{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/556 - 2024/770<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/556 <br>KARAR NO\t: 2024/770<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK<br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 07/10/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/135 E.  -  2020/301 K.<br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka YİDK Kararının İptali ile Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2020 Tarih ve 2019/135 Esas - 2020/301 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili  tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalı şirketin “... şekil” ibareli 2018/06650 sayılı marka başvurusuna, müvekkili adına tescilli ve hem tek başına hem ortak unsur olarak kullanılan \"...\" markaları ile seri marka algısı yarattığı için itiraz ettiklerini, itirazlarının YİDK tarafından reddedildiğini, başvurunun müvekkilinin \"...\" markalarına sesçil, görsel ve işitsel olarak benzer olduğunu, markalar arasında karıştırılma ihtimali bulunduğunu, \"... ...\" ibaresinin bilinen bir siyasi slogan olması nedeniyle SMK'nın 5/1-b, c maddeleri gereği de tescil edilemeyeceğini ileri sürerek, 2019-M-875 sayılı YİDK kararının iptaline, “...” ibareli markanın tescil edilmesi halinde hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmesini  talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, davacıya ait markalar ile başvuruya konu olan markada ortak olan “...” ibaresinin düşük ayırt ediciliğe sahip olduğunu,  bu ibarenin yanına eklenen “-... ...” unsurları ve kullanılan yazı stili/renk kombinasyonunun markaları yeterince farklılaştırıldığını, tüketici tarafından başvuruya konu markanın bir bütün olarak algılanacağını, karıştırılma ihtimalinin bulunmadığını, tanınmışlık şartlarının gerçekleşmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>Davalı Şirket, davaya cevap vermemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, dava konusu başvuru ile davacının dayanak markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı, davacının dayanak markalarının tanınmışlık düzeyinin marka işlem dosyası kapsamında ispat edilemediği ve işaret benzerliği bulunmaması karşısında başvuru markası bakımından davacı markalarının tanınmışlık düzeyinden kaynaklı bir tescil engelinden söz edilemeyeceği, kurum kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı Şirket vekili istinaf dilekçesinde, hitap edilen tüketici kesimin ortalama değil bilinçli tüketici olarak kabul edilmesinin doğru olmadığını,  müvekkili adına 19 adet \"...\" markası tescili bulunduğunu, bunları 18 yıldır aktif bir şekilde kullandığını, markasına ciddi bir emek ve bütçe ayırmak suretiyle yaptığı yatırımlar ile oluşturduğu seri markaların göz ardı edildiğini, 18 yıldır markasına kazandırdığı ayırt ediciliğin dikkate alınmadığını, mahkemenin zayıf marka tespitine katılmamakla birlikte, zayıf ibareli markaların da korunması gerektiğini, davaya konu YİDK kararının iptal edilmemesi halinde davalının özellikle de 41.sınıf yönünden vereceği hizmetlerde ortalama tüketiciler nezdinde karıştırılma, iltibas ihtimali dahil seri marka algısı oluşacağını, ayrıca mutlak tescil engeli yönünden itirazlarının değerlendirilmediğini ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br><br>GEREKÇE\t: Dava, marka başvurusuna itirazın reddine dair YİDK kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı Şirket'in \"...\" ibaresinin, 35,38 ve 41. sınıf hizmetlerde tescili için diğer davalı Kurum'a başvurduğu, davacının \"...\" asli unsurlu markalarına dayalı olarak, iltibas ve tanınmışlık iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından  davacının itirazının reddine karar verildiği, davacının bu karara itirazının ise, YİDK'nin 2019-M-875 sayılı kararıyla  reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya 06.02.2019 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 04.04.2019 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.  <br>İlk derece mahkemesinin kabulü ve istinaf itirazları gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık taraf markaları arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı, aynı Kanun'un 6/5 maddesindeki koşulların gerçekleşip gerçekleşmediği noktasındadır. Davacı dava dilekçesinde aynı zamanda başvurunun SMK'nın 5/1-b ve 5/1-c maddeleri uyarınca da tescil edilemeyeceğini iddia etmiş ise de mahkemece bu konuda bir değerlendirme yapılmamıştır.<br>6769 sayılı SMK'nın 5/1-b maddesinde  herhangi bir ayırt edici niteliğe sahip olmayan işaretlerin  tescil edilemeyeceği düzenlenmiştir. Madde gerekçesinde de açıklandığı üzere sicilde gösterilebilir olmasına rağmen ilgili mal veya hizmet için ayırt ediciliğe sahip olmayan, dolayısıyla tüketiciler tarafından marka olarak algılanmayacak işaretler tescil edilemeyecektir. Bir işaretin belli mal veya hizmetler açısından ayırt edici olup olmadığı ise \"somut ayırt edicilik\" olarak adlandırılmaktadır. Bu hüküm ile sicilde gösterilebilir olması ve soyut ayırt ediciliğe sahip olmasına karşılık, tescilinin talep edildiği mal ve hizmetler bakımından ayırt ediciliği olmayan işaretlerin tesciline engel olunması amaçlanmıştır. Aynı Kanun'un 5/1-c maddesinde ise ticaret alanında cins, çeşit, vasıf, kalite, miktar, amaç, değer, coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği, hizmetlerin sunulduğu zamanı gösteren veya malların ya da hizmetlerin diğer özelliklerini belirten işaret veya adlandırmaları münhasıran ya da esas unsur olarak içeren işaretlerin marka olamayacakları hüküm altına alınmıştır. Bir işaretin anılan bu madde kapsamında değerlendirilebilmesi için, mal veya hizmetin karakteristik bir özelliğini hiçbir özel zihni çabaya mahal bırakmadan derhal düşündürmesi ve akla getirmesi gerekmektedir. Bir mal veya hizmeti doğrudan çağrıştırmayıp akla getirmeyen ancak imada bulunan kelimelerin tescilinin bu maddeye göre engellenmesi mümkün değildir. Tüketici işareti gördüğünde kesin olarak mal veya hizmetin niteliğini tanımlayamıyor fakat olasılıkları zihninde birkaç seçeneğe kadar indirebiliyorsa o markanın tescili mümkündür.<br>Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında, \"...\" ibaresinin tescil edilmek istendiği 35,38 ve 41. sınıf hizmetler bakımından somut ayırt ediciliğe sahip olduğu, yine tanımlayıcı olduğundan da söz edilemeyeceği, bu nedenle SMK'nın 5/1-b  ve 5/1-c maddeleri gereği mutlak tescil engelinin bulunmadığı kanaatine varılmış, davacı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf sebebi yerinde bulunmamıştır.<br>6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1 maddesi uyarınca, tescil için başvurusu yapılan marka, tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya benzer ise ve tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı veya benzer ise, tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın halk tarafından karıştırılma ihtimali varsa ve bu karıştırılma ihtimali tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile ilişkili olduğu ihtimalini de kapsıyorsa tescil edilemez. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408- 409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir.<br>Somut olayda, dava konusu başvuru 35, 38 ve 41.sınıf hizmetlerde tescil için yapılmış, davacının itiraza mesnet markalarının kapsamında bulunan 41. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile 35. sınıf “gazete aboneliği düzenleme hizmetleri” yönünden emtia benzerliği şartı gerçekleşmiştir.<br>İşaret benzerliğine gelince; davalı başvurusu \"...\" ibaresinden oluşmaktadır. Davacının itiraza mesnet markalarının asli unsuru da \"...\" ibaresidir. Dolayısıyla her iki taraf markalarında \"...\" kelimesi ortaktır. Mahkemece \"...\" ibaresinin \"nişan alınacak yer, nişangâh; yapılması tasarlanan iş, amaç; varılacak yer, ulaşılacak son nokta\" anlamlarına geldiği, başvuruda kavramsal karşılığı ile kullanıldığı ve tescil edilmek istendiği 41.sınıf hizmetlerde ayırt ediciliğinin düşük olduğu değerlendirmesiyle sonuca ulaşılmış ise de, başvuru markası ile davacının itiraza mesnet gösterilen markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında, uyuşmazlık konusu 41. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile 35. sınıf “gazete aboneliği düzenleme hizmetleri” yönünden  iltibas tehlikesinin oluştuğu, zira taraf markalarında \"...\" ibaresinin asli unsur olduğu, başvurudaki \"-... ...\" ibaresinin asli unsura vurgu yaptığı ve başvuruya ayırt edicilik kazandırmadığı, başvurunun kısmen kırmızı renkte yazılmasının da benzerliği arttırdığı, nitekim işbu dava bakımından emsal niteliğindeki \"... ... + ŞEKİL\" ibareli başvuruyu davacı markaları ile  41. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile 35. sınıf “gazete aboneliği düzenleme hizmetleri” yönünden benzer gören Dairemizin 09/10/2020 tarih, 2019/401 Esas, 2020/832 Karar sayılı kararının da Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 05/10/2022 tarih, 2021/2361 Esas, 2022/6660 Karar sayılı kararı ile onandığı, bu hale göre, başvuru ile davacının \"...\" asli unsurlu markaları arasında,  41. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile 35. sınıf “gazete aboneliği düzenleme hizmetleri” yönünden görsel, sesçil ve anlamsal olarak tüketicileri iltibasa düşürecek derecede benzerlik bulunduğu, SMK'nın 6/1. maddesi şartlarının oluştuğu kanaatine varılmıştır.  <br> \tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08.06.2016 gün ve E.2014/11-696, K.2016/778 sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir. <br>\tHer ne kadar davacı vekilince, tanınmışlık iddiasına dayalı olarak da davalının tescil talebinin reddinin gerektiği ileri sürülmüş ise de, davacının itiraza mesnet markalarının tanınmışlığı kanıtlanamadığı gibi, başvurunun tescilinin SMK'nın 6/5. maddesindeki şartların oluşma ihtimaline sebebiyet vereceği ispatlanmadığından, davacı vekilinin bu iddiası yerinde bulunmamıştır. <br>\tSonuç olarak, ilk derece mahkemesince taraf markalarını oluşturan işaretler arasında iltibas bulunması nedeniyle, emtia benzerliğinin gerçekleştiği  41. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile 35. sınıf “gazete aboneliği düzenleme hizmetleri” yönünden YİDK karar iptali davasının kısmen kabulüne, marka başvurusu henüz tescil edilmediğinden hükümsüzlük davası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK 'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br>\t<br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 07/10/2020 gün ve 2019/135 Esas - 2020/301 Karar sayılı kararın KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın KISMEN KABULÜNE,<br>\t3-TÜRKPATENT YİDK'in 04/02/2019 tarih, 2019-M-875 sayılı kararının başvuru kapsamındaki 41. sınıfta yer alan tüm hizmetler ile 35. sınıf “gazete aboneliği düzenleme hizmetleri” yönünden KISMEN İPTALİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>\t4- Dava konusu 2018/06650 sayılı marka başvurusu tescil edilmediğinden hükümsüzlük istemi hakkında karar verilmesine yer olmadığına,\t<br>\t5-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 427,60-TL maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 44,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 383,20-TL'nin davalılardan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t6-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı ... Başkanlığı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>\t8-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 1.800,00-TL bilirkişi ücreti, 244,1-TL tebligat gideri ile istinaf aşamasında yapılan 112-TL tebligat ve posta giderinden oluşan toplam 2.044.10-TL yargılama giderinin, davanın kabul-red oranı takdiren 1/2 kabul edilerek, bu orana tekabül eden 1.022,05-TL'ye 44,40 peşin harç, 44,40 başvurma harcı eklenerek oluşan toplam 1.110,85-TL'nin davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, <br>   9-Davalılar tarafından ilk derece ve istinaf aşamasında yapılan herhangi bir gider bulunmadığından bu hususta karar verilmesine yer olmadığına, <br>\t10-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen davacıya iadesine (HMK m.333),<br>   11-Davacı tarafından peşin olarak yatırılan 80,70-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>12-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 19/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi.  <br><br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 19/04/2024<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br><br>Üye<br><br><br>Üye<br><br>Katip<br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7b8743e7ba1f9830","SID":"b9ce375cad3ca110"}}