{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/316 <br>KARAR NO: 2024/365<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/01/2021<br>NUMARASI: 2019/246 Esas -  2021/18 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden  Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:12/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı ve davalı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ <br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;Davacı ... Ltd. Şti. vekili verdiği dava dilekçesinde, dava dışı ...'ya tekstil ürünü sattığını, karşılığında 31.12.2014 tarihli, ... sayılı ve 7.000,00 TL bedelli çek aldığını, bu çekin 06.09.2014 tarihinde çalındığını, hırsızlık olayı ile ilgili olarak Bakırköy 9. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017 / 56 Esas sayılı dosyasında kovuşturma yapıldığını, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014 / 316 Esas sayılı dosyasından da ödemeden men kararı ve çek iptali kararı verildiğini, yargılama devam ederken davalı ... davaya konu çeki mahkemeye sunduğunu, daha sonra da İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasından takip başlattığını, İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015 / 67 Esas; 2016 / 299 Karar sayılı dosyasında yapılan bilirkişi incelemesi sonucunda çek üzerinde yer alan imzanın kendilerine ait olmadığının anlaşıldığını, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015 / 71 Esas; 2016 / 164 Karar sayılı dosyasında çek bedelinin istirdatı için dava açtıklarını ancak avukatlarına verilen vekâletnamenin süreli olması ve avukatın duruşmaya girmemesi nedeniyle davanın açılmamış sayılmasına karar verildiğini, icra dosyasına yatırılan paranın davalı ... tarafından 17.08.2016 tarihinde tahsil edildiğini, davaya konu çekin yasal hamilinin kendileri olduğunu, ciro zincirinde kendilerinden önce cirosu bulunan dava dışı ...  ile kendilerinden sonra cirosu bulunan ... Ltd. Şti. ve ...'ı tanımadıklarını, bu kişilerle ticari ilişkilerinin de bulunmadığını, çekte yer alan kaşe üzerindeki imzanın kendilerine ait olmadığını, davalı ....'nin bağlı oldukları yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun davranmadıklarını, bu gerekçelerle davaya konu çekin yasal hamilinin kendileri olduğunun tespitini, bu çek nedeniyle davalı şirkete borçlu olmadıklarının tespitini, davalı şirket tarafından tahsil edilen 10.929,94 TL'nin tahsil tarihi olan 17.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davalı .... vekili verdiği cevap dilekçesinde, davaya konu çekin tahsil edilmiş olması nedeniyle menfi tespit davası açmakta davacının hukuki yararının bulunmadığını ve menfi tespit davasının bu gerekçeyle reddine karar verilmesi gerektiğini, davacının çek üzerindeki imzasının sahteliğinin ancak bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacağını, icra dosyasına ödemeleri davacı yapmadığı için ödenen paranın istirdatını davacının talep edemeyeceğini, bu gerekçelerle istirdat davasının da reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davaya konu çek üzerinde yer alan davacı şirketin sorumlu müdürünün imzasının sahte olduğu  İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015 / 67 Esas; 2016 / 299 Karar sayılı dosyası içerisindeki imza incelemesine ilişkin bilirkişi raporu ile tespit edilmiştir. Bu durum imzaların bağımsızlığı ilkesi uyarınca dava dışı diğer takip borçlusu ... çeke dayalı borçtan sorumluluğunu etkilememekte ve bu yüzden de kendisinin de borçlu olarak gösterildiği dava konusu İstanbul ... İcra Dairesinin ... sayılı dosyasındaki icra takibine konu borcunu ödeyerek dosya kapanmıştır. Ancak dava dışı ...'nın dosyaya dava konusu çek nedeniyle borcunu ödemesi aynı çekin yasal hamili sıfatını taşıyan davacının alacağını tahsil etmesini engellemiş ve davalı şirket davacının malvarlığından zenginleşmiştir. Bu gerekçelerle davacının davalı şirket tarafından tahsil edilen 10.929,94 TL'nin faizi ile birlikte taraflarına ödenmesine ilişkin davasının kabulüne yönelik olarak aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur. 6098 sayılı TBK m. 117'ye göre sebepsiz zenginleşmede temerrüt tarihi sebepsiz zenginleşmenin gerçekleştiği tarih olarak kabul edildiğinden davalı şirketin icra dosyasında parayı tahsil ettiği tarih sebepsiz zenginleşme tarihi olarak kabul edilmiş ve tahsil tarihi olan 17.08.2016 tarihinden itibaren işleyecek ticari faize hükmedilmesine davacının davasının KISMEN KABULÜNE,\" karar verilmiştir.Bu karara karşı davacı-davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin gerek istirdat davası gerekse sebepsiz zenginleşme davası sonucunda verilecek hükmün niteliği itibariyle davacının borçlu olmadığının tespiti hükmünü de barındırdığı gerekçesinin yasa ve usulü aykırı olduğunu, kendilerinin taleplerinin çekin asli, yasal ve meşru hamilinin müvekkili şirket olduğunun ve çek nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemi olduğunu, yerel mahkemenin davalı lehine vekalet ücreti ve yargılama gideri hükmedilmesinin yasaya aykırı olduğunu belirterek menfi tespite ilişkin hüküm kurulmasını, davalı lehine vekalet ücreti verilmesine ilişkin bölümün kaldırılarak bu taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davanın İİK'nın 72. Maddesine göre açılan istirdat davası olarak değerlendirilmesi halinde davacının başka bir borçlu tarafından yatırılan paranın istirdadını talep etmesini mümkün olmadığını, icra dosyasına davacı tarafından yatırılan bir para bulunmadığından davanın reddinin gerektiğini, davanın TTK 792 maddesine göre açılan çek istirdat davası olarak değerlendirilmesi halinde davacının çekte meşru hamil olduğunu ve akabinde davalının çeki iktisadında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğunu ispatlaması gerektiğini, davanın TBK 77 maddesine göre açılan sebepsiz zenginleşme davası olarak değerlendirilmesi halinde ön inceleme duruşmasında davanın İİK 72 maddesine göre açılmış menfi tespit olduğu belirtilmesine rağmen tahkikatın TTK 792 Maddesine göre yürütülmesi ve hükmün gerekçesinin TBK 77 maddesine dayandırılmasının hukuka aykırı olduğunu, dosyada sebepsiz zenginleşme şartının oluşup oluşmadığının incelenmediği, kaldı ki davacı tarafından yapılan ödeme olmadığından sebepsiz zenginleşme hükümlerinin uygulanma imkanının bulunmadığını, davacının menfi tespit talebine ilişkin olarak ise icra hukuk mahkemesinden alınan raporun yerel mahkemeyi bağlamayacağını, mahkemece imza incelemesi yaptırılmadığının, bu nedenle İİK 72 maddesine göre menfi tespit davasının reddine karar verilmesine rağmen istirdat davasının kabulüne ilişkin karar verilmesinin çelişkili olduğunu belirtilerek kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava; icra takibine konu edilen çekin davacıya ait olduğu ve elinden rızası dışında çıktığı  gerekçesiyle takibe konu çekin asli, yasal ve meşru hamilin davacı olduğunun ve çek nedeniyle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti, davalı şirket tarafından haksız ve kötü niyetli olarak tahsil edilen 10.929,94 TL'nin tahsil tarihi olan 17/08/2016 tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili  istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dosyaya toplanan deliller çerçevesinde davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık davalının çeki iktisabında kötü niyetli olup olmadığı, 6361 sayılı Yasa'nın ve Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in kendisine yüklediği sorumluluklarının yerine getirilip getirilmediği noktasındadır.Davacının  iddiası takibe konu çek ile birlikte başkaca birçok çekin iş yerinden çalındığı, kendisi adına atılan imzanın sahte olduğu kendisinden sonraki ciranta ile her hangi bir ticari ilişkisi bulunmadığı, çeki takibe koyan davalı ... şirketinin kötü niyetle çeki iktisap ettiği, çeki iktisap ederken yasal olarak yapması gereken yükümlülükleri yerine getirmediği sebeplerine dayanmaktadır. Dosyada toplanan deliller ile davacının iş yerinde meydana gelen hırsızlık olayı sebebiyle birçok kıymetli evrakın çalındığı davacının suç duyurusu üzerine ceza soruşturmasının başlatıldığı, bu çeklerden 4 adedinin davacı cirosundan sonra dava dışı ... LTD. ŞTİ. cirosunun bulunduğu, bu ciroya  ... tarafından aval verildiği, çeklerin bundan sonra davalı ... elinde bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu çeklerden 1 adedi hakkında davacı tarafından İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/1781 E. Sayılı dosyasıyla menfi tespit ve icra veznesine yatırılan paranın kendisine ödenmesi için dava açıldığı, açılan davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinafı üzerine İstanbul Bam 44. Hukuk Dairesinin 2020/912 E sayılı dosyası ile kararın kaldırılarak istirdat talebinin reddine karar verildiği, yine bu çeklerden 2 adedi hakkında İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2015/28 E. dosyasıyla verilen menfi tespit ve çek bedelinin istirdadına ilişkin davada davanın kabulüne karar verildiği, kararın istinafı üzerine  İstanbul Bam 44. Hukuk Dairesinin 2020/1012 E sayılı dosyası ile kararın kaldırılarak davanın reddine karar verildiği görülmektedir. Dava konusu çek incelendiğinde keşidecisinin dava dışı ..., lehdarının hamiline, bedelinin 7.000,00 TL, keşide tarihinin 31/12/2014, ... Pazarcık/Karamanlar şubesine ait olduğu, çekin ilk cirantasının ..., sonraki cirantanın davacı ... LTD. ŞTİ., sonraki cirantanın ... LTD. ŞTİ. Ve bu cirantanın avalinin ... olduğu son ciranta ve hamilin ... A.Ş olduğu görülmektedir. Bahsi geçen çekin İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile takibe konu edildiği, takipte alacaklının ... A.Ş, borçluların ... LTD. ŞTİ.,  ... LTD. ŞTİ. Ve ... olduğu, dosya borcunun keşideci ... tarafından ödendiği ve dosyadaki tüm meblağın davalı ... tarafından tahsil edildiği görülmektedir. Uyuşmazlık konusu çeke ilişkin davacı tarafça İstanbul 6. İcra Hukuk Mahkemesinin 2015/67 E. sayılı dosyasında açılan borca itiraz davasında davacıya atfen çek üzerine ciranta olarak atılan imzaların davacı şirket yetkilisi eli ürünü olmadığı bilirkişi raporuyla belirlenmiş, mahkemece de davanın kabulüne, takibin durdurulmasına karar verilmiştir. Uyap üzerinden yapılan incelemede ve dosya içinde bulunan fiziki icra hukuk mahkemesi dosyasında bu kararın istinafa götürüldüğüne dair herhangi bir kayıt görülmemiştir.Davacı tarafça kendisinden sonraki ciranta ve   son hamil davalının çekin iktisabında kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğu ileri sürülmüştür.TTK'nın 792. Maddesine göre;  çek, herhangi bir suretle hamilin elinden çıkmış bulunursa, ister hamile yazılı,  ister  ciro yoluyla devredilebilen  bir çek  söz konusu  olup da  hamil  hakkını  790 ıncı maddeye göre ispat etsin, çek eline geçmiş bulunan yeni hamil ancak çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu takdirde o çeki geri vermekle yükümlüdür. TTK'nın 788/1. maddesinde, açıkça “emre yazılı” kaydıyla veya bu kayıt olmadan belirli bir kişi lehine ödenmesi şart kılınan bir çekin, ciro ve zilyetliğin geçirilmesiyle devredilebileceği, TTK'nın 790. maddesinde ise, cirosu kabil bir çeki elinde bulunduran kişinin, son ciro beyaz ciro olsa bile, kendi hakkı müteselsil ve birbirine bağlı cirolardan anlaşıldığı takdirde yetkili hamil sayılacağı düzenlenmiştir. Ayrıca çizilmiş cirolar yazılmamış hükmündedir. Bir beyaz ciroyu diğer bir ciro izlerse, bu son ciroyu imzalayan kişi çeki beyaz ciro ile iktisap etmiş sayılır.Kanunda aksine özel bir düzenleme olmadıkça; taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü (TMK 6), diğer bir ifadeyle, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran taraf ispat yükü altında (HMK 190) olup, bu temel kuralların da sonucu olarak herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.Dava konusu çek üzerinde yapılan incelemede ciro silsilesinin görünürde düzgün olup, şeklen çeki elinde bulunduran kişinin hamil sıfatını ispat eder nitelikte olduğu belirlenmiştir.  Ciro silsilesinde bir kopukluk söz konusu olmadığından hamil senedin illetten mücerret olması ilkesinden yararlanır.Davalının faktoring işiyle iştigal etmesi nedeniyle ve eldeki çeki faktoring işlemi nedeniyle elinde bulundurmaktadır. İstihbarat Çalışması başlıklı 5. maddesi gereğince faktoring şirketlerine faturaya dayalı alacağı temlik aldıklarında \"Öncelikle ilgili mevzuatta yer alan fatura tarifi şekli ve nizamına ilişkin düzenlemelerde dikkate alınarak faturadaki bilgileri kontrol etme\" yükümlülüğü getiren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik 04/02/2015 tarihli 29257 sayılı resmi gazetede yayınlanarak 01/01/2015 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiş olup, davalı ... ile dava dışı ... Ltd. Şti arasında 02/05/2014 tarihinde 200.000,00 TL tutarlı faktoring sözleşmesi yapıldığı, 09/09/2014 tarihli alacak temlik sözleşmesi ile 06/08/2014 tarih ve 009204 sayılı 24.780,00 TL tutarlı fatura ibraz edilerek, bu fatura karşılığı dava konusu çek ile birlikte 3 adet daha çekin aynı tarihli çek tevdi bordrosu ile davalı tarafa teslim edildiği davalı tarafça dosyaya sunulan belgelerden tespit edilmiştir. Dava konusu çekin ...Tic. Ltd. Şti tarafından ... Ltd. Şti'ne ciro edildiği, ... Ltd. Şti'nin de aralarındaki 02/05/2014 tarihli faktoring sözleşmesi ve fatura karşılığı davalı ... şirketine ciro ederek teslim ettiği, ciro silsilesinde şeklen kopukluk olmadığı, davalı şirket tarafından bankaya ibrazında ödeme yasağı olduğundan bahisle ödeme yapılmadığı ve davalı tarafça takiplerin başlatıldığı tespit edilmiştir. Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin, BDDK tarafından 04/02/2015 tarihli ve 29257 sayılı Resmi Gazete'de yayımlandığı ve  Yönetmelik 11. maddeye göre 01/01/2015 tarihinden geçerli olmak üzere yürürlüğe girmiştir. Davalı ... ile dava dışı şirket arasında yapılan faktoring sözleşmesi 02/05/2014 tarihli olup buna göre sözleşme tarihinden sonra 01/01/2015 tarihinde yürürlüğe giren Faktoring İşlemlerinde Uygulanacak Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmelik'in 5. maddesinin bu tarihten önce yapılan faktoring sözleşmeleri için geçerli olmadığı anlaşılmıştır. 6361 sayılı Yasa'nın 9/2 maddesi hükmü faktoring şirketlerine, kambiyo senetlerine dayalı olsa bile temlike konu alacağın bir mal veya hizmet satışından doğduğunu fatura ile tevsik etme ve kambiyo senedi ile faturanın uyumlu olduğunu araştırma, 6102 Sayılı TTK'nın 790. maddesi ise ciro silsilinde dış görünüş itibari ile kopukluk olup olmadığını inceleme yükümlülüğünü getirmiştir. Sözleşme tarihine göre Faktoring şirketlerine bunların dışında daha fazla yükümlülük yükleyen bir mevzuat hükmü bulunmadığından, (Yargıtay HGK'nun 2017/19-900 esas ve 2019/591 karar sayılı kararı ve Yargıtay 19.HD'nin 2016/10538 esas 2017/4836 karar sayılı ilamı) Faktoring şirketinin temlik aldığı çeklerle  ilgili asıl ilişkileri de tetkik etmek  yükümlülüğünden söz edilemez. Davaya konu çekin davalı tarafça iktisap tarihi 09.09.2014 olup, ödeme yasağı kararı 17.09.2014 tarihinde verilmiştir.  İktisap tarihi itibariyle çeklerin çalıntı olduğunu bildiği iddia edilemez. Dava konusu çekler, faktoring sözleşmesi ile davalı tarafa çekleri devreden ... Ltd. Şti'ne ciro yolu ile geçtiği, davalının  da Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketlerinin Kuruluş ve Faaliyet Esasları Hakkında Yönetmeliğin 22/2. maddesindeki usule uyarak çekleri temlik aldığı anlaşılmakla, 6361 sayılı Finansal Kiralama, Faktoring ve Finansman Şirketleri Kanunu’nun 9/3. maddesinde belirtilen kambiyo senedini iktisap ederken bile bile borçlunun zararına hareket ettiği kanıtlanmadığı müddetçe çeki iade ile yükümlü değildir. Davalı ... şirketinin davaya konu çekleri kötü niyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğu hususunda davacı tarafça yeterli ve inandırıcı delil sunulamadığı ve 6102 Sayılı TTK'nın 792. maddesindeki koşul gerçekleşmediğinden, çek bedelinin istirdadına ilişkin talebin reddi gerekirken, icra dosyasına yatan paranın davacı tarafa iadesine karar verilmesi yasal düzenlemelere aykırı olmakla, davalı vekilinin istinaf sebebinin kabulü gerekmiştir. Yukarıda açıklanan gerekçeye göre ve ilk derece mahkemesince davanın kabulüne dair verilen kararın içeriğinde menfi tespite ilişkin hükmü içerdiği de anlaşılmakla davacının istinaf talebinin reddine karar verilmek gerekmiştir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Davacının istinaf talebinin reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,1-Davanın REDDİNE, 2- Alınması gereken 427,60 TL karar ve ilam harcından başlangıçta peşin olarak alınan 186,66 TL harcın mahsubu ile eksik 240,94 TL harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan yargılama masrafların kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca tayin ve takdir edilen 10.929,94 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 5-Karar kesinleştiğinde HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. Maddesi uyarınca artan gider avansının ilgilisine iadesine, 6-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak; a-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,b-Davalı vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,c-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,d-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 162,10 TL, giderin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a. maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 12/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"330e804e213dcca0","SID":"ee571ffc1a77bd4e"}}