{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/737 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/667<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 23/03/2021<br>NUMARASI\t: 2019/228 E. - 2021/81 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme sonucunda;<br>G E R E Ğ İ  D Ü Ş Ü N Ü L D Ü :DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin meşrubat ve özellikle enerji içeceği üretim ve satışı ile iştigal etmekte olduğunu, davaya dayanak '...\" ibareli markasını figüratif unsuru ve kelime unsurları ile birlikte TPMK nezdinde ..., ..., ... ve ... tescil no ile koruma altına aldığını, bu markaların müvekkiline ait olduğunu, davalı tarafa ait dava konusu markalarda da esaslı unsur ve markasal vurgu \"...\" ibaresi üzerinde toplandığını, bu durumun müvekkilinin tescilli markası ile benzer olduğunu, müvekkilinin davalı şirketin bu kullanımından davalı şirketin çalışanı tarafından verilen internet sitesi ilanından gördüklerini, işbu kullanımın tespiti ve davalı şirketin marka ihlalini durdurması üzerine davalı şirkete ait fabrikada Balıkesir 3.Asliye Hukuk Mahkemesi'in 2018/105 değişik iş dosyası üzerinden delil tespiti yapıldığını, davalı şirket yetkilisinin tespit esnasında bu ürünlerin üzerlerine \" ...\" giydirme yöntemi ile taraflar arasında uyuşmazlık konusu olmayan \"...\" markasını içeren farklı bir ambalaj etiketi geçirildiğini ileri sürdüğünü, davalı şirketin müvekkilinin \"...\" markaları ürünlerinin fason dolumunu yaptığını, tarafların ticari kayıtları ile sabit olduğunu, müvekkilinin markasının bu şekilde kullanılmasının marka ihlali ve haksız rekabet teşkil ettiğini iddia ederek, müvekkilinin \"...\" ibareli markasını ihlal ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitini, önlenmesini, durdurulmasını, ihlal teşkil eden ürünlere el konulmasını, imhasını, marka ihlali ve haksız rekabet nedeniyle 10.000,00 TL manevi nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın ticari faiziyle birlikte tahsiline; ayrıca  davalı şirket adına tescilli ... numaralı \"... kristal\" ibareli, ... nolu \"...\" ibareli , ... nolu \"... \" ibareli, ... \"...\" ibareli markaların hükümsüzlüğünü, sicilden terkinini, yine davalı şirket adına tescilli ... numaralı \"...\" ibareli , ... numaralı \"...\" ibareli, ... numaralı \"...\" ibareli, ... numaralı \"...\" ibareli markaların kullanmama nedeniyle iptalini, sicilden terkinini, ve verilecek hüküm özetinin ilanını talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davaya konu olan \"...\" markasıyla hiçbir  ürünün piyasaya sürülmediğini, satışa arzedilmediğini, taraflar arasında ihtilaflı olmayan \"...\" markasıyla piyasaya arzedildiğini, marka ihlalinden ve haksız rekabetten bahsedilmeyeceğini, body sleeve giydirme etiketin birçok ünlü markanın da ürünlerinde kullandığı bir yöntem olduğunu, kolay sökülmesinin mümkün olmadığını, müvekkili şirketin ... markası olmak üzere birçok marka ile içecek piyasasında olduğunu, birçok firmaya da fason üretim ve dolum hizmeti verdiklerini, tespit raporunda resimleri görülen ürünlerin body sleeve etiket için bekleyen ürünler olduğunu, \"...\" markası ile hiçbir ürünün fabrika dışına çıkmadığını, satışa sunulmadığını, tespit raporu ile de marka hakkının ihlali ve haksız rekabet olmadığını açıkça ortaya koyduğunu, müvekkil şirketin başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan herhangi bir önlem almadığını, haksız rekabet teşkil edecek bir davranış içine girmediğini, markalar arasında görsel benzerlik, fonetik benzerlik, anlam benzerliği olmadığını, davacı şirketin \"...\" markasıyla ürettiği enerji içeceklerinin \"ucuz ürün\" kategorisinde olup, müvekkil şirketin ürettiği enerji içecekleri ile aynı piyasada yer almadığını, müvekkil şirketin \"...\" markasını 2013 yılında kullanmaya başladığını, son beş yıl içinde de sözkonusu markanın kullanıldığının açık ve net olduğunu, \"...\" markasına yönelik iptal talebinin de yerinde olmadığını, davacının ihtiyati tedbir taleplerinin reddi gerektiğini beyan ederek, davacının haksız ve yersiz davasının esastan reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesince; davanın kısmen kabulüne, Davalı adına tescilli ..., ..., ..., ... tescil nolu markaların kullanmama nedeniyle iptaline, Davalı adına olan ... ve ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine, sair talepler yönünden davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemece kurulan hükmün gerekçeleri nazara alındığında, haklı davamızın reddedilen taleplerimiz bakımından da kabul edilmesi gerektiğini Davalı adına tescilli ... nolu \"...\" ve ... nolu \"...\" ibareli markalara yönelik hükümsüzlük talebinin, ilk derece mahkemesince gerek taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak benzemediği gerekçesiyle gerekse eskiye dayalı kullanım ve kötü niyet iddialarıyla ilgili hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı ileri sürülerek reddedildiğini, Ancak \"...\" ibaresini taşıyan davalı markaları ile müvekiline ait \"...\" ibareli markaların benzer olduğu mahkemece kabul edildikten sonra, davalının aynı marka unsurunu taşıyan markalarının benzer olmadığının kabul edilemeyeceğini, zira bahsi geçen marka tescillerinde \"...\" ibaresinden sonra kullanılan \"...\" ibaresinin davalı şirketin ticaret unvanının çekirdek unsuru ve ana markası olduğunu, ancak \"...\" ibaresinin kavramsal ve fonetik bakımdan müvekkilinin markaları ile ayniyet düzeyinde benzer olan ve iltibasa sebep olan \"...\" ibaresinin yanında yer almasının yalnız başına markalar arasındaki benzerliği ortadan kaldırmaya yetmeyeceğini, Ayrıca söz konusu markalar benzer görülmese dahi sırf kötü niyetli tescil sebebiyle dahi markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiğini, her ne kadar yerel mahkeme kararında bu markalar bakımından kötü niyetle hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı belirtilmekteyse de, mahkeme kararının bu noktada çelişki taşıdığının açık olduğunu, nitekim mahkeme kararında davalının göstermiş olduğu kötü niyetli tescil iradesinin tespit edildiğini, Balıkesir (3) Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/105 D.İş sayılı dosyası üzerinden davalı tarafa ait işyerinde 08.01.2018 tarihinde delil tespiti işlemi yapılmış ve \"...\" ibaresini taşıyan (üzeri başka etiketle kağlanmamış, dava konusu amrkayı açıkça gösteren) enerji içeceği kutularının da bulunduğunun tespit edilmiş olduğunu, esasen \"...\" ibareli kutuların üzerine plastik başka bir ambalaj geçirilerek markanın farklılaştırmaya çalışılmasının ilk etapta ürünlerin bu marka altında üretildiğini açık bir şekilde ortaya koyduğunu, taklit markayı taşıyan ürünün üretilmesinin başlıbaşına marka ihlali teşkil ettiğini, bu nedenle marka hakkına tecavüz yönünden mahkemece varılan sonucun isabetli olmadığını, dosyaya alınan son raporda, müvekkiline ait olduğu sanılabilecek bir markanın üzerinin başka bir marka ile kaplanarak satıma arz edilmesinin müvekkiline ait marka itibarını sarsacağı ve imajını zedeleyebileceğinin belirtildiğini, Bununla birlikte davalı şirketin pazarlama müdürü olan ... tarafından profesyonel sosyal paylaşım sitesi olan ... sitesinde dava konusu ürün görseline yönelik olarak ticari etki amaçlı paylaşım yapıldığını, bu hususa yönelik kayıtların dava dosyasına sunulmuş olup, aynı şekilde Balıkesir (3) Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/105 D.İş dosyasında davalı iş yerinde yapılan keşif esnasında işyeri yetkilisi tarafından da bu paylaşımın kendi personelleri tarafından yapıldığının ikrar edildiğini, dolayısıyla bu eylemlerin, davalı tarafın marka tecavüzüne ve haksız rekabete yönelik hareket etmiş olduğunu somut bir şekilde ortaya koyduğunu,Bu nedenle her ne kadar mahkemece verilen kararda ürünlerin piyasaya sunulmadığı ifade edilmekteyse de; taraflar arasında fason üretime dayanan iş ilişkisinin olması, davalının müvekkilinin marka hakkı sahipliğinin farkında olması ve davalı şirketin pazarlama müdürünün ürün görseline yönelik paylaşımda bulunduğu gözetildiği zaman, satışa hazır bir şekilde üretim yapmış olmasının marka ihlali oluşturmayacağı ya da söz konusu eylemlerin haksız rekabet teşkil etmeyeceğinin iddia edilemeyeceğini beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde; \"...\" VE \"...\" markalarının, tescil şekilleri bakımından  aralarında herhangi bir benzerlik olmadığını, müvekkili şirketin markasının tek hece olduğunu, markaların yazı karakterlerinin farklı olduğunu, markaların görsel açıdan benzer olmadığını, telafuzlarının farklı olduğunu, işitsel anlamda da farklı olduklarını, müvekkili şirketin tescil belgesinde yazılı olduğu gibi marka adının \"...\" değil \"...\" olduğunu, müvekkili şirketin “...” markasının, enerji içeceğindeki hareket ve coşkuyu anlatmak için hızla giden araçların çıkardığı “...” sesine istinaden düşünülen bir kelime olduğunu, davacının \"...\" markasındaki \"...\" hecesinin, müvekkilinin \"...\" markasından ayırdediciliği sağlamaya yetmediğini, davacı markasının tanınmış olmadığını, Davacı şirketin \"...\" şekil markası ile müvekkili şirketin \"...\" markasının kullanımı karşılaştırıldığında,  müvekkili şirketin davaya konu olan markasının, düz bir şekilde yazılan beyaz renkli \"...\" ibaresi ile bu ibarenin altında yine beyaz renkli \"...\" ibaresi ve en altta açık gri renginde coşkulu insan figürlerinden oluştuğunu, zemin renginin ise mavinin biraz daha koyusu olup, sade bir tasarıma sahip olduğunun açıkça görüldüğünü, marka kullanımlarının birbirinden farklı olduğunu,Diğer taraftan, davacı ve müvekkili şirketin davaya konu markaları enerji içeceklerinde kullandığı düşünüldüğünde; enerji içeceği spesifik bir ürün olduğundan, bu içeceği içen kesimin ortalama tüketicinin üzerinde olduğu da gözardı edilmemesi gerektiğini, davacı şirketin \"...\" veya \" ...\" markasını tanıyan, bilen ve özellikle söz konusu marka enerji içeceğini almak isteyen bir kişinin, görsel olarak, ürün üzerinde mutlaka çapraz şekilde yazılmış \"...\" ibaresi ile şaha kalkmış at figürünü veya kanatlı at figürünü arayacağının da gözardı edilmemesi gerektiğini, Markalar arasında benzerlik olmadığı gibi, ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimali olmadığını, bu sebeplerle SMK'nun 6/1 maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluşmadığını, yerel mahkeme kararının bu yönden de yanlış olduğunu,Davacının \"...\" markası yönünden değerlendirme yapıldığında; davacının, söz konusu marka içindeki \"...\" ibaresinden hareketle benzerlik iddiasında bulunduğunu, yerel mahkemenin de markalar arasında benzerlik olduğu ve taraflar arasında 2010 yılından itibaren ticari ilişki bulunduğundan bahisle, müvekkili şirketin tescilinin kötü niyetli olduğunu ifade ettiğini, ancak, müvekkili şirketin huzurdaki davaya konu olan bir başka markasının \"...\" markası olduğunu, müvekkili şirkete ait \"...\" markasının, davacının \"...\" adlı markasından çok önce müvekkili şirket tarafından tescil edilmiş olup, \"...\" ibaresinin müvekkili şirkete ait \"...\" markası içinde davacı şirketten önce kullanılmaya başladığını, müvekkili şirketin daha evvel adına tescil ettirmiş olduğu \"...\" markasından \"...\" harfini çıkartarak ve \"...\" harfini de \"...\" yaparak \"...\" marka adıyla ve  büyük harfle yazılmış “...” şekliyle tescil yaptırdığını, davacı şirket ile çalışıldığı ve davacı şirket için \"...\" markasıyla fason olarak enerji içeceği üretimi yapıldığı dönemde, müvekkili şirket tarafından da \"...\" markalı enerji içeceği üretilmekte ve pazarlanmakta olduğunu, ... markasının tescilinin bu nedenle kötüniyetli olmadığını, dolayısıyla ... numaralı marka yönünden, sessiz kalma sebebiyle beş yıllık sürenin geçmiş olması sebebiyle de hükümsüzlük kararı verilemeyeceğini, Müvekkili şirket adına tescilli ..., ..., ..., ... tescil numaralı markaların \"kullanmama nedeniyle iptaline\" ilişkin yerel mahkeme kararının da doğru olmadığını beyan ederek, Mahkemece verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, maddi ve manevi tazminat,  markanın hükümsüzlüğü ve  kullanmama nedeniyle marka iptaline ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, yukarıda açıklanan nedenlerle taraflarca istinaf edilmiştir.Davacı; davalı adına tescilli ... numaralı \"...\" ibareli , ... numaralı \"...\" ibareli, ... numaralı \"...\" ibareli, ... numaralı \"...\" ibareli markaların kullanmama nedeniyle iptalini talep etmiştir. Markayı tescilli olduğu  tüm emtialarda kullandığının ispat yükü  marka sahibine aittir.  5 yıllık kullanım süresi dava tarihinden geriye doğru 5 yılı  kapsar.  SMK 26/4 maddesine göre,  Markanın, beş yıllık sürenin dolması ile iptal talebinin Kuruma sunulduğu tarih arasında tescil edildiği mal veya hizmetler bakımından ciddi biçimde kullanılmış olması hâlinde, birinci fıkranın (a) bendine ilişkin iptal talepleri reddedilir. İptal talebinde bulunulacağı düşünülerek kullanım gerçekleşmişse talebin Kuruma sunulmasından önceki üç ay içinde gerçekleşen kullanım dikkate alınmaz, Somut olayda; toplanan delillere, davalı ve davacı yanın incelenen ticari kayıtlarına ve denetime elverişli bilirkişi raporuna göre, dava tarihinden geriye doğru 5 yıllık dönem içerisinde, davalının bu markaları tescilli oldukları emtia sınıfında ciddi ve kesintisiz kullandığının ispatlanamadığı, bu  nedenle Mahkemece davalı adına tescilli ..., ..., ..., ... tescil nolu markaların kullanmama nedeniyle iptaline karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aksi yöndeki istinaf nedenlerinin yerinde olmadığı görülmüştür.Davacı; davalı adına tescilli ..., ..., ... ve ... tescil nolu markaların kendi adına tescilli markalar ile benzer  olduğu gerekçesiyle SMK 6/1, 6/3 ve 6/9 maddeleri uyarınca hükümsüz kılınmasını talep etmiştir. 09/01/2010 tarihli \"...\" ibareli ... tescil nolu markanın, 32. sınıfta davacı adına tescilli olduğu, tescil başvurusu 14/09/2011 tarihinde yapılan sonraki  \"...\" ibareli ... tescil numaralı marka ile 05/03/2011 tescil başvuru tarihli ... tescil nolu \"...\" ibareli markaların ise davalı adına tescilli olduğu görülmektedir.Davalı adına tescilli “...” ibareli markanın davacı adına tescilli “...” ibaresinin ilk hecesinden oluştuğu İngilizce dilinde “...” ibaresi “kazanmak” anlamına gelmekte iken, “...” ibaresinin “kazanan” anlamına geldiği, davacı markasındaki vurgunun ilk hecede gerçekleştiği, İngilizce dilinin Ülkemizdeki yaygınlığı dikkate alındığında, taraflara ait markaların görsel işitsel ve anlamsal olarak birbirine benzer olduğu, taraf markalarının ortak bir şekilde 32. sınıfta tescilli oldukları,  açıklanan bu sebeplerle ... ve ... tescil numaralı davalı markalarının SMK'nın25. maddesi uyarınca 6/1 maddesi maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu anlaşılmaktadır. Ancak davalı yan, ... numaralı marka yönünden, sessiz kalma sebebiyle hak kaybı iddiasında bulunmuştur. Hükümsüzlüğü talep edilen ... tescil numaralı markanın 14.09.2011 tarihinde başvuruya konu edildiği ve dava tarihine dek yaklaşık 7 yıl geçtiği anlaşılmaktadır. Bu halde davacı yanın 5 yıllık süre içerisinde dava açma şartını gerçekleştirmediği görülmektedir. Ancak kötüniyetin varlığı halinde süre koşulunun uygulanmayacağı da tartışmadan uzaktır. Toplanan delillere ve davalının da kabulüne göre, davacı ile davalı yanın 2010 yılından itibaren ticari ilişkilerinin bulunduğu, tarafların aynı sektörde faaliyet gösterdikleri, davalı yanın davacının “...” markalı ürünlerinin fason dolumunu yaptığı anlaşılmaktadır. Dolayısıyla davalı yanın davacının markasından haberdar olduğu, ancak buna karşılık aynı sınıfta ... ibareli marka başvurusunda bulunduğu, yukarıda açıklandığı üzere davalı adına tescilli “...” ibareli marka ile davacı adına tescilli “...” ibareli markalar arasında, ortalama tüketici nezdinde iltibas tehlikesinin bulunduğu, açıklanan tüm bu sebeplerle davalının kötü niyetli olduğu, ... tescil numaralı marka bakımından davacının sessiz kalması sebebiyle hak kaybına uğradığını iddia edemeyeceği ve sonuç olarak, ... ve ... tescil numaralı davalı markalarının SMK'nın 25. maddesi uyarınca 6/1 maddesi maddesi kapsamında hükümsüzlük koşullarının oluştuğu, Mahkemece söz konusu markaların hükümsüzlüğüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı görülmüştür. Diğer yandan, 19.01.2010 tarihli ... ibareli ... tescil numaralı markanın 32. sınıfta davacı adına tescilli olduğu, ... ibareli ... tescil numaralı markanın 14.09.2011 tarihinde, ... tescil numaralı markanın ise, 05/03/2014 tarihinde davalı adına tescil başvurusuna konu edildiği anlaşılmıştır. Davacı, söz konusu bu markalar yönünden de hükümsüzlük talebinde bulunmuştur. Her ne kadar bilirkişi raporunda, davalı adına tescilli “...” ibareli markanın “...” ibaresinin yanı sıra “...” ibaresini de içerdiği, bu ibarenin davalı yanın ticaret unvanının asli unsuru olduğu, bu ibarenin davalı yanın ürünü olduğunu işaret eden ve ayırt edici unsur taşır mahiyette olduğu belirtilmiş, Mahkemece de bu değerlendirme doğrultusunda söz konusu markalar yönünden davanın reddine karar verilmiş ise de; yukarıda açıklandığı üzere, davalı adına tescilli “...” ibareli marka ile davacı adına tescilli “...” ibareli markalar arasında iltibas tehlikesinin bulunduğu, davalının söz konusu markayı tescil ettirdiği dönemde davacıyla ticari ilişki içerisinde olması nedeniyle markadan haberdar olmayacağının kabul edilemeyeceği, bu nedenle tescilde kötüniyetli olduğunun kabulü gerektiği, “...” ibareli marka ile davacı adına tescilli “......” markaları arasında yapılan değerlendirme sonucunda davalı açısından kabul edilen kötüniyetin,  “...” markası yönünden de kabulü gerektiği, bu doğrultuda “...” ibareli markaya eklenen ... ibaresinin bir ayırt edicilik katmadığı, aksine davacının seri markası gibi algılanma tehlikesini doğurduğu, bu nedenlerle davalı adına tescilli söz konusu markaların hükümsüz kılınması için gerekli şartların oluştuğu, bu itibarla davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olduğu kanaatine varılmıştır.   Marka hakkına tecavüz ve haksız rekabete ilişkin talepler yönünden yapılan değerlendirmede;Davacı yan davalı şirket müdürünün ticari etki yaratacak şekilde ... ibareli ürünü ... sitesinde paylaşıma konu ettiğini, bu durumun marka tescilinden doğan haklarına tecavüz teşkil ettiğini iddia etmiştir. Söz konu paylaşıma yönelik olarak davacı yan 20.08.2018 tarihli bir ekran görüntüsü paylaşmıştır. Davacı tarafça davalı şirket yetkilisi olduğu iddia edilen kişinin şirket yetkilisi olduğuna ilişkin bir bilgi dosya kapsamında yer almadığı gibi, ... sitesinde bilirkişi tarafından dava tarihinden geriye doğru yapılan incelemede, davacı yanın iddialarına konu ... ibareli paylaşıma rastlanamadığı, davalı şirket müdürü olduğu iddia edilen şahsın ... sitesinde bir paylaşımının tespit edilmediği, kaldırılmış olabilecek olan söz konusu içeriğin dava tarihinden öncemi sonra mı kaldırıldığına ilişkin bir tespit yapılamadığı anlaşıldığından, söz konusu fiillerin davacının marka hakkına tecavüz teşkil etmediği kanaatine varılmıştır.Davalı yanın kullanımının, davacı adına tescilli ... ibareli markanın ilk hecesi olan ... ibaresini içerdiği, Balıkesir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi 2018/105 Diş sayılı dosyası kapsamında bilirkişi tarafından yapılan tespit işleminde, davalının işyerinde “500 ml 24'lü kolilerden oluşan  2500 koli dolu enerji içeceği bulunduğu, ısı yöntemiyle ... markalı 500 ml dolu enerji içeceklerinin üzerine youmore tasarım etiketlerinin geçirildiği, “...” ibareli etiketlerin sökülmesi ile altında “...” ibareli markalı etiketlerin olduğunun görüldüğü, “...” ve “...” ibareli ürünlerin barkodlarının aynı olduğu tespit edilmiş, davalı yan söz konusu ürünü davacı yan tarafından tebliğ edilen ihtarnamenin ardından piyasaya sürmediklerini ve body sleve etiketler ile kaplayarak “...” ibareli ürünleri “...” markası ile piyasa sürdüklerini beyan etmiştir. Davalı yanın “...” ibareli markanın body sleve yöntemiyle “...” ibareli markanın üzerine kaplanması, ilgili ürünün ... ibaresi ile nihai tüketiciye sunulması, söz konusu kaplamanın kolayca olmamakla birlikte nihai tüketiciye ulaşması akabinde sökülebilecek şekilde bir kaplama olduğunun değerlendirilmesi, ürünün nihai tüketici “...” markası ile ulaşmasına rağmen, “...” markasını taşıyan kaplamanın sökülmesi ihtimalinde kaplamanın altında davacı markası ile benzer bulunan “...” ibareli markanın ortaya çıkacak olması nedenlerine dayalı olarak; davalı yan tarafından “...” markası ile tüketicinin beğenisine arz edilen bir kullanımın olmaması dikkate alındığında, marka hakkına tecavüzün gerçekleşmediği ancak, “...” ibareli ürünü satın alan tüketicinin “...” ibareli kaplama etiketi sökmesi halinde altında davacı markası ile benzer olduğu değerlendirilen “...” markalı ürün ile karşılaşması halinde bu durumun nihai tüketici nezdinde davacı yanın markasının itibarına zarar verebileceği, bu durumun ise TTK'nun 54. ve 55.maddeleri uyarınca haksız rekabet teşkil edeceği, dolayısıyla Mahkemenin ''davacı tarafça çekilen ihtar üzerine, gerekli önlemlerin alınıp kendi adına tescilli olan \"...\" markasından dahi vazgeçip, ürünün etiketini değiştirmek suretiyle davalının ürünü piyasaya sürmesi dürüst ticarete uygun olup, haksız rekabet de teşkil etmeyeceği'' yönündeki değerlendirmesinin yerinde olmadığı, anılan nedenlerle, davalının istinaf başvurusunun reddine,  davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, hükmün kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.Diğer yandan davacı; marka ihlali ve haksız rekabet nedeniyle 10.000,00 TL manevi, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiş olup, yukarıda belirtilen nedenlerle somut olayda haksız rekabetin koşullarının gerçekleştiği, ancak bilirkişi raporuna göre, davalı yanın ... ibareli markasal kullanımlarına ilişkin olarak ticari kayıtlarında herhangi bir bulgu tespit olunamadığı için ilgili hususta herhangi bir mali değerlendirme yapılamadığı anlaşılmıştır. Dairemizce yapılan değerlendirmede, haksız rekabet eylemi nedeniyle, ihlalin niteliğine, kusur durumuna ve somut olayın özelliklerine göre, TBK'nın 50.maddesi uyarınca 1.000 TL maddi, 1.000 TL manevi tazminatın dosya kapsamına ve hakkaniyete uygun düşeceği kanaatine varılmıştır.Açıklanan sebeplerle, davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre esastan reddine, davacının istinaf başvurusunun kısmen kabulüne, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/2. maddesine göre İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden davanın kısmen kabulüne dair yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1- Davalının istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesine göre ESASTAN REDDİNE,Davacının istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜNE,2- Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/03/2021 tarih, 2019/228 E., 2021/81 K. Sayılı kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b-2. maddesi gereğince KALDIRILMASINA, ancak belirtilen hususlar yeniden yargılamayı gerektirmediğinden yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına,Bu kapsamda; 3- Davanın KISMEN KABULÜNE,Davalı adına tescilli ..., ..., ..., ... tescil nolu markaların kullanmama nedeniyle iptaline, Davalı adına tescilli olan ... ve ..., ..., ... tescil nolu markaların hükümsüzlüğüne, sicilden terkinine,Marka hakkına tecavüzün tespitine yönelik davanın REDDİNE,Davalının haksız rekabette bulunduğunun TESPİTİNE, 1.000 TL maddi tazminatın tespit tarihi olan 01.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, 1.000 TL manevi tazminatın tespit tarihi olan 01.08.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,4- İlk derece mahkemesinde yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;4/a-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka ihlal davası yönünden 427,60 TL, marka hükümsüzlük davası yönünden 427,60 TL, marka iptal davası yönünden 427,60 TL olmak üzere toplam 1.282,8‬0 TL karar harcından peşin alınan 187,86 TL'nin mahsubu  ile 1.094,94‬ TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken marka hakkına tecavüzün tespiti yönünden 427,60 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 4/b-Davacı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan: 35,90 TL başvurma harcı, 187,86 peşin harç ile, 4.500,00 TL bilirkişi ücreti, 64,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 4.564,00 TL'nin, davanın kısmen kabul edilmiş olması sebebiyle (%62), 2.829,68‬ TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, 4/c-Davalı tarafından ilk derece mahkemesinde yapılan 50 TL tebligat, müzekkere ve posta giderinin davanın kısmen reddedilmiş olması nedeniyle 16‬ TL'nin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, bakiye giderin davalı üzerinde bırakılmasına,4/ç-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre marka iptal davası yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/d-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre marka hükümsüzlük davası yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/e-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine 13/(1). maddesine göre haksız rekabet davası yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/f- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre reddine karar verilen marka hakkına tecavüzün tespitine yönelik dava yönünden 25.500,00 TL vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 4/g- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin 13/(2). maddesine göre maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/h- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret  Tarifesinin 10.ve 13/(2).  maddelerine göre manevi tazminat talebi yönünden 1.000,00 nispi TL vekalet ücretinin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine, 4/ı- Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret  Tarifesinin 13/(2)-(3). maddesine göre red edilen maddi tazminat talebi yönünden 1.000,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan tahsiliyle davalıya verilmesine, 5- İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderleri ve harca ilişkin;5/a-İstinaf talebi kabul edildiğinden davacı tarafça yatırılan istinaf harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,5/b-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 5/c-İstinaf yargılaması için davalı tarafından yapılan 162,10 TL istinaf yoluna başvurma harcı, 33,00 TL tebligat, müzekkere ve posta gideri olmak üzere toplam 195,10 TL'nin davalıdan tahsiliyle davacıya verilmesine,5/ç-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,6- 6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise bakiye gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0ddded3143f94140","SID":"2d72203b86f46815"}}