{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br> İSTANBUL<br> 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br>  <br><br>ESAS NO\t: 2018/28 Esas<br>KARAR NO\t: 2024/152<br><br>DAVA\t: Alacak<br>DAVA TARİHİ\t: 24/02/2011<br>DAVA DEĞERİ\t: 84.799,00 TL (Kurucu ortaklık payı 80.616,00 TL + Ortak kay payı 3.179,00 TL)<br>KARAR TARİHİ\t: 07/03/2024<br><br>Mahkememizde görülmekte olan Alacak davasının yapılan açık yargılaması sonunda,<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...'nün davalı şirketin kurucu ortağı olduğunu, davalı şirketin 20 yıldır her yıla ait karının ihtiyat akçesi olarak ayrıldığını, ortaklara dağıtılmadığını, yeni kurulan şirketlerin sermayelerine iştirak edildiğini, kurucu şirket ortaklarının temyiz mahkemesince verilen kararlara göre şirket ortağı değil bir nevi şirket alacaklısı konumunda olduğunu, kurucuların hisse paylarının ihtiyat akçesi olarak ayrılamayacağını, davalı şirketin karlarından olan hissesine ait hesaplanan alacağının tahsili için Şişli ... Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyasından ödeme emri gönderildiğini, ödeme emri kabul edilmediğinden dava açmak zorunda kaldığını, 2008 yılına ait genel kurul tutanaklarında şirket karı için yasal yükümlülükler yerine getirdikten sonra kalan kısmının fevkalade ihtiyatlara ayrılmasına karar verildiğini, TTK'nın 366. Maddesinde ve ana mukavelenin 36. Maddesine göre karın iki ayrı bölümde karara bağlanması gerektiğini, bunun ise %5 yedek akçeye %5 ortaklara kar payı, %10 ise kurucu hisse sahiplerine ayrılması şeklinde olacağını, bunun davalı şirket tarafından yerine getirilmediğini, karın fevkalede ihtiyat olarak ayrıldığını, bunun iyi niyete dayalı olmadığını, davalı şirketin kurulan yeni şirketlerin sermayelerine iştirak ettiğini, kurucu hisse sahiplerinin kar paylarının fevkalade ihtiyat olarak ayrılamayacağını, alacağın genel kurulda kesinleşmesi tarihinden itibaren faiz ve ayrıca ödeme emri gönderildiğini ancak ödemenin red edilmesi dolayısıyla inkar tazminatının ve mahkeme masrafları ile vekalet ücretinin davalı tarafa yüklenmesine karar verilmesini , talep ve dava etmişlerdir.<br>\tCEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın icra takibine konu ettiği alacak miktarı ile huzurdaki davada belirttiği miktarın farklı olduğunu, davacı tarafın yaptığı icra takibinde de sahip olduğunu iddia ettiği kurucu intifa senetlerinin ya da hisse senetlerinin takip talebine eklemediklerini ve icra dairesine ibraz etmediklerini, davacının müvekkili şirketten 2005, 2006 ve 2007 yılına ait genel kurulunda kar dağıtımına karar verilmemesinden ötürü herhangi bir kar payı talep etmesinin mümkün olamayacağını, anonim ortaklıklarda kar payı dağıtımının genel kurulun yetkisinde olduğunu, genel kurul toplantısında kar payı dağıtılmasına dair karar alınmadıkça karın dağıtılmasının mahkemeden talep edilemeyeceğini, TTK'nın 39. Maddesi ile bu konudaki tüm mahkeme kararlarının da bu doğrultuda olduğunu, 2005, 2006 ve 2007 yıllarına ait karın dağıtılmayarak ileride yapılacak olan yatırımların finansmanı olarak kullanılmasına karar verildiğini, yapılan genel kurul toplantısında herhangi bir itirazda bulunarak genel kurul kararlarının iptali konusunda bir dava açılmadığını, müvekkili şirketin genel kurulun dönem karından birinci kar payı ve kurucu senet kar payı dağıtılmasına ilişkin hiçbir kararın olmadığını, kanun ve ana sözleşme uyarınca kardan düşülmesi gereken ve üzerinde tasarrufta bulunulması mümkün olmayan kısım dışındaki karın tamamının genel kurul tarafından ihtiyatlara ayrılmasına karar verildiğini, şirketlerin umumi masrafları ve mukavelename ile müdüriyete yahut herhangi bir vazifeye memur edilen kimselere, umumi ve hususi amortisman bedelleri gibi şirketçe ödenmesi ve ayrılması zaruri olan miktarlar ile yine ana sözleşmenin 36/2-1 ve 36/2-2 maddelerinde belirtilen ayrılması mecburi kanuni yedek akçe ile ödenmesi gereken ve üzerinde genel kurulun tasarruf yetkisi bulunmayan kar bölümü olduğunu, ... AŞ'nin ana sözleşmesinde kar dağıtımına karar verilmesi halinde ödenmiş sermayenin baz alınması suretiyle birinci kar payının hesaplanacağı hüküm altına alındığı halde davacının bilançoda görünen ticari kar üzerinden birinci kar payı hesabı yapmasının yanlış olduğunu, dağıtılmayan karların ise kurulan şirketlere iştirak edildiği iddiasının da yanlış olduğunu, müvekkili şirketin dava konusu yıllarda bir önceki yıla göre artış gösteren oldukça fazla miktardaki uzun ve kısa vadeli borçlarını ödeyebilmek için dönem karından yedek akçe ayırdığını, ... Grubu ile TMSF arasında imzalanan 01.07.2007 ve 15.05.2009 tarihli protokoller uyarınca müvekkili şirketin diğer ... Grubu şirketleriyle beraber milyonlarca USD borç altına girdiğini, müvekkili şirketin fahiş miktarda kamuya borçlu olduğunu bu sebeple kar dağıtımı beklenemeyeceğini, 2005 yılı karını oluşturan 10.253.560,44 TL'nin kambiyo karı hesaben bilançoda gösterilen kaydi bir tutar olduğunu, nakit olmadığını, iştiraklerden temettü gelirlerinin 95.212,00 TL'nin genel sigorta şirketinin iç kaynaklardan yapılan sermaye artışı sonucu müvekkili şirkete verilen bedelsiz hisse olduğunu, 2005 yılındaki finansman giderlerinin ise 314.601,42 TL olduğunu, 2006 yılın karı içinde yer alan 18.543.359,33 TL'nin kambiyo karı olduğunu ve kaydı bir tutar olduğunu, iştiraklerden elde edilen 2.907,54 TL'nin ise ... AŞ tarafından verilen bedelsiz hisse olduğunu, söz konusu yıldaki finansman giderlerinin 88.165,61 TL olduğunu, 2007 yılındaki dönem karı olan 10.043.982,56 TL kambiyo karı olduğunu, bu tutarın kaydi olduğunu, nakit olmadığını, iştiraklerden alınan 217.794,43 TL temettü bedelinin ... Sigorta ve ...şirketlerinden alınan bedelsiz hisse olduğunu, 2007 yılının finansman giderlerinin 95.719,30 TL olduğunu, davacı tarafın talep ettiği faiz miktarının, faiz oranının ve faiz başlangıç tarihlerinin tamamen dayanaksız ve hukuka aykırı olduğunu, davacının  talebinde haksız olduğunu davanın reddine, yargılama giderleri ve avukatlık ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir.\t<br>            DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Mahkememiz tarafından deliller toplanılmış, ilgili belgeler celp edilerek dosya içerisine alınmıştır. <br>Mahkememizde açılan işbu dava; davalı şirkette kurucu intifa pay sahibi olan davacının , kurucu pay sahibi sıfatı ile , kurucu payının tespit  ve tahsili ile , normal kar payının tahsili istemine ilişkindir. <br>İşbu dava İstanbul ... ATM'nin... E. Sayılı dosyası olarak 24/02/2011 tarihli mahkemelerin taşınması ve birleşme sürecinde İstanbul ...ATM'nin ...E. sayılı dosyası haline dönüştüğü, işbu mahkemece; <br>(İstanbul ... Asliye Ticaret Mahkemesinin 10/07/2014 tarih ve ... Esas ... sayılı kararında) ; \" davanın kısmen kabul kısmen reddi ile 2005 yılı için 24.915 TL , 2006 yılı için 30.375 TL kar payı, 2005 yılı için işlemiş faiz 15.925 TL , 2006 yılı için işlemiş faiz 11.214 TL alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine\" dair karar verildiği, verilen kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edildiği anlaşılmıştır.<br> Yargıtay, 11 Hukuk Dairesi'nin 2015/6057 Esas 2015/13567 Karar sayılı 16/12/2015 tarihli ilamında; <br>\"(1) Her ne kadar davacı kurucu ortak olması nedeniyle kar dağıtılmamasına dair genel kurul kararının iptali yönünde dava açmaksızın bu davayı açabilir ise de, dairemizin yerleşmiş kararları gereğince (2008/462 Esas 2010/1316 Karar, 2013/4040 Esas 2014/11049 Karar sayılı kararları) şirketin varlığı, gelişmesi ve dolayısıyla ileride istikrarlı kar dağıtımının sağlanması kurucu intifa senedi sahiplerini de ilgilendirdiğinden karın yedek akçeye ayrılmaması halinde anılan hususlar tehlikeye düşer ise, davalının karın yedek akçe olarak ayrılmasının şirketin devamı ve gelişimi için gerekli olduğunu kanıtlaması  halinde kurucu intifa senedi sahipleri de şirketten talepte bulunamayacaktır . O halde, davalı şirketin genel kurullarında alınan kar dağıtılmamasına ilişkin kararın şirketin devamlı gelişimi için uygun ve yararlı olduğu yönünde davalının savunmaları bilirkişilerce yeterince irdelenmediğinden dava konusu olan 2005 , 2006, 2007 yılları açısından şirket kayıtları incelemek suretiyle aralarında uzman bilirkişi de bulunduğu bir heyetten rapor alınarak evvelemirde karın dağıtılması gerekip gerekmediğinin değerlendirilmesi ve oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm  kurulması doğru görülmemiş, taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün taraflar yararına bozması gerekmiştir.<br>(2) Kabule göre davacı ayrıca dava dilekçesinde 1. Kar payı alacak talebinde de bulunmuş olup, bilirkişilerce de bu yönde hesaplama yapılmış fakat mahkemece istemin reddine karar verilmiş ise de , karar yerinde talebin reddine dair hiçbir hukuki gerekçeye yer verilmemiştir.<br>Mahkemece davacının talep ettiği bu istek kalemi üzerinde de durularak davacının kurucu pay sahipliği davasında 1. Kar payını ortaklık hakkına dayalı olarak talep edip etmediği, talebi ortaklık hakkına dayalı ise karın dağıtılmaması yönünde alınan genel kurul kararlarının işbu davaya etkisi üzerinde de durulmak suretiyle bir kar oluşturmak gerekirken, gerekçesiz olarak talebin reddi doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden davacı yararına bozulması gerekmiştir. <br>(3) Davacı vekili dava dilekçesinde 2005 yılı için 24.519 TL kurucu kar payı talep etmiş olmasına rağmen, mahkemece talep aşımı yaratacak şekilde 24.915 TL'ye hükmedilmesi de doğru görülmemiş, davalı vekilin temyiz itirazının kabulü ile hükmün temyiz eden davalı yararına bozulması gerekmiştir. <br>(4) Ayrıca davacı dava dilekçesinde sadece alacağın muaccel olduğu tarihten itibaren faiz talebinde bulunmuş olup , temerrüt faizinin cinsini belirtmemiştir. Bu durumda davacı talebinin yasal faiz olarak anlaşılması ve buna göre hesaplama yapılması gerekmektedir. Ayrıca her iki rapor arasında faiz başlangıç tarihleri ve hesaplanan faiz miktarı arasında da farklılık olduğu halde bu farklılığın neden kaynaklandığı belirlenip, gerekirse çelişkiyi giderecek şekilde rapor alınması ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı olduğu şekilde karar verilmesi de doğru görülmemiş, hükmün temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.\" gerekçesi ile İstanbul ...Asliye Ticaret Mahkemesi kararı bozulmasına karar verilmiş, dosya mahkememizin ... Esas'ına kaydedilmiştir. <br>Mahkememizce bozmadan sonra yapılan yargılamada; mahkememizce bozma ilkelerine uygun olarak, rapor tanzimi için dosya yeniden bilirkişi kuruluna tevzi edilmiştir.<br><br>Mahkememizce dosya kendilerine tevdi edilen bilirkişiler; <br>a-Bilirkişi... tarafından hazırlanan 01.04.2014 tarihli raporda özetle;<br>\"..1-Davalı yanın sunduğu ticari defterlerin TTK hükümlerine göre gerekli açılış ve kapanış onaylarına sahip olduğu, davalı yana ticari defterlerin HMK 222ye göre delil niteliğinde olup olmadığı hususunun Sayın Mahkemenizin takdirinde olduğu,<br>2-Davacı yanın 2005-2006 ve 2007 yılı için talep edebileceği kar payının toplam 81.600,00 TL olduğu, bunun yıllara göre açılımının yukarıda icmalen gösterildiği, 1.kar payının ise 3.179,00 TL olarak hesaplandığı,<br>3-Davacı yanın davalı yandan talep edebileceği faiz tutarının ise toplam 57.573,81 TL olduğu tespit edilmiştir. <br>4-Detayı yukarıda açıklandığı üzere davalı şirketin rasyolarının ve öz varlığının kar dağıtılmasına engel olacak seviyede kötü olmadığı ve kar dağıtımına uygun göründüğü, dolayısı ile davalı şirket genel kurulunun 2005 ve 2006 yılı kar payının dağıtılmaması yönünde aldığı kararın şirketin KAYDİ ekonomik durumu ile uyumlu olmadığı, 2007 yılı karının ise dünya piyasalarında yaşanan ekonomik kriz nedeni ile dağıtılmamasının piyasa şartları gereği normal sayılabileceği,<br>5-Diğer tüm hukuki yorum ve takdirin Sayın Mahkemenize ait bulunduğu\" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. <br>b-Bilirkişiler... ve... tarafından hazırlanan raporda özetle;<br>\"Kurucu kar payı bakımından inceleme yapıldığında, kurucu intifa senedi sahiplerinin şirket ile sözleşmesel bir ilişki içinde olduğu, haklarının tek taraflı olarak şirket genel kurulu tarafından kısıtlanması veya ortadan kaldırılmasının mümkün olmadığı, ilgili genel kurul kararının iptalini talep etmelerine gerek olmadan her zaman kar payı haklarını talep etmelerinin mümkün olduğu ve ilgili talepler bakımından bir alacak davası açılmasının mümkün olduğu açıklanmıştır. Davalı vekili, şirketin devamlı inkişafi ve istikrarlı kar dağıtımı için kar dağıtılmamasına karar verilebileceği ifade etmişse de , TTK m. 469/2 hükmü kar payı hakkını müktesep niteliğine istisna getiren bir hüküm olup, bu hükme kurucu intifa senedi sahiplerinin intifa paylarının ödenmemesi için dayanılması mümkün değildir.<br>İlk temettü bakımından ise, Kök Rapor'da da belirtildiği üzere, ilk temettünün dağıtılmasının kanunen mecbur kılındığı görülmektedir, dolayısıyla doktrinde %5 oranında ilk kar payının dağıtılmayacağına karar verilemeyeceği savunulmuştur(Poroy/Tekinalp/Çamoğlu Ortaklıklar ve Kooperatif Hukuku, İstanbul 2010, No 906) Bu açıdan, somut olayda bu miktarın ne kadar olduğu hesaplanmış bulunmaktadır. Ancak yine rapor'da belirtildiği üzere Yargıtay içtihadı bu oranın esas sözleşmeye yansıtılmış olması halinde olan ilk temettünün dağıtılmamasına karar verilenileceği şeklindedir. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin E. 2004/2649, K. 2005/990 tarihli kararında bu husus şu şekilde açıklanmıştır:'' davalı şirket ana sözleşmesinin 25. Md ile de net karın %5inin birinci temennü olarak ortaklara dağıtılacağı öngörülmüş olup, bu orandaki kar payının TTK'nın 385. Md anlamında müktesep hak olduğu kuşkusuzdur. Ancak kar payından doğan müktesep hakka ilişkin bu kurul mutlak olmayıp yasal koşulların gerçekleşmesi halinde ve uzun vadede daha yüksek ve istikrarlı kar payı dağıtılmasını sağlamaya yönelik olarak net karın saklı tutulan oranının dahi olağanüstü yedek akçelere ayrılması mümkündür. Nitekim TTK nın 469/2. Md şirketin devamlı gelişmesinin zorunlu kılması halinde yasa ve ana sözleşmede belirtilenlerden başka yedek akçeler ayrılabileceği öngörülmüştür.'' Yargıtay içtihadının bu şekilde gelişmesi nedeniyledir ki %5 oranında ilk kar payının ödenmesinin zorunlu olduğunu vurgulamak için 6102 sayılı TTK'nın 519. Md ile %5 kar payı ayrıldıktan sonra yerine %5 oranında kar payı ödendikten sonra ifadesine yer verilerek bu oranın yedek akçeye ayrılamayacağı vurgulanmıştır. Ancak 6762sayılı TTK zamanında oluşan içtihat çerçevesinde TTK m. 469/2 uyarınca şirketin genel kurul kararının sıhhatinin bu hüküm kapsamında değerlendirileceği bir genel kurul kararının iptal davasının açılması gerekecektir. Belirtilmelidir ki , kar payının dağıtılmasının şirketin inkişafi ve istikrarlı kar dağıtımı için zaruri olduğunu ispat tükü davalı şirketledir.\" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. <br>c-Bilirkişiler  ..., ... ve ... tarafından hazırlanan raporda özetle;<br>\" 1- davalı şirketçe incelenmeye ibraz edilen 2005,2006 ve 2007 yılları yasal defterinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yasal süresinde yaptırıldığının tespit edildiği<br>2- raporumuzun 4.7.2 kısmında detay verildiği üzere; davalı şirketin incelemeye sunulan mali tabloları üzerinde yapılan mali analizler çerçevesinde davalı şirketin kurucu intifa senedi sahiplerine kar payı dağıtımı yapmasının önünde herhangi bir engelin bulunmadığı, kar payı dağıtımı yapılsa dahi davalı şirketin esas sermayesini koruyacağı ve şirketin borçlarını ödeme kabiliyetine sahip olacağının tespit edildiği,<br>3- Davacı ...'ye dağıtılacak kar paylarının 2005 yılı için 24.519 TL, 2006 yılı için 30.376 TL, 2007 yılı için 26.323 TL ve toplamda 81.218 TL olarak hesaplandığı, <br>4- Raporumuzun 4.8inci bölümünde yapılan açıklamalar çerçevesinde davacının huzurdaki dava ile talep edebileceği kurucu intifa senedi kar payı tutarlarına huzurdaki dava ile talep edebileceği kurucu intifa senedi kar payı tutarlarına işletilecek faizin mahkemenin takdirine göre ilgili yıl sonu itibariyle veya genel kurul karar tarihleri itibariyle alternatifli olarak;<br>-(Yıl sonu tarihleri dikkate alındığında) 30.637,01 TL olacağı ve toplam alacağın 111.855,31 olarak hesaplandığı,<br>-(Genel kurul tarihleri dikkate alındığında) 29.206,01 TL olacağı ve toplam alacağın 110.424,01 TL olarak hesaplandığı,<br>5-Kurucu intifa senedi sahibinin aynı zamanda pay sahibi olması durumunda, kendisine düşecek kar payının ödenmesi için genel kurulun kar dağıtımı hususunda karar alması gerektiği, bunlar olmadan pay sahibinin kar kapı ödenmesini talep edemeyeceği \" şeklinde mütalaada bulunulduğu görülmüştür. <br><br>Mahkememizce yapılan yargılama sonucunda; mahkememizce yargıtay 11 hukuk dairesi'nin 2015/6057-13567 sayılı ve 16/12/2015 günlü bozma ilamına uyulmakla, oluşan usulü kazanmışlık hak dikkate alınarak davalı şirkette kurucu intifakı sahibi olan davacının kar payının tahsili için açılan işbu davada; <br>Davacı davada kurucu intifa pay sahibi olması sebebi ile , davalı şirketin 2005-2006-2007 yıllarında karın dağıtılmamasına ilişkin aldığı kararın şirketin devamı ve nihai amacının sağlanması açısından karın dağıtılmamasına ilişkin Genel Kurul  kararının iptali yönünde dava açmaksızın karın dağıtılmasını ve kurucu intifa senedi hakkından kaynaklanan işbu davayı açabilir ise de, şirketin varlığı, değişmesi ve ileride istikrarlı kararın sağlanması, kurucu intifa hakkı senedi sahiplerini de ilgilendireceğinden , yedek akçeye ayrılmaması halinde, kar dağıtımı tehlikeye düşer ise, davalı şirketin karının yedek akçe olarak ayrılması şirketin devamı ve gelişmesi için gerekli olduğunun kanıtlanması halinde, kurucu intifakın sahipleri de şirketten kar dağıtım talebinde bulunamayacaktır. <br>Davalı şirket genel kurullarında alınan kar dağıtılmamasına ilişkin kararların , şirketin devamlı devamı ve gelişmesi için uygun ve yararlı olduğu yönündeki, davalı savunmaları yönünden mahkememizce bozma kararı doğrultusunda 2005-2006-2007 yılları arasındaki şirket kayıtlarının incelenmesi için, mahkememizce bilirkişi incelemesi ara kararı oluşturulmuştur.<br>Ayrıca davacının kar payı alacak talebinde bulunmuş olduğu dikkate alınarak bu yönden de normal kar payı alacağının mevcut olup olmadığı ve talebin yerinde olup olmadığının tespiti bakımından bilirkişiden rapor alınmıştır. <br>Mahkememiz tarafından alınan bilirkişi raporları davalı şirketin 2005-2006-2007 yılları yasal defter ve kayıtları incelenmiş mali tablolar üzerinde analizler yapılmış, davalı şirketin kurucu intifa senedi sahiplerine kar payı dağıtım yapılması yönünde herhangi bir engelin bulunmadığı, kar payı dağıtımı yapılsa dahi şirketin esas sermayesini koruyacağı ve ödeme kabiliyetine sahip olduğu tespit edilmiş ve ...'ye dağıtılacak kar payının mirasçıları için 2005 yılı için 24.519,00 TL , 2006 yılı için 30.376,00 TL 2007 yılı için 26.233,00 TL olmak üzere 81.218,00 TL olup davacının dava ile talep edilebileceği kurucu intifa senedi için isteyecek faiz miktarının yıl sonu itibari ile veya genel kurul kararı itibari ile tespiti gerekeceği yıl sonu tahlilleri esas alındığında 30.637,31 TL faiz talep edebileceği toplam alacak miktarının 111.855,31 TL ve  genel kurul tahlilleri dikkate alındığında 29.206,01 TL faiz talep edebileceği böylece toplam talep edilebilecek alacağın 110.424,01 TL olarak hesaplandığı, kurucu intifa senedi sahibine aynı zamanda pay zamanlı olması sebebi ile pay sahibi olarak kendisine düşen kar payını talep edebilmesi için, davalı şirket genel kurulunun pay dağıtılmasına gerektiği veya dağıtmama kararının eşitlik ilkesi ve şirketin ekonomik durumu ile uyumlu olmaması halinde mahkemeden genel kurul kararının iptal ve kar payının dağıtımının sağlayabileceği dava konusu olayda kar payı dağıtımı yönünden genel kurulların kar payı dağıtılmamasına ilişkin kararların iptaline ilişkin bir karara rastlanmamıştır.<br>Mahkememizce bozma sonrasında alınan 20/02/2020 günlü rapor ve aynı bilirkişilerce tanzim edilen 22/02/2024 günlü ek raporda mahkememizce tespit edilen dosyanın içerisinde celp edilen belge ve bilgilerin ilk raporda varılan sonuçları doğruladığı, ek raporda değiştirilecek bir hususun olmadığı belirlenmiştir.<br> Mahkememizce işbu raporların uyumlu olduğu, kurucu intifa hakkına dayalı pay sahibi olarak davacının taleple uyumlu olduğu bir şekilde tazminat talebinin yerinde bulunduğu ve kar payının dağıtılması gereken yılın devamındaki yıl başından itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili gerektiği sonucuna varılarak 81.218,00 TL asıl alacak kurucu kar payı hissessi ve karar tarihine kadar işleyen 30.637,31 TL işlemiş faiz olmak üzere 111.855,31 TL  alacağın davalıdan tahsili gerektiği ve yine asıl alacak  81.218,00 TL için dava tarihinden(24/02/2011) itibaren yasal faiz uygunlanması gerektiği halde hüküm fıkrasında maddi hata sonucu karar tarihinden itibaren ibaresinin yazıldığı görülmekle işbu maddi hatanın hükmün 1/A-c bendinde belirtilen '' 2007 yılı için 26.323,00 TL si olmak üzere toplam 81.218,00 TL asıl alacak, dava tarihine kadar 30.637,31 TL işlemiş faiz olmak üzere  111.855,31 TL nin,   asıl alacak olan 81.218,00 TL'na dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak sureti ile davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, '' şeklinde düzeltilmesi gerektiği, yine hükmün 1/A kısmı sonuca bağlanırken kısa kararda ''.. davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, '' denildiği, davacı ...'nün 16.05.2015 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçıları diğer davacılar ..., ..., ... ve ...'nün kaldığı, bu mirasçılardan  ... ve ...'nün mirası reddettikleri, bu sebeple onlara düşen payın diğer mirasçı davacılar ... ve ...'ye devredilmesi gerektiği anlaşılmakla infazda karışıklığa sebep olmamak adına hükmün1/A kısmı sonuca bağlanırken kısa kararda ''.. davalıdan alınarak davacıya ÖDENMESİNE, ''   şeklindeki ifadenin''.. davalıdan alınarak davacı mirasçılar  ... ve ...'ye  ÖDENMESİNE, '' şeklinde düzeltilmesi gerektiği, sonucuna varılmış ve aşağıdaki gibi düzeltilmiştir.<br>Davacının normal pay sayılı olarak kar pay dağıtım talebini ise <br>Davacı normal pay sahibi olarak, Genel Kurulun (Genel Kurulun ihtiyat akçesi ayrılarak) pay dağıtmama kararının tüm ortaklar için hak doğuracak şekilde iptal edilmedikçe, kar dağıtılamayacağı dikkate alınarak; normal ortak olarak kar payı ödenmesi kararı bulunmadığı anlaşılmakla, normal pay sahibi olarak kar talebine ilişkin istemin REDDİNE, karar verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Ayrıca Davacı icra inkar tazminatı talep etmiş ise de, itirazın iptaline yönelik bir talebin bulunmadığı davanın alacak davası olduğu anlaşılmakla; İİK 67 gereği koşulları oluşmadığından istemin REDDİNE karar vermek gerekmiş aşağıdaki gibi hüküm teşis edilmiştir.<br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>\t1-Davanın KISMEN KABULÜ İLE; <br>A)Kurucu intifa senedinden kaynaklı , kurucu ortakların payı olarak; <br>a)2005 yılı için 24.519,00 TL<br>b)2006 yılı için 30.376,00 TL,<br>c)2007 yılı için 26.323,00 TL si olmak üzere toplam 81.218,00 TL asıl alacak, dava tarihine kadar 30.637,31 TL işlemiş faiz olmak üzere  111.855,31 TL nin asıl alacak olan 81.218,00 TL'na dava tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak sureti ile davalıdan alınarak  davacı mirasçılar  ... ve ...'ye  ÖDENMESİNE, <br>B)Davacı normal pay sahibi olarak Genel Kurulun (Genel Kurulun ihtiyat akçesi ayrılarak) pay dağıtmama kararının tüm ortaklar için hak doğuracak şekilde iptal edilmedikçe, kar dağıtılamayacağı dikkate alınarak; normal ortak olarak kar payı ödenmesi kararı bulunmadığı anlaşılmakla, normal pay sahibi olarak kar talebine ilişkin istemin REDDİNE, <br>C)Davacı icra inkar tazminatı talep etmiş ise de, itirazın iptaline yönelik bir talebin bulunmadığı davanın alacak davası olduğu anlaşılmakla; İİK 67 gereği koşulları oluşmadığından istemin REDDİNE,  <br><br>2- Kabul edilen dava değeri üzerinden hesaplanan 5.548 TL karar-ilam harcından, davacı tarafça peşin yatırılan 1.259,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.288,70 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,<br>3- Davacı  tarafça yapılan 3.820,35 TL yargılama giderinden davanın kabul oranına göre hesaplanan 3.659,02 TL yargılama giderinin davalıdan tahsili ile davacı  mirasçılar ... ve ...'ye ödenmesine, kalan kısmın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>4- Davalı tarafça yapılan 6.620 TL yargılama giderinden davanın red oranına göre  hesaplanan 279,56 TL yargılama giderinin davacı mirasçılar  ... ve ...'den alınıp davalıya ödenmesine, kalan kısmın davalı üzerinde bırakılmasına,<br>5- Davacı mirasçılar ... ve ... kendilerini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınıp davacı mirasçılar  ... ve ...'ye ödenmesine,<br>6- Davalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden, reddedilen talep üzerinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve taktir olunan 3.581 TL vekalet ücretinin davacı mirasçılar  ... ve ...'den tahsili ile davalıya ödenmesine,<br>7-  Taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının 6100 sayılı Yasanın 333.  maddesi ile Yönetmeliğin 207. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra hesap numarası bildirilmiş ise elektronik ortamda hesaba aktarmak suretiyle; hesap numarası bildirilmemiş ise masrafı kalan paradan karşılanmak suretiyle PTT merkez ve işyerleri vasıtasıyla adreste ödemeli olarak yazı işleri müdürü tarafından iadesine,<br>8- Davacı tarafça yatırılan 1259,30 TL peşin harç ile 18,40 TL başvuru harcı olmak üzere toplam 1.277,7‬0 TL harcın davalıdan tahsili ile davacı mirasçılar  ... ve ...'ye ödenmesine,<br>Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık yasal süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinde istinaf yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 07/03/2024<br><br>Başkan ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br>Üye ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br>Katip ...<br>  ¸e-imzalıdır  <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"630c8c346a2eaeae","SID":"b57355190275136f"}}