{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>14. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2021/616 <br>KARAR NO: 2024/550<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 28.01.2021<br>NUMARASI: 2016/1287 E. - 2021/59 K.<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Distribütörlük sözleşmesinden kaynaklanan)<br>Taraflar arasındaki itirazın iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın  kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, davalı vekili  tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davalı şirket Türkiye telekomünikasyon piyasasında alternatif operatör olarak faaliyet gösterdiğini, müvekkili şirketin her türlü iletişim aracı ve teknoloji alt yapısını kullanarak telekomünikasyon kurumlarından aldığı yetki çerçevesinde internet ve telekomünikasyon hizmeti verdiğini, bu çerçevede davalı şirketin, müvekkili şirketin var olan geniş müşteri portföyünden yararlanmak amacıyla müvekkili şirket ile 29.11.2010 tarihinde distribütörlük sözleşmesi imzaladığını, yapılan iş bu distribütörlük sözleşmesinin 2. maddesinde de belirtildiği üzere davalı tarafından sağlanan sabit mesafe telekom hizmetlerine müvekkili şirket tarafından abonelik tesisi sağlanması ve sağlanan abonelerin ödediği fatura tutarı üzerinden müvekkili şirkete belli bir komisyon ödenmesini içerdiğini, müvekkili şirketin sözleşmede yer alan edimini ifa ederek, davalı şirkete bir çok abone kazandırdığını ve bu aboneler tarafından her ay davalı şirket tarafından sağlanan hizmetin bedelinin ödendiğini ve ödenmeye de devam ettiğini,  davalı şirketin, müvekkili şirketin sürekli artan müşteri portföyünden yararlanmasına karşın müvekkiline olan edimini yerine getirmeyip müvekkili firmanın komisyon bedellerini ödemediğini, hatta taraflar arasında yapılan sözleşmeyi bizzat müvekkili şirketin feshetmesi için birçok zorluk çıkardığını, ayrıca davalı şirketin müvekkil şirket ile olan distribütörlük sözleşmesi devam etmesine karşın müvekkili şirket ekranındaki arayüz denilen (müvekkil şirketin davalı şirkete kazandırdığı abonelerin konuşma detaylarını ve fatura içeriğini gösteren ekran) ekranı görüntülemesinin davalı şirket tarafından engellendiğini, davalı şirketin müvekkili firmaya olan yükümlülüklerini yerine getirmemeleri üzerine İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas sayılı dosyası üzerinden açılan davalarının  mahkemece kabul edildiğini ve Yargıtay denetiminden de geçerek müvekkili firma lehine onandığını, yerel mahkeme kararının onanmasından sonra davalıya Beyoğlu .... Noterliğinin 14.05.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile davalı ile müvekkili firma arasında akdedilen sözleşme gereği müvekkili firmanın hakediş tutarı üzerinden kesilen faturaların davalıya iletildiğini, ancak davalı yanın kendisine tebliğ edilen faturaları müvekkili firmaya iade ettiğini, bu sebeple davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra takip dosyası üzerinden yasal takibe geçildiğini ve davalının haksız şekilde yapmış olduğu itiraz üzerine takibin durduğunu, bu durumda davalı şirketin 16.05.2014 tarihinde temerrüde düştüğünü, müvekkili firmanın alacağı olan 498.931,99 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek olan ticari faiziyle beraber davalı şirketten tahsili gerektiğini, bu sebeple İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı icra  dosyasına davalı tarafından yapılan itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili savunmasında özetle; Telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren müvekkili şirket ile davacı arasında 29.11.2010 tarihli Distribütörlük Sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri uyarınca üzerine düşen yükümlülüğü yerine getirmeyen davacı tarafça müvekkili şirketten var olan alacakları olduğu iddiasıyla haksız olarak İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyası üzerinden ilamsız icra yoluyla takibe geçildiğini ve ilgili takibe yasal süresi içerisinde itiraz edildiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri çerçevesinde müvekkili şirketin tek taraflı olarak komisyon oranlarında değişiklik yapma hakkının bulunduğunu, müvekkili şirket tarafından ilgili madde kapsamında komisyon oranlarında değişiklik yapıldığının davacıya yazılı olarak bildirildiğini, taraflar arasında akdedilen 29.11.2010 tarihli sözleşmenin Komisyon Oranı ve Mali Hükümler başlıklı 6. maddesinin 6.2. numaralı bendinde müvekkili tarafından komisyon oranlarında değişiklik yapılabileceğinin düzenlendiğini, müvekkili şirket tarafından ilgili sözleşme maddesine istinaden komisyon oranlan değiştirilerek \"airtime\" komisyon hesaplama sisteminden \"aktivasyon\" karşılığı hesaplama sistemine geçildiğine ilişkin yazılı bilgilendirmenin 01.06.2012 tarihinde müvekkili şirketin ...@... adresinden gönderilen elektronik posta ile yazılı olarak davacıya bildirildiğini, davacının ilgili elektronik posta yazışmasını ...@... adresi üzerinden tebellüğ ettiğinin sabit olduğunu, kaldı ki davacı şirket çalışanı ... tarafından müvekkili şirkete gönderilen 27.09.2012 tarihli elektronik postada ilgili yazılı bildirimin taraflarınca tebliğ alındığına ilişkin \"...bu zaman zarfında ise yeni prim sistemi için gerekli yapılanmayı yapacağız...\" şeklinde cevap niteliğinde göndermiş olduğu elektronik posta yazışmasının bulunduğunu, ayrıca ilgili sözleşmenin  Tarafların Hak ve Yükümlülükleri Başlıklı 5. maddesinin 5.27 ve 5.28 numaralı bentlerinde; distribütörün hızlı iletişim kurabilmek için e-posta hesabında hızlı bir internet bağlantısına sahip olacağını ve resmi olarak elektronik ortamda, teyitlerini almış olmak kaydıyla faks veya yazı ile çıkarılan bütün bildiri ve tebligatların, bu sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğunu ve bunlara uyulacağının düzenlendiğini, sözleşme uyarınca müvekkili şirketçe ilgili elektronik postanın kendilerince tebellüğ edilmesine müteakip yeni komisyon sistemine herhangi bir itiraz olmaksızın işlerine devam etmesi de sözleşmenin ilgili maddeleri uyarınca yeni komisyon oranının kabul edildiğini ortaya koyduğunu, davacı tarafça yeni komisyon sistemi yok sayılarak düzenlenen faturalara ilişkin olarak yapmış olduğu icra takibinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olduğunu, davacı tarafça takibe konu edilen faturalara müvekkili şirket tarafından süresi içerisinde gerekçeleri ile birlikte usulüne uygun olarak itiraz edildiğini ve ilgili faturaların noter aracılığıyla davacıya iade edildiğini, davacı tarafça yeni komisyon oranları baz alınarak usulüne uygun olarak düzenlenmiş ve müvekkili şirkete gönderilmiş herhangi bir fatura olmadığından davacının alacak iddialarının hukuki bir temeli olmadığının belli olduğunu, davaya konu icra takibine dayanak teşkil eden faturaların Beyoğlu .... Noterliğinin 14.05.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ekinde müvekkili şirkete gönderildiğini, müvekkili şirket tarafından yasal süresi içerisinde Beşiktaş ... Noterliğinin 22.05.2014 tarih ve ... yevmiye numaralı cevabi ihtarname ile ilgili faturalara itiraz edilerek faturaların davacıya iade edildiğini ve aynı ihtarname ile davacının sözleşme kapsamında üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirmemesi nedeniyle taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 8. maddesi uyarınca müvekkil şirket tarafından Beşiktaş ... Noterliğinin 22.05.2014 tarihli ihtarnamesi ile haklı nedenle ilgili sözleşme ile feshedildiğini, davacı tarafça yukarıda açıklanan sebeplerle düzenlenen faturaların yeni komisyon sistemine uygun olarak düzenlenmesi gerekirken; haksız kazanç sağlamak amacıyla yeni komisyon sisteminden haberi yokmuş gibi eski sistem dahilinde düzenlediğini ve görülen davaya dayanak teşkil eden faturalara ilgili cevabi ihtarname ile itiraz edilmiş olduğu açık olduğundan davacının haksız ve hukuki mesnetten yoksun davasının reddi gerektiğini, her ne kadar müvekkili şirketin yazılı bildirim şartı yerine getirilerek değişen komisyon oranlarının davacı şirkete bildirildiği sabit ise de, kabul anlamına gelmemek kaydı ile ilgili elektronik postanın yazılılık şartını ihtiva etmediği düşünülse dahi, müvekkili şirket tarafından Beyoğlu ... Noterliğinin 14.12.2012 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile ilgili değişikliğe ilişkin yazılı olarak bir bildirim daha yapıldığını, anılan bildirime ilişkin sözleşme hükümleri uyarınca davacının noter kanalı ile ilgili değişikliği kabul etmediği hususunda herhangi bir geri dönüş yapmamış olması karşısında, davacının ilgili yazılı bildirim uyarınca sözleşmenin devamını kabul ettiğinin sözleşme maddeleri uyarınca sabit olduğunu, müvekkili şirket ile davacı arasında akdedilen sözleşme hükümleri uyarınca davacının üzerine düşen yükümlülüklere aykırı olarak yeni abone kaydı yapması yönünde yerine getirmesi gereken yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve sistemin güvenliği açısından taraflar arasında akdedilen sözleşme hükümleri uyarınca, ticari gerekliliklere uygun olarak arayüz ekranlarına davacı şirketin erişebilirliğinin kısıtlandığını, davacının ilamsız icra yoluyla yapmış olduğu İstanbul .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında alacak dayanağı olarak göstermiş olduğu faturaların, davacının yeni komisyon sistemini yazılı olarak tebliğ aldığı tarih olan 01.06.2012 tarihinden sonra eski prim sistemi üzerinden düzenlenmiş olduğundan davacının; 2012 yılının Ekim-Kasım Aralık ayları ile 2013 yılının Ocak- Şubat-Mart- Nisan- Mayıs- Haziran- Temmuz- Ağustos- Eylül- Ekim aylarına istinaden düzenlenen toplam 298.540 TL tutarındaki faturalara ilişkin olarak müvekkili şirketten alacağının olmadığını, taraflar arasında var olan hukuki uyuşmazlıklara ilişkin olarak İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 esas sayılı dosyasında davacının talep etmiş olduğu hakediş tarihleri ile huzurda görülen davada davacı tarafça talep edilen hakediş tarihlerinin birbirinden ayrı olduğunu, ayrıca dosyanın karar düzeltme sebebiyle halen Yargıtay incelemesinde olduğunu savunarak, davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; \"...Taraflar arasında ve aynı sözleşmeden kaynaklanan farklı aylar için açılan alacak davasında, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 E. 2014/93 K. sayılı dosyasında verilen kararın kesinleştiği ve kesin hüküm sonuçlarını doğurduğu, ayrıca davalı tarafından yapılan değişikliğin prim oranlarıyla sınırlı kalmadığı, prim sisteminin değiştirildiği, bunun sözleşmenin 6.2 maddesi kapsamında değerlendirilemeyeceği ve davalının tek taraflı olarak yapmış olduğu prim sistemi değişikliğinin geçersiz olduğu Mahkememizce kabul edildiğinden, davacı tarafından davalı adına düzenlenen faturalar nedeniyle bilirkişiler tarafından yapılan hesaba göre toplam 397.955 TL asıl alacak, 95.362,01 TL işlemiş faiz olmak üzere 493.317,01 TL alacaklı olduğu, bu nedenle davalının bu miktar alacak için yaptığı itirazın yerinde olmadığı sonuç ve kanaatine varılarak, bu miktar alacak için davalının icra takibine itirazının iptaline, takibin devamına, alacağın faturaya dayalı likit alacak olması nedeniyle %20 icra inkar tazminatına ve alacağın reddedilen kısmına göre davacının takip yapmakta kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar vermek gerekmiş \" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında 397.955 TL asıl alacak, 95.362,01 TL işlemiş olmak üzere toplam 493.317,01 TL alacak için yaptığı itirazın iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren ticari faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacağın % 20' si olan 98.663,40 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davalının kötü niyet tazminat talebinin reddine,  karar  verilmiştir. Bu karara karşı, davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davalı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkemece müvekkili şirket tarafından yapılan değişikliğin prim sistemini değiştirdiği ve bunun taraflar arasında akdedilen sözleşme kapsamında değerlendirilmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle davanın  kabulüne karar verilmiş ise de mahkeme tarafından adeta davacı yan yerine geçilerek yorumunun maddi ve hukuki gerekçelerinin hatalı olduğunun açık olduğunu, müvekkili şirket tarafından komisyon oranlarında yapılan değişikliğin prim sistemi değişikliği olduğu, sözleşmenin 6.2.maddesinde düzenlenen hükme göre değerlendirilme yapılamayacağı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verildiğinin ifade edildiğini, davacı tarafça yapılan değişikliğin prim sistemi değişikliği olduğu ve uygulanamayacağına dair hiçbir iddiada bulunulmadığını, dava dilekçesinde davacı tarafın sözleşmenin 6.2.maddesi uyarınca müvekkili şirket tarafından komisyon oranlarının belirlenmesi hususunda herhangi itirazının olmadığını, mahkemece taleple bağlılık ilkesine ve sözleşmeye aykırı gerekçe bildirildiğini, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas sayılı dosyası üzerinden verilen ve Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/10824 Esas sayılı  dosyası üzerinden verilen kararda prim sistemi değişiklik hakkının müvekkili şirkette bulunduğunun açıkça ifade edildiğini, yapılan yargılama kapsamında alınan toplam 6 bilirkişi raporunun dördünde komisyon oranı değişikliği ve komisyon sistemi değişikliği hususlarında herhangi bir ayrıma gidilmediğini, mahkemece tamamen hatalı değerlendirme ile davanın kabulüne karar verildiği gibi davacı alacağının neye göre hesaplanmış olduğunun izaha muhtaç olduğunu, davacı yanın herhangi bir hesaplamaya matuf olmayan alacak taleplerine ilişkin olarak alınan bilirkişi raporundaki görüş doğrultusundaki önceki dönemlerde kesilen faturalar üzerinden aylık ortalama bir hak ediş miktarı çıkarılarak bu miktarın kesilen faturalardan fazla olmadığı gerekçesiyle tüm fatura miktarlarına itibar edilmesi gerektiği yönünde karar verildiğini, gerekçe olarak TBK'nın 50 maddesinde yer alan hükmün uyuşmazlığa uyarlandığını, taraflar arasında akdedilen delil sözleşmesinin yok sayılarak verilen kararın ortadan kaldırılması gerektiğini, sözleşmenin 9.maddesinde kesin delilin düzenlenmiş olduğunu, davacı lehine verilen icra inkar tazminat şartlarının oluşmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İNCELEME VE GEREKÇE Dava, distribütörlük ilişkisinden kaynaklı faturaya bağlı alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine karşı itirazın İİK'nın 67.maddesi uyarınca iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen  kabulüne karar verilmiş; bu karara karşı, davalı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Taraflar arasında, distribütörlük sözleşmesinin varlığı konusunda herhangi bir uyuşmazlık mevcut değildir. Uyuşmazlık, davalının sözleşme hükümleri çerçevesinde tek taraflı olarak komisyon oranlarında değişiklik yapma hakkının bulunup bulunmadığı, davacı alacağının sübuta erip ermediği, mahkeme kararının usul ve yasaya uygun bulunup bulunmadığı ile davacı yararına hükmedilen icra inkar tazminat şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir. Dosya kapsamından, taraflar arasında 29.11.2010 tarihli distribütörlük sözleşmesinin imzalanmış olduğu, davacının sözleşmede distribütör olarak yer aldığı, sözleşmenin konusunun 2.maddede, davalı şirket tarafından sağlanan sabit mesafe telefon hizmetlerinin davacı tarafından abonelik tesisi sağlanması yolu ile satış ve pazarlanmasının yapılması bu kapsamda taraflar arasındaki hak ve yükümlülüklerin tesisine ilişkin olduğuna yer verildiği, sözleşmenin 6.maddesinde, komisyon oranı ve mali hükümlerin düzenlendiği, 6.1.maddede, distribütörün ön ödemeli abonelik sözleşmelerinde abonelik sözleşmesinin imzalanmasına müteakip faturada abonelik sözleşmelerinde ise abonelik sözleşmesinin imzalanması ve ilk faturanın abone tarafından ödenmesine müteakip komisyon bedeline  hak kazanılacağı, komisyon oranlarının ek-1 kapsamında taraflarca mutabık kalınarak tesis edildiği, 6.2.maddede, taraflar arasındaki komisyon oranının abone tipine göre mutabık kalınarak belirlendiği ve sözleşme ekinde sunulduğu, davalının piyasa koşulları ve maliyetlerin artması gibi etkenlere bağlı olarak komisyon oranlarında değişiklik yapabileceği, ancak bu değişiklik uygulamaya girmeden evvel distribütöre yazılı olarak iletilebileceği, distribütörün yeni komisyon oranı ile çalışmaya devam etmek istememesi halinde kendisine yazılı bildirimin iletilmesini müteakip bir hafta içerisinde bu sözleşmeyi noter aracılığıyla ihbar ederek feshetme hakkına sahip olacağı, distribütör tarafından komisyon oranlarını değiştiren bildirimin kendisine iletilmesine  müteakip bir hafta içerisinde fesih beyanında bulunulmaması halinde yeni komisyon oranının kabul edildiği anlamana geleceği ve takip eden faturaların yeni komisyonlar üzerinden tanzim edileceğinin belirtildiği, sözleşme süresinin 8.maddenin 1. bendinde bir yıl olarak belirlendiği, yenileme prosedürünün 5 yılı aşamayacağı, 5 yılın sonunda tarafların dilerse yeni bir mutabakat ile sözleşme şartlarını gözden geçirerek sözleşmeyi yenileyebileceği hususlarına yer verildiği, 9.maddede, kesin delil başlığı ile sözleşmeden ve sözleşmenin ifasından doğabilecek ihtilaflarda davalı şirketin ticari defter ve mali kayıtları ile her türlü bilgisayar kayıtlarının geçerli, bağlayıcı ve kesin delil teşkil edeceği hususuna yer verildiği, davalı şirket tarafından  davacı şirkete 14.12.2012 tarihli ihtarname gönderildiği, ihtarnamede 13.12.2012 tarihli tebliğ edilen 81.420,00 TL tutarındaki faturanın kabulünün mümkün olmadığı belirtilerek faturanın iade edildiği, şirket tarafından 01.06.2012 tarihinde yapılan bildirim bulunduğu, söz konusu bildirim gereğince bu tarih itibariyle şirketin prim sisteminin değiştirildiği, prim sisteminin \"Airtime\" şeklinde değil \"Aktivasyon\" karşılığında hesaplanacağının belirtildiği, bu nedenle Temmuz-Ağustos- Eylül aylarına ait düzenlenen faturaların iptali ve bildirilen prim sistemi üzerinden hesaplanacak olan tutara ilişkin düzenlenecek faturanın karşılıklı olarak mutabık kalınmak suretiyle ödeneceğinin bildirildiği, ayrıca akdedilen 28.09.2012 tarihli avans protokolü uyarınca şirket tarafından ödenmiş olan 20.000,00 TL tutarında avans borcunun olduğu, bu borcun tebliğ tarihinden itibaren 7 gün içerisinde ödenmesinin talep edildiği, ihtarname ekinde yeni prim sistemi başlığı altında davalı şirket tarafından tek taraflı olarak düzenlenmiş 3 sayfalık düzenleme metninin yer aldığı, düzenlemenin giriş kısmında yeni prim sisteminin yeni bayiler için hemen uygulanacağı ifadesine yer verildiği, davalı şirket tarafından davacı tarafa 01.06.2012 tarihinde komisyon oranlarında değişiklik bildirimi konulu yazının düzenlendiği söz konusu yazıda 20.12.2010 tarihinde akdedilmiş olan distribütörlük sözleşmesinin 6.2.maddesine dayanarak komisyon oranlarında değişikliğe gidileceği, bayilik sözleşmesinin asli edimlerinden biri olan yeni abone kazandırılması yükümlülüğünü gereği gibi yerine getirmemekle maliyetlerin artmasına sebep olduğu, bu sebeple şirket tarafından komisyon oranlarında değişikliğe gidileceği, uygulanan mevcut prim sistemi uygulamasının 01.06.2012 tarihinde sone ermiş olacağı, bu tarihten itibaren uygulanacak yeni komisyon oranlarının ekte sunulduğu, bildirimin tebliğinden itibaren bir hafta içerisinde noter aracılığıyla fesih beyanında bulunulmaması halinde yeni komisyon oranlarının kabul edilmiş sayılacağı ve takip eden faturaların yeni komisyon oranları üzerinden tanzim edileceğinin bildirildiği hususlarına yer verildiği, davalının 14.12.2012 tarihli davacı şirketin 11.12.2012 tarihli ihtarnamesine karşılık cevabı ihtarnamede bulunduğu ve  faturayı iade ettiği, yine 22.05.2014 tarihli cevabı ihtarnamede ise davacı şirketin Beyoğlu ... Noterliğinin 14.05.2014 tarihli ihtarnamesi ile faturalara itiraz ve iadesi  ile distribütörlük sözleşmesinin feshedildiğinin ihtar edildiği, ihtarname içeriğinde 16.05.2014 tarihli ihtarnameye ilişkin itirazlarının olduğu, şirket adına düzenlenen 02.05.2014 tarihli 298.540,00 TL tutarındaki fatura ile 02.05.2014 tarihli 99.415,00 TL tutarındaki faturanın müvekkili tarafından kabulünün mümkün olmadığı, 01.06.2012 ve 07.06.2012 tarihlerinde yapılan bildirimler ile bu tarih itibariyle prim sisteminin değişikliği ve prim sisteminin Airtime şeklinde Aktivasyon karşılığında hesaplanacağının bildirildiği, iş bu durumun elektronik posta ile muhataba gönderildiği, elektronik postanın muhatap tarafından teslim alındığı, ek olarak Beyoğlu .... Noterliğinin 14.12.2012 tarihli ihtarnamenin gönderildiği, derdest İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas sayılı dava ile prim sisteminin değiştiğinin muhatapça bilindiğinin buna rağmen eski prim sistemi üzerinden hesaplama yapılarak haksız kazanç elde edilmek istenmesinin hukuki dayanağının olmadığının belirtilerek sözleşmenin 8.maddesi uyarınca keşidecinin talimat ve kurallara aykırı hareket etmesi gerekçesiyle sözleşmenin haklı yere feshedildiğinin belirtildiği, davacı şirket tarafından davalının ihtarnameye cevap ile iade etmiş olduğu 2 adet fatura ve işlemiş faiz toplamı 498.931,99 TL alacağın tahsili amacıyla davalı hakkında İstanbul ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında  ilamsız icra takibi başlattığı, takibe konu olan faturaların 02.05.2014 tarihli 2 adet fatura olduğu, faturalardan birinin KDV dahil toplam 298.540,00 TL tutarında, bir diğerinin ise 99.415,00 TL tutarında olduğu, faturanın Ekim, Kasım, Aralık 2012 yılına ait Airtime hak ediş komisyon bedelleri ile Ocak ve Ekim ayları dahil 2013 yılı Airtime hak ediş komisyon bedeli, diğer faturanın ise Kasım 2013'ten itibaren Mayıs 2014 yılına ait Airtime hak ediş komisyon bedeline dair faturalar olduğu, davacı şirket tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas sayılı dosyasında, 20.02.2013 tarihinde davalı  şirkete karşı distribütör sözleşmesi ile ilgili olarak şirketin komisyon bedellerinin ödenmediği belirtilerek Temmuz-Ağustos-Eylül 2012 dönemine ait komisyon bedelleri toplamı 81.420,00 TL alacağın tahsilini talep ettiği, davalı şirketin ise karşı dava olarak cevap dilekçesi ile birlikte sözleşmenin ekinde bulunan komisyon oranlarında ödeme yapılmakta olduğunu, 01.06.2012 tarihinde yeni prim sisteminin değiştiği duyurusunu yaptıklarını, sözleşmenin 6.2.maddesinin bu duruma müsaade ettiğini, davacının talebi üzerine 28.09.2012 tarihli avans protokolü imzalandığını, bu kapsamda davacıya 20.000,00 TL ödeme yapıldığını belirterek söz konusu bedelin tahsilini talep ettiği, mahkemenin 2014/93 Esas, 21.04.2014 tarihli kararı ile sözleşme gereğince davacının Temmuz-Ağustos-Eylül 2012 dönemine ait hak ediş alacağının doğduğu, bu yoldaki faturanın noterlik vasıtasıyla davalıya gönderildiği, ancak davalının sözleşmenin 6.2.maddesine göre komisyon oranının belirlenme hakkının kendisinde bulunduğunu belirterek komisyon oranlarını değiştirme nedeniyle davacıya faturaları geri iade ettiği, avans ödemesini geri istediğinin anlaşıldığı, her ne kadar davalının sözleşmenin 6.2.maddesine göre komisyon oranlarını belirleme yetkisi bulunsa dahi bu durumu ve değiştiren distribütör yazılı olarak bildirmek zorunlulu getirildiğinden davalının böyle bir bildirimi yani komisyon oranının değişikliğini davacıya bildirdiğini ispat edemediğinden artık eski komisyon oranları üzerinden doğan 81.420,00 TL'lik komisyon oranının davacıya ödemek zorunda olduğu belirterek asıl davanın kabulüne, karşı davanın tahsiline karar verildiği, söz konusu kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 2015/10824 Esas, 2016/4180 Karar ve 08.03.2016 tarihli ilamı ile onandığı, onama ilamına karşı yapılan karar düzeltme talebinin ise aynı dairenin 2016/10287 Esas, 2017/5816 Karar ve 13.09.2017 tarihli ilamı ile reddedildiği, davacı tarafça önceki kararın onanması aşamasından sonra yukarıda yer verilen dava konusu icra takibini başlattığı, davalı şirketin takibe karşı itiraz ettiği, davacının ise İİK 67 maddesi gereğince 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde iş bu davayı açmış olduğu anlaşılmıştır. 25.09.2017 tarihli bilirkişi heyet raporunda; 24.07.2017 günü taraf vekilleri ile birlikte davalı şirket bilgisayar sistemi üzerinde yapılan inceme ve işbu rapor ekindeki (Ek-3) 06.07.2012 tarihli elektronik postalar ile bu tarihteki IP log kayıtlarına ilişkin bilgisayar çıktıları dikkate alındığında, davalı tarafından tek taraflı olarak hazırlanan yeni prim sisteminin davalı tarafından davacıya 06.07.2012 tarihli elektronik posta ile bildirildiği ve sözleşmenin 6.2. madde hükmünün bu şekilde yerine getirildiği, taraflar arasında bu konudaki uyuşmazlık devam ettiğinden, ayrıca yeni prim sistemi değişikliğinin tekrar, Beyoğlu ... Noterliğinin 14.12.2012 tarih ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile de komisyon oranlarının tek taraflı olarak değiştirildiğinin davacıya yazılı olarak bildirildiği ve ekinde yeni prim sisteminin gönderildiği, huzurdaki uyuşmazlık konusu davada davalı ... tarafından tek taraflı hazırlanan yeni prim sisteminin taraflar arasında akdedilen Distribütörlük Sözleşmesinin 6.2. bahsi geçen ve davalı ...'a değişiklik yetkisi verilen Komisyon oranındaki değişikliği içermediği, komisyon oranında değişiklik demek tabirinin, örneğin Şehir içi görüşmeler için belirlenen %3,5'luk komisyon oranını %4'ye düşürmek  olduğu, taraflar arasında akdedilen Distribütörlük Sözleşmesinin Komisyon Oranı ve Mali Hükümler başlıklı 6.2. maddesi davalı ...'a, abonenin arama görüşme tipi ve süresine göre belirlenen (Airtime) Komisyon oranlarına göre hakediş hesap yöntemini yok sayarak, aktivasyon performans prim sistemi yöntemine göre hakediş hesaplama yetkisi vermediği, taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan ve davalı tarafından tek taraflı hazırlanan bu yeni prim sisteminin, taraflar arasında akdedilen 29.11.2010 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin, Tarafların Hak ve Yükümlülükleri başlıklı 5.3. ve 5,16. maddelerinde ve aynı sözleşmenin Komisyon Oranı ve Mali Hükümler başlıklı 6.1 ve 6.2. maddelerinde söz konusu edilen komisyon oranlarıyla bir benzerliğinin bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı, bu kapsamda huzurdaki itirazın iptal davasına konu olan 02.05.2014 tarihli ve 35 sıra nolu Ekim 2012-Ekim 2013 ayları aralığını kapsayan 13 aylık döneme ilişkin davalı adına düzenlenmiş KDV dahil 298.540,00 TL tutarlı fatura ile 02.05.2014 tarihli ve 36 sıra nolu Kasım 2013- Mayıs 2014 ayları aralığını kapsayan (sözleşmenin feshedilmesine kadar) 7 aylık döneme ilişkin davalı adına düzenlenmiş KDV dahil 99.415,00 TL tutarlı faturaların, taraflar arasında akdedilen Distribütörlük Sözleşmesi eki Ek-1'de yer alan komisyon oranlarına göre düzenlenmiş olduğu anlaşılmış olmakla birlikte, davacı tarafından davalıya kazandırılan abonelerin komisyon oranı hakkediş faturaları ile ilgili telefon görüşme arama tipi ve sürelerine ilişkin veri bilgilerini içeren arayüz ekranının davacı şirket yararlanmasına kapatılmış olması dikkate alındığında, huzurdaki itirazın iptaline konu fatura içeriklerindeki 20 aylık süreye ilişkin komisyon oranları tutarlarında kullanılan abone sayısı ve bu abonelerle ilgili arama tipi görüşme tutarlarının tahmini olarak alınmış olabileceği, bu sebeple Ekim 2012-Mayıs 2014 tarihleri aralığındaki 20 aylık süre için ay bazında davacının davalıya kazandırdığı abonelikleri devam eden o aydaki toplam abonenin hesaplanmış şehir içi görüşme tutarlarının, GSM görüşme hutarlarının, şehirler arası görüşme tutarlarının ve uluslar arası görüşme tutarlarının taraflar arasında mutabakata varılarak heyete yazılı olarak verildiği takdirde, davaya konu fatura içeriklerindeki aylık tutarla ilgili  inceleme yapılabileceği belirtilmiştir. 11.12.2017 tarihli ek bilirkişi heyet raporunda;  25.09.2017 tarihli kök bilirkişi heyet raporun sonuç bölümünde özetle, “Taraflar arasında uyuşmazlık konusu olan ve davalı tarafından tek taraflı hazırlanan bu yeni prim sisteminin, taraflar arasında akdedilen 29.11.2010 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin, Tarafların Hak ve Yükümlülükleri başlıklı 5.3. ve 5.16. maddelerinde ve aynı sözleşmenin Komisyon Oranı ve Mali Hükümler başlıklı 6.1 ve 6.2. maddelerinde söz konusu edilen komisyon oranlarıyla bir benzerliğinin bulunmadığı  sonuç ve kanaatine varıldığı, çünkü sözleşmenin 6.2. maddesinde geçen komisyon oranı, davacı distribütörün davalı ...'a kazandırdığı abonelerle ilgili, aboneler tarafından yapılan aylık telefon arama görüşme tipi ve süresine göre hesaplanan (Airtime yöntemi) ve abonenin davalı ...'a vergiler hariç aylık ödeyeceği fatura tutarına göre, davacı distribütöre davalı ... tarafından, abonenin abonelikte kaldığı süre boyunca her ay ödeyeceği bir sistem olduğu, bu sistemde örneğin davacı davalıya kazandırdığı abonelerin şehir içi görüşmelerinden vergiler hariç abonenin fatura tutarı üzerinden %3,5 oranında komisyon alacağı olduğu, sözleşmenin 6.2. maddesindeki komisyon oranındaki değişiklik demenin örneğin şehir içi görüşmelerdeki %3,5 olan komisyon oranını ya da %2 yapmak olduğunu, oysa yeni prim sistemi Distribütör performansına (aktivasyon) göre belirlenen bir prim sistemi olduğu, yeni aktivasyon yapılacak abonelere yönelik hazırlandığı ve öngörülen primlerden büyük bir çoğunluğunun da abonelikleri devam ettiği halde önceki tarihlerde abone olanları kapsamayacağı anlaşıldığından, aktivasyon yöntemi olarak adlandırılan bu prim sisteminin davalı Distribütörün mevcut gelirinin azaltılmasına yönelik bir uygulama olacağı kanaatine de varıldığı, görüldüğü gibi sözleşmenin 6.2. maddesinde öngörülen komisyon oranı ile yeni getiren prim sistemi arasında bir benzerlik bulunmadığı, hal böyle iken 29.11.2010 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin komisyon oranları ile ilgili 6.2. maddesi hakkındaki nihai takdirin; Yargıtay incelenmesinden de geçerek kesinleşen İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas, 24.04.2014 tarih ve 2014/93 karar sayılı ilamı çerçevesinde mahkemenin olduğu, mahkemece davalı tarafından uygulanmak istenen davacı Distribütörün performansına dayalı yeni prim hesaplama sisteminin taraflar arasında akdedilen 29.11.2010 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin Komisyon Oranı ve Mali Hükümler başlıklı 6.2. maddesinde öngörülen Komisyon Oranları ile bir benzerliğinin bulunmadığı ve bu madde hükmüne aykırı olduğu yönündeki kanaatlerinin benimsenmesi durumunda taraflar arasında akdedilen Distribütörlük Sözleşmesinden kaynaklanan ve sözleşmenin Komisyon Oranı ve Mali Hükümler başlıklı 6.2. maddesi gereği Airtime hesap yöntemi hakkediş komisyon karşılığı düzenlenen, 02.05.2014 tarihli ve 35 sıra nolu Ekim 2012-Ekim 2013 ayları aralığını kapsayan 13 aylık döneme ilişkin davalı adına düzenlenmiş KDV dahil 298.540,00 TL tutarlı fatura ile 02.05.2014 tarihli ve 36 sıra nolu Kasım 2013- Mayıs 2014 ayları aralığını kapsayan (sözleşmenin feshedilmesine kadar) 7 aylık döneme ilişkin davalı adına düzenlenmiş KDV dahil 99,415,00 TL tutarlı fatura alacaklarını talep edebileceği kanaatinde olmakla birlikte, İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 E. sayılı dosyası içeriğinde bulunan ve davacının davalıya kazandırdığı abone isimlerini gösteren listedeki verilerin, hangi aya ait olduğu bilinmediği gibi, listede yer alan abonelerin, uyuşmazlığa konu Ekim.2012-Mayıs.2014 tarih aralığındaki 20 aylık dönemde de aboneliklerinin devam edip etmediği, çağrı sürelerinin ne olduğuna yönelik bir veriye de anılan dosya içeriğinde rastlanılmadığından, fatura tutarları ile ilgili bir tespitte bulunmanın mümkün olmadığı, ayrıca davacı distribütöründe söz konusu faturalarla ilgili aylık bazda açıklayıcı bir hesap dökümü  sunmadığı, faturalarda yer alan aylık tutarları neye göre hesapladığının  bilinemediği, davalı tarafın, tarafları ve konusu aynı olan ve Yargıtay denetiminden de geçmiş olan İstanbul  5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas ve . 24.04.2014 tarih ve 2014/93 karar sayılı ilamına konu 29.11.2010 tarihli Distribütörlük Sözleşmesinin 6.2 maddesi ile ilgili hükmün, bu yönlerden usulü müktesep hak kapsamında olduğunu beyan ettiği, şayet mahkeme tarafından İstanbul 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/55 Esas , 24.04.2014 tarih ve 2014/93 karar sayılı ilamındaki Sözleşmenin 6.2. maddesi ile ilgili hükmü hukuki açıdan benimsediği takdirde, 14.12.2012 tarih ve 15849 yevmiye sayılı ihtarname ile yazılı bildirim şartı yerine getirildiğinden, davacı Distribütörün davalı yandan 02.05.2014 tarihli ve 35 sıra nolu KDV dahil 298.540,00 TL tutarlı fatura içeriği dikkate alındığında; Ekim.2012 airtime hakkediş komisyonu 23.000,00 TL Kasım.2012 airtime hakkediş komisyonu 22.000,00 TL Aralık.2012 airtime hakkediş komisyonu 22.000,00 TL Aratoplam — 67.000,00 TL %18 KDV =12.060 TL TOPLAM = 79.060,00 TL asıl alacak talep edebileceği, söz konusu fatura alacağı ile davacı tarafından davalıya keşide edilen 14.05.2014 tarihli ve 8332 nolu ihtarname ile davalı tarafından davacıya keşide edilen ilgili faturanın iadesi ile ilgili 22.05.2014 tarihli ve 19508 yevmiye sayılı  cevabı ihtarname dikkate alındığında, davacının davalıdan 01.09.20116 icra takip tarihi itibariyle talep edebileceği alacak miktarının toplam 95.970,72 TL olduğu belirtilmiştir. 19.04.2018 tarihli 2. ek bilirkişi heyet raporunda; mahkemenin 01.03.2018 tarihli 3 nolu duruşma tutanağındaki inceleme ara kararı gereği, yeni Aktivasyon prim sistemine göre davacının davalıdan isteyebileceği pirim olup olmadığı konusunda, işbu rapor ekindeki 04.04.2018 tarihli inceleme tutanağında dâ görüleceği üzere, davacı şirket kayıtları üzerinde yapılan incelemeler sonucunda; itirazın iptal davasına konu Ekim.2012- Mayıs.2013 aralığını kapsayan fatura dönemlerine ilişkin, davacı distribütör tarafından davalı şirkete kazandırılan yeni abone sayısı, Ekim.2012 ayı fatura döneminde 01 .10.2012 tarihinde ... nolu abone, 02.10.2012 -tarihinde ... ve ... nolu abone olmak üzere yalnızca 3 adet abone olduğundan ötürü, bayi (distribütör ) performansına davalı yukarıda söz konusu olan Aktivasyon yeni prim sistemi dikkate alındığında; davacı bayinin tabloda gösterilen primlerden herhangi bir aktivasyon  primini hakkedişi olmadığı belirtilmiştir. 10.05.2019 tarihli bilirkişi heyet raporunda; taraflar arasındaki sözleşmede öngörülmüş olan prim oranlarının (prim sisteminin) tek taraflı olarak değiştirilmesine ilişkin olarak sözleşmenin 6.2 nolu maddesinde davalıya tanınmış olan hak kullanılmak suretiyle davalı tarafından prim sisteminde (prim oranlarında) yapılmış olan değişikliğin MK.md.2 anlamında hakkın kötüye kullanılması oluşturduğu, bu nedende geçersiz olduğu; dolayısıyla, huzurdaki itirazın iptali davasına konu fatura içeriklerindeki, Ekim 2012 -Mayıs 2014 tarihieri aralığındaki 20 aylık sözleşme dönemine ilişkin olarak davacının talebe hak kazandığı hakkediş alacakların  sözleşmede öngörülmüş olan prim sistemine (eski sisteme) göre hesapilanması gerektiği; yapılan hesaplama neticesinde, huzurdaki itirazın iptali davasına konu fatura içeriklerindeki Ekim 2012 - Mayıs 2014 tarihleri ara dönemine ilişkin olarak davacının davalıdan, takip 397.955,00 TL tutarında hakkediş alacağı bulunduğu; davacının davalıyı 14.05.2014 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesi ile temerrüde düşürmüş olduğundan, bu ihtarnamenin tebliğ edildiği 16.05.2014 tarihinden sonra davalıya verilen 7 günlük süre sonu olan 23.05.2014 tarihinden takip tarihi olan 02.09.2016 tarihine kadar, talep gibi ticari faiz (avans faizi) oranı üzerinden işlemiş 95.362,01 TL temerrüt faizi alacağının bulunduğu;  Davacının takip tarihi ile toplam alacağının ; Asil alacak 298.540,00TL fatura alacağı İşlemiş faizi 71.539,18 TL Asıl alacak 99.415,00TL fatura alacağı İşlemiş faiz 23.822,83 TL  Toplam: 493.317,01TL olduğu, icra flas Kanunu 67/2 maddesi uyarınca davacının davalıdan icra inkar tazminatı hak edebileceği konusunda mahkemece karar verildiği takdirde %20 üzerinden hesaplanacak İİK tazminat miktarının 98.663,40 TL olduğu belirtilmiştir. 02.02.2020 tarihli bilirkişi heyet raporunda; kesinleşmeye konu kararda komisyon oranlarında yapılan değişikliğin davacıya sözleşmeye uygun şekilde bildirildiği hususunun ispat edilemediğine ilişkin bir gerekçenin bulunduğu dikkate alındığında, bu tespitin kesin hükmün kapsamına dahil olacağı ve derdest dava yönünden tartışılamayacağı, her ne kadar kesin hükmün kapsamına hüküm fıkrası dahil olacak ise de hükme sıkı surette bağlı gerekçeler de kesin hüküm kapsamı içinde görülebileceği, bununla birlikte komisyon oranlarında yapılan değişikliğin davacıya sözleşmeye uygun şekilde bildirildiği hususunun ispat edilemediğine ilişkin bir gerekçenin hükme sıkı surette bağlı sayılıp sayılamayacağı konusundaki takdir  mahkemeye ait olacağı, davalı yanın “Taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 9. maddesinde müvekkili işletmenin ticari defter ve mali kayıtları ile her türlü bilgisayar kayıtlarının bağlayıcı ve kesin delil teşkil cdeceği hususunun anlaşmaya geçirilmesi karşısında davacı tarafın ticari kayıtlarının dikkate alınamayacağına ilişkin değerlendirmesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğu, zira HMK m.193/2 çerçevesinde, taraflardan birinin usul hukukundan doğan temel hak ve yetkileri ortadan kaldırılmışsa söz konusu sözleşmenin geçerli olamayacağı, taraflar arasındaki sözleşmenin 6.2.maddesine bir bütün olarak bakıldığında, sözleşmenin bir tarafına verilmiş olan komisyon oranlarını tek taraflı olarak değiştirme yetkisi karşısında sözleşmenin diğer tarafının da sözleşmeyi feshetme yetkisinin bulunduğu düşünüldüğünde (tarafların tacir olmaları sebebiyle basiretli tacir gibi hareket etmek yükü altında bulunduğu gözetildiğinde ) komisyon oranlarında davalı yanın tek taraflı olarak değişiklik yapma imkanına sahip bulunmasının hukuka aykırı bir yönü bulunmadığı, bununla birlikte taraflar arasındaki sözleşmenin bir kelepçe sözleşmesi olarak nitelendirilip nitelendirilemeyeceği hakkında takdirin mahkemede olacağı, ancak özellikle sözleşmenin diğer tarafının da sözleşmeyi feshetme yetkisinin bulunduğu düşünüldüğünde kelepçe sözleşmesinin bu unsurunun derdest dava bakımından bulunmadığı belirtilmiştir. Mahkemece, yukarıda yer verilen gerekçelerle istinaden davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Taraflar arasındaki distribütörlük sözleşmesinin 6.2 maddesinde, komisyon oranlarında değişiklik yapılabileceği belirtilmiş iken davalı şirket tarafından oranlarla ilgili herhangi bir değişiklik yapılmadığı, bilirkişi raporlarında ayrıntılı şekilde ifade edildiği üzere eski prim sisteminden farlı olarak yeni prim sistemine geçilerek değişiklik yaptığı, gerçekleştirilen bu değişikliğin sözleşmede davalıya tanınan yetki kapsamında olmadığı anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalı tarafın sözleşme şartlarına göre prim değişikliğine gittiğine dair savunması yerinde görülmemiştir. Tarafların serbest iradesiyle gerçekleştirilmiş olunan sözleşme hükümlerinin tek taraflı olarak karşı taraf aleyhine değiştirilmesi kabul edilmeyecektir. Diğer taraftan taraflar arasında görülen ve kesinleşen dava dosyasındaki alacak dönemi prim değişikliğinden önceki zaman dilimine denk geldiğinden ve ayrıca davalı tarafı sözleşmeden kaynaklanan hakkını kullanarak prim değişikliği yoluna gitmiş olduğunun kabulünde dahi yine sözleşmenin aynı hükmü gereğince davalı tarafın şekil şartlarına uygun olarak bu hususu davacı tarafa yazılı olarak bildirmediği, aksini ispat edemediği, kesinlemiş mahkeme kararı ile de sübuta erdiğinden davalının aksine iddiaları yerinde görülmemiştir. Sözleşmenin 9. maddesinde, davalının defter ve kayıtları ve ilgili belgelerin taraflar arasındaki uyuşmazlıkta kesin delil olacağı  belirtilmiş ise de TTK'nın  83 ve HMK'nın 222. maddeleri uyarınca ticari defterlerin karşılıklı olarak incelenip değerlendirilmesi gerektiği gibi, HMK'nın 193/2 hükmü gereğince, bir tarafın ispat hakkını tamamen ortadan kaldıracak şekilde yapılan delil sözleşmeleri de geçersizdir. Diğer taraftan, takip konusu alacak faturaya dayanmakta olup İİK'nın 67. maddesi gereğince likit ve taraflarca bilinebilecek nitelikte olduğundan davalı vekilinin aksine istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davalı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına; bakiye 25.273,86 TL istinaf karar harcının davalıdan tahsiline, Hazineye gelir kaydına,3-Davalı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi  üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda,  oy birliğiyle ve temyizi kabil olmak üzere karar verildi. 28.03.2024</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d508bf1d217e12dc","SID":"8a547daa831af630"}}