{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/491 <br>KARAR NO: 2024/396<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 24/12/2020<br>NUMARASI: 2019/212 Esas -  2020/792 Karar<br>DAVA: Tazminat (Sözleşmeden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili 2013 model ... marka ... plakalı aracı ithalatçı firma ... A.Ş'den aldığını, araca dair bakımları aracı satın almış olduğu tarihten itibaren yetkili servisleri davalı .... A.Ş ve ... A.Ş'ye yaptığını, davalı yetkili servis .... A.Ş 06/07/2018 tarihli bakım ve servis hizmetini eksik ve hatalı yaptığını, burada yapılan bakımdan sonra 14/07/2018 tarihinde araç arızalanıp yolda kalmış olduğundan çekici vasıtası İle  ... A.Ş'ye götürüldüğünü, bu nedenle meydana gelen hasar için ... A.Ş'ye 26.383,81 TL ödemek zorunda kaldığını, davalı şirket 06/07/2018 tarihinde yapılan bakımda aracın triger zincirleri ile ilgili bakımı yapmadığını, bu hususta bilgilendirilmediğini, ithalatçı firmaya bildirilmeye çalışıldığını, herhangi bir cevap alınamadığını, davalı şirkete ve ithalatçı firmaya Bakırköy ... Noterliği aracılığı ile 04/12/2018 tarihinde zararların giderilmesi için ihtarname çekildiğini, bu ihtarnameye davalı tarafından ihtarname ile cevap verildiğini, zararın karşılanmadığını,  aracın bakımlarının istisnasız yetkili serviste ve zamanında yapıldığını, fazlaya ilişkin tüm hak ve alacaklarım saklı tutmak kaydı ile şimdilik 1.000,00 TL zararın dava tarihinden itibaren ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, masraf ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın ayıp ihbar ve zaman aşımı sürelerine riayet etmediğini, davacı tarafın 08.05.2019 tarihinde dava dilekçesi ile dava açtığım, alıcı malın ayıplı olduğunu öğrendikten sonra derhal satıcı veya servise başvurması gerektiğini, davaya konu aracın bakım ve servis hizmetlerinin eksik veya hatalı yapıldığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketin ... standartları doğrultusunda üzerine düşeni eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, aracın 06/07/2018 tarihinde servise yağ ve fılitrelerin değişimi olarak getirildiğini, bunun dışında klima sisteminin soğutma problemi olduğu belirtilmiş olduğunu, ... marka araçların rutin bakımlarında yapılacak işlemlerin üretici firma olan ... tarafından belirlendiğini, otomobilin rutin bakımlarında motor zincirlerinin kontrol ve bakımı diye bir işlemin söz konusu olmadığını, aracın filtrelerin ve motor yağının değişimini gerçekleştirdiklerini, klima sisteminin onarıldığını, bunun dışında davacının başka bir şikayeti olmadığından aracı sorunsuz bir şekilde kullanılmak üzere teslim ettiklerini, eksik servis işlemi sunulmuş olsa bile motor zinciri değişim bedelinin talep edilmesinin mümkün olmaması gerektiğini, davacı tarafın aracın bakımlarını garanti şartlarına aykırı şekilde düzensiz yaptırdığını, davanın esastan ve usulden reddini, yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İhbar olunan .... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle: davacı tarafın her türlü ayıp iddiasına karşı taleplerinin 2 yıllık zamanaşımına uğramış olduğunu, 2 yıllık garanti süresinin geçtiğini, davanın esasa girilmeden zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesini, tarafların tacir olduğunu zamanaşımı hususunda 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu ilgili maddeleri dikkate  alınmasının gerektiğini, aracın satım ve teslim alındığı tarihte yürürlükte bulunan TTK’nın 23. Madddesinde TBK’ya atıf yapıldığını, diğer hususlarda anılan Kanun hükümlerinin uygulanacağını, davacı tarafın, yasanın öngördüğü ayıp ve ihbar yükümlülüğüne uygun davranmadığını, davacı tarafın ayıp iddialarının kabulü anlamına gelmemek ve esasa ilişkin olarak yapacakları açıklamalar saklı kalmak kaydıyla, davacının, yasanın öngördüğü ayıp ihbar ve muayene yükümlülüklerine uygun davranmadığını ve bu nedenle ayıp iddiasına dayalı dava hakkını kaybettiğinini, derdest dava 01.07.2013 tarihli tescil işleminden yaklaşık 6 yıl sonra 07.05.2019 tarihli dava dilekçesi ile ikame edildiğini, dava konusu edilen servis işlemi ise 06.07.2018 tarihli olduğunu, aracın hatalı verildiği iddia olunan servis işleminden sonra diğer servis ... A.Ş.'de 14.07.2018 tarihindeki yapılan işlemlere dair davacının zarar talebi söz konusu olduğunu, davacının anılan servis işlemine dair şikayet ve taleplerini 04.12.2018 tarihli ihtarnameye konu ettiğini, yasada öngörülen 2 ve 8 günlük gözden geçirme ve ayıp bildirimi yükümlülüklerine uygun davrandığını, davacı tarafın basiretli bir tacir gibi davranmadığını, derhal bildirim yükümlülüğüne uymadığını, davacı şirketin taleplerinin usulden reddine karar verilmesini, dava konusu araçta servis hizmetinden kaynaklanan herhangi bir kusur, ayıp bulunmadığını, dava konusu araç satım ve teslim edildiği tarihten itibaren şikayet konusu tarihe kadar yaklaşık 5 yılı aşkın süredir kullanıldığını, araca verilen hasarların ve kullanıcı hatalarının tespit edilmesini ve dava konusu şikayetin neden kaynaklandığının bilimsel ve objektif olarak belirlenmesinin gerektiğini, aracın mevcut durumu (aracın km’si, modeli, yaşı, periyodik bakımları, hasar durumu vb.) araştırılarak, yetkili servis dışında görülen işlemleri davacıdan sorularak, tespit edilen hususların davacının iddiası temelindeki şikayete sebebiyet verip vermediğinin saptanması gerektiğini, aracın garanti süresinin dolduğunu, araçta ortaya çıkan şikayet/arızanın bedel karşılığında yapılmasının gerektiğini, davacı tarafın açmış olduğu işbu haksız davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"Tüm dosya kapsamından; davacıya ait ... plakalı aracın 14/07/2018 tarihinde arızalandığı ve yolda kaldığı, çekici vasıtası ile ... A.Ş'ye götürüldüğü, ... A.Ş'de aracın tamiri için 26.383,81 TL fatura düzenlenerek bu bedel davacı tarafından ödendiği, davacı şirket tarafından 14.08.2018 ... Otomotiv'e ayıp ihbarının yapıldığı, davacı şirket tarafından 04.12.2018 tarihinde ihbar olunan ... Oto'ya ve davalı ... Oto'ya ihtarname çekildiği, davacı şirketin aracı satın aldıktan sonra periyodik bakımlarını süresinde yaptırdığı, bilirkişi raporunda da açıklandığı üzere aracın belli bir kilometreye geldikten sonra triger kayışının değiştirilmesi gerektiği, araç arızalanmadan önce yapılan 06/07/2018 tarihli bakımda davalı tarafça  son bakımda aracın triger kayışının değiştirilmesi gerektiği hususunun araç maliki davacıya hatırlatılması gerekmesine rağmen bu husus davacıya hatırlatılmadığından davalı şirketin olayın meydana gelmesinde tam kusurlu olduğu, ayıplı hizmet ifa ettiği, toplam zarar bedeli KDV dahil 26.383,81 TL olup, bu bedelden davacının zaten triger kayış bedelinden kendisinin sorumlu olması nedeniyle triger kayış bedeli mahsup edilmek üzere bakiye 22.000,75 TL'den davalının sorumlu olduğu anlaşılarak davacı vekilinin ıslah dilekçesi doğrultusunda davanın kabulüne karar verilmiş, söz konusu bedelin ödenmesi için davadan önce davalıyı temerrüde düşürecek ihtarname vs gönderilerek davalı temerrüde düşürülmediğinden dava tarihinden itibaren faiz işletilerek davanın kabulüne, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu araçta gizli ayıp olduğunu kabul etmemekle birlikte araçta gizli ayıbın mevcut olduğu kabul edilecek dahi olsa, hak düşürücü sürelerin aşıldığını, davaya konu aracın motorundaki hasar 14.07.2018 tarihinde meydana geldiğini, davacının ise 08.05.2019 tarihli dava dilekçesi ile dava açtığını, oysa TTK’nın 23/3. maddesinin atfı ile borçlar kanunun 223. maddesine göre alıcı malın veya hizmetin ayıplı olduğunu öğrendikten sonra derhal satıcı veya servise başvurması gerektiğini, somut olayda davacının, davalı şirketin servis hizmetinin ayıplı olduğunu iddia etmekte ve bu nedenle aracın onarım bedeli ile değer kaybı bedelini talep ettiğini, ancak bu yöndeki taleplerini 14.07.2018 tarihinde meydana gelen motor hasarının üzerinden 10 ay gibi uzunca bir süre geçtikten sonra davalı şirkete açmış olduğu dava ile bildirdiğini, bu durumda derhal bildirim yükümlülüğüne uymadığını, davacının, istinaf dilekçesinde sunulan yargıtay kararı doğrultusunda aracı bu haliyle kabul etmiş sayılması gerektiğini, davaya konu aracın bakım ve servis hizmetlerinin eksik veya hatalı yapıldığına ilişkin iddiaların gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin, ... standartları doğrultusunda üzerine düşeni eksiksiz şekilde yerine getirdiğini, 2 yıllık garanti süresi dolmuş olan aracın, yetkili servislerdeki periyodik bakımı süresinde yapılmamış ve araç sahibi üzerine düşen özen gösterme yükümlülüğünü yerine getirmemiş olup bu hususun mahkemece yeterince dikkate alınmamasının kabul edilemeyeceğini, mahkeme kararının, eksik incelemeye dayalı denetime elverişsiz bir rapora dayandığını, bilirkişinin davaya konu aracın eski triger kayışı ve değişen parçaları üzerinde hiçbir incelemede bulunmadan rapor hazırlaması bile raporun eksik ve hatalı olduğunu gösterdiğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, bakım ve servis hizmetinin eksik ve hatalı yapılması nedeniyle uğranılan zararın tazmini davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı, hizmetin ayıplı olup olmadığı, arızanın kullanıcı hatası veya dış etmenlerden kaynaklı olup olmadığı noktasındadır.06/07/2018 tarihinde davalı tarafından dava konusu araca 158.272 km'de iken periyodik bakım yapılmış, 14/07/2018 tarihinde ise araç 159.190 km'de iken triger zinciri kopması arızası meydana gelmiştir.Davacı tarafça, 06/07/2018 tarihinde davalı tarafından verilen servis hizmetinin eksik ve hatalı olması nedeniyle  dava konusu araçta meydana gelen triger zinciri arızası nedeniyle oluşan zararın tazminine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Taraflar arasındaki servis hizmeti sözleşmesi eser sözleşmesi niteliğindedir. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 471/1. maddesine göre, yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre ise,  yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır.Davalı tarafça, dava konusu otomobilin rutin bakımlarında motor zincirinin kontrol ve bakımı diye bir iş/işlem söz konusu olmadığını ve bu doğrultuda davaya konu araç üzerinde yapılan işlemlerde filtreler ve motor yağının değiştiği, klima sisteminin kaçak kontrolü yapılıp kaçak bulunması üzerine klima radyatörünün değiştirildiğini, bunun dışında davacının da araçla ilgili başkaca bir şikayeti bulunmadığından yapılan işlemler tamamlandıktan sonra aracın sorunsuz bir şekilde kullanılmak üzere sahibine teslim edildiği ifade edilmiştir. Buna göre, triger zincirinin kontrolünün yapılmadığı anlaşılmaktadır. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda emsal araçlar için triger zinciri değişiminin 150.000 km olduğunu, bu nedenle servislerin periyodik bakımlarda triger sistemini kontrol edip araç sahibini uyarması gerektiğini belirtmiştir. Davaya konu araç, 06/07/2018 tarihinde 158.272 km'de iken periyodik bakım için davalıya getirilmiş ancak davalı, iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa borcu altında olmasına rağmen bu bakımda triger zincirini kontrol edilmemiştir. Bu nedenle dava konusu araçta  14/07/2018 tarihinde 159.190 km'de iken meydana gelen triger zinciri kopması arızası nedeniyle ortaya çıkan zarardan davalı sorumludur.Davalı tarafça ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı ve zamanaşımı sürelerine riayet edilmediği ileri sürülmüştür. Genellikle niteliklerdeki eksiklik ayıbı ifade ettiği halde daha çok miktar, parça, kısımların tam olmaması eksik ifa olarak adlandırılır. Somut olayda, zarar, davalının yapmakla yükümlü olmasına rağmen yapılmayan triger zinciri kontrolünden kaynaklanması nedeniyle ayıplı ifa değil, eksik ifa söz konusudur. Eksik ifanın söz konusu olduğu hallerde ise ayıp ihbarına gerek yoktur. Ayrıca bu halde ayıp zamanaşımı değil genel zamanaşımı süreleri uygulanır. Dolayısıyla davalının ayıp ihbarı ve zamanaşımına ilişkin iddiaları yerinde görülmemiştir.Davalı ayrıca arıza da kullanıcı hatasının payı da olduğu, araç bakım aralıklarının düzenli olmadığı ile bilirkişinin değişen parçaları görmeden triger zincirinin dış etkilerden kaynaklı bir nedenle kopmuş olabileceği değerlendirilmeden raporunu hazırladığını beyan etmiştir. 06/07/2018 tarihinde 158.272 km'de iken yapılan periyodik bakımdan önce araçta kullanım hatası bulunsa dahi bunun periyodik bakımda fark edilmesi gerekeceğinden araç servis bakımlarının belirlenen sürelerde  yapılmamasının sonuca bir etkisi bulunmamaktadır.  Davalı triger kayışının dış etkilerden kaynaklı bir nedenle kopmuş olabileceğini iddia etmekle birlikte bu iddiasını somutlaştırmamıştır. Kendisinin de yetkili servis olduğu anlaşılan ... A.Ş.'nin iş emri ve servis kayıtlarında triger kayışının kopmasına dış etkinin neden olduğuna dair bir kayıt bulunmamaktadır. Bu haliyle davalı taraf söz konusu iddialarını ispatlayamamış olup ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 375,72 TL harcın, alınması gerekli olan 1.502,87 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.127,15 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f22726ef2d3f3e13","SID":"94527152c7dce106"}}