{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/411 <br>KARAR NO: 2024/397<br>KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/10/2020<br>NUMARASI: 2018/1247 Esas -  2020/517 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 14/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalı  vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı ... Ltd. Şti. tarafından 26.02.2017 tarihinde ... sistem satın alındığı, sözleşme öncesi yapılan görüşmelerde karşı tarafın sistemi almak için gereken testleri yaptırdığı ve faturada belirtilen sistemi satın aldığı, tarafların aralarında anlaşarak, karşı tarafın ödemeyi 2.000.-USD peşin, 2.000.-USD ünitenin teslim alınmaya gelineceği zaman ve kalan 2.000.-USD ve 1.080 USD KDV'nin ise fatura tarihinden 1 ay sonra ödenmesi ve davalının toplam 6.000.-USD ödemesini müvekkilinin kabul ettiği, Karşı tarafın 2.000.-USD peşin ödediği, daha sonra 2.000.-USD'yi de sistemi almaya geldikleri zaman ödeyerek toplamda 4.000-USD'nin taraflarına ödendiği, Davalı tarafından, fatura tarihinden 1 ay sonra ödenmesi gereken 2.000.-USD'nin ödenmediği, ödenmeyen 2.000 +1.080 (KDV) USD'nin Türk Lirası'na çevrilerek icraya konulduğu, Karşı tarafın gönderdiği, faturaya itiraz süresinden çok sonra, Karşıyaka ... Noterliğinin 25.04.2017 tarih ve ... Yevmiye numaralı ihtarnamede; Alınan sistemin kendileri için yetersiz olduğu ve yetersizliğin kendileri için sorun oluşturduğunu iddia ederek, sorunun garanti kapsamı içerisinde giderilmesi, giderilemiyorsa yapılan ödemelerin kendilerine iade edilmesini talep ettikleri, iddiaların gerçek dışı olup ihtarnamede borçlu olduklarını kabul ettikleri, kabulden sonra da müvekkiline ödeme yapmadıkları, müvekkili ile davalı şirket arasında sözleşme öncesi yapılan görüşmelerde, davalı şirket tarafından gönderilen numunelerde karşı tarafın istediği sonuçların alındığı ve faturada belirtilen sistemin kendilerine, yapılan tetkikler sonucunda satıldığı, Anadolu ... İcra Müdürlüğümün ... E. Dosyasında, karşı tarafın, fatura tarihinden 1 ay sonra ödemesi gereken 3.080 (KDV ile birlikte) USD için icra takibi başlatıldığı, borçlunun yetki itirazının haksız olup kötü niyetli olarak ileri sürüldüğü, müvekkilinin, para borcu alacaklısı olarak TBK madde 89'a göre yerleşim yeri mahkemesinde icra takibini başlattığı, Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; İtirazın iptali ile takibin devamına, davalının, hükmedilecek meblağ üzerinden %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasında yapılmış özel bir yetki anlaşması bulunmadığı, bu durumda yetkili Mahkemenin İzmir mahkemeleri olduğu, Müvekkili şirketin davacı şirketten ULR 30W Lazer satın aldığı, satın almadan önce nerede kullanılacağını belirttiği ve malın kapasitesinin rigit PVC'yi kesmek için yeterli olup olmadığının sorulduğu, hatta numune gönderildiği ve davacının, kapasitenin yeterli olduğunu belirtmesi üzerine mal alındığı ancak kullanmaya başlanıldığında sıkıntılar yaşandığı, aletin kapasitesinin yeterli olmadığının anlaşıldığı, defalarca telefonla görüşüldüğü, mail yazışmaları yapıldığı, davacının oyalama yoluna gittiği anlaşılınca da, Karşıyaka ... Noterliği'nden 25.04.2017 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnameye rağmen davacının gereğini yapmadığı, garanti süresinin dolması için her tür oyalama taktiğini denediği, yasa gereği 2 yıl garanti vermesi gerekirken 1 yıl garanti verdiği, Müvekkili şirket iyi niyetle ödemelerini yapmasına karşın davacının maldaki ayıbı gidermediği, davacının maldaki ayıbı (kapasitenin yeterli olmaması ve müvekkilinin maldan beklediği faydayı elde edememesi nedeniyle uğradığı zararları) gidermesi, bunun mümkün olmadığı hallerde de malı geri alarak parayı iade etmesi gerekirken aksine icra takibi başlattığı, belirtilerek; Yetki itirazlarının kabulü ile davanın esasına girilmeden ve duruşma günü verilmeden dosya üzerinde inceleme yapılarak dosyanın yetkili İzmir mahkemesine gönderilmesine, Aksine kanaatle davaya devam edildiği takdirde, haksız ve mesnetsiz açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \" İtiraz iptali davası takibe sıkı sıkıya bağlı dava olmakla takip dayanağının 26.02.2017 tarihli fatura alacağına dayandırıldığı, öncelikle itiraz iptali davasının görülmesi için usulüne uygun olarak yetkili yerde takip bulunması gerektiğinden , taraflar arasındaki ticari ilişkinin inkar edilmediği ve faturaya dayalı alacak olması nedeni ile İİK 50 yollaması ile TBK 89/1 maddesi gereğince davacı alacaklının ikametgahı Tuzla İstanbul olduğundan davalı borçlunun takip dosyasına yapmış olduğu Yetki itirazının kaldırılması gerektiği, Davalının HMK 116  maddesi gereğince Mahkememizin Yetkisine yapmış olduğu ilk itirazının  alacak para alacağı olmakla alacaklının ikametgah mahkemesi yetkili olduğundan TBK 89/1 maddesi gereğince reddine karar verilmiştir. Davanın esasının incelenmesinden taraflar arasında davalının davacı şirketten ULR 30 W lazer makinesinin satın alındığı ve bedeli hususunun ihtilafsız olduğu, taraflar arasındaki ihtilafın davacı tarafından teslim edilen ürünün satımı vaad edilen ürün olup olmadığı ve ürünün ayıplı olup olmadığının irdelenmesi gerektiği, dava konusu makinenin incelenmesi makinenin bulunduğu Karşıyaka Asliye ticaret Mahkemesince keşif ile yaptırılmış ve makinede bulunan tüm mekanik bölümler ve elektrik teşkilatının çalıştırmaya uygun olduğu, yapılan kesme deneyinde zaman ile ölçümünün yapıldığı ve dakikada 2,72 metre olarak kesim yapıldığı, piyasadaki benzer makine fiatlarının 5.000-60.000 TL arasında olduğu, kesme hızlarının 2,50-30 metre arasında olduğu, taraflar arasındaki mail yazışmalarından makinenin gücünün artırılması gerektiği, bunun için yapılması gereken masrafın 12.000,00 TL olduğu, ancak taraflar arasında makinenin teknik özelliklerini belirten yazılı bir sözleşme bulunmadığı ve davalının ticari defterlerinde davacı tarafından gönderilen faturanın kaydedildiği ve ödeme yapılan miktar düşüldükten sonra 18.130,01 TL borçlu göründüğü, davacı tarafından kesilen fatura için davalının 2000 USD karşılığı 1.874 Euronun ... aracılığı ile ödendiği  teslim anında da 2.000 USD nin ödendiği, davalı tarafından yapılan toplam ödemenin 4.000 USD karşılığı yapıldığının davacınında kabulünde olduğu , davalı tarafından satılan ürünün ayıplı olduğu ve taraflar arasındaki anlaşmaya aykırı teslim edildiği iddiasının ispat edilemediği, davalının davacıya faturadan bakiye 3.080 USD karşılığı borcunun bulunduğu, davacı tarafından takip tarihi itibarı ile 3.080 USD TL ye dönüştürülerek takip talebinde bulunulduğu, davalının bakiye borç olan miktarın TL karşılığı 19.941,77 TL üzerinden itirazın iptali gerektiği, davacı tarafından her ne kadar takip tarihine kadar işlemiş faiz talebinde bulunulmuş ise de , taraflar arasında ödemeye tarihine ilişkin bir sözleşme bulunmadığı davalının temerrüdünün takip tarihi itibarı ile oluşması nedeni ile bu miktara taraflar tacir olmakla 3095 S.Y nın 2/2 maddesi gereğince avans faizi uygulanması gerektiği, davalı tarafından inkar edilen alacak likit olmakla davalının İİK 67/2 maddesi gereğince bu miktarın % 20 si oranında tazminat ile mahkumiyetine, ...\" karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; satın alınan makinenin kurulumu yapılıp çalıştırıldığında bir süre sonra verim alınamamış ve makinenin üzerine konulan PMVC'yi kesmemeye başladığını, davacının davalıyı oyaladığını, sonunda da hiçbir destek vermeyince ve makineyi değiştirmeyi de kabul etmeyince noterden ihtarname gönderildiğini, ancak davacının icra takibi yaparak kalan miktarı talep ettiğini, keşif zaptı ile rapor arasında fahiş çelişki olduğunu, kararın subjektif ve tek taraflı karar olduğunu, sunulan delillerin davalı tarafından hangi özelliklerde ne kadar kapasiteli  bir makine istenildiğini ortaya koymakta olup, davacının gönderilen numuneleri deneyerek dava konusu makinenin yeterli olacağını davalı şirketin işini göreceğini beyan ettiğini, ayrıca yazılı sözleşme aranmasının şart olmadığını, mutabakatın yeterli olduğunu, telefon görüşmelerinin ve yazışmaların makinenin talep edilen işi göremediğini ortaya koyduğunu, davacının yasal zorunluluk olan 2 yıllık garanti süresini de vermediğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı faturadan kaynaklanan alacağın tahsili istemiyle başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali davasıdır.İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, faturaya konu makinenin ayıplı olup olmadığı ve davacının alacağı bulunup bulunmadığı noktasındadır.Davacı takip alacaklısı tarafından, davalı takip borçlusu hakkında, İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, \"fatura alacağı\" sebebine dayalı olarak 19.990,43 TL asıl alacağın 3.225,31 TL işlemiş faiziyle birlikte tahsili istemiyle 10/09/2018 tarihli takip talebi ile ilamsız icra takibi başlatılmış, yetkiye ve borca itiraz üzerine takip durmuştur.Davacı tarafça, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu(İİK)'nun 67. maddesi uyarınca itirazın iptaline karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. Davalı diğer savunmalarının yanı sıra yetki itirazında bulunmuştur.Davalı taraf hem icra dairesinin yetkisine hem mahkemenin yetkisine itiraz etmiştir. Bu durumda mahkeme öncelikle tetkik mercinin (icra hukuk mahkemesinin) yerine geçerek, icra dairesinin yetkisine yönelik itirazı inceleyerek kesin olarak sonuçlandırmalıdır. Bu yetki itirazının incelenmesi sonucunda mahkeme, kendisinin yetkili olup olmadığını da belirlemiş olacaktır (Üstündağ, S.: İcra Hukukunun Esasları, İstanbul 1995, 6. Bası, s. 101-102 )(Yargıtay HGK.'nın 20.10.2020 Tarih ve 2020/(19)11-331 E., 2020/793 K sayılı Kararı; Yargıtay HGK.'nın 25.10.2018 Tarih ve 2017/13-534 E., 2018/1567 K. sayılı Kararı).İİK'nın 50/1. Maddesine göre, Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe yetkilidir. 6100 sayılı HMK'nın 6. Maddesinde ise, genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesi olarak kabul edilmiştir. Bunun yanı sıra HMK'nın 10. maddesine göre de, sözleşmeden doğan davaların, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesinde de açılabileceği düzenlenmiştir. Taraflar arasında sözleşmenin ifa edileceği yer belirlenmemişse, ifa yerinin 6098 sayılı TBK'nın 89. Maddesine göre belirleneceği izahtan varestedir. Taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu ve malın teslim edildiği ihtilafsız bulunduğuna göre, eldeki davaya konu para borcu bakımından alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri icra daireleri ve mahkemeleri yetkilidir. İcra takibi ve  dava davacının yerleşim yerinde açıldığından davalının icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itirazları yerinde değildir.Davaya konu malın davalıya teslim edildiği hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamakla birlikte davalı taraf teslim edilen makinenin ayıplı olduğunu savunmuştur.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu(TTK)'nun 23/1-c maddesi; \"Malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde durumu satıcıya ihbar etmelidir. Açıkça belli değilse alıcı malı teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya incelettirmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, haklarını korumak için durumu bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlüdür. Diğer durumlarda, Türk Borçlar Kanununun 223 üncü maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.\" şeklinde düzenlenmiştir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu(TBK)'nun 223/2. Maddesine göre ise, alıcı gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, satılanı kabul etmiş sayılır. Ancak, satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması hâlinde, bu hüküm uygulanmaz. Bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirilmelidir; bildirilmezse satılan bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılır.Öğretide ayıp satılanda, hasarın geçtiği anda, vaad edilen nitelikleri bir diğer ifade ile bulunması gereken bir özelliğin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bir kusurun ya da eksikliğin bulunması ya da dürüstlük kuralı gereğince ondan beklenen lüzumlu vasıfları taşımaması hali olarak tanımlanmakta ve maddi, hukuki ya da ekonomik ayıp şeklinde sınıflandırılmaktadır. Maddi ayıp bir malda madden hata bulunmasıdır (örneğin malın yırtık, kırık, bozuk, lekeli olması gibi). Hukuki ayıp malın kullanımının hukuken sınırlandırılmış olmasıdır (malın üzerinde rehin, haciz, intifa hakkı gibi kısıtlamalar bulunması gibi). Ekonomik ayıp ise malın iktisadi vasıflarında eksiklik olmasıdır(Yargıtay HGK'nın 24.05.2017 tarih, 2017/19-1633 E.- 2017/1013 K. Sayılı kararı).Ayıba karşı tekeffül borcu, satılan şeyde satıcı tarafından zikir ve vaat edilen vasıfların bulunmamasından veya satılan şeyin değerini yahut akit gereğince ondan beklenen faydaları azaltan veya kaldıran noksanları bulunmasından satıcının sorumlu tutulmasını ifade eder. Satıcının ayıba karşı tekeffül borcunun doğabilmesi için ayıbın sözleşmenin kurulduğu anda mevcut olması, ayıbın önemli olması, alıcının sözleşmenin kurulduğu anda ayıbın varlığından haberdar olmaması ve en nihayetinden alıcının kendisine düşen muayene ve ihbar yükümlülüklerini yerine getirmiş olması gerekir. Aksi halde satılan, alıcı tarafından mevcut haliyle kabul edilmiş sayılır.Satış sözleşmesinde, satıcı zapttan ve ayıptan ari bir şekilde satılanın, mülkiyetini geçirmek amacıyla, zilyetliğini alıcıya devretmekle yükümlüdür. Satılanın ayıplı olması halinde alıcı TBK'nın 227/1. maddesinde düzenlenen seçimlik haklarını dava veya defi yoluyla kullanabilir.Davalı tarafça, davacı şirketten satın alınan ULR 30 W Lazerin, satın almadan önce nerede kullanılacağını belirtilerek malın kapasitesinin rigit PVC'yi kesmek için yeterli olup olmadığının sorulduğu ve numune gönderildiği, davacının kapasitenin yeterli olduğunu belirtmesi üzerine malın alındığını ancak kullanmaya başlanıldığında makinenin kapasitesinin yeterli olmadığının anlaşıldığı, kesme kapasitesinin düşük olduğu savunulmuştur. İlk derece mahkemesince talimat yoluyla alınan bilirkişi raporunda, satışa konu makinenin URL 30 W Lazer Ünitesi olduğu ve çalışır durumda olduğu, maksimum güçte dakikada 2,7 metre ürün kesebildiği, makinenin hızını arttırmak için gücünün arttırılması gerektiği ifade edilmiştir.Davalının iddiasının ileri sürülüş biçimine göre makinenin ayıplı olarak kabul edilmesi için satıcı tarafından zikir ve vadedilen özelliklerin makinede bulunmaması gerekir. Taraflar arasında makinenin özelliklerine ilişkin yazılı bir anlaşma bulunmadığı gibi bir sipariş formu da bulunmamaktadır. Davalının dayandığı yazışma ve dökümler ise ürün tesliminden sonrasına ait olduğu gibi bu belgelerde de davacı tarafın makinenin özelliklerine ilişkin bir beyanı veya kabulü söz konusu değildir. Bilirkişi raporunda PVC kesmek için piyasada 30 W ile 200 W arasında lazerli kesme makinelerinin üretildiği belirtilmiş olup, taraflar arasında satışa konu olan makinenin piyasada olan bir makine olduğu anlaşılmaktadır. Davalı tarafça, makinenin istenilen özelliklerinin davacıya bildirildiği, iddia edilen özelliklerin davacı tarafından vadedildiği iddiasını ispata yarar dosyada delil bulunmamaktadır. Bu haliyle davalının satışa konu makinenin ayıplı olduğu iddiası yerinde değildir. Davalı tarafça, keşif zaptında \"makine fotoğraflandı. Üzerine konulan pvc.yi kesmediği tespit edildi\" denilmesine rağmen bilirkişi raporunun bu tespitle çeliştiği ileri sürülmüştür. Ancak, bilirkişi raporunda keşiften sonraki bir tarihte makinenin bulunduğu yere tekrar gidilerek teferruatlı inceleme yapıldığı ifade edilmiş olup, keşif tutanağından sonraki tarihli tespitlere göre makinenin çalıştığı tespit edilmiş olup, bu nedenle davalı vekilinin söz konusu itirazı yerinde görülmemiştir. Bunun gibi Türk Ticaret Kanunu ve Türk Borçlar Kanununda satıcının satılana garanti vermesini zorunlu kılan bir düzenleme bulunmadığından davalının bu yöne temas eden istinaf sebepleri de yerinde değildir.Taraflar arasında satılanın teslimine, ürün bedeline ve ödemelere ilişkin bir uyuşmazlık bulunmadığı da nazara alındığında ilk derece mahkemesince kararda yazılı olduğu gibi davanın kısmen kabulüne karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.Ayrıca, icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için takibe konu alacağın likit olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut olduğunda ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. Eldeki davada, dava konusu satış sözleşmesine dayalı fatura alacağı likit (belirlenebilir) olup, mahkemece hüküm altına alınan miktar üzerinden davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmesinin şartları oluşmuş bulunmaktadır.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 340,55 TL harcın, alınması gerekli olan 1.362,22 TL harçtan mahsubu ile bakiye 1.021,67 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 14/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"34e1968d4903c5e5","SID":"ee2f31dd7165ee88"}}