{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/125 Esas<br>KARAR NO: 2024/507<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 17/07/2020<br>NUMARASI: 2019/186 Esas, 2020/301 Karar<br>DAVA: ALACAK (Danışmanlık Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 25/04/2024<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesi ile; taraflar arasında 12/08/2015 tarihinde; davalıya ait şirket hisseleri veya varlıkların bir bölümünün satışı ve/veya ortaklık tesisi ile yeniden ticari yapılandırma çalışmaları kapsamında, müvekkilinin davalıya danışmanlık ve aracılık hizmeti sunması hususunda Danışmanlık ve Aracılık Sözleşmesi düzenlendiğini, 01/08/2017 tarihinde yapılan ek protokol ile sözleşme süresinin 01/06/2018 tarihine kadar uzatıldığını, müvekkilinin üç yıl boyunca kendisinden beklenen özeni çalışmalarına yansıttığını ve yüksek eğitimli elemanlarını davalının hizmetini sunduğunu, ancak davalının sözleşmede kararlaştırılan danışmanlık ve başarı ücretini ödemediği gibi yaptıkları masrafları da karşılamadığını ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 45.000,00 TL danışmanlık ücretinin müvekkiline ödenmesini ve sözleşme kapsamında davalıya sunulan hizmetlerin değeri ve hak kazandığı ücretin tespitine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevabında; sözleşmenin 5. maddesi gereği, müvekkili şirketin en fazla % 50 hissesinin satılması halinde ve yapılacak hisse satış bedeline göre aynı madde ile belirlenen oranlarda davacı şirketin başarı ücretine hak kazanacağını, bunun dışında ilk bağlayıcı olmayan teklifin imzasını ve due diligence çalışmasının başlamasını takiben net 45.000,00 TL danışmanlık bedelinin ödeneceğini, buna göre başarı ücreti ve danışmanlık ücretinin ödenmesinin şarta bağlı olduğunu,  davacının müvekkili şirketin hisselerini satılmasını sağlayamadığını ve danışmanlık ücretini hak etmesini sağlayacak bir teklif sunamadığını, e-postalar ile şartları gerçekleşmeyen danışmanlık ücretine hak kazanıldığının kanıtlanamayacağını, müvekkilinin hisselerinin davacının danışmanlık hizmeti sonucunda satılmaması nedeniyle davacının başarı ücretine de hak kazanmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI Mahkemece; tarafların ticari defterlerinin incelenmesi ve davacının sözleşme kapsamında alacağının bulunup bulunmadığının tespiti için sektör uzmanı ve mali müşavir bilirkişilerden rapor alınmasına karar verildiği, davacı vekiline bilirkişi ücretinin yatırılması için kesin süre verilmesine rağmen bilirkişi ücretinin yatırılmadığı, ara kararda bilirkişi ücreti  yatırılmadığı takdirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçilmiş sayılacağı ve mevcut delil durumuna göre karara verileceğinin ihtar edildiği,  bu durumda davacının 6100 sayılı HMK'nın 324. maddesine göre bu delilden vazgeçmiş sayılacağı, davacının alacağının hesaplanabilmesi için ara kararda belirtilen hususta bilirkişi incelemesi yapılmasının zorunluluk içerdiği gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.  <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir. Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkili tarafından yapılan çalışmalara ilişkin e-posta ve yazışmaları sunduklarını, e-postalardan anlaşılacağı üzere, müvekkili şirketin sözleşme ve ek protokol süresince davalı adına kesintisiz çalıştığını,  davalının birçok yatırımcı ile tanıştırıldığını ve teklifler aldığını, yatırımcı tanıştırma toplantıları ile birçok bağlantı sahibi olduğunu, davalının teklifleri haklı sebep olmadan reddettiğini,  mevcut deliller ile müvekkilinin hizmet verdiğinin açık olduğunu ve bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep ve istinaf etmiştir. <br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE: Dava, danışmanlık ücretinin ödenmesi ile sözleşme kapsamında sunulduğu belirtilen hizmet bedelinin tespiti istemlerine ilişkindir. Mahkemece, davacının kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.1-Danışmanlık alacağı yönünden kurulan hükmün istinaf incelemesinde; 6100 sayılı HMK 324. maddesinde ; \"Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi halde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.\"  düzenlemesi mevcuttur. ... Kanuni süreler, açıkça belirtilenler dışında kesindir. Bu nedenle HMK'nın 90. maddesinin açık hükmünde belirtildiği gibi kanunun tayin ettiği süreler hâkim tarafından azaltılıp çoğaltılamaz. Buna karşın, 7251 sayılı Kanun ile değişen HMK'nın 94/2. maddesine göre ise hâkimin belirlediği süreler ise kural olarak kesin değildir. Ancak hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve yeniden süre verilemez. Kesin sürenin tayin edilmesi halinde, karşı taraf yararına usulî kazanılmış hak doğacağı da kuşkusuzdur.Hemen belirtmek gerekir ki, ister kanun ve isterse hâkim tarafından tayin edilmiş olsun kesin süre içerisinde yerine getirilmeyen bir işlemin bu süre geçtikten sonra yerine getirilmesine yasal olanak yoktur. Böylece kesin sürenin kaçırılması; o delile veya hakka dayanamamak gibi ağır sonuçları birlikte getirmekte, bazen davanın kaybedilmesine dahi neden olmaktadır. Bu itibarla geciken adaletin de bir adaletsizlik olduğu düşüncesinden hareketle, davaların yok yere uzamasını veya uzatılmak istenmesini engellemek üzere konan kesin süre kuralı, kanunun amacına uygun olarak kullanılmalı, davanın reddi için bir araç sayılmamalıdır. Öncelikle, kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hâkim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Öte yandan, kesin süre tarafların yanında hâkimi de bağlayacağından uyulmaması halinde gereği hâkim tarafından hemen yerine getirilmelidir. (Yargıtay 6. HD'nin 2022/3088 Esas, 2024/569 Karar sayılı kararı) Somut davada, mahkemece; -tarafların defterlerinin usulüne uygun olup olmadığı, taraflar arasındaki ticari ilişki çerçevesinde tarafların iddia, savunmaları ve delilleri incelenmek suretiyle, taraflar arasında imzalanan danışmanlık ve aracılık sözleşmesi ve 01/08/2017 tarihli ek protokol gereği,  davacı tarafça talep olunan 45.000,00-TL danışmanlık ücreti ile tespiti istenen ve ek protokol ile güncellenen başarı ücretlerinin davalı defterlerinde kayıtlı olup olmadığı, ödeme kaydının bulunup bulunmadığı ve buna göre dava tarihi itibarıyla tarafların defter ve kayıtlarına göre davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, varsa miktarının hesaplanması- hususunda sektör uzmanı ve mali müşavir bilirkişiden rapor alınmasına, her bir bilirkişi için 1.000,00 'er TL bilirkişi ücretinin iki haftalık kesin süre içerisinde yatırılmasına, aksi halde bilirkişi incelemesi delilinden vazgeçilmiş sayılacağına ve mevcut delil durumuna göre karar verileceğinin ihtarına karar verilmiş ve davacı vekiline ihtarat yapılmıştır. Ancak davacı vekili ihtara rağmen kesin süre içerisinde bilirkişi ücretini yatırmamıştır. Tarafların ticari defterleri incelenerek, taraflar arasındaki finansal danışmanlığa dair sözleşme kapsamında, davacının danışmanlık ücreti alacağının bulunup bulunmadığının tespiti hususu teknik ve özel bilgiyi gerektirmektedir. Bu nedenle mahkemenin mevcut deliller ile işin esasını çözmesi ve danışmanlık alacağının bulunup bulunmadığını tespit etmesi mümkün görülmediğinden, davacı vekilinin bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek olmadığına dair istinaf nedeni yerinde görülmemiştir. Öte yandan, mahkemenin kesin süreye ilişkin ara kararının her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazıldığı, yapılacak işlerin teker teker belirtildiği, verilen sürenin yeterli, emredilen işlerin, gerekli ve yapılabilir nitelik taşıdığı, ayrıca hâkimın süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça ihtar ettiği, buna rağmen kesin sürenin gereğinin yerine getirilmediği anlaşıldığından, mahkemece danışmanlık alacağı yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. 2- Sözleşme kapsamında sunulduğu belirtilen hizmetlerin değerinin tespiti yönünden kurulan hükme yönelik istinaf incelemesinde; Davacı vekili, sözleşmede belirtilen danışmanlık ücreti dışında, sözleşme kapsamında sunulduğu belirtilen hizmetlerin değerinin tespitini talep etmiş, mahkemece tüm talepler yönünden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir. 6100 sayılı Kanunun 115. maddesinin 2. fıkrasında, “Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak, dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için kesin süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder” şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. \"HMK'nın 106/1 ve 2 fıkraları ise; \"Tespit davası yoluyla, mahkemeden, bir hakkın veya hukuki ilişkinin varlığının ya da yokluğunun yahut bir belgenin sahte olup olmadığının belirlenmesi talep edilir. Tespit davası açanın, kanunlarda belirtilen istisnai durumlar dışında, bu davayı açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararı bulunmalıdır\" hükmünü düzenlemektedir. Kanunla belirtilen durumlar dışında tespit davası açan davacı, eda davası ile inşai davalardan farklı olarak, dava açmakta hukuken korunmaya değer güncel bir yararının bulunduğunu açıkça ortaya koymak, hukuki yararını ispatlamak zorundadır. Bu nedenle diğer davalarda aranan hukuki yarar yanında tespit davası açan davacının, kendisi için sözkonusu olan tehlike veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın ancak tespit davası ile giderilebileceğini ispat etmesi gerekir. Eğer davacı, kendisini tehdit eden tehlikenin tespit davası ile giderilebileceğini ispat ederse hukuki yararının varlığından söz edilebilir. Tespit davası ile elde edilecek hukuki koruma başka bir yolla veya başka bir davayla sağlanabiliyorsa bu konuda tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmamaktadır. Bir dava içerisindeki iddia ve savunma olarak ileri sürülebilecek hususlar tespit davasının konusu olamaz.(Medeni Usul Hukuku, Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez..., Yetkin Yayınları, 13. Bası) Yasal düzenlemeler ışığında somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı tarafın sözleşme kapsamında sunulduğu belirtilen hizmetlerin değerinin tespiti taleplerinin eda (alacak) davasına konu edilebilecek nitelikte olduğu, davacının eda davası açılabilecek iken tespit davası açılmasında hukuki yararının bulunmadığı anlaşıldığından, mahkemece davacının tespit talebi yönünden hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu alacak kalemi yönünden de ispatlanamayan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun 2. maddede belirtilen nedenler ile kabulü ile HMK'nın 355. ve 353/1.b.2 maddeleri gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davacının danışmanlık alacağının tahsili isteminin ispatlanamadığından reddine, davacının sözleşme kapsamında sunulduğu belirtilen hizmetlerin değerinin tespiti talebinin ise hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 2.maddede belirtilen nedenlerle KABULÜ ile İstanbul1. Asliye Ticaret Mahkemesinin  2019/186 Esas,  2020/301 Karar ve 17/07/2020 tarihli kararının HMK'nın 355. ve 353/1-b.2 maddeleri gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE, a)Danışmanlık alacağının tahsili istemi yönünden ispatlanamayan davanın REDDİNE, bSözleşme kapsamında sunulduğu belirtilen hizmetlerin değerinin tespiti talebinin ise hukuki yarar yokluğu nedeniyle dava şartı yokluğundan USULDEN REDDİNE,   c)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 427,60 TL harcın davacı tarafından peşin olarak yatırılan 768,49 TL harçtan mahsubu ile bakiye 340,89 TL harcın hüküm kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya İADESİNE, d)Davacı tarafça karşılanan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, e)Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT gereğince taktir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak  davalıya VERİLMESİNE, İstinaf Başvurusu Yönünden; 2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL harçtan davacı tarafından peşin olarak yatırılan 54,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 373,20 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından karşılanan istinaf harç ve yargılama giderlerinin üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Taraflarca yatırılan gider avansından sarf edilmeyen miktarın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa İADESİNE, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu 353/1b-1 bendi ile aynı kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.25/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b161a62537a49451","SID":"e6a32f0f7e1cd264"}}