{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/865 <br>KARAR NO: 2024/665<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 11. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 04/03/2021<br>NUMARASI: 2020/177 E. -  2021/179 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davalı şirkete satılarak teslim edilen spor malzemeleri için düzenlenen 29.07.2019 tarihli ve 25.000,00 TL tutarlı fatura  için 23.08.2019 tarihinde 2.000,00 TL ve 05.09.2019 tarihinde 2.000,00 TL olmak üzere 4.000,00 TL ödendiğini, bakiye 21.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik  itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, cevap dilekçesinde özetle; takibe dayanak faturanın hukuki geçerliğinin bulunmadığını, fatura düzenlenmesinin başlı başına borç doğurucu bir işlem olmadığını, fatura konusu malı veya hizmetin teslim edildiğinin ayrıca kanıtlanması gerektiğini, taraflar arasında bir ticari ilişki bulunmadığı gibi, davacı tarafından teslim edilmiş bir mal veya hizmet de bulunmadığını, sevk irsaliyesinde isim ve imzası bulunan ...'ın müvekkili şirketin çalışanı veya yetkilisi olmadığını,  faturaya konu ürünlerin Maltepe Belediyesi için üretilerek teslim edildiğini, müvekkilinin de belediyenin kiracısı olması nedeniyle havuz kirasına mahsuben bir miktar ödeme yaptığını, bu dönemde Belediye tarafından müvekkiline kira tahakkuk ettirilmediğini, dava dışı belediye ile davacı arasındaki ticari ilişkiden müvekkilinin sorumlu olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Somut olayda taraf şirketlere ait vergi kayıtları FORM BA -BS incelemesinde ; davacının davalı adına düzenlemiş olduğu takibe konu 25.000 TL bedelli faturayı davacının Form BS ile ilgili vergi dairesine bildirdiği,  davalı firmanın da Form (BA) ile bildirdiği anlaşılmakla, takibe konu faturanın tarafların vergi formlarında yer alması ile malın satın alındığı ve ticari defterlere kayıtlı olduğu, ayrıca davalının ilgili faturalara yasal süre içerisinde itiraz etmediği, iade faturası düzenlemediği anlaşılmaktadır. Davalı taraf içeriğine itiraz etmediği faturaları kabul etmiş sayılmakta olup , davacıya takibe konu borca yapılan ödeme olduğuna ilişkin davalının dosya arasında savunma ve belgesi de bulunmamaktadır. Davalının davaya konu fatura nedeni ile borçlu olmadığı ve malların dava dışı 3. Kişiye teslim edildiğine ilişkin savunmalarına  bu nedenle itibar edilmemiştir. Tüm dosya kapsamına göre, itiraz üzerine takibin durduğu,  davanın  İ.İ.K nun 67. Maddesi gereğince bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davalıların yapılan bilirkişi incelemesinde borçlu olduğunun  belirlendiği ve mahkememizce aldırılan raporun uygulama ve mevzuata göre yerinde olup hükme esas alınmaya elverişli olduğu, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamalara ve  faizine ilişkin açıklama ve değerlendirmelere mahkememizce de itibar edildiği ve davalıların itirazında haksız olduğu kanaatine varıldığından,  takibin belirlenen miktarlar üzerinden devamına,...\" gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının İstanbul Anadolu ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasına yönelik itirazının iptali ile takibin devamına ve hükmedilen asıl alacağın %20 oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline, karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı  vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;  Mahkemece, müvekkilinin faturaya itiraz etmediği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğini, oysa faturanın tebliğ edilmesi ya da faturaya itiraz edilmemesinin tek başına borç doğurucu bir işlem olmadığını, faturayı verenin ayrıca, faturada yer alan mal veya hizmete ilişkin edimini yerine getirdiğini ispatlaması gerektiğini, taraflar arasında ticari ya da hukuki bir ilişki kurulmadığını, alacak borç ilişkisini gerektirecek temel borç ilişkisi bulunmaması nedeniyle fatura konusu borçtan müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, davacı tarafından herhangi bir ürün teslim edilmediği gibi müvekkilin davacıya yönelttiği bir sipariş ya da talep de bulunmadığını, sevk irsaliyesinde teslim alan olarak görünen kişinin müvekkili bir ilgisinin bulunmadığını, teslime ilişkin hiçbir bilgi içermeyen ve teslim alanın imzası kısmında imza yerine karalanan çizgi ile müvekkile mal teslim edildiği sonucuna varılamayacağını, davaya cevap dilekçesinde izah edildiği üzere, davacının, faturaya konu ürünleri dava dışı Maltepe Belediye Başkanlığı için üreterek teslim ettiğini, müvekkilinin ise Maltepe Belediyesinin kiracısı olması sebebiyle iki aylık havuz kirasından düşülmek üzere, söz konusu faturanın bir kısım bedelini davacıya ödediğini, mahkemece buna ilişkin savunmanın dikkate alınmadığını ve tanıkların dinlenmediğini, delillerin toplanmadan verilen kararın hatalı olduğunu, hukukçu olmayan hesap bilirkişisinin uzmanı olmadığı alanda hüküm verir şekilde rapor düzenlemesinin ve bu raporun esas alınmasının patalı olduğunu, davacının usulüne uygun şekilde akdi ilişkiyi kanıtlamadan düzenlediği faturanın müvekkili yönünden borç doğurmayacağını, Bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine, karar  verilmesini istemiştir.<br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, satım sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali istemine  ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne, karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı, satım sözleşmesi kapsamında davalıya satılarak sevk irsaliyesi ile teslim edilen 25.000 TL tutarındaki fatura borcunun 4.000,00 TL'sinni ödendiği, kalan miktarın ödenmemesi üzerine başlatılan takibe itiraz edilmesi nedeniyle eldeki itirazın iptali davasını açtığını ileri sürmüştür.  Davalı ise, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini inkar etmiş ve davacıdan mal veya hizmet talebi bulunmadığını, ürünlerin Maltepe Belediyesi için üretildiğini ve Belediyeye teslim edildiğini, teslim alın kişinin davalı şirketin çalışanı olmadığını, belgede teslime ilişkin ayrıntı bulunmadığını, müvekkilinin ise Belediyeye ait havuzda kiracı olduğunu, belediyenin borcunu ödememesi üzerine bu borcun müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığını, davacı ile belediye arasındaki muvazaalı işlemler nedeniyle borcun müvekkilinden tahsil edilmeye çalışıldığını ve 4.000,00 TL'nin belediye borcu için müvekkilince ödendiğini, bu dönemde belediye tarafından müvekkilinden kira alınmadığı savunarak, temel borç ilişkisini inkar etmiştir. Satım sözleşmesinin geçerli olması herhangi bir şekil koşuluna bağlı değildir. Yazılı bir sözleşmenin varlığı ispat açısından kolaylık sağlamaktadır. Bu durumda, davacının, taraflar arasında satım sözleşmesi kurulduğu ve bu sözleşme kapsamında ürünleri davalıya teslim ettiğini kanıtlaması gerekir. HMK'nın 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK'nın 6. maddesinde ise taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir. Davacının, fatura konusu emtiayı sevk irsaliyesi ile ...'a teslim ettiği sabittir. İrsaliye altında imza bulunması, emtianın bu kişi tarafından teslim alındığını göstermektedir. Ayrıca, nakliyeciye ilişkin bilginin bulunmasına gerek bulunmamaktadır. Ancak, fatura davalı adına düzenlenmesine rağmen, bu faturadan kaynaklı borçtan davalının sorumlu tutulması için fatura konusu emtiayı teslim alan kişinin de davalı adına mal veya hizmet kabulüne yetkili olması gerekir. Bu hususun tespiti için, tarafların kayıt ve belgelerinden yararlanılması ve fatura hakkında taraflarca ne şekilde işlem yapıldığının değerlendirilmesi gerekir.<br>İlk derece mahkemesice taraf defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Takip konusu 29.07.2018 tarih ve 1243 sayılı 25.000 TL bedelli fatura her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlıdır. Ayrıca, davalının bu faturaya mahsuben 23.08.2019 tarihinde yaptığı 2.000 TL ödeme ve 05.09.2019 tarihinde yaptığı 2.000 TL ödeme de taraf defterlerinde kayıtlı olup, her iki deftere göre tek bir faturadan ibaret ticari ilişki kapsamında davacının 21.000 TL bakiye alacağı bulunduğu sabittir. Satım sözleşmesinde tarafların edimlerini kural olarak birlikte ifa etmesi gerektiği TBK'nın 207. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre, davacı tarafından düzenlenen irsaliyeli faturanın davalıya ait ticari defterde kayıtlı olması ve fatura borcunun bir kısmının da ödenmesi, taraflar arasında bir satım sözleşmesi ilişkisinin bulunduğunu ve bu satım sözleşmesi kapsamında davacının edimini ifa ederek emtiayı teslim ettiğini kanıtlamaktadır. Davalının kendi defterlerine göre satım sözleşmesinin tarafı olması ve emtianın temsil ettiği faturanın davalının defterinde kayıtlı olması ve bedelinin kısmen ödenmesi karşısında, arttık soyut olarak ileri sürülen sevk irsaliyesinin şekli ve teslim alanın yetkili olmadığına ilişkin savunmaların dinlenmesi mümkün değildir. Satım sözleşmesinin kurulduğunun kabulü için taraflar arasında sözleşme öncesi aşamaya ilişkin bir kısım yazışmaların yapılması veya alıcının yazılı şekilde sipariş vermesine de gerek bulunmamaktadır, Diğer yandan, davalı vekili tüm aşamalarda, satım sözleşmesinin dava dışı Maltepe Belediyesi ile davacı arasında kurulduğunu ve ürünlerin Belediyeye teslim edildiğini, müvekkilinin ise Belediyenin kiracısı olması nedeniyle bir kısım ödemeleri yaptığını savunmuştur. Davalının savunması, en başta davalının ticari defterleri ile çürütülmüştür. Faturanın davalının defterinde kayıtlı olması, ticari ilişkinin davacı ile davalı arasında kurulduğunu kanıtlamaktadır. Mahkemece, ayrıca davalı ile  dava dışı Belediye arasında kira sözleşmesi bulunup bulunmadığını veya ödemelerin yapıldığı dönemde davalının kira ödeyip ödemediğinin araştırılmasına gerek bulunmamaktadır. Satım sözleşmesinde, olayların tespiti için önceden sözleşme veya belge düzenlenmesi mümkündür. Belirtilen şekilde bir sözleşme yapılmadan, tipik bir sözleşmenin unsurlarını oluşturacak şekilde bir ticari ilişkinin kurulmasından sonra, HMK'nın 200 ve devamı maddelerinde düzenlenen senetle ispat zorunluluğu ve tanık dinleme yasağına aykırı şekilde, bir kısım sözleşme ilişkilerinin tanıkla ispatlanmaya çalışılması usule uygun değildir. Mahkemece yapılan inceleme yeterli olup, hukuki  dinlenilme hakkı çerçevesinde taraflara delil sunma olanağı sağlandığı ve  tarafların gösterdikleri delillerin usulüne uygun şekilde toplanarak değerlendirildiği, varılan sonucun taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ile satım sözleşmesi hükümlerine uygun olduğu, maddi tespitler içeren bilirkişi raporunun tarafların ticari defterleri incelenerek usulüne uygun şekilde düzenlendiği, davalının ticari defterlerinde kayıtı olan fatura borcunu kısmen ödemediği, borcun ödenmemesi gereken nedenlerin usulüne uygun delillerle kanıtlanmadığı, davalının, kendi defterleri ile çelişen beyanlarının esas alınarak karar verilemeyeceği anlaşılmakla, davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm istinaf başvuru nedenlerinin reddine karar verilmiştir. Açıklanan bu gerekçelerle HMK'nın 353/1.b.1.maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı  tarafından yatırılan istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına, bakiye 1.075,86 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline,3-Davalı tarafından istinaf kanun yoluna başvuru için yapılan masrafların kendi  üzerlerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 25.04.2024 tarihinde, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"2ff389608807d499","SID":"cd5b5f103cc9351e"}}