{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  <br>                    T.C.<br>                SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/245 <br>KARAR NO\t: 2024/692<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>KATİP\t:...          (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:18/10/2022<br>NUMARASI\t:2018/213 Esas - 2022/590 Karar<br><br>DAVACI\t:DESTEBAŞI GRUP İNŞAAT SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - ... ...<br>VEKİLLERİ\t:Av. ... -  ...<br>DAVALI\t:Pİ İNŞAAT TAAHHÜT SANAYİ TİCARET LTD. ŞTİ. - ... - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ... - ...<br>DAVANIN KONUSU\t:İtirazın İptali <br>DAVA TARİHİ\t:09/04/2018<br><br>KARAR TARİHİ\t:22/04/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:06/05/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafa beton satışından kaynaklı alacakların tahsili için Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2018/6264 esas sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, ancak haksız olarak takibe itiraz edildiğini beyan ederek; itirazın iptaline ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KABULÜ ile; Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2018/6264 Esas sayılı dosyasına borçlunun yapmış olduğu itirazın iptaline, Takibin kaldığı yerden devamına, Asıl alacağın %20'si oranında tazminatın davalıdan alınarak davacıya verilmesine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"Yargıtay kararlarına aykırı işlem yapılarak icra dosyasında vekaleti bulunan ve dava dilekçesinde davalı vekili olarak bilgileri yazılan vekile yani tarafımıza tebligat yapılmamıştır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 22.02.2018 Tarih 2015/36321 E. 2018/2344 K ), tebligat yapılmadan ve taraf teşkili sağlanmadan deliller toplandığından tarafımızca ticari defterler sunulamamış, müvekkil şirketin ticari defterleri incelenmeden hüküm tesis edilmiştir. Yalnız dava dilekçesi ve duruşma tarihinde değil, dosyanın hiçbir aşamasında vekil sıfatıyla tarafıma tebligat çıkarılmamış olduğundan tarafımıza delil sunma şansı da verilmemiş ve bunun sonucu olarak da  anayasa ile korunmakta olan en önemli haklardan biri savunma hakkımız kısıtlanmıştır\" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 18/10/2022 tarih, 2018/213 Esas -  2022/590 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; icra takibine vaki itirazın iptali isteminden ibarettir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; taraflar arasında olan ticari ilişki nedeniyle davacının davalıya beton  ürünü sattığı, davalı tarafından alınan mal bedelinin ödenmediği, davacı tarafından ödenmeyen mal bedelinin tahsili için davalı aleyhine Kocaeli 8. İcra Müdürlüğünün 2018/6264 esas sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalı tarafından takibe itiraz edildiği, itiraz üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın açıldığı, ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>İtirazın iptali davası müddeabihi takip konusu yapılmış ve borçlunun itiraz etmiş olduğu alacak olan bir eda davasıdır. Madde metninde de açıkça belirtildiği üzere takip alacaklısı tarafından ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olan takip borçlusuna karşı genel mahkemede açılır ve genel hükümlere göre görülür. Alacaklı bu davada genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava etmektedir.<br>İtirazın iptali davası, itirazın hükümden düşürülmesi ana başlığı altında düzenlenmekle takip hukuku içinde ve takip talebiyle sıkı sıkıya bağlantılı ele alınması gereken, sonucuyla takibin devamına etkili bir dava türü olarak karşımıza çıkmaktadır ve takip talepnamesinde dayanılan borç ve borcun sebebi ile bağlılık asıldır. Öyle ki, genel hükümlere göre harca tabi olan itirazın iptali davasında alacaklı taraf isterse takip talebinde bulunurken yatırmış olduğu binde beş harcı geri alabilir ve itirazın iptali davası harcına mahsubunu isteyebilir (492 sayılı Harçlar Kanunu m. 28/a, 29/I, III).<br>Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talebine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır. Zira aynı maddede itirazın haksızlığı borçlu açısından, takibin haksız ve kötü niyetli yapılması da alacaklı açısından tazminat müeyyidesine bağlanmıştır.<br>Diğer taraftan, İİK’nın 67. maddesinin son fıkrasında alacaklının itirazın tebliği tarihinden itibaren bir yıl içinde itirazın iptali davası açmamışsa umumi hükümler dairesinde alacağını dava etme hakkının saklı olduğu ifade edilmiştir. Bu da bir yıllık süre içinde açılan itirazın iptali davası ile süre geçirildikten sonra açılan alacak davaları arasında her ikisi de genel hükümlere tabi olmakla birlikte ispat yöntemleri ve hukuki sonuçları bakımından bir fark olduğunu ortaya koymaktadır. Zira süresi içinde açılan dava itirazın iptali davasıdır ve itirazın iptali davasının kazanılması hâlinde borçlunun itirazı iptal edilmiş olur. Bunun üzerine alacaklı itiraz üzerine durmuş olan icra takibine devam edilmesini isteyebilir. Süresinden sonra açılan davada ise itirazın iptali değil alacağa hükmedilmesi istenecektir ve verilen kararın takibe etkisi bulunmamaktadır. Şu durumda itirazın iptali davasında ispat edilecek olanın takibe ve borçlunun itirazına konu alacak olduğunda ve itirazın iptali davası için bu alacağın sebebinin değiştirilme olanağının bulunmadığında kuşku bulunmamaktadır.<br>Genel hükümlere göre her türlü ispat olanağının varlığı, takip talebinde yer alan borç sebebinden ve takip dayanağından uzaklaşmak anlamında düşünülmemelidir. Burada sadece icra mahkemesinin dar yetkisi nedeniyle inceleyemediği delillerin genel mahkemede serbestçe ancak borca bağlı olarak ileri sürülmesi olanağının varlığı söz konusu olmaktadır (HGK 2017/(19)11-1309 e.  2021/377 k. Sayılı ilamı).<br>Vergi Usul  Kanunu’nun (VUK) 229. maddesinde \"Fatura, satılan emtia veya yapılan iş karşılığında müşterinin borçlandığı meblağı göstermek üzere emtiayı satan veya işi yapan tüccar tarafından müşteriye verilen ticari vesikadır\" hükmünü haizdir.<br>Bu hüküm çerçevesinde, 24.12.2003 tarihli ve 25326 sayılı Resmî Gazetede yayımlanan Yargıtay İçtihatları Birleştirme Genel Kurulunun 27.06.2003 tarihli ve 2001/l E., 2003/l K. sayılı kararında fatura; “Ticari satışlarda satıcı tarafından alıcıya verilen ve satılan malın miktarını, vasıflarını, ölçüsünü, fiyatını ve sair hususları veya ifa edilmiş hizmetleri gösteren hesap pusulası olup, ticari belge niteliğindedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br>TTK’nın  21. maddesine  göre fatura  düzenlenmesi  için öncelikle taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunması gerekir. Madde hükmüne göre faturanın bir alacağı mevcudiyetine delil teşkil etmesi, karşı tarafa tebliğinden itibaren sekiz gün içinde hiçbir itiraza uğramamış olması koşuluna bağlıdır. Bunun için de öncelikle taraflar arasındaki sözleşmesel ilişkinin varlığının kanıtlanmış olması gerekir. Davalının sözleşmesel ilişkiyi inkâr etmesi durumunda davacının öncelikle aralarındaki akdi ilişkiyi yani alım-satım ilişkisini ispat etmesi gerekmektedir.<br>Bu nedenle, bir satım ilişkisinde davacı taraf sattığı malın miktarını ve alıcıya teslimini, davalı taraf ise yaptığı ödemeleri usulüne uygun bir şekilde ispat etmek zorundadır.<br>Tek  başına  fatura  düzenlenmesi  akdi  ilişkinin varlığını ispat etmeye yeterli değilse de, satıcı tarafından gönderilen faturanın alıcı tarafından ticari defterlerine kaydedilmesi durumunda, alıcı ile satıcı arasındaki akdi ilişkinin var olduğu kabul edilebilir. Ancak, eğer fatura, alıcının ticari defterlerinde kayıtlı değilse, satıcı alacak iddiasını diğer delillerle ispat etmelidir. (HGK 2017/(19)11-944 Esas. 2021/197   Karar ) Dosya arasına alınan 08/03/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle;\"...Davacının yasal defterlerinde davalıyla aralarındaki cari (veresiye) hesap alışverişinde, davacının 2016 yılından 1 adet , 2017 yılından 9 adet satış faturası karşılığı sattığı mala ait 10 Adet fatura toplamı 134.597,88 TL.- alacağa karşılık, davalıdan 82.170,00 TL.- lik tahsilat yaptığı böylece davalıdan 18.08.2017 tarihinde 52.427,88 TL.- bakiye alacağının kaldığı, alacağın icra ve dava tarihine kadar davacıya ödendiğine dair bilgi ve belgeye, davacının yasal defterlerinde de “tahsilata” dair muhasebe kaydına rastlanmadığı,  alacağa konu edilen davacının düzenlediği satış faturaları, malın sevkine dair sevk <br>irsaliyeleri ile beton tartım fişleri dosya içinde mevcut olup, davaya ve icraya konu edilen dosya içindeki alış/satış faturalarının taraflarca BA/BS beyannameleri ile ilgili vergi dairesine ,ilgili dönemde beyan edildiği, davacının, davalı aleyhine Kocaeli 8 İcra Dairesi 2018/6264 Esas Sayılı Dosyasında 31.01.2018 tarihinde 52.427,88 TL.- asıl alacak, 29.01.2018 tarihli alacak için 28,01 TL işlemiş ticari faizle toplam 52.455,89 TL.- üzerinden icra takibi başlattığı ancak takipten önce davalının temerrüde düşürüldüğüne dair belge olmadığından işlemiş faizin kabule şayan Bulunmadığı, davacının, yasal defterlerden tespit edilen 52.427,88 TL.- likit alacak tutarının, davalının yasal defterlerinin incelenmesi sonucunda 52.427,88 TL.- borç olarak tespit edilmesi halinde, tarafların yasal defterlerinin borç/alacak yönünden birbirini teyit edeceği ve bu tutar üzerinden itirazın iptaline devam edilebileceği...\"  şeklinde görüş bildirildiği görülmüştür.<br>Eldeki davada, taraflar arasındaki ticari ilişki uyarınca davacı tarafça davalıya verilen beton bedeli olarak davalıdan icra takip tarihi itibarı ile tahsili gerekir 52.455,89-TL tutarında alacağının bulunduğu, bu hususun davacıya ait ticari defterlerde yer aldığı, davacının dava ve icra takibine konu ettiği faturaların davalı  tarafça BA formu  düzenlenerek ilgili vergi dairesine bildirildiği,  davalı tarafından uyuşmazlığa konu faturalara itiraz edildiğine  dair bir iddia veya buna ilişkin  bir delilin dosyaya sunulmadığı, böylelikle davacının davalıdan teslim ettiği mallar karşılığında bir miktar alacaklı olduğu tüm dosya kapsamından anlaşılmakla, açıklanan neden ve gerekçelerle yerel mahkemece açılan davanın kabulüne şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı  anlaşılmıştır.<br>Öte yandan;<br>Davalı vekilince istinaf talebine konu edilen, \"... icra dosyasında vekaleti bulunan ve dava dilekçesinde davalı vekili olarak bilgileri yazılan vekile yani tarafımıza tebligat yapılmamıştır (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi 22.02.2018 Tarih 2015/36321 E. 2018/2344 K ), tebligat yapılmadan ve taraf teşkili sağlanmadan deliller toplandığından tarafımızca ticari defterler sunulamamış, müvekkil şirketin ticari defterleri incelenmeden hüküm tesis edilmiştir...\" yönündeki talebin degerlendirilmesinde; aleyhine icra takibi başlatılan borçlunun, takibe vekil ile itiraz etse dahi, alacaklının açacağı itirazın iptali davasında dava dilekçesinin borçlu asıla tebliğinin gerekmesi karşısında, davalı vekilince yapılan ve az önce belirtilen talebi içeren istinaf isteminin yerinde olmadığı, bu nedenle de istinaf isteminin reddine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.<br> Gerekçeli karar başlığında; taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.583,26 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 3.180,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 403,26 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 22/04/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye  ...<br>¸e-imzalıdır <br>...<br>Katip  ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eacd7299d17a81e4","SID":"911c943bf3a66b54"}}