{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>16. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1260 Esas<br>KARAR NO: 2024/764<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 2. FİKRİ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 06/04/2022<br>NUMARASI: 2021/424 Esas  2022/52 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Marka (Marka Hükümsüzlüğünden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 29/04/2024<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla, HMK 353. Maddesi gereğince dosya içeriğine göre duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu; <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili olan şirketin uzun yıllardan itibaren ... San. ve Tic. Ltd. Şti. unvanı ile faaliyet gösterdiğini, 2020 yılında \"... San. ve Tic. A.Ş.\" unvanı ile kurulan davalının, müvekkili olan şirketin tanınmışlığından ve unvanından faydalanmak amacıyla unvanını \"... A.Ş'ye\" dönüştürdüğü, akabinde müvekkili olan şirket ile iltibas oluşturacak düzeyde marka tescil başvurusunda bulunduğunu,  TPMK’nın eksik incelemesi ile davalının markasının tescil edilmesinin müvekkilinin haklarını ihlal ettiğini ileri sürerek, davanın kabulü ile davalının ... başvuru numaralı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, hükmün ilana karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin unvan değişikliği yaparken davacı şirketin unvanından hiçbir şekilde haberdar olmadığını, müvekkilinin uzun zamandır tasarladığı ve planlarını yaptığı \"...\" ibaresi olarak yeni unvanını aldığını, ibareyi markalaştırmak ve yeni unvanı ile kısa zamanda yapmış olduğu işlerden dolayı daha da büyümeyi hedeflediğinden ticaret unvanını markalaştırmak adına yaptığı başvurunun ... tescil numarasıyla 11/01/2021 tarihinde  tescil edildiğini, davacının söz konusu iddialarının asılsız ve mesnetsiz olduğunu müvekkili şirketin 37. nice sınıflarında marka başvurusunda bulunmuşken, davacı tarafın 05 / 35 / 37. sınıflarında marka başvurusunda bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; davalıya ait ... tescil numaralı markanın başvuru tarihinin 01/06/2020 tarihi olduğu, davacı firmanın 24/04/2015 tarihinde \"... Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi\" ticari unvanı ile kurulduğu, davalının ise 24/11/2014 tarihinde \"... Anonim Şirketi\" ticari unvanı ile kurulduktan sonra 26/03/2020 tarihinde \"... Anonim Şirketi\" şeklinde ticari unvanını değiştirdiği, ticari unvanı bakımından tescil önceliğinin davacıda olduğu, tarafların ticari unvanlarında ve davalı markasında yer alan \"...\" ve \"...\" ibarelerinin çekirdek unsur olduğu, unvanlarındaki ve markadaki sair ibarelerin sektör belirterek tali durumda kaldığı, bu kelimelerinin benzerlik ve karıştırma ihtimalini ihtiva ettiği, davacı firmanın faaliyet alanının \"ilaçlama-temizlik-peyzaj hizmetleri\" bakımından davalı markası ile sınıfsal benzerliğe sahip olduğu, bu durumda tescil olarak öncelik hakkına sahip davacıya ait ticari unvanının çekirdek unsuru ile karıştırma ihtimali doğuracak derecede benzer ibarenin marka olarak aynı ve benzer sınıflarda tescilinin SMK 6/6 maddesi uyarınca hükümsüzlüğünün gerektiği, SMK'nın 6/6' maddesine göre markanın ticari unvanını içermesinin yeterli olduğu, ticari unvanının markasal kullanımının ayrıca aranmadığı,  davalının kötüniyetli tesciline delalet eder yeterli ve somut delil sunulmadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile; davalıya ati ... tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne, karar kesinleştiğinde sicilden terkinine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF İSTEMİ: Davalı  vekili istinaf dilekçesinde, cevap dilekçesinde ileri sürdüğü savunmalarını tekrar ederek; müvekkili şirketin unvan değişikliği yaparken davacı şirketin unvanından hiçbir şekilde haberdar olmadığını, müvekkil şirketin kötü niyetli olduğundan söz dahi edilemeyeceğini, mahkemece de müvekkilin kötüniyetli olmadığı belirtilmişse de, kabul anlamına gelmemekle birlikte davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmesi gerekirken davanın kabulüne karar verilmesinin  usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkil şirket tarafından tescilli marka haline gelen \"...\" için kanunda da belirtildiği üzere marka sahibinin tekliği ilkesinin somutlaştığını, 7/1-b hükmünün uyarınca başvuru işlemi ile ilgili olarak tarihsel anlamda bir öncelik-sonralık ilişkisinin var olması gerektiğini, markayı ilk olarak tescil ettirenin ve markanın marka olarak bilinir hale gelmesini sağlayanın müvekkil şirket olduğunu ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, davalı markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini talebine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda, yukarıda yazlı şekilde davanın kabulüne karar verilmiştir. Karar davalı  vekili  tarafından istinaf edilmiştir. Davacı tarafça, davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiştir. Dava konusu uyuşmazlığa uygulanması gereken 6769 sayılı SMK'nın 25/1. maddesi uyarınca 6. maddede sayılan hâllerden birinin mevcut olması hâlinde mahkeme tarafından markanın hükümsüzlüğüne karar verilir. Kanun'un 6/6. maddesi ise \"Tescil başvurusu yapılan markanın başkasına ait kişi ismini, ticaret unvanını, fotoğrafını, telif hakkını veya herhangi bir fikri mülkiyet hakkını içermesi hâlinde hak sahibinin itirazı üzerine başvuru reddedilir.\" düzenlemesini içermektedir. Markalar, eşya ile işletme arasındaki ilişkiyi kurar ve farklı işletmelerin ürettiği benzer emtiayı birbirinden ayırt etmeye yarar. Buna karşılık, ticaret unvanları ise işletmenin kendisini tanımlar. Şirketlerin ticaret unvanları tescil edilirken, faaliyet alanına her türlü mal ve hizmetin yazılması mümkün olduğundan ve ticaret unvanının bu alanların hepsinde kullanma gibi bir yükümlülük bulunmadığından, ticaret unvanının fiilen kullanıldığı mal ve hizmetler bakımından, 6769 sayılı SMK'nın 6/6 maddesi anlamında sahibine öncelik hakkı sağlamaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 22.06.2017 tarih, 2016/1193 E. 2017/4014 K. sayılı ilamında da, \"davacı şirketin fiilen faaliyette bulunduğu mal ve hizmetler ile davalı markası kapsamında kalan mal ve hizmetler arasında ilişkilendirilebilecek ölçüde benzerlik bulunması halinde, bu mal ve hizmetler yönünden de davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken\" denilerek aynı sonuca ulaşılmıştır. Somut olayda; davacı şirketin ticaret unvanı 2015 yılında tescil edildiği,  ayırt edici unsuru \"...\" ibaresi olduğu, unvanda yer alan diğer unsurlar tanımlayıcı nitelik taşıyan ve ayırt edicilikte bir etkisi olmayan ibareler olduğu anlaşılmıştır. Alınan bilirkişi raporuna göre davacı şirketin, ticaret unvanında yer alan  \"...\" ibaresini markasal olarak da kullandığı anlaşılmaktadır. Davacı şirketin tescilli faaliyet alanı, ilaçlama, temizlik, peyzaj, inşaat, reklam ve organizasyon işlerini kapsamaktadır. Dava dilekçesi ekinde ibraz edilen iş bitirme belgelerinden, davacının temizlik, dezenfeksiyon ve haşare ilaçlama işiyle fiilen iştigal ettiği görülmektedir. Hükümsüzlüğü istenilen dava konusu\"... AŞ+Şekil\" ibareli markanın asli unsurunu  davacının ticaret unvanında yer alan  \"...\"  ibaresi oluşturmakta olup, \"...\"  ibaresine eklenen \"...\" ibaresisi ayırt edicilik sağlamaktan uzaktır. Davalı şirket; ticaret unvanını hem davacının ticaret ticaret unvanında da yer alan ... ibaresi ile benzer olan ... esas unsurlu ticaret unvanı ile değiştirmiş, ana sözleşmedeki faaliyet alanını da davacının faaliyet alanı olan temizlik, ilaç, peyzaj vb. alanları olarak değiştirmiş, ayrıca  davacının ticaret unvanı ile benzer \"...\" asıl unsurlu  markayı, davacı şirketin fiilen iştigal ettiği faaliyet alanlarını kapsayan mal ve hizmetler yönünden  kendi adına tescil ettirmiştir. Dava konusu markanın kapsamında 37. sınıfta yer alan; \"Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri\" bulunmaktadır.  Dosyada alınan bilirkişi raporunda; davalı adına tescilli ... A.Ş ibareli markanın 37.sınıfta tescilli olduğu “Temizlik hizmetleri; dezenfeksiyon hizmetleri; haşere ilaçlama hizmetleri; temizlik araçları ve makinelerinin kiralanması hizmetleri.” bakımından,  davacı adına tescilli ticaret unvanının faaliyet alanları ile  hizmet sınıflarının benzer olduğu belirtilmiştir. Davacının fiilen iştigal ettiği faaliyet alanı ile davalı markasının tescil edildiği tüm hizmetler arasında aynılık ya da benzerlik bulunmamaktadır. Bu itibarla, davacının fiilen iştigal ettiği alanlar ile davalı markasının tescilli olduğu tüm mal ve hizmetler benzer olduğundan,  6769 sayılı SMK'nın 6/6 maddesi kapsamında markanın tüm hizmetler yönünden hükümsüzlük koşulları oluşmuş olup, ilk derece mahkemesince davalı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır. Açıklanan nedenlerle dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davalı  vekilinin yerinde görülmeyen istinaf isteminin reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf talebinin HMK'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE 2-Alınması gereken 427,60 TL harçtan, peşin alınan 300-TL harcın mahsubu ile bakiye  127,60-TL harcın davalıdan  alınarak HAZİNEYE İRAT KAYDINA, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK'nun 361.maddesi uyarınca tebliğden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesinde temyiz yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.29/04/2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"bfbacffc1e5b6a01","SID":"ee628364765a1ce2"}}