{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>YEDİNCİ HUKUK DAİRESİ<br>  <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>İncelenen Kararın<br>Mahkemesi: Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesi \t\t<br>Tarihi: 23/11/2021<br>Davanın Türü: Menfi Tespit (Eser Sözleşmesi) (Antalya Genel İcra ... Esas) (Kapatılan Antalya 7. İcra  ... Esas)<br><br><br>İlk derece mahkemesince verilen karar istinaf edilmekle dairemiz üyesi tarafından hazırlanan rapor okunduktan ve dosya kapsamı incelendikten sonra yapılan müzakere sonucu gereği düşünüldü;<br>I. DAVA<br>Davacı vekili açtığı dava ile, davacının, .... destekli olarak ... ili ... ilçesinde kuracağı çiftliğin inşaat ve diğer teknik kısımlarının hazırlanması maksadıyla, dava dışı ... Şirketi ile anlaştığını, bu şirketin çiftliğin inşaatı için anlaştığı alt taşeronlardan birinin ise davalı şirket olduğunu, bu kapsamda yapılan işler karşılığında davalı tarafa, dava konusu 55.000,00 TL bedelli ve 20/12/2016 vade tarihli senedin verildiğini, senet bedelinin davalıya ödenmesine karşın, senedin davacıya iade edilmeyerek icra takibine konulduğunu, ödeme nedeniyle Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin ...  Esas sayılı dosyası üzerinden açtıkları davada, davalı tarafça verilen cevap dilekçesinde, icra takibine dayanak senedin bahsi geçen inşaat yapımı için alındığının kabul ve beyan edildiğini, davalı tarafın iddia ettiği iş bedellerinin ödendiğini ve davacının takip konusu senetten dolayı borçlu olmadığını belirterek, takip konusu senet nedeniyle davacının, davalıya borçlu olmadığının tespitine ve kötü niyetli davalı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>II. CEVAP<br>Davalı vekili cevabında, davacı tarafın iddialarının gerçeği yansıtmadığını, dava dışı şirketin yaptığı eksik ve ayıplı işlerin davalıyı bağlamadığını, davalının üzerine düşeni yaptığını ve yaptığı işlerle ilgili delil tespiti yaptırdığını, davacı ve dava dışı şirketle birden fazla farklı iş yapıldığını, iş karşılığı ödeme yapılınca senedin verilerek ibralaşıldığını, davacının farklı işin karşılığı ibranameyi dosyaya sunduğunu, takip konusu senede dair aldıkları bir ödeme olmadığını, davacının yaptığını belirttiği havale hükmündeki ödemelere ilişkin dekontlarda vade ve senet tarihinin belirtilmediğini, bu ödeme belgelerinin takip konusu olmayan başkaca iş bedelleri olduğunu, Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında verilen kararın kesinleşmiş olup, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının olmadığını belirterek, davanın reddine ve kötü niyetli davacı aleyhine tazminata hükmedilmesine karar verilmesini istemiştir. <br>III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>İlk derece mahkemesi, davacının delil olarak dayandığı dekontların, takip konusu senedin vade tarihinden sonra yapıldığı, toplam ödeme tutarının takip konusu senet bedeliyle örtüştüğü, her ne kadar açıklamada senedin vade ve tanzim tarihi gibi ayrıntılar yazılı olmasa da, 10.000,00 TL'lik ilk ödemede, ödemenin ... ve ... firması adına verilen senede istinaden olduğunun yazılı olduğu, sonraki yapılan 45.000,00 TL'lik ödemenin ise bu 10.000,00 TL'lik ödemeye ek olarak yapıldığının yazılı olduğu, kural olarak bir ilişkide yapılan ödemenin mevcut borca istinaden yapıldığının karine olarak kabul edildiği, bono söz konusu ise vadeden sonra yapılan ödemelerin de bu bono borcuna istinaden yapılmış sayılacağı, yapılan bu ödemelerin takip konusu bononun vade tarihinden sonra yapılmış olmaları, açıklama kısmında borçluların adı yazılarak, bu borçlular tarafından verilen senede istinaden yapılmış ödeme olduğunun yazılı olması ve toplam ödeme tutarının bono bedeliyle örtüşmesi sebebiyle, bu ödemelerin takip konusu senede ilişkin olarak yapıldığının karine olarak kabul edildiği, dolayısıyla karinenin aksini iddia edenin bunu ispatla yükümlü olduğu, yani ödemelerin takip konusu senede ilişkin olmadığını savunan davalı tarafın bu hususu ispat etmesi gerektiği, davalının cevap dilekçesinde ödemelerin başkaca işe ilişkin olduğunu açıklamakla birlikte, bu konuda herhangi bir ayrıntıya yer vermediği, ancak taraflar arasında eser sözleşmesi ilişkisi olduğunun her iki tarafın kabulünde olduğundan, davalının cevap dilekçesinin deliller kısmında geçen, 18/11/2016 tarihli iş sözleşmesinin ne olduğunun incelenmesine gerek duyulmadığı, mahkemenin talebi üzerine davalı tarafın bu sözleşmeyi 18/05/2021 tarihli beyan dilekçesi ekinde sunduğu, tarihsiz olduğu görülen sözleşmenin incelenmesinde, davalının yüklenici, davacının ve dava dışı ... şirketinin iş sahibi olarak yer aldıkları, yapılacak işler için yüklenicinin 18/11/2016 tanzim, 15/12/2016 vade tarihli ve 100.000,00 TL bedelli, alacaklısı ... olan bono aldığının yazılı olduğunun görüldüğü, bahsi geçen bononun takip konusu senetten ayrı ve fakat onunla aynı tarihte tanzim edildiği, 15/12/2016 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli olduğu görülmekle, davalının ödemelerin başka bir borca ilişkin olduğu savunmasına göre, ödemelerin sözleşmede yazılı bu senede ait olup olmadığı yönünde tarafların beyanlarının alındığı, davacı vekilinin 14/09/2021 tarihli duruşmada bu sözleşmenin doğru olduğunu, taraflar arasındaki ilişkide bono alışverişinin olduğunu, sözleşmeye konu bononun ödenip ödenmediğiyle ilgili bilgi sahibi olmadıklarını açıkladığı, davalı vekili ise yapılan ödemenin sözleşmede geçen 100.000,00 TL'lik bonoya da ilişkin olmadığını belirttiği, cevap dilekçesinde ve duruşmadaki beyanlarında \"başkaca borçtan\" kastettiklerinin ne olduğunu açıklamak için süre istediği, mahkemece bu konuda davalıya süre verildiği, davalı sunduğu 28/09/2021 tarihli beyan dilekçesinde önceki beyanlarını tekrar ederek sunulan ibraname ve ödeme dekontlarının takip konusu senede ilişkin olmadığını, ödeme dekontlarının ... yapılan başka bir işe ilişkin ödeme olduğunu, bununla ilgili tanık dinletebileceklerini belirttiği, yazılı delille ispat kuralı ve davacının muvafakatının olmaması sebebiyle davalının tanık dinletme talebinin reddedildiği, dolayısıyla başkaca kesin bir delile dayanmamış olan davalının, yapılan ödemelerin başka bir borca ilişkin olduğunu kanıtlayamadığı, neticeten sunulan ödeme dekontlarının takip konusu senede ilişkin olduğu karine olarak kabul edildiğinden, bu ödemelere göre takip konusu bono borcunun ödendiği, davalının yapılan ödemelerin başka bir borca ilişkin olduğu savunmasını ispatlayamadığının anlaşıldığı, davanın karinenin aksinin davalı tarafça ispatlanamaması sebebiyle kabul edildiğinden, davalının ayrıca kötü niyetli olduğu hususunun ispatlanamadığı, davacının tazminat talebinin reddedilmesi gerektiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile, Antalya 7. İcra Dairesinin ... Esas sayılı takip dosyası ile takip dayanağı 20/12/2016 vade tarihli, 18/11/2016 tanzim tarihli, 55.000,00 TL bedelli bonodan dolayı davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine, koşulları oluşmadığından davacının tazminat talebinin reddine karar vermiştir. <br>IV. İSTİNAF <br>A. İstinaf Yoluna Başvuranlar<br>İlk derece mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>B. İstinaf Nedenleri<br>Davacı vekili, dava konusu senetlerin ödendiğinin mahkeme kararı ile tespit edildiği, davalı tarafın beyanlarında bu ödemeleri kabul ettiği, kötü niyetli olarak takip yapıldığı açık olduğundan, kötü niyet tazminatına da hükmedilmesinin gerekli olduğu, bu nedenle kararın bu kısmının haksız olduğu gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>Davalı vekili, kararın usul ve yasaya aykırı olduğu, Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında, davacının aynı iddialarla açtığı davanın reddine dair Yargıtay onamasından geçen karardan dolayı kesin hüküm nedeniyle davanın reddi gerektiği, takibin dayanağı senede ilişkin ödemenin yapılmadığının aşikar olduğu, havale hükmündeki 55.000,00 TL ödemenin takip konusu yapılmayan iş bedeline dair olduğu, bu hususta tanıklarının dinlenilmediği, ispat yükünün davacıda olduğu ve senedin bedelsiz olduğunu ispatlaması gerektiği, kanıtlamayan davanın reddine karar verilmesi gerektiği gibi nedenlerle kararı istinaf etmiştir. <br>C. Gerekçe <br>1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme<br>Dava, İcra İflas Kanununun 72. maddesine göre açılmış menfi tespit davasıdır.<br>Taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK 470 vd. maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanmakta olup, davacı iş sahibi, davalı ise yüklenicidir.  <br>2. Ön İnceleme ve İncelemenin Kapsamı<br>İlk derece mahkemesi kararının; kesinlik, süre, istinaf başvuru şartları ve diğer usul konuları yönünden HMK 352. maddesine göre ön incelemesi yapılmış ve eksiklik bulunmadığı anlaşılan dosyanın incelenmesine geçilmiştir. İstinaf incelemesi de, HMK 355. maddesi göz önünde bulundurularak, kamu düzeninden olan hususlar re'sen gözetilmek suretiyle istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılmıştır. <br>3. Değerlendirme <br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, mahkemenin istinaf incelemesine konu kararında, dosyadaki mevcut delillere göre yaptığı değerlendirmeye, takdire, koyduğu gerekçeye ve ayrıca sınırlı yetkili İcra Mahkemesince verilen ve kesinleşen kararın, genel mahkemede açılan iş bu dava yönünden kesin hüküm teşkil etmesinin mümkün bulunmamasına, davalı tarafın Antalya 4. İcra Hukuk Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasına sunduğu cevap dilekçesi içeriğinden, takip ve dava konusu senedin, sözleşme sureti dosyaya sunulan ... İlçesindeki besihane inşaatı işine ilişkin olduğu yönünde beyanda bulunulmasına karşın, iş sahibi tarafından açılan menfi tespit davasında, yapılan ödemelerin takip konusu yapılmayan iş bedeline dair olduğunun beyan edilmesi itibariyle, söz konusu ödemelerin başka iş için yapıldığı hususundaki ispat külfetinin davalıya ait olduğunun ve miktar itibariyle bu hususun tanık delili ile ispatlanmasının mümkün olmadığının ve yemin deliline de dayanmayan davalının, ispat külfetini yerine getiremediğinin kabulünde isabetsizlik bulunmamasına, diğer taraftan davalının kötü niyetle takip yaptığı hususunun davacı tarafça ispat edilememesi sebebiyle koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmesinde de usul ve yasaya aykırı bir yön olmamasına göre, mahkemenin vardığı sonuçta istinaf sebepleri yönünden usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı yapılan istinaf incelemesi sonucu anlaşılmakla, taraf vekillerinin istinaf başvurularının ayrı ayrı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>V. KARAR<br>1)Taraf vekillerinin istinaf başvurularının AYRI AYRI ESASTAN REDDİNE, <br>2)Davacıdan alınması gerekli 427,60 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubuyla bakiye 346,90 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>3)Davalıdan alınması gerekli 4.654,41 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 1.163,60 TL harcın mahsubuyla bakiye 3.490,81 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, harç tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>4)Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde 17/04/2024 tarihinde HMK'nun 362. maddesi uyarınca kesin olarak oybirliği ile karar verildi.<br>...</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c6486e5ac8b97bf4","SID":"74dd57ce2530980d"}}