{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/652 <br>KARAR NO: 2024/685<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 03/11/2020<br>NUMARASI: 2018/222 E. - 2020/286 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 04/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkiline ait ... kodlu “... ” ve ... kodlu “...” markaları ile aynı şekilde ... ibaresinin davalı tarafından müvekkillerine ait marka haklarına tecavüz eder nitelikte kullanıldığını, davalı tarafından kullanılan “...\", \"...\", \"...\", \"...\", \"... ” ibareli markaların, müvekkiline ait markalara birebir benzediğini, davalıya ait marka kullanımlarının, müvekkilinin faaliyette bulunduğu mal ve hizmet sınıflarında olduğunu, davalının kullanımları ile müvekkili bünyesinde yer alan şirketlerden biri olduğu izlenimini verdiğini, davalıya ait kullanımlar ile müvekkil şirketlerine ait markaların halk tarafından karıştırılmaya açık olduğunu, markanın ilk kez müvekkilleri olan şirket tarafından kullanıldığını, markanın müvekkili tarafından bilinir hale getirildiğini, müvekkilinin marka üzerinde gerçek hak sahibi olduğunu, davalının kullanımlarının marka haklarına tecavüzün yanı sıra haksız rekabet de teşkil ettiğini ve davalının müvekkilinin ticari itibarından haksız şekilde yararlanmaya çalıştığını iddia ederek, davalıya ait ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğünü ve davalının müvekkiline ait marka haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitini ve durdurulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;Dava bakımından yasal hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacı firmanın müvekkiline ait ürünleri taklit ettiğini ve izinsiz olarak kullandığını, davacının işbu davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, müvekkilinin 10 yılı aşkın süredir bitkisel ürünlerin üretim ve pazarlamasını yaptığını, ürünlerin tasarlayıcısı, imalatçısı ve satıcısı olduğunu, davacı ve müvekkili arasında duygusal ilişki bulunduğunu, müvekkili ile davacının belli süreler bu işi birlikte yaptıklarını, daha öncesinde davacının bu işlerden anlamadığını, davalının, müvekkilini kandırarak tescilleri sadece kendi adına yaptığını ve müvekkilinin bu durumdan çok sonradan haberi olduğunu, davacı adına usulsüz tescil edilen marka ve ürünlerin tek hak sahibinin müvekkili ... olduğunu, müvekkilinin mimarı olduğu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini haiz olduğunu, müvekkili ürünleri ile tecavüz edildiği iddia edilen ürünler arasında iltibas olmadığını, davacının tasarım tescil belgesi aldığı ürünün yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini haiz olmadığını, bu tasarımların kamuya mal olduklarını, pek çok firma tarafından yıllardır üretildiklerini, davacı tasarımları ile müvekkili ait tasarımları arasında bilgilenmiş tüketici nezdinde belirgin farklılıklar bulunduğunu, müvekkillerine ait markalar ile davalının marka logolarının farklı olduğunu ve ... sayılı \"...\" ibareli markanın davacı tarafından müvekkillerine devredildiğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı:Mahkemece; \"Davacının davasının REDDİNE, \"karar verilmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkemece, davalının \"... \" markasının kendisine devrinden sonra  müvekkil markasında yer alan \"...\" esas unsurunu muhafaza  ederek başvuruda bulunduğu \"... \" markasıyla, müvekkil markasına yakınlaşma yasağına aykırı davrandığı gözetilmeden müktesep hak koşullarının hatalı değerlendirilmesiyle hükümsüzlük isteminin reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırılık teşkil etmekte olduğunu, tescilli biçimde kullanılan ve orjinalliği sebebiyle birbirinden habersiz düşünülüp oluşturulduğu söylenemeyecek markanın esas unsurunu kendi adına tescil ettiren davalının amacının bu işaretin bilinilirliğinden haksız yarar sağlamak olduğunu kabul etmenin gerektiğini, \"...\" markasının devri ve müvekkil şirket yetkilisinin davacıyla olan aile hukuku meseleleri  somut olayda davacı müvekkil tüzel kişilik yönünden dava konusu markaları çekişmeli olmaktan çıkarmadığını, keza dava konusu markaların hükümsüzlüğü istemi yönünden 5 yıllık hak düşürücü süre de dolmamış olup, bu hususlar uyarınca  taraflar arasında \"...\" ibaresinin  kullanım ve tescillerin kabullenilmiş olduğundan söz edilemeyeceğini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti yönünden delillerinin  eksik değerlendirilerek, eksik ve hatalı gerekçeye dayalı hüküm kurulduğunu,  savunmuş ve yerel mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu  belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap:Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna cevap dilekçesi  sunulmamıştır.  <br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hükümsüzlüğü, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ve durdurulması istemlerine ilişkindir. Davacı vekili,   davalı tarafından kullanılan “...\", \"şifa garden kids\", \"...\", \"...\", \"...” ibareli markaların,  müvekkiline ait ... kodlu “... ” ve ... kodlu “...” markaları ile  birebir benzediğini, davalıya ait marka kullanımlarının, müvekkilinin faaliyette bulunduğu mal ve hizmet sınıflarında olduğunu, davalının kullanımlarının   marka haklarına tecavüz eder nitelikte olduğunu, haksız rekabet de teşkil ettiğini beyanla , davalıya ait ..., ..., ..., ... ve ... tescil numaralı markaların hükümsüzlüğünü ve davalının müvekkiline ait marka haklarına tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitini ve durdurulmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekili,  dava bakımından yasal hak düşürücü sürenin dolduğunu, davacı firmanın müvekkiline ait ürünleri taklit ettiğini ve izinsiz olarak kullandığını,  davayı açmakta hukuki menfaatinin bulunmadığını, davacı adına usulsüz tescil edilen marka ve ürünlerin tek hak sahibinin müvekkili  olduğunu, müvekkilinin mimarı olduğu tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliklerini haiz olduğunu,  ürünler arasında iltibas olmadığını,  marka logolarının farklı olduğunu ve ... sayılı \"...\" ibareli markanın davacı tarafından davalıya devredildiğini savunmuştur.  SMK 25/1'e göre; “5 inci veya 6 net maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir\" SMK 6/1 maddesi  hükmüne göre; tescil başvurusu yapılan bir markanın, veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir.Bu hükme göre , iltibastan söz edilebilmesi için ; -Tescilli marka ile aynı veya benzer bir işaretin kullanılması, -Tescilli marka ile aynı veya benzer işaretim aynı mal veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması, -Bu kullanımın karıştırılma ihtimaline neden olması gerekir. Kısaca iltibas olabilmesi için  hem karşılaştırmaya konu marka işaretleri arasında hem de işaretlerin tescil edileceği mal ve hizmetler arasında aynılık veya benzerlik olması gerekir.  Davalı markanın gerçek hak sahibi olduğunu ileri sürmüştür. SMK 6/3 maddesi hükmüne göre,  Başvuru tarihinden veya varsa rüçhan tarihinden önce tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmişse, bu işaret sahibinin itirazı üzerine, marka başvurusu reddedilir. Marka hakkının sağladığı koruma  kural olarak tescil ile doğar, istisnası ise marka hakkının önceye dayalı kullanım yoluyla tescile dayanmadan elde edilebileceği ve korunacağı,  marka üzerindeki öncelik hakkı, o markayı ihdas ve istimal eden ve  piyasada maruf hale getiren kişiye ait olup, bu durum   gerçek hak sahipliği  ilkesi olarak ifade edilir. Tescilsiz bir marka veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaret için hak elde edilmiş  olması için  ilgili olduğu piyasada ciddi bir şekilde kullanım yoluyla bilinir hale gelmiş olması anlaşılmalıdır. Markanın tescilinden önce bu markanın piyasada ilgili sınıflarda  uzun yıllar kullanıldığına ve bu yolla  bilinir hale getirildiğine dair iddianın  fatura, katalog ya da benzer somut delillerle ispatı gereklidir. Tescilsiz bir markaya dayalı olarak başka bir markanın hükümsüzlüğünün istenebilmesi için marka tescilinden önce tescil kapsamında bulunan mal ve hizmetler bakımından, markanın ciddi surette markasal kullanması, bu kullanımla markaya konu işarete belirli ölçüde ayırt edici nitelik kazandırılması gerekmekte olup, önceye dayalı kullanımların, hükümsüzlüğü istenilen markanın  tescil kapsamındaki  mal ve hizmetler yönünden kullanımlar olması gerekir. Tescil kapsamı dışındaki mal ve hizmetlerdeki tescilsiz kullanım davacıya önceye dayalı hak sahipliği vermeyecektir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 13/05/2019 tarih, 2018/2275 Esas ve 2019/3674 Karar sayılı ilamı). Dosya kapsamına göre,  davacı adına ... numaralı \"...” ibareli markanın 05,20,29,32 sınıflarda tescilli  ve koruma kapsamında olduğu, davaya mesnet  gösterilen ... kod numaralı markanın ise tescilli olmadığı, davacının koruma kapsamındaki markasındaki esas unsurun \"...\" ibaresi olduğu, markadaki ... kelimesinin bir bitki çeşidinin ismi olduğu bu anlamda tamamlayıcı ve tanımlayıcı tali unsur olduğu,  davalı adına ... numaralı \"...\" ibareli markanın ise 05,20,29,32 ,35. Sınıflarda davacı adına tescilli olduğu ve  Bakırköy ... Noterliği’nin 17 Mart 2015 tarihli ve ... yevmiye numaralı senedi ile davacı tarafından davalıya devredilmiş olduğu, devir ile birlikte markanın  sağladığı tüm haklar  davalıya geçtiğinden bu marka yönünden hükümsüzlük talebinin yasal dayanağının bulunmadığı, davalının bu devir ile  \"...\" ibaresi üzerinde hak sahibi olduğu, davalı adına tescil edilen  ... numaralı \"...\"ibareli markanın  davalının sahibi olduğu ... ibareli markanın serisi niteliğinde olduğu   hükümsüzlüğü koşullarının bulunmadığı, yine  davalıya ait   \"...\"  ibareli ... numaralı markanın ise işaretler arasında benzerlik bulunmadığından iltibas teşkil etmediği ve hükümsüzlük koşullarının  oluşmadığı anlaşılmaktadır. Bilirkişi raporunda,  \"...\" ibareli ... numaralı ve  \"...\" ibareli  ... numaralı markaların davacı yana ait davaya mesnet marka ile nihai tüketici nezdinde iltibasa sebebiyet verecek kadar benzer olduğu hükümsüzlük koşullarının oluştuğu belirtilmiş ise de;  davalı adına 21.03.2014 tarihli,  \"...\" ibareli , ... numaralı 03, 05,29,,32,35 sınıfta tescilli ve 26.08.2013 tarihli, \"...\" ibareli ... numaralı 30.sınıfta tescilli markaların davacıya ait daha eski tarihli ... numaralı \"...” ibareli marka ile markalardaki esas unsur  olan ... ibaresi yönünden ayniyet ve tescilli oldukları sınıflarda ayniyet ve benzerlik tespit edilmiş ise de,  tarafların önceye dayalı birlikteliklerinin söz konusu olduğu , davacının yukarıda belirtildiği üzere yine ... esas unsurlu olan  \"... \" ibareli markayı 17 Mart 2015 tarihinde davalıya devir ettiği, davacı şirket yetkilisi ile davalının  yakın ilişkileri nedeniyle devir tarihinden önce  davacının davalı adına tescilli ... numaralı ve ... numaralı  \"...\" ibareli markaların varlığından haberdar olduğu, taraf markalarının piyasada birlikte var oldukları,  davalı marka tescillerini   bilen ve bilmesi gereken durumda olan  davacının ... ibareli markayı devir etmekle davalının iltibas teşkil eden marka tescillerine ve kullanımlarına zımni muvafakat verdiği , davalı tescillerine ve kullanımlarına baştan itibaren rıza gösterdiği anlaşılmakla marka tescilinin kötüniyetli olduğu iddiasının dinlenemeyeceği, muvafakate dayalı  tescil ve kullanımların üzerinden 5 yıla yakın uzun süre geçtikten sonra, davalının 26.03.2018 tarihinde Aile Mahkemesinden koruma kararı talep etmesinden kısa süre sonra  davacının eldeki davadan hemen sonra  aynı mahkemenin  2018/228-2019/59 sayılı dosyası ile 3. Kişiye ait marka ile iltibas oluşturduğu iddiası ile davalı hakkında marka hükümsüzlüğü davası açtığı gözetildiğinde   iltibas oluşturduğu, kötüniyetli tescil olduğu yönünde davalı markalarının hükümsüzlüğü ve marka hakkına tecavüz , haksız rekabet oluşturduğunun tespiti  talebinin TMK 2. Maddesinde ifade edilen \"Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır. Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz.\" şeklindeki  dürüstlük ve iyiniyet kurallarına aykırı hakkın kötüye kullanılması niteliğinde olduğu dosya kapsamı ile sabit olduğundan mahkemece davanın reddine karar verilmesinin hukuka uygun olduğu sonucuna varılmıştır. Davacı vekilinin İstinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun Bakırköy 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 03/11/2020 tarih ve 2018/222 E., 2020/286 K. sayılı kararına karşı davacı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 368,3‬0 TL harcın davacıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğnden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a Temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 04/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6e8f7c7974d6eb53","SID":"c3341cab5899e02e"}}