{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/842 <br>KARAR NO: 2024/791<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 2. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 19/02/2021<br>NUMARASI: 2021/128 E. - 2021/24 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirketin Türk spor kamuoyunun da çok yakinen tanıyıp bildiğini, ünlü bir çok futbolcunun sponsorluğunu yapmış bir şirket olduğunu, müvekkili şirketin dünya çapında çok geniş bir üretim, dağıtım ve reklam ağına sahip olduğunu, davalının, müvekkilinin \"...\" kelimesi içeren markalarına ayırt edilemeyecek kadar benzer olan \"...\" markasını basılı kağıt, pano vb.tanıtma vasıtalarında veya ürünlerde kullanmak ve \"...\" kelimesini taşıyan ürünleri üretmek, satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alınana çıkarmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak suretiyle müvekkilinin \"...\" kelimelerini içeren markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil eden fiillerinin durdurulmasını, önlenmesini, maddi tazminat bakımından fazlaya ilişkin hakları talep ve dava etme hakkı saklı kalmak kaydıyla, davalının markaya tecavüz eylemleri nedeniyle müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararları için şimdilik kaydıyla 5.000 TL, manevi zararları için ise 15.000 TL olmak üzere 20.000 TL tazminatın, dava tarihinden itibaren reeskont faiz oranı esas alınarak işletilecek faizleri ile birlikte davalıdan tahsili ile müvekkiline verilmesine, masrafı karşı tarafa ait olmak üzere kesinleşmiş kararın günlük gazete veya benzeri vasıtalarla tamamen veya özet olarak ilan edilmesine, ihtiyati tedbir olarak \"...\"  markası taşıyan ürünlere gümrükler dahil her nerede olursa olsun elkonulmasına ve bu ürünlerin toplatılmasına, ürünler üzerindeki \"...\" markasının ürünlerden çıkartılmasına ve imhasına, yargalama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  Müvekkili şirketin abiye tekstil ürünleri satışıyla meşgul olup, tekstil piyasasında saygın bir yere sahip olduğunu, Abiye Tekstil ürünleri satışı yürütmekte olan müvekkili şirketin, yürüttüğü faaliyet çerçevesinde kadın abiye kıyafetleri satışı yapan ... isimli şahıstan kadın abiye kıyafetleri satın alarak mağazasında satışa sunduğunu, müvekkili şirkete ürünlerin satışını gerçekleştiren ... isimli şahsın ...  markasının yanında tescilli marka anlamına gelen ® işaretini kullanarak müvekkili şirketi yanılttığını, müvekkili şirketin ... tarafından satılan ürünlerin taklit/sahte ürün olduğundan yahut davacı tarafın marka hakkına yapılmış bir tecavüz bulunduğundan haberdar olmadığını, zira davacı şirketin ürünlerinin spor ürünleri olup, marka ve logosunun da müvekkili şirkete ürünleri satan ...  ile benzerlik göstermediğini, huzurdaki uyuşmazlıkta müvekkili şirkete kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, davacı tarafın tazminat taleplerinin kabul edilmesinin mümkün olmadığını, zira, kadın abiye kıyafetleri ürünlerinin satışa sunulmuş olması nedeniyle spor ürünleri alanında faaliyet gösteren davacı tarafın herhangi bir maddi zararının oluşmadığnıı, Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/8926 numaralı soruşturma dosyasında şüpheli sıfatına sahip olan müvekkili şirketin yetkilileri hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiğini, müvekkili şirketin ürünlerin satın alındığı ...'i derhal ihbar etmiş olup, ihbar evrakının Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı 2019/8926 sayılı soruşturma dosyasında mevcut olduğunu, müvekkili şirket aleyhine maddi yahut manevi tazminata hükmedilmemesi gerektiğini belirterek, davanın reddini, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davacının davasının KISMEN KABULÜ ile; -Davalının davacı tarafa ait \"...\" esas unsurlu markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil eden \"...\" kelimesini her türlü tanıtım evrakı ve ürün üzerinde kullanılmasının ve bu kelimeyi taşıyan ürünleri üretmesinin, satmasının, dağıtmasının, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmasının, ihraç etmesinin ve ticari amaçla elinde bulundurmasının men'ine - B.K. 50-51. maddeleri nazara alınarak 5.000,00 TL maddi, 5.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat talebinin reddine,\" karar verilmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı tarafın satışlarının, ticari defter kayıtlarına göre, minumum satış tutarından aşağıda olduğunun anlaşılmakta olduğunu, bu hali ile sözleşmenin 11.1. Madde hükmü uyarınca, lisans ücreti, satış tutarının belli bir yüzdesine göre değil, satış tutarlarına bağlı olmaksızın lisans ücretinin hesaplanması gerektiğini, davalının lisans ücreti kapsamındaki durumunun, Müvekkilin Türkiye distribütörü ... Tic.Ltd.Şti gibi değil, alt bayi gibi olduğu dikkate alınarak,  6769 sayılı Yasa'nın 151/2-c bendi uyarınca yapılacak hesaplamada, 09.07.2020 tarihli dilekçe ekinde sunmuş oldukları, müvekkilinin distribütörü  ... Tic.Ltd.Şti.'nin, alt bayii .... A.Ş.'ye, davaya konu \"...\" Markası'nın 2019 Yılı için kullanım bedeli için kesmiş olduğu, 24.05.2019 tarihli, 324.685,35 TL tutarlı fatura esas alınarak bir hesaplama yapılması ve bilirkişiden bu konuda ek rapor alınarak neticesine göre bir karara varılması gerektiğini ileri sürerek yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesince kurulan kararın istinafen incelenerek kaldırılmasını ve yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin müvekkili olan şirketin aynı fiiline ilişkin olarak tecavüz yönünden kusursuz sorumluluktan, tazminat hukukuna ilişkin olarak ise kusur sorumluluğundan yola çıkarak müvekkili şirket aleyhine maddi-manevi tazminata hükmetmiş olmasının çelişki içerdiğini, somut olayda müvekkilinin kusur atfedilmesinin mümkün olmadığını, davacının faaliyet gösterdiği alandan bambaşka bir alana, kadın abiye kıyafetlerine, ilişkin  müvekkilinin aldığı ürünlerin tamamının  faturalı ve faturada tescilli marka işareti taşıyan ürünlerden ibaret olduğunu, ayrıca davacının logosu ile müvekkilinin satılan ürünlere dair faturada bulunan logo arasında herhangi bir benzerlik bulunmadığını, bu itibarla, müvekkili olan şirketin basiretli tacir gibi hareket etmediği ve kusurlu bulunduğunun kabul etmediklerini,  şirketin satışa arz edeceği her bir ürün yönünden marka-patent araştırmasına girişmesini beklemenin mümkün olmadığını, ayrıca Bakırköy Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2019/8926 Soruşturma numaralı dosyasında müvekkil olan şirketin yetkilileri yönünden takipsizlik kararı verildiğini, kararın gerekçesi olarak; ürünlerin ... isimli şahıstan alındığını, ... işyeri adının bu markadan oluştuğu ve tescilli markası bulunduğunu, buna güvenerek alıp sattıkları, ... de ürünleri ... Tekstil'e kendisinin sattığını kabul ettiğini, ...'in gömlek ve bluz üretimi yaptığını, şüphelilerin aldığı ürünleri aldıkları yeri faturası ile ispat ettiklerini, suç işleme kasıtları bulunmadıkları hususlarının gösterilmiş olduğunu, anılan bu takipsizlik kararında yer alan tespitler müvekkili olan şirkete kusur atfının mümkün olmadığını, tecavüze konu fiili gerçekleştirenin ...  olduğunu, müvekkili olan şirkete kusur atfedilmesi mümkün olamayacağından aleyhine maddi ve manevi tazminata hükmedilmiş olmasının hukuka aykırı olduğunu ilk derece mahkemesince kurulan hükmün istinafen incelenerek kaldırılmasını ve yeniden hüküm kurulmasını talep etmiştir. İstinafa Cevap: Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Davalının, müvekkilini markalarının tescilli olduğu 25'nsi sınıfa dahil ürünlerde kullandığı \"...\" Markası'nın, davacı müvekkilin esas unsur olarak \"...\" kelimesi içeren markalarla iltibas oluşturacak derecede benzer olduğu hususunda emsal davalarda verilen yargı kararları ve Yargıtay onama kararları, Türk Patent Kurumu'nun emsal olaylarda verdiği kararlar ve dosyaya alınan bilirkişi raporları karşısında hiç bir tereddüt bulunmadığını,  aynı ürün pazarında faaliyet gösteren davalının, tanınmış bir marka olan müvekkiline ait ... Markası'ndan bi'haber olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu,  iltibas oluşturan ve müvekkilinin marka haklarına tecavüz sonucu doğuran ... markası taşıyan ürünleri satmasının,  markanın taklit edildiğini bildiği veya bilmesi gerektiği hâlde tecavüz yoluyla kullanılan markayı taşıyan ürünleri satmak, dağıtmak, başka bir şekilde ticaret alanına çıkarmak, ithal işlemine tabi tutmak, ihraç etmek, ticari amaçla elde bulundurmak veya bu ürüne dair sözleşme yapmak için öneride bulunmak  tanımı içinde kalmakla, davalının müvekkilinin marka hakkına tecavüzde bulunduğu ve bu nedenle kusurlu olduğunu ileri sürerek, davalı tarafından sunulmuş olan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.   <br>Gerekçe ve Sonuç: HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava marka hakkına tecavüzün tespiti , durdurulmasını, önlenmesini, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir. ... tescil numaralı \"...\" markasının 25 ve 28.sınıflarda , ... tescil numaralı  \"... +  ŞEKİL \"markasının 25 ve 28.sınıflarda 21/01/1995'den beri tescilli olduğu , ...tescil numaralı  \"...+ŞEKİL\"markasının 9 ve 18.sınıflarda 20/08/2004 tarihinden itibaren tescilli olduğu,  ... tescil numaralı \"... \" markasının 18,25 ve 35.sınıflarda 04/06/2009 tarihinden itibaren, ... tescil numaralı \"... + ŞEKİL\" markasının 09/01/2012 tarihinden itibaren 3 ve 14.sınıflarda, ... tescil numaralı \"...\" ibareli markanın 9 ve 25.sınıflarda 27/10/2016 tarihinden itibaren, ... tescil numaralı \"... + ŞEKİL\" markasının 24.sınıfta 16/12/2016 tarihinden itibaren tescilli olduğu görülmüştür. Bilirkişi raporunda; davacı markasının tanınmış marka  olduğu,  \" ...\" şeklindeki kullanımda  marka hakkına tecavüz için gerekli iltibasın söz konusu olduğu,davalı markasının davacıya ait ... markasına benzetilmek suretiyle kullanıldığı, O harfi yerine A harfi getirilerek kullanıldığını başka bir fark olmadığını,  ... ibaresinin ana unsur olarak kullanıldığı, bu durumun iltibasa yol açacak şekilde olduğu, marka haklarına tecavüz şartlarının oluştuğu bildirilmiştir. SMK m.7 maddesinde marka sahibinin  izinsiz olarak yapılması hâlinde, önlenmesini talep edebileceği fiiller belirtilmiş, aynı kanunun 29. Maddede ise, marka hakkına tecavüz sayılan  fiiller gösterilmiş, buna göre , marka sahibinin izni olmaksızın, tescilli olan marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzeri olan  bir işaretin tescil kapsamına giren mal veya hizmetlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak  gösterilmiştir.  Bu hüküm çerçevesinde iltibasın söz konusu olabilmesi için ;-Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması,-Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretin aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması,-Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir.Kısaca iltibas olabilmesi için  hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir. Aynı kanunun 149. Maddesine göre  marka hakkına tecavüz edilen hak sahibinin tecavüzün tespitini, önlenmesini  durdurulmasını, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir. Dosya kapsamına göre, davacı adına tescilli \"...\"  esas unsurlu markanın tanınmış marka olduğu, dava dışı ... tarafından   \" ...\" şeklinde marka başvurusu yapıldığı  ancak davacı markası nedeniyle başvurunun  reddedildiği , davalı işyerinde ele geçirilen tekstil ürünlerinde bu ibarenin tescilli bir marka olduğunu gösterecek şekilde ve ... ibaresi ön planda esas unsur olarak konumlandırılarak kullanıldığı, kullanımın davacı markasının tescilli olduğu sınıfta gerçekleştiği,  bu durumun tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet vereceği, davalının kullanımlarının  marka hakkına tecavüz teşkil ettiği dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Davalı ... - ... isimli şahıstan kadın abiye kıyafetleri satın alarak mağazasında satışa sunduğunu,  şahsın ... markasının yanında tescilli marka anlamına gelen ® işaretini kullanarak müvekkili şirketi yanılttığını, davacı tarafın marka hakkına yapılmış bir tecavüz bulunduğundan haberdar olmadığını, müvekkili  şirketin  kusurunun bulunmadığını savunma gerekçesi yapmış ise de, marka sahibinin markaya tecavüz teşkil eden fiillerin varlığı halinde bu tecavüzün tespiti durdurulması sonuçlarının ortadan kaldırılması taleplerini ileri  sürülebilmesi için davalının kusurlu olması ve zararın varlığı  şart değildir. Bakırköy Cumhuriyet Basşavcılığı'nın 2019/8926 sayılı dosyasında şüpheliler hakkında SMK 30/7 maddesindeki \"Başkasının hak sahibi olduğu marka taklit edilerek üretilmiş malı, satışa arz eden veya satan kişinin bu malı nereden temin ettiğini bildirmesi ve bu suretle üretenlerin ortaya çıkarılmasını ve üretilmiş mallara elkonulmasını sağlaması hâlinde hakkında cezaya hükmolunmaz\" yasal düzenlemesi uyarınca takipsizlik kararı verilmiş olması, tecavüz teşkil eden fiilin bulunmadığına ilişkin maddi bir tespiti değil aksine tecavüzün gerçekleştiğine delil teşkil eder mahiyettedir. Davalı tarafından davacı tanınmış markası ile ayırt edilemeyecek şekilde benzerini taşıyan ürünleri ticaret alanında çıkararak satışını yapmak suretiyle gerçekleşen SMK 29/1-c maddesi uyarınca marka hakkına tecavüz oluşturan fiili nedeniyle sorumlu tutulması gerektiği ,  davacı markasının  tanınmış marka olduğu, davalının tacir olduğu, söz konusu ürünlerdeki markasal kullanımların iltibas teşkil eder nitelikte olacağını bilen ve bilmesi gereken durumda olduğu bu nedenlerle gerekli özeni göstermediği,  tazminattan sorumlu tutulması  gerektiği , tecavüz yönünden mahkemece kusur aranmayacağı, tazminat yönünden kusur aranmasında hukuka aykırılık bulunmadığı  anlaşılmıştır. Somut olayda, 6769 Sayılı SMK 151/2-c maddesi gereğince \"Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli.\" esas alınarak hesaplama yapılmasının talep edildiği, davacı tarafça emsal olarak ... Ltd. Şti. ile yapılan ingilizce sözleşme (tercümesi sunulmadığından bilirkişilerce değerlendirmeye alınmamıştır) ile ... A.Ş. ile yapılan sözleşme kapsamında 2019 yılı için kesilen 24.05.2019 tarihli fatura örneğinin ibraz edildiği, ancak sunulan belgeler üzerinde bilirkişilerce değerlendirme yapılmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece davalı defterlerinin bilirkişi tarafından incelettirildiği, düzenlenen 20.10.2020 tarihli raporda 2018 yılı defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, sunulan lisans sözleşmesinde toptan satışların %5inin lisans bedeli olarak talep edildiği, bu oran üzerinden davalının elde ettiği ciro üzerinden 811,64 TL lisans bedeli talep edilebileceğinin hesaplandığı anlaşılmıştır. Mahkemece  tespit edilen tecavüze konu ürün miktarı, ihlalin süresi,  davalının iş hacmi, SMM raporu ile sabit olan satış rakamları, nazara alınarak B.K.50-51 md.'leri geerği 5 bin TL maddi tazminat taktir edilmesinin yine  davalının kusurunun ve ihlalin boyutu  ve süresi , tarafların ekonomik ve ticari durumları dikkate alınarak 5 bin TL' manevi tazminat takdir edilmesinin dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun olduğu anlaşılmıştır.Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı,   istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Davalı   vekilinin İstinaf başvurusunun ve davacı vekilinin katılma yoluyla istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine  karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  Bakırköy 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 19/02/2021 tarih ve 2021/128 E., 2021/24 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 683,10 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 170,78‬ TL harcın mahsubu ile bakiye 467,32‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı ve davalı taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"28e8cff1c6e90421","SID":"d7eb1f4dd31e6f3e"}}