{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\"><br>                    T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/273 <br>KARAR NO\t: 2024/697<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>KATİP\t: ...         (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 22/11/2022<br>NUMARASI\t: 2021/585 Esas - 2022/552 Karar<br><br>DAVACI\t: KADIOĞULLARI ENDÜSTRİYEL YAPI SİSTEMLERİ PEYZAJ TURİZM İNŞAAT SAN. VE TİC. LTD. ŞTİ. - (VKN:...) - ...<br>VEKİLİ\t: Av. .. - ...<br>DAVALI\t: FEMA MAKİNA KALIP İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET LTD. ŞTİ. - ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 02/12/2021<br><br>KARAR TARİHİ\t: 22/04/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 02/05/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ile aralarındaki hatır ilişkisine dayanarak davalının bir miktar parayı borç olarak istediği ve davacının  iyi niyetle şirket hesabından davalının istediği parayı gönderdiği, davalının aldığı paranın bir kısmını geri ödediği ve  bunun akabinde bir miktar daha parayı borç olarak talep ettiği,  davacının bir miktar daha parayı davalıya verdiği, davalı tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığı, borcun tahsili amacıyla borçlu tarafından kendi adına düzenlenmiş senedi icra takibine koydukları, davalının itirazı neticesinde icra takibinin durdurulduğu,  borçlunun yaptığı haksız ve hukuka aykırı itirazın iptaline ve  takibin devamına, takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın REDDİNE,  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"Delil başlangıcı, iddia edilen hukuki işlemi kesin olmasa da yaklaşık olarak ispat edebilen bir belgedir. Delil başlangıcının varlığı halinde hâkimin, hem delil başlangıcı hem de dinlenen tanık ve diğer tüm delilleri serbestçe değerlendirmek suretiyle hüküm tesis etmesi gerekmektedir (Yargıtay 13. HD. E.2018/1461 K.2020/4901 18.06.2020 T.), Mahkemece davanın reddi gerekçesi olarak gösterilen feragat işlemi usulen de hükümsüzdür. Nitekim Yargıtay içtihatlarında da duruşmalarda sözlü ifadelerin tutanağa geçirilmesi ve imza altına alınması zorunlu tutulmuştur. Bilirkişi incelemesinde taraf şirketlerden ticari defter kayıtları istenmiştir. Davacı müvekkil usulünce tasdik edilen ticari defterleri dosyaya ibraz ederek üzerine düşen ispat yükünü yerine getirmiş ve takip konusu borç ile dosya kapsamındaki banka dekontları ve ticari defter kayıtlarının paralel nitelikte olduğu tespit edilmiştir. Ancak ispat yükü kendisine geçen davalı şirket ticari defterlerini dosyaya sunmamış ve takip konusu senedin ödendiğini ispat edememiştir. Yine, davacı müvekkil ile davalı şirket arasında mal alım satımına dayalı ticari bir ilişki mevcut değildir. Taraflar arasında borç ilişkisinden kaynaklanan 45.000 TL alacak bulunmaktadır. Bu alacak 15.000 TL'den oluşan 3 adet senet şeklinde düzenlenmiştir.  Borç konusu 2 senet için ise Kocaeli İcra Dairesinin 2021/150926 esas numaralı dosyası ile takip başlatılmış olup davalı şirket tarafından borç ödenerek dosya kapatılmıştır. Davalı şirketin takip  konusu diğer iki senede ait borcunu ödemesi dava konusu olayda borç ilişkisinin bulunduğunu ikrar ettiği anlamını taşımaktadır. Davalının bu ikrarı bağlantılı bileşik ikrar niteliğindedir. Bağlantılı bileşik ikrar, ikrar edenin ikrarına eklediği vakıa ile ikrar edilen vakıa arasında doğal bir bağlantı var olma durumudur. İkrara eklenen vakıa, ikrar olunan vakıanın doğal bir sonucu olmasıdır. Yargıtay 3.Hukuk Dairesi 19.11.2013 tarihli kararında yer alan \"Bağlantılı bileşik ikrarda, ispat yükü ikrar eden tarafa aittir.\" şeklindeki ifadesinde de anlaşılacağı üzere ispat yükü davalı şirkete geçmektedir\" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılması, davanın kabulüne karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesi 22/11/2022 tarih, 2021/585 Esas - 2022/552 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali  istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında davacının şirket hesabından davalıya bir miktar borç para göndermesi nedeniyle ilişki olduğu, davalının borç  aldığı paranın bir kısmını geri ödediği ve  bunun akabinde bir miktar daha borç talep ettiği,  davacı tarafından talep edilen paranın davalıya gönderildiği, davalının aldığı borç paraları ödemediği, bunun üzerine davacı tarafından davalı aleyhine Kocaeli İcra Dairesinin 2021/127453 esas numaralı takip dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının takibe itiraz etmesi üzerine takibin durduğu, duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, yerel mahkemece davanın reddine karar verildiği, verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>İcra Takibine İtiraz etmek isteyen borçlu, itirazını, ödeme emrinin tebliği tarihinden itibaren yedi gün içinde dilekçe ile veya sözlü olarak icra dairesine bildirmeye mecburdur. (2004 sayılı kanun 62.madde)Takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir. (2004 sayılı kanun 67.madde)<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır. (HGK 2017/(19)11-1309 Esas.  2021/377 Karar)<br>Dosya arasına alınan  Kocaeli İcra Dairesinin 2021/127453 E sayılı takip dosyasının incelemesinde,  davacı tarafça davalı tarafa karşı  15.000,00-TL miktarlı 07.01.2016 tanzim tarihli 20.03.2016 vade tarihli senet nedeni ile toplam 26.584,42-TL için ilamsız takip yapılmış olduğu, davalının borca, ödeme emrine, faiz oranına ve işlemiş faize  itiraz etmiş olduğu görülmüştür.<br>Bonoya  ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi ile birlikte bonoya dayalı talep hakkı kendiliğinden sona ermemektedir (Öztan, Fırat: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 1997, s. 879; Kendigelen, Abuzer/Kırca, İsmail: Kıymetli Evrak Hukuku Genel Esaslar Kambiyo Senetleri, İstanbul 2019, s. 264). Bu itibarla hamil, bonoya ilişkin zamanaşımı süresinin geçmesi hâlinde dahi bonoya dayanarak borçluya karşı takip yapabilir veya genel mahkemelerde alacak davası açabilir. Ancak borçlunun zamanaşımı def’înde bulunması hâlinde alacaklı kambiyo hukukundan kaynaklanan haklarını yitirecektir. Zamanaşımına uğrayan bir bono kambiyo senedi vasfını kaybettiği için kambiyo hukukunun tanıdığı özel imkânlardan yararlanamayacak ve hatta adi senede dahi dönüşemeyecektir. Zira zamanaşımına uğrayan bono fiziki olarak ortada olsa bile maddi hukuk anlamında artık hiçbir şey ifade etmemekte sadece ispat hukuku alanında delil başlangıcı olarak kabul edilmektedir (Öztan, s. 878; Kendigelen/Kırca, s. 264). Bu itibarla zamanaşımına  uğrayan bono  adi senede dönüşmeyeceği için, alacağın ispatı açısından tek başına yeterli olmayacak, bununla birlikte sadece 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 202. maddesi kapsamında bir (yazılı) delil başlangıcı olarak kullanılabilecektir. Nitekim aynı ilkelere Hukuk Genel Kurulunun 25.03.2021 tarihli ve 2017/(19)11-937 E., 2021/357 K.sayılı kararında da değinilmiştir. Zamanaşımına uğrayan bono, delil başlangıcında bulunması gereken tüm unsurları taşımaktadır. Bu sebeple zamanaşımı sebebiyle kambiyo vasfını kaybeden  bonoya  dayanma imkânı olmayan hamil, temel ilişkiye dayanarak açılan davalarda, zamanaşımına  uğrayan  bonodan  delil başlangıcı olarak yararlanabilir ve senetle ispatı gereken bir hukukî işlem hakkında iddiasını tanık dinleterek veya başka delillerle ispat etme imkânına sahip olur (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulunun, 25.12.2019 tarihli ve 2019/1 E., 2019/8 K. sayılı kararı).<br>Dosya arasına alınan bilirkişi raporunda özetle;  alacaklı/davacı şirket tarafından, borçlu/davalı şirket aleyhine 20.03.2016 vade tarihli ve 15.000,00 TL bedelli senetli alacak ve 11.539,42 TL işlemiş faizi ve 45,00 TL bono faizi olmak üzere toplam 26.584,42 TL alacak için icra takibi başlattığı ve alacaklının tahsil tarihine kadar %16,75 oranında hesaplanacak faiz talebi bulunduğu, İcra Dairesi tarafından 26.11.2021 tarihinde, takipte kesinleşen 26.584,42 TL üzerinden harç, vekalet ücreti ile birlikte toplam 32.159,20 TL bakiye borç hesaplandığı, davacı şirketin incelenen defter kayıtlarında; davacı ile davalı arasında mal alım satımına dayalı ticari bir ilişkinin bulunmadığı, taraflar arasındaki cari hesabın, davacı tarafından borç olarak verilen ve davalı tarafından iade edilen para alış verişine dayandığı ve bu işlemlerden kaynaklı 31.12.2020 tarihinde ve takip tarihi itibariyle davacı şirketin davalı şirketten toplam 45.000,00 TL alacaklı olarak göründüğü, takip konusu 20.03.2016 vade tarihli 15 .000,00 TL bedelli senedin davacı şirketin defter kayıtlarında, davalı şirkete ait cari hesabında kayıtlı olmadığı şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Eldeki davada; takibe ve davaya konu edilen bononun  zamanaşımına uğradığı, bu haliyle bononun delil başlangıcı niteliğinde olduğu, temel ilişki yönünden on yıllık zamanaşımı süresinin dolmadığı bu nedenle de ispat yükünün davacıda bulunduğu, davacı tarafından dava dilekçesinde dava konusu takibe konu edilen bononun nakdi borcun teminatı olarak verildiğinin ileri sürüldüğü, yapılan yargılamada, mahkemece tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verildiği, davalı tarafın ticari defterlerini sunmasına yönelik ihtarlı tebligata rağmen ticari defterlerini sunmadığı,  davacının ticari defterlerinin incelendiği, yapılan incelemede; taraflar arasında ticari ilişkinin olmadığının anlaşıldığı, ispat yükünün somut davada davacıda olduğundan ve davacı tarafından 22/11/2022 tarihli duruşmada tanığının dinlenilmesinden vazgeçtiğini bildirdiğinden, davacının yemin deliline de dayanmadığı anlaşılmakla, yerel mahkemece davanın ispatlanamadığı gerekçesiyle reddine şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davacının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davacının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Tüm bu açıklamalara, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak, davacının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca; davacının istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına,<br>3-Alınması gereken 427,60-TL istinaf karar harcından, istinafa gelirken peşin alınan 179,90-TL'nin mahsubu ile kalan 247,70-TL istinaf karar harcının davacıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302/5 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, <br>4-İstinaf eden tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf avansından kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi uyarınca; karar kesinleştikten sonra ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,<br>8-Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/04/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br> ...<br>Üye  ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"dad70c8c382a2bd0","SID":"9712240696dfc3c4"}}