{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/70 <br>KARAR NO: 2024/693<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEME: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28/10/2020<br>NUMARASI: 2019/324 Esas -  2020/605 Karar<br>DAVA: Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 08/05/2024<br>Taraflar arasındaki Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Gebze Ticaret Sicil Kaydının ... nosunda kayıtlı olup ambalaj sektöründe ... ve ... lak, solvent bazlı matbaa mürekkepleri, solvent bazlı flexo ve rotogravür baskı mürekkepleri, coldseal, heatseal ve laklar gibi çeşitli destekleyici ürünleri üreten firma olduğunu, müvekkilin ticari faaliyeti kapsamında davalı şirkete siparişi üzerine çeşitli tarihlerde ürün satmış olup taraflar arasında bu şekilde bir ticari ilişkinin oluştuğunu, davalının taraflar arasında mevcut işbu ticari ilişki kapsamında müvekkile bir kısım ürün alımı konusunda sipariş verdiğini, müvekkilinin davalının siparişi üzerine faturada yer alan ürünleri hazırlayarak davalı yana sevke hazır hale getirdiğini, davalının ürünlerin sevke hazır hale gelmesi anına kadar ürün bedel, ödeme şekl vs hiçbir itirazda bulunmadığını, ürünler hazırlandıktan sonra normal prosedür gereği ürün bedeline karşılık çek vermeleri gerekirken vermediklerini, bu nedenle de ürünlerin teslim edilmediğini, davalının işbu haksız eylemi neticesinde müvekkilinin gerek hazırlanan ürünler için hammadde alımından gerekse ürünlerin ziya olmasından dolayı zarara uğradığını, bu zarar nedeni ile müvekkilin davalı şirket hakkında ticari uyuşmazlıklar hakkında dava şartı olan arabuluculuğa başvurduğunu, Bakırköy arabuluculuk bürosu 2019/1269 başvuru nosu ile yapmış olduğu başvuruda görüşme sonucu tarafların anlaşmaması nedeni ile sona erdiğini, gelinen aşamada müvekkilinin uğramış olduğu işbu zararın tahsili amacıyla da huzurdaki davayı ikame zaruretinin hasıl olduğunu belirterek haksız sebepler ileri sürülerek alınmaması nedeni ile müvekkilinin uğramış olduğu 10.000,00 TL'lik zararın dava tarihinden itibaren işleleyecek fazii ile birlikte müvekkiline ödenmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının huzurdaki davaya konu iddialarının mesnetsiz, talebi hukuki dayanaktan yoksun ve taraflar arasındaki ilişkinin değerlendirilmesinin hatalı olduğunu, davacı tarafça \"alım satım akdi yapılmış\" şekilde iddia olunan sözleşme ilişkisinin sözleşmenin esaslı noktalarında tarafların karşılıklı ve birbirine uygun iradelerinin birleşmesiyle kurulabileceğini, davalı tarafça \"müvekkil ile davalı şirket arasında alım satım akdi yapılmış\" olduğunun iddia olunmuşsa da dava dilekçesinde yer alan delillerden gerekse davaya dayanak gösterilen proforma niteliğindeki faturadan bu iddianın ispatlanamadığını, taraflar arasındaki ilişkinin davacının satmayı teklif ettiği, talimat veya onay verilmeyen veyahut da teslim edilmeyen malların satış teklifine ilişkin olduğunu, huzurdaki davaya konu edilen proforma faturanın, TTK md. 21 vd. Hükümleri anlamında bir fatura olmadığını, söz konusu proforma fatura niteliği itibari ile satıcının satmayı teklif ettiği malların cinsini, türünü, miktarını ve fiyatını gösterdiği liste olduğunu, söz konusu proforma faturada teslim tarihi veya yerine ilişkin bir ibarede bulunmadığının dikkate alındığında bunun ürün listesi niteliğinde olduğunun açık olduğunu, müvekkil tarafından proforma faturada gösterilen mallara ilişkin ödeme taahhüdünde bulunulmadığını, ödeme yapılmadığını, teminat gösterilmediğini, icaba davet niteliğindeki proforma faturanın bedeli ödenmeksizin sözleşmenin kurulduğunun kabulünün hatalı olduğunu belirterek davacının haksız davasının reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...davaya konu uyuşmazlık taraflar arasında yetkili temsilciler tarafından yapılmış  esaslı unsurları bulunan bir sözleşmenin olup olmadığı, bu sözleşmenin davalı tarafı bağlayıp bağlayamayacağı hususlarında toplandığı, dosyada delillerin toplandığı, 3lü bilirkişi heyetinden rapor alındığı, dosyada alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu, dosya kapsamında davacı tarafça davalı tarafa proforma fatura düzenlendiği, bu faturada davalıya ait herhangi bir kaşe ve imzanın bulunmadığı, taraflar arasında düzenlenmiş sipariş onay formu, sözleşme, fiyat teklifi bulunmadığı, proforma faturanın sözleşmenin kurulması aşamalarına göre icaba davet veya icap niteliği taşıdığı, sözleşmenin kurulması için davalının açık ya da örtülü beyanının olması gerektiği, dosya kapsamında davalının sözleşmenin kurulması  hükmünü taşıyan kabul niteliğinde irade beyanı olmadığı, proforma fatura ile whatsapp yazışmalarının birbiriyle tam olarak uyumlu olmadığı, burada whatsaap yazışmalarında belirtilen miktarlarda davalı tarafın sorumluluğunun kabul edilmesi için sözleşmenin davalı taraf yetkilisince yapılması gerektiği, davalı tarafça siparişlere ilişkin talep gönderen çalışanın şirketin yetkili temsilcisi olmadığı ve sözleşme yapmaya yetkili olmadığı yönünde itirazın bulunduğu, davalı tarafın bu itirazı da dikkate alındığında, sözleşme yapmaya yetkili olmayan çalışan tarafından yapılan sipariş işleminin davalı şirket yönünden askı da geçersiz olduğu, bu işlemin davalı tarafça kabul edilmemesi onaylanmaması nedeniyle baştan beri geçersiz olduğu dikkate alınarak açılan davanın reddine\" karar verilmiştir.\t<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkeme'nin yanlar arasında sözleşmenin kurulduğuna dair davalının örtülü veya açık beyanı olmadığına yönelik gerekçesinin hatalı olduğunu, zira, müvekkili ile davalı şirket arasında geçmiş yıllardan bu yana süre gelen bir ticari ilişkinin mevcut olduğunu, davalı yanın son olarak müvekkilinden almış olduğu mal karşısında ödeme yapmadığını  ve ticari hesap bakiyesi için davalı yana dava açılmış olup, sözkonusu davanın müvekkili lehine sonlandığını ve dava sonunda davalı yan müvekkiline alacağını ödediğini, huzurdaki dava yönünden ise yine davalı tarafın mal siparişinde bulunduğunu ve bunu da müvekkiline göndermiş olduğu whatsapp yazışmalarında açıkça belirlendiğini, satış sözleşmesinin yanlar arasında kurulduğu konusunda herhangi bir tereddüt olmadığını, müvekkili şirket ile davalı şirket arasında ticari ilişki önceye dayalı olup müvekkil şirket birçok kez davalı şirketten ihtilaf konusu gibi birçok kez alış verişte bulunduğunu, söz konusu bu siparişler incelendiği zaman daha önceki siparişlerin de aynı şahıs tarafından verildiğini ve davalı şirketin de buna hiçbir itirazı olmadığını, müvekkili şirketin de bu güven kapsamında mesaja pek tabiki itibar ettiğini,  siparişi veren kişinin daha önce de sipariş verdiğini ve davalı şirketin de bu siparişleri kabul ettiği yetkiye dair herhangi bir itirazı olmadığını, bu kişi tarafından yapılan “icap” beyanının geçerli olduğunu,  kaldı ki müvekkili şirket ile davalının yıllar içerisinde yapmış olduğu tüm alışverişlerin de aynı teamül üzerinden yürütüldüğünü, Mahkeme'nin davalının açık veya örtülü beyanı olmadığı yönündeki gerekçesinin hatalı olduğunu, Mahkeme'nin siparişin davalı tarafça kabul edilmemesi nedeni ile askıda kaldığı ve onaylamadığı için geçersiz olduğuna yönelik gerekçesinin de hukuka aykırı olduğunu, Mahkeme'nin proforma fatura ile watsapp yazışmalarının içeriğinin uyuşmadığına yönelik gerekçesinin de hukuka uygun olmadığını, bu tespitlere göre kabul anlamına gelmemek kaydı ile proforma fatura içeriği kabul edilmediği takdirde dahi müvekkilinin zararının 3.616,70 EURO olduğunun tespit edildiğini, Mahkemenin bu hususu görmezden gelmesinin kabul edilebilir bir yanı olmadığını, açıklanan nedenlerle haksız ve hukuka aykırı olarak verilen davanın reddine ilişkin kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, ticari satım sözleşmesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir .İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, taraflar arasında satım sözleşmesinin bulunup  bulunmadığı, davacının uğradığını iddia ettiği zarardan davalının sorumlu olup olmadığı  noktasındadır.Davacının istemine dayanak olan belgenin 28.09.2018 tarihli proforma fatura olduğu, taraflar arasında davalı şirket yetkili temsilcisi tarafından imzalanmış yazılı bir sözleşme bulunmadığı ihtilafsızdır. Mahkemece uyuşmazlığın çözümü için tarafların ticari defterlerinin incelenmesine karar verilmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu(HMK)'nun 222/2,3. Maddesine göre ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. Ayrıca usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.Bilirkişi aracılığıyla incelenen taraf ticari defterlerine göre taraflar arasında 03.08.2018 tarihli satıştan sonra ticari ilişki bulunmadığı, tarafların 14.02.2020 tarihi itibariyle hesapları kapattıkları,  davalının davacıya borcu görünmediği anlaşılmaktadır. Proforma fatura, bir mal satmak, imal etmek veya iş görmek isteyen kimsenin, bu işlerle ilgili akde icabını gösteren, satılacak veya imal edilecek malın veya yapılacak işin fiyat ve vasıflarını göstermek üzere mala veya işe talip olması düşünülen kimseye gönderilen teklifi ifade eden bir ticari vesikadır. Doktrinde de proforma fatura, herhangi bir malın kesin satışından önce fiyat ve vasfını göstermek üzere satıcı veya imalatçı işletme tarafından malı satın almak isteyen firma ya da kişiye verilen fatura olarak tanımlanmıştır. (Prof. Dr. Oğuz Kürşat Ünal, Fatura ve Teyit Mektubu, 6. Baskı, Bilge Yayınevi, Ankara 2015, s. 35) Bu tanımlardan da anlaşılacağı üzere proforma fatura hukuki niteliği itibariyle icap niteliğindedir.Eldeki uyuşmazlıkta davacı, davalının çalışanı tarafından 25.09.2018 tarihinde gönderilen whatsapp yazışması  içeriğinde beyaz pasta 500 kg, mavi pasta 300 kg olan siparişlerin işleme alınması talebi olduğunu ve bu talebe istinaden 28.09.2018 tarihinde \"white pasta 1.400 kg, blue pasta 700 kg\"  şeklinde proforma fatura düzenlediğini iddia etmiş, davalı ise proforma faturada gösterilen mallara ilişkin ödeme taahhüdünde bulunulmadığını, icaba davet niteliğindeki proforma fatura ile sözleşmenin kurulduğunun kabulünün hatalı olacağını, davacı tarafça sunulan whatsapp kayıtlarının delil kabul edilmesinin mümkün olmadığını  savunmuştur.6098 Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 1.maddesinde \"Sözleşme, tarafların iradelerini karşılıklı ve birbirine uygun olarak açıklamalarıyla kurulur. İrade açıklaması, açık veya örtülü olabilir\" 2. maddesinde \"Taraflar sözleşmenin esaslı noktalarında uyuşmuşlarsa, ikinci derecedeki noktalar üzerinde durulmamış olsa bile, sözleşme kurulmuş sayılır.\" düzenlemeleri mevcuttur. Bu düzenlemeler gereği, sözleşme görüşmeleri aşamasında, taraflardan biri tarafından yapılan icap, diğer tarafça açık veya örtülü kabul edildiğinde sözleşme kurulmuş olur. Aksi halde bir sözleşmenin varlığından söz edilemez.Ticari şirketlerde  şirket adına sözleşme yapma yetkisi şirketi temsil ve ilzama yetkili temsilciye aittir. TBK'nın 40. maddesi uyarınca yetkili bir temsilci tarafından bir başkası adına ve hesabına yapılan hukuki işlemin sonuçları , doğrudan doğruya temsil olunanı bağlar. TBK'nın  46.Maddesi \"Bir kimse yetkisi olmadığı hâlde temsilci olarak bir hukuki işlem yaparsa, bu işlem ancak onadığı takdirde temsil olunanı bağlar.\" hükmünü haiz olup, taraflar arasında geçerli bir satış sözleşmesinden söz edebilmek için sözleşmenin taraflarca veya yetkili temsilcilerince imzalanmış olması ya da yetkisiz temsilci tarafından imzalanan bir belgeye asilin onay vermesi gerekir .Somut olayda taraflar arasında usulüne uygun icap kabul ilişkisi bulunduğu konusunda ispat yükü davacı üzerinde olup, 25.09.2018 tarihinde gönderilen whatsapp mesajının davalı şirket temsilcisine ait olmadığı gibi yetkisiz temsile davalı şirketin  onay verdiğine dair bir kanıt  bulunmamaktadır. Bunun yanısıra davacı asıl faturayı düzenlememiş olup, davalı çalışanı tarafından gönderilen mail yazışmasındaki içerik ile davacı tarafça düzenlenen proforma fatura içerikleri birbiriyle de örtüşmemektedir. Bu durumda davacının ifayı talep hakkının doğmamış olup, proforma faturaya konu malların teslim alınmaması  nedeniyle uğranıldığı iddia olunan zarardan davalının sorumlu olmayacağı, davacının  taraflar arasındaki alışverişlerde sipariş usulüne ilişkin teamül oluştuğunu dosya kapsamındaki delillere göre ispatlayamadığı da gözetildiğinde mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik yoktur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. <br>KARAR: Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi. 08/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6206d11d950db733","SID":"acb171e93276cec7"}}