{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/361 <br>KARAR NO\t: 2024/693<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...     ...<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 16/11/2020<br>NUMARASI\t\t: 2019/280 E.  -  2020/401 K.<br><br>DAVACI\t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t<br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 16/11/2020 tarih ve 2019/280 Esas - 2020/401 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2006 yılından itibaren turizm alanında faaliyette bulunduğunu, 2015 yılında ...’de beş yıldızlı konaklama hizmeti vermek üzere \"...\" projesini hayata geçirdiğini, 27.12.2018 tarihinde dava konusu \"...+şekil\" ibareli marka başvurusunu yaptığını, 2018/119655 numarası verilen başvurunun, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca kısmen reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, redde mesnet  2015/15223, 2015/09865 ve 2015/98975 sayılı markaların hükümsüzlüğü için açılan davaların, eldeki dava yönünden bekletici mesele yapılması gerektiğini, redde mesnet 2017/24593, 2016/86203 ve 2015/58075 sayılı markalarda geçen \"...\" ibarelerinin ise ayırt edici hiçbir vasfının olmadığını, bu markaların müvekkili başvurusu ile benzer bulunmadığını, müvekkilinin, redde mesnet markaların sahiplerinden daha önce \"... hotel\" markasını kullandığını ve tanınmış marka haline getirdiğini, bu nedenle ibare üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, redde mesnet marka sahiplerinin kötü niyetli bulunduklarını, dava konusu ibareyi müvekkilinin 05.03.2015 tarihinde ...'de ticaret unvanı olarak tescil ettirdiğini, bu tescil tarihinin de redde mesnet marka başvurularından önce olduğunu, 2015 yılındaki açılışın ardından gerek Türkiye’de gerekse uluslararası çapta verdiği sayısız reklam ve tanıtım ile müvekkili markasının tanınır hale geldiğini, redde mesnet markaların sahiplerinin müvekkillerinin bu tanınmışlığından yararlanmaya çalıştıklarını, redde mesnet markalardan ikisinin sahibinin müvekkilinin de ortağı olduğunu, birinin sahibinin otelde konuk olarak bulunduğunu, müvekkilinin gerçek hak sahipliğinin ve tanınmışlık iddialarının dava konusu edilen YİDK kararında hiç değerlendirilmediğini ileri sürerek, YİDK'in 2019-M-3210 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.  <br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet markalar arasında ayırt edilemeyecek derecede benzerlik bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının başvuru markasının \"...+şekil\" ibaresini içermesi, mesnet markaların da \"...+şekil\", \"...+şekil\" ve  \"...\" ibarelerini içermesi karşısında, markalardaki şekil ve \"...\" ibaresi aynı olduğundan ve reddedilen mal/hizmetler de aynı bulunduğundan, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi anlamında mutlak ret sebeplerinin oluştuğu, davacı tarafın başvuru ibaresi açısından önceye dayalı kullanım ve kullanım sonucu markaya ayırt edicilik kattığı iddialarının SMK'nın 5/1-ç maddesinde düzenlenen mutlak ret sebebinin istisnasını oluşturmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.   <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, \"...\" markasının gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, marka başvurusunun reddine mesnet markaların sahiplerinin, müvekkili ile olan yakın ilişkilerini kullanarak \"...\" markasını kötü niyetle kendi adlarına tescil ettirdiklerini, müvekkilinin bu unvanı ticari hayatta markası olarak kullandığını, marka/unvanın tescil tarihinden önce otel projesinin yapım aşamasında, müvekkilinin Türkiye’deki şirketler dahil olmak üzere birçok şirket ile iş birliğinde bulunduğunu, yaptığı  sözleşmelerde ve yazışmalarda \"... hotel\" ismi altında imza ve kaşesini kullandığını, bu kapsamda iş birliğine girdiği tüm proje ve sair işlerde \"... ...\" olarak tanındığını, ret kararına dayanak marka sahiplerinin kotü niyetli ve haksız rekabet hükümlerine aykırı şekilde \"...\" ana markasını tescil ettirdiklerini, ilk derece mahkemesi tarafından redde mesnet markalardan birinin hükümsüzlüğüne ilişkin Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen dosyasının sonucu beklenmeden hüküm kurulmasının hukuka aykırı olduğunu, zira redde mesnet söz konusu markanın hükümsüzlüğüne karar verildiğini, hükümsüzlüğüne karar verilen markanın hukuki korumadan yararlanmasının söz konusu olamayacağını, <br>yine redde mesnet iki markanın hükümsüzlüğü için açılan Bakırköy 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi dosyasının sonucunun da beklenilmediğini, redde mesnet markalar ile müvekkili başvurusunun birbirlerinden farklı bulunduğunu, kötü niyetli tescil edilen markaların redde mesnet alınamayacağını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava,  YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, 6769 sayılı SMK'nın 5/1-ç maddesi hükmünün uygulanabilmesi için markalar arasındaki benzerliğin iltibasa yol açacağının ayrıca inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olmasının gerektiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 25.11.2020 tarih, 2020/1019-5419 E.K. sayılı ilamının da bu yönde bulunduğu, buna göre \"...+şekil\" ibareli dava konusu başvuru ile redde mesnet \"...\" ibareli markalar arasında, başvuru kapsamından çıkarılan mal ve hizmetler yönünden bu anlamda bir benzerliğin bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça başvuru konusu markanın gerçek hak sahibi olunduğu ileri sürülmüş ise de davanın, marka başvurusunun SMK'nın 5/1-ç maddesi uyarınca kısmen reddine ilişkin YİDK kararının iptali istemine ilişkin  olması karşısında, eldeki davada bu iddianın tartışılmasının mümkün bulunmadığı, yine redde mesnet markaların kötü niyetli olarak tescil edildikleri iddiasının da işbu davanın konusu olmadığı, YİDK kararının iptali davalarının, YİDK karar tarihindeki hukuki duruma göre çözümlenmelerinin gerektiği, dolayısıyla YİDK karar tarihi itibariyle hüküm ifade eden markaların, redde mesnet alınmalarında bir isabetsizlik olmadığı, bu markaların hükümsüzlüğü için açılan davaların sonucunun beklenmesinin eldeki davaya bir katkısının bulunmayacağı, zira belirtildiği üzere YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet alınan markların tescilli olduğu ve hukuki denetimin bu tarihteki şartlara göre yapılacağı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br> <br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2024 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f61d65f11d8fd7e5","SID":"049a7d3a0467f989"}}