{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/353 Esas<br>KARAR NO: 2024/647<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/12/2020<br>NUMARASI: 2017/7 E. - 2020/352 K.<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Fikir Ve Sanat Eserleri Sahipliğinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 28/03/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü: Davacı vekili tarafından sunulan dava dilekçesinde özetle; Müvekkilinin Yayıncılar Telif Hakları ve Lisanslanma Meslek Birliği FSEK'e göre kurulmuş ve yayın evlerinin üye olduğu, yayın evlerinin haklarını koruyan ve onlar adına kanuni takip yapabilen bir kuruluş olduğunu, davalı şirkete ait matbaada Büyükçekmece CBS 2015/21516 Soruşturma sayılı soruşturma kapsamında 09.06.2015 tarihinde arama yapılmış ve bu aramada 12.840 adet korsap kitap, 128.000 adet forma, 12.000 adet kitap kapağı ve 80 adet metal kalıp ele geçirildiğini, davalılardan ... A.Ş korsan kitapların çoğaltıldığı ve çoğaltma materyallerinin yakalandığı bu matbaanın sahibi, ...,  ... A.Ş'nin yönetim kurulu başkanı ve sahibi, ...; ... Matbaa A.Ş'de olay günü de bulunan üretim müdürü, ... ise davaya konu korsan kitapların siparişini veren kişi olduğunu,  meslek birliğinin yayın evinin mali hak sahibi olduğu ..., ..., ... isimli eserlerin izinsiz olarak basılıp çoğaltılmış yine basım evinde birden çok kalıplarda ele geçirilmiş olduğunu, Bakırköy 1. FSHCM'nin 2016/165 esas sayılı dosyası ile dava açtıklarını, toplamda ortalama 11.695.500,00 TL zarar mevcut olduğunu ancak bu aşamada fazlaya ilişkin tüm hakları saklı tutarak 1.000,00 TL olarak davayı açtıklarını, bilirkişi raporunda hesaplanacak bedelden sonra ıslah yapılacağını, bu nedenle öncelikle bu eserlere ilişkin fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik FSEK 68 madde gereği 3 katı olmak üzere 1.000 TL telif tazminatın davalılardan müştereken müteselsilen tahsiline, yargılama gideri ve ücreti vekaletin müteselsilen ve müştereken davalılar üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalılar ...  A.ş, ..., ... vekili tarafından sunulan cevap dilekçesinde özetle; ...'ın ... A.ş'nin tek ortak ve yetkilisi olan ticaret sicile kayıtlı bir tüzel kişilik olduğunu,  ve ...'in şirket ortaklığı bulunmayan SGK'lı çalışan pozisyonunda bulunan üretim müdürü olduğunu bu sebeple husumet yokluğu sebebiyle davanın reddi gerekmekte olduğunu, Bakırköy 1. FSHCM'nin 2016/165 esas sayılı dosyasının kesinleşmesinin beklenmesine, müvekkili şirketin ve şahısların FSEK anlamında bir ihlali söz konusu olmadığını, davaya konu kitapların teslim edilmemiş ve piyasaya sürülmemiş olduğunu, davacı tarafın farazi çoğaltma rakamları, telif oranı ve bedeller üzerinden hesaplama yapmakta olduğunu, müvekkillerinden ... ve ... yönünden husumet sebebiyle davanın usulden reddine, davanın esastan reddini, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı tarafa tahmil edilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekilinin cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin Bakırköy 1. FSHCM'nin 2016/165 esas sayılı dosyasının duruşmasında beyan ettiği üzere; kitapların hali hazırda matbaada iken kitap basımında vazgeçtiğini ve bu bilgiyi davalı ... ile iletişime geçerek davaya konu olan kitapların basımından vazgeçildiğini geri dönüşüme teslim etmeleri gerektiğini emniyet baskınından bir gün önce davalı ...'e söylediğini, Bakırköy 1. FSHCM'nin 2016/165 esas sayılı dosyasının bekletilmesi gerektiğini, müvekkilinin suç işleme kastı olsa idi aynı gün kitapları matbaadan teslim alıp pisaya süreceğini, müvekkili kitapları yurt içinde piyasaya sürmek gibi bir kastının bulunmadığını, kitapların kağıt israfı olmaması için davalı olan müvekkilinin talimatıyla Belediye ve Valiliğe geri dönüşüme kağıtları teslim edeceğini ceza dosyasında beyan ettiğini, kitapların Türkiye sınırları içerisinde satış amacı ile değil Kıbrıs için basılmak istendiğini, Kıbrıs sınırları içerisinde telif ve bandrol zorunluluğu bulunmadığından ve müvekkili basımları Kıbrıs için talep etmiş olduğundan dolayı ceza dosyasında suçun unsurları oluşmadığını bu nedenle şartları oluşmayan maddi-telif tazminatı haksız ve mesnetsiz olduğundan işbu davanın reddini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin de davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda;  \"...Davalılardan ...  A.ş yönünden davacı vekili 16.10.2020 tarihli celsede davayı atiye bıraktıklarını beyan etmesi karşısında, bu beyanı HMK 123. Kapsamında mahkememizce değerlendirilmiş ve söz konusu davalı ...  A.ş vekilinin açık kabulü karşısında söz konusu davalı yönünden davanın açılmamış sayılmasına karar vermek gerekmiştir.  Diğer davalılar yönünden ise sübut bulan ihlal eylemleri nedeniyle FSEK 68. Madde kapsamında tazminattan sorumlu oldukları anlaşılmış ancak münhasıran ele geçirilen ürünlerin tazminat hesabına esas alınmasının somut olayın özellikleri ile bağdaşmayacağı anlaşıldığından, yerleşmiş Yargıtay İçtihatları çerçevesinde (Y.11 H.D. 20.05.2019 T. 2018/1591 E., 2019/3938 K.; Y.11. H.D. 18.03.2013 T. 2012/5593 E. 2013/5241 K.; Y.11. H.D. 18.02.2013 T. 2012/2983 E. 2013/2745 K.; Y.11 H. D. 15.10.2009 T. 2008/5570 E. 2009/1636 K. ) somut olayın tüm özellikleri ışığında bilirkişinin tespit ettiği muhtemel baskı adedi esas alınarak yapılan değerlendirmede BK. 50. ve 51. Maddeleri de nazara alınarak kitaplardan 150.000 adet ortalama basıldığı kabul edilmek suretiyle bu 150.000 adet kitabın değeri olan 5.123.250,00 TL'nin FSEK 68. Maddesi çerçevesinde 3 katı değeri olan 17.543.250,00 TL'lik tazminata davacı tarafın hak kazandığı ancak haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000.000,00 TL talep ettiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne\" karar verilmiştir. Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; -dava konusu matbaanın, ... Anonim Şirketine ait olup şirketin de ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğunu, dolayısıyla işbu davada hasım olarak gösterilmesi gereken tek kişinin ... A.Ş. olmasına rağmen şirket yetkilisi olan ... ile şirketin SGK'lı çalışanı diğer müvekkili ...'in davalı olarak gösterilmesinin mümkün olmadığını, husumet itirazlarının olduğunu, -Davalı müvekkillerden ...'in şirket ortaklığı dahi bulunmadığını,  sigortalı çalışan pozisyonunda olduğunu, müvekkili şirketin üretim sorumlusu olduğunu, ...'in kitap basımı konusunda karar verme yetkisi ve sorumluluğu bulunmadığını, tespiti bakımından SGK kayıtlarının incelenmesi gerektiğini, -Davalı müvekkili ...'ın ise olay tarihinde yurt dışında tatilde olup  dava konusu olaylardan habersiz olduğunu, ...'in şirkette ortaklık yada temsilcilik sıfatı olmadığından, ...'ın ise eylemde bir dahili olmadığından öncelikle her ikisi açısından davanın usulden reddi gerektiğini, -Dava konusu kitapların hiçbir yerde fiilen satışta olmadığını, bu sebeple de somut bir zarar meydana gelmediğini, satışta olsaydı dahi Davacı Yayıncılar Birliği'nin bu durumdan nasıl zarara uğrayacağı ve bu zararı da talep etme yetkisinin olup olmadığının muğlak olduğunu, -Yerel Mahkemenin bilirkişi raporlarında yer alan ve gerekçeli kararında dayanak olarak aldığı baskı adetlerinin farazi olarak belirlendiğini, dosyada kesin delil olmamasına rağmen yerel mahkeme tarafından takdiren ve farazi bir tespit gerçekleştirildiğini, dosyada yer alan 09/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda ve 11/02/2019 tarihli bilirkişi raporlarında ceza yargılaması sonrasında müsadere altına alınan baskı kalıplarının fırınlanmış olabileceği, buna göre söz konusu baskı kalıplarından 100.000 ila 300.000 adet arasında eser basımı gerçekleştirilebileceği belirtildiğini, dosyada şüpheye mahal vermeyecek şekilde elde edilen 12.800 adet eserin bulunmasına rağmen yerel mahkeme dosyasında ise “Somut olayın tüm özellikleri ışığında bilirkişinin tespit ettiği muhtemel baskı adedi esas alınarak yapılan değerlendirmede Bk 50. ve 51. maddeleri de nazara alınarak kitaplardan 150.000 adet ortalama basıldığı kabul  edilmek sureti ile…” ifadelerine yer verilmekle tamamen soyut şekilde, farazi değerlendirmeler nazara alınarak karar verildiğini, yargılamada TBK 50/2. maddesi dikkate alınarak hakimin takdir yetkisini kullanmasını gerekli kılan bir uygulamaya ihtiyaç olmadığının açık olduğunu,  TBK 50/1’de “Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.” ifadesi ile davacının zararını ispat etme yükümlülüğü altında olduğunu buna dair Bakırköy 1. Fikri Ve Sınai Haklar Ceza Mahkemesi’nin 2016/165  E. sayılı dosyasının soruşturma aşamasında müsadere edilen eserlerin gözden kaçırıldığının açık olduğunu, Yargıtay  kararlarında da görüleceği gibi,  korsan basımda dahi tazminat talep eden telif hakkı sahibinin zararını ispat zorunluluğu varken, iş bu zarar ispatlanamadan bir takım varsayımlara göre tazminat hesaplaması yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, -Müvekkili davalıların, söz konusu basım işini bandrollerin gelmemesi üzerine derhal durdurduğunu ve matbaadan 1 adet kitabın dahi dışarı çıkarılmasına müsaade etmediklerini, kitapların ne teslimi ne de satışı yapıldığını, kitapların satışının yapılmadığı hususunun tespiti çerçevesinde, davacının hiçbir zararı meydana gelmediğini, bilirkişilerce pratikte yalnızca yapılan baskılardan sonra üretimin durdurulmuş olabileceği tespit edildiğini, zaten bu andan itibaren başkaca da hiç bir baskı yapılmadığını, yapıldığına dair her hangi bir delil de dosyada bulunmadığını,  buna rağmen bir hesaplama yapılacaksa 12.840 adet kitap üzerinden veya tespit edilen forma sayıları üzerinden (1 kitap 15-20 formadan oluşmaktadır) hesaplama yapılması gerektiğini, kitaplara ilişkin sipariş formunun bulunmadığını, satış ve sevkiyat yapıldığına dair herhangi bir belgenin de mevcut olmadığını, yapılan hesaplamalaın hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, 09/02/2018 tarihli bilirkişi raporunda baskısı gerçekleştirilen eserlerin bedelinin, internet üzerinde azami 80,00.-TL. olduğu belirtildiğini, söz konusu raporda kitapların bedellerinin ayrıca söz konusu kitapların set halinde satılma hususlarının dikkate alındığında fiyatlarının geniş bir çerçevede olduğu belirtilmesinin ardından Temmuz 2018 tarihli bilirkişi raporu dosyaya eklenmiş olup burada kitapların fiyatlarının neye göre belirlendiği belirtilmeksizin yine farazi rakamlar üzerinden hesaplama gerçekleştirildiğini, dosyada yer alan temmuz 2018 tarihli bilirkişi raporu denetime elverişli olmayıp müsadere altına alınan 12.840 adet kitabın ayrı ayrı değerlendirmeye alınması gerekirken hepsine aynı değer biçilmek sureti ile hesaplama yapılmasının somut olayda büyük bir yanılgıya sebebiyet verdiğini, müsadere altına alınan eserlerin bir kısmı ... adı altında bir kısmı ise ... adı altında yayınlanan eserler olarak belirtilmiş ise de, eserlerin tamamının ... adı altında yer alan ve piyasa değeri yaklaşık 20-30.-TL. civarında olan kitaplar olduğunu, yakalanan kitaplar incelenmeksizin, davacı vekilinin beyanları dikkate alınarak eserlerin  hem student’s book hem workbook olduğundan bahisle hesaplama gerçekleştirildiğini ve piyasa değerinin çok üzerinde bir bedel esas alındığını, kararın kaldırılarak yeniden bilirkişi raporu alınmasına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; -Davalılardan  ...a ait olduğu ileri sürülen... A.Ş de Güvenlik Şube Müdürlüğüne Bağlı İl  Denetim Komisyonu tarafından 09.06.2015 tarihinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırı üretim, dağıtım ve satışının engellenmesi için üretim sorumlusu ... eşliğinde yapılan denetim ve kontrol neticesi ... Yayınevine ait üzerinde “..., ...\" ibareli  12.840 adet kitap, 128000 adet forma yine bu kitaplara ait 12.000 adet takılmamış kapak ve kitaplara ait 80 adet metal kalıp ele geçirildiği, arama sırasında hazır bulunan ... tarafından ele geçirilen ürünlerin müvekkili ...e ait olduğunun bildirilmesi üzerine çağrı üzerine olay yerine gelen ...'in refakate alınarak haklarında yasal işlem yapılmak üzere Güvenlik Şube Müdürlüğüne sevk edildiğini, Büyükçekmece C.Başsavcılığı tarafından İl Denetim Komisyonu Başkanlığı deposuna teslim edilen ürünlerden alınan numuneler üzerinde yaptırılan 11.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda üzerinde inceleme yapılan suça konu ürünlerin, kitapların bandrolsüz olduğu, suça konu ürün içeriklerinin eser niteliğinde olduğu, Fikir ve Sanat Eserleri Kanununun 8171 maddesi kapsamında bandrol yapıştırma zorunluluğunun bulunduğu tespit edildiğini, Davalılar hakkında  Bakırköy 1. Fikri ve  Sınai Hakları Ceza Mahkemesinin 20167165 Esas sayılı dava dosyası ile yapılan yargılama neticesi diğer sanıklar gibi müvekkili ...'in 5846 sayılı Kanununun 71. Maddesine göre bandral yükümlülüğüne aykırı haret etme suçundan cezalandırılmasına karar verilmiş ve verilen karar kesinleşmiş olduğunu, müvekkili ...'in Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında vermiş olduğu ifadesinde emniyet baskınından bir gün önce dava konusu kitapları hali hazırda matbaada iken teslim almaktan vazgeçtiğini geri dönüşüme teslim edilmesi gerektiğini üretim müdürü ...'e bildirmek suretiyle teslim almaktan vazgeçtiğini beyan ettiğini, müvekkilinin böyle bır amacı olsa idi dağıtıma hazır olan kitapları teslim alarak piyasaya sürmesi gerektiğini ancak kitapları teslim almaktan vazgeçtiğini, Emniyet tarafından yapılan arama sonucu tanzim edilen tutanakta da dava konusu kitapların basılı vaziyette ve dağıtıma hazır olduğunun bildirildiğini, kök ve ek raporların hukuka aykırı olduğunu, -Bilirkişi heyeti kök raporundu dava konusu iki baskı kalıbi ile en az 240.000 en fazla 300.000 baskı yapılabileceğini bildirildiğini ancak ek raporda baskı aletlerinin uygun temizlenmiş ve fırınlanmış olması halinde en az 100.000 en fazla 150.000 baskı yapılabileceğini kabul edildiğini, çelişki bulunduğunu,  mahkemenin dava  konusu baskı kalıpları temizliğinin hangi kriterleri nazara alarak fırınlanmış olduğunu kabul ettiğinin belirtilmediğini, sunulan deliller, alınan bilirkişi raporları, kesinleşen ceza yargılaması ve el konularak incelenen baskı kalıplarının niteliği ve yıpranma payları hep birlikte nazara alınarak BK 50 ve 51.maddeleri mucibince davacıların 17.543.250,00 TL tazminattan FSEK 68.madde gereğince sorumlu oldukları, ancak davacının fazlaya ilişkin haklarını fazla tulmak suretiyle 1.000.000 TLlik kısmı talep ve dava ettiği anlaşıldığından taleple bağlılık ilkesi gereği 1.000.000 00 TL'nin 09.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, Müvekkilinin Ceza Mahkemesindeki beyanında kitapları Türkiye sınırları içerisinde satmak amacı ile değil telif ve bandrol sorumluluğu bulunmayan Kıbrıs sınırları içesinde satmak için sipariş verdiğini açıkça belirttiğini,  Davacı haksız fiile 09 06.2015 tarihinde haberi olduğu halde yasaca öngörülen bir yıllık zamanaşımı süresi içerisinde dava açılmadığından açılan davanın zaman aşımına uğradığını, davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini,-12/06/2017 tarıhinde bilirkişilerin davaya konu kitapların özgün eser niteliğinde olduğu, davacı yayın evinin dava konusu kitaplarda hak sahibi olduğu, dava konusu kitapların kalıplar, ve materyaller davalı yayın evi tarafından hazırlanarak basıldığı, süreli olmayan bu yayınlara ait baskıların her birinde bandrol olmadığı, ofset baskı kalıplarının incelemesinde emanete bulunan her iki kalıbın da dava konusu kitaplara ait olduğu, matbaa üretim sürecinde hazırlanan her kalıpta iş emri bulunduğu kalıpta yer alan işin matbaaya ... kitap tarafından sipariş edildiği, her bir baskı ile kalıbi ile 250,000 ile 300.000 baskı yapılabileceği gibi sadece basılanlardan sonra üretimin durdurulmuş da olabileceği, baskı adedi ile en doğru bilginin sipariş formunda yer alan adet bilgisi ile tespit edilmesinin mümkün olduğu ancak bu formun el  konulan deliller arasında olmaması nedeniyle baskı adedinin sağlıklı olarak  tespit edilmesinin mümkün olmadığı baskı adedinin  250 ile  300 bin olabileceği tespit sırasında  yorumu yapıldığını, tespit sırasında 12.840 adet ciltli paketli kitapların palet üzerinde istifli halde görüldüğü bildirildiğini, arama sırasında tanzim edilen tutanakta 80 adet kalıba el konularak emanete alındığının bildirilmesine karşılık incelenmek üzere kendilerine dava konusu kitaplara ait sadece iki adet kalıbın teslim edildiğinden buna göre inceleme yapıldığı ancak daha sonra 18/09/2017 tarihinde İl Denetim Komisyonu deposuna gidilerek geri kalan 78 adet baskı kalıpları üzerinde inceleme yapılması istendiği,  Denetim verilen baskı kalıplarının dava konusu kitaplar ile hiç bir olmayan tamamen farklı bir romana ait kalıplar olduğu tespit edildiği, depo görevlilerinden ısrarla geri kalan kalıplar sorulduğunda kendilerine teslim edilen ve incelenen iki adet baskı kalıbından başka kalıp bulunmadığının bildirilmiş olması nedeni ile dava konusu diğer 78 adet baskı kalıbı üzerinde inceleme yapılamadığının bildirilmiş olduğunu, bilirkişi heyeti incelenen tüm baskı malzemelerinin, el konulan delillerin ve ulaşılabilen 2 adet kalıbın ışığı altında baskıların lisanssız olduğu, izinsiz çoğaltıldığı dava konusu kitapların palet üzerinde istifli haldeyken el konulduğu kitaplardan satış yapıldığına dair dava dosyasında her hangi bir belgenin bulunmadığı bildirildiğini,  bilirkişi heyeti raporunda, arama ve el koyma tutanaklarında her ne kadar 80 adet baskı kalıbıma el konularak emanete alındığı bildirmiş ise de bilirkişi heyeti suç konusu baskı kalıpları üzerinde inceleme yapmak için İ1 Denetim Komisyonu Deposuna gittiklerinde depo görevlileri tarafından kendilerine sadece iki adet baskı kalıbı olduğunun bildirmeleri üzerine kendilerine teslim edilen iki adet baskı kalıbı üzerinde inceleme yapabildiklerini, Bilirkişi heyetinin tutanakta 80 adet baskı kalıbına el konulduğunun bildirilmiş olması nedeni ile geri kalan 78 adet baskı kalıbı üzerinde inceleme yapmak üzere 18/09/2017 tarihinde yeniden  Denetim Komisyonu Deposuna giderek yetkili depo görevlilerinden geri kalan 78 adet baskı kalıbı üzerinde inceleme yapılması için kendilerine teslim edilmesini ısrarla talep etmelerine rağmen kendilerine başkaca baskı kalıbı bulunmadığını bildirdiklerini,  kendilerine teslim edilen diğer baskı kalıplarının ise dava konusu kitaplarla hiçbir ilgisi ve alakasının bulunmadığının tespit edildiğini, açıklanan bu duruma göre arama  ve el koyma tutanaklarında belirtildiği gibi 80 adet baskı kalıbı bulunmadığı dava konusu kitaplara ait sadece iki kalıp olduğu kesin olarak tespit edilmiş olduğundan mahkemece dava konusu kitaplar ile ilgili sadece iki adet baskı kalıbı olduğu kabul edilerek buna göre değerlendirme yapılması gerektiğini,  -arama ve el koyma tutanaklarına göre palet üzerinde istif edilmiş vaziyetle 12.840 adet kitaba el konularak emanete alındığı bildirildiğini, bilirkişi heyetinin emanet alınan baskı  kalıbı ile 250.000 ile 300.000 adet arasında baskı yapılabileceği bildirilmiş olmakla beraber bunun tahmine dayalı olduğunu palet üzerindeki el konulan kitaplardan başka baskı yapılmamış olabileceğini, kaç adet baskı yapıldığının sağlıklı olarak tespiti için sipariş formu adet bilgisi ile tespit edilmesinin mümkün olduğunu ancak adet bilgisini içeren sipariş formunun el konulan deliller arasında bulunmadığından kaç adet kitap basılmış olduğunun kesin olarak tespit edilmesinin mümkün olmadığının bildirilmiş olmasına göre arama ve el koyma tutanağında bildirilen 12.840 adet baskı yapıldığının kabul edilmesi gerektiğini, -ek rapora göre, aynı şekilde ilk raporda belirtildiği gibi İl Denetim Komisyonu deposunda tutanakta bildirilen 80 baskı kalıbından sadece iki baskı kalıbının kendilerine teslim edildiğinden sadece iki adet baskı kalıbı üzerince inceleme yapılabildiklerini geri kalan 78 adet baskı kalıbının kayıp olması nedeni ile bu kalıplar üzerinde inceleme yapılamadığını bildirdiklerini, bilirkişilerin ofset baskı kalıplarının kullanımlarını sırasında uygun temizliğin yapılmaması halinde az baskı yapılabileceğini, baskı kalıbı temizliğinin uygun şekilde yapılması halinde ise baskı sayısının iki katı bazen üç katı kadar baskı yapabileceğini, incelenen baskı kalıplarının gerekli ve uygun şekilde temizlik yapılamadan saklanmasına rağmen temiz kalmış olmasının temizliğin uygun şekilde yapılmış fırınlandıktan sonra baskı yapıldığı anlamına geldiğini bu duruma göre normal baskı adedinden iki hatta üç kat fazla baskı yapılabileceği kabul edilerek en az 100 bin en fazla 150 bin adet baskı yapılmış olabileceği kabul edildiğini, temizliğinin  uygun yapılmadığı fırınlanmamış olması halinde yapılabilecek baskı adedinin 50.000 olduğunun kabul edildiğini, tahmin ve yoruma dayanılarak  baskı adedinin tespit edildiğinin bildirilmiş olması ve Mahkemece üst sınırdan karar  verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu,  yapılan hesabı kabul etmediklerini, -Ek Raporda muhtemel satış rakamları dikkate alınmak suretiyle hesaplama yapılması istenmiş ise de, raporda görüleceği üzere piyasa satış bedelleri haricen yapılan araştırma sonucu tespit ettiğini bildirmiş olmakla beraber piyasa araştırmasını ne şekilde yaptığına ilişkin somut bir belge ibraz edilmediğini, muhtemel satış miktarı konusunda hiçbir araştırma yapılmadığını, 81 ilde dağıtım ve satışının yapıldığını ileri sürmüş ise de buna ilişkin somut bir belge veya delil ibraz edilmediğini,  rayiç fiyatın tespitine ilişkin denetime açık her hangi bir belge ve bilgi ibraz edilmediğini, arama ve el koyma tutanağında bildirilen 12840 adet kitap üzerinden yapılan hesaplamada davacının 166.849 TL zarara uğramış olduğu tespit edilmiş olduğundan davacının iddia ettiği zarar miktarının 166.849.00 TL olduğunun kabul edilmesi gerekirken bilirkişi raporlarında tespit edilen zarar miktarı konusundaki çelişki giderilmeden karar verilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, -ıslahın usulüne uygun olmadığını, HMK 178 maddesine göre, ıslah eden tarafın ıslah sebebiyle geçersiz hale gelen işlemler için yapılan yargılama giderleri ile karşı tarafın uğradığı veya uğrayabileceği zararları karşılamak üzere hakimin takdir edeceği teminatın bir hafta içerinde mahkeme veznesine yatırmak zorunda olduğunun hükme bağlandığını, Davacının ıslah talebinin açıklanan nedenlerle usulüne uygun yapılmadığını, istinaf taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Dava, davacıya ait kitapların izinsiz basılması nedeniyle açılan FSEK 68 madde gereği telif tazminatı istemine ilişkindir.05.10.2017 havale tarihli bilirkişi raporunda özetle; \"..., ... adlı kitapların basımlarının orjinal kitaplarla aynı kalitede olmadığını, Depoda yer alan, shrink paket yapılmış ve sevke hazır haldeyken el konulan bu kitapların üzerinde bandrol bulunmadığı, fakat bu kitaplardan satış yapılmadığına dair davalı kişilerin ifadeleri bulunduğu, satış yapıldığına dair dava dosyasındaki belgelerde bir bilgi bulunmadığını, görülebilen 2 adet ofset baskı kalıbının, baskı esnasında makineden söküldüğü, kalıbın temizlenmesine bile fırsat bulunmadan el konulduğunu, bu web ofset kalıplarıyla teknik olarak 300.000 adede yakın tabaka basılmış olabileceğini, ancak pratikte sadece basılanlardan sonra üretimin durdurulmuş da olabileceğini, adetle ilgili en doğru bilginin sipariş formundan elde edilebilecekken, el konulan deliller arasında sipariş formunun olmadığı, FSEK 71. ve 81 maddelere aykırılıkların söz konusu olduğu\" hususlarını bildirmişlerdir. 09/02/2018 havale tarihli birinci ek raporda özetle; \" 8 Ağustos 2017 Salı günü, Bakırköy Adalet Sarayı adli emanetinde bulunan deliller (2 adet ofset baskı kalıbı) incelenmiş, veriler ışığında ayrıntılı rapor hazırlanmış bu rapor 03.10,2017 tarihinde teslim edilmiş olduğunu, İl Denetim Komisyonu adli emaneti deposunda (İkitelli Deposite İş Merkezi Deposu) bulunduğu tespit tutanağında belirtilen 78 adet kalıp, tüm aramalara rağmen depoda bulunamamış olduğunu, bulunduğu söylenerek ikinci defa davet edilen bilirkişi önüne serilen kalıplar, bambaşka bir davaya konu kitapların kalıplarından ibaret olup, depo içerisinde işbu davaya ait kalıpların kayıp olduğunu, bu sebepten dolayı inceleme gerçekleştirilememiş olduğunu, Bakırköy Adalet Sarayı adli emanetinde yer alan 2 adet kalıbın ışığında aşağıdaki sonuçlara ulaşılabilmekte olduğunu, ofset baskı kalıpları, su ve mürekkebi üzerinde barındırarak işlem gerçekleştirir. Uygun temizleme yapılmazsa kısa sürede kalıp üzerinde pas belirtileri görüleceğini, Bakırköy Adalet Sarayı adli emanetinde yer alan 2 adet kalıp incelendiğinde, raporda yer alan fotoğraflarda da görüleceği üzere, kalıplar temizlenmeden, üzerlerinde bulunan mürekkeple adli emanete alınmış olduklarını, bu şekilde özensizce saklanan kalıpların bu kadar temiz kalması, kalıpların “fırınlandıktan” sonra baskı yapıldığı esnada el konulduğu anlamına gelmekte olduğunu, fırınlamak tabiri, kalıbın baskı ömrünü uzatmak, aynı kalıpla daha fazla baskı yapmak amacıyla, baskıya hazır kalıbı sıcak dolabın (fırının) içerisinde uygun süre bekletmek anlamına gelir. Hazırlandıktan sonra direkt makineye takılarak baskı yapılan kalıbın bozulana kadar yaptığı baskı sayısı ile aynı kalıbın fırınlandıktan sonra yaptığı baskı sayısı arasındaki fark, çoğu durumda iki katı, bazen de üç katı olmakta olduğunu, bunun sebebi, fırınlanmayla oluşturulan etkinin, kalıp yüzeyini, hem su-mürekkcp etkilerine karşı hem de kağıt tozunun bazik yapısının yol açacağı etkilere karşı koruması olduğunu, Bakırköy Adalet Sarayı adli emanetinde yer alan 2 adet kalıp İncelendiğinde görülenin; kalıplar fırınlanarak baskıya girilmiştir. Bu durumda bu kalıplarla en az 100,000 en fazla 150.000 sağlıklı baskı yapılabileceği kanaatine varıldığını, kalıpların yapabileceği sağlıklı baskı adedinden yola çıkarak; kitap fiyatının internet satış sitelerinde en fazla 80 TL olduğu göz Önünde bulundurulursa, oluşabilecek maddi tazminat tutarının: 100.000 x 80 TL= 8.000.000 TL, 150.000 x 80 TL= 12.000.000 TL arasında olduğu görülmekte olup, gerek bu satış rakamının güvenilir İnternet satış sitelerinden elde edilemeyeceği varsayıldığında gerekse de set olarak (2 kitap ve bir CD) satıldığı göz önüne alındığında, şüphesiz ki rakamlar geniş bir çerçeveyi işaret etmekte olduğu hususlarını\" bildirmişlerdir. 05.07.2018 havale tarihli 2. Bilirkişi Heyet raporlarında özetle; \" Kitaplardan 100.000 adet basıldığı hususunda kanaat oluşması halinde; ... A1=4.140,000 TL, ... A2=4.140.000 TL, ...=3.415.500 toplam =11.695.500 TL, Kitaplardan 125.000 adet basıldığı hususunda kanaat oluşması halinde; ...=5.175.000 TL, ...=5.175.000 TL ...= 4.269.375 TL toplam= 14.619.375,Kitaplardan 150.000 adet basıldığı hususunda kanaat oluşması halinde; ...=6.120.000 TL, ...=6.210.000 TL ...= 5.123.250 TL toplam= 17.543.250 TL \" olduğu hususlarını bildirmişlerdir.  11/02/2019 havale tarihli bilirkişi ek raporlarında özetle; \"Dosyada sipariş formu bulunmadığından, kaç adet tabaka basıldığının tespitinin mümkün olmadığını, ancak baskı kalıpları incelendiğinde, kalıplardaki yıpranma da dikkate alındığında 100.000 ile 300.000 arası adede varan sayıda tabaka basılmış olabileceğini, burada önemli olanı hususun kalıplardaki teknik yıpranma payı olduğunu, düşük adette tabaka basımı için bu şekilde kalıp hazırlanmasının ve bu adette kitap basılmasının maliyetinin yüksek olacağı, basımı yapılan kitap adedinin, el konula kitap sayısından fazla olabileceğini, davaya konu ürünlerin, orjinal ürünlerde birebir kopyalamak ve taklit edilmek suretiyle satış amaçlı çoğaltıldığını, kök raporda terditli olarak belirtilen, basılı kitap adetlerine karşılık gelen tazminat miktarı yönündeki görüşlerini aynen geçerli olduğunu tekrarla, basım adedi konusundaki takdir ve değerlendirmenin mahkemeye ait olduğunu, bir önceki rapora ek olmak üzere ve tarafların itirazları doğrultusunda el konulan kitaplar yönünden davacının davalılardan 166.849 TL ve 3 katı tazminat da dikkate alındığında toplam 500.548 TL tazminat alacağı oluşturulabileceği\" hususlarını bildirmişlerdir. Davalı  ... ve ... vekili istinaf istemine ilişkin olarak yapılan incelemede;  Davalılar, şirket yetkilisi olan ... ile şirketin SGK'lı çalışanı diğer müvekkili ...'in davalı olarak gösterilmesinin mümkün olmadığını ileri sürmüş ise de, açılan ceza davasında Bakırköy 1. FSHCM'nin 2016/165 esas sayılı dosyasında verilen mahkumiyet kararı ile haksız fiilden sorumlu olduklarına karar verildiği, davalılardan ...'ın, dava konusu kitabı basarak piyasaya süren yayınevinin yetkilisi/sahibi olduğu,...'in haksız fiili iştirak ettiği, dolayısıyla yayımladığı bir kitaptaki iktibas fiilini, en azından bilmesi gerektiği, aksi halde haksız fiil sorumluluğunun doğması için ihmal, hatta hafif ihmal dahi yeterli bulunduğundan, davacının uğrayacağı maddi  zararlardan sorumlu olacağı kabul edilmelidir. FSEK 68/1. maddesi uyarınca; “Eseri, icrayı, fonogramı veya yapımları hak sahiplerinden bu Kanuna uygun yazılı izni almadan, işleyen, çoğaltan, çoğaltılmış nüshaları yayan, temsil eden veya her türlü işaret, ses veya görüntü nakline yarayan araçlarla umuma iletenlerden, izni alınmamış hak sahipleri sözleşme yapılmış olması hâlinde isteyebileceği bedelin veya bu Kanun hükümleri uyarınca tespit edilecek rayiç bedelin en çok üç kat fazlasını isteyebilir.”  hükmünü haizdir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2019 tarih ve Esas 2018/1591-Karar 2019/3938 sayılı kararında belirtildiği üzere, tazminat hesabında, Dairenin yerleşik uygulamaları doğrultusunda, gerçek baskı sayısının esas alınması gerekir, baskı sayısı esas alınırken, eserin niteliği, baskı yeri, şekli ve okuyucu çevresi itibariyle en az kaç adet baskı yapmış olabileceğinin bilirkişi yardımıyla tespit edilerek, muhtemel baskı adedi esas alınarak hesap yapılması ve bu şekilde tazminat miktarının belirlenmesi, davalı tarafından söz konusu eser için her hangi bir telif ödemesi yapılmış ise, borcu söndüren bir işlem olmakla ödeme miktarının dikkate alınması suretiyle tazminat hesabının yapılması gerekmektedir. Dosyada alınan raporlarda, yukarıda kararda belirtilen usul ve esaslara göre tazminat hesabı yöntemine uygun rapor düzenlendiği, ancak davacının dava dilekçesi esas alındığında, zarar olarak 11.695.500 TL (onbir milyon altıyüzdoksanbeşbin beşyüz türklirası) zarar mevcut olduğu ve ortalama 100.000 kitap üzerinden hesaplama yaparak zararın beyan edildiği, bilirkişilerce yapılan hesaplamada da 100.000 kitap üzerinden hesaplama yapıldığında davacının dava dilekçesindeki 11.695.500,00 TL rakamına ulaşıldığı, davacının dava dilekçesindeki beyanı ile kendini bağladığı, bilirkişi hesaplaması ve davacı tarafından beyan edilen zarar miktarının birbirini doğruladığı, Mahkemece BK 51 ve 50. Maddeye göre değerlendirme yapılırken  100.000 kitap üzerinden oluşacak zarar miktarının esas alınması gerekirken 150.000 kitap esas alınarak gerekçe oluşturulmasının yerinde olmadığı, 100.000 kitap üzerinden oluşacak zararın FSEK 68. Maddesi çerçevesinde 3 katı değeri olan 11.695.500,00 TL'lik tazminata davacı tarafın hak kazandığı ancak haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000.000,00 TL talep ettiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş, düzeltilmiş gerekçe ile davalının istinaf isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir.Davalı ... vekili  istinaf istemine ilişkin olarak yapılan incelemede; ...'in Ceza Mahkemesinde yapılan yargılama sırasında vermiş olduğu ifadesinde emniyet baskınından bir gün önce dava konusu kitapları hali hazırda matbaada iken teslim almaktan vazgeçtiğini geri dönüşüme teslim edilmesi gerektiğini üretim müdürü ...'e bildirmek suretiyle teslim almaktan vazgeçtiğini beyan etmekle sorumlu olmadığını ileri sürmüş ise de, 09.06.2015 tarihinde 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanununa aykırı üretim, dağıtım ve satışının engellenmesi için üretim sorumlusu ... eşliğinde yapılan denetim ve kontrol neticesinde ürünlerin ele geçirildiği ve ...'in beyanında dava konusu ürünlerin ...'e ait olduğunu beyan ettiği, Bakırköy 1. FSHCM'nin 2016/165 esas sayılı dosyasında verilen mahkumiyet kararı ile haksız fiilden sorumlu olduklarına karar verildiği bu nedenle davalının teslim almaktan vazgeçtiğine ilişkin beyanına itibar edilemeyeceği istinaf isteminin reddinin gerektiği anlaşılmıştır.Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 20/05/2019 tarih ve Esas 2018/1591-Karar 2019/3938 sayılı kararında belirtildiği üzere, tazminat hesabında, Dairenin yerleşik uygulamaları doğrultusunda, gerçek baskı sayısının esas alınması gerekir, baskı sayısı esas alınırken, eserin niteliği, baskı yeri, şekli ve okuyucu çevresi itibariyle en az kaç adet baskı yapmış olabileceğinin bilirkişi yardımıyla tespit edilerek, muhtemel baskı adedi esas alınarak hesap yapılması ve bu şekilde tazminat miktarının belirlenmesi, davalı tarafından söz konusu eser için her hangi bir telif ödemesi yapılmış ise, borcu söndüren bir işlem olmakla ödeme miktarının dikkate alınması suretiyle tazminat hesabının yapılması gerekmektedir. Dosyada alınan raporlarda, yukarıda kararda belirtilen usul ve esaslara göre tazminat hesabı yöntemine uygun rapor düzenlendiği, ancak davacının dava dilekçesi esas alındığında, zarar olarak 11.695.500 TL (onbir milyon altıyüzdoksanbeşbin beşyüz türklirası) zarar mevcut olduğu ve ortalama 100.000 kitap üzerinden hesaplama yaparak zararın beyan edildiği, bilirkişilerce yapılan hesaplamada da 100.000 kitap üzerinden hesaplama yapıldığında davacının dava dilekçesindeki 11.695.500,00 TL rakamına ulaşıldığı, davacının dava dilekçesindeki beyanı ile kendini bağladığı, bilirkişi hesaplaması ve davacı tarafından beyan edilen zarar miktarının birbirini doğruladığı, Mahkemece BK 51 ve 50. Maddeye göre değerlendirme yapılırken  100.000 kitap üzerinden oluşacak zarar miktarının esas alınması gerekirken 150.000 kitap esas alınarak gerekçe oluşturulmasının yerinde olmadığı, 100.000 kitap üzerinden oluşacak zararın FSEK 68. Maddesi çerçevesinde 3 katı değeri olan 11.695.500,00 TL'lik tazminata davacı tarafın hak kazandığı ancak haklarını saklı tutmak suretiyle şimdilik 1.000.000,00 TL talep ettiği anlaşılmakla davacının davasının kabulüne karar vermek gerekmiş, düzeltilmiş gerekçe ile davalının bu konudaki istinaf isteminin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. 2 adet ofset baskı kalıbı bulunduğu ileri sürülmüş ise de, sadece bu veri esas alınarak tazminatın hesaplanmadığı, sonradan farazi bedel tespitinde herhangi bir yanlışlığın bulunmadığı kanaatine varılmakla, davalı tarafın bu konudaki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.Haksız eylemin bir türü olan FSEK'na dayalı davalarda, haksız eylem faili, ihtar ve ihbara gerek olmaksızın, zararın doğduğu anda, başka bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren, zararın tamamı için temerrüt gerçekleşmiş olup, asıl alacağın FSEK’in 68. maddesi uyarınca maddi tazminat olduğu, Yargıtay’ın yerleşik uygulaması gereğince, fikir ve sanat eseri sahibinin haklarının ihlali halinde FSEK’in  68. ve 70.  maddelerine dayalı olarak açılan davalardaki zamanaşımı süresi, söz konusu madde uyarınca hükmedilebilecek telif ücretinin niteliği itibariyle taraflar arasında mahkeme kararıyla oluşturulan farazi sözleşme ilişkisi kapsamında değerlendirildiğinden, TBK.’nun 146. maddesi gereğince 10 yıllık genel zamanaşımına tabi olup dosya içeriği itibari ile ihlal ve dava, ıslah tarihleri arasında geçen sürenin 10 yılın altında olduğu davalılar vekilinin zamanaşımına ilişkin istinaf talepleri yerinde bulunmamıştır. Yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, Mahkemece BK 50. ve 51. maddeleri de nazara alınarak kitaplardan 150.000 adet ortalama basıldığı kabul  edilmek sureti ile hesaplama yapıldığı, ancak 100.000 adet ortalama basıldığının kabul edilmesi gerekmekle, mahkeme gerekçesinin düzeltilmesi nedeniyle, HMK 353/1-b-2-3 maddeler gereğince kararın kaldırılmasına, sonuç itibarıyla düzeltilmiş gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalı vekillerinin istinaf isteminin ayrı ayrı KISMEN KABULÜNE KISMEN REDDİNE, 2-Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/12/2020 tarih, 2017/7 E., 2020/352 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, düzeltilmiş gerekçe ile;3-Davacının davalı ... A.Ş yönünden davasını geri aldığı anlaşıldığından bu davalı yönünden davanın açılmamış sayılmasına, 4-Diğer davalılar yönünden davacının davasının KABULÜ İLE, somut olayın özellikleri, sunulan deliller, alınan bilirkişi raporları, kesinleşen ceza yargılaması ve el konularak incelenen baskı kalıplarının niteliği ve yıpranma payları hep birlikte nazara alınarak BK. 50. Ve 51. Maddeleri mucibince davalıların 11.695.500,00 TL tazminattan FSEK 68. Madde gereğince sorumlu oldukları ancak davacının fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmak suretiyle 1.000.000,00 TL'lik kısmı talep ve dava ettiği anlaşıldığından, taleple bağlılık ilkesi gereği 1.000.000,00 TL'nin 09.06.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, 5-İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince  68.310,00 TL harçtan peşin yatırılan 31,40 TL ve 17.077,50 TL ıslah harcının mahsubu ile bakiye 51.201,10 TL harcın davalılar ..., ... ve ...'den müteselsilen alınarak hazineye gelir kaydına5/b-Davacı tarafından bu dava nedeniyle 31,40 TL başvurma harcı, 31,40 TL peşin harç, 17.077,50 TL ıslah harcı, 3.150,00 TL bilirkişi ücreti ve 756,90 TL tebligat/posta masrafı olmak üzere toplam 21.047,20 TL yargılama giderinin davalı ..., ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,5/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan, yargılama giderlerini üzerinde bırakılmasına,5/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 140,000,00-TL vekalet ücretinin davalı ..., ... ve ...'den müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, 5/d-Davalı ... A.Ş  kendisini vekille temsil ettirmekle Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine Göre 25.500,00 TL ücret takdirine, bu ücretin davacıdan alınarak, davalı  ... A.Ş'ye verilmesine, 5/e-Kalan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa talep halinde iadesine, 6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;6/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davalılar tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,6/b-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 34,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 196,10 TL'nin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,6/c-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,7-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 28/03/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6aa7551306741714","SID":"927a154d7566f872"}}