{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/190 - 2024/702<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/190 <br>KARAR NO\t: 2024/702<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t: ...(...)<br>ÜYE\t: ...(...)<br>ÜYE\t: ...(...)<br>KATİP\t: ...(...)<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t:25/10/2022<br>NUMARASI\t:2020/853 Esas - 2022/785 Karar<br><br>DAVACI\t:ÜÇGEN ORTAK İŞ SAĞLIĞI VE GÜVENLİĞİ BİRİMİ ÖZEL SAĞLIK EĞİTİM ÇEVRE DANIŞMANLIK TİC. LTD. ŞTİ. - ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...- ...<br>DAVALI\t:PETSAN MADENİ YAĞLAR VE PLASTİK SAN. DIŞ TİC. A.Ş.-0729042907148429- ...<br>VEKİLİ\t:Av. ...- Av. ...- ...<br>DAVANIN KONUSU\t:İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t:29/12/2020<br>KARAR TARİHİ\t:22/04/2024<br>KR. YAZIM TARİHİ\t:02/05/2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı arasında 06.06.2013 - 01.01.2020 tarihleri arasında iş sağlığı ve güvenliği hizmetine dair sözleşme imzalandığını, bu hizmete ilişkin icra takibine konu edilen 28.09.2018 ila 24.12.2019 tarihleri arasında 19 Adet KDV dahil toplam 30.122,67 TL.- faturalar düzenlediğini, karşılığında Fibabanka A.Ş. Gebze şubesine ait 0019126 seri nolu 10.04.2019 vadeli 40.000,00.-TL bedelli çek keşide ederek alındığını ancak çekin vadesinde bankaya takasa verildiğinde, davalının çek bedelini nakden ödeyeceklerini, o nedenle çekin bankadan geri çekilmesini talep ettiklerini, iyi niyetli olarak çekin bankadan geri çekildiğini, davalının ilk verilen çekten 6 ay sonra YKB Tepeören şubesine ait 7261499 seri nolu 12.10.2019 vadeli 50.000,00 TL.- tutarlı çeki verdiğini, vadesinde tekrar çekin bankadan geri çekildiğini, daha sonra davalı şirket tarafından 14.10.2019 tarihinde 20.000,00 TL, 17.10.2019 tarihinde 10.000,00 TL.- 11.11.2019 tarihinde 2.500,00.-TL toplam 32.500,00 TL.- ödeme yapıldığını, bu nedenlerle verilen hizmetin 01.01.2020 tarihi itibari ile sonlandırıldığını ve davalıya mail gönderilerek ödeme talep edildiğini, 15.10.2020 tarihinde alacağın tahsili için Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/32943 E. sayılı dosyası ile davalı aleyhine icra takibi başlatıldığını, 28.030.08 TL.- alacak için TTK m. 1530'daki düzenleme uyarınca talep edilen 5.928,43.-TL işlemiş faizin de uygun olduğunu, davalıya hizmetin verildiği de Bakanlık sistemindeki kayıtlar uyarınca açık bir şekilde ispat edildiğini, açıklanan nedenlerle itirazın iptaline, takibin devamına, alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... Davanın KISMEN KABULÜNE, Davalı borçlunun Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/32943 Esas sayılı dosyasına yaptığı itirazın 19.392,94 TL yönünden iptaline ve takibin bu miktar üzerinden devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, Davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; \"HMK m.200'de düzenlenen senetle ispat kuralı uyarınca, davacı taraflar arasında kurulduğunu iddia ettiği hukuki ilişkiyi ve dolayısıyla talep ettiği alacağın kaynağını yazılı bir delille ispatlayamamıştır. Ayrıca yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca da fatura da tek başına alacağı ispatlamaya elverişli bir delil değildir (Yargıtay 13. Hukuk Dairesi'nin 95.02.2020 tarih, 2017/8713 E. ve 2020/1330 K. ), davacının ticari defterleri. kendi lehine delil teşkil etmemektir. Dosya muhteviyatında alınan bilirkişi raporlarının tümünün salt taraflara ait ticari defterlerin incelenmesi suretiyle oluşturulduğu görülmektedir. Huzurdaki dava itirazının iptali olup kayıt kabul davası ile ilgisi yoktur. Bu haliyle hukuka aykırı olan ve karara esas alınması mümkün olmayan bilirkişi raporunun hükme esas alınması ve buna dayanarak nihai karar verilmesi hukuka aykırıdır\" yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davalı lehine kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur.<br>Davacı vekili cevap dilekçesinde özetle; \"müvekkil tarafından verilen hizmet ve davalaının hizmet bedelini ödemediği dosyada ispat edilmiştir. Tarafların ticari defterleri kendi lehine delil teşkil etmektedir. Dosyada alınan raporlar arasındaki çelişki giderilmiş, son rapora göre karar tesis edilmiştir. Ön inceleme duruşmasında hatalı uyuşmazlık tespiti usulen bozma nedeni değildir\" beyanı ile davalının istinaf taleplerinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi 25/10/2022 tarih, 2020/853 Esas - 2022/785 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelemesinde; davacı ile davalı arasında 06.06.2013 - 01.01.2020 tarihleri arasında iş sağlığı ve güvenliği hizmetine dair sözleşme imzalandığı, bu hizmete ilişkin icra takibine konu edilen 28.09.2018 ila 24.12.2019 tarihleri arasında 19 Adet KDV dahil toplam 30.122,67 TL tutarında faturalar düzenlediği, karşılığında davalı tarafından Fibabanka A.Ş. Gebze şubesine ait 0019126 seri nolu 10.04.2019 vadeli 40.000,00.-TL bedelli çek keşide edildiği, alınan çekin vadesinde bankaya takasa verildiğinde, davalının çek bedelini nakden ödeyeceklerini, o nedenle çekin bankadan geri çekilmesini talep ettiği, davacının bu talep üzerine çeki bankadan geri çektiği, bu kere davalının ilk verilen çekten 6 ay sonra YKB Tepeören şubesine ait 7261499 seri nolu 12.10.2019 vadeli 50.000,00 TL.- tutarlı çeki davacıya verdiği, vadesinde bu çekin de bankadan geri çekildiği, daha sonra davalı şirket tarafından 14.10.2019 tarihinde 20.000,00 TL, 17.10.2019 tarihinde 10.000,00 TL.- 11.11.2019 tarihinde 2.500,00.-TL toplam 32.500,00 TL.- ödeme yapıldığı, davacı tarafından ödemelerin geç yapılması nedeniyle davalıya verilen hizmetin 01.01.2020 tarihi itibari ile sonlandırıldığı ve davalıya mail gönderilerek kalan ödemenin talep edildiği, sonrasında davacı tarafından 15.10.2020 tarihinde alacağın tahsili için Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/32943 E. sayılı dosyası üzerinden  davalı aleyhine icra takibi başlatıldığı, başlatılan takibe davalı yanca itiraz edilmesi üzerine duran takibin devamı için eldeki davanın  açıldığı, davalı tarafından davanın kabul edilmediği, ilk derece mahkemesince açılan davanın kısmen kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede; <br>Bilindiği üzere, 6100 sayılı HMK’nın 297/1-c. maddesi bir mahkeme hükmünün kapsamının ne şekilde olması gerektiğini açıklamıştır. <br>6100 sayılı HMK’nın “Hükmün Kapsamı” başlıklı 297/1. maddesinin  (c) bendinde;<br>“Tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri” ile aynı maddenin 2. fıkrasında “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi yer almaktadır.<br>Buna göre bir mahkeme hükmünde, tarafların iddia ve savunmalarının özetinin, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususların, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delillerin, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesinin, sabit görülen vakıalarla, bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebeplerin birer birer, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde hükümde gösterilmesi gereklidir. <br>Bu kısım, hükmün gerekçe bölümüdür. Gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır. Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuki sebepleri) kendiliğinden (re’sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar.<br>Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler. Hüküm kanun yoluna gönderildiğinde, istinaf mahkemesi ya da Yargıtay da, bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler. Bir hüküm, ne kadar haklı olursa olsun, gerekçesiz ise tarafları doyurmaz.<br>Anayasa’nın 141. maddesi gereğince bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olması gereklidir. Gerekçenin önemi Anayasal olarak hükme bağlanmakla gösterilmiş olup gerekçe ve hüküm birbirine sıkı sıkıya bağlıdır. <br>Yasanın aradığı anlamda oluşturulacak kararların hüküm fıkralarının açık, anlaşılır, çelişkisiz, uygulanabilir olmasının gerekliliği kadar; kararın gerekçesinin de, sonucu ile tam bir uyum içinde, o davaya konu maddi olguların mahkemece nasıl nitelendirildiğini, kurulan hükmün hangi nedenlere ve hukuksal düzenlemelere dayandırıldığını ortaya koyacak; kısaca, maddi olgular ile hüküm arasındaki mantıksal bağlantıyı gösterecek nitelikte olması gerekir. <br>Zira tarafların o dava yönünden, hukuk düzenince hangi nedenle haklı veya haksız görüldüklerini anlayıp değerlendirebilmeleri ve kanun yolu mercilerinin hukuka uygunluk denetimini yapabilmesi için, ortada, usulüne uygun şekilde oluşturulmuş; hükmün hangi nedenle o içerik ve kapsamda verildiğini ayrıntılarıyla gösteren, ifadeleri özenle seçilmiş ve kuşkuya yer vermeyecek açıklıktaki bir gerekçe bölümünün ve buna uyumlu hüküm fıkralarının bulunması zorunludur. <br>Bütün mahkemelerin her türlü kararlarının gerekçeli olarak yazılması gerektiğini öngören Anayasa’nın 141/3. maddesi ve ona koşut bir düzenleme içeren 6100 sayılı HMK’nın 297. maddesi, işte bu amacı gerçekleştirmeye yöneliktir.<br>Bu genel açıklamalar ve ilkeler ışığında somut olay değerlendirildiğinde, mahkemece gerekçede bilirkişi raporu özetlendikten sonra sadece “...davalının fatura borcunu kısmen ödemediği, sabit bulunmuş davacının davasının kısmen kabulüne…\" denilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Davanın kısmen kabulüne ilişkin gerekçelere ilk derece mahkemesince gerekçe olarak adlandırılan kısımda açıklayıcı şekilde yer verilmediği görülmüştür, Bu nedenle anılan gerekçenin HMK'nın aradığı anlamda ve istinaf denetimine elverişli gerekçe olarak kabul edilmesi mümkün değildir.<br>Bu nedenle HMK’nın 297. maddelerine uygun ve denetime elverişli gerekçeli biçimde oluşturulması gerekmekte olup anılan niteliklere uygun olmayan kararlar Anayasa'nın 2. maddesinde düzenlenen hukuk devleti ilkesini, HMK'nın 27. maddesinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkını ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkını ihlal edecektir. Bu nedenle ilk derece mahkemesinin kararı yerinde değildir.<br>2-Kabule göre de; Ticari uyuşmazlıklarda mahkeme tarafların ticari defterlerinin ibrazına, resen veya taraflardan birinin istemi üzerine karar verebilir (HMK m 222/1, TTK m. 83/1). HMK'nın 222/2. maddesi uyarınca, ticari defterlerin ticari delil olarak kullanılabilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının bir birini doğrulamış olması gerekmektedir. Öte yandan aynı Kanunun 222/3. maddesi uyarınca da, ticari defterlerin sahibi lehine delil olarak kabul edilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekmektedir. Ayrıca Hukuk Muhakemeleri Kanunu, bazı belgelere senetle ispat kuralının aşılabilmesi ve hakimin delilleri değerlendirirken takdir yetkisini kullanabilmesi imkanını vermiştir. Ancak belgenin, kesin delille ispatlanması gereken bir vakıa karşısında bu kuralı aşıp değerlendirilmeye alınabilmesi için HMK m. 202'de belirtilen bütün unsurları karşılaması gerekmektedir. Hakimin bu konuda yani kurala istisna getiren \"kanuni unsurlar\" üzerinde ise herhangi bir takdir yetkisi yoktur; bu unsurların objektif olarak gerçekleşmesi gerekir. Bir belge ancak aleyhine kullanılacak kişiden kaynaklanmışsa ve hukuki işlemi muhtemel gösteriyorsa delil başlangıcı sayılabilir. Bu bağlamda elektronik veriler de delil başlangıcı teşkil edebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 2019/5327 esas-  2021/5363 karar)<br>Dosyaya sunulan ve hükme esas alınan 13.04.2022 tarihli raporda; davacının, davalı aleyhine Gebze 4. İcra Dairesi 2020/32943 Esas Sayılı Dosyası ile 16.10.2020 tarihinde fatura toplamı 28.032,87 TL.- asıl alacak ve 5.925,64 TL.- işlemiş faizi ile birlikte 33.958,51 TL. üzerinden icra takibi başlattığı, işlemiş faizle ilgili dosyada temerrüt evrakına rastlanmadığı, davalı ile davacı arasında 50.000 TL ve 40.000 TL tutarlı 2 adet çekin muhasebe cari hesap kayıtlarından çıkarılması gerektiği, taraflar arasında 2018 yılı ve sonrasında fatura (0,33 TL.- küsurat farkı hariç) ve ödeme/tahsilat yönünden farklılık olmadığı, davalı ile davacı arasında 2018 yılından öncesine ait dönemde borç/alacak konusunda devir eden tutarla ilgili fark olduğunun tespit edildiği, bu nedenle davalının önceki yıllara ait bilgi ve belgelerinin incelenmesi için talepte bulunulduğu ;ancak davalının talebe karşılık vermediği, bilgi ve belgelerin verilen sürede dosyaya ibraz edilmediği,, 2018 yılındaki (davalının lehine ) davacının kayıtlarında devir eden borç/alacağın dikkate alındığı, böylece 2018 yılında davalının davacıdan (ters bakiye) 24.422,90 TL. alacaklı olduğunun kabul edildiği, 2019 yılına devir eden tutarın 16.234,02 TL. olduğu, davacının kayıtlarında 2019 yılındaki devir düzeltme tutarına ait işlemin dayanağı belgesi olmadığı, davalının kayıtlarında 2019 yılındaki Kanber Tekstile yapılan ödeme virman kaydının dayanağı belgesinin olmadığından, borç/alacağın tespitinde bu tutarların dikkate alınmadığı, 2020 yılı sonu itibarı ile davacının davalıdan alacağının 19.392,94 TL. davalının ise davacıya 19.392,61 TL.-borcu olduğunun bildirildiği görülmüştür.<br>Dosyaya sunulan 25/08/2021 tarihli raporda;  davalının 2018-2019 ve 2020 yıllarına ait yasal ticari defterlerinin sahibi lehine delil kudretine haiz olduğu, davalının yaşal ticari defterlerine göre davacıya borcu değil davacıdan 27.467,13.-TL alacaklı olduğunun görüldüğü, her ne kadar kayıtlarda davacıdan alacaklı görünse de bunun sebebinin davacıya verilen 12.10.2019 vadeli 7261499 numaralı 50.000,00.-TL tutarlı çek bedelinin davalı tarafından kısmi ödenmiş olması, davacının bu çeki kısmi ödemeden kaynaklı davalı firmaya iade etmemeşi, davalı kayıtlarında iade işleminin yapılmamış olmasından kaynaklandığı dolayısıyla 12.10.2019 vadeli 7261499 numaralı 50.000,00.-TL tutarlı çekin davalı kayıtlarında iade işlemi yapıldıktan sonra; davalının davacıya icra takip tarihi itibariyle 22.532,87.-TL borçlu olacağının tespit edildiğinin bildirildiği görülmüştür.<br>Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında eldeki davanın yapılan incelemesinde;  tarafların ticari defterlerinin yargılama safahatında bilirkişilerce incelendiği, inceleme sorasında bilirkişilerce ayrı ayrı raporlar ibraz edildiği, ibraz edilen raporların dairemizce yapılan incelemesinde; raporların davanın konusu edilen  alacak miktarı hususunda farklı bilgiler içerdiği, bu haliyle taraf defterlerinin birbirini doğrulamadıkları görülmüş, buna rağmen yerel mahkemece davacının defterlerinin incelendiği bilirkişi raporuna üstünlük tanındığı; ancak bu rapora  neden üstünlük tanındığı ve hükme esas alındığının mahkeme gerekçesinde tartışılmadığı anlaşılmış, dosya arasına alınıpta hükme dayanak alınan bilirkişi raporunun da bu haliyle hüküm kurmaya elverişli olmadığı görülmüş, bu eksikliğin esaslı bir eksiklik olduğu değerlendirilerek mahkemece verilen kararın bu haliyle de kaldırılması gerektiği anlaşılmıştır.<br>  Gerekçeli karar başlığında; davalı ve taraf vekillerinin adreslerinin yazılmaması 6100 sayılı HMK'nın 297. maddesine aykırı ise de, bu eksiklik mahallinde her zaman düzeltilebileceğinden eleştirilmekle yetinilmiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle kabulüne, diğer istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin 25/10/2022 tarih, 2020/853 Esas ve 2022/785 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.22/04/2024<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Üye ...<br> ¸e-imzalıdır<br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır <br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2f53b01e1fcf034","SID":"92529d28ff4bc541"}}