{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2021/1001 <br>KARAR NO: 2024/802<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 1. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ: 15/12/2020<br>NUMARASI: 2017/60 E. - 2020/247 K.<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Tecavüzün Ref'i İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 02/05/2024<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Tarafların İddia ve Savunmaları: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... endüstrisinin en köklü şirketlerinden olduğunu, TPMK'da tescilli birçok tanınmış markası bulunduğunu, bu tanınırlığın sonucu olarak davacıya ait markaların ihlale uğradığını,  bunun bir yöntemi olarak web sitelerinde yanıltıcı yönlendirici kod kullanıldığını, meşru bir vasıta olmaksızın bunların kullanımının kabul edileceği üzere karıştırılma ihtimali de yaratacağı için hukuka aykırılık oluşturduğunu, hedef kitleye dahil insanların işletmeler arasında herhangi bir sebeple idari-ekonomik bir ilişki olduğunu zannetmelerine ve karıştırılma ihtimali oluşturduğunu, davalı şirkete ait birçok internet sitesinde davacı şirketin tescilli markalarının yönlendirici kod kullanılarak marka hakkının ihlal edildiğini tespit ettiklerini, davalıya ait \"...\" isimli internet sitesinde; \"...\" ve \"... \" sözcüklerinin yönlendirici kod olarak, 28/02/2015-22/05/2016 tarihleri arasında kullanıldığının arşiv kayıtlarından tespit edildiğini, davalıya ait http://... isimli internet sitesinde; 20/08/2016 tarihinde sitede  \"...\" ve \"... \" anahtar sözcüklerinin kullanıldığının tespit edildiğini, davalıya ait \"http://...\" isimli internet sitesinde de yine \"...\" ve \"...\" sözcüklerinin kısa zaman önce kullanılmış olduğunu, Google'un rapor imza tarihi itibariyle halen kullanıcılara sonuç olarak sunduğunun tespit edildiğini, davalıya ait \"http://...\" isimli internet sitesinde 26/11/2015 tarihinde yapılan kataloglamada \"...\" ve \"... \" anahtar kelimelerinin kullanıldığının tespit edildiğini, davalıya ait \"http://.../...\" Facebook sayfasının ziyaret edildiğini, rapor imza tarihi itibariyle sayfanın kapalı olduğunun görüldüğünü, \"hakkımızda\" kısmında arşiv kayıtlarında \"...\" ve \"...\" sözcüklerinin kullanıldığının görüldüğünü, davalının internet sitelerinde kullanıldığı taraflarınca erişim hakkı olmayan ...'li Google Analytics hesabındaki raporların incelenerek \"...\" ve \"... \" sözcüklerinin kullanım istatistiklerinin tespit edilebileceğini, taraflarınca yapılan bu tespitin ardından uzman bir kuruluştan dosyaya sunmak üzere söz konusu marka ihlaline ilişkin detaylı bir Teknik Uzman Mütalaası alındığını, ... isimli bağımsız bir şirketten alınan raporda da açıkça görüleceği üzere, fiili ve sistemli bir şekilde davacıya ait markanın davalı yana ait internet sitelerinde sürekli olarak kullanıldığını, bu kullanımın bir defaya mahsus olmadığını ve bunun başka şirketlere karşı da (..., ... gibi) işlendiğini, bu haliyle haksız kazanç elde edildiğinin belirtildiğini, tüm bu açıklamaların ve mütecaviz şirketin, davacı şirket ile aynı sektörde yer aldığı da göz önüne alındığında, davalının müvekkili şirketin tanınırlığından faydalanma ve davacı şirketin müşteri kitlesini ayartma amacı güttüğünün açıkça anlaşıldığını, tüm bu faaliyetlerin etik dışı olduğunu, basiretli bir tacir gibi davranmayan davalı şirketin ihlal faaliyetlerinin aynı zamanda TTK uyarınca haksız rekabet oluşturduğunu, marka hakkına tecavüzün men'i ve refi  ile tecavüz sebebiyle oluşan maddi ve manevi zararın karşılanması için yargı yoluna başvurma zorunluluğunun hasıl olduğu belirtilerek, tüm bu nedenlerle fazlaya ilişkin tüm talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla davalı tarafından yapılan davacının markadan doğan haklarına yönelik tecavüzün tespitini, ref'i ve devam edenler yönünden men'ini, tecavüz sebebiyle oluşan şimdilik 10.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile davacıya verilmesini, davalı aleyhine verilen kararın masrafının davalıdan karşılanarak tirajı yüksek bir gazetede ilanına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının iddialarının asılsız olduğunu, davacının iddia ettiği ..., http://..., http://... isimli internet sitelerinin davalı şirkete ait olmakla birlikte, bu sitelerde \"...\" ve \"... \" anahtar sözcüklerinin kullanıldığının tespit edildiği iddialarının tamamen asılsız ve gerçek dışı olduğunu, davacı tarafın bu iddiasını uzman bir kuruluş olduğunu iddia ettiği .... Tic. Ltd. Ştirketi'ne yaptırdığı rapora dayandırdığını, söz konusu şirketin İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı, kar amacı güden bir şirket olduğunu, resmi hiçbir hüviyeti olmayan bir şirketten para karşılığı alınmış olan raporun işbu davada delil olarak sunulmasına itiraz ettiklerini, Mahkemece tayin edilecek uzman bilirkişiler aracılığıyla davalı şirkete ait internet siteleri üzerinde inceleme yapılmasını talep ettiklerini, böyle bir inceleme yapıldığında davacının iddia ettiği kelimelerin davalı şirkete ait internet sitelerinde anahtar sözcük olarak kullanılmadığının ortaya çıkacağını, davacı tarafın, \"...\" ve \"... \" sözcüklerinin anahtar sözcük olarak kullanıldığını iddia ettiği diğer iki internet sitesinin davalı şirketle doğrudan hiçbir bağlantısı bulunmadığını, bu internet sitelerinin davalı şirkete ait olmadığı gibi davalı şirket tarafından da işletilmediğini, davalı şirketin danışmanları nezdinde yaptığı araştırmada söz konusu internet sitelerinin kendi danışmanlarına ait olduğunu tespit ettiğini, ne var ki, bu internet siteleri yukarıda da belirtildiği gibi, davalı şirket tarafından işletilmediğinden kontrol edilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin halen yaklaşık 350.000 danışmanı bulunduğunu, danışman ifadesinin, davalı şirkete ait ürünleri kendi nam ve hesabına satan kişiler için davalının kullandığı bir tabir olduğunu, doğrudan satış sektöründe ticari faaliyet gösteren davalının bu anlamda ... firmasının rakibi konumunda ve sektöründe tanınmış ... markasını kullanmakta olduğunu, davalının kurulduğu 2010 yılından itibaren hızlı bir büyüme göstermiş olduğunu, bu durumun rakibi konumunda olan şirketleri tedirgin ettiğini, davalının rakibi konumunda olan şirketleri taklit etmediğini, bilakis rakip firmaların davalıyı izlemekte ve taklit etmekte olduğunu, davalının haksız rekabet iddiasıyla ... firması hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğu şikayet üzerine ... nolu dosyadan yapılan soruşturma kapsamında alınan bilirkişi raporunda, ... firması tarafından çıkarılan katalogda davalı şirkete ait ürünlerin taklit edildiğinin  tespit edilmiş olduğunu, raporda sonuç olarak ... firmasının haksız rekabet yarattığı sonucuna varıldığını, davacı tarafın kendisi hakkında yapılmış olan bu şikayetten sonra davalı şirkete karşı adeta öç alma saikiyle hareket ettiğini ve asılsız iddialarını gündeme getirmiş olduğunu belirterek, açıklanan nedenlerle, haksız ve mesnetsiz davanın tümü ile reddini, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İlk Derece Mahkemesi Kararı: Mahkemece; \"Davanın KISMEN KABULÜNE, KISMEN REDDİNE, Davalının www...com, ...., ... alan adları için davacının markası olan \"...\" ibaresini ve \"...\" ibaresini anahtar (kod) kelimesi olarak kullanmak suretiyle davacının marka haklarına TECAVÜZ ETTİĞİNİN TESPİTİNE, Davalının marka hakkına tecavüz eylemlerinin MEN'İNE VE REF'İNE,300.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Davacının fazlaya ilişkin 700.000,00 TL maddi tazminat talebinin REDDİNE,Kararın kesinleşmesinden sonra hüküm özetinin masrafı davalıdan alınmak suretiyle Türkiye'de yayın yapan tirajı yüksek günlük bir gazetede bir kez ilanına,\" şeklinde karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri: Davacı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; somut yargılamada, 10.07.2019 tarihli ek raporda, 2015 Lisans Bedeli olarak İTO’dan gelen yazı cevabı ve müvekkilinin ticari defterleri incelenerek 8.991.311,60 TL, 2016 lisans bedeli olarak 9.705.283,76 TL ve 2017 yılı lisans bedeli olarak da 12.299.156,45 TL hesaplandığını, toplam üç yıl süren bu ihlal neticesinde müvekkilinin üç yıllık lisans bedel talebi mahkemenin hükme de esas aldığı rapora göre 30.995.751,85 TL iken müvekkilinin fazlaya dair haklarını saklı tutmak kaydıyla yalnızca 1.000.000 TL talep ettiğini, bu talebin de yalnızca 300.000 TL’lik kısmının kabul edildiğini, fazlaya dair 700.000 TL’lik kısmın reddedildiğini, bu hal ile yaklaşık 31 milyon TL talep edilebileceği kararlaştırılmışken müvekkiline yalnızca 300.000 TL’Lik bir tazminat verildiğini, hakkaniyetle bağdaşmayan bu tutarla müvekkilinin zararının giderilmesinin sağlanmadığını, yerel mahkeme gerekçesinde fazlaya dair talebin gerekçesi olarak davalının ticari defterlerini sunmaması sebebiyle lisans bedelinin tam olarak tespit edilemediğini belirtildiğini, TBK m.50 ve m.51 uyarınca bir hesaplama yapmak zorunda kaldığını bildirildiğini, bu haliyle hüküm incelendiğinde davalının ticari defterlerini sunmayarak kendi lehine bir kazanım elde ettiğini, mahkemenin kararına rağmen bu defterleri ibraz etmemiş olmasının bir kusur olduğunu, bu kusurdan da bu surette yararlandığını, en temel ilkelerden olan “kimse kendi kusurundan faydalanamaz” ilkesinin davalı lehine bozulduğu anlaşılmakta olduğunu, davalının cirosu itibariyle müvekkilinden büyük olduğunu, Türkiye’nin en büyük doğrudan satış şirketlerinden biri olduğunu yargılama boyunca da ikrar ettiğini, bu tip bir ikrar olmasa bile mahkeme, davalının büyüklüğüyle ilgili bir araştırma yapılmasına karar vererek lisans bedelinin tespitinde buna dair tespitleri de hükmüne esas alınması gerektğini, böylece hakkaniyete daha uygun düşen bir karar verilmesi gerektiğini, bu unsurları itibariyle eksik ve hukuka aykırı olan kararın kaldırılması, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme tarafından verilen, yasaya, usule ve müstekar içtihatlara aykırı kararda müvekkiline ait şirketin 300.000-TL'yi davacı şirkete ödemesine hükmedilmesi kararının kaldırılması gerektiğini, hükme gerekçe teşkil eden bilirkişi raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bu rapora karşı yapılan itirazlar dikkate alınmadığını, buna rağmen dasyada mübrez raporlara ilişkin olarak; Bilirkişi raporlarından, \"...davalının davacıya ait markaları Google arama motorunda anahtar kelime olarak kullanmasına bağlı olarak gerçekleşen satış miktarı tespit edilemediği.\" ifadesinin tam olarak ihlalin gerçekleşmesi için “ticari etki\" koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediğinin tespit edilemediğini açıkça ortaya koymakta olduğunu, eksik ve hatalı incelemeyle oluşturulan ve yapılan itirazların dikkate alınmadığını, \"...\" ibaresinin yönlendirici kod (meta tag) olarak konumlanmasının marka hakkına tecavüz teşkil etmediğini, ticari etki yaratma koşulu oluşmadığını, markalar benzer olmadığından tüketiciler nezdinde iltibas yaratma olasılığı da bulunmadığını, müvekkil şirketin ticari faaliyetleri doğrudan satış modeliyle gerçekleştirdiği için internet sitesinden sadece sistemine kayıtlı girişimciler kullanıcı adı ve şifreleriyle giriş yaparak alışveriş yapabildiğini, dolayısıyla ... ürünü almak isteyen bir nihai tüketicinin müvekkil şirketin internet sitesine giriş yaparak ürün satın alabilmesinin mümkün olmadığını, davacının ileri sürdüğü tazminat talebi ve miktarı ile marka lisans bedeli hesaplanma yönteminin hukuka aykırı olduğunu, davacının talebi ve akabinde İstanbul Ticaret Odası tarafından hazırlanan müzekkereye cevapta ... markasının cirosunun %15'i oranında lisans bedelinin belirlenebileceğinin belirtildiğini, somut uyuşmazlıkta dava konusu markanın tüketicilerin doğrudan göremeyeceği bir şekilde sadece meta tag olarak kullanıldığını, davacının daha önce bir lisans verip vermediği ve verilmişse geçmiş lisans bedelinin miktarının, kullanımın kısa bir zaman aralığında gerçekleştiği hususlarının hiçbir surette dikkate alınmadan lisans bedeli belirlenmesinin hukuka ve Yargıtay yerleşik içtihatlarına aykırı olduğunu, davacının tescilli marka hakkını kötüye kullandığını beyan ederek istinaf başvurusunun kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>İstinafa Cevap: Her iki taraf istinaf başvurularına karşı cevap dilekçesi sunmamıştır. <br>Gerekçe ve Sonuç:HMK'nın 355. Maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak,  istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Dava, marka hakkına tecavüzün tespiti, men'i, ref'i ile  maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili,  davalı şirkete ait  internet sitelerinde  \"...\" ve \"... \" sözcüklerinin yönlendirici kod olarak kullanıldığını,  davalıya ait ... sayfasının  \"hakkımızda\" kısmında arşiv kayıtlarında \"...\" ve \"...\" sözcüklerinin kullanıldığını,  bu kullanımların tecavüz teşkil ettiğini,  haksız rekabet oluşturduğunu beyanla tecavüzün tespiti,  men'i , refi  ile  10.000,00 TL maddi, 15.000,00 TL manevi tazminat talep  etmiştir.  Davacı vekili, 21/10/2019 tarihli dilekçesi ile, maddi tazminat taleplerini 1.000.000,00 TL olarak arttırmıştır. Maddi tazminat lisans bedeli üzerinden talep edilmiştir. ... nolu \"...+Şekil\" markasının 03,05. sınıflarda, ... nolu \"...+Şekil\" markasının 01,02,03,04,05,----45. sınıflarda, ... nolu \"...+Şekil\" markasının 35.sınıfta, ... nolu \"...+Şekil\" markasının 01,02,03,04,-------45. sınıflarda tescilli oldukları, ... numaralı \"...+şekil\" markasının ise 45 ve 35. sınıflarda dava açıldıktan sonra davacı adına tescil edildiği anlaşılmıştır. 22/02/2018 tarihli bilirkişi heyet raporunda özetle; davaya konu , farmasiint.com ...  alan adlı internet sitelerinin davalı firma adına kayıtlı olduğu, 15/04/2010 tarihinde kayıt ettirildiği,   ... sitesinin  ... Tic. Ltd. Şti adına kayıtlı olduğunu, ...com sitesinde  alan adı kimlik bilgileri gizli olduğunu,  .../... incelemesinde; internet sayfası kapalı olduğundan sayfa bilgilerinin incelenemediğini, www...com alan adlı internet sitesinin arşiv kayıtlarının incelemesinde;  internet sitesinin 27/04/2010 ve 12/05/2017 tarihleri arasında toplam 586 defa arşiv kaydının tutulmuş olduğunu, 2010-2911-2012-2013-2014-2017 yılı  arşiv kaydının ...' lerinde \"...\" ve \"... KATALOG\" kelimelerinin kullanılmadığını,   2015 ve 2016  yılı arşiv kaydının ...'lerinde \"...\" ve \" ...\" kelimelerinin kullanıldığının tespit edildiğini, ...com alan adlı internet sitesinin arşiv kayıtlarının tutulmadığını, ...com.tr alan adlı internet sitesinin arşiv kayıtlarının incelenmesinde;  2016 yılı arşiv kaydının ...'lerinde \"...\" ve \"... KATALOG\" kelimelerinin  kullanıldığını, ...com alan adlı internet sitesinin arşiv kayıtlarının incelenmesinde; 2017 yılına ait arşiv  kaydı tutulmadığını,, ...com alan adlı internet sitesi kullanılarak yapılan incelemede; ...com alan adlı internet sitesinin anahtar kelimelerinde \"... KATALOG\" kelimelerinin kullanıldığının tespit edildiğini, davacı tarafın \"...\" ibareli markasının özellikle 03.sınıf emtiasında tescilli olduğunu, davalı tarafın www...com sitesinin 2016 arşiv kaydında davacı adına tescilli \"...\"  ve \"... katalog\" markalarının meta taglarda kullanıldığını, www...com.tr sitesinin 2016 arşiv kaydında davacı adına tescilli \"...\" ve \"...\" markalarının meta taglarda kullanıldığını, www...com alan adının içeriğinde \"... katalog\" ibaresinin anahtar kelimelerde geçtiğini, davalının davacıya ait markasını kod, anahtar kelime, yönlendirme amacıyla kullanmasının SMK m7(3/d) gereği marka hakkına tecavüz sayılan fiillerden olduğu belirtilmiştir. 07/09/2018 tarihli bilirkişi raporunda ise ;  dosya kapsamında sunulan gelir tablolarına göre; 2015-2016-2017 yılı net satış ortalamasının 68.879.448,46 TL olduğunu, aynı yıllarda ki brüt satış karı ortalamasının 12.004.476,65 TL  olduğunu, faaliyet karının (2017 yılı zarar) ortalamasının ise 944.514,81 TL olduğunu beyan etmişlerdir.  10/07/2019 tarihli bilirkişi ek raporda özetle; tarafların  internet sitesinin kozmetik üstüne olduğunu  Google arama motoru keywords etiketleri bakımından  aynı kategoride indexleme yapıldığını  bu nedenle  arama motorlarında \"...\" ve \"....\" kelimeleri ile arama yapıldığında, davalının internet sitesinin arama sonuçlarında çıkabileceğini, ...com kullanılarak yapılan incelemede ...com alan adlı internet sitesinin \"... \" kelimelerini kullanarak web trafiği sağladığının tespit edildiğini, davacının bilanço ve gelir tablolarına göre cirosu üzerinden yapılan lisans bedeli hesaplamaları sonucunda; 2015 Lisans bedelinin 8.991.311,60, 2016 Lisans bedelinin 9.705.283,76, 2017 Lisans bedelinin 12.299.156,45 şeklinde hesaplandığını, davacının aynı dönemlerde ki kar zarar durumu ile belirlenen lisans bedellerinin yüksek olmasının hakkaniyet çerçevesinde değerlendirmesinin mahkemeye ait olduğunu beyan etmişlerdir. 6769 sayılı SMK'nın 7/3-d maddesine göre, markayı kullanan kişinin, markanın kullanımına ilişkin hakkı veya meşru bağlantısı olmaması şartıyla markanın aynısının veya benzerinin internet ortamında ticari etki yaratacak biçimde alan adı, yönlendirici kod, anahtar sözcük ya da benzeri biçimlerde kullanılması marka hakkına tecavüz olarak tanımlanmıştır. Aynı yasanın 149. Maddesinde ise  marka hakkına tecavüz edilen marka sahibinin fiili tecavüzün olup olmadığının tespitini, muhtemel tecavüzün durdurulmasını, tecavüz fiillerinin durdurulmasını, tecavüzün kaldırılmasını, maddi ve manevi tazminat ile hükmün ilanı talebinde bulunabileceği düzenlenmiştir.Bilindiği üzre meta tag (meta etiket) bir web sayfasının güncel  içeriğini tanımlamaya yarayan sayfa hakkında arama motoruna bilgi veren ve  okunmasını sağlayan anahtar kelimelerdir. Böylelikle arama motorları tarafından sayfa içeriği indekslenerek  kullanıcıya sunmak ve daha iyi bir sıralama yapılması için kullanılırlar. Dosya kapsamına göre,davacı tarafın \"...\" ibareli markasının 03.sınıf emtiasında tescilli olduğunu ve kozmetik sektöründe kullanıldığı, davalının da aynı sektörde ticari faaliyet sürdürdüğü, davalıya ait internet sitelerinde bilirkişi raporları ile tespit edildiği üzere  2015-2016 yıllarında  “...” ve “...” ibarelerinin anahtar kelime olarak kullanıldığı, davalı vekilinin de davacı markasını  meta tag olarak kullanıldığını kabul ettiği,  davalının ticaretini yaptığı ürünlerin tanıtım ve satışını yaptığı internet sitelerinin arama motorunda doğru sıralama ile indekslenerek sonuçlanmasını sağlayan anahtar kelimelerinde davacının markasını aynen kullanması ticari etki yaratacak bir kullanımdır. Zira arama motorunda davacının markası olan  “...” sözcüğü yazılarak arama yapıldığında davalının internet sitesi üst sıralarda listeleneceğinden  tüketicilerin  davalı sayfasına kolay bir şekilde yönlendirilmesi sonucu hasıl olacaktır. Ayrıca tarafların aynı sektörde faaliyet yürüttükleri dikkate alındığında ,  bu şekilde arama yapan ve davalı sayfası ile karşılaşan ortalama bir tüketicinin  firmalar arasında bağlantı kurmasının  da yüksek bir ihtimal olduğu , davacıya ait markanın anahtar sözcük olarak kullanılmasının ticaretin dürüstlük içinde yürütülmesine aykırılık teşkil ettiği,  davacının tescilli markasının  aynen  anahtar  sözcük olarak kullanmasının SMK 7/3-d maddesinde  ifade edilen marka hakkının  ihlal halini oluşturacağı anlaşılmıştır. Davacı,  yoksun kaldığı kazancın, SMK'nın 151/2-c maddesi kapsamında, sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeline göre hesaplanmasını istemiştir. Davacının maddi tazminat talebinin değerlendirilebilmesi için tarafların ticari defterlerinin ve gelir tablolarının incelenmesinin gerektiği, ancak davalı tarafça verilen kesin süreye rağmen    ticari defter ve kayıtların sunulmadığı ,  bu durumda  lisans bedelinin belirlenmesinde etken olan davalı tarafın cirosu ve ticari hacminin  ve buna bağlı olarak  talep edilebilecek tazminatın tespit edilememesi nedeniyle TBK'nın 50. maddesi uyarınca hakkaniyete uygun bir maddi tazminatın hüküm altına alınması gerektiğinden mahkemece , SMK 151/3 maddesi ve somut olayın özelliği, ihlalin boyutu, davacının markasının ilgili sektörde tanınırlığı, iş hacmi, kusur derecesi dikkate alınarak   TBK'nun 50. ve 51. maddeleri uyarınca taktir olunan maddi tazminat tutarının hak ve menfaat dengesine uygun olduğu,  aynı gerekçelerle hüküm altına alınan manevi tazminat tutarında  bir isabetsizlik söz konusu değildir. Sonuç olarak , dosya kapsamında  iddia ve savunmaya, saptanan dava niteliğine ve  toplanıp değerlendirilen delillere göre  kararda gösterilen yasal ve yeterli gerekçeye dayalı   kurulan hükümde bir isabetsizlik bulunmadığı,   istinaf başvuru sebeplerinin yerinde olmadığı  anlaşılmıştır.  Taraf   vekillerinin İstinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ayrı ayrı  esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul Anadolu 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 15/12/2020 tarih ve 2017/60 E., 2020/247 K. sayılı kararına karşı taraf vekilleri tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 11.954,25 TL harçtan fazladan yatan 11.526,65‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 21.517,65 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 5.379,50 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.918,54 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-Davacı ve davalı taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. 02/05/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a06fd163ac411385","SID":"2223f0f75c38254a"}}