{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. <br>İSTANBUL BAM   <br>8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/343 <br>KARAR NO: 2024/681<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 01/12/2020<br>NUMARASI: 2016/490 Esas -  2020/736 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>Yukarıda bilgileri yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355.maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; vekil edeninin 04/07/2011 tarihinde arıza yapan motosikletinin üzerinde oturarak dolmuş beklemekte olduğu sırada plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın kendisine çarpması neticesinde meydana gelen trafik kazasında ağır bir biçimde yaralanarak sakat kaldığını, olayla ilgili olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan soruşturma neticesinde, müvekkiline çarpan araç ve sürücüsü tespit edilemediğinden, daimi arama kararı verildiğini, davacının uğradığı maddi zararların tazmininden ...nın sorumlu olduğunu, bu nedenle eldeki dava açılmadan önce davalı kuruma başvuruda bulunulmasına rağmen sonuç alınamadığını beyanla fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla (belirsiz alacak) 5.000,00-TL maddi tazminatın, kaza tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş, 16/10/2020 günlü bedel arttırım dilekçesi ile de istek miktarını 200.000,00-TL'ye çıkarttıklarını açıklamıştır. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının görülmekte olan davayı açmadan önce gerekli belgelerle yaptığı bir başvuru olmadığından, dava şartının gerçekleşmediğini, ayrıca davacının kazaya plakası tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiğini kanıtlaması gerektiğini, aksi takdirde ...'nın sorumluluğu yoluna gidilemeyeceğini, keza geçici iş göremezlik dönem zararına dayalı tazminat taleplerinin ...'na yöneltilemeyeceğini ve ayrıca kusur durumunun maluliyet oranının ve oluşan zarar miktarının usulüne uygun şekilde tespiti yanında faiz cinsinin yasal faiz, faiz başlangıcının da dava tarihinden başlatılması gerektiğini ileri sürerek  davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, iddia, savunma, toplanan deliller, bilirkişi raporları, olayla ilgili olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yapılan ... sayılı soruşturma dosyası ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek;  \" ...  04/07/2011 tarihinde plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen aracın sürücüsünün sevk ve idaresindeki araç ile seyir halide iken kaza yeri sağ yönelen viraja geldiğinde, yolun sağındaki bankete girerek bankette arıza nedeniyle park halinde bulunan ... plakalı motorsiklete ve arkasında bulunan davacıya çarpması neticesinde dava konusu kazanın meydana geldiğini, davacının meydana gelen trafik kazası sonucu zarar gördüğünü belirterek, maddi tazminat talebinde bulunduğu, davacının Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Kurulunca kusursuz olduğu, plakası ve sürücüsü tespit edilemeyen araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, yine Adli Tıp Kurumu 2.İhtisas Kurulunca davacının % 37 oranında meslekte kazanma gücünden kaybetmiş sayılacağı ve iyileşme süresinin olay tarihinden itibaren 9 aya kadar uzayabileceğinin belirtildiği, mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu tanzim olunan aktüer raporuna göre, 04/07/2011 tarihinde meydana gelen yaralanmalı olayda davacının hak edilmiş geçici iş göremezlik tutarının 5.179,76TL, hak edilmiş işlemiş dönem tutarı 50.996,42TL, hak edilmiş aktif dönem tutarı 51.608,34TL, hak edilmiş pasif dönem tutarı 121.441,15TL olmak üzere toplam 229.225,67TL tazminat talep edebileceği, olay tarihinde ... trafik sigortası teminat limitinin 200.000TL olması nedeniyle davacının davalı şirketten talep  edebileceği toplam tazminat bedelinin 200.000TL olarak kabul edilmesi gerektiği...\"  gerekçesiyle; -Davanın KABULÜ ile sigorta limiti ile sınırlı olmak kaydı ile 200.000,00 TL maddi tazminatın temerrüt tarihi olan 26/10/2015 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, karar verilmiştir. Karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.İstinaf nedenleri; davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasına plakası ve araç sürücüsü tespit edilemeyen bir aracın sebebiyet verdiği davacı tarafça kanıtlanmadan vekil edeni kurumun sorumluluğu yoluna gidilemeyeceği halde tazminat hesaplaması yapılmasının hatalı olduğu gibi, hükmedilebilecek bir tazminat olduğu sonucuna varılması halinde  ise,  bu tazminatın 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMM Sigortası Genel Şartları uyarınca TRH tablosuna ve teknik faiz uygulanmasını ile yapılması gerektiği;  ayrıca hükme esas alınan ve maluliyet oranını %37 olarak belirleyen raporun mevzuata uygun olarak düzenlenmediği, keza müvekkili kuruma yapılan başvuru sırasında ibraz edilen ve Antalya Atatürk Devlet Hastanesinden temin edilen engelli sağlık raporundan maluliyet oranının %12 olarak belirtildiği dikkate alındığında raporlar arasındaki çelişki giderilmeden karar verilmiş olmasının da isabetsiz bulunduğu, esasen usulüne uygun yeterli belgeyle yapılmış bir başvuru olmadığından, davanın dava şartı yokluğundan reddi gerektiği, tüm bunlardan ayrı 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMM Sigortası Genel Şartlarına göre geçici iş göremezlik zararlarının giderilmesinden vekil edeni kurumun sorumlu olmadığının karar yerinde gözetilmediği,  sadece davacının beyanları doğrultusunda düzenlenen kusur raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğu ve faiz başlangıcının da doğru biçimde belirlenmediği hususlarına yöneliktir. Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi tazminat isteğine ilişkin olup, davalı vekilinin istinaf yasa yoluna başvuru dilekçesinde açıkça ileri sürülen sebeplerle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda; Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ve özellikle  olayla ilgili olarak Antalya Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturma dosyası ve 11/09/2013 günlü daimi ara kararı gözetildiğinde davacının 07/04/2017 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına plakası belirlenemeyen bir aracın sebebiyet verdiğinin resmi makamlarca da kabul edildiğinin anlaşılmış olmasına, ayrıca talimat yoluyla yerinde yapılan keşfe bağlı olarak düzenlendiği anlaşılan ve aksi de kanıtlanamayan 24/04/2018 günlü kusur bilirkişi raporundaki kazanın oluş şekli, kusur durumu ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin de dosyaya oluşa uygun, denetlenebilir gerekçeler içermesi ve dahi bu rapora vaki itiraz üzerine ATK Trafik İhtisas Dairesinden temin edilen 11/06/2018 günlü raporun da 24/04/2018 günlü raporu desteklemesi karşısında mahkemece davacının yaralanmasıyla sonuçlanan trafik kazasının oluşumunda plakası tespit edilemeyen dava dışı araç sürücüsünün tam kusurlu olduğu, davacının ise herhangi bir kusurunun bulunmadığının kabul edilmiş bulunmasının doğru olmasına; keza kaza tarihinde yürürlükte bulunan \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği\" hükümleri uyarınca davacının kazadan sonra görmüş olduğu tüm tedavi evraklarının değerlendirilmesi neticesinde konusunda uzman ATK 2. İhtisas Kurulu tarafından düzenlendiği anlaşılan yeterli ve geçerli nitelik taşıyan raporun hükme esas alınmış olmasında da bir yanılgı tespit edilememesine; her ne kadar dosya kapsamında mevcut olan ve kişisel başvuru neticesinde temin edilen Antalya Atatürk Devlet Hastanesine ait Engelli Sağlık Kurulu raporunda davacının %12 oranında vücut fonksiyon kaybı bulunduğu belirtilmiş ise de, söz konusu bu raporla belirlenen maluliyetin kazayla ilgisi açıklanmadığı gibi hangi yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği de belirtilmediğinden, böyle bir raporun hükme esas alınan ATK raporuyla çelişki oluşturduğundan da söz edilemeyecek bulunmasına; tüm bunlardan ayrı  geçici iş göremez olunan iyileşme dönem zararının esasen bedensel zararın bir türü olması karşısında, böyle bir talebin ZMM sigortası teminatı kapsamında kalmadığından söz edilemeyecek olmasına (-Bkn.İBAM 8. Hukuk Dairesi'nin 2020/2119E.-2023/2227K.sayılı ilamı) ve dahi 6704 sayılı yasanın 5.maddesiyle değişik 2918 sayılı KTK'nın 97.madde hükmü uyarınca dava şartı haline getirilen hususun sadece dava açılmadan önce sigorta şirketine yazılı başvuruda bulunulması gereği olup, somut olayda davacının eldeki davayı açmadan önce davalı kuruma yazılı biçimde yeterli bilgi ve belgeyle birlikte başvuruda bulunulduğu ve bu başvurunun 13/10/2015 tarihinde kuruma ulaştığı, ancak kurum tarafından düzenlenen 29/03/2016 günlü cevabi yazıyla açıkça talebin karşılanması mümkün olmadığı belirtilerek ödeme yapılmaktan kaçınıldığı anlaşıldığına göre, mahkemece dava şartının yerine getirildiği ve temerrüt  halinin de kuruma yapılan başvuru tarihinden itibaren geçen 8 iş gününü müteakip 26/10/2018 tarihinde oluştuğu kabul edilerek buna göre hüküm tesis olmasında herhangi bir isabetsizlik bulunmadığına  ve her ne kadar Yargıtay'ın güncel uygulamalarına göre bakiye yaşam sürelerinin belirlenmesinde TRH 2010 yaşam tablosu  verilerinin uygulanması gerekmekte ise de, davalı ... aktüer bilirkişi raporuna karşı TRH  2010 yaşam tablosunun kullanılması hususunda açıkça itirazda bulunmadığından bu husus HMK'nın 357. Madde hükmü uyarınca  istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceğine ve yine  zarar hesaplamasında 1,8 teknik faiz değil, prograsif rant uygulamasının esas alınmasının da Dairemizce de benimsenen Yargıtay'ın yerleşmiş uygulamalarına uygun olmasına (Bkn; Yargıtay 17. Hukuk Dairesi'nin 2021/2772 Esas - 2021/3174 Karar ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2023/6963 Esas - 2023/10101 Karar sayılı ilamı) göre; davalı vekilinin yerinde olmadığı sonucuna varılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/ Gerekçe uyarınca, 1- Yukarıdaki başlıkta yazılı bulunan ilk derece mahkemesi kararına yönelik olarak davalı ... vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,2-İstinaf eden davalıdan alınması gereken 13.662‬,00-TL harçtan peşin yatırılan 683,10-TL harcın düşümü ile bakiye12.978,90-TL istinaf karar ve  ilam harcının istinaf eden davalıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına, 3-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına, 4-İstinaf yasa yoluna başvuran davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerin kendi üzerinde  bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve HMK'nın 362/1-a madde hükmü gereğince miktar itibariyle kesin olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi.02/05/2024 </font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f01ecad236be318a","SID":"0682961c720ee621"}}