{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/581 <br>KARAR NO: 2024/431<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21.10.2020<br>NUMARASI: 2018/213 E. - 2020/648 K.\t  <br>DAVANIN KONUSU: Şirket genel kurul kararının iptali <br>Taraflar arasındaki genel kurul kararlarının iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  07/10/1986 yılında İstanbul Ticaret odasına kaydolan davalı ...Tic. Ltd. Şti.'nin motorlu ve motorsuz kara, deniz, hava yük ve yolcu taşımacılığında kullanılan nakil vasıtalarının alımı, satımı, kiralanması ve kiraya verilmesi, ithali ve ihracını ve 02/08/1994 tarihinde tescil edilen tadil mukavelesinde yazılı olan diğer işleri yapmak üzere faaliyette bulunduğunu, müvekkilinin 19.000.000,00 TL ana sermaye ile davalı şirkete 22/07/1992 tarih ve 3 nolu ortaklar kurulu kararı ile %45 oranında ortak olduğunu, sicil kayıtlarında ise müvekkilinin 19.000,00 TL sermaye bedelli hisse payı %0,1 (binde bir) oranında pay sahibi, diğer ortak olan ...'un ise %99,9 oranında pay sahibi olarak göründüğünü, bu pay oranının diğer ortak ve aynı zamanda şirket müdürü olan ...'un sahtecilik yapması neticesinde oluştuğunu, taraflar arasında birçok davanın süregeldiğini, davalı şirket ile müvekkili arasında 2012, 2013, 2014 ve 2015 yıllarına ait genel kurul toplantılarında alınan kararların iptali davasının bulunduğunu, 2016 yılı ortaklar genel kurulu toplantısında 3 ve 4. gündem maddesi olarak görüşülen 2016 yılı faaliyet dönemine ait faaliyet raporları ve tasdik edilen fınansal tabloların eksik, yanlış ve gerçek dışı olduğunu, 18.08.2014 tarihli Prof. Dr. ... tarafından hazırlanan kayyım raporuna göre sermayenin 2/3 oranında kaybedildiği ve raporlarda mevcut bulunan tutarlara göre bazı hesaplarda çok büyük tutarlarda farklılıkların ortaya çıktığının gözlendiği yönünde beyanda bulunulduğu, şirketin mali tablolarının gerçeği yansıtmaktan uzak olduğunu, mevcut muhasebe bilgi sisteminin gerçekçi olmadığını belirterek, 2016 yılı olağan ortaklar genel kurulunda gündemin 3, 4, 6 ve 7. Maddeleri gereği alınan kararların iptali ile dava konusu alınan kararların TTK madde 449 gereğince icrasının geri bırakılması için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle;  28/12/2017 tarihinde yapılan 2016 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 6 ve 7. maddeleri kapsamında müzakere ve tasdik edilen faaliyet raporu ve fınansal tabloların gerçeği yansıtmadığı yönündeki iddialara dayanak olarak mahkememizin 2014/673 esas sayılı dosyasına sunulan kayyım raporu ile İstanbul 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/69 esas sayılı dosyasına soruşturma aşamasında celp edilen vergi inceleme raporlarının gösterildiğini, dava konusu 2016 yılına ait ortaklar kurulu toplantısında okunan, müzakere ve tasdik edilen faaliyet raporu ve finansal tabloların tamamen gerçeğe uygun bir şekilde tanzim edildiğini, müvekkili şirkete ait ticari defter ve kayıtlarda, gerçeğe aykırı ve şüphe uyandıracak hiç bir verinin bulunmadığını, kaldı ki müvekkili davalı şirketin 4 yıldır denetim kayyımı Prof. Dr. ... tarafından denetlenmekte olduğunu, davacının dava dilekçesinde, şirketin %45 hissesine sahip olduğunu belirtmiş olmasına rağmen; gerçekte 22/07/1992 tarihi itibariyle %40 hissesine sahip olduğu ve hisse miktarının hiç bir zaman bu oranın üzerine çıkmadığını, davacının 1992 yılında sahip olduğu %40'lık hissesinin, davacının aradan geçen süre içerisinde şirket işleri ile hiçbir şekilde ilgilenmemesi ve uzun süreç içerisinde yapılan sermaye artışı dışında, hiç bir sermaye artışına katılmaması nedeniyle küçüldüğünü ve davacının hali hazırda davalı şirketin %0,1'lik hissesine sahip ortağı haline geldiğini ve sermaye artışlarına katılmaması sebebiyle pay oranının düştüğünü belirterek, açılan davanın reddine karar verilmesini ve davacı yanın kötü niyetli olmasından dolayı HMK'nın 329/1. maddesi gereğince ücreti vekalet ile HMK'nın 329/2. maddesi gereğince disiplin para cezasına mahkum edilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...İptali istenen kararlardan 3. maddede faaliyet raporlarının okunduğu ve müzakeresine geçildiği hususunun tutanağa bağlandığı, bu maddede yapılan bir oylama ve alınan bir karar olmadığından iptale konu bir talebin de olamayacağı, Kurulun 4. maddesinde finansal tabloların onaylandığı ve davacının finansal tabloların fiktif değerler üzerine hazırlandığını ve gerçeği yansıtmadığı iddiasına dair delil ileri sürmediği ve bu nedenle iddialarının soyut kaldığı, genel kurulun 6. maddesinde kar dağıtmama kararının alındığı, davacının bu karara muhalefetini daha oylama yapılmadan tutanağa geçirttiği ve muhalefet şerhini ve muhalefet beyanına ilişkin dilekçesini Divan başkanlığına sunduğu, karın dağıtılmaması kararının oy çokluğuyla alındığı, ancak davacının muhalefetinin karara yönelik yapılmış geçerli bir muhalefet olmadığı, Genel Kurul'un 7 nolu maddesinde ise bağımsız denetçi seçimine dair alınan kararda kanuna ve esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılığın mevcut olmadığı, alınan kararın yasa ve ana sözleşme hükümlerine uygun olup, yeterli karar alma nisabının oluştuğu, davacının iptal gerekçeleri soyut beyanlar olarak kaldığı, dava konusu edilen gündem maddelerinde belirtilen hususların yukarıda açıklandığı gerekçelerle iptal sebeplerinin mevcut olmadığı anlaşıldığından... \" gerekçesiyle davanın reddine  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkeme kararının somut olaya ve hukuka aykırı olduğunu, 28.12.2017 tarihinde  yapılan ortaklar genel kurul toplantısında alınan kararların yasaya, ana sözleşmeye ve objektif iyi niyet kurallarına aykırı olduğu dikkate alınmaksızın eksik inceleme ve hatalı değerlendirme ile karar verildiğini, davalı şirket müdürünün müvekkilini ortaklar kuruluna davet etmiş ise de şirketin gerçek kayıtlarını hiçbir şekilde sunmadığını, usulen bir görüntü oluşturmak amacıyla toplantı düzenlemiş olduğunu önemle belirttiklerini, davet içeren tebligat yapılmaksızın taraflarına yapılan harici sözlü bilgilendirme üzerine önce 06.12.2017 tarihinde şirket merkezinde toplantı yapıldığını, TTK 437 madde gereğince yükümlülüklerinin yerine getirilmesinin istendiğini, bu talebin tutanak altına alındığını, 06.12.2017 erteleme tutanağı ile 28.12.2017 günü yapılmasının belirlendiğini, davalı tarafın gerçek kayıtlarını müvekkiline sunmadığını, mahkemenin finansal tabloların fiktif değerler üzerine hazırlandığı ve gerçeği yansıtmadığı iddiasına dair delil ileri sürülmediği yönündeki tespit ve  değerlendirmelerin somut olaya açıkça aykırılık teşkil ettiğini, faaliyet raporunun muhalefetlerine rağmen tasdik edilen finansal tabloların eksik, yanlış ve fiktif olup gerçeği yansıtmadığını, tüm muhalefetlerine rağmen 3.madde konusu faaliyet raporuna göre hazırlanan ve gerçeği yansıtmayan finansal tabloların gündemin 4.maddesi çerçevesinde 760 muhalefet oyuna karşılık 759.240 olumlu oyla onaylandığını, muhalefet dilekçesinde belirttikleri üzerine faaliyet raporu ve oylanan finansal tabloların hiçbir şekilde gerçekleri yansıtmadığını, davalı şirketin sahtecilikle aldığı kararlar ile müdür ve hakim hissedarı olan ...'un müvekkilini ortaklar kuruluna davet etmiş ise de şirket kayıtlarının müvekkiline gerçekten hiçbir şekilde sunulmadığını, sahtecilik suçu dahi işleyerek kendisini hakim hissedar   haline getirdiği konusunda İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/69 Esas sayılı dosyada yapılan yargılama sonucu verilen kararın kesinleştiğini ve infaz edildiğini, 2016 yılına ilişkin gerçek faaliyet durumunu gösterir raporların bulunmadığını, davalı şirket hakkında düzenlenen ve şirket kayıtlarının fiktif olduğunu belirten vergi inceleme raporları ile ceza dosyası bilirkişi raporlarında tespit edilen hususları yansıtmayan faaliyet raporları ve finansal tabloların gerçekliğinden söz edilemeyeceği sabit iken iddiaların soyut kaldığı tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, dava dilekçesi ekinde sunulan bilirkişi rapor örneğinde belirtildiği üzere pek çok firmadan fatura alındığı, bu faturaların muhasebeleştirilmesi için karşılıklarının şirket hesaplarından çıkarıldığının ortaya konulduğunu, şirket müdürünün bu aşamada tespit edilebildiği kadarıyla pek çok vergi affından yararlandığını, kamu oyunda kasa affı olarak bilinen bu aflar karşılında ödenen usulsüz ceza bedelleri ve cezai olarak sorumluluk kaldırılmış olsa da esas itibariyle şirkette olması gerektiği beyan edilen bedellerin şirket kasasına aktarılmadığını, vergi müdürlüğü tarafından yapılan resen başvuru üzerine şirket müdürü ... hakkında İstanbul Anadolu 38. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/88 Esas sayılı dosyasında, ceza davasının dahi açıldığını, ... hakkında İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/297 Esas sayılı  dosyası ile açılan hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu yönünden yapılan yargılamaya ilişkin soruşturma aşamasındaki kök ve ek raporlarda tespitlerin yer aldığını, müvekkilinin %40 hissesi ile ilgili toplamda en azından 5.762,700 TL kadar zarara uğradığının tespit edildiğini, cezalandırılmasına karar verildiğini, buna rağmen 2016 yılı olağan ortaklar genel kurullarının gündemin 3 ve 4 maddeleri gereği alınan kararların hukuka ve şirketin gerçekte mevcut durumuna uygun olamayacağının kabulü ile kaldırılması gerektiğini, şirket hakkında düzenlenen kayyım raporlarının şirketin ticari defter ve kayıtlarının gerçeğe uygun şekilde tutulmadığının tespit ettiğini, 3 ve 4 nolu gündem maddelerinin gerçek durumu yansıtmadığının açık olduğunu, kayyım raporlarında şirket mali tablolarının gerçeği yansıtmaktan son derece uzak olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin kar dağıtmasının her yönüyle hukuka aykırı olduğunu, genel kurul toplantısının 6 nolu gündem maddesinde, faaliyet sonucu  kar ve zarara ilişkin karar olarak belirtildiğini, 2016 yılı toplantı tutanağı incelendiğinde şirketin 2016 yılına ait 997.710,44 TL dönem ticari karı bulunduğunun belirtildiğini, ancak piyasaların mevcut durumu ve şirketin karşılaşması muhtemel acil nakit ihtiyati nedeniyle kar dağıtımı ile ilgili bir karara yer olmadığına dair çoğunluk oyuyla karar verildiğini, hukuka hiçbir şeklide uygun olmadığını, muhalefet dilekçelerinde belirtildiği üzere şirket kayıtlarının gerçekleri yansıtmadığını, şirketin devamlı kar dağıtmaması hususundaki kararın objektif, hüsnüniyet kurallarına aykırı olduğunu, dava konusu genel kurul kararlarına yapılan itirazların hukuka uygun olduğunu, eksik inceleme ile karar verildiğini, dava konusu gündemin 7 nolu maddesinde bağımsız denetçi seçimine ilişkin kararın hukuka aykırı olduğunu, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE  Dava, TTK'nın 622. maddesi yollamasıyla aynı Kanun'un 445 vd. maddeleri gereğince limited şirketin olağan genel kurulunda alınan kararlarının iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.İstinaf incelemesi bakımından uyuşmazlık, dava konusu 28.12.2017 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında  alınan  kararların dava konusu edilen maddelerinin iptalinin gerekip gerekmediği, mahkemece yapılan incelemenin eksik olup olmadığı, kararın usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, davalı şirketin 07.10.1986 yılında tescil ile kurulduğu, şirketin 22.07.1992 tarihli ortaklar kurulu kararıyla ile davacının %45 hisse ile ortak olduğu, İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/69 Esas, 2018/485 Karar ve 10.07.2018 tarihli kararı ile davalı şirketin ortaklarından ve şirket müdürü olan dava dışı ...'un özel belgede sahtecilik suçunu işlediği gerekçesiyle TCK'nın 207/1 maddesi gereğince cezalandırıldığı, karar gerekçesinde sanık ile müştekinin ortak oldukları şirkete ilişkin ortaklar kurulu kararlarında müşteki adına atılı imzaların müşteki tarafından atılmayarak sanık tarafından sahtecilik yapıldığının iddia edildiği, dava konusu 3 adet ortaklar kurulu kararındaki müşteki adına atılı imzaların müştekinin el ürünü olmadığının tespit edildiği, her ne kadar imzaların bizzat sanığın el ürünü olduğuna dair bir araştırma yapılmamış ise de şirketin zaten sanık ve müşteki dışında başkaca ortağının olmadığı ifadelerine yer verildiği, İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2017/34829 Soruşturma nolu dosyasında, dava dışı ... hakkında davacının müşteki olarak yer aldığı iddianame ile hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma suçu kapsamında kamu davasının açıldığı, davanın İstanbul Anadolu 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/297 Esas sayılı dosyasında yer aldığı, dava konusu davalı şirketin 2016 yılı olağan genel kurul toplantısının 28.12.2017 tarihinde gerçekleştirildiği, toplantı tutanağında, toplantıya ait çağrının 06.12.2017 tarihinde ertelenen toplantı tutanağında belirtilmesi suretiyle aynı gündemle süresi içerisinde yapıldığının belirtildiği, toplantının 3.gündeminin şirket müdürü tarafından hazırlanan 2016 yılına ait faaliyet raporunun müzakeresi olduğu, davacı temsilcisinin söz aldığı ve şirketin 2016 yılı faaliyet dönemi öncesinde alınan ortaklar kurulu kararlarının mutlak butlanla yokluğunun tespiti davaları ile şirket müdürünün yapmış olduğu faaliyetlerle ilgili taraflarından ticaret mahkemelerinde sorumluluk davalarının açıldığını, yine önceki dönemlere dair genel kurul kararlarının iptali istemiyle davaların açıldığı, yargılamaların sürdüğü, bu sebeple şirket müdürünün 2016 yılı faaliyetlerine ilişkin düzenlemiş olduğu faaliyet raporununda gerçeği yansıtmadığı, düzenlenen gelir gider tabloları, mizan ve bilançoların ve beyannamelerin fiktif olduğu, şirketin mal kaçırmaya yönelik faaliyetlerde bulunduğu, bu sebeple faaliyet raporuna açıkça muhalefet ettiklerini belirttiği, ayrıca bu yönde İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/673 Esas sayılı dosyasında görevlendirilen kayyım tarafından raporlar düzenlendiği, şirket müdürü hakkında savcılığa şikayet yapıldığı, bu sebeple şirketin hali hazırda çoğunluk hissedarı ve müdürü olarak gözüken ... hakkında İstanbul Anadolu 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2014/69 Esas sayılı dosyasında özel evrakta sahtecilik ve ayrıca İstanbul 59. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/297 Esas sayılı dosyası ile de; hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanma suçu nedeniyle  açılan davaların devam ettiği, şirket müdürünün sahtecilikle anılan ortaklar kurulu kararıyla müvekkilinin hisselerini ketmettiğine dair İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 20.01.2016 tarihli ve 2014/673 Esas, 2016/24 Karar sayılı dosyasında hüküm tesis edildiğini, kararın Yargıtay nezdinde devam ettiğini belirterek şirket müdürü tarafından hazırlanan ve okunan 2016 yılına ait faaliyet raporunun gerçekleri yansıtmaması nedeniyle kabul edilmesinin mümkün olmadığını belirterek  muhalefet ettiği, oylamanın yapılmadığı, gündemin 4.maddesinin görüşülmesine geçildiği ve finansal tabloların müzakere edildiği, davacı vekilinin söz aldığı, finansal tablolara açıkça muhalefet ettiklerini, şirketin 2016 yılı faaliyet dönemi öncesinde alınan ortaklar kurulu kararlarının mutlak butlanla yokluğunun tespiti davaları ve şirket müdürünün faaliyetlerinden sorumluluk davalarının açıldığını, 2016 yılı faaliyetlerine ilişkin düzenlenen finansal tabloların gerçeği yansıtmadığı hususlarına ve önceki gündem maddesindeki gerekçelerle birlikte muhalefet ettiği, finansal tabloların 760 muhalefet oyuna karşılık 759.240 olumlu oy ile oy çokluğu ile onaylanmasına karar verildiği, iptali talep edilen gündemin 6.maddesinde, 2016 yılına ait 997.710,44 TL dönem ticari karın bulunduğu, ancak piyasaların mevcut durumu ve şirketin karşılaşması muhtemel acil nakit ihtiyacı nedeniyle kar dağıtımı ile ilgili bir karara yer olmadığına karar verildiği, davacı şirket temsilcisi olarak vekilin söz aldığı, 2016 yılı dönem faaliyetleri ile ilgili olarak çıkartılan mali tabloların ne derece usul ve yasaya uygun olduğunun bilenemediği, şirket müdürünün tek taraflı ve kötü niyetli olarak şirketi yönettiğinden şirket yönetimi ile bilgi sahibi olunmadığını, 2014 yılının 8 ayı itibariyle kayyım atandığını, kayyım tarafından verilen raporlarda şirket mali durumunun oldukça kötü olduğu, öz sermayesinin 2/3 oranında yitirildiğinin ifade edildiğini belirterek önceki iddiaları ve hukuki uyuşmazlıkların halen devam ettiği ifade edildikten sonra şirketin uzun yıllardır kar dağıtmamasının gerek ticari hayata gerekse hukuka aykırı olduğunu belirterek kararı kabul etmediklerini, muhalefet ettiklerini ifade ettiği, kar dağıtımı ile ilgili bir karara yer olmadığına 760 muhalefet oyuna karşılık 759,240 olumlu oy ile oy çokluğu ile karar verildiği, iptali talep edilen gündemin 7. maddesinde ise TTK'nın 397,398 maddelerinde düzenlenen yasal zorunluluk nedeniyle bağımsız denetçi seçilmesi, bu görev için ...  AŞ'nin 2017-2018 hesap dönemleri için görevlendirilmesinin önerildiği, davacı temsilcisinin söz alarak bağımsız denetçi seçilmesinin yasal zorunluluk ise de dava dışı şirketin hesap dönemleri için görevlendirilmesi önerisinin gündemde belirtilmediği, bu sebeple herhangi bir araştırma yapılamadığı hususlarına yer verilerek erteleme talebinde bulunduğu, erteleme talebinin oy çokluğu ile reddedildiği ve dava dışı şirketin bağımsız denetçi olarak seçilmesinin ise oy çokluğu ile kabulüne karar verildiği, davacı vekili tarafından 20.02.2018 tarihinde iş bu davanın açılmış olduğu, taraflar arasında yukarıda yer verildiği üzere  devam eden birden fazla hukuki uyuşmazlıkların mevcut olduğu, kimi uyuşmazlıkların karara bağlandığı, kiminin ise halen devam ettiği anlaşılmıştır. 22.07.2019 tarihli bilirkişi raporunda; huzurdaki davada davacı tarafın 28.12.2017 tarihinde şirket merkezinde yapılan 2016 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 6 ve 7 No.lu kararların iptalini talep ettiği, davacının talep ettiği dava konusu genel kurul kararlarına ilişkin ileri sürdüğü iptal gerekçelerinin şirket faaliyet raporu ve bilançosunun usulüne aykırı ve gerçeği yansıtmayan şekilde düzenlenmesi, faaliyet raporu ve bilançonun fiktif değerlerden oluşması; şirketin faaliyetinin bulunmaması, zarar elde etmesi, kar dağıtmama kararının piyasa şartlarıyla uyumlu olması vs. gibi 2016 yılına ilişkin bilanço, faaliyet raporu, ticari defter ve belgelerinin incelenmesiyle tespiti olan hususlara ilişkin olduğunun görüldüğü, bu sebeple  mahkeme tarafından davalı şirketin dava konusu genel kurulun ait olduğu yıla ilişkin ticari defter ve belgelerinin incelenmesine karar verilmesi halinde davacı tarafından ileri sürülen iddialar hakkında tespit ve değerlendirmede bulunulabileceği,  bu inceleme yapılmadan dava konusu genel kurul kararlarının iptalinin gerekip gerekmediği yönünde sağlıklı bir değerlendirme yapılabilmesinin mümkün  olmadığı belirtilmiştir. 09.06.2020 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda; kök raporda da belirtildiği üzere huzurdaki davanın davalı şirketin 2016 faaliyet yılına ilişkin olağan genel kurul toplantısında alınan kararların iptaline ilişkin olduğu, davacının huzurdaki dava ile anılan genel kurulda alınan faaliyet raporunun okunması ve müzakeresine ilişkin 3 no.lu gündem maddesinin; finansal tabloların onaylanmasına ilişkin 4 nolu kararın, kârın dağıtılmamasına ilişkin 6 nolu kararın ve bağımsız denetçi seçimine ilişkin 7 nolu kararın iptalini talep ettiği, faaliyet raporunun okunması ve müzakeresine ilişkin gündemin 3 nolu maddesi uyarınca faaliyet raporu okunduğu  ve müzakere edildiği, buna karşın faaliyet raporu hakkında herhangi bir oylama yapılmadığı, bir diğer ifadeyle herhangi bir karar alınmadığı, ortada oylaması yapılarak alınmış bir karar olmaması sebebiyle 3 no.lu gündem maddesinin iptalinin söz konusu olamayacağı, 4. no.lu kararın finansal tabloların onaylanmasına ilişkin olduğu, ancak yukarıda yapılan mali tespitler bölümünde de belirtildiği üzere davacının finansal tabloların fiktif değerler üzerine hazırlandığını ve gerçeği yansıtmadığını iddia etse de bu iddialarına ilişkin herhangi bir delil ileri sürmediği,  bilanço kalemlerinden hangilerinin ne sebeple fiktif olduğu ve gerçeği yansıtmadığına ilişkin herhangi bir açıklamada bulunmadığı,  bu iddialarının soyut düzeyde kaldığı, davacının kök rapora itiraz dilekçesinde ileri sürdüğü “2012-2013-2014 yılları başta olmak geçmiş yıllara yönelik bilançolarının, faaliyet raporlarının ve tablolarının fiktif bir şekilde tutulduğu ve bu hususun kayyım raporları ve diğer dosyalardan alınan raporlar ile açıkça ortaya konulduğu, dolayısıyla fiktif olan işbu kayıtlara istinaden hazırlanan 2016 yılı faaliyet raporu ve tablolarının da fiktif olacağı gerekçesi olduğu, bu gerekçe ile faaliyet raporları ve tablolarının okunması, müzakere edilmesi ve tasdik edilmesine yönelik alınan 3. ve 4. maddeli kararlar ile kar dağıtımı yapılmamasına yönelik alınan 6. Maddede ki kararın iptal edilmesinin  mahkemeden talep edilmiş olduğu“ şeklindeki itiraza ilişkin olarak 2012-2013-2014 yıllarına ait bilanço ve tabloların fiktif olduğuna ve bunların onaylanmasına ilişkin genel kurul kararlarının iptaline dair herhangi bir mahkeme kararı bulunmadığı, aksine, 2015 yılı bilanço ve tabloların yine fiktif olduğu gerekçesiyle iptali talebiyle açılan davada, İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi 25.12.2019 tarih ve 20167815 E. 2019/1431 E. Sayılı kararıyla bu talebin reddedildiği,  kararın kesinleştiği, dava konusu genel kurulda alınan ve iptali talep edilen 6 no.lu kararın, karın dağıtılmamasına ilişkin olduğu, ancak davacı tarafın bu karara karşı muhalefetini daha oylama yapılmadan tutanağa geçirtmiş ve muhalefet şerhini ve muhalefet beyanına ilişkin dilekçesini divan başkanlığına sunduğu, toplantı tutanağına geçirilen muhalefet beyanında “düzenlenen finansal ve ilgili tüm kayıtların hiçbirinin gerçek olmadığından kabul edilemeyeceğini, bu nedenle 2016 yılına ilişkin belirtilen kar miktarının da gerçeğe uygun olmadığını bir kez daha belirtmek isteriz” dendikten sonra “şirkette yıllar sonra oluştuğu belirtilen karın dağıtılmaması kararını kabul etmediğimizi belirterek açıkça muhalefet ederiz\" beyanın yer aldığı, bunun akabinde de oylamaya geçilmiş ve karın dağıtılmaması kararı oyçokluğuyla alındığı, görüldüğü üzere, davacının daha karar alınmadan muhalefet şerhi verdiği. Yargıtay 11. HD.” nin 16.01.2020 tarih ve 2018/3433 E. 2020/468 E. sayılı kararında da belirtildiği üzere, \" Dava anonim şirket genel kurul toplantısında alınan kararın iptali istemine ilişkindir. Yukarıda yapılan özetten de anlaşılacağı üzere davacı vekili, davalı şirketin 20.06.2013 tarihli genel kurul toplantısında anasözleşme değişikliğine dair gündem maddesi kapsamında  “Kar Tespiti ve Dağıtılması\" - başlıklı 17. maddenin iptaline karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, iptal koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın esastan reddine karar verilmiş ve davacı vekilinin temyizi üzerine karar Dairemizin 06,03.2018 tarih 2016/8115 E. 2018/1689 K. sayılı ilamı ile dava konusu iptali istenen genel kurul kararında kâr dağıtımı yanında sermaye arttırımına ilişkin düzenlemeler de bulunduğu ve sermaye artırımının anasözleşme değişikliği gerektirdiği nazara alınarak, dava konusu iptali istenen genel kurul kararının sermaye artırımına ilişkin yasal düzenlemelere aykırı olup olmadığı hususları da tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı yararına bozulmuş ise de dava konusu genel kurul kararı 6102 Sayılı TTK'nın 446. maddesinde düzenlenen iptal davasının koşullarına tabi olmakla söz konusu karar yönünden iptal koşullarının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekmektedir. Kararların iptalini düzenleyen anılan madde hükmüne göre toplantıda hazır  bulunup da alınan karara muhalif kalan ve bu durumu toplantı tutanağına geçiren ortağın söz konusu kararlara karşı iptal davası açma hakkının olduğu belirtilmiştir. Somut olayda, davacı ortağın genel kurulda kendisini vekili aracılığıyla temsil ettirdiği, vekilin iptali istenen maddeye yönelik olarak daha karar alınmadan önce karşı çıktığı, bu şekilde muhalefet durumunun öneriye karşı olup, kararın alınmasından sonra yapılmış bir karşı çıkmanın (muhalefet) bulunmadığı, bu durumda iptal davası açabilmek için kanunun aradığı “alınan kararlara muhalif kalma”  koşulunun yerine getirilmediği anlaşıldığından, dava konusu genel kurul kararı bakımından yapılan iptal isteminin dava koşulu yerine getirilmediğinden reddine karar verilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçeyle reddine karar verilmesi doğru değilse de bu konudaki ret kararı sonucu itibariyle doğru olduğundan davalı vekilinin karar düzeltme isteminin kabulüyle Dairemizin 06.03.2018 tarih 2016/8115 E. 2018/168B9 K, sayılı bozma ilamının kaldırılarak hükmün yukarıda açıklanan değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.\"  (Karar için www...com.tr). Görüldüğü üzere iptal davası açma şartı olan geçerli bir muhalefet şerhinden bahsedebilmek için, muhalefet şerhinin kararın alınmasından sonra tutanağa derç edilmesi gerektiğinin kararda belirtildiği, bu durumda, dava konusu genel kurulda alınan 6 nolu kararın iptalini talep edebilmek için gerekli olan muhalefet şerhinin karardan önce tutanağa eklenmesi sebebiyle geçerli bir muhalefet şerhi olarak değerlendirilmesinin mümkün olmadığı, davacının son olarak dava konusu genel kurulda alınan bağımsız denetçi seçimine ilişkin 7. nolu kararın iptalini talep ettiği, davalı şirketin bağımsız denetime tabi bir şirket olması ve seçilen denetçinin Kamu Gözetimi Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilen bir bağımsız denetim şirketi olması karşısında, alınan kararda kanuna, esas sözleşmeye ve dürüstlük kuralına aykırılık tespit edilemediği, davaya konu genel kurul toplantısında gündemin 3 nolu maddesinin bir karar niteliğini taşımadığı; 4 nolu karar açısından davacının iddialarının soyut nitelikte kaldığı; 6 nolu karar açısından geçerli bir muhalefet şerhinin bulunmadığı ve 7 nolu karar açısından iptal için herhangi kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık tespit edilemediği belirtilmiştir. Davacı vekili önceki iddialarını tekrar ederek, daha kapsamlı inceleme yapılması için dosyanın yeni bir bilirkişi heyetine tevdini veya önceki yıllara ait  defter ve kayıtların incelenmesi için bilirkişilerden ek rapor alınmasını talep etmiştir. Davalı vekili ek bilirkişi raporuna karşı beyan dilekçesinde; kök ve ek raporun savunmalarını doğruladığını, davanın dayanaksız ve haksız olduğunu, davacının 2011 yılından beri her genel kurul aleyhine dava açtığını, karara itiraz şerhleri, dava dilekçelerinin dahi birbirlerinin aynısı olduğu, iddiaların soyut ve iftiralara dayalı olduğunu belirterek, iddianın yasal delillerle ispat edilemediğini, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun, yeterli ve gerekçelidir. TTK'nın 622. maddesinde genel kurul kararlarının butlanı ve iptali düzenlenmiştir. maddede, bu kanunun anonim şirket genel kurul kararlarının butlanına ve iptaline ilişkin hükümlerinin kıyas yoluyla limited şirketlere de uygulanacağı belirtilmiştir. TTK'nın 445. maddesinde ''446. maddede belirtilen kişiler, kanun ve esas sözleşme hükümlerine özellikle dürtüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine karar tarihinden itibaren üç ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinde iptal davası açabilirler''  hükmüne yer verilmiştir. TTK'nın 446. maddesinde ise iptal davası açabilecek kişiler sayılmış ve toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, toplantıda hazır bulunsun ya da bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın, çağrının usulüne uygun yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına veya oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, yönetim kurulu ve yönetim kurulu üyelerinden her birinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir. Buna göre genel kurul kararlarına karşı iptal davası açılabilmesi için iptali istenen karara olumsuz oy vermenin dışında TTK'nın 446. maddesi gereğince muhalefet şerhinin de tutanağa geçirilmesi gerekmektedir. TTK 447.maddesinde ise butlan düzenlenmesine yer verilmiştir. Maddede pay sahibinin genel kurula katılmamış , asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını kanunun izin verilen ölçü dışında sınırlandıran anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olduğu belirtilmiştir.Dava konusu 28.12.2017 tarihli davalı şirketin 2016 yılı  olağanüstü genel kurul toplantı tutanağının 3 nolu gündem maddesi, faaliyet raporunun okunması ve müzakeresine ilişkin ise de herhangi bir oylamanın yapılmadığı ve buna ilişkin karar alınmadığı anlaşılmaktadır ve  bu sebeple söz konusu maddenin iptalinin söz konusu olmayacağı aşikardır. 4 nolu gündem maddesi ise finansal tabloların onaylanmasına ilişkin olup taraflar arasında süregelen hukuki uyuşmazlıklar kapsamında verilen kararlar  ve özellikle davalı şirketin 2014 yılının 8. ayından itibaren davacının da kabulünde olduğu üzere kayyım denetiminde olması da göz önünde bulundurulduğunda, bilirkişilerin davalı şirketin ticari defter ve kayıtları üzerinde gerçekleştirilmiş oldukları tespitler sonucunda bilanço kalemlerinin fiktif olduğu ve gerçeği yansıtmadığına dair davacı iddialarının soyut nitelikte kaldığının kabulü uygun görülmüştür. İptali talep edilen gündemin 6 nolu maddesi kâr dağıtılmamasına yönelik madde olup Yargıtay 11. HD'nin 2018/3433 E- 2020/468 K sayılı emsal ilamında da  belirtildiği üzere iptal talep edilen gündemle ilgili muhalefet şerhinin karardan önce tutanağa eklendiği, bunun geçerli bir muhalefet olarak değerlendirilemeyeceği ve buna dair red gerekçesinin de isabetli olduğu sonucuna varılmıştır.7 nolu gündem maddesi denetçi atanmasına ilişkindir. Davalı şirketin bağımsız denetime tabi bir şirket olduğu, denetim şirketinin görevlendirilmesinin yasa gereği olduğu, denetçinin ise Kamu Gözetimi, Muhasebe ve Denetim Standartları Kurumu tarafından yetkilendirilen şirket olması nedeniyle bu maddeye yönelik iptal talebinin yerinde olmadığı kanaatine varılmı, davacının bu yönlere ilişkin istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 368,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın, Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 14.03.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2745e98bb048ba6","SID":"e9147f3ab853f5bd"}}