{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO\t: 2022/862 <br>KARAR NO\t: 2024/55<br><br>DAVA\t: Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli)<br>DAVA TARİHİ\t: 29/09/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 18/01/2024<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH \t: 16/02/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Genel Kurul Kararının İptali İstemli) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>İDDİA:<br>Davacı vekili Bakırköy Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesine vermiş olduğu 29/09/2022 harçlandırma tarihli dava dilekçesinde ; <br><br>Davalı .... Plastik ve Sanayi Ticaret AŞ.'nin \"2018-2019-2020 Olağan Genel Kurul Toplantısının 17.02.2022 tarihinde yapılması amacıyla, yönetim kurulu başkanı .... tarafından Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi (TTSG) 2 Şubat 2022 tarih ve 10508 Sayılı Nüshasının 1056 sayfasında yapılan ilanla pay sahipleri toplantıya davet edildiğini, genel kurulun bu geçersiz davet çerçevesinde, müvekkil ile diğer bazı pay sahiplerinin (%47) katılmamasına rağmen, pay sahiplerinin %53’nün katılımı ile  17.02.2022 tarihinde toplandığını ve şirketin 2018-2019-2020 yılı olağan genel kurulunu yaparak TTSG'nde ilan edilen aşağıdaki bir kısım gündem maddelerini karara bağladığını, söz konusu genel kurul toplantısının, yer alan gündemle 17.02.2022 tarihinde yapıldığını, alınan karar Bakırköy .... Noterliği 17.02.2022 tarih ve .... yevmiye no ile tasdik  ve 18 Şubat 2022 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde ise tescil edildiğini, ne var ki, 17.02.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malül bulunduğunu, genel kurulu toplantıya davet yetkisinin başkana değil şirket yönetim kuruluna ait bir yetki olduğunu, gerçekten de TTK m. 410/1 hükmüne göre, genel kurulun şirket yönetim kurulu tarafından toplantıya çağrılmak zorunda olduğunu, oysa anılan genel kurulun yönetim kurulu tarafından değil, yönetim kurulu başkanı ... tarafından toplantıya davet edildiğini, yetkisiz kişiler tarafından alınan kararların yoklukla malul olduğunun Yargıtay kararları ile açıklığa kavuşturulduğunu, TTSG'nin 17.01.2009 tarihli 722 sayı ve 819 sayfalı nüshasında davalı şirketin esas sözleşmesinin tescil ve ilan edildiğini, esas sözleşmenin 7. maddesine göre yönetim kurulunun üç kişiden oluştuğunu, 19.02.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında, yönetim kuruluna .... üç yıllık bir süre için yönetim kurulu üyesi olarak seçildiklerini, yönetim kurulu üyelerinden .... rahazsızlığı nedeniyle YK toplantılarına katılmadığını, YK Başkanı ....'nun ise şirketi temsil yetkisinin sadece kendisine ait olduğundan istifade ederek şirketi istediği gibi yönetmekte ve yönetim kuruluna diğer üye .... ’i davet etmediğini, her ne kadar, toplantıya davet ilanında, “28.01.2022 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında, belirlenen gündem maddeleri çerçevesinde 2018-2019-2020 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının yapılması kararı alınmıştır”, ibaresine yer verilmiş ise de anılan yönetim kurulunun toplanmadığı ve bu sebeple belirtilen kararı almadığının açık olduğunu, YK başkanı .... 'nun bu yönetim kurulu kararını Ticaret Siciline tescil ettirmediği gibi, TTSG gönderdiği ilan metnine de ilave etmediğini, esasen ortada böyle bir yönetim kurulu kararının da olmadığını, izah edildiği üzere, hem hukuki hemde fiili olarak yönetim kurulunun toplanıp genel kurulu toplantıya çağrı kararını almasının mümkün olmadığını, YK Başkanının YK üyelerine çağrı daveti göndermediği gibi, elden dolaştırma usulüne göre de aldığı kararı imzalattırmadığını, huzurdaki davada da söz konusu genel kurulu toplantıya davet çağrısının yönetim kurulu tarafından değil, yetkisiz  yönetim kurulu başkanı tarafından yapılarak 2 Şubat 2022 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde tescil ettirildiğini, bu durumda, metni verilmeyen sadece yapıldığı iddia edilen 28.01.2022 tarihli bir yönetim kurulu kararından  söz edilemeyeceğini, bu nedenlerle öncelikli olarak davalı şirkete ait 28.01.2022 tarihli Yönetim Kurulu Kararı’nın ve 17.02.2022 tarihli Genel Kurul Kararı’nın tedbiren yürütülmesinin geri bırakılmasını, davanın anılan gerekçeler ve delillere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, yapılacak tahkikata dayanılarak kabulü ile, yetkisiz kişinin daveti ile toplanan, davalı .... Plastik ve Sanayi Ticaret AŞ. 17.02.2022 tarihli Genel Kurul Kararı’nın hükümsüzlüğünün tespitine karar verilmesini, davalı .... Plastik ve Sanayi Ticaret AŞ’ya ait 28.01.2022 tarihli Yönetim Kurulu Kararı’nın yok olduğunun tespitine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMA:<br>Davalı vekili mahkememize sunmuş olduğu 03/11/2022 havale tarihli cevap dilekçesinde özetle ; “Davacının, 28/01/2022 tarihli (genel kurulun toplantıya davetine ilişkin) yönetim kurulu kararının yoklukla malul olduğuna ilişkin iddialarının kabulünün mümkün olmadığını, yönetim kurulu kararı hukuka uygun olup yok hükmünde sayılmasını gerektiren yasal bir neden bulunmadığını, anonim ortaklıklarda genel kurulu toplantıya çağırmaya yetkili olanlar ile bunların hangi koşullarda çağrı yapabileceklerinin Türk Ticaret Kanunu'nda belirtildiğini, TTK md. 410 gereğince genel kurulu toplantıya çağırmaya esas yetkili organın yönetim kurulu olduğunu, davaya konu yönetim kurulunun toplandığı tarih itibariyle yönetim kurulunun üç kişiden oluştuğunu, genel kurulun toplantıya davetine ilişkin yönetim kurulu kararının alınabilmesi için çoğunluğun diğer deyişle üyelerden ikisinin olumlu oylarının yeterli olduğunu, davaya konu 28/01/2022 tarihli yönetim kurulu kararının iki üyenin katılımı ile yeter çoğunluk ile alındığını, Bakırköy .... Noterliğinden tasdikli 28/01/2022 tarihli ve “Genel Kurul Toplantı Kararı” konulu şirket yönetim kurulu kararından açıkça görüldüğü üzere, şirket olağan genel kurul toplantısının 17/02/2022 tarihinde yapılmasına ve yapılacak bu toplantıda görüşülüp karara bağlanacak gündeme ilişkin yönetim kurulu toplantısında toplantı ve karar yeter sayılarının sağlandığını, davacının haberdar olduğu halde yönetim kurulu toplantısına katılmadığını, bunun üzerine de yönetim kurulunun, davacının yokluğunda, yönetim kurulu başkanı ... ve başkan vekili .....'nun katılımı ile toplandığını, TTK md. 390 hükmünde anonim ortaklıklarda yönetim kurulu üyelerinin toplantıya çağrı usulüne ilişkin bir geçerlilik şekli öngörülmediğini, toplantıya çağrı konusunda şekil serbestisi bulunduğunu, Kanun'da kurul üyelerinin yazılı bildirimle toplantıya çağrı usulü aranmadığını, davacının şirket yönetim kurulu başkanı ...'nun kardeşi, diğer yönetim kurulu üyesi ... 'nun ise kızı olduğunu, dava konusu 28/01/2022 tarihli yönetim kurulu toplantısı tarihi itibariyle davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu, ayrıca şirkette satış pozisyonunda sigortalı olarak çalıştığını, alınan kararlardan, yapılması planlanan bütün toplantılardan gerek şirketi yöneten kadronun aile bireylerinden biri olması ve gerekse bilfiil şirkette satışmüdürü pozisyonunda çalışıyor olması nedeniyle haberdar olduğunu, 28/01/2022 tarihinde genel kurul gündemli yönetim kurulu toplantısının yapılacağının davacıya, gerek davacının abisi olan şirket yönetim kurulu başkanı ... tarafından, gerekse de şirketin bu işlerini yürütmekle görevli personeli tarafından bizzat bildirildiğini, 'yönetim kurulu üyelerinin sözlü olarak da toplantıya davetinin mümkün olduğunu, aile şirketi olan müvekkili şirkette yönetim kurulu toplantılarının şimdiye kadar hep aynı çağrı usulü ile yapıldığını, davacının bu zamana kadar toplantı usulüne hiçbir itirazda bulunmadığını, yönetim kurulu toplantısının üzerinden sekiz ay geçtikten sonra davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin açıkça hakkın kötüye kullanılması olduğunu, kabul anlamına gelmemek kaydı ile bir an için davacının 28/01/2022 tarihli yönetim kurulu toplantısına çağrılmadığı kabul edilse dahi TTK md. 446-b bendinde düzenlenen ve öğretide etki kuralı olarak ifade edilen hüküm gereğince davacının 28/01/2022 tarihli yönetim kurulu toplantısına katılımının çoğunluk ile alınan kararın varlığı ya da geçerliği üzerinde etkili olmadığını, davacının 17.02.2022 tarihinde genel kurul toplantısının yapılacağını bilmediği iddiasının doğru olmadığını, davacının toplantı tarihinden önce müvekkili şirkete Bakırköy .... Noterliğinin 17.02.2022 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, Covid-19 olduğundan dolayı toplantıya katılamayacağına dair mazeret sunduğunu, ancak bu mazeretin müvekkiline toplantı tarihinden sonra ulaştığını, davaya konu yönetim kurulu toplantısının yapıldığı 28/01/2022 tarihi itibariyle müvekkili ... Plastik San. ve Tic. A.Ş'nin yönetim kurulunun görev süresinin ve dolayısıyla şirketin temsil ve ilzam yetkisinin sona ermesine 18 gün kaldığını, genel kurul toplanıp, yönetim kurulu üyeleri yeniden seçilmeseydi şirketin yönetim organından yoksun kalmasına ve 175 kişiye istihdam sağlayan şirketin iç işleyişinin ve üçüncü kişiler ile yürütülen ilişkilerin sekteye uğramasına, şirket için telafisi güç veya imkansız zararların doğmasına sebebiyet vereceğini, böyle bir duruma mahal bırakmamak adına şirket genel kurulunun ivedi olarak toplanması ve yönetim kurulunun yeniden teşkilinin sağlanmasının zorunluluk olduğunu, 28.01.2022 tarihli yönetim kurulu kararının alınmasında elden dolaştırma usulünün tatbik edilmediğini, davacının bu toplantıya bizzat davet edildiği halde katılmadığını, davacının, yönetim kurulunun toplantıya çağrılması hususunda elden dolaştırma yönteminin uygulandığı haller haricinde diğer hallerde herhangi bir şekil şartı öngörülmediğinden ve toplantıya çağrının sözlü olarak dahi yapılabilmesi nedeniyle Sayın Mahkemenizi yanıltmak amacıyla yönetim kurulu kararının elden dolaştırma yöntemine göre alındığını ileri sürdüğünü, davacının salt genel kurulun toplantıya davetinin usulsüzlüğü gerekçesiyle genel kurul kararlarının batıl olduğunu iddia ettiğini, davacının toplantı tarihinden önce müvekkili şirkete Bakırköy ... Noterliğinin 17.02.2022 tarihli .... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ederek Covid-19 olduğundan dolayı toplantıya katılamayacağına dair mazeret sunmasının, toplantıdan haberdar olduğunun ispatı olduğunu, davacının ihtarnamesinde vekil tayinine yeterli bir zamanının kalmaması gerekçelerini ileri sürerek sağlık problemi sebebiyle toplantının ertelenmesini talep ettiğini, ayrıca söz konusu ihtarnamenin birinci maddesinde “Yönetim Kurulu üyesi ve hissedarı bulunduğum ... Plastik Sanayi ve Ticaret A.Ş'nin 17.02.2022 tarihli Genel Kurul toplantısına ilişkin çağrı tebligatı tarafıma ulaşmıştır.” ifadesi ile genel kurul toplantısından haberdar olduğunu kabul ve beyan ettiğini, ayrıca dava dilekçesinde genel kurulun sermaye itibariyle 9053 hisseyi temsil eden pay sahiplerinin katılımıyla gerçekleştirildiği, 9647 hissenin genel kurulda temsil edilmediği ifade edilerek davacının şirkette sanki 9647'lik hissenin sahibi olduğu imajı yaratıldığını, 17.02.2022 tarihli genel kurul toplantısının gerekli toplantı çoğunluğu sağlanarak toplandığını, hazirunun genel kurul kararlarını oybirliğiyle aldığını, davacı yanın, şirkette 946 hisse sahibi olması nedeniyle, sahip olduğu sermaye itibariyle, 17/02/2022 tarihli genel kurula katılmış olsa idi dahi, bu toplantıda alınan kararların alınmasını önleyecek durumda olmadığını, Türk Ticaret Kanunu'nun 446. maddesinde genel kurul kararlarının iptalini talep ve dava edebilecek kimselerin tüketici biçimde sayıldığını, anılan maddenin 1/b fıkrasında; toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun veya olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve bu sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahiplerinin genel kurul kararının iptali davası açabileceğini, ilgili madde hükmü dikkate alındığında ortaklık genel kuruluna çağrının usulüne uygun biçimde yapılmadığını ileri süren pay sahibinin, genel kurulda alınan kararların hukuka aykırı olduğundan bahisle iptali talebinin dinlenebilmesi için çağrıdaki usulsüzlüğün genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ayrıca iddia ve ispat etmesi gerektiğini, çağrının usulüne uygun yapılmadığı iddiası iptal davasına konu olabilecek bir durum iken davacının kötü niyetli bir biçimde butlan iddiasına dayandığını, davacının genel kurul toplantısının yapılmasından önce müvekkili şirketten kabulü mümkün olmayan taleplerde bulunduğunu, taleplerinin arasında çocuklarının eğitim, özel ders, yurt dışı seyahat, yurt dışı eğitim masraflarını karşılayacak ve ileride onlar için gerekli olacak ev, araba gibi mülkleri a inlerini yapabilecek tutarlarda kendisine gelir bağlanması, kredisini ödemekte olduğu evlerin mevcut borçlarının şirket ve/veya herhangi bir kurum, kuruluş, kişiye borçlandırılmaksızın ödenmesi, şahsı adına .... araçların alınması, yönetim kurulu üyeliğinin kayıtsız şartsız daimi olması, mevcut hissesinin altın hisse olarak atanması gibi hukuka ve hakkaniyete uygun olmayan, makul ve kabul edilebilir tarafı da bulunmayan maddi isteklerde bulunduğunu, 17.02.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlar arasında, davacının şirketteki haklarını zedeleyen, bu haklarını kullanmasını engelleyen; kanuna, esas sözleşmeye yahut dürüstlük kuralına aykırı hiçbir karar bulunmadığını, davacının toplantı tarihinden önce yazılı olarak bildirdiği talepleri arasında TTK bakımından kabul edilebilir olanın yalnızca kar payının dağıtımı hususu olduğunu, genel kurulda alınan kararlar arasında; davacının da üyesi olduğu yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesi ve davacının 3 yıl süreyle görev yapmak üzere yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinin de bulunduğunu, bu kararların zaten davacının yararına olan ve dava tarihine kadar da davacı tarafından itiraz edilmeyen kararlar olduğunu, davacının yeniden yönetim kurulu üyeliğine seçilmesinden sonra da yönetim kurulu sıfatıyla bazı iş ve işlemlerde bulunduğunu, yani hükümsüzlüğünün karar altına alınmasını talep ettiği genel kurulda alınan  yönetim kurulu üyesi olarak seçilmesine ilişkin kararı tanıdığını, davacının yurtiçi satış müdürü olarak görev yapmakta olduğu müvekkili şirkete ait işyerinde 09/08/2022 tarihinde Satıştan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı ve aynı zamanda şirketin diğer yönetim kurulu üyesi ....'e, kendisine bağlı diğer personellerin duyabileceği şekilde, sinkaflı küfür sarf ederek işyerinin düzenini bozucu davranışlar sergilediğini, bu durumun tanıklar ile tutanak ile kayıt altına alındığını, bu olay nedeniyle davacıdan konuya ilişkin olarak savunma sunması istendiğinde ise bu kez sinirli bir şekilde bütün satış ekibinin toplanmasını isteyip, yönetim kurulu üyesi ....'in odasına girerek, kendisine tebliğ edilen savunma talebini yırtarak yönetim kurulu üyesi ....'e “küfür mü etmişim yine ediyorum deyip ardından “Sen şerefsizsin, sen maşasın, sen yardakçısın” gibi hakaretlerde bulunduğunu, masada bulunan bardakları yönetim kurulu üyesine fırlattığını, kendisini tehdit ederek, “seni burada çalıştırmayacağım ”, “sen benim tersimi bilmiyorsun, sana daha neler edeceğim” dediğini, davacının, müvekkili şirketin diğer yönetim kurulu üyesine yönelik tasvibi mümkün olmayan ve şirketin huzurunu, işyeri disiplinini bozucu nitelikteki davranışlarından sonra artık davacının yönetim kurulunda kalmaya devam etmesinin müvekkili için çekilmez bir hal aldığını, 17/08/2022 tarihinde yönetim kurulu olarak toplanarak iş akdinin haklı nedenle feshedilmesine karar verildiğini, davacının da katılımı ile 06/09/2022 tarihinde toplanan yönetim kurulu toplantısında, davacı ....'in yönetim kurulu üyeliğinden azlinin görüşülüp karara bağlanması için 24/09/2022 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiğini, davacının, yönetim kurulu üyeliğinden azlinin görüşüleceği olağanüstü genel kurul toplantısından önce, yine yönetim kurulu üyesi sıfatıyla ve yönetim kurulu üyesi olmasından kaynaklanan kanuni haklarına dayanarak, müvekkilinden 2021 yılı inansal tablolarının ve defter ve belgelerinin incelenmesi talebinde bulunduğunu, talep ettiği belge ve kayıtların kendisine incelettirildiğini, 24/09/2022 tarihinde yapılan olağanüstü genel kurul toplantısında davacının yönetim kurulu üyeliğinden azline karar verildiğini, davacının iş akdinin haklı nedenle feshi ve yönetim kurulu üyeliğinden de yine haklı nedenlerle azlinin hemen akabinde huzurdaki davanın açıldığını, hiçbir şekilde genel kurulun toplantıya çağrılmasında usulsüzlük iddialarını kabul anlamına gelmemekle birlikte; usulsüz çağrıya dayanılarak butlan kararı verilemeyeceğini, usulsüz çağrının pay sahibine yalnızca iptal davası açma hakkı verdiğini, iptal davası açılabilmesi için genel kurulda alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye yahut dürüstlük kurallarına aykırı olduğunun ayrıca iddia ve ispat edilmesi gerektiğini, davacı tarafından, davaya konu 17/02/2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talep edilmediği gibi, alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye yahut dürüstlük kuralına aykırı olduklarının da iddia edilmediğini, genel kurulda alınan kararların nitelikleri itibariyle davacının menfaatine uygun kararlar olduğunu, davacının iptal davası açmak için tanımlanan 3 aylık hak düşürücü süreyi kaçırdığı için genel kuruldan 7 ay sonra huzurdaki davayı ikame ettiğini, anonim şirketler hukukunda genel kurul kararlarında iptal yaptırımının kural, butlan yaptırımının ise istisnai nitelik taşıdığı ve iptal yaptırımının hukuka aykırılığı gidermede yetersiz kaldığı durumlarda butlana başvurulabileceğini, davacının genel kurul toplantısının üzerinden altı ay geçtikten sonra haksız olarak butlan talebinde bulunduğunu, neticede; Davacı tarafından ikame edilmiş olan haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın öncelikle usul yönünden reddine, bu taleplerinin kabul edilmemesi halinde esastan reddine, yargılama giderleri ile ücreti vekaletin davacı üzerinde bırakılmasına, karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER ve GEREKÇE:<br>Dava, davalı şirketin 17/02/2022 tarihinde yapılan 2021 yılına ait olağan genel kurulunda, alınan kararların batıl olduğunun tespiti ile davalı şirket yönetim kurulunun 28/01/2022 tarih ve 2022/1 sayılı kararın yok hükmünde  olduğunun tespiti istemine ilişkindir. <br>Tarafların aktif ve pasif dava ehliyetleri denetlenip uyuşmazlık konuları re'sen belirlenerek taraflarca gösterilen deliller toplanmış ve konunun incelenmesinde uzmanlık gerektiren yönler olduğundan  bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle dava sonuçlandırılmıştır.<br>Bilirkişiler ..... ile ..... tarafından sunulan 12/04/2023 tarihli bilirkişi raporunda ; 17.02.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğu, çağrının hiç yapılmamış olması ya da çağrının hiç yapılmamış sayılmasına neden olacak kadar ağır hukuka aykırılıklar içermesi halinde toplanan pay sahiplerinin aldıkları karar yoklukla malul iken, çağrının usulüne göre yapılmaması halinde kanun koyucunun pay sahiplerine iptal davası açma hakkı tanıdığı, tespit davasının davacısı bir pay sahibi ise, güncel bir yararının mevcut olduğunun başkaca bir araştırmaya gerek olmaksızın kabul edildiği, davacı'nın yönetim kurulu toplantısından haberdar olduğunun ispat edilemediği, batıl genel kurul kararlarının aksine, uzun zaman geçtikten sonra yokluğun ileri sürülmesinin hakkın kötüye kullanılması yasağı ile karşılaşmayacağı, etki kuralı genel kurul kararlarının iptal edilebilirliği çerçevesinde uygulanan bir kural olup, genel kurul kararlarının yokluğu ya da butlanı çerçevesinde uygulanan bir kural olmadığı 28.01.2022 tarihli (tek imzalı) yönetim kurulu kararının tescil ve ilan edilmesiyle sicilin olumlu etkisinin meydana geldiği yani bu kararın üçüncü şahıslara açıklanmış olduğu, dolayısıyla bu tarihten sonra yönetim kurulunun bahse konu kararı (02.02.2022 tarihli bir yönetim kurulu kararıyla) değiştirmesinin kanaatimizce mümkün gözükmediği, mahkemece aksi kanaate varılması ihtimalinde dahi Davacı'ya (yönetim kurulu toplantısına) çağrının yapılmamış olmasının dava konusu yönetim kurulu kararını yine de yoklukla sakat kılacağı yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. <br>Bilirkişiler ... ile .... tarafından sunulan 06/10/2023 tarihli bilirkişi ek raporunda ; TTSG'de ilan edilmiş olan YK kararı tek imzalı iken, TOBB'dan gelen yazı ekinde yer alan YK kararının çift imzalı olduğu, dolayısıyla bu hususta nihai takdirin Sayın Mahkemeye ait olduğu, dosyaya mübrez davacı tarafından keşide edilen Bakırköy .... Noterliğinin 17/02/2022 tarih ve ..... yevmiye numaralı ihtarnameden, Davacı'nın, 17.02.2022 tarihli genel kurul toplantısına ilişkin çağrı tebligatının kendisine ulaştığını ifade ettiğinin görüldüğü, şu halde Davacı'ya yönetim kurulu toplantısına çağrının yapılmış olduğu kanaatine varıldığı, bu sebeple kök raporda varılan görüşten dönme gereği hasıl olduğu yönünde görüş ve beyan bildirmişlerdir. <br>Bilindiği üzere, genel kurul kararlarının hukuken varlık ve geçerlilik kazanabilmesi için gerekli şartlar kanunda çeşitli hükümlerde düzenlenmiş olup; bir genel kurul kararı ilgili hükümlere ve bu hükümler çerçevesinde düzenlenmiş ana sözleşme hükümlerine veya iyiniyet kurallarına aykırılık taşıdığı takdirde hukuken sakatlanır. Yokluk, butlan, askıda hükümsüzlük ve iptal edilebilirlik şeklinde geçersizlik halleri ortaya çıkabilir. Somut olayda geçersizlik, iptal, yokluk ve butlandan bahsedildiği için söz konusu geçersizlik hallerini ve hangi hallerde uygulanacağını kısaca değerlendirmek faydalı olacaktır.<br>Anılan yaptırımlardan en ağırı olan yokluk bakımından, bir hukuki işlemin hukuka uygun olarak doğabilmesi için öngörülen kurucu nitelikteki emredici hükümlere aykırılık, işlemin kurucu unsurlarında eksikliğe yol açmakta ise işlemi yokluk ile sakatlayacaktır. Yok sayılan bir hukuki işlem şeklen dahi meydana gelmemiştir. Yokluğun tespiti her zaman ve herkes tarafından ileri sürülebilir ve yokluk kararı yalnızca açıklayıcı niteliktedir. Bu çerçevede, bir genel kurul kararının varlığından bahsedebilmek için iki unsur gerekir. Bunlardan ilki toplantı yapılması ve İkincisi toplantıda yeterli irade beyanları ile karar alınmasıdır. Bunlardan birisindeki eksiklik halinde hukuki işlem yani genel kurul kararı hiç doğmamış sayılır (Ayrıntılı bilgi için bkz. Erdoğan MOROGLU, Anonim Ortaklıkta Genel Kurul Kararlarının Hükümsüzlüğü, İstanbul 2014, s. 25 vd.) Uygulama ve öğretide sayılan ve genel kurul kararının yokluğuna yol açan başlıca örnekler şöyledir; genel kurula davet, yetkili kişi veya organlarca yapılmamış veya TTK’daki istisna dışında davet yapılmaksızın toplantı yapılmış ve karar alınmışsa, ya da oylama yapılmaksızın karar alınmışsa, genel kurul toplantısı yapılmaksızın karar alınmışsa yokluk yaptırımı uygulanır. Hükümet komiserinin bulunmadığı bir toplantıda alınan kararlar, komiserce imzalanmamış bir tutanakta yer alan karar yine yoklukla maluldür. Nisap bakımından aykırılıklar da genel kabule göre yokluğa sebebiyet vermektedir. Mevcut olmayan pay adedince mevcut oy nisap bakımından alınan kararların geçerliliğine etki ediyor ise, diğer bir ifade ile söz konusu oylar mevcut olmadan yeter sayı sağlanamıyorsa bu hâlde kanunda öngörülen yeter sayıda irade beyanı bulunmadığı için işlem yoklukla malul olacaktır.<br>Butlan yaptırımı bakımından, ETK’da butlan düzenlenmemiş iken TTK’da butlana ilişkin hükümlere yer verilmiştir. Buna göre, pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran ve anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan kararların batıl olacağı açıkça düzenlenmiştir (TTK.m. 447). Bunun dışında daha önce olduğu gibi genel hükümlere dayanılarak da butlana hükmedilebileceği düşünülmektedir. İşlem emredici hükümlere (geçerlilik şartlarına) aykırı ise batıl olacaktır. Burada kanuna aykırılık hususu TTK. 445’te bir genel kurul kararının iptal sebepleri arasında da sayılmış olduğundan, (emredici) kanun hükümlerine aykırılık halinde hangi yaptırımın uygulanacağı hususu tartışma konusu olmuştur.<br>Bu hususta bilimsel öğretide ... birbirine yakın görüş ve haklı gerekçeler ortaya koyarak, emredici hükümler arasında ikili bir ayrım yapmakta; üçüncü kişileri ve ortaklık alacaklılarını korumaya yönelik (mutlak) emredici hükümlere aykırılığın yokluk veya butlana (EBK. 19-20), bunlar dışında kalan ve ortakları korumaya yönelik (nisbi) emredici hükümlere aykırılığın iptal davasına tabi olduğunu savunmakta idiler. Bu görüş uyarınca, hangi hükümlerin nisbi emredici nitelikte olduğu hükmün sözünden anlaşılamadığı takdirde, hakim tarafından yorum yoluyla saptanacaktır. Bu açıdan özellikle, kararın oluşmasına dair kurucu/şekli (mutlak emredici) hükümler dışında kalan ve kararın oluşmasıyla ilgili olan tüm hükümler nisbi emredicidir (bkz. O. İMREGÜN, Anonim Ortaklıklar, İstanbul, 1989, s. 158-159, MOROĞLU, s. 196-198; H. ARSLANLI, Anonim Şirketler, II-III, İstanbul 1960, s. 68; H. DOMANİÇ, Anonim Şirketler Hukuku ve Uygulaması, TTK. Şerhi II, İstanbul 1988, s. 881-882).<br>Yeni Kanuna uyarlayarak örnekler vermek gerekirse, halka kapalı ortaklıkta, o yılın kârının tamamının sermaye artırımında kullanılmasına dair karar iptal edilebilir; TTK. 437'de öngörülen ve bazı belgelerin genel kurulun olağan toplantısından önce incelemeye açık tutulmasına dair hükme uyulmadan alman fınansal tablolar ve kâr dağıtımı ile ilgili karar iptal edilebilir, davetin toplantıdan en az iki hafta önce yapılmasına dair TTK. 414/1 nisbi emredici olup, toplantıdan on gün önceki davetle toplantı yapılmış ise alman karar iptal edilebilir; gündemin açıklanmasına ilişkin m. 413, 414'e uyulmaksızın alınan karar iptal edilebilir; TTK. 436 uyarınca oydan yoksun kişilerin de katılımı ile alınan karar iptal edilebilir; her payın kural olarak en az bir oy hakkı sağlayacağını öngören m. 434’e aykırı olarak bir ortağın oy kullanması engellenir veya asgari oy hakkı çiğnenirse, yine alınan karar iptal edilebilir niteliktedir. Görüldüğü üzere, örnek verilen hallerde kanuna aykırılık bulunmakla birlikte, iptali istenen kararla ilgili ve o kararla sınırlı bir ihlâl söz konusudur. Buna karşılık, mutlak veya nisbi emredici hükümleri ilerisi için kaldıran veya değiştiren kararlar ise, m. 437/6 örneğinde görüldüğü gibi batıldır. (MOROĞLU, s. 57, 196 vd; M. BAHTİYAR, Ortaklıklar Hukuku, s. 201-202). Yargıtay uygulaması da benzer şekildedir:<br>Bir genel kurul kararının yokluğu (Nicht- oder Scheinbeschlüsse), başlangıçtan itibaren bir genel kurul kararının mevcut olmadığını ifade eder.Bir işlemin ve bu arada genel kurul kararının kurucu unsurlarının mevcut olmaması halinde, hukukî işlemin veya genel kurul kararının yokluğu, eski deyimle “keenlemyekûn” veya mutlak butlan ile malûl olduğundan bahsedilmektedir. Örneğin bir genel kurul kararının alınabilmesi için,mutlaka usulüne uygun davet ve buna uygun toplantı yapılması şarttır,toplantı yapılmadan “elden dolaştırma usulü” veya “mektup” ile GK kararı alınmışsa, bu GK kararı kurucu ve şeklî noksanlıklar nedeniyle hukukî anlamda hiç bir etki ve sonuç doğurmaz ve dolayısıyla “yok” sayılır. Aynı şekilde, GK toplantısında Bakanlık temsilcisinin bulunmamış (TTK m. 407/3) veya toplantı tutanaklarını imzalamamış olması halinde (TTK m. 422/1)18, anonim şirketin TTK m. 379 hükmü uyarınca sahip olduğu kendi paylara bağlı oylarla alınmışsa19 GK kararı yok hükmündedir. Yine Genel kurulun yasaya veya esas sözleşmeye göre yetkili olmayanlar tarafından çağrılıp karar alınmasında da, yokluk söz konusu olur.20 Nihayet yasada öngörülen asgari toplantı ve karar yetersayılarına aykırı olan genel kurul kararları da yoklukla malûldür21. Ayrıca, 11. HD. 09.10.2001 tarih ve 5691/7567 sayılı yayınlanmamış bir kararında, “ana sözleşmedeki yeter sayılar oluşmadan toplanan bir genel kurulda alınan kararların yok hükmünde olduğunun kabulü gerektiğine ve bunun Dairenin yerleşik içtihadı olduğuna karar vermiştir<br>Yokluğun tespiti davası. Bu durumlarda, iptal davası değil, GK kararının yok olduğunun tespiti anlamında bir “tespit davası” açılır ve bu dava herhangi bir zaman aşımı veya hak düşürücü süreye tâbi olmadığı gibi, herkes tarafından ileri sürülebilir ve yargıç tarafından da re’sen dikkate alınır. Ayrıca AO yönetim kurulu “yok” sayılan GK kararlarını icra edemeyeceği gibi, bunların ticaret siciline tescil ve ilânı da olanaklı değildir. Her nasılsa sicile tescil ve ilân edilse dahi, tescil yok hükmündeki kararı ihya etmez, diğer bir deyişle, tescil, yok sayılan GK kararına geçerlik kazandırmaz.(Prof.Dr.Hasan Pulaşlı,Anonim Şirket Genel Kurul Kararlarının Sakatlığı ve Müeyyidesi,Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XVII, Y.2013, Sa. 1-2,Erişim Tarihi 08/12/2020)<br>Butlan ise; bir işlemin, konusuna ilişkin emredici hükümlere aykırı olması halidir. Eş söyleyişle, bir işlemin konusu; kanuna, ahlaka, adaba, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı ya da, imkânsız ise, bu işlem batıldır. Yokluktaki gibi, butlanda da kesin geçersizlik söz konusudur; hâkim bunu re'sen göz önünde bulundurur ve herkes bu geçersizliği, iptal davasında öngörülen üç aylık süreyle bağlı olmaksızın ileri sürebilir ve tespit ettirebilir. Yokluk ve butlan arasında sonuçları değil, sebepleri bakımından farklılık bulunmaktadır. (Fatih Bilgili, Ertan Demirkapı, Şirketler Hukuku, 2012, 2. Baskı, s.190 )\"(Yargıtay Hukuk Genel Kurulu E. 2013/11-1048 K. 2014/430 T. 02/04/2014 kararından alıntıdır)<br>İptal yaptırımı açısından, dava açılmasının maddi hukuka ilişkin şartlarından ilki ise ortada bir genel kurul kararının bulunmasıdır. Ortada şeklen dahi geçerli bir genel kurul kararı yok ise bu halde yokluk yaptırımı ile karşılaşılır. İkinci olarak kararın kanuna, ana sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırılık taşıması iptal için gerekli bir diğer maddi hukuk şartıdır (TTK. m.445). Üçüncü olarak aranacak şart ise karar ile aykırılık arasında illiyet bağı bulunmasıdır. 6762 sayılı ETK. 381 karar ile aykırılık arasında illiyet bağından söz etmemiş, daha doğrusu illiyet bağını varsaymış ise de TK. 446/1’in (b) bendi toplantıya katılmış olsun olmasın her bir pay sahibine iptal davasını çeşitli şartlarla açma hakkı tanımış, ancak hakkın kullanılmasını sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olmasına bağlamıştır. .... söz konusu yeniliği “etki kuralı” olarak nitelendirmekte, etki kelimesinin ifade ettiği anlamı, “ileri sürülen kanuna aykırılık yapılmasa idi iptali istenen Genel Kurul kararı alınamazdı veya Genel Kurul başka şekilde karar verirdi” şeklinde açıklamaktadır. (Ü.TEKİNALP, Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, İstanbul, 2013, N. 15-06 vd.)<br>Davacı,yukarıda anılan genel kurulun geçersiz(batıl) olduğunu aynı şekilde yönetim kurulu kararının yok hükmünde olduğunundan bahisle bu hususların tespiti istemi ile huzurdaki davayı açmıştır.Bunun için öncelikli olarak davalı şirketin yönetim kurulu kararının hükümsüz olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.<br>Davacı vekili, Şirket esas sözleşmesinin 7. maddesine göre yönetim kurulunun üç kişiden oluştuğunu, 19.02.2019 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında, yönetim kuruluna ... 'in üç yıllık bir süre için seçildiğini, yönetim kurulu üyelerinden ....'nun rahatsızlığı nedeniyle YK toplantılarına katılamadığını, YK Başkanı ... 'nun ise yönetim kurulu toplantılarına müvekkili davacı ,....'i davet etmediğini, toplantıya davet ilanında, “28.01.2022 tarihinde yapılan yönetim kurulu toplantısında, belirlenen gündem maddeleri çerçevesinde 2018-2019-2020 yıllarına ait olağan genel kurul toplantısının yapılması kararı alınmıştır” ibaresine yer verilmiş ise de anılan yönetim kurulunun toplanmadığını ve bu sebeple belirtilen yönetim kurulu kararının alınmadığını, YK başkanı ....'nun bu yönetim kurulu kararını ticaret siciline tescil ettirmediği gibi, TTSG'ye gönderdiği ilan metnine de ilave etmediğini, yönetim kurulunu toplantıya kural olarak başkanın çağırdığını, başkanın bulunmadığı veya geçerli bir mazeretinin olması halinde toplantı çağrısının başkan vekili tarafından yapıldığını, somut olayda söz konusu çağrının hiç yapılmadığını, bu sebeple yönetim kurulu toplantısında alınan kararın geçerli olmadığını iddia etmektedir.<br>TTK m. 392/7 hükmü uyarınca “Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebilir.”. Yönetim kurulunun toplantıya çağrılması ile ilgili olarak kanunda başkaca bir hüküm bulunmamaktadır.Ancak çağrı talebi başkana yönlendirildiğinden, kurulu toplantıya çağırma hakkının başkanda,,olmadığı zamanlarda ise başkan vekillerinde olduğu kabul edilmektedir (Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), s. 483; Tekinalp, s. 273, N. 12-92a; Necla Akdağ Güney, Anonim Şirket Yönetim Kurulu, İstanbul 2016, s. 248).<br>Yönetim kurulu toplantısına çağrı herhangi bir şekle tabi değildir. Toplantıya çağrının yazılı olması koşulu bulunmamaktadır. O nedenle çağrı elektronik posta, kısa mesaj gibi modern telekomünikasyon araçları vasıtasıyla veya taahhütlü mektup, fax hatta telefon ile yani sözlü dahi yapılabilir (Akdağ Güney, s. 250). Ancak bu hususta bir hareket tarzı tayin ederken ispata ilişkin sorunların hesaba katılmasında fayda bulunmaktadır (Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), s. 486).<br>Yönetim kurulu toplantısına çağrının tüm üyelere yapılmış olması gerekir. Yönetim kurulu toplantısına katılmak üyeler için hem bir hak hem de bir görevdir. Bu sebeple çağrının usulsüz yapılmasından dolayı bazı üyelerin katılamadığı toplantılarda alınan kararlar, gerekli nisaplara uyulmuş olunsa da, yok hükmünde sayılmalıdır (Kırca (Şehirali Çelik/Manavgat), s. 486-487;Akdağ Güney, s. 249).<br>Somut uyuşmazlıkta Davacı vekili, dava konusu yönetim kurulu toplantısına müvekkilinin davet edilmediğini, dava konusu yönetim kurulunun toplanmadığını ve bu sebeple belirtilen kararı almadığını iddia etmektedir. Davalı şirket vekili ise Davacı'nın yönetim kurulu toplantısından haberdar olduğunu zira davacının şirket yönetim kurulu başkanı .... 'nun kardeşi, diğer yönetim kurulu üyesi ..... 'nun ise kızı olduğunu, dava konusu yönetim kurulu toplantısı tarihi itibariyle davacının yönetim kurulu üyesi olduğunu, ayrıca şirkette satış müdürü pozisyonunda sigortalı olarak çalıştığını, alınan kararlardan, yapılması planlanan bütün toplantılardan gerek şirketi yöneten kadronun aile bireylerinden biri olması ve gerekse bilfiil şirkette satış müdürü pozisyonunda çalışıyor olması nedeniyle haberdar olduğunu, ancak Davacı'nın toplantıya katılmadığını, bunun üzerine  yöetim kurulunun, davacının yokluğunda, yönetim kurulu başkanı .... ve başkan vekili .... 'nun katılımı ile toplandığını ileri sürmektedir.<br>Davacı'ya yönetim kurulu toplantısına çağrının yapılmış olduğunu ispat yükü Davalı'ya aittir.Davalı, yönetim kurulu toplantısının yapılacağının davacıya, gerek davacının abisi olan şirket yönetim kurulu başkanı .... tarafından, gerekse de şirketin bu işlerini yürütmekle görevli personeli tarafından bizzat bildirildiğini ve fakat Davacı'nın toplantıya katılmadığını ileri sürmektedir. <br>Davacı'nın bizzat kendisinin yönetim kurulu üyesi olması ve diğer yönetim kurulu üyeleriyle aile bağının bulunması ve davacı'nın aynı zamanda şirket'te sigortalı olarak çalışmakta  olması ile davalı tanıkların davacının yönetim kurulu toplantısına sözlü olarak çağrıldığını bildirmeleri gözönüne alındığında ,davacının,çağrıldığı halde yönetim kurulu taplantısına katılmadığı ve  toplantının diğer yönetim kurulu üyelerinin katılımıyla  yapılarak ilgili yönetim kurulu kararının alındığı,söz konusu yönetim kurulu kararının yokluğunu veya butlanını gerektirir bir durum söz konusu olmadığından davacının söz konusu yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğüne ilişkin davasının reddine karar verilmelidir.<br>Davacı vekili,aynı zamanda 17/02/2022 tarihinde yapılan genel kurulda alınan kararların batıl olduğunun tespitini talep etmektedir.<br> Bilindiği üzere genel kurulu (gerek olağan gerekse olağanüstü) toplantıya davet yetkisi kural olarak yönetim kuruluna aittir (TTK m. 410/1). Gerçekten de genel kurulu toplantıya davet ile ilgili yetkili olanlar TTK'da tahdidi bir şekilde sayılmış olup (TTK m. 410), davet için asıl yetkili organ yönetim kuruludur. Yönetim kurulu genel kurulu davet yetkisini toplanıp karar almak suretiyle kullanır. Dolayısıyla yönetim kurulu bu yetkiyi “kurul” olarak haizdir. Yönetim kurulu çağrı yetkisini kurul olarak haiz olduğundan, yönetim kurulunun birden fazla kişiden oluşması durumunda, çağrı konusunda kurul olarak TTK m. 390'a göre bir karar alması gerekir; aksi takdirde genel kurulun aldığı kararlar -çağrısız genel kurulun toplanması istisnası dışında  yok hükmünde sayılacaktır (Moroğlu, s. 89). Yönetim kurulu çağrı yetkisini kurul olarak haiz olduğundan, ortaklığı tek başlarına veya birlikte temsile yetkili olan “temsilci üyeler” genel kurulu bu sıfatla çağırmaya yetkili değildirler (Moroğlu, s. 89). Görüldüğü üzere Türk Hukukunda yetkisiz organ veya kişilerce yapılan çağrı ve bu çağrı üzerine toplanan genel kurulda alınan kararların yoklukla malul olduğu görüşü kabul edilmektedir (Moroğlu, s. 86).<br>Somut uyuşmazlıkta Davacı, genel kurulu toplantıya davet yetkisinin, yönetim kurulu başkanına değil, yönetim kuruluna ait olduğunu, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisi olmayan yani yetkisiz kişilerin çağrısı neticesinde yapılan 17.02.2022 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararların yoklukla malul olduğunu iddia etmektedir.Yukarıda yönetim kurulu kararının hükümsüzlüğüne ilişkin olarak yapılan açıklamalar dikkate alındığında,davacının,yönetim kurulu toplantısından haberdar olduğu halde yönetim kurulu toplantısına katılmadığı ve toplantının diğer üyelerin katılımıyla usulüne uygun olarak gerçekleştiği sonucuna varılmıştır.Bu belirlemeye göre genel kurula toplantı çağrısının yetkili  olmayan kişi ya da kişiler tarafından yapılmadığı iddiası yerinde değildir.Batıl olduğunun tespiti istenilen genel kurula çağrının yetkili kişiler tarafından yapıldığı açıktır.Tartışılması gereken diğer husus ise noter tarafından onaylanan 28/01/2022 tarihli iki adet yönetim kurulu toplantı tutanağının bulunmasıdır.Bu tutanaklardan bir tanesi tek imzalı iken diğeri iki imzalıdır.Ancak genel kurul kararının hükümsüzlüğü davasında önemli olan Ticaret Sicili Gazetesinin genel kurula çağrıyı hangi yönetim kurulu kararına istinaden yaptığıdır.Mahkemece yazılan müzekkereye verilen cevaptan ilana esas yönetim kurulu kararının Bakırköy ... Noterliğinin 02/02/2022 tarih ve 04270 yevmiye numarası ile tasdik edilen yönetim kurulu kararı olduğunun bildirildiği,aynı şekilde noterden söz konusu kararın onay saati ile kararın ilanı için Ticaret Sicili Gazetesinin işlem saatinin uyumlu olduğu,buna göre davalı vekilinin,tek imzalı yönetim kurulu kararının şirket personeli tarafından sehven onaylatıldığı,yanlışlığın farkedilmesi üzerine iki imzalı yönetim kurulu kararının tekrar onaylatıldığı savunmasının  farklı tarihlerde onaylanan yönetim kurulu kararlarının birebir aynı olması ve ikinci onaylatılan yönetim kurulu kararının ilan edilmesi hususları değerlendirildiğinde oluşa uygun olduğu  görülmektedir.Buna göre hükümsüzlüğü talep edilen genel kurula çağrının çağrıya yetkili kişiler tarafından yapıldığı belirlendiğinden davacının anılan genel kurulunun batıl olduğunun tespiti talebinin reddine karar verilmelidir.<br>Sonuç itibariyle, dava konusu genel kurul kararları ile yönetim kurulu kararının yokluğunu ya da butlanını gerektirecek herhangi bir hukuka aykırılık tespit edilmediğinden ve  dava dilekçesi incelendiğinde, Davacı  vekilinin genel kurul kararlarının iptalini  talep etmediğinden talep ile bağlılık ilkesi çerçevesinde genel kurul kararlarının iptal koşulları incelenmeksizin davanın reddine karar verilmesi gerektiği sonucuna varılarak aşağıdaki gibi hüküm fıkrası oluşturulmuştur.<br>HÜKÜM/Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davanın REDDİNE,<br>2-Alınması gerekli  427,60 TL  karar ve ilam harcından peşin alınan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 346,90 TL harcın davacıdan alınarak hazineye İRAT KAYDINA,<br>3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,<br>4-Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiği anlaşıldığından karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT'ne göre hesap edilen 17.900,00 TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>5-Kararın kesinleşmesine kadar yapılan yargılama giderlerinin davacı tarafça peşin olarak yatırılan 550,00 TL yargılama gider avansından mahsubu ile bakiye kısmın karar kesinleştiğinde  davacıya İADESİNE,<br>5235 sayılı Kanunun geçici 2'nci maddesine göre ,Bölge Adliye Mahkemeleri'nin kurulmasına ve 20 Temmuz 2016 tarihinde göreve başlamalarına dair kararların 07/11/2015 tarih ve 29525 sayılı Resmî Gazete'de ilan edildiği anlaşılmakla;6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun  341 ilâ 360'ncı madde hükümleri uyarınca,mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye verilecek dilekçe ile  kararın tebliğinden itibaren iki hafta  içerisinde veya istinaf dilekçesi kendisine tebliğ edilen taraf,başvuru hakkı bulunmasa veya başvuru süresini geçirmiş olsa bile, mahkememize veya aynı sıfattaki başka bir mahkemeye  vereceği cevap dilekçesi ile  iki hafta  içerisinde  İSTİNAF yolu açık olmak üzere davacı vekili ile davalı vekilinin yüzlerine karşı  oy birliği ile  verilen karar açıkça okunup,usulen anlatıldı.18/01/2024<br><br><br>Başkan ....<br>  ☪e-imzalıdır.☪<br>Üye ....<br> ☪e-imzalıdır.☪ <br>Üye ....<br>  ☪e-imzalıdır.☪<br>Katip ...<br> ☪e-imzalıdır.☪ <br><br><br> \"İŞ BU EVRAK 5070 SAYILI ELEKTRONİK İMZA KANUNUNUN 5. MADDE UYARINCA GÜVENLİ ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, 22. MADDE UYARINCA DA ISLAK İMZA İLE İMZALANMAYACAKTIR.\"  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"75e98e031133e1b9","SID":"fcf25158d1e9335e"}}