{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>11. HUKUK DAİRESİ<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANTALYA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ : 30/01/2024<br>DAVANIN KONUSU : Menfi Tespit<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZIM TARİHİ : 17/04/2024<br><br>İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde  istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.<br>Üye hakimin görüşü değerlendirildi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: <br>DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Müvekkili şirketlerin, davalı ile aralarında hatır çeki düzenlenmiş olup, herhangi bir alacak/borç ilişkisi bulunmaksızın davalı tarafından kredibilite artırımı adına müvekkilinden hatır çeki talep edilmiş olup, müvekkilinin herhangi bir ilişki olmaksızın hatır çeki düzenlediğini, müvekkili firmalar adına düzenlenen çeklerin davalıya hatır senedi olarak verildiğini, ancak işbu hatır çeklerinin davalı tarafından piyasaya sürülmüş olup müvekkilinin haciz tehdidi altında kaldığını belirterek davanın kabulü ile davaya konu ... Bankası ... /Antalya Şubesi'ne ait 30.01.2024 keşide tarihli, ... Çek numaralı 535.000,00-TL bedelli, ... bankası ... /Antalya Şubesi'ne ait 25.01.2024 keşide tarihli, ... seri numaralı, 450.000,00-TL bedelli ve ...bank ... /ANTALYA Şubesi'ne ait 30.01.2024 keşide tarihli, ... seri numaralı, 600.000,00-TL bedelli çekler yönünden müvekkillerinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmesini ihtiyati tedbir talepli olarak talep ve dava etmiştir.<br>DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davalı tarafa usulüne uygun tebliğ çıkartıldığı, davalı cevap dilekçesi sunmadığı anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:\"... taraflar arasındaki davanın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4/1-a. maddesi gereği ticari dava olduğu, Türk Ticaret Kanunu'nun 5/A. maddesi gereğince 4. maddede ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları hakkında dava açılmadan önce arabuluculuğa başvurulması gerektiği, davacılar vekilinin 30/01/2024 tarihli beyan dilekçesinde işbu dava açılmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmadığını beyan ettiği, davacı yanın arabuluculuk başvurusu yapmadan işbu davayı açmasının arabuluculuk düzenlemesinin ruhuna ve yukarıda belirtilen arabuluculuğa ilişkin yasal düzenlemelerin getiriliş amacına aykırı olduğu, her davanın açıldığı tarihteki şartlara göre değerlendirilmesi gerektiği, arabuluculuk dava şartının tamamlanabilir dava şartı niteliğinde olmadığı, davanın açıldığı tarih itibari ile davacı tarafından davalı aleyhine açılan işbu menfi tespit davası yönünden davanın açılmasından önce arabulucuya başvurunun ve son tutanağın düzenlenmiş olmasının dava şartı olduğu ve bu şartın gerçekleşmediği anlaşıldığından 6102 sayılı TTK'nın 5/a maddesi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/a-2 maddesi ile HMK'nın 114/2 ve 115. maddeleri uyarınca davanın dava şartı yokluğu nedeni ile usulden reddine karar vermek gerektiği sonuç ve kanaatine varılarak ...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Karara karşı, katılmaya yoluyla davacılar vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. <br>Katılma yoluyla davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;  ilk derece mahkemesince arabuluculuk tutanağının sunulması nedeniyle taraflarına süre verilmesine rağmen henüz süre tamamlanmadan  davanın usulden reddedilmesinin hatalı olduğunu, arabuluculuk tutanağının sunulmasına yönelik taraflarına imkan tanınmadığını, bu nedenle kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı tarafça herhangi bir gerekçe belirtilmeksizin istinaf kanun yoluna başvurulduğunu, yalnızca eksik inceleme yapıldığı belirtilerek istinaf taleplerinin açıklanmadığını, herhangi bir gerekçe sunulmaksızın istinaf dilekçesi sunulmasının kötü niyetli olup, herhangi bir hukuki yararının bulunmadığını, HMK 342. maddeye de bu durumun uygun olmadığını, bu nedenle davalının istinafa başvurusunun kabul edilebilir mahiyette olmadığını istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür.<br>Davacılar vekili süresinden sonra sunduğu dilekçenin ekinde arabuluculuk tutanağını sunarak usul ekonomisi gereği yargılamanın devamının sağlanması maksadıyla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak dosyanın mahkemesine geri gönderilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, dosyanın detaylı ve objektif şekilde incelenmeksizin eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini bu nedenle kararının kaldırılması gerektiğini istinaf nedenleri olarak ileri sürmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: <br>Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.<br>Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Davalı tarafın istinaf dilekçesinde verilen kararın hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiği eksik inceleme neticesinde hüküm tesis edildiği şeklinde istinaf gerekçesi belirtilmesi sebebiyle istinaf talebi esastan incelenmiş olup, davacılar vekilinin istinaf talebi de katılma yoluyla istinaf niteliğinde olduğundan bu sebeple değerlendirilmiştir.<br>TTK'nın 5/a-1 maddesi:\" Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\" şeklinde düzenlenmiştir.<br>6325 sayılı Kanun'un 18/A-2 maddesi: \"Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son  tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir. \" şeklinde düzenlenmiştir.<br>HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, davacılar vekilinin ilk derece mahkemesinin arabuluculuk son tutanağını aslı veya onaylı suretinin sunulmasına ilişkin ara kararından sonra verdiği beyan dilekçesinden ve sonradan sunduğu arabuluculuk anlaşamama  tutanağından da arabuluculuk sürecinin başlangıç tarihinin 23/02/2024 olduğu son oturum tarihi ile anlaşamama tutanağının düzenlediği tarih ise 28/02/2024 tarihi olduğu görülmekle  menfi tespit davasının ilk açıldığı, 26/01/2024 tarihinden evvel arabuluculuğa başvurmadığı, dava açıldıktan sonra yapılan arabuluculuk başvurusunda bulunmasının 6325 sayılı Kanun'un 18/A maddesi ve TTK'nın 5/A maddesinde düzenlenen dava açılmazdan evvel arabuluculuğa başvuruya ilişkin dava şartının gerçekleşmediğini değiştirmeyeceği, dava şartlarının mahkemece resen nazara alınacağı anlaşıldığından  mahkemece  yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru olup davacılar vekilinin istinaf başvurusu yerinde olmadığı anlaşılmıştır (Aynı yöndeki içtihat için bknz. Dairemizin 12/03/2021 tarih 2021/199 Esas 2021/470 Karar sayılı ilamı ve bu kararın onanmasına ilişkin Yargıtay 11.Hukuk Dairesi'nin 21/11/2022 tarih  2021/4438 Esas, 2022/8135 Karar sayılı ilamı).<br>Sonuç olarak; taraf vekillerinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Taraf vekillerinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf harcı davacı taraftan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>3-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 427,60 TL maktu istinaf harcı davalı taraftan peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,<br>4-Taraflarca istinaf başvurusu nedeniyle yaptıkları yargılama masraflarının kendi üzerilerinde BIRAKILMASINA, <br>5-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, <br>6-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>7-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE,  <br>Dair, 6100 sayılı HMK'nın 352/1-b maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin 378.290,00 TL'nin altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi.<br><br>...\t\t\t\t<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"85256dee14c80bca","SID":"791700e8f1304fe8"}}