{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/493 <br>KARAR NO: 2024/399<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/11/2020<br>NUMARASI: 2018/714 Esas -  2020/564 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekillerince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkil şirket ile davalı arasında ticari ilişki mevcut olduğunu, dilekçe ekinde sunulan cari hesap ekstresi bakiye tutarın tahsil edilmediğini, bu durum üzerine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, ancak davalının herhangi bir borcu olmadığından bahisle icra takibine itiraz ettiğini, davalı borçlu şirketin mezkur icra takibine davalının 04/10/2018 tarihinde yapmış olduğu hukuka aykırı ve kötü niyetli itirazının iptaline ve takibin asıl alacak tutarı üzerinden devamına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle, dosyada belirtildiği şekilde davacı şirkete borcun mevcut olmadığını, bu nedenle dosyaya sundukları beyanlarının kabulünü talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Somut olayda; ispat külfeti davacı üzerinde olup davacının davalıya mal teslim ettiğini usulüne uygun delillerle kanıtlaması gerekir. Davacı tarafa teslime ilişkin belgeleri sunması için süre verilmişse de kesin süre içerisinde herhangi bir belge sunulmadığı ve yemin deliline dayanılmadığı görülmüştür. Mahkememizce davalı şirketin BA/BS formları istenmiş olup taraflar arasında 5.593,00 TL bedelli alım satım olduğu anlaşılmıştır. Faturanın ilgili Vergi Dairesine bildirilmesi halinde bu bildirimin fatura kapsamındaki malların teslim alınmış olduğunu göstereceğinden bu miktar yönünden teslimin gerçekleştiği, kalan miktar yönünden ise teslim hususunun ispatlanamadığı tespit edilmiştir. HMK’nin ispat yükünü düzenleyen 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince de, \"Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.\" düzenlemeleri mevcuttur. Buna göre; teslim iddiasının davacı tarafça ispatı gerekmekle bu husus davalı BA/BS formlarına göre 5.593,00 TL haricinde kalan kısım yönünden ispatlanamadığından davanın kısmen kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalıysa, dava dilekçesine karşı cevap dilekçesi vermemiş, delil bildirmemiş ve delil dilekçesi de sunmamış olup, buna rağmen Mahkemenin, davalı tarafın defterlerinin bilirkişiye verilmesine karar verdiğini, HMK 25/1' e göre hâkim, iki taraftan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamaz ve onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz denilmiş ve HMK25/2 göreyse Kanunla belirtilen durumlar dışında, hâkim, kendiliğinden delil toplayamayacağını, ayrıca bilirkişi raporunu davalının defterlerini inceleyerek düzenlemesi, taraflarca getirilme ilkesine aykırı olduğunu, davalının sunduğu ticari defterlerin delil olarak ibrazına muvafakati olmadığı halde bu defterlerin delil kabul edilerek hüküm kurulması, iddia ve savunmanın genişletilmesi ve değiştirilmesi yasağına aykırılık teşkil ettiğini, davalının dilekçeleri olmadığı halde;  davalının cari hesabını dikkate alarak bilirkişi raporu  düzenlenmiş olup mahkemenin gerekçeli kararında  raporu dikkate alarak davacının kalan miktar yönünden alacak iddiasının ispata muhtaç olduğunu belirtmiş, oysaki davacının davalıya satmış olduğu mallar için düzenlediği, 05.02.2018 tarihli faturayla cari hesap dökümünün tutarlı ve 13.270,00 TL olduğunu, asıl alacak olan 13.247,81 TL üzerinden davanın kabulü gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Zeytinburnu vergi dairesi 29.11.2019 tarihli yazısı ile dosyaya gönderilen müvekkil ... şirketine ait 2018 BA formunun 14. Sırasında kayıtlı ... Malzemeleri 5.593TL lik kayıt ile dava konusu faturanın ilgisi bulunmadığını, BA formundaki kayda ait fatura takip dayanağı ile  hiç bir ilgisi olmayan 02.01.2018 tarihli  ... sayılı 5.593TL (+kdv=6.600TL) bedelli fatura olduğunu, davalı şirketin BA formunda kayıtlı olan bu faturanın bedeli ise ödendiğini, 28.06.2020 tarihli bilirkişi raporunda tarafların ticari defterlerinde yapılan inceleme neticesinde davalı şirket defterlerinin usulüne uygun olarak tutulduğu ve cari hesapta davacı tarafa borçlu olunmadığı tespit edilmiş,BA formunda mevcut (kdv dahil 6.600TL bedelli) faturanın ödendiği her iki şirketin örtüşen kayıtları ile sabit olduğunu, yine raporda davacı tarafın faturaya konu malların teslimi ispata yarar belgenin olmadığı, 05.02.2019 tarihli ... nolu sevk irsaliyesinin tebliğine ilişkin belge bulunmadığı, bu halde davacının alacağını ve mallarını teslimini ispat edemediği tespit edilmiş olup davacı tarafça dairenize sunulan 05.02.2019 tarihli ... nolu sevk irsaliyesin de müvekkil şirkete ait imzanın olmadığı açık olup vergi dairesine bildirilen fatura ile takip konusu faturanın ilgisi bulunmadığını, BA formundaki fatura ve ödendiğine dair taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı gibi, ticari defterlerle de sabit olduğunu, mahkeme BA formunu tamamen yanlış değerlendirmiş olup taraflar arasında 2018 yılında tek bir mal alışverişi olduğu, BA formundaki kaydın da bu olduğu, bu kayda ilişkin faturanın ise ödendiği, bilirkişi raporları ile sunulan ve birbirleri ile örtüşen cari hesap kayıtlarında da açık olduğunu, BA formları bilirkişi raporu sunulduktan sonra vergi dairesinden istenmiş olup, mahkeme değerlendirmeyi yapamayacak durumda ise dosyayı yeniden bilirkişiye göndererek ek rapor alması gerekirken, cari hesaplarla karşılaştırma dahi yapmayarak karar verdiğini, ayrıca vergi dairesine mahkemece yazılan 27.11.2019 tarihli müzekkerede sadece 2018 yılı BA-BS formları talep edilmiş, takip konusu fatura ayrıntılı olarak yazılarak bu fatura ile ilgili BA formu düzenlenip düzenlenmediği sorulmamış olup davacının davalı aleyhine başlattığı takipte haksız olduğu, böyle bir alacağının olmadığı, takip dayanağı faturaya konu malları teslim etmediği, fatura ve sevk irsaliyesinde davalı imzası olmadığı, BA formunda takip konusu faturanın olmadığı, ortaya çıktığını, haksız ve kötüniyetli takip sebebiyle davanın tamamen reddedilip, ıslah dilekçesinin de dikkate alınarak davacının %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesi gerektiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı cari(açık) hesaptan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, cari hesabı oluşturan faturalara konu emtianın teslim edilip edilmediği noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, Bakırköy .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"cari hesap\" sebebine dayalı olarak 13.247,81 TL asıl alacağın tahsili istemiyle 16/05/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır.Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre, Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen davacı ticari defterlerine göre, takip tarihi itibariyle davalıdan 13.270,00 TL alacaklı durumdadır. Davalı ticari defterlerine göre ise, takip tarihi itibariyle davacıya borcu görünmemektedir.Taraf ticari defterlerindeki mutabakatsızlık, davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan 13.270,00 TL bedelli bir adet satış faturasının davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmamasından kaynaklanmaktadır. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 64/2. Maddesine göre , Tacir, işletmesiyle ilgili olarak gönderilmiş bulunan her türlü belgenin, fotokopi, karbonlu kopya, mikrofiş, bilgisayar kaydı veya benzer şekildeki bir kopyasını, yazılı, görsel veya elektronik ortamda saklamakla yükümlüdür. Madde gerekçesinde tacirin bu yükümlülüğü belgeleme ve kaydın belgeye(evrak-ı müsbiteye) dayanması(belge yoksa kayıtta yoktur) ilkesine dayandırılmıştır. Bilirkişi raporunda, 13.270,00 TL bedelli faturaya ilişkin sevk irsaliyesi düzenlendiği ancak fatura içeriği emtiaların davalıya teslim edildiğinin belgelenemediği belirtilmiştir.Ticari defter ve kayıtların usulüne uygun tutulmuş olması yanında defterlerde yer alan kayıtların dayanağının da usulüne uygun olması gerekir. Davacının ticari defterlerinde kayıtlı olan faturanın dayanağının da usulüne uygun olduğunun ispatlanması gerekir. Fatura düzenlenmesi ve dayanağı kanıtlanamayan bu faturanın davacı defterlerinde kayıtlı olması ve faturaya itiraz edilmemiş olması tek başına akdi ilişkinin kanıtını oluşturmaz. Davada ispat külfeti fatura nedeniyle alacaklı olduğunu iddia eden davacı üzerindedir. Davacının faturalara konu malları davalıya teslim ettiğini usulüne uygun delillerle ispatlaması gerekir. Fatura düzenlenmesi ve tebliğ edilen bu faturaya süresinde itiraz edilmemesi tek başına alacağın varlığını göstermez.Alacağın dayanağına ilişkin cari hesap ekstresi sunulmuş ise de  bu cari hesabı oluşturan faturaya konu malın teslimine ilişkin dosyada herhangi bir belge mevcut değildir. Davacının ticari defterindeki kaydın sebebi ispatlanamadığından davacının ticari defterlerinin lehe delil  niteliği bulunmamaktadır. İlk derece mahkemesince davalının BA bildirimleri celbedilerek, davalının 5.593,00 TL faturayı bildirdiğinden bahisle dava bu miktar itibariyle kabul edilmiş ise de, bu bildirimin KDV dahil tutarı 6.600,00 TL olup, bu fatura bedeli davacının defterine göre dahi havale ile ödenmiştir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık 13.270,00 TL bedelli faturadan kaynaklı olup, bu faturaya konu malların teslim edildiği de ispatlanamamış olup, ilk derece mahkemesince hatalı değerlendirme ile davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.Dava basit yargılama usulüne tabi olup, cevap dilekçesinin davacıya tebliği gerekmediği gibi tarafların ticari defterlerinin incelenmesine resen de karar verilebileceğinden davacının bu yönlere temas eden istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.Davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilebilmesi için, davacının takibinde haksız ve kötüniyetli olması şarttır. Eldeki davada her ne kadar takip haksız ise de davacının takibinde kötü niyetli olduğu ispatlanamamıştır. Bu haliyle davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesinin koşulları oluşmamıştır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine; ilk derece mahkemesince teslim iddiasının davacı tarafça ispatı gerektiği bu hususun davalı BA/BS formlarına göre 5.593,00 TL  bedelli alım satım olduğundan bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce ilk derece mahkemesi kararı düzeltilerek yeniden esas hakkında aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE,2-Davalının şartları oluşmayan kötüniyet tazminatı talebinin reddine,3-Başlangıçta peşin olarak alınan 264,78 TL karar ve ilam harcının işin hitamında ödenmesi gereken 427,60 TL harçtan mahsubu ile kalan 162,82‬ TL'nin davacıdan alınarak hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinde bırakılmasına,5-Davalı yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. uyarınca 15.504,22‬ TL avukatlık ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca, artan gider avansının davacıya; davalının yatırdığı avanstan artan kısmın kendisine iadesine,7-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,c-Davacı tarafından yapılan yargılama masraflarının kendi üzerinden bırakılmasına,d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, posta ve tebligat gideri 43,00 TL olmak üzere toplam 205,10 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b1ed8c4139084f94","SID":"7638be663f2894d4"}}