{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2022/357 - 2024/690<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2022/357 <br>KARAR NO\t: 2024/690<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 3. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK <br>                                                  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 20/01/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/134 E.  -  2022/16 K.<br><br>DAVACI\t <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>DAVANIN KONUSU\t:YİDK Kararının İptali<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 20/01/2022 tarih ve 2021/134 Esas - 2022/16 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t:Davacı vekili, müvekkilinin 2019/64962 sayılı \"...\" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, davalı Şirketin  2019/62357 sayılı \"...\" ibareli markaya dayalı olarak başvuruya itiraz ettiğini, Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından davalı itirazının kabul edilerek müvekkili başvurusunun reddine karar verildiğini, müvekkilince bu karara yapılan itirazın ise YİDK tarafından reddedildiğini, oysa müvekkilinin Almanya merkezli bir şirket olup bina otomasyonu alanında 25 yılı aşkın deneyime sahip bulunduğunu, ürünlerini 20'den fazla ülkede piyasaya sürdüğünü,  Orta Doğu ve çevre ülkeler için İstanbul'da şubesinin bulunduğunu, \"....\" markası altında Türkiye'deki faaliyetlerine yoğun şekilde devam ettiğini, müvekkili başvurusunun redde mesnet markadan 7 gün sonra yapıldığını, müvekkiline ait WIPO nezdinde 29.11.2018 tarihinde 09. sınıfta tescilli markasının olduğunu, bu markanın davaya konu marka başvurusundan önceki tarihli olduğundan müvekkilinin \"...\" markasının öncelikli ve gerçek hak sahibi bulunduğunu, müvekkilinin davaya konu markasını Türkiye'de tescilsiz olarak kullandığını, müvekkiline ait \"....\" markasının tanınırlığının oldukça yüksek olduğunu, markalar arasında değerlendirme yapılırken bu hususun bilhassa dikkate alınması gerektiğini, I-...\" markasının aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanı olduğunu ve TTK ile 6769 sayılı SMK hükümlerine göre korunması gerektiğini, müvekkil Şirketin ticaret unvanındaki asıl sözcüğün neredeyse birebir aynısının davalı tarafından kullanılmasının hakkın ihlali anlamına geleceğini ileri sürerek, YİDK'in 2021-M-1138 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava  etmiştir.<br>\tDavalı ... vekili, Kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, dava konusu başvuru ile redde mesnet marka arasında karıştırılmaya yol açacak düzeyde benzerlik bulunduğunu, davacının diğer iddialarının ise yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>\tDavalı Şirket vekili, davacının Türkiye'de tanınmış olduğu iddiasının asılsız olduğunu, Türkiye'de eskiye dayalı kullanım ve gerçek hak sahipliği iddialarının da yerinde bulunmadığını, davacının Türkiye'de herhangi bir satış ve pazarlama faaliyetinin olmadığını, davacının rüçhan hakkından süresinde yararlanmadığını, davacının 29.11.2018 tarihinde WIPO nezdinde başvuru yaptığını, Türkiye başvurusunun ise 09.07.2019 tarihli olduğunu, buna göre WIPO başvuru tarihinden itibaren 6 ay içerisinde Türkiye'de marka başvurusu yapılmadığını, müvekkilinin \"...\" markasının tescilli hak sahibi olduğunu, müvekkil şirketin kötü niyetinden bahsedilemeyeceğini, davacı ve müvekkilinin markalarının farklı tüketici kitlelerine hitap ettiğinden iltibas tehlikesi bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının \" ...\" ibareli marka başvurusu ile redde mesnet \"...\" markası arasında görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzerlik olduğu, taraf markaları kapsamındaki 09. sınıftaki malların aynı/aynı tür olması nedeniyle de markalar arasında SMK’nın 6/1 maddesi anlamında iltibas tehlikesi bulunduğu, davacı yan her ne kadar ... ibaresinin gerçek hak sahibi olduğunu, bu markayı tanınmış hale getirdiğini ve ibare üzerinde ticaret unvanından kaynaklı üstün ve öncelikli hakkı bulunduğunu iddia etmişse de SMK’da tescilsiz marka sahibine, tescilli markanın varlığına rağmen tescil hakkı tanıyan bir hüküm bulunmadığı, davacının dayandığı SMK'nın 6/3, 6/5 ve 6/6 maddeleri kapsamında düzenlenen “gerçek hak sahipliği, tanınmışlık ve sınai hakka dayalı üstün hak sahipliği” müesseselerinin, tescil engeli ve/veya SMK 25. madde atfıyla hükümsüzlük nedeni oluşturmadığı, dolayısıyla bu iddiaların huzurdaki davada dinlenme imkanı olmadığı gibi YİDK kararının iptali bakımından varılacak sonuca da bir etkisinin bulunmadığı, davalı markası hükümsüz kılınmadığı sürece davacı marka başvurusu yönünden tescil engeli yaratacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.   <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili, davalı Şirket tarafından sunulan dilekçede, davaya konu markaların görsel, anlamsal ve fonetik açıdan karşılaştırılması halinde ve tarafların farklı tüketici kitlelerine hitap ettiği gerekçesiyle iltibas tehlikesinin bulunmadığının belirtildiğini, bu nedenle hükme esas alınan bilirkişi raporunda varılan görüşün aksine, davalı Şirketin ikrarı da gözetilerek davanın kabulü ile müvekkili başvurusunun tescil işlemlerinin kaldığı yerden devamına karar verilmesi gerektiğini, öte yandan taraf markaları arasında benzerlik ve karıştırılma ihtimali de bulunmadığını, taraf markalarının \"...\" ve \"...\" şeklinde olduğunu, \"...\" ve \"...\" şeklinde tamamen farklı okunduğu gözetildiğinde markaların hiçbir şekilde benzerlik taşımadığını, taraf markalarının görsellerinin de tamamen birbirinden farklı olduğunu, \"...\" ibaresinin davalı Şirketin tekeline bırakılmasının mümkün olmadığını, müvekkili marka başvurusu, redde mesnet marka başvurusundan 7 gün sonra yapılmış olsa bile müvekkiline ait WIPO nezdinde 29.11.2018 tarihinde yapılmış \"...\" ibareli başvurunun bulunduğunu, WIPO nezdindeki başvuru, redde mesnet markanın başvurusundan önceki tarihli olduğundan müvekkilinin \"...\" markasının öncelikli ve gerçek hak sahibi olduğunu, davalının \"...\" ibareli marka başvurusu sebebiyle, gerçek hak sahibi olan müvekkilinin 09. sınıfta yaptığı marka başvurusunun reddedildiğini, bu durumun hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, davalı Şirketin \"...\" markasına ilişkin haksız tescil kararına konu YİDK kararının iptali talepli davanın, aynı mahkemenin 2021/102 Esas sayılı dosyası üzerinde karara çıktığını ve istinaf aşamasında bulunduğunu, söz konusu kararın bekletici mesele yapılması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK kararının iptali istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, \"...\" ibareli başvuru ile redde mesnet \"...\" ibareli marka arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi anlamında ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde karıştırılma tehlikesinin olduğu, zira \"...\" ibaresinin her iki markada da asli unsur olarak kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen \"i\" harfinin başvuruya yeterli ayırt ediciliği sağlamadığı, davacının SMK'nın 12. maddesi kapsamında rüçhan hakkının olmadığı, bunun dışında gerçek hak sahipliği ya da ticaret unvanına dayalı iddialarının da eldeki davada tartışılamayacağı, YİDK karar tarihi itibariyle redde mesnet marka hüküm ifade ettiğinden, redde mesnet markaya ilişkin davanın bekletici mesele yapılmasının da gerekmediği, son olarak davanın Kurum kararının iptaline ilişkin olması karşısında davalı Şirket vekilinin, taraf markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı yönünde beyanda bulunmasının da sonuca etkisinin olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;\t<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından, davacı tarafça istinaf başvurusunda yatırılan 80,70 TL istinaf karar ve ilam harcının mahsubu ile kalan 346,90 TL bakiye harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, <br>\t3-İstinaf aşamasında davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi uhdesinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 04/04/2024 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. \t<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 04/04/2024 <br>\t\t\t\t<br> Başkan<br><br> Üye<br><br> Üye<br> <br> Katip<br><br> <br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"097fef67ac231190","SID":"3b387664ec3334f4"}}