{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/590 <br>KARAR NO: 2024/391<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 08/10/2020<br>NUMARASI: 2018/40 Esas -  2020/479 Karar<br>DAVA: Limited Şirkette Hisse Devrine İlişkin Sözleşmenin Aynen İfası<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalılarla 02.07.2016 tarihli sözleşmeyi imzaladıklarını, halen sahibi bulunduğu ... şirketini fiili olarak sözleşmeye itimadı sebebiyle davalılara teslim ettiğini, müvekkilinin davalılara teslim ettiği şirketin yıllarca emek vererek inşa ettiği temel üzerinde ve onun sağladığı olanaklardan faydalanılarak büyüdüğünü, davalı tarafın müvekkilini oyalayarak ödeme yapmadığını, kira sözleşmelerinde dahi halen kefil durumunda olduğunu, kendisine dair sözleşmede kararlaştırılan her türlü yükümlülüğünü yerine getirdiğini, davacının çok ciddi mağduriyetlere uğradığını, davalı şirket ve diğer davalının malvarlıklarının devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, davalı şirketin idaresi için dava süresince mahkemenin kayyum atayarak şirket idare ve kontrolünü kayyuma devretmesini, sözleşmenin akdedilmesinden şimdiki zamana yaklaşık olarak müvekkiline ödenmeyen tüm kar paylarından sonradan ıslah edilmek üzere şimdilik 10.000,00-TL'lik kısmının, yargılama gideri ve avukatlık ücretlerinin de davalılardan alınarak taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının sahibi olduğu ... şirketinden müvekkiline veya şirketine devredilmiş bir hisse veya mal bulunmadığını, ...'nun böyle bir sözleşmeden haberi olmadığı gibi devredilmiş bir hisse de bulunmadığını, sözleşme tarihi olarak belirtilen 02.07.2016 tarihinden sonra bir şirket kurulmadığını, müvekkilinin sahibi olduğu ... Ltd. Şti'nin kuruluş tarihinin 16.10.2015 olduğu, sözleşmede sözü ... bu sözleşmeden habersiz olduğu gibi herhangi bir şekilde hisse verilmediğini, müvekkili şirketin kiracı olarak bulunduğu gayrimenkule davacının hiçbir ilgisinin olmadığını, davacının iddia ettiği gibi bir kefilliğinde söz konusu olmadığını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" Somut uyuşmazlıkta; dava dilekçesine ekli \"Ortaklık\" başlıklı tarihsiz adi yazılı belgede; yeni bir şirket kurulacağı, kurulacak şirketin davalı adına ve hisse yapısı olarak 3 eşit ortağın bulunacağı, mevcut borçların davacı üzerinden şirketçe ödeneceği, ortaklığa ilişkin bir ortaklık sözleşmesi yapılacağının kararlaştırıldığı, yine davacı yanca dosya kapsamına 02.07.2016 tarihli başlıksız belgenin ibraz edildiği ve şubeler yönünden kar payına ilişkin protokol olduğu hususunun iddia edildiği anlaşılmıştır. Limited şirket pay devrinin ne şekilde yapılacağı TTK.'nın 595. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, pay devri veya devir vaadi hakkındaki sözleşmenin yazılı şekilde yapılması ve imzaların da noterce tasdik edilmesi, ortaklarca maddede gösterilen nisapla devre muvafakat edilmesi ve devir hususunun pay defterine kaydedilmesi gereklidir. Belirtilen şekil şartı, ispat için değil, sözleşmenin geçerliliği için zorunludur. İmzaları noterce tasdik edilmeyen limited şirket pay devrini öngören adi yazılı sözleşmeler geçersizdir. Somut uyuşmazlıkta limited şirket hisse devir vaadine ilişkin olduğu iddia edilen \"ortaklık\" başlıklı belgenin adi yazılı olarak yapıldığından TTK.'nın 595/1 maddesi gereğince devir vaadinin geçerliliğinden söz edilemeyecektir. Yine akabinde de yapılması gerekli resmi merasimin de yerine getirilmediğinden söz konusu sözleşmenin davacı yana davalı şirket hisselerini devir hakkı vermeyeceği gibi tazminata da hak kazandırmayacağı ve taraflar arasında hak ve borç doğurmayacağı açıktır. Kaldı ki söz konusu adi yazılı belgeye ilişkin olarak davacı kendi üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini iddia etmişse de; dosya kapsamına alınan bilirkişi raporunda belirtilen bir kısım menkullere ilişkin fatura düzenlenmesinin kendi edimini yerine getirdiğine ispata elverişli olmadığı açıktır. Hisse devir vaadine ilişkin adi yazılı belge yukarıda açıklanan gerekçelerle geçersiz olup, somut olayda taraflarca resmi şekil şartlarının da bilahare yerine getirilmediğinden yan edimleri içerdiği iddia edilen 02.07.2016 tarihli başlıksız belge gereğince şubeler yönünden kar payı talep etme hakkı doğurduğundan da bahsedilemeyeceği anlaşılmış olup davalı ...  yönünden açılan davanın reddine karar vermek gerekmiş, davalı şirket davacı yanca dayanılan adi yazılı belgelerde taraf olmadığından şirket aleyhine açılan davanın da pasif husumet yokluğundan reddine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların hür iradeleriyle adi ortaklık sözleşmesini akdettikten sonra her maddeyi hayata geçirdiklerini, davacının ortaklık sözleşmesi uyarınca sahibi olduğu işletmeyi ortaklığın kullanımına sunmuş ancak davalı üzerine düşen %33 hisse devri ve kar payı tahhüdünü ifa yükümlülüğünü yerine getirmediğini, davacının Şişli Belediyesi ruhsat başvurusundan gelen belgeleri incelendiğinde kira sözleşmesinde kefil olduğunun ortaya çıktığını, böylelikle şirketin kurulduğu mecur dahi davacı ile birlikte kiralandığının doğrulandığını, davalı ... diğer davalı ... Ltd Şti’yi davacının Şişli’deki adresinde davamıza dayanak ortaklık sözleşmesi üzerine kurduğunu, ortaklık sözleşmesinde kararlaştırıldığı  üzere, Bakırköy, Kadıköy ve Beylikdüzü’nde şubeler açıldığını, Vergi Dairesi kayıtlarının dosyaya sunulduğunu, davalının davacıya ait 8 adet senedi de, bu ortaklık sözleşmesi gereği ödediğini, 08.07.2019 Tarihli Bilirkişi Kurul Raporu 3. Maddede tespit edildiği üzere, ortaklık sözleşmesinde yer alan 4. Madde gereği davacının 9 adet toplam 52.000 TL bedelli senedi davalı tarafından ödendiğini, davalının tüm bunları ortaklık sözleşmesinin maddelerini yerine getirme amaçlı gerçekleştirdiğini, 02.07.2016 tarihli protokol ana sözleşmenin teyit edildiği ve davacıya kar paylarının ne miktarda ödeneceğinin belirlendiği bir protokol olduğunu, zaten bilirkişinin de tarafların aralarındaki iletişim (whatsapp-sms) yazışmalardan bir ortaklık olduğu ve bu ortaklık nedeniyle bir kısım ödemelerin yapıldığını da tespit etmiş olup ancak bu protokol hükümlerinin de yerine getirilmediğini ve davacıya hiçbir ödeme yapılmadığını, davalının kendi lehine olan tüm maddeleri hayata geçirmiş olup davacının lehine olan 1/3 devir yükümlülüğünde ise yükümlülükten kaçınmış ve davacıyı dava açmak zorunda bıraktığını, bilirkişi raporunun sonuç bölümünün 2. Maddesinde de açık şekilde belirtildiği üzere, davalının kurulan ...Ltd Şti'ye ait hisselerin 1/3'ini davacıya devretmesi gerektiği halde devretmediği buna karşılık diğer yükümlülüklerin gerçekleştirildiğinin açık şekilde tespit edildiğini, tanıklarının dinlenmediğini,  02.07.2016 Tarihli protokol uyarınca kar payı ödenmesi ile ilgili davalının imzası yer alan yapılandırma sözleşmesi uyarınca kar payı taleplerini hakkında bir karar da verilmediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, limited şirket hissesinin devrine yönelik sözleşmesinin aynen ifası ve kar payı alacağının tahsili davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, hisselerin davacıya devrinin koşullarının oluşup oluşmadığı noktasındadır. Davacı ile davalı ... arasında bila tarihli \"ortaklık\" başlıklı belge imzalanmıştır.Davacı tarafça, ortaklık sözleşmesinden kaynaklanan edimlerinin yerine getirilmesine rağmen karşı tarafın hisseleri devretmediğinden bahisle hisselerin devrine ve kar payının tahsiline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Davacı tarafça hisse devrine konu şirketin davalı ... Limited Şirketi olduğu iddia edilmiştir.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 595/1. maddesi, esas sermaye payının devri ve devir borcunu doğuran işlemler yazılı şekilde yapılır ve tarafların imzaları noterce onanır, şeklinde düzenlenmiştir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 29/2. maddesi ise, Kanunlarda öngörülen istisnalar dışında, önsözleşmenin geçerliliği, ileride kurulacak sözleşmenin şekline bağlıdır, şeklindedir. Davacı tarafça,  bila tarihli \"ortaklık\" başlıklı belgenin davalı şirketin kuruluşundan önce imzalandığı ileri sürüldüğüne göre, bahsi geçen belgenin iddianın ileri sürülüş biçimine göre ön sözleşme niteliğinde olduğu açıktır. Eldeki davada limited şirket hissesinin devri söz konusu olduğundan ön sözleşmenin de TTK'nın 595/1. Maddesindeki şekle uygun olması gerekir. Ancak noter tasdiki taşımayan söz konusu sözleşme anılan şekil şartına uygun değildir. Kaldı ki, ön sözleşme aynen ifanın istenebilmesi için yeterli olmayıp ayrıca hisse devrine yönelik asıl sözleşmenin de bulunması gerekir. Ancak somut olayda ön sözleşmeden sonra hisse devrine yönelik asıl sözleşmenin yapıldığı iddia ve ispat edilmemiştir. Bu haliyle, söz konusu ön sözleşme, hissenin devri talep etmek için davacıya bir hak vermediği gibi davalı şirkete karşı da hüküm ifade etmemektedir. Bu haliyle davacının hissedarlık sıfatı bulunmadığı da nazara alındığında kar payı isteminin de koşulları oluşmamıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Karardan sonra davalı yan gider avansından karşılanan 37,50 TL posta masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Kararın, HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3c8c57b3a733550d","SID":"1d19639741c8dd9c"}}