{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2022/443 <br>KARAR NO\t: 2024/731<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                        K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/07/2021<br>NUMARASI\t\t: 2020/270 E.  -  2021/411 K.<br><br>DAVACI\t:   <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Taşıma Sözleşmesi Kaynaklanan Alacak<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/07/2021 Tarih ve 2020/270 Esas - 2021/411 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, davacının yurt içi ve yurt dışı paket ve kargo taşımacılığı yaptığını, taraflar arasında taşıma ve cari hesap sözleşmesi akdedildiğini, bu sözleşmeye istinaden davacı tarafından davalı firmanın gönderilerinin taşınarak faturaların kendilerine iletildiğini, bazı faturaların tahsilinin yapıldığını, ödenmeyen cari borçla ilgili ödeme yapılması aksi halde yasal işlem başlatılacağı hakkında 11/01/2018 tarihli uyarı yazısı gönderildiğini, ancak herhangi bir yanıt alınamadığını, bu sebeple 61.594,61 TL tutarındaki taşıma ücretinin tahsili amacıyla davalı aleyhine Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2018/2438 esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, tüm borca ve ferilerine itiraz edildiğini, dava öncesi arabuluculuk yoluna başvurulduğunu ancak olumsuz sonuçlandığını ileri sürerek borca ve ferilerine itirazın reddine, icra takibine itirazın iptali ile takibin devamına, %20'den az olmamak üzeri icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>  Davalı vekili, öncelikle davanın hak düşürücü süre içerisinde açılmaması sebebiyle usulden reddedilmesi gerektiğini, dava öncesi hiçbir arabuluculuk görüşmesinin gerçekleşmediğini, borcun kaynağı olduğu iddia edilen sözleşmelerdeki imzaların müvekkili şirket yetkilisine ait olmadığını, şirketin tek yetkilisinin ... olduğunu, belgelerdeki imzaların davalı şirket yetkilisine ait olmadığını, dolayısı ile dava konusu borcun da davalıya ait olmadığını, davalı şirketin ticari defterlerinde davalının yapmış olduğu ticari faaliyetlerin açıkça belirtildiğini, defterlerin incelenmesinde davacı ile hiçbir ticari faaliyetin olmadığının ortaya çıkacağını, ayrıca davalının 18/09/2017 tarihi itibariyle tasfiye sürecine girdiğini, bu süre zarfında hiçbir ticari faaliyette bulunmadığını şirketi tasfiye işlemlerine giriştiğini, davalının söz konusu icralardan haberdar olduktan sonra söz konusu sözleşme ve faturalarda imzası bulunan şahıs hakkında suç duyurusunda bulunduğunu, Konya Cumhuriyet Başsavcılığının 2018/25516 soruşturma sayılı dosyası ile şüpheliler hakkında soruşturma açıldığını  savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, tarafların ticari defter, kayıt ve belgeleri ayrı talimat dosyaları üzerinden incelenmekle davalı defterlerinde herhangi bir kaydın bulunmadığı davacı defterlerinde ise davacının davalıdan 61.527,95 TL bakiye alacağının bulunduğu şeklinde kanaat bildirildiği, her ne kadar davalı yan sözleşmedeki imzanın şirket yetkilisi tarafından atılmadığını ve taraflar arasında ticari ilişki bulunmadığını iddia etmiş ise de, davacı defterleri incelenmek sureti ile düzenlenen bilirkişi raporunda yer alan davalının davacıya yapmış olduğu havaleye ilişkin kayıt nazara alındığında davacıdan hizmet alındığı ve karşılığı kısmi ödeme yapıldığı böylece taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu, bu kabulden sonra sözleşmedeki imzanın davalı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunun araştırılmasına lüzum görülmediği, nitekim yetkisiz temsil durumu olsa dahi, davalının davacıya yaptığı kısmi ödeme ile artık işleme icazet verdiğinin kabulünün gerektiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2018/2438 esas sayılı dosyaya davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 61.527,95 TL üzerinden aynı şartlarda devamına, şartları oluşmadığından tarafların tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, davacı şirketin müvekkili şirket aleyhine Ankara 30. İcra Müdürlüğünün 2018/2438 Esas dosyası ile hukuka aykırı bir şekilde takibe geçmiş olup, 18/05/2018 tarihinde ödeme emri tebliğ edildiğini, müvekkili şirketin daha önce hiç ticari faaliyette bulunmadığı davacı şirketin haksız takibine süresi içinde itiraz ettiğini ve icra takibini durdurduğunu, davacı şirketin 2018 yılı Mayıs ayından itibaren itirazın iptali davası açmadığını, davacı şirket tarafından açılan itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılmadığını, tarafların hiçbir şekilde arabulucuya davet edilmediğini, arabuluculuk tutanağının usule uygun şekilde müvekkiline tebliğ edilmediğini, davacı şirket tarafından arabuluculuk yoluna başvurulduğu ve görüşmenin olumsuz olarak sonuçlandığı belirtilmiş ise de bunun gerçek dışı bir iddia olduğunu, müvekkili şirketin hiç bir arabuluculuk görüşmesine davet edilmediğini, müvekkili şirket yetkilisine hiç bir şekilde davetiye dahi tebliğ edilmediğini, delillerin toplanmadığını, müvekkilinin süresi içinde hem borca hem imzaya itiraz ettiğini, mahkemece imza incelemesi yapılmadığını, adil yargılanma gerçekleşmediğini, müvekkili şirkete ait ticari defterlerin celbi ile birlikte defterler incelendiğinde davalı şirket ile hiçbir ticari faaliyeti olmadığının ortaya çıkacağını, müvekkilinin 18.09.2017 tarihinden itibaren tasfiye sürecine girdiğini, hal böyle iken müvekkili şirketin davalı şirkete karşı borcu olmasının mümkün olmadığını, müvekkili şirket söz konusu icralardan haberdar olduktan sonra sözleşme ve faturalarda imzası bulunan şahıs hakkında suç duyurusunda bulunduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br><br>GEREKÇE\t: Dava, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan alacağa yönelik başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tTTK'nın 5/A maddesi uyarınca, bu Kanun'un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir.<br>\t6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A/2. maddesi uyarınca da, davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir.<br>\t6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a maddesi gereğince her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olup olmadığına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen hususların ticari dava sayılacağı, davanın da Türk Ticaret Kanunu'nda düzenlenen taşıma sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olduğu anlaşılmaktadır.  6102 sayılı TTK' nın 4. maddesinde belirtilen uyuşmazlıklardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri olan davalarda, arabuluculuk, dava şartı olarak belirlenmiştir.<br>\tDava konusu uyuşmazlığın, yukarıda belirtilen kanun hükümleri uyarınca, arabuluculuk dava şartına tabi olduğu hususunda bir tereddüt bulunmamaktadır. Ancak dosya kapsamında bulunan, \"HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA DAVA ŞARTI ARABULUCULUK SON TUTANAĞI\"ında aynen; \"Adı geçen taraflardan başvurucu ... Ltd. Şti. vekiline davet mektubu gönderilmiş ve toplantıya katılacağına ilişkin cevap verilmiştir. Ancak; diğer taraf olan Tasfiye Halinde ... Loj. Ltd. Şti.' ye telefon ve e-posta yoluyla ulaşılamamış, bu sebeple; ticaret sicil müdürlüğündeki adresine yurtiçi kargo marifetiyle davet mektubu gönderilmiş olup, davet mektubu tebliğ edilememiş ve iade olmuştur. Toplantı günü başvurucu vekili, ülkemizdeki Covid-19 salgını nedeniyle telekonferans marifetiyle toplantıya katılmıştır. Diğer taraf olan Tasfiye Halinde ... Loj. Ltd. Şti. Toplantıya katılım sağlamamıştır.\" ibareleri bulunmaktadır.  <br>\tArabuluculuk Kanunu'nun 15/1. maddesinde arabulucunun, seçildikten sonra tarafları en kısa sürede ilk toplantıya davet edeceği düzenlenmiştir. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği'nin 24. maddesinde de, başvuran tarafın, kendisine ve elinde bulunması hâlinde karşı tarafa ait her türlü iletişim bilgisini adliye arabuluculuk bürosuna vereceği, adliye arabuluculuk bürosunun, tarafların resmi kayıtlarda yer alan iletişim bilgilerini araştırmaya da yetkili bulunduğu, ilgili kurum ve kuruluşların, uyuşmazlık konusuyla sınırlı olmak üzere adliye arabuluculuk bürosu tarafından talep edilen iletişim bilgilerini vermekle yükümlü bulunduğu, arabulucunun bu iletişim bilgilerini esas alacağı, ihtiyaç duyduğunda kendiliğinden araştırma da yapabileceği, elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendireceği ve ilk toplantıya tarafları ve varsa avukatlarını birlikte davet edeceği, bilgilendirme ve davete ilişkin işlemlerini belgeye bağlayacağı, arabulucunun taraflara ulaşamaması hâlinde, ulaşmak için hangi yolları denediğini ve hangi sebeplerle ulaşamadığını son tutanakta belirteceği düzenlenmiştir. <br>\tYukarıda belirtilen Kanun ve Yönetmelik metinleri bir arada irdelendiğinde, arabulucunun tarafların iletişim bilgilerini araştırmakla yükümlü ve yetkili bulunduğu, arabulucunun elindeki bilgiler itibarıyla her türlü iletişim vasıtasını kullanarak görevlendirme konusunda tarafları bilgilendirmesi, arabulucunun taraflara ulaşamaması hâlinde, ulaşmak için hangi yolları denediğini ve hangi sebeplerle ulaşamadığını son tutanakta belirtmesi gerekmektedir. <br>\tOysa dosya kapsamında bulunan \"HUKUK UYUŞMAZLIKLARINDA DAVA ŞARTI ARABULUCULUK SON TUTANAĞI\"ında, Tasfiye Halinde ... Loj. Ltd. Şti.'ye gönderilen davet mektubunun tebliğ edilemediği ve iade olunduğu belirlenmiş olup, arabulucunun Tasfiye Halinde ... Loj. Ltd. Şti.'yi davet etmek için Tebligat Kanunu'nda bulunan diğer usulleri denemediği gibi tebligat dışındaki her türlü iletişim vasıtasını kullanmadığı, bu yönde bir araştırma yaptığının arabuluculuk tutanağından görülemediği, arabuluculuk görüşmesinden Tasfiye Halinde ... Loj. Ltd. Şti.'yi haberdar etmediği anlaşılmış olup, dosyada usulüne uygun olarak yapılmış bir arabuluculuk son tutanağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Nitekim Yargıtay 22. Hukuk Dairesinin 2020/1006 Esas, 2020/3683 Karar ve 27/02/2020 Tarihli ilamı da bu yönde bulunmaktadır.<br>\tBu durumda, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın arabuluculuk dava şartı yokluğundan  reddine karar verilmesi gerektiğinden HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince işin esası incelenmeden kararın kaldırılması ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-4 maddesi gereğince  KABULÜ ile Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi 02/07/2021 gün ve 2020/270 Esas - 2021/411 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 1.050,75-TL nispi istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davalıya iadesine,<br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK 353/1-a-4 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 13/05/2024\t<br>\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eb207d2b977fbe11","SID":"867851a9ef0aeddc"}}