{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/618 - 2024/771<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/618 <br>KARAR NO\t: 2024/771<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/12/2021<br>NUMARASI\t\t: 2017/518 E.  -  2021/807 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t<br>DAVALILAR\t<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Haksız Rekabetten Kaynaklanan)<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 02/12/2021 Tarih ve 2017/518 Esas - 2021/807 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili,\tmüvekkilinin tıbbi atık sterilizasyon cihazları üretip pazarladığını, bahsi geçen cihazların tasarımlarıyla ilgili olarak Türk Patent nezdinde tescil ettirilmiş 2008/00206 nolu tasarımın sahibi olduğunu, ancak yenilenmemesi nedeniyle anılan tasarımın hükümden düştüğünü, Türkiye özelinde  davalı ... ile 12.09.2016 tarihli Acentelik Sözleşmesi düzenleyip bahsi geçen ürünlerin acente aracılığıyla ticaret mevkiine çıkartıldığını, bu süreçte sözleşme kapsamında cihazların farklı illere satışlarının yapıldığını, ne var ki ...'in ticari sır niteliğindeki her türlü  veri ve bilgilerine erişim imkanı olan davalı ... yetkilisi ...'nin, diğer davalı ... ile iş ve eylem birliği içine girip müvekkili ...'a ait tasarımın uygulandığı ... 1000, ... 2000 ve ... 300 kod nolu ürünleri üretmek suretiyle, yine ...'ın müşteri portföyünde bulunan kişi ve kurumlara satışlar yaptıklarını, davalı ...'nın rekabet yasağıyla ilgili sözleşmesel edimini ihlal edip yetkili temsilcisi olan ...'yi denetleyip yaratılanı haksız uygulamayı engellemediğini, bunlardan ayrı olarak, davalı ...'ya ait http: //....com.tr alan adlı web sitesinde, \"... ... ... ... marka tıbbi atık sterilizasyon cihazlarının tek yetkili satıcıdır” şeklinde gerçek dışı bir ilan ve tanıtım yazısına yer verildiğini ileri sürerek, 6102 sayılı TTK.'nın 54, 55/1-c.1.2.3 ve 55/1-d maddeleri gereğince, davalılarca yaratılan haksız rekabetin tespitine, http: //....com.tr alan adlı web sitesindeki gerçek dışı açıklamanın düzeltilmesine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak koşuluyla 1.000,00.-TL. maddi, 15.000,00.-TL. manevi tazminatın avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin davalılar üzerinde bırakılmasına karar  verilmesini talep  ve dava etmiştir. <br>Davalılar vekili, 6102 sayılı TTK'nın 60. maddesi gereğince 1 ve 3 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğunu, ...' nın 2010 yılında tüzel kişilik kazandığını ve ...'nin kurucu ortak ve genel müdür olduğunu, 2011 yılından bu yana Türkiye'de üretilen 17'yi aşkın değişik modeldeki tibbi atık sterilizasyon cihazlarının, 7. sınıftaki ürünler yönünden tescil ettirilmiş 2013 66004 nolu \"...\" markası altında yurt içinde ve dışında satışlarının yapıldığını, davacı ...'a ait olduğu iddia edilen tasarımın aslında harcıalem ve 1993 yılından bu yana sektörde kullanılan bir görsel olduğunu, kaldı ki, ... ürünlerinde kullanılan tasarımın da farklı olduğunu, müvekkili ...'nin kişisel yeteneklerini % 90 hisse sahibi olduğu ... yararına kullanmasının yasaya uygun olduğunu, ...'ya ait web sitesinde, dava dilekçesinde bahsi geçen bir tanıtım yazısının bulunmadığını, davalı ... ile davacı ... arasında düzenlenmiş Acente Sözleşmesinde rekabet yasağının Macaristan'da geçerli ve 1 yıl süreyle sınırlı olduğunu, beş yıldır karşılıklı ticari faaliyetlerinin bulunmadığını, cihaz tasarımlarının ve üretimlerinin farklı olduğunu, davacı tasarımının yeni ve ayırt edici olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı ... ... San. İth. İhr. Tur. ve Sağlık Hiz. A.Ş. aleyhine açılan dava, işbu dosyadan tefrik edilerek mahkemenin ayrı bir esasına kaydedilmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, davacı ... ile hakkında tefrik kararı verilen ... arasında 12.09.2016 tarihli “Acentelik Sözleşmesi” düzenlendiğinin tartışmasız olduğu, davacı ... ile davalı ... arasında ... 300, 1000, 2000 model tıbbi sterilizasyon cihazlarının Türkiye özelinde satışı için yapılmış tek satıcılık, acente ya da benzeri bir sözleşme bulunmadığı, buna karşın davalı ...'nın kendisine ait web sitesine yerleştirdiği reklam ve tanıtım amaçlı yer alan görsellerde, “... ..., tıbbi atık sterilizasyon üreticisi ve ... ... marka tıbbi atık sterilizasyon cihazlarının tek satıcısıdır...” açıklamalarını yaptığı ve iletişim bilgilerini bildirdiği, ...'ın aynı zamanda davacı Şirket'in ticaret unvanı olduğu, olmayan bir tek satıcılık sözleşmesinin var olduğuna ilişkin reklam ve tanıtım amaçlı iletim yapan ve izin/onay almadan davacı Şirket'in ticaret unvanını kullanan davalı ... ve yetkilisi ...'nin 6102 sayılı TTK'nın 55/1.a.1 maddesi anlamında haksız rekabet yarattıkları, ... 300 ürünü ile ... 300, 1000 ve 2000 ürünleri arasında benzer özellikler olmasının yanında yeterli derece farklılıklar bulunduğu ve ürünlerin birbirine benzemediği, ... 1000 ve 2000 ürünlerinin ise ... 300, 1000 ve 2000 ürünleri ile gerek dış yüzey formu gerekse de ürünün dış formunda görünür olan teknik detayların konumlandırılması itibari ile nihai görünümlerinin bilgilenmiş kullanıcı açısından ayırt edilemeyecek derecede benzer oldukları,  Davacı ...'a ait tescilsiz tasarıma göre üretilen ve pazarlandığı anlaşılan ... 1000 ve 2000 ürünleriyle benzer oldukları tespit edilen ... 300, 1000 ve 2000 ürünleri üzerinde, üreticiyi ve ürünün kökenini gösterir ve/veya işaret eden her hangi bir ayırt edici işaret ve/veya bir ibarenin bulunmadığı, davacı ...'a ait 2008/00206 nolu tasarımın 09/01/2013 tarihi itibariyle yenilenmediği ve tescilsiz tasarımlar yönünden belirlenen 3 yıllık koruma süresinin geçmiş olması nedeniyle, 6769 sayılı SMK kapsamında bir tasarım ihlalinden söz etmek mümkün olmasa da, davacı ...'a ait ... 1000 ve 2000 kod nolu ürünlerin aynısının ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerinin davalı ... ve yetkili müdürü ... tarafından üretilip ürünler üzerine hiçbir ayıt edici işaret ve/veya marka/ibare konulmadan ticaret mevkiine çıkartılmasının 6102 sayılı TTK'nın 55/1.a.4. maddesi anlamında haksız rekabet olarak kabul edilmesi gerektiği, davacı vekilince maddi zararın somutlaştırılmadığı, manevi tazminat yönünden ise davalıların haksız rekabet yaptıklarının tespit edildiği ve bu haksız rekabet nedeniyle davacının manevi olarak zarar gördüğü, her ne kadar davalı taraf zamanaşımı itirazında bulunmuş ise de, davacı tarafından 12/09/2009 tarihli acente sözleşmesi gereğince davalı ...'ye teslim edilen ... 300, 1000 ve 2000 model cihazların diğer davalı ... tarafından kullanılıp haksız rekabet yaratıldığı, bu eylemlerin 5237 sayılı TCK'nın 155. Maddesine göre emniyeti suiistimal suçunu oluşturduğu ve dolayısıyla TCK anlamında ceza zamanaşımı süresinin geçerli olduğu ve ceza zamanaşımı süresinin dolmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile ... 1000 ve 2000(Öğütme Makineleri) yönünden davalıların haksız rekabet ettiğinin ve rekabet yasağını ihlal ettiğinin tespitine ve haksız rekabetin men'ine, ... 300 (Öğütme Makinesi)  yönünden açılan DAVANIN REDDİNE, davacı tarafın maddi tazminat talebinin reddine, 10.000,00 TL manevi tazminatın ... ...... Ltd. Şti ve ...'den müşterek ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde, ... 300 ürünü ile ... 300, 1000, 2000 ürünleri arasında önemli benzerlikler bulunduğunu,  tasarım konusunda uzman bir bilirkişiden rapor alınmaksızın, eksik inceleme ve değerlendirmeyle hüküm kurulduğunu, dava dilekçesi ile davalılar ... ve ...'nin bilgileri dahilinde bulunan ve aynı zamanda davacının müşterisi olan ... isimli şirketlerle ilişki kurulup sterilizasyon cihazları satıldığının ifade edildiğini, müvekkilinin ürünlerinin birebir kopyalanıp bu suretle haksız rekabet oluşturulduğunu ve bu ürünlerin müvekkilinin ticari ilişki içerisinde bulunduğu  firmalara satışının davacıyı maddi anlamda zarara uğrattığını, yine ... ... Ltd. Şti. tarafından Nevşehir'deki atık sterilizasyon tesisinde kullanılmak üzere ... 1000 model sterilizasyon ünitesinin satın alındığının, ... Temizlik Ltd. Şti. tarafından 2016 yılında ... marka tıbbi atık sterilizasyon ürünü satın alındığının,  ... Yapı Ltd. Şti. tarafından  ... 1000 model tıbbi atık sterilizasyon cihazı satın alındığının beyan edildiğini, buna göre maddi zarara ilişkin bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalılar vekili istinaf dilekçesinde; davanın zamanaşımına uğradığını, davacı ile dava dışı ... arasında imzalanan Acentelik Sözleşmesi'nin 11.maddesi uyarınca Macar Medeni Hukuku'nun uygulanmasının gerektiğini, ... 1000 ve ... 2000 isimli öğütme makineleri yönünden müvekkilinin haksız rekabet etmesinin ve rekabet yasağını ihlal etmesinin söz konusu olmadığını, bu makineler ile müvekkilinin üretmiş olduğu makinelerin benzerlerinin dünya çapında çeşitli ülkelerde piyasaya sunulan ve çalışma prensibi olarak birbirlerine benzemesi zorunlu olan makineler olduğunu,  makineleri birbirinden ayırt etmeye yetecek bir çok özellik bulunduğunu, dava konusu makinelerin keşfen yerinde incelenmesi gerekirken sadece görseller üzerinden inceleme yapıldığını, müvekkili ile davalı arasındaki sözleşme gereği rekabet yasağının süresinin bittiğini, rekabet yasağının Macaristan için geçerli olduğunu, tarafların salt ortak müşterilere mal satmış olmalarının haksız rekabet olarak değerlendirilemeyeceğini, davacının manevi zararının oluşmadığını savunarak, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br><br>GEREKÇE\t:Dava, haksız rekabetin tespiti, men'i, haksız rekabete dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t6102 sayılı TTK'nın 56/1-d maddesi uyarınca haksız rekabet sebebiyle müşterileri, kredisi, meslekî itibarı, ticari faaliyetleri veya diğer ekonomik menfaatleri zarar gören veya böyle bir tehlikeyle karşılaşabilecek olan kimse, haksız rekabette bulunan kişinin kusuru bulunmak şartıyla zarar ve ziyanının tazminini isteyebilir. <br><br>\tSomut olayda ilk derece mahkemesince, davacı ile davalı ... arasında ... 300, 1000, 2000 model tıbbi sterilizasyon cihazlarının Türkiye özelinde satışı için yapılmış tek satıcılık, acentelik ya da benzeri bir sözleşme bulunmadığı ve “...” aynı zamanda davacının ticaret unvanı olduğu halde, davalı ...'nın web sitesine yerleştirdiği reklam ve tanıtım amaçlı görsellerde, “... ..., tıbbi atık sterilizasyon üreticisi ve ... ... marka tıbbi atık sterilizasyon cihazlarının tek satıcısıdır.” açıklamalarını yaparak iletişim bilgilerini vermesinin ve yine davacıya ait ... 1000 ve 2000 kod nolu ürünlerin aynısının ya da ayırt edilemeyecek kadar benzerinin davalı ... ve yetkili müdürü ... tarafından üretilip ürünler üzerine hiçbir ayıt edici işaret ve/veya marka/ibare konulmadan ticaret mevkiine çıkartılmasının 6102 sayılı TTK'nın 55/1.a.4. maddesi anlamında haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiş ancak davacının maddi zararını somutlaştırıp delillendirmediği gerekçesiyle maddi tazminat talebi reddedilmiştir. <br>\tNe var ki, haksız rekabetin varlığı halinde, haksız rekabete uğrayan kimsenin iktisadi menfaatinin muhtemel zarar görme tehlikesine maruz kalması nedeniyle dahi maddi zarara uğradığının kabulü gerekmektedir. Şayet, uğranılan maddi zararın miktarı zarara uğrayan tarafından tam olarak ispat edilemiyorsa hakim, TBK'nın 50. maddesi uyarınca somut olayın olağan akışını ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirlemelidir.<br>\tÖte yandan, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 04.06.2015 tarih, 2014/10921 esas, 2015/7758 karar sayılı kararında açıklandığı üzere daha önce yurt dışında piyasaya sunulmuş ve Türkiye'de de herhangi bir kişi adına tescilli olmayan tasarımlar herkesin serbestçe kullanımına açık olup, bu tasarımların uygulandığı ürünler nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlıklar genel hükümlere göre çözümlenecektir. Yüksek Dairenin 30.05.2002 tarih ve 2240/5406 sayılı kararında belirtildiği üzere, ilk defa yurt dışında kamuya sunulmuş bir tasarımın belli bir süre sonra Türkiye'de kullanılması durumunda şayet, Türkiye'de bu tasarımı ilk defa kullanan kişi büyük emek ve para harcayarak bu tasarımın kullanıldığı ürünü tanıtmış ve bir başkası da sırf bu tanınmışlıktan istifadeye yönelik olarak bu tasarımı aynen kullanmaya kalkışmış ise, bu davranışın haksız rekabet olduğunun kabulü gerekmektedir. Bu açıklamadan da anlaşılacağı üzere, haksız rekabetin varlığı için; ilk defa yurt dışında piyasaya sunulan ve Türkiye'de de herhangi bir tescilli sınai hak ile korunmayan tasarımın uygulandığı ürünün, Türkiye'de ilk kez piyasaya sunulup, büyük emek ve para harcanarak tanınmış olması yeterli olmayıp, bir başkasının bu emek ve tanınmışlıktan haksız surette yararlanması ve iltibası önleyecek tedbirleri almaması gereklidir.  Yukarıda da açıklandığı üzere, haksız rekabetin önlenmesindeki amaç, serbest piyasa düzeninde herkesin dürüstlük kuralları içerisinde hareket etmek suretiyle rekabet kurallarına uygun olarak piyasada faaliyet göstermesi ve sonuçta; mal ve hizmetlerin nihai tüketicilerinin aldatılmasına izin verilmeksizin kaliteli mal ve hizmetlerin piyasa kurallarına göre oluşan en uygun fiyatla satışa sunulmasıdır. Bu durumda, sonradan aynı sektörde faaliyet gösteren kişiler ticari hayatta dürüstlük ilkesine uygun bir şekilde ve iltibastan kaçınmak suretiyle piyasaya mal veya hizmet ürettikleri takdirde, piyasada ilk kez üretim yapan ürünün tanınmasını sağlayan kişinin üstün hakkı bulunduğundan bahisle, sonradan faaliyete başlayan kişilerin eylemleri haksız rekabet olarak nitelendirilemez. Böyle bir üstün hakkın varlığının kabulü aynı zamanda, rekabet hukuku ilkelerine aykırı olarak piyasada o mal veya hizmetle ilgili tekel yaratılması ve serbest rekabetin ortadan kaldırılması suretiyle ekonominin sağlıklı bir biçimde gelişmesini engelleyeceğinden kabul edilemez. <br>\tDavacı tarafın tasarım tescili yenilenmediği için tescilsiz bulunan ... 300, 1000 ve 2000 ürünleriyle benzer nitelikteki davalıya ait ... 300, 1000 ve 2000 ürünleri üzerinde, üreticiyi ve ürünün kökenini gösterir ve/veya işaret eden her hangi bir ayırt edici işaret ve/veya bir ibare konulmadan ticaret mevkiine çıkartılmasının 6102 sayılı TTK'nın 55/1.a.4. maddesi anlamında haksız rekabet teşkil ettiği iddia edilmiş, mahkemece davalı ürünleri davacının ... 1000 ve 2000 ürünleri ile benzer bulunarak haksız rekabetin varlığına kanaat getirilmiştir. Anılan karar davacı tarafından ... 300 yönünden de haksız rekabetin gerçekleştiği, davalılar tarafından ise benzerliğin teknik zorunluluk olduğu, ... 1000 ve 2000 tasarımlarının dünyada yaygın olduğu, haksız rekabet oluşmadığı gerekçesiyle istinaf edilmiştir. Gerçekten de mahkemece tasarım uzmanı bilirkişilerin de bulunduğu heyetten rapor ve ek raporlar alınmış ise de, bilirkişilerce davalıya ait ürünlerin davacı ürünleri ile benzerliğinin teknik zorunluluktan kaynaklandığı ve dünyada yaygın, harcı alem ürünler olduğu savunması üzerinde de durulmamıştır.<br>\tO halde uyuşmazlığı çözümü için mahkemece, davacının ürünlerinin ilk olarak yurt dışında piyasaya sunulmuş ve harcı alem nitelik kazanmış olup olmadığı, davaya dayanak ürünlerin Türkiye'de ilk olarak davacı tarafından piyasaya sunulup sunulmadığı, davacının büyük emek ve para harcayarak bu tasarımı Türkiye'de tanıtıp tanıtmadığı ve harcı alem ise tasarıma ayırt edicilik katıp katmadığı, ayırt edicilik kattıysa davalı tarafça da bu ayırt edicilikten istifade edilip edilmediği, davalıya ait ürünlerin davacı ürünleri ile benzerliğinin teknik zorunluluktan kaynaklanıp kaynaklanmadığı yönünden bilirkişi heyetinden ek rapor ya da yeni bir heyetten rapor alınması, her halükarda dosya kapsamı itibariyle davacı ile davalı ... arasında ... 300, 1000, 2000 model tıbbi sterilizasyon cihazlarının Türkiye özelinde satışı için yapılmış tek satıcılık, acentelik ya da benzeri bir sözleşme bulunmadığı ve “...” aynı zamanda davacının ticaret unvanı olduğu halde, davalı ...'nın web sitesine yerleştirdiği reklam ve tanıtım amaçlı görsellerde, “... ..., tıbbi atık sterilizasyon üreticisi ve ... ... marka tıbbi atık sterilizasyon cihazlarının tek satıcısıdır.” açıklamalarını yaparak iletişim bilgilerini vermek suretiyle haksız rekabet oluşturduğu sabit olduğundan, davacının talep edebileceği maddi tazminatın hesaplanması için davacı ve davalı taraf ticari defterlerinin incelenmesi, davacı tarafından beyan edilen dava dışı şirketlere yapılan satışların denetlenmesi, şayet bu yolla da davacı zararının hesaplanması mümkün olmazsa TBK'nın 50. maddesi uyarınca davacının zararının hakkaniyete uygun olarak tespiti gerekir.<br>\t Bu itibarla, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan yukarıdaki hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, taraf vekillerinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre, taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Taraf  vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 3. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi 17/02/2022 gün ve 2021/238 E. - 2022/53 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı tarafından istinaf başvurusunda peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcı ile davalı vekili tarafından yatırılan 170,78 TL nispi istinaf karar ve harcının  istek halinde taraflara iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/04/2024<br><br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br><br>Katip<br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2e6c83bbd49032df","SID":"f6c64802bca27225"}}