{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/550 <br>KARAR NO: 2024/735<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 25/01/2021<br>NUMARASI: 2019/253 E. - 2021/33 K.<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 18/04/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekilinin sunmuş olduğu dava dilekçesinde özetle; keşidecisi ... Ltd. Şti. Olan, lehtarı ... olan, ... Tuzla İçmeler Şubesine ait, keşide yeri İstanbul, ... hesap numarasına kayıtlı, ... çek numaralı, 15/01/2005 düzenleme tarihli 18.600,00 TL bedelli çekin keşide edildiğini, çekin ciro zincirine göre ... Hotel Kaşeli Şirket yetkilisi müvekkili ...'e daha sonrasında sırasıyla ..., ... ve ... ciro edildiğini, çekin son hamilinin ise ...'ın dava konusu çeki 17/01/2005 tarihinde ... Bankası A.Ş.'ye ibraz ettiğini ancak çekin karşılıksız olduğunu, çekin son hamilinin ise karşılıksız çek nedeniyle müvekkiline ve diğer cirantalara 22/03/2005 tarihinde İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra dosyası ile takip başlattığını, çekin üzerinde bulunan imzanın müvekkiline ait olmadığını sadece dijital ortamda ciro zincirinde bulunduğunu, çekin altında bulunan imza ve kaşenin müvekkiline değil diğer şirket ortağı ... ait olduğunu, müvekkilinin takibe konu çeke ilişkin cirantalarla ya da keşideci ile ticari ilişkisinin bulunmadığını, alacaklının diğer borçluların mallarına fiili haciz uygulamadığını yalnızca müvekkiline fiili haciz gerçekleştirdiğini, davalının kötü niyetli olarak başlatmış olduğu takipten dolayı %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep ettiğini bildirmekle, davanın kabulüne, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerine bırakılmasını talep ve dava etmiştir. Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davaya konu takibin borçlular adına kesinleştiğini ve kesinleşen takip kapsamında icra işlemlerinin yapıldığını, davacının 2005 yılından bu yana takibe itirazının bulunmadığını, müvekkili tarafından davacının Eskişehir/Odunpazarında bulunan taşınmazına 29/12/2018 tarihinde haciz konulduğunu, süresi içerisinde ise satış avansı yatırılarak taşınmazın satışının talep edildiğini, bu talep sonrasında davacının mesnetsiz iddialar ile takibin iptalini talep ettiğini, takip sebebiyle davacı ve diğer tüm borçlular adına fiili haciz uygulandığını bildirmekle davanın reddine, davacı aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; \"..Tüm bu açıklanan nedenlerle; davanın kabulüne, davacının İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. Sayılı icra takibinden borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet olgusu ispatlanamadığından kötü niyet tazminatı talebinin reddine\"  karar verilmiştir. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; -İlk Derece Mahkemesi eksik ve hatalı tanzim edilen bilirkişi raporuna dayanarak hüküm verdiğini, geniş zaman aralığını ve dava açıldıktan sonra atılmış olan imzaları da kapsayan davacı imzaları ile 2005 tarihli çekteki imzanın kıyaslanarak bir sonuca varılması ve böyle bir rapora dayalı hüküm verilmesinin yerleşik içtihatlar gereği hukuka aykırı olduğunu, mezkur bilirkişi raporunda karşılaştırmaya esas olarak davacının imzalarına  havi bir takım belgeler ve sözleşmeler ibraz edilmiş ise de, ilgili imza kıyaslamalarının dava konusu çekten 11 ila 14 yıl sonra imzalanmış belgeler, fotokopiler ve dahi dava açıldıktan sonra Sayın Mahkemece yapılan istiktap tutanağı çerçevesinde alınan imzalar ile kıyaslandığı belirtilerek bir sonuca varıldığını,  \"Karşılaştırmaya Esas Belgeler\" kısmında yer alan 1, 2, 4 ve 6 numaralı belgelerin hiçbir suretle dava konusu çekteki imzalar ile mukayesesinin mümkün olamayacağı, zira belge tarihlerinin sırasıyla 2016, 2016, 2019 olduğu ve isticvabın da 14.10.2019 tarihli celsede yapıldığı, hatta 4 numaralı vekaletnamenin fotokopisinin sunulduğu ve fotokopi üzerinden imza incelemesi yapılamayacağına dair yerleşik içtihatlar da göz önünde bulundurulduğunda, bu yöndeki tespitlerin hatalı olduğu, çek tarihi olan 2005 tarihine yakın olarak sadece 3 ve 5 numaralı evrakların mukayese edilebilme ihtimalinin olduğu, kaldı ki bahsi geçen evrakların da sayı olarak yetersiz olmasından ötürü, eksik inceleme ile tespit yapıldığını, dava konusu çeke yakın tarihli ve davacının ıslak imzasına havi birden fazla evrakın asılları ile birlikte dosya içerisine alınması sureti ile yeniden inceleme yapılması gerektiğini, -yöntem olarak, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak, grafolojik ve grafometrik yöntemlerle yapılması, bu alet ve yöntemlerle gerek incelemeye konu ve gerekse karşılaştırmaya esas belgelerdeki imza veya yazının tersim, seyir, baskı derecesi, eğim, doğrultu gibi yönlerden taşıdığı özelliklerin tam ve kuşkuya yer vermeyecek şekilde belirlenip karşılaştırılması; sonuçta, imza veya yazının atfedilen kişiye ait olup olmadığının, dayanakları gösterilmiş, tarafların, mahkemenin ve Yargıtay'ın denetimine elverişli bir raporla ortaya konulması, gerektiğini, ilgili evraklardaki imzaların tek tek ve kıyaslanarak yapıldığını gösterir herhangi bir yöntemden de faydalanıldığından bahsedilmediğini,-davacının çek hesabının bulunduğu Türkiye Bankalar Birliği'ne ve davacının vekaleten imza atma yetkisi vermiş olabileceği de gözetilerek çıkarmış olduğu vekaletnamelerin bulunabileceği Türkiye Noterler Birliğine müzekkere yazılması ve ilgili evrakların celbedilmesi gerekmekte iken bilirkişi raporuna itirazları dikkate alınmadan hüküm verildiğini kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.Davacı istinafa cevap dilekçesinde özetle; karşılaştırmaya esas alınan belgelerin çek tanzim tarihe mümkün olduğunca yakın tarihli olduğunu, mezkûr bilirkişi raporunu düzenleyen   ... , Belge İnceleme (Grafoloji) ve Sahtecilik Uzmanıdır ve ayrıca Adalet Komisyonu Yeminli Bilirkişi olduğunu, davalının atıfta bulunduğu mezkûr Yargıtay Kararında belirttiği tüm şartların yerine getirildiğini, Davalının, \"güzel sanatlar fakültesinden (grafoloji alanında uzman) oluşturacak yeni bir bilirkişi atanması gerektiğini\" belirttiğini, bilirkişinin Grafoloji uzmanı olduğunu, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir. İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava, imza inkarına dayalı açılan menfi tespit davası olup, uyuşmazlık İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı icra takibine konu keşidecisi ... Ltd Şti, lehdarı ... olan, ... Tuzla İçmeler şubesine ait ... çek numaralı 15/01/2005 keşide tarihli 18.600,00 TL bedelli çek üzerinde ciranta olan davacının cirosu üzerinde bulunan  imzanın davacının elini ürünü olup olmadığı ve davacının bu çek nedeniyle borçlu olup olmadığına ilişkindir. Dava konusu çekin incelenmesinde; keşidecisi ... Ltd Şti olduğu, lehdarı ... olduğu, ilk cironun lehdar ... tarafından yapıldığı, ikinci cirantanın ... Hotel kaşesinin üzerinde ismi bulunan davacı ... olduğu, sonraki cirantaların ... olduğu, son hamilin davalı ... olduğu görülmüştür.Kural olarak, imzası inkar edilmeyen senetlere karşı açılan menfi tespit davasında ispat yükü davacı borçludadır.  Ancak  senetteki imzanın borçluya ait olduğunu ispat külfeti senet elinde olup, takibe başlayan ve imzasının borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir. (Yargıtay HGK’nın 2006/12-259 Esas,2006/31 Karar sayılı kararı).  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 26/04/2006 gün ve 2006/12-259 E. 2006/231 sayılı kararında da açıklandığı üzere, eldeki davanın niteliği itibariyle \"imzanın borçluya ait olduğunu\" kanıtlama külfetinin alacaklıya ait olduğu gözardı edilmemeli ve ispat yükünü ters çevirecek bir uygulamaya da gidilmemelidir. (Hukuk Genel Kurulu'nun 06/02/2008 gün ve 2008/12-77 E. 2008/90 sayılı kararı). Mahkeme huzurunda alınan örneklerin geçerli ve yeterli olduğu, incelenen belgeler arasında asıl belgelerin de bulunduğu, bilirkişi incelemesinin, konunun uzmanınca ve yeterli teknik donanıma sahip bir laboratuvar ortamında, optik aletler ve o incelemenin gerektirdiği diğer cihazlar kullanılarak yapıldığı, incelenen belgelerin yeterli olduğu, yapılan incelemenin yeterli olduğu anlaşılmıştır. Davaya konu çekin 15.01.2005 tarihinde düzenlendiği, bilirkişi raporunda karşılaştırılmaya esas alınan belgelerin ... Bankasına ait 31.08.2016 Tarihli Bireysel Müşteri Aslı, ...  Bankasına ait 31.08.2016 Tarihli Temel Bankacılık Ürün ve Hizmet Bilgi Form Aslı, Bodrum .... Noterliğinden sadır  05.07.2004 Tarih, ... Yevmiye Numaralı İmza Beyannamesi aslı, Bodrum ... Noterliğinden sadır 16.04.2019 Tarih, ... Yevmiye Numaralı Vekaletname fotokopisi, Bodrum ... Noterliğinden sadır 05.07.2004 Tarih, ... Yevmiye Numaralı İmza Beyannamesi Aslı, istiktab tutanağı olduğu,  2004 tarihli belgelerin çekin düzenlendiği tarihe yakın olduğu ve Noter belgeleri olduğu ve sayı olarak yetersiz olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı, nitelik olarak yeterli ve değerlendirmeye alınabilir belgeler olup, raporda çekin düzenlendiği tarihten hem önce hem de sonra atılmış imzalarla karşılaştırılma yapılmış olduğu, belge yetersizliğine ilişkin istinaf isteminin yerinde olmadığı anlaşılmıştır.Somut olayda, hükme esas alınan, bilirkişi raporunda imza incelemesinde,  Mahkemece davacının imza örneklerinin getirtildiği, imza örneklerinin senet tarihine yakın ve uzak tüm tarihleri içerdiği, Yargıtay uygulamalarına uygun bilirkişi incelemesinin yapıldığı, inceeleme konusu ve mukayese belgelerin laboratuvar ortamında, büyüteç ve UV ışık kaynağı, beyaz ışık ve değişik açılardan verilen ışık ışınları, stereo mikroskop altında ve yüksek çözünürlü scanner tarayıcı bilgisayar programları ile taranarak analitik olarak incelendiği, senet üzerindeki imzanın sahteliğinin mutlak defi olması, davaya konu çekteki  imzanın davacıya ait olduğunun kanıtlanmasına ilişkin ispat yükünün davalıya ait olması, davalı tarafça istinaf dilekçesinde ileri sürülen itirazlarının  mutlak defi karşısında sonuca bir etkisinin bulunmadığı davalı vekilinin istinaf talebinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 25/01/2021 tarih ve 2019/253 E. 2021/33 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.270,56-TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 317,64-TL harcın mahsubu ile bakiye 952,92-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,6-Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine,  6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 18/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0038131cd5cc92c8","SID":"8df4288e55889316"}}