{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>                      T.C.<br>                  SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/116 <br>KARAR NO\t: 2024/603<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>ÜYE\t: ...         (...)<br>KATİP\t: ...         (...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/09/2022<br>NUMARASI\t: 2021/628 Esas - 2022/488 Karar<br><br>DAVACI\t: ... - ... - ...<br>VEKİLİ\t: Av. .... - ...<br>DAVALI\t: ... -  ... - ...<br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 01/12/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 29/03/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t: 26/04/2024<br><br>\tİstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacının davalılardan ...’a ait ..., ..., ... köyünde bulunan ... parsel taşınmazın 1/3 hissesini satın alarak aynı taşınmazda dava dışı ... annesinden intikal edecek hisselerin de davalılar tarafından satılacağı hususunda anlaştıklarını, davacının  bu anlaşmaya istinaden davalı ....’a satış sonrası ödenmek üzere 100.000.TL bedelli bir adet senet düzenleyip verdiğini, ancak söz konusu hissenin henüz intikali yapılıp satış yapılmadan senet Kandıra İcra Müdürlüğünün 2019/246 sayılı dosyası ile icraya konulduğunu, tarafların  l 19/08/2019 tarihli sulh sözleşmesi ile bu icra konusu borcun ödendiği, dosya borcunun kalmadığı, icra dosya masrafları ile avukatlık ücretinin davalıya ait olacağı hususunda anlaştıklarını, sözleşmeye rağmen aradan geçen zaman içerisinde davalının  icra dosyasına beyanda bulunup borcun ödendiği, borç kalmadığı hususunda beyanda bulunmaktan imtina ettiğini, bu nedenle menfi tespit davasının istirdat davasına dönmesi halinde arabuluculuğa başvurulması zorunlu olduğu için Kocaeli Arabuluculuk Bürosuna başvuru yapılmış, 2020/1104 Büro Dosya Numaralı, 2020/111897 Arabuluculuk Numaralı başvurumuz 18/11/2020 tarihinde anlaşamama ile sonuçlandığını, tüm bu nedenlerle davacının davalıya borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı cevap dilekçesinde özetle; Davacı olan ..., ... ilçe merkezinde ... adı altında Gayrimenkul alım ve satım işleri yapan iş yeri sahibi olduğunu, kendisini yıllardır tanıdığını, kendisine daha önce birkaç kez başkaca yerler verdiğini hatta kendisine ait olan yerleri onun vekaletnamesiyle  sattığını, eskiden beri aralarında bulunan ticari bağ nedeniyle bir süre sonra anlaşmazlığa düştüklerini ve davacının aslında alacaklı olmamasına rağmen daha önceden verdiği ve iptal ettiğini söylediği bir senet ile Kandıra İcra Müdürlüğünde hakkında icra takibinde bulunduğunu, daha sonra anlaşmaya vararak yeniden ticaret yapmaya başladıklarını, elinde sözleşmesi olan fakat intikalleri henüz gerçeklemiş ... ilçesi ... Köyündeki ...'e ait hisselerin intikali yapıldıktan sonra satmak ve bedeli anlaşılmak kaydı ile daha önce aynı yerdeki  ...'den daha önce satın almış olduğu  ve adına kayıtlı hisse ile tapularına Davacı ... talip olarak adına kayıtlı hisselerin bedeli olarak bu hisseler karşılığında 360,000,TI. bedelle anlaştıklarını, yerin birlik ve bütünlüğü için ... hisselerinin de intikali yapıldıktan sanra değeri üzerinden anlaşarak ...'e satmak üzere bir anlaşmaya vardıklarını ve bu satış nedeni ile daha önceden de iş yaptıkları için kendisine de güvenerek Manisa ilinde kardeşi ... adına tapulu olan yerleri 77,000.TL.bedelle kabul ettiğini,  Halk bankası hesabına 2000,TL. Av.... yanında 25,000,TL ve Aramızda anlaşma yaparkande 23,000,TL. olarak toplamda 127,000,TL. ve daha önceki alacak iddiasından dolayı olan 35,000,TL ( İcra dosyasındaki) ile birlikte 162,000.TL toplam ile aralarında anlaşalar hisseleri 2 ay içinde satacağını, geri kalan parayı bir ayda ödeyeceğini düşünerek anlaştıklarını, geriye kalan 198,000.TL borcu bulunmaktadır. Bir ay geçip de ödeme yapılmayınca  parasını istediğini ancak karşı tarafın kendisini oyaladığını, ... hakkında Kandıra İcra Müdürlüğü'nde 100,000,TL lik senedi ile icra takibinde bulunduğunu, bu ödeme emrini usutüne uygun bir şekikle almasına rağmen borcunun bildiğinden dolayı herhangi bir itirazda bulunmadığını ve borcun kesinleştiğini, sonuç olarak alışverişten bakiye kalanı 198,000.R1. alacağım (100,000.TL si senetli takipte) kesinleşebilmesi için tüm dosya içerikleri ile yapıları satışlar ve sayılan nedenlerle haksız usulsüz işlemleri davacının kendisini mağdur duruma düşürdüğünü, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini talep  etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ: İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KABULÜ ile, Kandıra İcra Müdürlüğünün 2019/246 Esas sayılı takip dosyasında takibe konu borçtan dolayı davacının davalıya BORÇLU OLMADIĞININ TESPİTİNE, davacı hakkındaki TAKİBİN İPTALİNE, <br>-Davacı tarafından talep edilmediğinden İİK.nun 72/5 maddesi gereğince haksız ve kötü niyet tazminatı hakkında karar verilmesine yer olmadığına  ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı istinaf dilekçesinde özetle; \"Yerel Mahkemenin gerekçeli kararında toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; Davalı 20/12/2018 düzenleme tarihli 100.000,00.-TL bedelli senetten kaynaklanan alacağın tahsili için 10.04.2019 tarihinde Kandıra İcra Dairesinin 2019/246 takip sayılı dosyasından, davacı borçlu aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile icra takibi başlatıldığı; Ne var ki, menfi tespit davalarında ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olmakla beraber, alacak bir senede bağlanmış ise, bu durumda ispat yükünün yer değiştirdiği, başka bir ifade ile bu durumda senet nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden davacı, iddiasını ispat etmek zorunluluğundadır. Tamamen resmi belgelere dayalı satışlar ve işlemler nedeni ile, hatta açıkta kalan 98,000 TL alacağımın da tespit edilerek hüküm altına alınmasını beklerken, davacının borçlu olmadığını tespitine karar verilmesi ile takibin iptal edilmesi kararını usul ve yasaya aykırıdır\" beyanı ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, alışverişten bakiye kalan 198,000 TL alacağının (100,000 TL'si senetli takipte) kesinleşebilmesi için tüm dosya içerikleri ile yapılan satışlar ve sayılan nedenlerle davacının, davalı tarafını mağdur duruma düşürdüğünden davanın reddine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; \"Davalı ile müvekkil 19/08/2019 tarihli sulh sözleşmesi ile bu icra konusu borcun ödendiği, dosya borcunun kalmadığı, icra dosya masrafları ile avukatlık ücretinin davalıya ait olacağı hususunda anlaşmışlardır. Sözleşmeye rağmen aradan geçen zaman içerisinde davalı icra dosyasına beyanda bulunup borcun ödendiği, borç kalmadığı hususunda beyanda bulunmaktan imtina etmiştir. Bu nedenle açtığımız menfi tespit davası mahkemece kabul edilmiştir. İmzası ve içeriği kabul edilen sözleşme ortada iken davalının kararı istinaf etmesi bizce sadece kararı geciktirmek dışında bir nedenle değildir. Delillerle haklılığımız ortaya konulmuştur\" beyanı ile davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 15/09/2022 tarih, 2021/628 Esas - 2022/488 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; davacının, davalı ...’a ait ... ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan 10 parsel taşınmazın 1/3 hissesini satın alarak aynı taşınmazda dava dışı ...’e annesinden intikal edecek hisselerin de davalılar tarafından satılacağı hususunda davalı ile anlaştığı, davacının  bu anlaşmaya istinaden davalı ...’a satış sonrası ödenmek üzere 100.000.TL bedelli bir adet senet düzenleyip verdiği, ancak söz konusu hissenin davacıya satışı yapılmadan verilen senedin Kandıra İcra Müdürlüğünün 2019/246 sayılı dosyası ile icra takibine konulduğu belirtilerek anılı  icra takip dosyasında borçlu olunmadığına karar verilmesi için davacı tarafından eldeki davanın açıldığı, davalı tarafından açılan davanın reddinin talep edildiği, ilk derece mahkemesince açılan davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>Gerçekte var olmayan bir borç ya da geçersiz bir hukukî ilişki nedeniyle icra takibine maruz kalması muhtemel olan veya icra takibine maruz kalan bir kimsenin (borçlunun) gerçekte borçlu bulunmadığını ispat için açacağı dava, menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Menfi tespit davası 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. İcra takibinden önce açılan menfi tespit davasına bakan mahkeme, talep üzerine alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere gösterilecek teminat mukabilinde, icra takibinin durdurulması hakkında ihtiyati tedbir kararı verebilir. İcra takibinden sonra açılan menfi tespit davasında ise ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde on beşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyla icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmemesini isteyebilir.\t\t\t\t\t\t\t\t\t<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur.  İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun  (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br> (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir”  şeklindedir. <br>Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle ortadan kalktığını ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle sona erdiğini ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir. Menfi tespit davasında kural olarak, hukukî ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukukî ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Keza açılan menfi tespit davasında alacaklı (davalı) nın senedin ihdas (veriliş) nedenini değiştirmesi (tâlil etmesi) hâlinde de kanıt yükü alacaklı davalıya düşer (Çavdar, 755). Borçlu bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukukî ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukukî ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu, senedin varlığını  kabul etmekle birlikte bir hukukî ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukukî ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukukî ilişkinin varlığını kabul etmektedir. <br> Eldeki davada, yukarıda açıklanan bilgiler ışığında yapılan değerlendirmede; davacı tarafından açılan iş bu davada ispat yükü alacaklı olduğunu iddia eden davalı tarafta olmakla beraber, alacak bir senede bağlandığında ispat yükü yer değiştireceğinden, somut davada davacının iddiasını ispat etmek zorunda olduğu, dosya arasına alınan imzası taraflarca  inkar edilmeyen sulh sözleşmesi incelendiğinde; taraflar arasında taşınmaz hisse devrine ilişkin anlaşmaya varıldığı, bakiye 100.000,00-TL'nin ödenmesi için davacı tarafından senet düzenlendiği, senedin icra takibine konulduğu ancak taraflar arasındaki protokolün 3. maddesinden anlaşıldığı üzere dosya borcuna karşılık ... İli ... İlçesi ... köyü ... parselde kayıtlı taşınmazın satışı için davalı alacaklının talebi doğrultusunda eşi ...'a vekalet verildiği, ...'a 23.000,00.-TL nakit olarak ödeme yapıldığı, protokolün 4. maddesinden ise dava konusu Kandıra İcra Müdürlüğünün 2019/246 esas sayılı dosyasından takibe konulan senetten dolayı davacının hiçbir borcunun kalmadığının anlaşıldığı, dosya arasına alınan sulh protokolünün  davalı tarafından imzalandığının 28/04/2022 tarihli duruşmada davalı tarafından kabul edildiği, bu protokolde Kandıra icra Müdürlüğünün 2019/246 esas sayılı dosyasından dolayı davacının borcunun kalmadığının açıkça yazılı olduğu anlaşıldığından, açıklanan tüm bu neden ve gerekçelerle yerel mahkemece davanın kabulüne şeklinde karar verilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, hukuki değerlendirme ve varılan sonucun yerleşik Yargıtay İçtihatlarına ve Daire'mizin uygulamalarına da uygun olduğu, yapılan tahkikatın yeterli ve ilk derece mahkemesi gerekçesinin davalının istinaf nedenlerini karşılar nitelikte bulunduğu anlaşıldığından, davalının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.<br>Gerekçeli karar başlığında; davacı vekilinin adresinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde; usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK'nın 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davalının istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden; istinaf başvurusunun esastan reddine, karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-HMK'nın 353-(1)-b)-1) maddesi uyarınca; Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE,<br>2-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 6.842,45 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 1.710,62 TL'nin mahsubu ile bakiye 5.131,83 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>3-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>4-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden davalı taraf üzerinde bırakılmasına,<br>5-İstinaf eden davalı tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf eden davalıya iadesine,<br>6-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>7-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>8-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/03/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3fa1b9d69f3e0500","SID":"c5621316a84f315e"}}