Satıcı işbu sözleşme madde 5.4 belirtilen hallere dayanarak indirim oranı değişikliğine gitmesi durumunda değişikliğin yapıldığı fatura tarihinden itibaren 30 gün içerisinde yazılı bildirim yapmak şartı ile Alıcı sözleşmeyi tek taraflı olarak feshedebilir ”Sözleşmenin 5.4 maddesi Satıcıya Ek-l deki indirim oranlarında değişiklik yapma yetkisi vermiş; ancak bu durumda Alıcının da sözleşmenin 9.3. maddesine göre fesih hakkı bulunduğuna işaret etmiştir. Bu maddeler birlikte değerlendirildiğinde Alıcının 9.3. Maddesine dayalı olarak sözleşmeyi feshedebilmesi için indirim oranlarındaki değişiklik alıcının aleyhine bir sonuç ortaya çıkarmalıdır. Aksi halde her durumda alıcının bu hakka sahip olduğunun kabul edilmesi, düzenlemenin amacına ve ruhuna aykırı olacağı dosya kapsamında yer alan bilgi ve belgeler incelendiğinde davacı aleyhine bir indirim oranının sunulduğuna ilişkin bir tespit yapılamamıştır. Bu sebeple davacının 08.09.2019 tarihli ihtarname ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini feshinin haklı olmadığı düşünüldüğü diğer taraftan, taraflar arasındaki 22.01.2020 tarihli mutabakat mektubu süre gelen ticari ilişkide cari hesap alacağına ilişkindir. Davalı yan 31.12.2019 tarihi itibariyle davalıdan alacaklı olmadığını kabul ettiği, davacının 08.09.2019 tarihli haksız feshi ile sözleşmenin 9.3. maddesinin ikinci fıkrasında düzenlenen cezai şart alacağı muaccel hale geldiği bir başka deyişle haksız fesihle birlikte davalı yan bu cezai şart alacağını davalıdan talep etme hakkına sahip olduğu bu alacağa ilişkin faturanın 11.08.2020 tarihinde düzenlendiği anlaşılmaktadır. Oysaki davalı yan 22.01.2020 tarihli mutabakat metninde 31.12.2019 tarihi itibariyle davacıdan alacağı bulunmadığını kabul ettiği bu durumda davalı yanın söz konusu cezai şart alacağından vazgeçtiği (ihtirazi kayıt ileri süremediği de dikkate alındığında) davacının ödemiş olduğu bu tutarın istirdadı talebinin kabule şayan görüldüğü\" belirtilmiştir.Söz konusu  22.01.2020 tarihli mutabakat mektubunda davalının davacıdan  31.12.2019 tarihi itibariyle alacaklı olmadığı belirtilmiştir.Bu mutabakatta davaya konu cezai şart faturası konusunda ihtirazi kayıt ileri sürülmediği görülmüş isede,mutabakat metnindeki   imzanın  davalı şirket yetkilisince isticvap beyanı sırasında  kendi imzası olarak kabul edilmediği,muhasebesel işlem olarak belirtildiği , söz konusu mutabakat metninde davalı şirket kaşesinin ve kim tarafından atıldığı belirlenemeyen imzanın  bulunduğu görülmekle,uyuşmazlık mutabakat metninin geçerli olup olmadığı ve dava konusu cezai şart faturasını da kapsayıp kapsamadığı hususuna ilişkindir. Cezai şart faturasının 01/11/2019 tarihli 15.794,52 TLlık fatura ile,03/12/2019 tarihli 14.995,52 TLlık iki adet fatura toplamı olarak 11/08/2020 tarihli düzenlenen 30.790,00 TLlık  tutara ilişkin  olduğu,taraflar arasında bulunduğu ileri sürülen mutabakat metninin bu cezai şart faturası tarihinden önce  22/01/2020 tarihli olduğu,ancak davaya konu  cezai şart faturasının ise mutabakat metni tarihinden  sonra 11/08/2020 tarihli olması karşısında,cezai şart faturasının  iddia edilen mutabakat metninden sonra düzenlenmesi halinde dahi, davalı şirket temsilcisinin imzası bulunmayan ,aslı sunulmayan mutabakat metni sebebiyle,cezai şart faturasının mutabakat metni içeriğinde bulunduğunun kabul edilmesi mümkün olmayacaktır.Davalı cezai şart faturası düzenleyerek ayrıca takip konusu yapabilecektir. Bu durumda davacıların   mutabakat metninin aslını sunamadığı gibi,mutabakat metninde davalı yetkilisinin imzasının da bulunmadığı görülmekle,mevcut kaşe üzerindeki imzanın da fotokopide kime ait olduğu anlaşılamadığından,mutabakat metni gerekçe gösterilerek ,süresinde olmayan fesih nedeniyle davacıların  ödediği cezai şart bedelini istirdat talebinin yerinde olmadığı açıktır. Bu nedenle mahkemenin kararı  usul ve hukuka uygun olmadığından, davalının istinaf talebinin kabulü gerekir. O halde davalının istinaf talebinin kabulü ile karar HMK 353/1b-2.madde gereği kaldırılarak\"Davacıların davasının reddine\" ilişkin yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.<br>K A R A R: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Davalının  istinaf başvurusunun kabulü ile karar HMK 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılarak yeniden esas hakkında; 1- Davacıların davasının reddine, 2- Alınması gereken  427,60 TL harcın davacı tarafından yatırılan 626,66 TL  peşin harcın mahsubu ile fazla yatırılan 199,06 TL harcın talep halinde ve karar kesinleştiğinde davacılara iadesine,3- Davalı tarafından yapılan 1.500,00 TL yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,4- Davalı kendisini vekil ile temsil ettiğinden, A.A.Ü.T. uyarınca hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,5- Taraflarca yatırılan gider avansından arta kalan kısımın ilk derece mahkemesince  taraflara iadesine,  İstinaf İncelemesi İle İlgili Olarak;Peşin alınan istinaf karar harcının, istinaf eden davalıya isteği halinde ilk derece mahkemesince iadesine, Davalının istinaf sebebiyle yapmış olduğu 157,00 TL istinaf yargılama giderinin davacılardan alınarak davalıya verilmesine,  İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK 362/1-a  maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  09/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3d84d3bb093d7319","SID":"2fca454b6517319d"}}