{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                T.C.<br>            SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/197 <br>KARAR NO\t: 2024/709<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ..          (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>KATİP\t: ...         (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 14/10/2022<br>NUMARASI\t: 2020/784 Esas - 2022/748 Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ...- ...<br>VEKİLİ\t: Av. ... - ...<br>DAVALI\t: .. - ... - ...<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Kooperatif Aidat Borcundan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 07/12/2020<br><br>KARAR TARİHİ\t: 22/04/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 02/05/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının müvekkili kooperatif üyesi olup tüm üyelik hak ve sorumluluklarının devam ettiğini, kooperatifin adına geriye doğru kesilen emlak vergileri ile vergi dairesince kesilen özel usulsüzlük cezaları yapılandırmadan faydalanarak yapılandırılmış olup taksitleri de zamanında müvekkili kooperatif tarafından ödenmekte olduğunu yapılan yapılandırmaya istinaden aylık ödemeler için üyelere düşen miktar hesaplamalar yapıldığı ve 4.879,08 TL tutarında ödeme düştüğünü, söz konusu ödemeler defaten mi yoksa taksitle mi ödeneceği 23.09.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında üyelerin kararına bırakıldığı ve genel kurul tarafından yapılandırılanı emlak ve vergi borçlarının her bir taksitinin 271,10 TL olarak 18 ay taksitle ödenmesi 3 numaralı gündem maddesinde görüşüldüğü ve kararlaştırıldığını, yine aynı genel kurul toplantısında ilk taksitin 01.10.2018 tarihine kadar ödenmesi görüşüldüğü ve belirlendiği, ödemelerin genel kurul yapıldığı tarihte kooperatif hesabında blokelerin bulunması nedeniyle yapılandırmalarında süreli olması göz önünde bulundurularak kooperatif yönetim kurulu üyeleri ..., ... ve ... adına Ziraat Bankasında açılan hesaba yatırıldığını, yapılandırmanın 12 taksitinin ödenmiş olduğunu, üyelerin büyük çoğunluğu tarafından emlak ve vergi ödemeleri yapılmakta olduğunu, taksit ödeme yapmayan üyelere ise icra takibinin başlatıldığını, davalının üyelik hak ve yükümlülüklerinin devam ettiği, 2009 yılından sonraki aidat borçlarını ödemediğini, arz edilen ve resen gözetilecek sebeplerle, haklı davalarının kabulü ile Gebze İcra Müdürlüğünün 2029/42853 E. sayılı dosyada yapılan itirazın iptali ile takibin devamına, %20 icra inkar  tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/27949 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 19.176,60.-TL asıl alacak yönünden iptaline ve  takibin bu miktar üzerinden devamına,<br>-Davalı borçlu itirazında haksız olduğundan takip konusu edilen ve hüküm altına alınan asıl alacağın %20'si olan 3.835,32‬.-TL icra inkar tazminatına mahkum edilmesine,  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı istinaf dilekçesinde özetle; \"Karar gerekçesi incelendiğinde hiçbir hukuki gerekçeye dayandırılmadan salt bilirkişi son raporu esas alınarak hüküm tesis edilmiştir. Verilen hüküm haksızdır. Bilirkişi raporu da net kanaate varamamış olabileceği şeklinde rapor tanzim etmiştir. Herşey, tüm evraklar borçlu olmadığımı gösterirken haksızca tarafımdan aidat ödemesi istenmesi ve Yerel Mahkemece kabul edilmesi adil yargılanma hakkını ihlaldir. Ödemeler yapılmış olup, çelişkili rapor esas alınmıştır, ayrıca, ödediğim sabit olan bir bedelin tekraren ödenmesine ilişkin kurulan hükmü anlamak mümkün değildir. Kooparatifte yönetim usulsüzlükler yapmıştır. Yine ,tarafıma net bir yargılama dahi yapılamadan, alacak kalemleri likit değilken, bilirkişlerin açıkça olabilir diye belirttiği alacak yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmesi kabul edilir değildir\" beyanı ile istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; \"Davalı taraf üye olduktan sonra aidat ödemesi yapmamış olup, bu nedenle de icra takibi başlatılmıştır. Zira dosyada alınan son bilirkişi raporunda da net şekilde davalının borcunun bulunduğu ortaya çıkmıştır. Davalı taraf emlak ve vergi borcunun bulunduğunu ise zaten mahkeme huzurunda ikrar etmiştir. Aidat borcu ile birlikte emlak ve vergi ödemelerinin istenmesi nedeniyle itiraz ettiğini açıkça beyan etmiştir. Davalı taraftan emlak ve vergi ödemelerinin ilk 12 taksiti icra marifetiyle tahsil edilmiş olup, geriye kalan tutarlarda işbu dava konusu icra takibi ile istenmiştir. Dolayısıyla mahkeme tarafından yapılan hesaplamada bir tutarsızlık ve haksızlık bulunmamaktadır ayrıca alacak likit olup, aylık aidat miktarları bellidir. Her sene genel kurulda aidat miktarları belirlenmekte olup, alacak likit olduğundan ve icra takibine konu miktar bilirkişi raporu ile tespit edildiğinden haksız yapılan itiraz için icra inkar tazminatına hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır\" beyanı ile haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/10/2022 tarih, 2020/784 Esas - 2022/748 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; kooperatif üyeliği nedeniyle ödenmeyen aidat borcu nedeniyle başlatılan itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; davalının davacı  kooperatifin üyesi olduğu, davacı kooperatifin geriye doğru kesilen emlak vergileri ile vergi dairesince kesilen özel usulsüzlük cezalarınıı yapılandırmadan faydalanarak yapılandırdığı ve taksitlerini ödediği, yapılan yapılandırmaya istinaden aylık ödemeler için üyelere düşen miktarın hesaplandığı ve 4.879,08 TL tutarındaki miktarın davalının da arasında olduğu üyelere  düştüğü, söz konusu ödemelerin defaten mi yoksa taksitle mi ödeneceği hususunun  23.09.2018 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında üyelerin kararına bırakıldığı ve genel kurul tarafından yapılandırılan emlak ve vergi borçlarının her bir taksitinin 271,10 TL olarak 18 ay taksitle ödenmesinin kararlaştırıldığı, davalı tarafından bir miktar ödemelerin yapılmadığı, bu nedenle davalı aleyhine Gebze İcra Müdürlüğünün 2029/42853 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının başlatılan takibe itiraz etmesi üzerine eldeki davanın açıldığı, açılan davanın davalı tarafından kabul edilmediği, ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br> 1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; <br>Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 297/1-c. maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. <br>6100 sayılı HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/1. maddesinin  (c) bendinde;<br>“Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” ile aynı maddenin 2. fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. <br>Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.<br>Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Hüküm kanun yoluna gönderildiğinde, istinaf mahkemesi ya da Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.<br>Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. <br>Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. <br>Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu mercilerinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. <br>Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.<br>Bu genel açıklamalar ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde; mahkemece gerekçede bilirkişi raporu özetlendikten sonra sadece “…mahkememizce oluşa uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli kök ve ek raporlar doğrultusunda davacının, davalıdan, 17.550,00-TL aidat alacağı, 1.626,06 TL ceza ödemesi bakiyesi olmak üzere toplam 19.176,06 TL tutarında alacaklı olduğu anlaşılmakla davanın kabulüne; …\" denilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Davanın kabulüne ilişkin gerekçelere ilk derece mahkemesince gerekçe olarak adlandırılan kısımda açıklayıcı şekilde yer verilmemiş, aynı zamanda hükme esas alınan bilirkişi raporunda (kök ve ek)  davacının davacıdan alacaklı olmadığı/ talep edilenden az bir miktar olduğu şeklinde görüş bildirilmesine rağmen neden davacının davasının talep edilen miktar üzerinden kabul edildiğinin  açıklanmadığı görülmüştür. Bu nedenle anılan gerekçenin HMK'nın aradığı anlamda ve istinaf denetimine elverişli gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalının istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 14/10/2022 tarih, 2020/784 Esas ve 2022/748 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi. 22/04/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"65d154d83e965aa9","SID":"dc9df7c210541270"}}