{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/161 <br>KARAR NO: 2024/327<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/09/2020<br>NUMARASI: 2018/1252 Esas -  2020/502 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Ticari Satımdan Kaynaklanan)|İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 05/03/2024<br>Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davacı vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirketin birtakım faturalara dayalı olarak müvekkili şirket aleyhine Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, müvekkilinin usulsüz olarak tebliğ edilen ödeme emrine ve ferilerine süresi içerisinde itiraz ettiğini, usulsüz tebligatın iptali için Bakırköy 2. İcra Hukuk Mahkemesinde dava açıldığını, icra takibine dayanak faturalar nedeniyle müvekkilinin davalı tarafa herhangi bir borcunun bulunmadığının tespiti ile icra takibinin iptaline, dava sonuna kadar icra takibinin tedbiren durdurulmasına ve icra dosyasına yatırılan paranın davalı alacaklıya ödenmemesi için ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davalının %20'den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; icra dosyasına dayanak olan faturaların davacı tarafa sağlanan hizmet nedeniyle düzenlendiğini, fatura bedellerinin ödenmediğini, yasaya ve ticari kaidelere uygun olarak düzenlenen faturalar ile alacağın varlığının sabit olduğunu, söz konusu faturalara TTK 23.maddesi gereğince iş bu fatura muhteviyatına ve fiyatlarına ibrazından sonra 8 gün içerisinde itiraz edilmediği takdirde aynen kabul etmiş sayılır şerhi düşürülmüş olup davalı şirket tarafından faturalara hiçbir itirazda bulunulmadığını, davacı vekilinin dava dilekçesinde soyut bir biçimde borcun bulunmadığını söylediğini, davasını hiçbir şekilde ispat edemediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Yapılan yargılama sonucu dosya Mahkememizce kül olarak değerlendirildiğinde; dava hukuki niteliği itibariyle İİK 72 maddesinde düzenlenen menfi tespit davası olup, dosyada tüm deliller toplandıktan sonra bilirkişi incelemesi yaptırılmış, bilirkişi 22/08/2019 tarihli kök raporunda davacı şirketin ticari defter ve belgelerinin incelemeye sunulmadığını, davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulduğunu ve kendilerine delil olma özelliğine sahip olduğunu, davalı ticari defterlerinde alacağın dayanağı belgelerin tamamının kayıtlı olduğu ve ticari defterlerinde davacı şirketin davalı şirkete 10.478,00-USD karşılığı 48.291,48-TL borçlu bulunduğu, bu nedenle davacı şirketin menfi tespit ve buna bağlı tüm taleplerinin yerinde olmadığını bildirmiş, davacı vekilinin itirazı üzerine dosya ek rapor tanzimi için tekrar bilirkişiye tevdi edilmiş bilirkişi 14/05/2020 havale tarihli raporunda kök raporda değişiklik yapılmasını gerektirecek herhangi bir eksikliğin bulunmadığını davacı şirketin davalı şirkete borçlu olduğu, açıklanmış, bilirkişi raporunda açıklandığı üzere davacı taraf inceleme günü ticari defterlerini sunmamış, davalının incelenen ticari defterlerinin TTK hükümlerine göre usulüne uygun tutulduğu, kendi lehine delil olma özelliğine sahip olduğu, davalının ticari defter ve kayıtlarında davacı şirketin davalı şirkete 10.478,00 USD karşılığı 48.291,48 TL borçlu olduğu, icra takibine konu davalı tarafından davacıya düzenlenen 5 adet faturanın davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olduğu ve alınan ek raporda da faturaların davacı şirketin BA formlarında kayıtlı olduğu anlaşılmakla, ispatlanamayan davanın reddine\" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme tarafından verilen kararın ihtilaflı çözmeye değil ihtilaflı daha da ihtilaflı hale getirmeye yönelik olduğunu, davacı ve davalı arasında uyuşmazlığın sadece bu davaya ilişkin olmadığını, birden fazla davanın söz konusu olduğunu, itiraza konu işbu mahkeme kararında da gerekçeli karar içerisinde yer almayan 29/09/2020 tarihli tefrik kararının da bulunduğunu, tefrik kararının işbu davanın gerekçeli kararı içerisinde yer almamasının da hukuka aykırı olduğunu, tarihleri aynı olan tefrik kararı ile gerekçeli kararın ayrı ayrı verilmiş olmasının da mahkeme ihtilafı çözmeye yönelik olmadığını, ihtilafı daha da arttırmaya yönelik olduğunu, müvekkili firma ile davalı firma arasında şuanda itiraza konu mahkemenin vermiş olduğu tefrik kararı ile birlikte alacağı yönelik 3 ayrı davanın söz konusu olduğunu, yerel mahkeme tarafından bu 3 ayrı davanın birlikte görülerek sonuca gidilmesi gerekirken itiraza konu yerel mahkeme tarafından ayrıca 29/09/2020 tarihli tefrik kararının da verilerek tekrardan firmalar arasında ihtilafın devam ettirildiğini, ihtilaf sayısının arttırıldığını, müvekkili firmanın defter ve belgelerinin incelenmediğini, müvekkili firmanın defter ve belgelerini hazır etmemesi gibi bir durumun söz konusu olmadığının müvekkili firma tarafından sonrasında taraflarına bildirildiğini, belirtilen sebepler neticesinde yerel mahkeme kararının icrasının durdurulmasını, yerel mahkeme kararının bozulmasını veya düzeltilmesini ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılması gerektiğini ileri sürmüştür.<br>GEREKÇE: Dava; taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında düzenlenen faturalara dayalı davalı şirket tarafından davacı aleyhine başlatılan icra takibi dolayısıyla borçlu olunmadığının tespiti davasıdır. İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş olup davacı vekilince süresi içerisinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur. Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı tarafından davacı şirket aleyhine 31/05/2018 ile 31/07/2018 tarihleri arasında düzenlenen 5 adet faturaya istinaden 10.478,00 Dolar asıl alacak ile 530,76 Dolar işlemiş faiz toplamı 11.008,76 Doların faiziyle birlikte tahsili amacıyla takip başlatılmış, davacı vekilinin gönderilen ödeme emrinin usulsüz tebliğ edildiğine yönelik şikayeti nedeniyle Bakırköy 2. İcra Hukuk mahkemesinin 2018/923 E-2019/57 K. Sayılı ilamı ile davanın kabulüne kararı verildiği, takibin durduğu bunun üzerine davalı tarafça Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/739 Esas-2019/910 K. Sayılı dosyasında itirazın iptali davası açılmıştır. Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/739 Esas-2019/910 K. Sayılı dosyası iş bu dava ile birleştirilmiş ve yargılama aşamasında tefrik edilerek mahkemenin 2020/701 E. Sayılı dosyası üzerinden yapılan incelemede; davacı ile davalı arasında ticari ilişki olduğunu, davalının cari hesap bakiyesini ödemediğinden hakkında yapmış oldukları icra takibine itiraz üzerine takibin durduğunu, iş bu davayı açtıktan sonra davalının İcra Hukuk Mahkemesine yapmış olduğu başvurunun  İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince kaldırıldığını, dolayısıyla itiraz süresinde olmadığından takibin durduğunu, takibin devamına karar verildiğini, bu davanın konusunun kalmadığını, davalı tarafın davanın açılmasına haksız olarak sebebiyet verdiğinden yargılama gideri, vekalet ücretine ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiş, davalı borçlunun Bakırköy 2.İcra Hukuk Mahkemesinin tebligatın usulüne uygun olmadığı gerekçesiyle yapmış olduğu şikayetin kabulüne dair verilen karar İstanbul BAM 23 Hukuk Dairesinin 2019/2272 karar nolu kararıyla Bakırköy 2.İcra Hukuk Mahkemesinin kararının kaldırılarak şikayetin reddine dair vermiş olduğu karar Yargıtay 12.Hukuk Dairesinin 14/10/2020 tarihinde onanarak kesinleşmiş olduğu, dolayısıyla davacı vekilinin davalı aleyhine açmış olduğu itirazın iptali davasında davacı tarafından açılan davadan sonra icra takibinin durmadığı, Yargıtay ilamı ile takibin devam ettiği anlaşılmakla itirazın iptali davasının konusu kalmadığından hüküm kurulmadığına yer olmadığına, dair karar verilmiştir. Yine davacı ...Turizm Ltd. Şti'nin davalı  ... Ltd. Şti aleyhine Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1089 E-2022/589 K. Sayılı dosyasında davalıya takip konusu 10 adet fatura karşılığı hizmet vererek, taraflar arasındaki mutabakat gereğince %15 oranında komisyon ücretine hak kazandığını, komisyon faturalarının davalıya tebliğ edildiğini ve süresinde bir itirazda bulunulmadığını, alacağın tahsili amacıyla Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu ileri sürerek, itirazın iptali davası açtığı, mahkemece davacı tarafın davalı ile olan sözleşme  gereği düzenlediği faturalardan alacaklı duruma geldiği gerekçesiyle davanın kabulü ile asıl alacak ve işlemiş faiz toplamı olarak 74.966 EURO ve 1.665,70 USD üzerinden davalının Bakırköy ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına hükmedilmiştir. Bu karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuş olup İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. HD'nin2022/1740 E-2023/1842 K. Sayılı dosyasında HMK'nın 353/1.a.6.maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. Davacı vekilince istinaf başvurusunda iş bu davaya konu menfi tespit talebi ile Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/1089 E-2022/589 K. Sayılı dosyasındaki itirazın iptali talebinin aynı hukuki ilişki kapsamında ve tarafların birbirinden alacak talebinin olduğu, davacının incelemeye konu dosyanın yargılama safahatlarında da takas/mahsup talebinde bulunduğu bu kapsamda dosyaların birlikte görülerek sonuca gidilmesi gerektiği belirtilmiş ise de eldeki davanın menfi tespit davası olduğu davacının alacak iddiasında bulunmadığı ve yargılama sonunda eda hükmü kurulmayacağı gözönüne alındığında davacının takas/mahsup talebi hakkında karar verilemez. Kaldı ki taraflar arasındaki davaların aynı faturalardan doğmadığı ve farklı takiplere ilişkin olduğu da ortadadır. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf istemi yerinde değildir. İlk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunda davalı tarafın ticari defter ve belgelerinin usulüne uygun olarak tutulduğunu ve lehine delil olma özelliğine sahip olduğunu, davalı ticari defterlerinde alacağın dayanağı belgelerin tamamının kayıtlı olduğu ve ticari defterlerinde davacı şirketin davalı şirkete 10.478,00-USD karşılığı 48.291,48-TL borçlu bulunduğu, bu nedenle davacı şirketin menfi tespit ve buna bağlı tüm taleplerinin yerinde olmadığı tespit edilmiştir. Davacı vekilince istinaf başvurusunda davacı ticari defterleri incelenmeksizin karar verildiğine dair itirazda bulunulmuş ise de gerek icra takibine konu davalı tarafından davacıya düzenlenen 5 adet faturanın davalı şirketin defterlerinde kayıtlı olması ve gerekse   faturaların davacı şirketin BA formları ile Vergi Dairesine bildirilmiş olması karşısında davacı ticari defterlerinin incelenmemesinin sonuca etkisi yoktur. Bu durumda ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesi yerindedir. HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda açıklanan nedenlerle:1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.05/03/2024   \t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e543273d581ff56","SID":"7b69c36a22d4de03"}}