{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2023/653 - 2024/874<br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/653 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2024/874<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>ÜYE\t\t: ...(...)<br>KATİP\t\t: ...(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 17.01.2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/551 Esas -  2023/22 Karar<br><br>İSTİNAF YOLUNA<br>BAŞVURAN DAVACI\t: ...-...<br>VEKİLİ\t: Av. ...[...] UETS<br><br>DAVALI\t: SOMPO SİGORTA ANONİM ŞİRKETİ <br>VEKİLLERİ\t: Av. ...<br>\t  Av. ...<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazm.)<br>BAŞVURU TARİHİ\t: 27.02.2023<br>İSTİNAFA GELİŞ TARİHİ: 25.04.2023<br>KARAR TARİHİ\t: 30.04.2024<br>YAZIM TARİHİ\t: 30.04.2024<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyadaki tüm belgeler ve dairemiz üyesi tarafından hazırlanan raporlar incelendi. Davanın dairemizin görev alanına girdiği, ilk derece mahkemesi kararının kesin olmadığı, istinaf başvurusunun süresi içinde yapıldığı, başvuru şartlarının yerine getirildiği anlaşılmakla;<br><br>GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde; Sürücü ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın Çiftlik Mahallesi D 130 karayolu üzerinde seyir halinde iken Olgun Petrol önünde direksiyon hakimiyetini kaybederek şoför ... tarafından yolun sağ tarafından emniyet şeridi üzerinde park halinde bırakılmış ... plakalı çekiciye takılı ... plakalı yarı römorkun arka kısmıyla çarpışması sonucu, ölümlü, yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazada  ... plakalı araç sürücüsü ...'ın  Gölcük 2. Asliye Ceza Mahkemesi 2021/327 Esas sayılı dosya kapsamında tanzim edilen bilirkişi raporuna göre kusurlu bulunduğunu, davacı ...'in ise müteveffa ...'in sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı araçta yolcu olarak yaralanarak malul kaldığını, davalı taraf araç sigorta şirketine karşı arabulucuya başvurulmuş olduğunu Covid-19 salgını nedeniyle fiziki toplantı yapılamadığını, tarafların ortak mutabakatı sonucu telekonferans yolu ile arabuluculuk toplantısı icra edildiğini, Arabuluculuk görüşmelerinin olumsuz sonuçlanması sebebiyle işbu davayı açtıklarını, kaza neticesinde yaralanan davacı ...'in Sakarya Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nin 06.04.2021 tarihli ve 2021/541 numaralı adli tıp raporunda; Sürekli İş Göremezlik Oranının %13(onüç) olduğu ve bunun 02.09.2020 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazası olayı ile nedensellik ilişkisi içerisinde olduğunun tespit edildiği, yine davacının 02.09.2020 tarihinde geçirdiği trafik kazasından dolayı tıbbi iyileşme ve rehabilitasyon süresi dikkate alındığında tazminata esas olmak üzere geçici iş göremezlik süresinin 150(yüzdelli) gün olduğu ve 60(altmış) gün başka birinin sürekli bakımına muhtaç olduğunu, davacının geçirdiği trafik kazası nedeniyle uzun bir süre hastanelerde tedavi gördüğünü ve bu dönemde çok büyük maddi  problemler ile karşı karşıya kaldığını, dava konusu trafik kazası sonucu fazlaya ilişkin talep ve dava haklarının saklı kalmak kaydıyla şimdilik 200,00 TL maddi tazminatın (geçici iş göremezlik zararı, sürekli iş göremezlik zararı (efor tazminatı), bakıcı gideri vs.)  temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte sigorta limitini aşmamak üzere davalı şirketten tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br> Davalı Sompo Sigorta A.Ş Vekili  cevap dilekçesinde; Dava şartı yokluğu nedeniyle huzurdaki davanın reddi gerektiğini, yürüyen bir ceza davası söz konusu olmadığından, ceza zaman aşımının uygulanmasının söz konusu olmadığını, başvuruyu kabul manasında olmamak üzere kusur oranlarının tespiti açısından dosyanın Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesine gönderilmesi gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere dosyaya sunulan raporun tarih itibariyle yönetmeliği uygun olmadığını, raporun özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik yürürlükten kaldırıldığı için  erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelike uygun olması gerektiğini,  30.03.2013 tarihli ve 28603 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanan özürlülük ölçütü, sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmelik yürürlükten kaldırıldığından, yerine yürürlüğe giren 20 Şubat 2019 tarih, 30692 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan erişkinler için engellilik değerlendirmesi hakkında yönetmelik hükümlerine göre maluliyetin tespitinin gerektiğini, yeniden bir tazminat hesaplaması yapılması halinde, bu hesapta asgari ücretin baz alınarak TRH-2010 mortalite tablosu ile 1,8 teknik faizin kullanılmasınu talep ettiklerini, sosyal güvenlik kurumuna yazı yazılarak, öncelikle söz konusu kazanın iş kazası olup olmadığının, davacı tarafa peşin sermaye değerli gelir bağlanıp bağlanmadığının, herhangi bir ödeme yapılıp yapılmadığı hususunun sorulması, ödeme yapılması durumunda ödenen miktarın tazminat bedelinden düşülmesi gerektiğini, 25.02.2011 tarihinden itibaren geçerli olan mevzuat değişikliği sebebi ile müvekkili şirketin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik tazminatı taleplerine ilişkin sorumluluğunun ortadan kalktığını, kabul manasında olmamak üzere, davacının araçta hatır yolcusu olması sebebiyle ve kaza sırasında davacının zararın artmasında ya da ortaya çıkmasında kusuru bulunup bulunmadığı re’sen tespit edilerek, tespite göre hatır ve müterafik kusur nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, davayı kabul manasında olmamak üzere faizin dava tarihinden itibaren yasal faiz olması gerektiğini beyanla davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İlk derece mahkemesi tarafından sigorta konusu araç sürücüsünün meydana gelen zararda kusurunun bulunmaması nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir. <br>Yerel mahkemenin bu kararına karşı davacı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde;  Yerel mahkeme dosya kapsamında Bilirkişi ...'a hazırlatılan 09.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda Sanık ...'ın 2918 sayılı KTK'nun 62. Maddesinde belirtilen trafik kuralını ihlal ettiğinden kazanın oluşumunda %50 oranında asli kusurlu olduğu tespit edildiğini, Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesine sunulmak üzere tanzim edilen 19.11.2021 tarihli bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda sigortalı sürücü ...'ın tali kusurlu olduğu, sürücü ...'in asli kusurlu olduğu kanaati belirtildiğini, Kocaeli 1.Asliye Ticaret Mahkemesine sunulmak üzere tanzim edilen 20.12.2021 tarihli bilirkişi EK raporunda kazanın oluşumunda sigortalı sürücü ...'ın %40 tali kusurlu olduğu, sürücü ...'in %60 asli kusurlu olduğu kanaati belirtildiğini, Gölcük 2.Asliye Ceza Mahkemesine sunulmak üzere 28.05.2021 tarihli keşfe binaen tanzim edilen 09.06.2021 tarihli bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda sigortalı sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in asli kusurlu olduğu kanaati belirtildiğini, Bilirkişi ... tarafından tanzim edilen 02.11.2020 tarihli bilirkişi raporunda kazanın oluşumunda sigortalı sürücü ...'ın %75 oranında asli kusurlu olduğu, sürücü ...'in %25  oranında tali kusurlu olduğu kanaati belirtildiğini, dosya kapsamında tanzim edilen 05.09.2022 tarihli ATK raporunda müteveffa sürücü ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, sürücü ...'ın kusursuz olduğu tespite konu edildiğini, nihayetinde itirazları  neticesinde 19.12.2022 tarihinde alınan bilirkişi heyet raporunda ise; \"sürücü ...’a kazanın meydana gelmesinde atfı kabil kusur bulunmadığı, ancak ... plakalı yarı römorka arkadan çarpan N1 sınıfı kamyonetin yarı römorkun altına girmesini önleyecek nitelikte ve vasıfta, teknik olarak uygun olmayan arka koruma donanımı ile donatılarak karayolu trafiğine çıkarıldığı mütalaa edilen maliki veya işleteninin dava konusu zararın doğmasında veya artmasında %25 (yüzde yirmi beş oranında) tali kusurlu olduğu görüş ve kanaatine varılmıştır.\" şeklinde görüş belirtildiğini, raporda açık bir şekilde davalı şirkette sigortalı ... plakalı yarı römorkun maliki ve işleteninin dava konusu zararın doğmasında ve artmasında %25 (yüzde yirmibeş) oranında tali kusurlu olduğu belirtilmiş olmasına rağmen, dosya hesap bilirkişiine tevdi edilmeden, davanın reddine karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğundan yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>Dava, haksız eylem (trafik kazasından kaynaklı) cismani zarar nedeni ile maddi  istemine ilişkindir.<br>Davaya konu 02.09.2020 tarihinde gerçekleşen ve davacının yolcu olarak seyahat ettiği ve aynı kazada vefat eden eşi ...'in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın, emniyet şeridinde duraklama yapan ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorka çarpması şeklinde gerçekleşen kazada davacının yaralanmış olduğu anlaşılmaktadır.<br><br>6098 sayılı Borçlar Kanunun 49. Maddesin de düzenlenen \"haksız fiil\" olgusunun özel bir tezahürü de 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunun 85 vd. Maddelerinde düzenlenen motorlu araçların neden olduğu kazalarla ilgili sorumluluk halleridir. Bir motorlu aracın Karayolları üzerinde işletilmesi nedeniyle üçüncü kişilere karşı vermiş olduğu zararlardan dolayı araç sürücüsü, işleten, bağlı bulunduğu teşebbüs müştereken ve müteselsilen sorumludur. Motorlu taşıtların neden olduğu zararların giderilmesi için özel bir sorumluluk sistemi getirilerek motorlu araçlar için mali mesuliyet sigortası zorunluluğu getirilmiştir. (2918 sayılı Yasa madde 91).<br>Tazminat sorumluluğu dört temel koşulu gerektirmektedir. Bunlar : Hareket (eylem- fiil) , Netice ( zarar veren sonuç), illiyet bağı ve kusurdur. Türk Borçlar Kanun 49. Maddesine göre kusurlu ve hukuka aykırı bir eylem nedeniyle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlü olduğuna göre, haksız fiil sorumluluğunun kusura dayalı bir sorumluluk olduğundan şüphe duyulmamaktadır.<br>6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun 74. Maddesi \" Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz.\" düzenlemesine haiz olup; Yüksek Mahkeme ve Doktrin görüşleriyle kabul edilen ilkelere göre hukuk hakimi ceza mahkemesinin mahkumiyet kararıyla bağlı olduğu gibi, ceza yargılamasındaki kesinleşen maddi olgularla da bağlıdır. Ceza Hukuku alanında suç olarak kabul edilen bir eylemin Özel Hukuk alanında tezahürünün de haksız fiil veya geçersizlik olduğunun kabulü gerekmektedir. <br>Dosya kapsamına göre, gerek yürütülen ceza soruşturması/kovuşturması kapsamında ve gerekse de eldeki dava dosyası kapsamında; birisi Adli Tıp Kurumundan olmak üzere toplam yedi adet kusur raporu alınmış olduğu ve raporların birbirleri ile çeliştiği anlaşılmaktadır.<br>Her ne kadar, ilk derece mahkemesince, alınan kusur raporları arasındaki çelişkinin giderilmesi için son olarak İTÜ öğretim görevlilerinden oluşturulan üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alınmış ise 19.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda yeri olmadığı halde \"kazanın meydana gelmesindeki kusur\" ve \"zararın meydana gelmesindeki kusur\" şeklinde hukuk tekniğine uygun olmayan bir şekilde ikili ayrıma giderek ve  ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorkün sürücüsü ...'ın kazanın meydana gelmesinde kusurunun bulunmadığı, kazanın meydana gelmesinde ... plakalı aracın sürücüsü ...'in tamamen (%100 oranında) kusurlu bulunduğu, zararın meydana gelmesinde ise  ... plakalı aracın sürücüsü ...'in %75,  ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı ... plakalı yarı römorkün işleteni ve malikinin ise alt  romorkün arka tarafında bulunan alt koruma kapağının yeterli güvenlikte olmaması nedeni ile %25 oranında kusurlu olduğuna ilişkin uzmanlık görüşü belirtmek sureti ile çelişkiyi gidermekten ziyade çelişkinin derinleşmesine ve hukuksal kavram kargaşasına neden olunmuştur. <br>Davalı sigorta şirketinin sorumluluğu kanundan doğan özel bir sorumluluk olup; bu sorumluluk kara yolunda ve işletilmekte olan sigortalı aracın sürücüsün kusurunu kapsadığı gibi işletilmekte olan sigortalı aracın, işletenin ve malikinin; ister kusura veya isterse kusursuz sorumluluğa dayalı olsun aracın  yapısal hataları ve başka sebeplerle üçüncü kişilere verdiği zararları da kapsamaktadır. Malik ve işletenin sorumluluğu ise hem 2918 sayılı KTK ve hem de 6098 sayılı TBK'nın kusursuz sorumluluk hallerine ilişkindir.<br>Bu anlamda kazanın meydana gelmesi sürüş kusuru, kazaya karışan araçlardaki yapısal kusurlar, üçüncü kişi veya kişilerin dahil olan kusurları gibi birden fazla asli etkenin bir arada değerlendirilmesini gerektirdiği gibi, aynı haksız eylem nedeni ile farklı paydalarda kusur oranı gösterilmesi de isabetli bulunmamıştır.<br>Yanı sıra somut olaya özgü olarak mahkemesince 6098 sayılı TBK 74.maddesi gereğince ceza mahkemesi kararının dosya arasına alınmadan karar verilmesi de hatalı olmuştur. Nitekim yukarıda yer verildiği üzere  6098 sayılı TBK 74.maddesi gereğince  ceza mahkemesindeki maddi olgular ile mahkûmiyet hükmünün Hukuk hakiminin bağlayacağı da tereddütten uzaktır. <br>Şu halde mahkemesince yapılması gereken iş, öncelikle davaya konu taksirle ölüme neden olma ve yaralama eylemi nedeni ile yürütülen ceza kovuşturmasının akıbetinin  sorularak; ceza yargılamasının devam etmesi halinde 6100 sayılı HMK 165.maddesi gereğince bekletici  sorun olarak ceza mahkemesi kararının ele alınıp değerlendirilmesi ve  beraat kararı çıkması halinde sonucuna göre bir karar vermekten ibarettir. <br> Ancak Ceza yargılamasında ... plakalı çekici ve çekiciye bağlı       ... plakalı yarı römorkün sürücüsü ...'ın mahkumiyetine karar verilmesi halinde, mahkumiyet kararının bağlayıcı niteliği gereği, İstanbul Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesine müzekkere yazılarak; 05.09.2022 tarihli Adli Tıp Kusur raporu ile eldeki dava dosyası kapsamında ve ceza soruşturması/ kovuşturması kapsamında Trafik Bilirkişilerinden alınan alınan birden fazla kusur raporu  arasında çelişki meydana gelmiş olduğu belirtilmek sureti ile Adli Tıp Kanunu ve Yönetmeliğinin ilgili hükümleri çerçevesinde \"Genişletilmiş Uzmanlar Heyeti\"nden dava konusu trafik kazasında tarafların kusur oranlarının kesin olarak belirlenmesi için ve raporlar arasındaki çelişkiyi giderir mahiyette rapor alınması, alınacak raporda, davaya konu kazanın meydana gelmesinde dava dışı ... plakalı araç sürücüsünün tamamen kusurlu olduğunun benimsenmesi halinde tarafların kusur durumunu somut olayın özelliğine göre mahkemesince belirlenip; taraf iddia ve savunmaları kapsamındaki delilleri toplanıp; davacının geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri yönünden oluşacak sonuca göre bir karar vermekten ibarettir.<br>İlk derece mahkemesinin karanıda tespit edilen ve yukarıda belirtilen eksiklik ve hatalar, dairemizce H.M.K'nın 353/1-a-6 maddesi kapsamında \"uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli bazı delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması\" olarak nitelendirildiğinden davacı vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasına ve yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir. <br><br>H Ü K Ü M\t         : Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE, Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.01.2023 tarih ve 2021/551 Esas, 2023/22 Karar sayılı kararının HMK'nun 353/1-a-6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın Kocaeli 1. Asliye Ticaret Mahkemesine  GÖNDERİLMESİNE,<br>3-Peşin alınan istinaf karar harcının talep halinde yatırana iadesine,<br>4-Davacının istinaf başvurusu için yaptığı giderlerin esas hakkında verilecek kararda değerlendirilmesine, harcanmayan istinaf gider avansının yatırana iadesine,<br>5-Karar tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK.362/1-g maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 30.04.2024<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır<br>Üye ...<br>  e-imzalıdır<br>*Üye ...<br> e-imzalıdır <br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br><br><br><br>             *İşbu evrak 5070 sayılı Kanunun 5. Maddesi gereğince Güvenli Elektronik İmza ile imzalanmıştır*<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"7a1195d29a1e7c16","SID":"7ce74cd9bbe7c130"}}